Sağlık

Sağlığa Zararlı Olduğunu Bildiğimiz Yiyecekleri Neden Yemeye Devam Ederiz?

Bir yiyeceğin sağlıklı olmadığını bilmek, onu hayatımızdan otomatik olarak çıkarmaya yetmez. Cipslerin günlük atıştırmalık için iyi bir seçenek olmadığını, şekerli içeceklerin yüksek miktarda şeker içerebildiğini veya işlenmiş et ürünlerinin sık tüketiminin sınırlandırılmasının önerildiğini birçok kişi zaten bilir. Asıl zorluk, bu bilgiyi yoğun, yorgun ve alışkanlıklarla dolu gündelik yaşamda kararların parçası hâline getirmektir.

Bu durum çoğu zaman yalnızca “irade eksikliği” ile açıklanamaz. Anlık haz, alışkanlık, erişilebilirlik, duygusal çağrışımlar ve sağlıklı seçeneğin gerektirdiği emek bir araya geldiğinde, bilinenin aksine davranmak oldukça kolaylaşır.

Anlık tat, uzak ihtimallerden daha güçlü gelir

Sevilen bir tatlı ya da tuzlu atıştırmalık birkaç saniye içinde keyif verir. Beslenme düzeninin uzun vadeli etkileri ise belirsiz ve uzakta görünür. Bir akşam fazla tuzlu, şekerli veya işlenmiş bir ürün tüketmek çoğu kişide hemen fark edilir bir sorun yaratmayabilir. Bu da “bugün bir şey olmaz” düşüncesini ikna edici kılar.

Risklerin çalışma biçimi de bu algıyı güçlendirir: Bir alışkanlığın belirli bir hastalığın olasılığını artırması, o alışkanlığı olan herkesin mutlaka hastalanacağı anlamına gelmez. Kişinin yıllardır belirli ürünleri tüketip kendini iyi hissetmesi ya da çevresinden tekil örnekler vermesi, uzun vadeli riski görünmez hâle getirebilir.

Tanıdık yiyecekler tehdit gibi algılanmaz

Çocukluktan beri evde görülen, markette kolayca bulunan veya sosyal buluşmalarla ilişkilenen yiyecekler çoğu zaman “riskli” değil, sıradan görünür. Sosis, salam, sucuk, jambon, pastırma, bacon ve benzeri tuzlama, tütsüleme, fermantasyon gibi işlemlerden geçmiş et ürünleri bu tanıdıklık etkisine örnek olabilir.

İşlenmiş et tüketimi ile kolorektal kanser riskindeki artış arasındaki bağlantının kanıtlandığı belirtilmektedir. Buna karşılık beslenme uyarılarının tümü aynı düzeyde kanıta dayanmaz. Şeker, gluten, süt, patates, kahve veya yağlar hakkında birbirini tutmayan korkutucu mesajlar duyan kişi, zamanla güvenilir önerilere de tepki vermemeye başlayabilir.

Beslenme konusunda her şeyi “yasak” veya “zararsız” diye ayırmak yerine, ürünün türüne, tüketim sıklığına ve genel beslenme düzenindeki yerine bakmak daha gerçekçi bir çerçeve sunar. Yağ, beslenmenin gerekli bileşenlerinden biridir; ancak tereyağı ve yağlı et gibi doymuş yağ oranı yüksek ürünlerin ölçülü tüketilmesi önerilir.

Kolay olan seçenek çoğu zaman öne geçer

Yorgun ve aç bir akşamda yemek planlamak, malzeme hazırlamak ve pişirmek ek kararlar gerektirir. Hazır bir ürün, paketli atıştırmalık veya kısa sürede sipariş edilebilen bir yemek ise hemen erişilebilir görünür. Bu nedenle beslenme tercihleri yalnızca bilgiyle değil; zaman, bütçe, evdeki malzemeler ve gereken çabayla da şekillenir.

Sağlıklı seçenek sürekli daha fazla hazırlık istiyorsa, enerjinin az olduğu günlerde ilk vazgeçilen seçenek olabilir. Bu yüzden ortamı düzenlemek, yalnızca iradeye güvenmekten daha uygulanabilir olabilir. Çevreyi daha sağlıklı seçimleri destekleyecek biçimde düzenlemek, tekrar eden kararların yükünü azaltabilir.

  • Evde birkaç dakikada hazırlanabilecek temel öğün malzemeleri bulundurmak,
  • Hazırlanan yemeğin bir kısmını daha sonra kullanmak üzere saklamak,
  • Uzun hazırlık istemeyen sebze ve diğer ürünleri tercih etmek,
  • Sık tüketilen paketli atıştırmalıkları büyük stoklar hâlinde evde tutmamak

Bu yaklaşımın ters yönü de işler: Bir yiyeceğe ulaşmak biraz daha fazla çaba gerektiriyorsa, onu otomatik biçimde tüketme olasılığı azalabilir.

Yemek sadece besin öğelerinden ibaret değildir

Yemek; kutlama, dinlenme, arkadaşlık, nostalji ve ödül duygusuyla bağ kurabilir. Pizza arkadaşlarla geçirilen zamanı, pasta bir doğum gününü, çikolata ise yoğun bir günün ardından kısa bir rahatlamayı çağrıştırabilir. Bu bağlar varken “zararlı olanı bırak” önerisi, davranışın yerine ne konacağını açıklamadığı için yetersiz kalır.

Özellikle belirli yiyecekler stres, sıkıntı veya yorgunlukla baş etme aracı hâline geldiyse, yalnızca içeriğini bilmek davranışı değiştirmez. Duygusal açlıkla baş etme yollarını düşünmek, açlık dışındaki tetikleyicileri ayırt etmeye yardımcı olabilir.

“Bir kereden bir şey olmaz” ne zaman alışkanlığa dönüşür?

Tek bir hamburger, paket cips veya tatlı tek başına bütün beslenme düzenini tanımlamaz. Her ürünü tamamen yasaklamak da gerçekçi değildir. Sorun, istisna olarak görülen tercihin fark edilmeden günlük düzene yerleşmesidir.

Yoğun bir gün, arkadaş buluşması, hafta sonu dinlenme isteği veya yemek yapacak hâlin olmaması; her biri ayrı ayrı anlaşılabilir nedenlerdir. Ancak birkaç haftalık tabloya bakıldığında, geçici kolaylıkların tekrar eden bir alışkanlığa dönüştüğü görülebilir.

Bu nedenle “Bugün bunu yiyebilir miyim?” sorusundan çok, “Son zamanlarda bunu ne sıklıkla tüketiyorum?” sorusu daha açıklayıcı olabilir. Odak, tek bir öğün yerine tekrar eden örüntüye kayar.

Mükemmel beslenme hedefi değişimi zorlaştırır

Sağlıklı beslenme bazen her etiketi okumak, her öğünü evde hazırlamak, tatlıları tamamen bırakmak ve sürekli hesap yapmak gibi sunulur. Böyle bir tablo, beslenme düzenini sürdürülemez bir ek işe dönüştürebilir.

Oysa daha dengeli bir yönelim, tüm düzeni bir gecede değiştirmeyi gerektirmez. Örneğin işlenmiş et ürününü her sabah tüketmemek, cipsi evde paket paket bulundurmamak veya kısa sürede hazırlanabilen birkaç öğün seçeneği belirlemek daha ulaşılabilir başlangıçlar olabilir.

Küçük ama tekrar eden bir alışkanlığı değiştirmek, kısa sürede terk edilen sert kurallardan daha kalıcı bir yaklaşım sunabilir. Amaç, sağlığı yaşamın tek önceliği gibi ele almak değil; keyif, sosyal yaşam, zaman ve bütçe gerçekleri içinde daha sık destekleyici seçimler yapabilmektir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu