Hikaye

Yemen Türküsü Hikayesi: Gidenin Geri Dönmediği Ağıt

Türk halk müziğinin en dokunaklı eserlerinden biri olan Yemen Türküsü, nesiller boyu dillerden düşmeyen, her dinlendiğinde yürekleri sızlatan bir ağıttır. Sadece bir melodi değil, aynı zamanda tarihin acı dolu bir sayfasının, cepheye giden ve bir daha geri dönemeyen askerlerin, geride bıraktıkları gözü yaşlı eşlerin ve ailelerin trajedisinin de sesidir. Bu yazıda, bu ölümsüz eserin ardındaki Yemen Türküsü hikayesi ve derin anlamlar taşıyan sözlerine yakından bakacağız.

Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan Yemen isyanlarına gönderilen askerlerin hasretini, çaresizliğini ve vatan sevgisini anlatan bu türkü, Anadolu insanının kolektif hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır. Gelin, bu yürek yakan türkünün hüzünlü öyküsüne birlikte tanıklık edelim.

Yemen Türküsü’nün Yürek Yakan Hikayesi

Yemen Türküsü’nün hikayesi, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Yemen’de kontrolü sağlamak için verdiği çetin mücadelelere dayanır. “Gidenin geri gelmediği yer” olarak anılan Yemen’e, imparatorluğun dört bir yanından, özellikle de Muş ve çevresinden çok sayıda asker gönderilmiştir. Bu askerlerin çoğu, zorlu çöl koşulları, hastalıklar ve şiddetli çatışmalar nedeniyle bir daha memleketlerine dönememiştir.

Rivayete göre türkü, Yemen’e giden eşini bekleyen genç bir gelinin yaktığı ağıttır. Kocasından aldığı mektupta, onun kendisini ne kadar özlediğini ve bir an önce kavuşmak istediğini okur. Ancak savaşın acımasızlığı ve Yemen’den gelen kara haberler, gelinin sevincini kursağında bırakır. Eşinin sağ salim dönmesi için dua ederken bir yandan da onun yokluğunun acısıyla yanar. İşte bu özlem, korku ve çaresizlik duyguları, Yemen Türküsü’nün notalarına ve sözlerine dökülür. Geri dönmeyen binlerce askerin ardında kalanların ortak acısı, bu türküyle ölümsüzleşir.

Yemen Türküsü Nereye Ait: Muş mu, Yemen mi?

Yemen Türküsü’nün kökeni hakkında iki farklı görüş bulunmaktadır ve bu durum, türkünün kültürel zenginliğini daha da artırmaktadır. Türkünün kime ve nereye ait olduğu konusundaki tartışmalar, sözlerindeki ipuçlarından kaynaklanır.

En yaygın ve kabul gören görüş, türkünün Muş yöresine ait olduğudur. Türkünün bir dörtlüğünde geçen “Burası Muş’tur, yolu yokuştur / Giden gelmiyor, acep ne iştir?” dizeleri, bu tezin en güçlü kanıtıdır. Yemen’e en çok asker gönderen bölgelerden birinin Muş olması ve şehit haberlerinin yörede büyük bir yasa neden olması, bu ağıdın Muş’ta yakıldığına dair inancı güçlendirir. Geride kalan ailelerin yaktığı bu ağıt, tüm Anadolu’nun ortak acısını dile getirmiştir.

Diğer bir görüş ise türkünün doğrudan Yemen’deki askerler tarafından yakıldığı yönündedir. “Havada bulut yok, bu ne dumandır? / Mahlede ölen yok, bu ne figandır?” dizelerinin, Yemen’in sıcak ve dumanlı çöl iklimini ve savaş sırasındaki top seslerini, yani cehennemi andıran atmosferi anlattığı düşünülür. Bu görüşe göre türkü, vatan hasreti çeken askerlerin sıla özlemini ve savaşın getirdiği umutsuzluğu anlatan bir eserdir.

Yemen Türküsü’nün Unutulmaz Sözleri ve Anlamı

Yemen Türküsü’nün her bir dizesi, derin bir kederi ve yaşanmışlığı barındırır. Savaşın anlamsızlığını, ayrılığın acısını ve geride kalanların çaresiz bekleyişini anlatan bu sözler, türküyü bir klasikler arasına sokmuştur.

Havada bulut yok bu ne dumandır?
Mahlede ölen yok bu ne figandır?
Şu Yemen elleri ne de yamandır

Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir?
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?

Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasına acep nesi var?
Bir çift kundurayla bir de fesi var

Türküdeki sözler, basit ama bir o kadar da güçlü imgelerle doludur. “Havada bulut yok bu ne dumandır?” dizesi, savaşın yarattığı kaosu ve belirsizliği ifade ederken, “Kışlanın önünde redif sesi var” dizesi askere alınma anının ve ayrılığın soğukluğunu hissettirir. Askerin çantasından çıkan “bir çift kundura” ve “bir de fes”, geriye kalanların sadece birkaç eşya değil, koca bir hayat ve hayaller olduğunun acı bir kanıtıdır. “Giden gelmiyor, acep nedendir?” sorusu ise, cevabı bilinen ama kabullenilemeyen o acı gerçeğin, yani ölümün sorgulanışıdır.

Yemen Türküsü ve Kültürel Mirasımızdaki Yeri

Yemen Türküsü, sadece bir müzik eseri olmanın ötesinde, milletimizin tarihinde yaşanmış büyük bir dramın sanatsal bir belgesidir. Vatan için canını feda eden isimsiz kahramanların ve onların ardında bıraktığı acıların sembolü haline gelmiştir. Bu sebeple, dinleyen herkesin kalbine dokunur ve ortak bir duygu etrafında birleştirir. Bu ve bunun gibi nice türkü hikayeleri, kültürel belleğimizin en değerli parçaları olarak yaşatılmaya devam edecektir.

Kullanılan kaynak: Bu makaledeki bilgiler Muş Belediyesi’nin resmi web sitesinde yer alan kültürel verilerden de yararlanılarak derlenmiştir. (Muş Belediyesi)

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Ah ah güzelim yemen türküsünün hikayesini altında neler neler yatıyormuş. Böyle hikayeleri çok severim, özellikle bu gibi türku anlamı olanları çok dinlerim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu