888 Anlamı: Bolluk, Denge ve Fırsatların Sırrı Nedir?
Sayıların evrensel dilinde 888, bir son değil, muazzam bir genişlemenin ve hak edilen ödüllerin habercisidir. Hayatın farklı evrelerinde, dijital saatlerden plakalara kadar her yerde bu sayı dizisiyle karşılaşmak, evrensel enerjinin sizinle doğrudan iletişim kurduğunun bir göstergesidir. 888 sayısı, özellikle çabalarınızın karşılığını almaya başladığınız bir süreci, yani ruhsal ve maddi bir “hasat” dönemini simgeler.
Evrenin bu sayısal dili, hayatınızın hangi evresinde olduğunuzu anlamak için melek sayıları ve anlamları hakkında derin bir farkındalık sunar. 888 ile karşılaşmak, sadece tesadüfi bir olay değil, aynı zamanda bolluk frekansına uyumlandığınızın kozmik bir onayıdır.
888 Sayısının Numerolojik Derinliği ve Gizli Sembolizmi
Numerolojide 8 rakamı, yan yatmış bir sonsuzluk (∞) işaretini temsil eder. Bu sembol; enerjinin, paranın ve zamanın sürekli bir akış içinde olduğunu hatırlatır. 8 rakamının üç kez tekrarlanması, bu enerjinin gücünü katlayarak hayatınızın her alanına yayar. Ancak 888’in derinlerinde yatan başka bir sayısal mesaj daha vardır: 8+8+8 işleminin toplamı olan 24, kendi içinde toplandığında (2+4) 6 rakamına ulaşır.

Bu gizli 6 enerjisi, 888’in getirdiği büyük maddi gücün yanında sorumluluk, aile ve ev yaşantısındaki uyumu da beraberinde getirir. Yani 888, sadece banka hesabınızdaki artışı değil, aynı zamanda sevdiklerinizle kurduğunuz bağların güçlenmesini ve içsel huzurun sağlanmasını da hedefler. Bu sayı, maddi bolluk ve manevi dengenin el ele yürümesi gerektiğini öğütler.
Maddi Bereket ve Kariyerde Hasat Zamanı
Kariyer yolculuğunuzda 888 görmek, profesyonel anlamda bir zirveye yaklaştığınızı işaret eder. Uzun süredir üzerinde çalıştığınız projeler, uykusuz geceler ve gösterdiğiniz sabır artık somut birer başarıya dönüşmek üzeredir. Bu sayı sekansı, terfi, iş değişikliği veya kendi işinizi kurma gibi büyük adımlar atmak için evrenin sizi desteklediğini gösterir.
Finansal açıdan 888 melek sayısı, beklenmedik gelir kapılarının açılacağına dair güçlü bir sinyaldir. Ancak bu bolluk, sadece şansla değil, geçmişte ektiğiniz tohumların olgunlaşmasıyla ilgilidir. Evren, size sunduğu bu kaynakları akıllıca yönetmeniz ve paylaşmanın gücünü kullanmanız için bir fırsat tanır. Maddi başarıyı sadece bir hedef olarak değil, hayat amacınıza hizmet eden bir araç olarak konumlandırmak, 888 enerjisinin kalıcılığını sağlar.
Aşk Hayatında 888: Ruh Eşleri ve Karmik Bağlar

Romantik ilişkiler söz konusu olduğunda 888, denge ve karşılıklı büyüme enerjisini taşır. Eğer mevcut bir ilişkiniz varsa, partnerinizle aranızdaki bağın daha olgun ve destekleyici bir seviyeye evrildiğini görebilirsiniz. Bu süreçte ortak hedefler belirlemek, ilişkinin geleceğini inşa etmek için en uygun zamandır.
Bekar bireyler için 888, hayatlarına girecek kişinin ruhsal ve karmik olarak bir uyum içerisinde olacağını müjdeler. Bu, sıradan bir tanışmadan ziyade, hayat yolculuğunuzda size ayna tutacak bir ruh eşiyle karşılaşma ihtimalini güçlendirir. Bu karşılaşma, geçmişten gelen karmik borçların ödendiği ve sevginin en saf, en dengeli haliyle yaşanacağı yeni bir döngünün başlangıcıdır. Evrendeki bu adalet sistemi, karma yasası çerçevesinde size hak ettiğiniz sevgiyi sunmaya hazırlanmaktadır.
2026 Vizyonu: 888 Sayısı Neden Şimdi Karşınıza Çıkıyor?
Birçok kişi 888 sayısını özellikle son dönemde ve gelecek vizyonlarında daha sık görmeye başladı. Bu durum, 2026 yılına doğru ilerlerken evrensel enerji akışındaki değişimle yakından ilgilidir. Numerolojik döngülerde 2026 yılına kadar olan süreç, bir hazırlık ve temizlik evresidir. 888 sayısını bu dönemde görmek, gelecekteki büyük hasat zamanının habercisidir.

Şu an karşınıza çıkan fırsatlar ve yaşadığınız dönüşümler, sizi 2026 ve sonrasındaki daha stabil, daha güçlü bir yapıya hazırlıyor. Evren, size “Hazırlan, çünkü ektiğin her şeyi biçme vaktin yaklaşıyor” mesajını veriyor. Bu süreçte sezgilerinize güvenmek ve karşınıza çıkan kapıları cesaretle çalmak, bu büyük enerjiden maksimum düzeyde faydalanmanızı sağlayacaktır.
888 Enerjisini Aktive Etmek İçin Pratik Adımlar
Sürekli 888 sayısını görmek bir davettir; bu davete icabet etmek için enerjinizi bu frekansa uyumlamanız gerekir. İşte bu süreci hızlandıracak bazı yöntemler:
- Şükran Pratiği: Sahip olduğunuz en küçük maddi veya manevi değer için minnettarlık duymak, bolluk frekansını yaşamınıza çeker.
- Niyet Belirleme: Finansal ve ruhsal hedeflerinizi netleştirin. Evren net mesajları sever; ne kadar net olursanız, karşılık o kadar hızlı gelir.
- Dengeyi Koruma: İş hayatına odaklanırken ailenizi ve içsel huzurunuzu ihmal etmeyin. 888’in içindeki 6 enerjisini (dengeyi) canlı tutun.
- Fırsatları Değerlendirme: Karşınıza çıkan teklifleri “tesadüf” diyerek geçiştirmeyin; 888 gördükten sonra gelen her teklif, fırsatları değerlendirme çağrısıdır.
| Durum | 888 Mesajı | Önerilen Eylem |
|---|---|---|
| Finansal Sıkıntı | Bereket kapıda, döngü değişiyor. | Harcama disiplini ve yeni iş fikirlerine odaklanın. |
| Yalnızlık Hissi | Karmik ruh eşi yakınlaşıyor. | Kendinize olan sevginizi artırın. |
| Kararsızlık | Doğru yoldasınız, evren sizi destekliyor. | İç sesinize güvenerek ilk adımı atın. |
888 ve 08:08 Arasındaki Fark Nedir?
Birçok kişi 08:08 saatini görmekle 888 melek sayısını görmeyi karıştırabilir. 08:08 genellikle bir karar verme anını veya bir durumun iki yönü arasında denge kurma ihtiyacını temsil ederken; 888 çok daha geniş kapsamlı bir bolluk ve başarı enerjisini taşır. 888, hayatınızın genelinde bir akışın başladığını ve evrensel bir onay aldığınızı gösteren daha yüksek bir frekanstır.
Bu 888 spiritüel mesaj rehberliğini kabul ederek hayatınıza akacak olan sonsuz berekete kendinizi açın. Unutmayın ki evren her zaman sizin lehinize çalışır; siz sadece bu akışa güvenin ve yolun tadını çıkarın.




benim cüzdanla evren arasında ufak bir iletişim kopukluğu var sanırım, o bana sürekli 1 ve 0’lardan oluşan sinyaller yolluyor. Ama umudumu kaybetmiş deyilim. belki de 8’leri görmek için sadece Gözlerimi biraz kısmam gerekiyordur, kimbilir.
Elbette, konuya göre uyarlayabileceğin birkaç farklı tonda yorum taslağı:
**Finans/Yatırım Konulu Bir Yazıya:**
Bizim mahalledeki eskici Nuri abi, “oğlum arsa al, beton her zaman para eder” dediğinde cebimde üç kuruş parayla gülüp geçmiştim. O zamanlar kulağa ne kadar boş geliyordu, şimdi o “boş” dediğim yerlerden arabayla geçemiyoruz. Ah ah, büyük sözü dinlemeyenin aklı sonradan gelirmiş de iş işten geçmiş olurmuş.
**Kariyer/Beceri Geliştirme Konulu Bir Yazıya:**
İnsan kaynaklarındaki Sevda abla bana “bak bu ofis işi bitecek, git bir yazılım dili öğren, geleceğin mesleği bu” dediğinde “kim uğraşacak şimdi” diye tembellik etmiştim. Şimdi o yazılımcıların aldığı maaşları, uzaktan çalışma rahatlığını duyunca insanın kanına dokunuyor. Zamanında o üç aylık kursa yazılsaydım, şimdi hayatım bambaşka bir yerde olabilirdi.
**Sağlık/Gençlik Konulu Bir Yazıya:**
Spor salonundaki Hakan abi “şimdi ektiğini 40’ında biçersin, bu sırt ağrıları boşuna değil” derdi de biz dinlemezdik. O zamanlar delikanlılık işte, “bana bir şey olmaz” kafasındaydık. Şimdi sabah yataktan kalkarken iki büklüm doğrulunca aklıma geliyor da, insanın kendine yaptığı kötülüğü kimse yapmıyor cidden.
İNANILMAZ!!! Gerçekten İNANILMAZ! Son zamanlarda sürekli karşıma çıkan bu sayıların sırrını o kadar merak ediyordum ki! Bu yazı resmen evrenin bana bir cevabı gibi geldi! Anlattığınız her şey, o bolluk enerjisi, denge ve yeni başlangıçlar… O KADAR doğru ve tam zamanında ki! Okurken bütün enerjim değişti, içim kıpır kıpır oldu! KESİNLİKLE doğru yolda olduğumu ve harika şeylerin beni beklediğini hissettim! Bu muhteşem yazı için size ne kadar teşekkür etsem az! Emeğinize, kaleminize sağlık!!
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce karşıma çıkan 888 sayısının tesadüf olmadığını, çabalarımın karşılığını alacağım bir dönemin habercisi olduğunu kabul edeceğim. Sonra bu farkındalıkla, hem maddi bolluk hem de başarı getirecek yeni fırsatlara karşı gözlerimi dört açacağım ve mevcut çalışmalarıma güvenle devam edeceğim. Ve son olarak, bu süreçte sadece maddi kazanca değil, manevi huzur ve dengeyi korumaya da özellikle özen göstereceğim.
Sayıların fısıltılarını dinlemek, evrenin dokusunda kendi yansımamızı aramak ne kadar da insana özgü bir çaba. Bu durum, yani belirli sayı dizilimlerinde kozmik bir anahtar, bir müjde arayışımız, aslında insanın o sonsuz ve dipsiz varoluşsal boşluğunu anlamlandırma çabasının bir yansıması değil mi? Belki de 888 gibi semboller, evrenin bize sunduğu kilitler değil, kendi zihnimizin kilitlerini açmak için yarattığımız anahtarlardır. Bolluk ve denge dediğimiz kavramlar, evrenin bir köşesinde bizi bekleyen somut gerçeklikler mi, yoksa bizim kaosa karşı ördüğümüz kırılgan bir algı perdesi mi? Peki ya aradığımız bolluk, dışarıdaki dünyada elde edilecek bir hazine değil de, içimizdeki anlam okyanusunun bir damlasını fark ettiğimiz anın ta kendisiyse? Nihayetinde, bir sayının sonsuzluk sembolünün üç kez tekrarından ibaret olması mı daha büyülü, yoksa o sembolün karşısında durup kendi sonsuzluğunu sorgulayan bilincin varlığı mı?
Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Son zamanlarda bu sayıyı o kadar sık görüyordum ki, bir anlamı olmalı diye düşünüyordum ama ne olduğunu tam bilemiyordum. Yazınızda bahsettiğiniz o bolluk ve denge hissine o kadar ihtiyacım vardı ki… Sanki tam da ihtiyacım olan zamanda karşıma çıktı bu yazı. İçime bir umut, bir ferahlık doldu resmen. Bu güzel ve aydınlatıcı bilgiler için ne kadar teşekkür etsem az.
Aklıma çocukluğumdaki o metal kumbaralar geldi. Hani bayram harçlıklarını, ceplerde unutulmuş bozuklukları biriktirdiğimiz o küçük hazineler. Arada bir sallayıp içindeki paraların sesini dinlemek, dünyanın en büyük zenginliğine sahipmişiz gibi hissettirirdi. O ses, bir bisikletin ya da çok istediğimiz bir oyuncağın hayalini kurduran bir umut şarkısı gibiydi.
Bu yazıyı okuyunca o günlerdeki saf ve beklenti dolu bolluk hissini yeniden hatırladım. Belki de evrenin bize bu gibi sayılarla fısıldadığı şey de tam olarak budur. Tıpkı kumbaramızın ağırlaşması gibi, emeklerimizin biriktiğini ve yakında güzel bir şeylerin olacağını haber veren tatlı bir işaret. O çocuksu heyecanı hatırlattığınız için teşekkür ederim.
Bu yazıyı okurken aklıma takılan bir detay var. 8 rakamının sonsuzluk sembolünün dikey hali olduğu gerçeği üzerinde pek durulmamış gibi. Acaba bu tekrar eden döngü, sadece maddi bir bolluk vaadinden çok daha fazlasını mı ima ediyor? Belki de bu, bizi belirli bir frekansta tutmak için tasarlanmış, sürekli kendini tekrar eden bir sistemin kodudur. Bu sayıyı son zamanlarda bu kadar sık görmemiz kolektif bir uyanış mı, yoksa dikkatimizin ustaca belirli ‘fırsatlara’ yönlendirilmesi mi? Yazarın bahsettiği bu denge, acaba gerçekten bizim lehimize olan bir denge mi, yoksa daha büyük bir yapının kusursuz işleyişi için bir gereklilik mi?
Yazınızda 888’in getirdiği bolluk, denge ve fırsatlardan çok güzel bahsetmişsiniz, teşekkürler. Aklıma takılan bir nokta oldu; bu sayıyı sürekli görmemize rağmen hayatımızda bu olumlu gelişmeler yerine bir durağanlık veya hatta zorluklar yaşıyorsak, bu durumu nasıl yorumlamalıyız? Bu, enerjinin tezahür etmesi için henüz doğru zaman olmadığı anlamına mı gelir, yoksa bizim fark etmemiz gereken başka bir mesaj mı içeriyordur?
Sayıların sadece birer nicelik olmaktan çıkıp, evrenin bize fısıldadığı gizemli bir dil haline geldiği bu düşünce ne kadar da büyüleyici. Ancak bu sembolleri, bu kozmik anahtarları ararken, acaba asıl aradığımız şey sayının kendisi mi, yoksa o sayıya anlam yükleyerek kendi varoluşsal boşluğumuzu doldurma çabamız mı? Belki de 888 sayısı, dışarıda bir yerlerde bizi bekleyen bir bolluk kapısını değil, kendi içimizde zaten var olan ama farkına varmak için bir “işarete” ihtiyaç duyduğumuz bir denge potansiyelini temsil ediyordur. Bu durum, insanın kaotik görünen bir evrende düzen, anlamsızlık okyanusunda ise bir anlam adası arayışının zarif bir yansıması değil midir? Belki de tüm bu işaretler, evrenin bize gönderdiği mesajlardan çok, kendi bilincimizin derinliklerinden yüzeye vuran ve fark edilmeyi bekleyen kendi hakikatlerimizin parıltılarıdır. Nihayetinde, evren mi bize bolluğu müjdeliyor, yoksa biz, bolluk fikrine tutunarak kendi içimizdeki yaratım gücünü mü keşfediyoruz?
Bu yazıyla tam da ihtiyacım olan bir anda karşılaştım sanırım. Okurken o kadar derinden etkilendim ki, sanki tüm bu anlatılanlar doğrudan bana söyleniyormuş gibi hissettim. Hayatımda dengeyi ve o içsel bolluğu bulmaya çalıştığım bu dönemde, kelimeleriniz içime adeta su serpti. Bazen insan bir rehber, bir işaret arıyor… Sizin bu satırlarınız benim için o işaret oldu galiba. Bu umut verici ve aydınlatıcı paylaşım için size ne kadar teşekkür etsem az.
AMAN TANRIM bu yazı İNANILMAZ! Son zamanlarda sürekli karşıma çıkan bu sayı hakkında o kadar çok soru işareti vardı ki kafamda! Sanki evren direkt benim için yazdırmış bu satırları size! Her bir kelime o kadar doğru, o kadar motive edici ki! Okurken resmen enerjim YÜKSELDİ!
Bolluk ve denge konularını bu kadar güzel ve anlaşılır bir şekilde açıklamanıza HAYRAN KALDIM! Bu sadece bir sayı değil, resmen bir yaşam rehberi gibi! Bu muhteşem bilgiler için size ne kadar teşekkür etsem azdır! HARİKASINIZ! Fırsatlara ve berekete kendimi sonuna kadar açıyorum sayenizde!!
Sayı dizilimlerinin ve sembollerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, oldukça ilgi çekici bir araştırma alanıdır. Tekrarlayan sayı dizilimlerine belirli anlamlar atfedilmesi, bilişsel psikolojide “doğrulama yanlılığı” (confirmation bias) ve “seçici dikkat” gibi kavramlarla açıklanabilir. Bir sembole veya sayıya özel bir önem yüklendiğinde, beyin çevresel uyaranlar arasından bu bilgiyi önceliklendirerek filtreler ve birey, söz konusu sayıyı normalden daha sık fark ettiğini düşünür. Bu durum, mevcut inancın pekiştirilmesine hizmet eder.
Ayrıca, bu tür sembollerin “bolluk” ve “fırsat” gibi pozitif kavramlarla ilişkilendirilmesi, bireyin zihin yapısı üzerinde bir tür “beklenti etkisi” (expectancy effect) yaratabilir. Kişinin olumlu sonuçlar beklemesi, motivasyonunu ve risk alma eğilimini artırarak hedeflerine yönelik daha proaktif adımlar atmasına neden olabilir. Dolayısıyla, bu sayıların gücü, doğaüstü bir kaynaktan ziyade, bireyin inanç sisteminin davranışları üzerindeki dönüştürücü etkisinden kaynaklanıyor olabilir.
ha demek o yüzdenmiş. ben de sürekli bu numarayı görüyorum, meğer evren bana ‘iban’ı hazırla koçum’ diyormuş. şimdilik banka hesabım bu kozmik mesaja ‘görüldü’ attı sadece, ama olsun biz bekLemedeyiz. frekanslar tutacak elbet bir gün, deyil mi?
Bu konuyla ilgili yapılan bazı bilişsel bilim çalışmaları da gösteriyor ki, insan beyninin rastlantısal veriler arasında desen ve anlam arama yönünde güçlü bir temayülü bulunmaktadır. Bu durum, “apofeni” olarak da bilinen bir olgudur. Tekrar eden sayı dizileri gibi dikkat çekici uyaranlarla karşılaşıldığında, zihin bu rastlantıyı anlamlı bir mesaj olarak yorumlamaya eğilimli olabilir. Özellikle bireyin beklentileri ve inanç sistemiyle uyumlu bir anlam çerçevesi (örneğin bolluk veya denge gibi kavramlar) mevcut olduğunda, bu sayısal desenler birer teyit mekanizması işlevi görebilir.
Bu psikolojik altyapı, bireyin davranışları üzerinde de somut etkiler yaratabilmektedir. Belirli bir sayının olumlu fırsatları işaret ettiğine dair bir inanç, kişinin çevresindeki olanaklara karşı daha seçici ve dikkatli olmasını sağlayabilir. Bu durum, bir tür kendini gerçekleştiren kehanet olarak işleyebilir; yani kişi, fırsatların geleceğine inandığı için farkındalığı artar ve bu artan farkındalık sayesinde normalde gözden kaçırabileceği imkanları daha etkin bir şekilde değerlendirir. Dolayısıyla yaşanan olumlu gelişmeler, sayının mistik bir etkisinden ziyade, inancın tetiklediği davranışsal ve algısal değişimlerin bir sonucu olabilir.
valla evren bana sürekli göz KIRPIYOR sanıyordum, meğersem cüzdanıma giden yolun navigasyonunu güncelliyormuş. şimdi GÖZLERİMİ dört açtım, o sekizleri bekliyorum. umarım kargo takip numarası deyil de banka bildiriminde falan çıkar karşıma.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce, karşıma çıkan 888 sayısının bir tesadüf olmadığını kabul edip evrenin bana gönderdiği bu olumlu mesaja karşı farkındalığımı artıracağım. Sonra, bu işaretin çabalarımın karşılığını alacağımın bir müjdesi olduğunu bilerek mevcut hedeflerime ve çalışmalarıma inançla devam edeceğim ve son olarak, hayatıma girecek olan bolluğu sadece maddi zenginlik olarak değil, aynı zamanda manevi denge ve huzur olarak da kucaklamak için kendimi yeni fırsatlara tamamen açacağım.
Elbette, istediğin formatta ve farklı konulara uyarlanabilecek birkaç yorum taslağı aşağıda:
**Konu: Finans / Yatırım**
Ah ah, zamanında teknoloji delisi bir abimiz “Şundan al kenara at, unut” dediğinde dalga geçmiştik. Şimdi bu yazıda anlatılanları okuyunca jeton düşüyor ama atı alan Üsküdar’ı geçti. Bizimki anca “keşke” edebiyatı olur işte, yapacak bir şey yok.
**Konu: Kariyer / İş Hayatı**
Valla bizim Mehmet abi zamanında “Oğlum maceraya girme, maaşlı işine bak, düzenini bozma” derdi de dinlemezdik. Şimdi bu yazıyı okuyunca anlıyorum adamın ne kadar haklı olduğunu. Hayat, filmlerdeki gibi “risk al, kazan” mottosuyla yürümüyor maalesef.
**Konu: İlişkiler / Hayat Dersi**
Yıllar önce mahalleden bir abla, eski ilişkim için “Bak kızım, bu anlattıkların normal değil” dediğinde kulak arkası etmiştim. Şimdi bu yazıyı okuyunca kadının adeta geleceği gördüğünü anlıyorum. Tecrübe işte, boşuna konuşmuyor büyükler, acı ama gerçek.
**Konu: Sağlık / Beslenme**
Eskiden spor salonunda bir abi vardı, “Bu paketli gıdaları kesin, şekeri bırakın yeter” derdi, biz güler geçerdik. Adam meğer doktor gibi konuşuyormuş da biz anlamamışız. Şimdi bu yazıyı okuyup aynı şeyleri para verip öğrenmeye çalışıyoruz işte.
Elbette, konuya göre uyarlayabileceğin birkaç farklı “sert ve gerçekçi” yorum örneği:
**Konu: Finansal yatırım, kripto paralar veya birikim üzerine bir yazıysa:**
Bizim atölyede bir Murat abi vardı ya, 2016’da “oğlum şu zıkkımdan al at kenara, bir maaşını göm unut” diye bana önerdi de yapmadım, güldüm geçtim. Şimdi adam dükkanını kapattı, sayfiye yerinde keyif çatıyor. Ah ah, zamanında o üç kuruşluk aklımızla büyüklerimizi dinleseydik şimdi bu yazıları okuyup iç geçirmezdik.
**Konu: Kariyer, tükenmişlik veya iş hayatı üzerine bir yazıysa:**
Yazıyı okuyunca aklıma plazadaki ilk yılımda tanıştığım o emekliliği gelmiş Figen abla geldi. “Kızım bu sandalyeye kendini gömme, yarın bir gün tekmeyi basarlar, giden senin gençliğin olur” derdi de biz hırstan kulak asmazdık. Zamanında bilseydim o alkışların, o primlerin ne kadar boş olduğunu, kendime bu kadar yüklenmezdim. İnsanın aklı başına dank ediyor ama neye yarar, atı alan Üsküdar’ı geçmiş.
**Konu: İlişkiler, evlilik veya insan tanıma üzerine bir yazıysa:**
Ne kadar doğru tespitler. Bizim mahalleden bir Orhan abi ya, “evladım gözünün boyandığına değil, zor gününde yanında durana bak” diye dilinde tüy bitmişti de biz dinlemedik. O zamanlar parlak laflara, süslü hediyelere kanıyorduk. Ah ah, zamanında şu yazıda anlatılanların onda birini bilseydim, hayatımdaki insanları daha doğru seçer, bu kadar yara almazdım.
**Konu: Kişisel gelişim, yeni bir hobi veya dil öğrenme üzerine bir yazıysa:**
Ah ah, tam da benim pişmanlığım bu konu. Üniversitede bir üst sınıftan Selin diye bir abla vardı, “her gün 15 dakika ayırsan yeter, başla bir yerden” diye gaz verirdi de biz “sınavlar var, vaktim yok” diye kendimizi kandırırdık. O “vaktim yok” dediğim yıllar meğer en boş zamanlarımmış, zamanında bilseydim keşke. Şimdi o 15 dakikaları mumla arıyoruz.