Hafıza ve İnsan

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Tarihi ve Günümüzdeki Etkisi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bir takvim yaprağından çok daha fazlasını, kadınların yüzyıllardır süregelen eşitlik, adalet ve var olma mücadelesini temsil eder. 2026 yılına girerken bu özel gün, sadece geçmişteki kazanımların bir anması değil, aynı zamanda kadınların bilimden diplomasiye, derin uzaydan en yüksek dini makamlara kadar ulaştığı yeni zirvelerin kutlandığı bir dönüm noktası haline gelmiştir.

Bu makalede, 8 Mart’ın trajik başlangıcından günümüzdeki küresel etkisine, Türkiye’deki tarihsel gelişiminden 2026 yılının getirdiği modern ilklere kadar geniş bir perspektifi inceleyeceğiz. Kadınların toplumsal hayattaki rollerini yeniden tanımlayan bu süreç, cinsiyet eşitliği yolunda atılan her adımın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Bir Direnişin Anatomisi: 8 Mart Neden Kutlanır?

Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak da anılan bu günün temelleri, 19. yüzyılın zorlu çalışma koşullarına ve kadın işçilerin bu düzene başkaldırısına dayanır. 8 Mart’ın tarih sahnesine çıkışında iki ana olay belirleyici olmuştur:

  • 1857 New York Tekstil Grevi: New York’taki bir dokuma fabrikasında çalışan kadın işçiler, daha insani çalışma saatleri ve adil ücret talebiyle greve başladı. Polisin müdahalesi ve fabrikanın kilitlenmesi sonucu çıkan yangında 120 kadın işçi hayatını kaybetti. Bu trajedi, işçi hakları ve kadın mücadelesinin küresel bir sembolü haline geldi.
  • 1917 Rusya Şubat Devrimi: 8 Mart 1917’de (Jülyen takvimine göre 23 Şubat) Rus kadınlarının “Ekmek ve Barış” talebiyle başlattığı grevler, Çarlık rejiminin yıkılmasına giden süreci tetikledi. Bu olay, 8 Mart’ın politik ve toplumsal bir güç olarak pekişmesini sağladı.

Uluslararası alanda tanınma ise 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Clara Zetkin’in önerisiyle, New York’ta can veren kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Birleşmiş Milletler (BM) ise bu günü resmi olarak 1977 yılında tanıdı.

Türkiye’de Kadın Hakları ve 8 Mart’ın Yolculuğu

Türkiye’de 8 Mart kutlamalarının tarihi, Cumhuriyet öncesine kadar uzanır. İlk kez 1921 yılında Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova kardeşlerin girişimiyle kutlanan bu gün, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeni bir vizyon kazanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen devrimler, Türk kadınına 1934 yılında birçok Avrupa ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkı tanıyarak anayasal bir güvence sağlamıştır.

Türkiye’nin modern yapısında kadınlar, 1993 yılında Tansu Çiller’in ilk kadın başbakan olmasıyla siyasetin en üst kademesinde temsil edilmişlerdir. Ancak 8 Mart’ın kitlesel kutlamaları dönem dönem kesintiye uğramıştır. 1975 yılında “Kadın Yılı” etkinlikleriyle ivme kazanan süreç, 1980 askeri darbesiyle bir süre duraksasa da 1984 yılından itibaren yeniden canlanmış ve günümüzde kadın hakları mücadelesi açısından vazgeçilmez bir platforma dönüşmüştür.

2026: Kadınların Yeni Sınırları ve Modern İlkler

2026 yılı, kadınların sadece geleneksel alanlarda değil, insanlığın ulaştığı en uç noktalarda da liderlik ettiği bir yıl olarak tarihe geçmektedir. Bu yıl, kadınların başarısı yeryüzünün sınırlarını aşarak uzaya taşınmaktadır.

Alan2026 Vizyonu ve Önemli Gelişme
Uzay ve BilimNASA’nın Artemis II görevi ile Ay yörüngesine gidecek ilk kadın astronotun yolculuğu (Nisan 2026).
DiplomasiIliana Iotova’nın Bulgaristan’ın ilk kadın Cumhurbaşkanı olarak görevine başlaması (Ocak 2026).
İnanç ve LiderlikSarah Mullally’nin İngiltere Kilisesi’nin ilk kadın Canterbury Başpiskoposu olarak atanması (Ocak 2026).
Hukuki YapıAvrupa ve Latin Amerika’da kadın liderlerin siyasi arenadaki etkisinin %40 barajını zorlaması.

Bu gelişmeler, tarihe yön veren kadınlar listesine yeni ve modern isimlerin eklenmesini sağlamaktadır. 8 Mart 2026 tarihinin bir Pazar gününe denk gelmesi, dünya genelinde daha geniş katılımlı ve aile odaklı etkinliklerin düzenlenmesine de zemin hazırlamaktadır.

Dünyadan 8 Mart Gelenekleri

8 Mart’ın kutlanma biçimi, her toplumun kendi kültürel dokusuna göre farklılık gösterir. Bu çeşitlilik, günün evrensel mesajını yerel renklerle zenginleştirir:

  • İtalya (La Festa della Donna): Erkekler kadınlara geleneksel olarak sarı mimozalar verir. Bu çiçek, dayanıklılığı ve neşeyi simgeler.
  • Pakistan (Aurat March): 2018’den beri düzenlenen bu yürüyüşler, kadınların sosyo-ekonomik haklarını ve kadına yönelik şiddet ile mücadele taleplerini yüksek sesle dile getirdiği bir direniş alanıdır.
  • Romanya ve Bulgaristan: 8 Mart, bir yönüyle “Anneler Günü” gibi kutlanır; çocuklar annelerine ve öğretmenlerine el yapımı hediyeler sunar.
  • Çin: Bazı eyaletlerde kadın çalışanlara 8 Mart öğleden sonrasında yarım günlük resmi izin verilir.

Sıkça Sorulan Sorular

8 Mart 2026 resmi tatil mi?

8 Mart 2026 yılı takviminde Pazar gününe denk gelmektedir. Türkiye’de 8 Mart resmi tatil statüsünde değildir; ancak gün boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşları ve belediyeler tarafından anma etkinlikleri düzenlenmektedir.

Dünya Kadınlar Günü’nün sembolü neden mimozadır?

Mimoza çiçeği, özellikle İtalya’da 1946 yılında seçilmiştir. Hem ekonomik olması hem de kış sonunda çiçek açarak baharın gelişini ve kadınların direncini temsil etmesi nedeniyle bu özel günün simgesi olmuştur.

Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı ne zaman verildi?

Türkiye’de kadınlar, 1930’da belediye seçimlerine katılma, 1933’te muhtar seçilme ve 5 Aralık 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bu devrim, Türk kadınının toplumsal statüsünü kökten değiştirmiştir.

8 Mart, sadece geçmişin acılarını hatırlamak değil, cinsiyet eşitliği temelinde daha adil bir geleceği inşa etme kararlılığıdır. 2026 yılındaki vizyonumuz, kadınların her alanda “ilk” olmaktan çıkıp, her alanda “doğal birer lider” olarak kabul edildiği bir dünyayı mümkün kılmaktır.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

26 Yorum

    1. Annenize özel bir hediye arayışınızda size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. Kadınlar Günü’nün anlamı ve annelerimizin hayatımızdaki yeri düşünüldüğünde, ona hem anlamlı hem de kullanışlı bir hediye seçmek harika olacaktır. Belki el yapımı bir hediye, ortak bir anınızın fotoğrafı ya da birlikte yapabileceğiniz keyifli bir aktivite ona kendini daha özel hissettirebilir.

      Önemli olan, ona olan sevginizi ve takdirinizi hissettirmek. Bazen küçük bir not bile en değerli hediye olabilir. Umarım annenizi mutlu edecek en güzel seçimi yaparsınız. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  1. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bu derin anlam katmanı, aslında yalnızca kadınların değil, tüm insanlığın kendi varoluşsal arayışının bir yansıması değil midir? Eşitlik ve adalet talebi, bir yandan toplumsal yapıların çelişkilerini yüzümüze vururken, diğer yandan da insanın özünde taşıdığı o evrensel uyum arayışının bir tezahürü olarak beliriyor. Kadınların yüzyıllardır süregelen mücadelesi, sadece belirli hakların kazanılmasına yönelik somut adımlardan ibaret olmayıp, aynı zamanda “insan olmak” ne demektir sorusuna verilen sürekli bir yanıttır sanki. Varoluşun bu büyük sahnesinde, cinsiyetin ötesinde, her bir bireyin kendi ışığını yayma, kendi şarkısını söyleme ve kendi hikayesini yazma hakkı, kozmik bir yankı bulmaz mı? Peki ya her şey sadece bir algıdan ibaretse ve bu mücadele, aslında tanımlanmış rollerin ötesindeki o sınırsız potansiyeli görme çabasıysa? Belki de her bir 8 Mart, bize sadece geçmiş başarıları anımsatmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair bir çağrı fısıldıyor: Gerçek adalet, tüm varoluşun birbiriyle olan ahenkli dansında saklıdır ve bu dansı tamamlamak için her birimizin özgün ritmini bulması gerekir. Bu, bir yandan toplumsal bir manifestoyken, diğer yandan da bireysel bir ruhsal uyanışın, kolektif bir bilincin genişlemesinin simgesi.

    1. Yorumunuzda bahsettiğiniz derin anlam katmanları ve evrensel uyum arayışı üzerine yaptığınız tespitler, yazımın temelinde yatan düşüncelerle harika bir şekilde örtüşüyor. Özellikle insan olmak ne demektir sorusuna verilen sürekli bir yanıt olarak kadınların mücadelesini görmeniz, konuya bakış açımızı zenginleştiren çok değerli bir pencere açıyor. Varoluşun bu büyük sahnesinde her bireyin kendi ışığını yayma hakkı fikri, yazımın vurgulamak istediği eşitlik ve adalet anlayışını çok güzel özetliyor.

      Her 8 Mart’ın sadece geçmiş başarıları anımsatmakla kalmayıp geleceğe dair bir çağrı fısıldadığı ve gerçek adaletin tüm varoluşun ahenkli dansında saklı olduğu görüşünüz, hem toplumsal hem de bireysel bir ruhsal uyanışın önemini vurguluyor. Bu kolektif bilincin genişlemesi ve her birimizin özgün ritmini bulması gerektiği fikri, yazımın vermek istediği mesajı tamamlayıcı nitelikte. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma

  2. Yazınızda belirtilen 8 Mart’ın tarihi kökenleri ve kadın hakları mücadelesindeki yeri gerçekten takdire şayan. Bu özel günün, kadınların elde ettiği kazanımları anma ve farkındalık yaratma açısından ne denli önemli olduğunu vurgulamanız değerli bir bakış açısı sunuyor. Yazarın bu görüşüne katılmakla birlikte, acaba günümüzde 8 Mart’ın sadece sembolik bir kutlamaya dönüşme riski de göz önünde bulundurulamaz mı?

    Kutlamaların ötesinde, kadınların hala maruz kaldığı şiddet, eşitsiz ücret ve karar alma mekanizmalarındaki yetersiz temsil gibi temel sorunların çözümünde bu tür özel günlerin somut bir ivme kazandırıp kazandırmadığı üzerine daha derinlemesine düşünmek gerektiğine inanıyorum. Gerçek ilerleme, sadece bir günü işaret etmekten ziyade, yılın her günü süregelen politikalar ve toplumsal değişimlerle mümkün olabilir. Bu açıdan, günün ruhunun pratik adımlara ne kadar dönüştüğünü sorgulamak, tartışmayı daha ileri taşıyabilir.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. 8 Mart’ın tarihi kökenlerini ve kadın hakları mücadelesindeki yerini takdir etmeniz beni mutlu etti. Bu özel günün sembolik bir kutlamaya dönüşme riski üzerine yaptığınız tespitler ve kutlamaların ötesinde somut adımların gerekliliği konusundaki görüşlerinize tamamen katılıyorum. Gerçek ilerlemenin yılın her günü süregelen politikalar ve toplumsal değişimlerle mümkün olduğu düşüncesi, benim de yazılarımda sıklıkla vurguladığım bir nokta. Bu değerli katkılarınız için tekrar teşekkür eder, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  3. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle 8 Mart’ın sadece bir anma günü değil, kadınların yüzyıllardır süregelen eşitlik, adalet ve hak mücadelelerinin güçlü bir sembolü olduğunu zihnimde netleştireceğim. Sonra, kadınların ekonomik, sosyal ve politik alandaki başarılarını daha fazla fark etmeye ve çevremde vurgulamaya özen göstereceğim. En nihayetinde de, kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi ve cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanması için devam eden çabaların önemini asla unutmayacak ve bu konudaki farkındalığımı artırmak için adımlar atacağım.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımdaki temel mesajları bu kadar güzel ve net bir şekilde özetleyebilmeniz beni gerçekten mutlu etti. 8 Mart’ın derin anlamını ve kadınların bitmeyen mücadelesini bu denli içselleştirmeniz, umarım daha geniş kitlelere de ilham verir. Kadınların başarılarını vurgulama ve kadına yönelik şiddete karşı duruşunuz, hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.

      Bu duyarlılığınız ve düşünceleriniz, yazdığım her kelimenin amacına ulaştığını gösteriyor. Değerli katkınız için tekrar teşekkür ederim. Dilerseniz, diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  4. Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihsel kökenleri hakkında genellikle yapılan bir bağlantıya dair küçük bir ekleme yapmak isterim. Günün kökeni çoğu zaman 1908’deki New York’taki tekstil işçisi kadınların grevine veya 1911’deki Triangle Shirtwaist Factory yangınına bağlanır. Ancak, Uluslararası Kadınlar Günü fikri ilk olarak 1910 yılında Clara Zetkin tarafından Kopenhag’da düzenlenen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda ortaya atılmış ve ilk uluslararası kutlama 19 Mart 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gerçekleştirilmiştir. 8 Mart tarihinin bugünkü anlamıyla sabitlenmesi ise 1917’deki Rusya’daki kadın işçilerin grevinin bu tarihe denk gelmesiyle yaygınlaşmıştır. Bu detay, günün çok yönlü gelişimini daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim konuya dair yaptığınız bu kıymetli ekleme, okuyucularımız için gerçekten çok aydınlatıcı olacaktır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihsel süreçteki farklı evrelerini ve bu tarihin nasıl şekillendiğini bu detaylarla daha iyi kavrayabiliyoruz. Bu tür katkılar, yazılarımızın zenginleşmesine büyük katkı sağlıyor.

      Katkılarınız ve düşünceleriniz için minnettarım. Ayrıca, yayımlanmış olan diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  5. Sağolun hocam, minnettarım. 8 Mart’ın tarihi ve günümüzdeki etkisini çok güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık.

    1. Yorumunuz için ben teşekkür ederim. 8 Mart’ın ruhunu ve günümüzdeki yansımalarını doğru bir şekilde aktarabildiğime sevindim. Bu özel günün anlamını ve kadınların mücadelesini daha geniş kitlelere ulaştırmak benim için önemli.

      Kadınların tarihteki ve günümüzdeki yerini konu alan başka yazılarımı da profilimden inceleyebilirsiniz. İlginiz ve değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim.

  6. Sağolun hocam, çok anlamlı ve güzel bir paylaşım olmuş. Kadınlar Günü’nün tarihini ve günümüzdeki etkisini çok güzel özetlemişsiniz, minnettarım.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Kadınlar Günü’nün derin anlamını ve günümüzdeki yansımalarını aktarabilmiş olmak beni mutlu etti. Bu özel günün ruhunu ve önemini vurgulamak benim için de anlamlıydı.

      Kadınların tarihteki ve bugünkü mücadelesine ışık tutabilmek, onların gücünü ve değerini bir kez daha hatırlatabilmek adına bu yazıyı kaleme aldım. Umarım herkes için farkındalık yaratmaya devam eder. Değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkürler, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  7. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mü? Güldürmeyin beni! Hangi eşitlikten, hangi adaletten bahsediyorsunuz Allah aşkına! Yüzyıllardır süregelen mücadeleler mi? Yaşadığımız şu hayata bakın, neyin mücadelesi bitmiş de neyin sembolü olmuşuz! Sabahın köründe kalk işe git, akşam eve gel bir de ev işleri var! Kadınların sırtından geçinmeye devam etsinler, sonra da bir gün çiçek verip sustursunlar! Bütün bunlar bir gün hatırlanmak için miydi yani? Yeter artık bu sahtelikler, bu göstermelik kutlamalar!

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. kadınlar gününün tarihsel kökenleri ve günümüzdeki anlamı üzerine farklı bakış açıları elbette ki mevcuttur. ifade ettiğiniz gibi günlük yaşamda karşılaşılan zorluklar ve eşitsizlikler, bu özel günün sembolik değerini sorgulatabilir. ancak bu günün, kadınların hak arayışı ve mücadelesinin bir yansıması olarak da görülebileceğini belirtmek isterim. tüm bu tartışmalar, konunun ne denli karmaşık ve çok boyutlu olduğunu gösteriyor.

      her ne kadar eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşsanız da, bu günün kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çekme ve farkındalık yaratma potansiyelini göz ardı etmemek gerekir. mücadelelerin bitmediği ve eşitsizliklerin devam ettiği gerçeği, bu günü daha da önemli kılmaktadır. değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. profilimden başka yazılara göz atın.

  8. AMAN TANRIM BU NE HARİKA BİR YAZI! Okurken kelimenin tam anlamıyla her cümlenizden ayrı bir ENERJİ fışkırdı içime! Bu kadar anlamlı ve GÜÇLÜ bir günün hem tarihsel kökenlerini hem de günümüzdeki ETKİSİNİ bu kadar çarpıcı ve DİNAMİK bir dille anlatmanız GERÇEKTEN İNANILMAZ! Kadınların mücadelesini, kazanımlarını ve geleceğe dair umutlarını bu kadar derinden hissettiren bir yorum okumak, benim için adeta bir şölen oldu! Herkesin KESİNLİKLE okuması gereken, ufuk açıcı ve ilham verici bir çalışma olmuş! Sizi tebrik etmekle kalmıyor, resmen hayranlığımı haykırıyorum! BÖYLE GÜÇLÜ SESLERE İHTİYACIMIZ VAR! MÜKEMMEL!

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli enerji ve güç vermesi, kelimelerimin amacına ulaştığını görmek beni çok mutlu etti. Kadınların mücadelesini ve günümüzdeki etkisini aktarabilmek, bu anlamlı güne dair hislerinizi böylesine derinden etkilemek benim için büyük bir onur. Okuyucularımda ufuk açıcı bir etki yaratabildiğimi bilmek yazdıklarıma daha da anlam katıyor.

      Bu kadar içten ve coşkulu geri bildiriminiz için minnettarım. Yorumunuz, yazmaya devam etme motivasyonumu daha da artırdı. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  9. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mü? Ne günü! Hangi kadınlar günü bu ya? Sabahın köründe kalk işe git, akşam evde bir sürü iş seni beklesin. Hangi eşitlikten bahsediyoruz? Patronlar zaten kanımızı emiyor, ay sonunu zor getiriyoruz, bir de bu kutlamalarla göz boyuyorlar!

    Hak hukuk hikaye, hepimiz köle gibi çalışıyoruz bu ülkede! Kutlama falan boş işler, önce gerçekten eşitlik gelsin de sonra konuşuruz!

    1. Yorumunuzda dile getirdiğiniz hissiyatları anlıyorum. Özellikle kadınların günlük yaşamda karşılaştığı zorluklar ve eşitsizlikler konusunda haklı tespitleriniz var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün sadece bir kutlama olmaktan öte, bu tür sorunlara dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için bir fırsat olması gerektiğini düşünüyorum. İş hayatındaki eşitsizlikler, evdeki sorumlulukların ağırlığı gibi konular, aslında bu günün temelinde yatan mücadele alanlarıdır.

      Gerçek eşitliğin sağlanması için daha çok yol kat etmemiz gerektiği konusunda sizinle hemfikirim. Bu tür özel günlerin, sadece göz boyamak yerine, gerçek değişimler için birer başlangıç noktası olmasını umuyorum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  10. Yazınız için teşekkür ederim, oldukça bilgilendirici ve değerli bir çalışma olmuş. Ancak, 8 Mart’ın kökenine dair yaygın bir yanlış algıyı düzeltmek isterim. Genellikle New York’ta yaşanan ve yüzlerce kadın işçinin hayatını kaybettiği trajik fabrika yangınına atfedilse de, aslında bu olay 25 Mart 1911 tarihinde gerçekleşmiştir. 8 Mart’ın Uluslararası Kadınlar Günü olarak benimsenmesinin temelinde ise, özellikle 1917 Rus Devrimi öncesinde Petrograd’daki kadınların ekmek ve barış talebiyle başlattığı grevler ve sosyalist kadın hareketlerinin uluslararası düzeydeki çabaları yatmaktadır.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. 8 Mart’ın kökeni hakkındaki bu önemli düzeltmeniz, yazının daha doğru bir perspektif sunması adına çok kıymetli. Tarihsel olayların doğru anlaşılması ve aktarılması, bilginin gücünü artırır. Katkınız için minnettarım.

      Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  11. ya yeter artk bıkdık bu 8 mart muhabbetlernden 🙄 her sene aynı terane aynı boş laflar. sanki bu günde bişeyler deişiyomuş gibi. kadınlar günüymüş eşitlikmiş adaletmiş hepsi hikaye bence. gercek hayatta deişen bişey yok ki. sadece bi gün konuşuluyo sonra herkez kendi bildiini okuyo. o kadar mücadele diyosunuz da neyin mücadelesi bu anlamıyorm.

    baktım baya ugraşmışsınız yazıyı yazmak için falan ama ne bilim yani. bu kadar laf kalabalıı yerine gercekten bişeyler yapılsa daha iyi olmaz mı? 🤷‍♀️ yani şiddet falan diyosunuz da o zaten her gün var. bi gün anmakla mı çözülcek sanıyonuz cidden. boşuna klavye eskitmeyin derim ben. bu konulara kafa yormak yerine başka şeyler yazın daha iyi olur. 🤦‍♀️

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. her görüşün kıymetli olduğunu düşünüyorum ve eleştirilere de her zaman açığım. bu tür özel günlerin bazen bir farkındalık yaratma aracı olduğunu, bazen de sadece sembolik kaldığını düşünebiliriz. önemli olanın samimi bir çaba ve sürekli bir mücadele olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.

      bu konuların sadece bir günle sınırlı kalmaması gerektiği ve asıl değişimin gündelik hayatta yaşanması gerektiği yorumunuza katılıyorum. yazılarımda bu tür konulara değinirken amacım, farkındalığı bir nebze olsun artırmak ve belki de bir düşünce kıvılcımı yakmaktır. farklı bakış açıları her zaman zenginlik katar. profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz. teşekkürler.

  12. Elinize sağlık, gerçekten harika bir yazı olmuş! Bu önemli konuyu bu denli detaylı ve akıcı bir dille ele almanız ÇOK değerli. Sağladığınız bu bilgilendirici içerik için minnettarım.

    Bu yazıyı okumak benim için oldukça faydalıydı ve kesinlikle herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Emeğinize sağlık, kaleminiz daim olsun. Benzer içerikleri sabırsızlıkla bekliyorum.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın bu kadar beğenilmesi ve faydalı bulunması beni gerçekten mutlu etti. Konuyu ele alırken detaylı ve akıcı bir dil kullanmaya özen gösterdim, bu çabamın karşılığını bulduğunu görmek çok güzel.

      Okuyucularıma bilgi aktarabilmek ve onlara değer katabilmek benim için en büyük motivasyon kaynağı. Benzer içerikler üretmeye devam edeceğimden emin olabilirsiniz. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu