Giresun Şivesi: Karadeniz Ruhu Taşıyan 10 Yerel Kelime
Giresun şivesi, sadece bir konuşma biçimi değil; Karadeniz’in hırçın dalgalarını, sarp yaylalarını ve insanının pratik zekasını harmanlayan kültürel kimliğin en canlı yansıması olarak kabul edilir. Doğu Karadeniz’in bu özel köşesinde dil, gündelik hayatın ritmiyle iç içe geçerken, kelimeler doğadaki seslerden ve köklü geleneklerden beslenir. Giresun ağzını anlamak, aslında bölgenin tarihsel birikimine ve toplumsal hafızasına dair derin bir yolculuğa çıkmak demektir.
Giresun Şivesinin Ruhu: Bir Coğrafyanın Sözel İmzası
Bölgenin dağlık yapısı ve zorlu yaşam koşulları, Giresun insanını hızlı düşünmeye ve pratik çözümler üretmeye sevk etmiştir. Bu durum dile de yansımış; kelimeler kısalmış, vurgular güçlenmiş ve anlatım son derece doğrudan bir hal almıştır. Giresun yerel ağzı, komşu illerle benzerlikler taşısa da özellikle Harşit Çayı’nın batısında kendine has bir karakter kazanır. Bu dilsel yapı, Karadeniz şivesi genel çerçevesi içinde estetik ve mizahi derinliğiyle ayrışır.
Giresun Ağzında En Çok Duyulan Yerel Kelimeler ve Anlamları
Giresun sokaklarında veya yaylalarında kulağınıza çalınacak bazı kelimeler, bölge insanının dünyaya bakış açısını özetler. İşte bu şiveyi özgün kılan ve pratik zekanın sözel bir dışavurumu olan bazı ifadeler:
Sosyal Etkileşim ve Yaşam Pratikleri
- Hörelenmek: Birine karşı gereksiz yere kabadayılık yapmak, efelenmek veya üstünlük taslamaya çalışmak anlamında kullanılır.
- Deydaha: İşaret parmağıyla bir yeri gösterirken kullanılan “işte tam orada” anlamındaki vurgulu belirteçtir.
- Haccak: Hem estetik bir beğeniyi hem de bir işin düzgün yapılmasını ifade eden “güzel, iyi, olması gerektiği gibi” anlamlarına gelen çok amaçlı bir kelimedir.
- Feşel: Genellikle yerinde duramayan, hareketli ve yaramaz çocuklar için sevgiyle karışık bir sitem olarak kullanılan sıfattır.
Mutfak ve Günlük Yaşamın Tınısı

Giresun şivesinde her nesnenin ve durumun karşılığı, o nesneyle kurulan bağa göre şekillenir. Örneğin, kahvaltıların vazgeçilmezi olan mısır unlu pişiye cırıtta denmesi, onun kızgın yağdaki sesini anımsatır. Karanlık gecelerin nostaljik aydınlatma aracı gaz lambası finnuri olarak adlandırılırken, el ve yüz havlusu için peşkir ifadesi yaygındır. Azıcık veya bir parça anlamına gelen gıdık kelimesi ise ölçü birimlerinin samimi bir karşılığıdır.
Doğayla iç içe yaşamın bir sonucu olarak, yaban hayatına dair uyarılar da dile yerleşmiştir. Ormanda karşılaşılabilecek bir ayı yavrusu için kullanılan hortik kelimesi, aslında çevredeki olası bir tehlikenin de habercisidir. Yazın rahatlığı ise ayağa giyilen çapula (terlik/sandalet) ile simgelenir.
Ritüellerle Yaşayan Dil: Mart Bozma ve Mayıs Yedisi
Giresun’da dil, belirli takvim döngüleri ve ritüellerle daha da zenginleşir. Rumi takvime göre 14 Mart’ta kutlanan “Mart Dokuzu” veya “Mart Bozma” geleneği, şiveye özel kalıplar kazandırmıştır. Eve sağ ayakla girme, su serpme ve rızık sembolü olarak ısırgan yemeği pişirilmesi gibi ritüeller, bu özel günlerin dilsel dokusunu oluşturur.
Şehrin en önemli kültürel miraslarından biri olan Mayıs Yedisi (Aksu Şenlikleri) ise Aksu Deresi ritüelleri ile anılır. 20 Mayıs’ta denize dökülen dere yatağında gerçekleştirilen üç ana eylem; soy sürdürme inancıyla sacayaktan geçme, dertlerden arınma amacıyla dereye “7 çift 1 tek” taş atma ve Giresun Adası etrafını dolaşma ritüelleridir. Bu sırada söylenen “derdim belam denize” ifadesi, dilin eyleme dönüştüğü en somut andır.
Dilden Ritme: Karşılama, Fingil ve Horon

Giresun şivesindeki vurgular, bölgenin müzik ve oyun kültüründen bağımsız düşünülemez. Giresun’un sayfiye geçmişinden izler taşıyan 9/8’lik ritim kalıbı, “Giresun Karşılaması”nın temelini oluşturur. Bu oyun, sanılanın aksine bir savaş dansı değil, “konak gitme” gibi düğün geleneklerinin bir parçasıdır. Karadeniz genelindeki halk oyunları arasında Giresun, kemençenin yanı sıra davul-zurna eşliğindeki oyunlarıyla da dikkat çeker.
| Oyun Adı | Karakteri / Kökeni | Müzikal Yapı |
|---|---|---|
| Karşılama | Karşılıklı figürler, nezaket ve estetik odaklı. | 9/8 Ritim |
| Fingil | “Kolcu” baskınlarından gelen hikayesiyle kıvrak bir oyun. | Hızlı ve Dinamik |
| Horon | Harşit Çayı’nın doğusunda (Görele ekolü) daha yaygındır. | “Gevrek” ve Tatlı Sert |
Oyunların karakterini ifade etmek için kullanılan gevrek terimi, horonun hem sert hem de estetik bir akıcılıkta olması gerektiğini anlatır. Fingil oyununun adı ise eski dönemlerdeki asayiş görevlilerinin (Kolcu) baskınları sırasında yaşanan eğlence kültüründen süzülüp gelmiştir. Piçoğlu Osman ve Tuzcuoğlu Mehmet Ali gibi ustalar, bu ritimleri ve dolayısıyla şivenin melodik yapısını kuşaktan kuşağa aktarmışlardır.
Giyim Kuşamın Terminolojisi
Giresun şivesi, sadece konuşulan kelimelerde değil, giyilen kıyafetlerin isimlerinde de yaşar. Yöresel terminolojide paçası dar ve körüklü pantolon için kullanılan zıpka, başa sarılan kabalak ve bele bağlanan acem şalı gibi terimler, Karadeniz yöresel kıyafetleri içindeki yerini korumaktadır. Özellikle Keşan peştamalın kullanımı, hem günlük hayatın bir parçası hem de dilsel bir aidiyet simgesidir.
Giresun şivesi; bir dere taşlama ritüelinde, bir horonun en “gevrek” anında veya bir yayla evinin mutfağında hayat bulmaya devam ediyor. Bu dilsel zenginliği korumak, sadece kelimeleri değil, Karadeniz’in kültürel mirasını ve insanının hayat felsefesini de geleceğe taşımak anlamına geliyor.




Giresun şivesinin Karadeniz ruhunu yansıtan kelimeler üzerine yapılan bu derleme, yöresel dilin kültürel kimliğin önemli bir parçası olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bu bağlamda, dilbilim alanındaki bazı çalışmalar, yöresel ağızların ve şivelerin, coğrafi izolasyon, tarihi etkileşimler ve sosyoekonomik faktörler gibi çeşitli etkenlerin bir sonucu olarak şekillendiğini göstermektedir. Giresun şivesinde rastlanan kelimelerin kökenleri incelendiğinde, bölgenin tarih boyunca farklı medeniyetlerle kurduğu temasların izlerini sürmek mümkündür. Dahası, bu türden yerel kelimelerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması, kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Zira dil, bir toplumun hafızası ve kimliğidir; bu hafızanın korunması, kültürel çeşitliliğin zenginleşmesine katkıda bulunur.
denizin hırçın sesi,
kelimelerde yankılanır,
toprak kokusu var.
denizin hırçın sesi,
kelimelerde yankılanır,
ruh kıyıya vurur.
Sağolun hocam, güzel paylaşım için minnettarım. Giresun şivesi gerçekten çok renkli, Karadeniz ruhunu yansıtıyor. Benim karıya da bu kelimeleri göstereceğim, memleketine özgü kelimeleri öğrensin. Dilin böyle canlı ve yöresel farklılıklar taşıması çok güzel, kültürümüzün zenginliğini gösteriyor.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki “peşkir” kelimesi Giresun’da sadece havlu anlamında kullanılmaz. Bazen, özellikle yaşlılar arasında, mutfak önlüğü veya el bezi gibi farklı amaçlarla kullanılan küçük tekstil ürünleri için de “peşkir” dendiği duyulabilir. Bu kullanım, kelimenin tarihsel kökenleri ve daha geniş bir coğrafyadaki anlam çeşitliliği ile de bağlantılı olabilir.
oha, giresun şivesi mi? desene memleketimin gizli hazinesi açığa çıkmış. “kuymak” kelimesini okuyunca içimden bir horon tepti resmen. yalnız “peştemal” kelimesi giresun’a özgü deyil gibi, sanki biraz daha geniş bir coğrafyaya ait gibi geldi bana. neyse, o kadar kusur kadı kızında da bulunur derler. elinize sağlık, güzel derleme olmuş!
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle dilin bir toplumun kültürel kimliğini yansıtan önemli bir araç olduğunu vurgulamış. Ardından Türkiye’nin coğrafi çeşitliliğinin dilsel zenginliği de beraberinde getirdiğini belirtmiş. Son olarak da Giresun şivesinin bu zenginliğin renkli bir örneği olduğunu ifade etmiş. Bu bağlamda, öncelikle kendi yöremdeki şive özelliklerini daha yakından inceleyeceğim. Sonrasında, farklı bölgelerin şiveleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları araştırmaya başlayacağım. Son olarak, dilin kültürel mirasımızı korumadaki rolünü daha iyi anlamaya çalışacağım.
Giresun şivesiymiş! İyi de ne olacak? Benim derdimi Giresun şivesi mi çözecek sanki! Milletin derdi kelime öğrenmek mi şu zamanda? Açlıktan nefesimiz kokuyor, enflasyon aldı başını gidiyor, Giresun şivesiyle mi karnımızı doyuracağız! Memleketin haline bak, sanki her şey güllük gülistanlık, bir de şive güzellemesi yapılıyor. Yok Karadeniz ruhuymuş, yok dil zenginliğiymiş… Boş işler bunlar, tamamen boş işler!
Yazarın Giresun şivesine dair bu derlemesi oldukça bilgilendirici ve Karadeniz kültürünün renklerini yansıtıyor. Özellikle kelimelerin kökenlerine yapılan vurgu, yazıyı daha da değerli kılmış. Ancak, şivelerin sadece kelime dağarcığından ibaret olmadığını da belirtmek gerekir.
Acaba Giresun şivesinin kendine has telaffuzu, vurguları ve cümle yapısı gibi fonetik ve gramatik özelliklerine de değinilemez miydi? Kelimeler elbette önemli birer yapı taşı, fakat bir şiveyi şive yapan asıl unsur, o kelimelerin söyleniş biçimi ve cümle içindeki kullanım farklılıklarıdır. Bu açılardan da bir değerlendirme yapılması, konuyu daha bütüncül bir şekilde ele almamızı sağlayabilirdi.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki “peşkir” kelimesi Giresun’da daha ziyade mutfaklarda kullanılan, nispeten daha küçük boyutlu ve pamuklu dokuma bir tür el bezini ifade eder. Havlu ise genellikle banyoda kullanılan, daha büyük ve kalın dokulu tekstil ürünü için kullanılır. Bu ayrım, kelimenin kullanım alanını daha net bir şekilde belirlememize yardımcı olacaktır.
denizin hırçın sesi,
kelimelerde yankılanır,
yürekten bir nefes.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki “peşkir” kelimesi Giresun’da daha ziyade el havlusu veya yüz havlusu anlamında kullanılır. Banyo havlusu için genellikle “büyük peşkir” veya doğrudan “havlu” ifadesi tercih edilir. Bu küçük ayrıntı, kelimenin kullanım alanını daha net ifade etmeye yardımcı olabilir.
Elinize sağlık, gerçekten HARİKA bir yazı olmuş! Giresun şivesinin bu kadar güzel ve özgün kelimelerini bir araya getirmeniz çok değerli. Bu kelimelerin anlamlarını ve kullanım alanlarını öğrenmek, Karadeniz kültürüne olan ilgimi daha da artırdı. Kesinlikle bu yazıyı arkadaşlarımla da paylaşacağım, onların da keyifle okuyacağına eminim.
Bu tür yerel ağızları yaşatmak ve tanıtmak BÜYÜK önem taşıyor. Emeğinize sağlık, bu kıymetli içeriği hazırladığınız için teşekkür ederim. Umarım benzeri içerikler üretmeye devam edersiniz, sabırsızlıkla bekliyorum!