Sevgiliyle Aynı Evde Yaşamak: İlişkinizi Güçlendiren 6 Kritik Adım
Sevmek, insanı kanatlandıran en yüce duygulardan biriyken, sevilen kişiden ayrı kalmak ise bazen oldukça zorlayıcı olabilir. İlişkiniz belirli bir olgunluğa ulaştığında, geceleri ayrı uyumak size anlamsız gelmeye başladıysa veya kendinizi sürekli sevgilinizin evinde buluyorsanız, belki de sevgiliyle aynı evde yaşamak fikri artık kapınızı çalıyor demektir. Bu, ilişkinizin bir sonraki önemli aşamasına geçişin doğal bir göstergesidir.
Ancak bu büyük adımı atmadan önce, birlikte yaşamın getireceği yeni dinamikleri ve sorumlulukları anlamak hayati önem taşır. Bu makale, sevgiliyle aynı evde yaşamanın getireceği altı kritik konuyu derinlemesine inceleyecek, bu süreçte karşınıza çıkabilecek durumları ele alacak ve ilişkinizi daha sağlam temeller üzerine inşa etmenize yardımcı olacak ipuçları sunacaktır. Hazırsanız, bu heyecan verici ve bir o kadar da dönüştürücü yolculuğa birlikte çıkalım.
Sevgiliyle Aynı Evde Yaşamak: Bilmeniz Gereken 6 Şey!

Bir ilişki zamanla derinleştikçe, partnerinizle aynı eve taşınma fikri kaçınılmaz olarak gündeme gelir. Bu önemli adım, ilişkinizin doğal bir evrimi olarak kabul edilebilir ve birlikte yaşamak, romantik bağınızı daha da derinleştirecek birçok fırsat sunar.
Sevgiliyle aynı evde yaşamak, ilişkinin bir üst seviyeye çıkmasının göstergesidir. Ancak bu durum, ayrı evlerde yaşamaktan daha fazla sorumluluk gerektirir ve aynı zamanda partnerinizi daha yakından tanıma imkanı sunar.
- Birbirinizin özel alanlarına saygı duyun.
- Ev işlerinde görev paylaşımı yapın.
- Karşılıklı saygı ve anlayışı temel alın.
- Hoşa gitmeyen alışkanlıkları açık iletişimle dile getirin.
- Birlikte yaşamın getirdiği yeni dinamiklere uyum sağlayın.
- Sabır ve özveriyle ortak bir yaşam alanı oluşturun.
- Beklentilerinizi net bir şekilde ifade edin.
- Duygusal ve fiziksel sınırlara dikkat edin.
- Bütçe ve finansal konuları şeffafça konuşun.
- Hobilerinize ve sosyal çevrenize zaman ayırın.
- Ortak hedefler belirleyin.
- Birbirinizin zor zamanlarında destek olun.
- İletişimde daima dürüst olun.
- Küçük jestlerle sevgiyi canlı tutun.
- Rutininizi esnek tutun.
- Gizliliğe önem verin.
- Kişisel gelişim alanlarınızı koruyun.
- Ortak kararlar alın.
- Çatışmaları yapıcı bir şekilde çözün.
- Şikayet yerine çözüm odaklı olun.
Birlikte yaşam, romantizmi günlük hayatın pratikleriyle harmanlayan bir sanattır. Bu süreç, ilişkinizi güçlendirirken, her iki tarafın da bireysel kimliklerini koruyarak büyümesini sağlar.
Öncelikle Birbirinizin Özel Alanlarına Saygı Duymalısınız

Partnerle birlikte yaşama kararı alındığında, en kritik konulardan biri, ilişkinin dengesini ve her iki tarafın da özel alanlarına duyulan saygıyı korumaktır. Herkes, ilişkisinin uzun soluklu ve mutlu olmasını arzu eder, ancak bu dileğin gerçekleşmesi için bireysel sınırların korunması büyük önem taşır.
Her iki tarafın da kendi arkadaş çevresi, hobileri veya evde yalnız başına yapmayı istediği kişisel aktiviteleri olabilir. İlişkilerde zamanla yaşanan en büyük çıkmazlardan biri, bireysel alanların giderek daralmasıdır. Bu durum, partnerlerin birbirinin özel alanına fazla müdahale etmesiyle kaçınılmaz bir sorun haline gelebilir.
Diyelim ki, siz ve partneriniz, A ve B olarak temsil ediliyorsunuz. A’nın taranmamış kısmı sizin kişisel alanınızı, sporunuzu, arkadaşlarınızı, ailenizi, meditasyonlarınızı veya kişisel bakımlarınızı ifade ederken, B de benzer şekilde partnerinizin özel alanını temsil eder. İlişkiniz ise A ve B’nin kesiştiği, taranmış kısım olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, sevgiliyle aynı evde yaşamak kararı aldığınızda, ortak alanlarınıza duyulan saygının yanı sıra, bireysel alanların korunması da ilişkinin sağlığı için vazgeçilmezdir. Bu dengenin sağlanması, birlikte yaşamın getireceği potansiyel sorunları minimize ederek, uyumlu bir birlikteliğin kapılarını aralar. İlişkilerde sağlıklı sınırlar koymak, her iki tarafın da kendini güvende ve özgür hissetmesini sağlar.
Evde Her İkiniz de Bir Takım Görevler Üstlenebilirsiniz
Partnerle aynı evi paylaşmak, romantik bir ilişkinin doğal bir evresidir ve birlikte yaşamın getirdiği sorumluluklar, ilişkinizi daha derin ve anlamlı bir seviyeye taşıyabilir. Bu yeni dönem, sadece romantizmin ötesine geçmekle kalmaz, aynı zamanda günlük yaşamın zorluklarına karşı birlikte durabilme yeteneğinizi de test eder.
Evde her ikinizin de bir takım görevler üstlenmesi, günlük işlerin ve sorumlulukların paylaşımı, ilişkinizin dayanıklılığını ve uyumunu artırabilir. Örneğin, her iki taraf da baştan konuşarak, yapmaktan en çok keyif aldığı işleri üstlenirse, hem bir taraf sürekli kendini bir şeyler yapmak zorunda hissetmemiş olur, hem de tüm işler en güzel şekilde halledilmiş olur.
Kimisi yemek yapmaktan hoşlanmaz ya da bilmez, kimisi de temizlik veya evi toplamayı sevmez. Ya da ütü aynı şekilde. Eğer ev işleri için özel bir yardımcı yoksa, bu görevleri adil bir şekilde paylaştırmak, hem size hem de ilişkinize daha iyi gelecektir. Bazı insanlar ev düzeni ve temizlik konusunda titizken, partnerleri tam tersi bir tutum içinde olabilir. İşte bu noktada saygı ve anlayış devreye girmek zorundadır. Sevgiliyle aynı evde yaşamak söz konusu olduğunda, birbirinizin zor günlerinde destek olup, sizi üzen bir takım düzensizlikler olduğunda biraz alttan almanız gerekebilir. Bu denge, birlikte yaşamın getirdiği zorlukları aşmanın anahtarıdır.
Unutulmamalıdır ki, gerçek bir ilişki sadece ortak zevkler üzerine kurulmaz; aynı zamanda karşılıklı sorumluluk ve fedakarlıklarla beslenir. Birlikte yaşam, bu sorumlulukları birer yük olarak değil, ortak bir hedefe ulaşma yolunda atılan adımlar olarak görmeyi gerektirir. Küçük bir düzenleme, büyük bir huzur yaratabilir.Saygı ve Anlayış Çok Önemli
İki farklı kişilik, farklı geçmişler, alışkanlıklar ve değerlerle bir araya geldiğinde, saygı ve anlayış bu ilişkiyi ayakta tutan temel taşlardır. Saygı, birbirinizin özgürlüğüne, düşüncelerine ve duygularına değer vermek anlamına gelir. Karşınızdaki kişiyi olduğu gibi kabul etmek, onun farklılıklarını hoşgörüyle karşılamak, bir ilişkideki saygının temelini oluşturur.
Anlayış ise empatiyle beslenir; partnerinizin hissettiği duyguları anlamak, onun bakış açısını görmeye çalışmak, onun ihtiyaçlarını anlamak ve desteklemek anlamına gelir. Ev içinde karşılıklı saygı ve anlayış, çatışmaların daha olgun bir şekilde çözülmesine, güvenin inşa edilmesine ve ilişkinin sağlamlaşmasına yardımcı olur. Saygılı ve anlayışlı bir ilişki, sevgiliyle aynı evde yaşamak deneyimini bir macera olarak değerli kılar, zorlukları aşma gücü verir ve beraber geçirilen zamanın kalitesini artırır.
Birbirinizin Hoşuna Gitmeyen Alışkanlıkları Açık İletişim ile Gündeme Getirebilirsiniz
İki farklı bireyin bir araya gelmesiyle, birbirinize hoş gelmeyen alışkanlıklarla karşılaşma olasılığınız yüksektir. Bu noktada, açık iletişim büyük bir öneme sahiptir. Birbirinizin hoşuna gitmeyen alışkanlıklarını dürüst ve saygılı bir şekilde dile getirmek, ilişkinizin sağlamlığını gösterir.
Ancak, bu konuda yapıcı bir dil kullanmak ve karşınızdaki kişinin duygularını anlayışla karşılamak da önemlidir. Açık iletişimle gündeme getirilen alışkanlıklar, ilişkinizin derinleşmesine, olgunlaşmasına ve uyum içinde yaşanmasına yardımcı olur. Bu şekilde, karşılıklı anlayış ve sabırla, ilişkinizin her iki tarafı da birbirine daha çok yaklaşır ve evinizi sıcak, sevgi dolu bir yuva haline getirebilirsiniz. Unutmayın, önemli olan sorunu dile getirmek değil, sorunu çözüme ulaştırmak için birlikte çaba göstermektir.
Sevgiliyle Aynı Evde Yaşamak Normal Midir?
Öncelikle, sevgiliyle aynı evde yaşamak son derece normal, hatta bence oldukça da sağlıklı bir durumdur. Artık birbirinizden ayrılamama noktasına geldiyseniz, ilişkinizi pekiştireceğiniz bir sonraki adım şüphesiz partnerinizle aynı evde yaşamaktır. Bu özel adım hem sizi partnerinizle daha da yakınlaştıracak, hem de birbirinizi daha yakından tanıma, belki de bugüne kadar hiç dikkatinizi çekmeyen huylarını keşfetme fırsatı sunacaktır.
Genelde büyüklerimizin dile getirdiği bir söz vardır: “İnsanlar evlenince değişiyorlar.” Bu söze hem katılıyorum hem de katılmıyorum. Bence insanlar kolay kolay değişmiyor, ancak aynı evde daha derinden partnerinizi, ya da eşinizi tanıma şansınız oluyor. Sonuçta ev hepimizin güvenli ortamıdır ve dışarıda genellikle evde olduğumuz rahatlıkta olamayız. Bu da davranışlarda bir takım değişikliklere yol açabilir ve aynı şekilde partnerinizin de farklı davranışlarına göstermeniz gereken saygının ölçüldüğü yeni bir evredir aslında.
Bu noktada birbirinize göstereceğiniz saygı ve anlayış, ilişkinizin daha sağlıklı, daha mutlu ve uzun ömürlü olmasına giden yolu gösterir bize.
Üniversitede Sevgiliyle Aynı Evde Kalmak Normal Midir?

Üniversite yılları, gençlerin kendilerini keşfettiği, bağımsızlaştığı ve yeni deneyimler yaşadığı dönemlerdir. Bu dönemde romantik ilişkiler de hayatın doğal bir parçasıdır. Üniversitede sevgiliyle aynı eve çıkmak, birçok insan için normalden farklı bir tercih gibi görünebilir, ancak herkesin ilişkileri ve tercihleri farklıdır. Bu, doğal bir deneyim olduğu gibi ilişkinin seviyesine, iki partnerin olgunluk düzeyine ve ilişkinin hangi aşamada olduğuna bağlı olarak değişir.
Üniversite, genellikle ilk kez evden ayrılan birçok gencin bağımsız yaşamaya başladığı bir dönemdir. Bu yeni özgürlük ve sorumluluklar, romantik ilişkilerde de farklı dinamikler yaratabilir. Aynı eve çıkmak, siz ve partneriniz arasındaki güveni ve bağlılığı artırabilir, birlikte büyümeyi ve sorumlulukları paylaşmayı öğretir. Ancak, bu kararın dikkatlice düşünülmesi ve her iki tarafın da rahat hissetmesi önemlidir. Üniversitede sevgiliyle aynı evde yaşamak, ilişkinin daha ciddi bir aşamaya geçtiği anlamına gelebilir, bu yüzden karar verirken geleceğe dair beklentiler ve hedefler de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu, aynı zamanda bağlanma stilleri ve kişisel gelişim süreçlerinin de bir testi olabilir.
Eski Sevgili ile Aynı Evde Olmak Normal Midir?
Eski sevgiliyle aynı evde olmak, karmaşık ve duygusal açıdan zorlu bir deneyim olabilir. İkiniz arasındaki romantik ilişkinin sonlanmasının ardından, aynı evde yaşamak, duygusal olarak karmaşık bir durum yaratabilir. Bu durum, birçok farklı duyguyu tetikleyebilir: özlem, hüzün, kafa karışıklığı ve belki de yeni bir başlangıca dair umut.
Bu tür bir durumda, iletişim ve sınırlar belirleme hayati önem taşır. Aynı evi paylaştığınız eski sevgilinizle açık bir iletişim kanalı oluşturmak, duygularınızı ifade etmek ve karşılıklı saygıya dayalı sınırlar koymak önemlidir. Bu, hem sizin hem de eski sevgilinizin kendini rahat hissetmesine ve yeni bir düzen oluşturabilmenize yardımcı olabilir. Bu süreçte ayrılık sonrası iyileşme süreci oldukça hassas yönetilmelidir.
Birlikte Yaşamın İlişkinize Katkısı
Sevgiliyle aynı evde yaşamak, bir ilişkinin en büyük sınavlarından biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda en büyük büyüme fırsatlarından biridir. Bu süreç, sadece fiziksel bir alanı paylaşmakla kalmaz, aynı zamanda duygusal ve zihinsel olarak da derin bir yakınlaşmayı beraberinde getirir. Birlikte geçirilen her an, partnerinizin alışkanlıklarını, tepkilerini ve düşünce yapısını daha yakından anlamanıza olanak tanır.
Ortak bir hayat kurarken, karşılıklı fedakarlıklar yapmak ve kişisel beklentilerinizi yeniden ayarlamak kaçınılmazdır. Bu durum, sabır, hoşgörü ve esneklik gibi erdemleri geliştirmenize yardımcı olur. Zorlukların üstesinden birlikte gelmek, aranızdaki bağı güçlendirir ve ilişkinizi daha dayanıklı bir yapıya kavuşturur. Unutulmamalıdır ki, bir ev sadece dört duvardan ibaret değildir; aynı zamanda iki kalbin birlikte attığı, ortak hayallerin yeşerdiği ve karşılıklı sevgiyle beslenen bir yaşam alanıdır.
Sonuç: Birlikte Büyümenin Sanatı
Sevgiliyle aynı evde yaşamak, romantik bir ilişkide atılan büyük ve önemli bir adımdır. Bu deneyim, birlikte güzel anılar biriktirme, sevgi ve saygıyı derinleştirme, birbirini daha yakından tanıma ve karşılıklı büyüme fırsatları sunar.
Ancak, aynı evi paylaşmanın getirdiği sorumluluklar ve uyum gerektiren yönleri de göz ardı etmemek gerekir. İyi iletişim, karşılıklı anlayış, sabır ve özveri, sevgiliyle aynı evde yaşamanın sağlıklı ve mutlu bir ilişki için olmazsa olmaz unsurlarıdır. Bu süreçte birbirinize destek olmak, problemleri açık yüreklilikle konuşmak ve birlikte çözüm yolları bulmak ilişkinin sağlamlığını güçlendirir. En önemlisi, ilişkinizi güçlendirecek bu deneyimi her iki tarafın da isteyerek ve saygıyla kabul ettiğinden emin olmaktır. Bu, sağlıklı ve mutlu bir beraberlik için temel bir adımdır.




kişisel alanın önemine vurgu yapılması çok iyi.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Kişisel alanın günümüz dünyasında ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak benim için önemliydi. Yazımın bu noktasına dikkat çekmeniz beni mutlu etti. Umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker, profilimden diğer yayınlanmış yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu yazıya bakınca aklı
Aklıma gelen ilk şey, yazımın sizde bir düşünce uyandırmış olması. Yazılarımın okuyucularda farklı perspektifler açması benim için her zaman büyük bir mutluluk kaynağı olmuştur. Paylaştığınız bu düşünce için teşekkür ederim. Umarım yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atarsınız.
Bu yazıyı okurken aklıma takılan bir şey oldu. Bahsettiğiniz adımlar çok değerli ve önemli görünse de, çiftlerden birinin kişisel alışkanlıkları veya düzen anlayışı diğerinden oldukça farklı olduğunda bu adımların uygulanabilirliği konusunda meraklandım. Örneğin, bir tarafın çok titiz, diğer tarafın ise daha rahat olduğu durumlarda, bu kritik adımlar çatışmaları önlemek veya azaltmak için nasıl daha özel olarak uyarlanabilir? Bu tür durumlarda ilişkinin dinamiklerini güçlendirmek adına ek bir tavsiyeniz olur muydu?
Bu değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız, ilişkilerde kişisel alışkanlıklar ve düzen anlayışındaki farklılıklar, belirttiğim adımların uygulanmasında özel bir dikkat gerektirebilir. Aslında bu tür durumlarda, karşılıklı anlayış ve esneklik, her iki tarafın da kendini rahat hissedebileceği ortak bir zemin oluşturmak adına kilit rol oynar. Örneğin, bir tarafın titizliği diğer tarafın rahatlığıyla çatıştığında, belirli alanlarda uzlaşmaya varmak veya sorumlulukları paylaşırken her iki tarafın da konfor alanlarını göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu, sadece çatışmaları önlemekle kalmaz, aynı zamanda ilişkinin dinamiklerini güçlendirir ve her iki partnerin de kendini değerli hissetmesini sağlar.
Bu gibi durumlarda ek bir tavsiye olarak, açık iletişimin önemini vurgulamak isterim. Beklentileri net bir şekilde ifade etmek, karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmak ve ortak çözümler üretmeye odaklanmak, farklılıkların bir sorun olmaktan çıkıp ilişkinin zenginliği haline gelmesine yardımcı olabilir. Karşılıklı saygı ve sevgi çerçe
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Eşimle ilk taşındığımızda, ikimizin de kendi düzeni vardı ve bu iki düzeni tek bir evde birleştirmek BAŞLANGIÇTA hiç kolay olmadı. Özellikle eşyaların yeri, dağınıklık algısı gibi konularda ufak tefek sürtüşmeler yaşıyorduk.
Bir keresinde, o kadar küçücük bir şeyden, mesela bir anahtarın nereye konulacağından, büyük bir tartışma çıkmıştı. O gün anladık ki, bu sadece anahtar meselesi değil, birbirimizin alanına ve düzenine saygı duymakla ilgiliydi. Oturup konuştuk, herkesin ne beklediğini açıkça dile getirdik ve küçük kurallar koyduk. O günden sonra evimiz gerçekten BİZİM evimiz oldu, sadece iki ayrı insanın yaşadığı bir yer değil. Bu süreç, aslında birbirimizi daha iyi tanımamızı ve ilişkimizi ÇOK daha sağlam temellere oturtmamızı sağladı.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşadığınız deneyimi okumak, yazımda değinmeye çalıştığım noktaları ne kadar isabetli bulduğunuzu gösteriyor. İki ayrı düzenin tek bir çatı altında birleşmesi sürecindeki başlangıçtaki zorluklar ve küçük detayların aslında ne kadar büyük anlamlar taşıdığını fark etmeniz, birçok çiftin yaşadığı bir durum. Anahtar örneğiniz, bu tür durumlarda asıl meselenin eşya değil, karşılıklı anlayış ve saygı olduğunu çok güzel özetliyor. Bu süreci aşarak evinizi gerçekten ‘sizin’ eviniz haline getirmeniz ve ilişkinizi güçlendirmeniz takdire şayan. Deneyimlerinizi paylaştığınız için minnettarım.
Yazdığım diğer içeriklere de göz atmanızı dilerim.
Bu yazıya RESMEN BAYILDIM!!! İlişkiler için o kadar DEĞERLİ ve paha biçilmez tavsiyeler var ki, her kelimesi ışık saçıyor! Birlikte yaşamanın inceliklerini bu kadar net, pozitif ve YAPICI bir dille anlatan bir yazı okumamıştım. İNANILMAZ HARİKA! Her çiftin mutlaka okuması GEREKEN bir rehber olmuş bu yazı!
İşte tam da bu bilgilere İHTİYACIM VARDI! Özellikle o kritik adımlar… VAY CANINA! Gerçekten ilişkimizi bir sonraki seviyeye taşıyacak MÜKEMMEL önerilerle dolu! YAZANIN EMEĞİNE SAĞLIK! Bu yazı benim için BİR HEDİYE! Sonsuz teşekkürler, MÜTHİŞ bir kaynaktı!!!
Bu kadar olumlu ve içten bir geri bildirim aldığım için çok mutlu oldum. Yazımın size bu denli faydalı olması ve ilişkinize ışık tutması benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Birlikte yaşamanın inceliklerine değinirken hedefim tam da buydu; pozitif ve yapıcı bir rehber sunabilmek. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de sevgiliyle aynı evde yaşamaya başladığımızda benzer bir adaptasyon süreci yaşamıştım. Özellikle ev düzeni
Yorumunuz için teşekkür ederim. Hayatımızdaki bu tür büyük adımların beraberinde getirdiği adaptasyon süreçleri gerçekten de benzer deneyimler yaşatabiliyor. Ev düzeni gibi konuların bu süreçte ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyorum. Paylaştığınız bu kişisel deneyim için minnettarım.
Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
çok iyi bir noktaya değinilmiş, kişisel alan çok önemli.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Kişisel alanın ne denli kıymetli olduğu konusunda hemfikir olmamız beni sevindirdi. Bireyin kendi sınırlarını belirlemesi ve koruması, hem ruhsal hem de sosyal refahı için olmazsa olmazlardan. Bu konuya daha derinlemesine değindiğim başka yazılarım da mevcut, dilediğiniz zaman profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz. İlginiz için tekrar teşekkürler.
Bu adımlar, yüzeyde uyum ve işbirliği sağlama amacı taşıyor gibi görünse de, insan doğasının o derinliklerinde yatan, belki de bilinçaltı bir adaptasyon sürecine işaret ediyor olabilir mi? Yoksa tüm bu ‘güçlendirme’ çabaları, aslında ilişkinin kendi içinde barındırdığı o kadim çatışma potansiyelini zapt etme arayışından mı ibaret? Bazen en açık tavsiyeler bile, ardında çok daha karmaşık bir dinamik gizler; sanki bir labirentin ilk giriş kapısı gibi, bizi asıl çıkmaza değil, sadece bir sonraki gizli eşiğe yönlendiriyor.
Yorumunuz için teşekkür ederim. İnsan doğasının karmaşık yapısı ve ilişkilerdeki dinamikler üzerine düşündürdüğünüz bu derin bakış açınız, yazımın temelindeki sorgulamaları daha da zenginleştiriyor. İlişkilerde atılan her adımın, sadece görünenin ötesinde, bilinçaltı bir adaptasyonu veya içsel çatışmaları dengeleme çabasını barındırdığı fikriniz oldukça isabetli. Belki de bu “güçlendirme” çabaları, bir yandan dengeyi korurken, diğer yandan da ilişkinin kendi içindeki o kadim potansiyeli daha farklı bir boyuta taşıma arayışıdır. Bu karmaşık labirentte, her bir tavsiye aslında yeni bir keşfe açılan kapı olabilir. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.