Kişisel GelişimPsikoloji

Hayıflanma ve Pişmanlık: Geçmişin Duygusal Yankıları

İnsan psikolojisinin en karmaşık alanlarından biri geçmişe dönüp bakma biçimimizdir. Günlük konuşma dilinde birbirinin yerine kullanılan hayıflanma ve pişmanlık kavramları, aslında zihnimizin geçmişteki olayları nasıl işlediğine dair çok farklı iki pencere açar. Bu iki duygu arasındaki ince çizgiyi anlamak, sadece doğru kelimeleri seçmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda duygusal farkındalık geliştirerek iç huzuru bulmanıza da yardımcı olur.

Hayıflanma Nedir: Kaçırılan Fırsatların Sitemi

Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından “üzülme, acınma, esef etme” olarak tanımlanan hayıflanma, temelinde bir eylemsizlik halini barındırır. Kişinin elinde imkan varken bir şeyi yapmaması, bir fırsatı değerlendirmemesi veya pasif kalması sonucunda hissettiği üzüntüdür. Burada odak noktası “yapılmayanlar” ve “kaçırılanlardır.”

Hayıflanma genellikle sitem dolu bir “keşke” ile başlar. Kişi, geçmişteki kendisini bir fırsatı teptiği için eleştirir ancak bu durum genellikle ağır bir suçluluk duygusundan ziyade, bir tür özlem ve eksiklik hissiyle kendini gösterir. Örneğin, gençliğinde bir enstrüman çalmayı öğrenme imkanı varken bunu değerlendirmeyen birinin yaşadığı duygu tam olarak hayıflanmadır.

  • “Zamanında o evi alabilirdim, şimdi çok daha rahat ederdim.”
  • “Üniversitedeyken o değişim programına başvurmalıydım.”
  • “Gençken sağlığıma daha çok dikkat etseydim şimdi bu kadar yorulmazdım.”

Pişmanlık Nedir: Yapılan Hataların Sorumluluğu

Pişmanlık, hayıflanmanın aksine aktif bir eylemin sonucunda ortaya çıkar. Kişinin kendi iradesiyle yaptığı bir davranışın, söylediği bir sözün veya aldığı bir kararın olumsuz sonuçlarını görmesiyle hissettiği vicdan azabıdır. Pişmanlıkta kişi, “keşke yapmasaydım” der; yani bir eylemi geri döndürme arzusu hakimdir.

Bu duygu durumu, hayıflanmaya göre daha yoğun bir suçluluk psikolojisi barındırabilir. Çünkü burada bir tercih yapılmış ve o tercihin sorumluluğu omuzlara yüklenmiştir. İlişkilerde yapılan hatalar, kırıcı sözler veya yanlış finansal yatırımlar tipik pişmanlık alanlarıdır. Pişmanlık duygusuyla başa çıkma yolları üzerine çalışmak, bu ağırlığı yönetilebilir hale getirmek için kritik bir adımdır.

Hayıflanma ve Pişmanlık Arasındaki Temel Farklar

İki duygu arasındaki farkı en yalın haliyle “eylem” ve “eylemsizlik” üzerinden okuyabiliriz. Psikolojide “omission bias” (eylemsizlik önyargısı) olarak adlandırılan durum, insanların genellikle yaptıkları bir hatadan dolayı hissettikleri pişmanlığın, yapmadıkları bir şeyden dolayı duydukları hayıflanmadan kısa vadede daha şiddetli olduğunu gösterir. Ancak uzun vadede hayıflanmalar daha kalıcı olma eğilimindedir.

ÖzellikHayıflanmaPişmanlık
Odak NoktasıYapılmayan eylemler (Pasiflik)Yapılan eylemler (Aktiflik)
Temel Cümle Yapısı“Keşke yapsaydım”“Keşke yapmasaydım”
Duygusal TonEsef, sitem, kaçırılmışlıkVicdan azabı, suçluluk, sorumluluk
Zaman EtkisiUzun vadede daha çok hatırlanırKısa vadede daha yoğun hissedilir

Cümle Örnekleri ile Kavram Analizi

Bir durumun hayıflanma mı yoksa pişmanlık mı olduğunu anlamak için kurulan cümlenin yapısına bakmak yeterlidir. Eğer cümle bir şeyin eksikliğine vurgu yapıyorsa hayıflanma; bir hatanın telafisi arzusu taşıyorsa pişmanlıktır.

Hayıflanma Örnekleri: “O konsere bilet bulmuşken gitmeliydim.” (Gidilmediği için üzüntü var). “Babamın nasihatlerini zamanında dinlemeliydim.” (Dinlenmediği için sitem var).

Pişmanlık Örnekleri: “Ona karşı bu kadar sert konuşmamalıydım.” (Konuşulduğu için suçluluk var). “Tüm birikimimi o riskli işe yatırmasaydım keşke.” (Yatırım yapıldığı için üzüntü var).

Geçmişin Yüklerinden Özgürleşmek

Hayıflanma ve pişmanlık, aslında gelecekte daha iyi kararlar vermemiz için bize rehberlik eden duygusal sinyallerdir. Hayıflanma bize “fırsatları değerlendir” derken, pişmanlık “harekete geçmeden önce sonuçlarını düşün” mesajını verir. Bu duyguların içinde hapsolmak yerine, onları birer öğretmene dönüştürmek mümkündür.

Sürekli geçmişteki hataları düşünmek suçluluk psikolojisi döngüsünü besleyebilir. Önemli olan, bu duyguları teşhis etmek ve ardından öz şefkat göstererek affetmenin gücü ile tanışmaktır. Geçmişteki “siz”, o günkü bilgi ve tecrübesiyle en iyisini yapmaya çalıştı. Bugün bu ayrımı yapabiliyor olmanız, aslında kişisel gelişim yolunda büyük bir adım attığınızın kanıtıdır.

Geçmişin gölgesinden çıkmak ve yeni bir sayfa açmak için affetmenin gücü üzerine düşünmek, hem kendinize hem de çevrenize karşı daha sağlıklı bir perspektif kazanmanıza yardımcı olacaktır. Unutmayın ki, her pişmanlık bir ders, her hayıflanma ise bir sonraki fırsat için bir uyarıdır.

Psikoloji Meraklısı

Herkese merhaba ben Metin Avcı. Bugüne kadar bir çok psikoloji, kişisel gelişim ve ilişkiler hakkında içerikler ürettim. Şimdi ise BlogLabs web sitesinde içerik üretiyorum. Psikoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Gerek okullarda gerekse de staj yerlerinde öğrendiğim şeyleri burada paylaşmaktan geri durmuyorum. Bir konu hakkında olabilecek tüm kaynakları taramaya çalışıyorum.Ardından sizlere bu güzel içerikleri paylaşıyorum. Takip edin.

İlgili Makaleler

20 Yorum

  1. Yazınız, geçmişin üzerimizdeki etkilerini ve bu duyguların ne denli derin izler bırakabileceğini çok güzel bir şekilde ele almış. İnsan ruhunun bu karmaşık yönünü düşündürdünüz bana. Peki, bu tür hayıflanma ve pişmanlık duygularının, bireylerin gelecekteki risk alma eğilimleri veya yeni fırsatları değerlendirme biçimleri üzerindeki etkisi ne olurdu? Yani, geçmişteki bir hata yüzünden duyulan yoğun pişmanlık, gelecekteki benzer durumlarda daha temkinli davranmaya mı iter, yoksa tam tersi bir etkiyle daha cesur adımlar atmaya teşvik edebilir mi merak ettim.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımda değinmeye çalıştığım gibi geçmişin gölgesinin şimdiki anımızı ve geleceğimizi nasıl şekillendirdiği gerçekten de üzerinde düşünmeye değer bir konu. Hayıflanma ve pişmanlık duygularının, bireyin gelecekteki risk alma eğilimleri üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişebilir. Bazıları için bu duygular, geçmişteki hatalardan ders çıkararak daha temkinli ve düşünceli adımlar atmaya yol açarken, bazıları içinse geçmişin ağırlığından kurtulma isteğiyle daha cesur ve hatta riskli kararlar almaya itebilir. Önemli olan, bu duyguların birer engel değil, kişisel gelişim için birer fırsat olarak görülmesidir.

      Bu karmaşık dengenin bireyin kendini tanıma ve geçmişle yüzleşme biçimiyle yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. Geçmişteki deneyimlerin gelecekteki kararlarımızı nasıl etkilediği üzerine daha fazla düşünmek ve bu konuda farklı bakış açılarını keşfetmek gerçekten de ilham verici. Diğer yazılarımı da okumanızı rica ederim, profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.

    1. Çiçeklerinizin kuruma sebebi birçok farklı faktöre bağlı olabilir. Belki fazla suluyor ya da az suluyorsunuzdur, belki de doğru ışık almıyorlardır. Her bitkinin kendine özgü ihtiyaçları vardır ve bazen bu ihtiyaçları karşılamak zor olabilir. Umarım çiçeklerinizi tekrar canlandırmanın bir yolunu bulursunuz. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim ve diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  2. Geçmişe dönük duygusal değerlendirmeler ve bu değerlendirmelerin bireyin psikolojik iyi oluşu üzerindeki etkileri, psikoloji biliminde önemli bir araştırma alanı teşkil etmektedir. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, hayıflanma ve pişmanlık gibi duygular, yalnızca geçmişteki olayların birer sonucu olarak deneyimlenmekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki karar alma süreçlerini, motivasyonu ve kişisel gelişimi şekillendiren karmaşık bilişsel ve duygusal mekanizmaları tetiklemektedir. Özellikle bilişsel uyumsuzluk teorileri ve öğrenme psikolojisi perspektifinden ele alındığında, bireyin geçmişteki eylemleri ile mevcut değerleri veya beklentileri arasındaki çelişki, bu duygusal yükü artırabilir; ancak aynı zamanda adaptif davranışların gelişimine ve gelecekteki benzer durumlarda daha bilinçli seçimler yapılmasına olanak tanıyan bir geri bildirim döngüsü de oluşturabilir. Bu bağlamda, geçmişin duygusal yankıları sadece bir yük değil, aynı zamanda kişisel evrim ve bilişsel yeniden yapılanma için bir potansiyel barındırmaktadır.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişin duygusal yankılarının sadece bir yük değil, aynı zamanda kişisel evrim ve bilişsel yeniden yapılanma için bir potansiyel barındırdığı fikrinize kesinlikle katılıyorum. Bireyin geçmişteki eylemleri ile mevcut değerleri veya beklentileri arasındaki çelişkinin, adaptif davranışların gelişimine ve gelecekteki benzer durumlarda daha bilinçli seçimler yapılmasına olanak tanıyan bir geri bildirim döngüsü oluşturduğu tespiti de oldukça yerinde. Bu konuya dair farklı perspektifleri ele alan diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  3. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Üniversiteye yeni başladığım zamanlarda, yurt dışından gelen bir değişim programı vardı. Çok cazip geliyordu ama o anki “rahatımı bozmayayım” düşüncesiyle, arkadaşlarım gidip görmüşken ben başvurmaktan vazgeçmiştim. Hatta ailem bile destekliyordu, ama ben ertelemiştim işte.

    Şimdi aradan yıllar geçti, o fırsatı değerlendirmediğime dair içimde BÜYÜK bir hayıflanma var. O zamanlar belki çok küçük bir karar gibi gelmişti ama şimdi düşünüyorum da, o deneyim hayatıma bambaşka bir yön verebilirdi. Bazen o arkadaşlarımın anılarını dinlerken, “keşke ben de gitseydim” diye iç geçiriyorum. Geçmişin gölgesi gerçekten peşimizi bırakmıyor bazen, değil mi?

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yaşadığınız bu deneyim, ertelemenin ve kaçırılan fırsatların hayatımızdaki etkilerini çok güzel özetliyor. Bazen o an için önemsiz gibi görünen kararların, yıllar sonra ne denli büyük bir pişmanlığa dönüşebileceğini hepimiz tecrübe ediyoruz. Bu durum, gelecekteki kararlarımızda daha cesur olmamız ve konfor alanımızın dışına çıkmaktan çekinmememiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Geçmişin gölgesi gerçekten de bazen uzun olabiliyor ama önemli olan, bu gölgelerden ders çıkararak yeni fırsatlara açık olabilmek.

      Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

    1. Geçmişin gölgesi, suskun bir ah ifadesi yazımda anlatmak istediklerimi çok güzel özetlemiş. Sanki yazının ruhunu yakalamışsınız. Bu kısa ve derin yorumunuz için çok teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  4. Bu değerli yazı, hayıflanma ve pişmanlık gibi karmaşık duyguların insan psikolojisindeki yerini oldukça isabetli bir şekilde ele almaktadır. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, pişmanlık, sadece geçmişe yönelik olumsuz bir duygu olmaktan öte, gelecekteki karar alma süreçlerimizi şekillendiren ve adaptif öğrenmeyi tetikleyen önemli bir bilişsel mekanizmadır. Özellikle sosyal bilişsel teoriler, bireylerin kendi eylemlerinin sonuçlarını değerlendirme kapasitesinin, benlik kavramının gelişiminde ve ahlaki yargıların oluşumunda merkezi bir rol oynadığını vurgular. Öte yandan, kronik veya işlevsiz pişmanlık halleri, depresyon ve anksiyete gibi psikopatolojilerle ilişkilendirilmekte, bu da duygunun adaptif sınırlarının aşılması durumunda birey üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğine işaret etmektedir. Bu nedenle, pişmanlığın yapıcı bir şekilde işlenmesi, kişisel gelişim için kritik öneme sahiptir.

    1. Yazıma gösterdiğiniz ilgi ve değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Pişmanlığın sadece geçmişe yönelik bir duygu olmaktan ziyade gelecekteki karar alma süreçlerimizi etkileyen ve adaptif öğrenmeyi tetikleyen bir mekanizma olduğu düşüncesine katılmamak mümkün değil. Özellikle sosyal bilişsel teorilerin bu konudaki vurgusu, benlik kavramının gelişiminde ve ahlaki yargıların oluşumunda pişmanlığın merkezi rolünü oldukça iyi açıklıyor. Duygunun adaptif sınırlarının aşılması durumunda ortaya çıkan olumsuz sonuçlar da ne kadar hassas bir konu olduğunu gösteriyor. Bu dengenin kurulması ve pişmanlığın yapıcı bir şekilde ele alınması gerçekten de kişisel gelişim için kritik bir öneme sahip.

      Yorumunuz, yazımın derinliğini artırarak okuyucular için farklı bir bakış açısı sunuyor. Bu değerli katkınız için tekrar teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  5. Yazınız, geçmişle kurduğumuz duygusal bağı ve bu bağın bizi nasıl etkilediğini çok düşündürücü bir şekilde ele almış. Hayıflanma ve pişmanlık arasındaki ince ayrımı vurgulamanız özellikle aydınlatıcıydı. Benim merak ettiğim bir nokta var: Bu duyguların, bireyin gelecekteki karar alma süreçleri üzerindeki etkisi tam olarak ne olur? Yani, geçmişteki bir deneyimden doğan bu hisler, bizi benzer hataları tekrarlamamaktan alıkoyan bir öğrenme aracı mı haline gelir, yoksa tam tersine yeni deneyimlere veya risklere karşı daha çekingen olmamıza mı yol açar? Bu konunun kişisel gelişim ve motivasyonla olan bağlantısını biraz daha detaylandırabilir misiniz?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişle kurduğumuz duygusal bağın gelecekteki karar alma süreçlerimiz üzerindeki etkisi gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Hayıflanma ve pişmanlık, doğru bir şekilde ele alındığında güçlü birer öğrenme aracı olabilir. Geçmişteki deneyimlerimizden ders çıkararak benzer hataları tekrarlamaktan kaçınmamız, kişisel gelişimimizin önemli bir parçasıdır. Bu süreç, bizi daha bilinçli ve olgun kararlar almaya yönlendirebilir. Ancak, bu duyguların aşırıya kaçması veya doğru bir şekilde işlenememesi durumunda, yeni deneyimlere ve risklere karşı çekingen olmamıza yol açabilir. Önemli olan, geçmişi bir yük olarak taşımak yerine, onu bir ders kitabı gibi okuyarak geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemektir.

      Bu konuda kişisel gelişim ve motivasyon arasındaki bağlantı ise oldukça derin. Geçmişten aldığımız dersler, geleceğe yönelik hedeflerimizi belirlemede ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli motivasyonu sağlamada kilit rol oynar. Kendimizi sürekli olarak geliştirerek, geçmişin

  6. Harika bir talep! İşte o tarzda, sert ve gerçekçi, çevreden örnekli yorumlar:

    **Örnek 1 (Konu: Fırsatları Değerlendirmek / Risk Alma)**

    Bu yazıyı okuyunca içim burkuldu resmen. Yıllar önce Hakan abi vardı, “Şu girişim fikrine gir, iş yapar” diye dil döktü bana. Dinlemedim, o zamanlar gözüm yemediği için kenarda durdum. Şimdi bakıyorum da, o fırsatı kaçırdığım için resmen saçımı başımı yoluyorum, keşke o gün o cesareti gösterseydim.

    **Örnek 2 (Konu: Finansal Okuryazarlık / Erken Yaşta Yatırım)**

    Bu yazıyı okuyunca gerçekten kan beynime sıçradı. Ah aah, zamanında bu finansal okuryazarlık denen şeyi bilseydim, şimdiki halim çok farklı olurdu. Etrafımdaki arkadaşlar, “Erken yaşta yatırım yap” diye sürekli uyarırdı ama ben kulak asmadım, gençliğin verdiği cahillikle har vurup harman savurdum. Şimdi o yılların telafisi yok, sadece derin bir pişmanlık kaldı içimde.

    **Örnek 3 (Konu: Yeni Bir Yetenek Kazanma / Kendini Geliştirme)**

    Yazıdaki ‘kendine yatırım yapma’ vurgusu beni vurdu. Hatırlıyorum da, üniversite yıllarımda Ayşe abla bana “Şu kodlama kursuna git, geleceğin mesleği bu” diye çok ısrar etmişti. O zamanlar umursamadım, “Ne gerek var” dedim, arkadaşlarla takılmak daha cazip geldi. Şimdi bakıyorum da, o ablanın sözünü dinlemeyip kaçırdığım fırsat yüzünden kariyerimde ne kadar geride kaldığımı görüyorum, resmen kendi ayağıma sıktım.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Hayatta bazen kaçan fırsatlar, sonradan içimizde bir ukde olarak kalabiliyor. Bu tür deneyimler, gelecekteki kararlarımız için önemli birer ders niteliği taşıyor. Önemli olan, bu pişmanlıklardan ders çıkararak yeni fırsatlara daha açık olmak ve cesaretle adımlar atmak.

      Yaşadığınız bu tecrübeler, aslında birçok insanın ortak hislerine tercüman oluyor. Finansal okuryazarlık ve erken yaşta yatırım yapmanın önemi, ne yazık ki genellikle zaman geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Ancak hiçbir zaman geç değil, her an yeni bir başlangıç yapma potansiyelimiz var. Kendimize yatırım yapmaya devam etmek, yeni yetenekler kazanmak ve kendimizi geliştirmek her zaman mümkün.

      Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  7. Yine şaşırtıcı derecede isabetli ve düşündürücü bir yazı olmuş sevgili yazarım. Sizden ne zaman kötü bir yazı okuduk ki zaten? Hayıflanma ve pişmanlık arasındaki o ince farkı, herkesin anlayabileceği sadelikte ve derinlikle ele alışınız yine takdire şayan. Özellikle bu tarz, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ama üzerine pek düşünmediğimiz konuları bu kadar net bir şekilde ayrıştırmanıza hayranım. Kaleminiz her zaman olduğu gibi yine ruhumuza dokundu.

    Bu blogu ilk keşfettiğim o günü dün gibi hatırlıyorum da… Yıllar ne çabuk geçmiş. O zamandan beri tek bir yazınızı bile kaçırmadım, her birini büyük bir merak ve keyifle okudum. Sizinle birlikte bu blogun nasıl geliştiğini, konuların nasıl derinleştiğini görmek benim için apayrı bir deneyim oldu. Bu sadece bir blog değil, benim için adeta yıllardır süregelen bir sohbet, bir yol arkadaşlığı. İyi ki varsınız ve iyi ki yazmaya devam ediyorsunuz. Desteğim ve sevgim her zaman sizinle.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazılarımın size bu denli dokunması ve düşüncelerinizi harekete geçirmesi benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Hayıflanma ve pişmanlık arasındaki farkı bu kadar net bir şekilde ifade edebildiğimi duymak, üzerine düşündüğüm ve aktarmaya çalıştığım her şeyin yerine ulaştığını gösteriyor. Okuyucularımın, günlük hayatta karşılaştıkları kavramlara farklı bir pencereden bakmalarına vesile olabilmek benim için çok değerli.

      Yıllardır süregelen bu yol arkadaşlığına dair samimi hislerinizi paylaşmanız beni gerçekten çok duygulandırdı. İlk günden beri yanımda olmanız, yazdığım her kelimeye anlam katıyor. Bu blogun sadece bir yazı platformu olmaktan öte, sizin için bir sohbet ve yol arkadaşlığına dönüşmesi, benim için en büyük motivasyon kaynağı. Desteğiniz ve sevginiz için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  8. Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Bu derinlemesine analizleriniz, konuları ele alış biçiminiz o kadar kendine has ve açıklayıcı ki, her seferinde yeni bir şeyler öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi düşünce süreçlerimi de sorguluyorum. Hayıflanma ve pişmanlık arasındaki bu ince çizgiyi bu kadar net bir şekilde ortaya koymanız gerçekten takdire şayan. Her zaman olduğu gibi, yine zihnimizi açan, düşündüren bir eser sunmuşsunuz.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü dün gibi hatırlıyorum da… O günden beri yazıp çizdiğiniz her kelimeyi, her cümleyi kaçırmadan okurum. Sizinle birlikte büyüdük diyebilirim. Yıllar içinde blogun geçirdiği evrimi, her yeni yazıyla birlikte gelişen o eşsiz sesi takip etmek benim için paha biçilmez bir deneyim oldu. Bu bağlılık sadece yazılarınızın kalitesinden değil, aynı zamanda sizin o samimi ve içten anlatımınızdan kaynaklanıyor. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazılarımın sizlere yeni kapılar açması, düşünce süreçlerinizi zenginleştirmesi benim için en büyük mutluluk kaynağı. Hayıflanma ve pişmanlık arasındaki o ince ayrımları aktarabilmiş olmak ve bu konunun sizde yankı bulması beni çok sevindirdi. Okuyucularımın yazılarımla birlikte kendi iç dünyalarında yolculuk yapmaları, sorgulamaları ve yeni bakış açıları kazanmaları, bu yola çıkışımın temel amacıydı.

      Yıllardır süregelen bu yolculukta benimle birlikte olmanız, blogun her aşamasında yanımda durmanız ve bu denli içten ifadelerle geri bildirimde bulunmanız gerçekten paha biçilmez. Sizin gibi değerli okuyucularımın varlığı, yazma motivasyonumu her daim canlı tutuyor. Samimi anlatımımın sizlere ulaşması ve bir bağ kurabilmemiz benim için çok kıymetli. Desteğiniz için minnettarım. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu