Psikoloji

Psikologlar Hangi Soruları Sorar? İlk Seans ve Ötesi

Bir psikologla görüşme kararı almak, kişisel gelişim yolculuğunda atılan en önemli adımlardan biridir. Ancak bu adımı atarken zihinde pek çok soru belirir: “Psikolog ne soracak?”, “Nereden başlamalıyım?”, “Ya anlatacak bir şey bulamazsam?” Bu endişeler, özellikle ilk kez terapi deneyimi yaşayacaklar için oldukça doğaldır. Terapi, bireyin en derin düşüncelerini ve duygularını paylaştığı, hem aydınlatıcı hem de dönüştürücü bir süreçtir.

Bu rehberde, bir psikologla yapılan ilk görüşmeden başlayarak terapi sürecinin nasıl işlediğini ve uzmanların sizi daha iyi anlamak için hangi tür sorular sorduğunu detaylıca ele alacağız. Amacımız, terapi odasındaki o merak uyandıran diyalogların arkasındaki mantığı açıklamak ve sürece dair endişelerinizi gidererek sizi bu yolculuğa hazırlamaktır.

İlk Terapi Seansında Psikologlar Hangi Alanlara Odaklanır?

İlk terapi seansı, genellikle bir tanışma ve değerlendirme görüşmesidir. Psikoloğun amacı, sizi mevcut sorununuzla birlikte bir bütün olarak tanımaktır. Bu nedenle sorular, sadece sizi terapiye getiren konuya değil, aynı zamanda geçmiş deneyimlerinize, sosyal ilişkilerinize, aile dinamiklerinize ve genel yaşam öykünüze de odaklanır. Bu bütünsel yaklaşım, terapistin sizin için en doğru ve etkili yol haritasını oluşturmasının temelini atar.

İlk görüşmede karşılaşabileceğiniz bazı temel sorular şunlardır:

  • Bugün sizi buraya getiren sebep nedir?
  • Hayatınızda şu an neye odaklanmak istersiniz?
  • Bu sorun hayatınızı ne şekilde etkiliyor (iş, ilişkiler, günlük rutin)?
  • Daha önce ruh sağlığınızla ilgili bir destek aldınız mı?
  • Genel fiziksel sağlık durumunuz ve tıbbi geçmişiniz hakkında bilgi alabilir miyim?
  • Aile ve yakın çevre ilişkileriniz nasıl?
  • Geleceğe dair umutlarınız, hedefleriniz veya hayalleriniz nelerdir?
  • Kendinizde en çok sevdiğiniz ve en az sevdiğiniz özellikler neler?
  • Yaşadığınız zorluklarla başa çıkmak için genellikle hangi yöntemleri kullanırsınız?

Bu sorular, terapistin sizin dünyanıza bir pencere açmasını sağlar. Unutmayın, cevaplamak istemediğiniz veya hazır olmadığınız konuları belirtme hakkınız her zaman vardır. Terapi, sizin hızınızda ve rahatlığınızda ilerleyen bir süreçtir.

Değerlendirme Süreci Terapinin Rotasını Nasıl Belirler?

İlk seanslarda toplanan bilgilerle psikolog, “formülasyon” adı verilen bir çerçeve oluşturur. Bu, sizin yaşadığınız zorlukların, geçmiş deneyimlerinizle, düşünce kalıplarınızla ve mevcut yaşam koşullarınızla nasıl birleştiğini açıklayan, size özel bir haritadır. Psikolog, bu haritayı oluştururken kendi uzmanlığını, teorik bilgisini ve sizin anlattıklarınızı birleştirir.

Formülasyon, “Neden böyle hissediyorum?” veya “Neden sürekli aynı şeyleri yaşıyorum?” gibi sorularınıza anlamlı cevaplar bulmanıza yardımcı olur. Bu anlayış, kendi üzerinizde bir kontrol hissi kazanmanızı sağlar ve iyileşme sürecinin en güçlendirici adımlarından biridir. Terapi hedefleri de bu ortak anlayış üzerinden birlikte belirlenir.

Duygu, Düşünce ve Davranış Kalıplarını Anlamak

Terapi ilerledikçe sorular daha derinleşir ve sizin iç dünyanızdaki kalıpları keşfetmeye odaklanır. Psikolog, belirli durumlar karşısında ne hissettiğinizi, aklınızdan ne gibi düşünceler geçtiğini ve nasıl davrandığınızı anlamaya çalışır. “Bu olay size kendinizi nasıl hissettirdi?”, “O an aklınızdan geçen ilk düşünce neydi?” veya “Genellikle zihninizi meşgul eden konular nelerdir?” gibi sorular, otomatikleşmiş ve çoğu zaman farkında olmadığınız zihinsel süreçleri aydınlatır.

İlişkiler ve Sosyal Çevreye Dair Sorular

İnsan, sosyal bir varlıktır ve yaşadığımız sorunların büyük bir kısmı ilişkilerimizle bağlantılıdır. Bu nedenle psikologlar, aile üyelerinizle, partnerinizle, arkadaşlarınızla ve iş çevrenizle olan ilişkilerinizin dinamiklerini anlamaya büyük önem verir. “Aile içinde en çok kime güvenirsiniz?”, “Arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizin kalitesi nasıldır?” veya “İlişkilerinizde tekrarlayan sorunlar var mı?” gibi sorular, sosyal destek sisteminizi ve ilişki kurma biçiminizi anlamaya yardımcı olur.

Terapi Sürecinde Açıklık ve Güvenin Rolü

Terapinin başarısı, psikolog ve danışan arasında kurulan güvene dayalı ilişkiye, yani “terapötik ittifaka” bağlıdır. Terapi odası, yargılanma korkusu olmadan kendinizi en şeffaf halinizle ifade edebileceğiniz güvenli bir alandır. Bu güven ortamı, en zorlayıcı konuları bile rahatça konuşabilmenizi sağlar. Psikoloğunuzun anlattığınız her bilgiyi mesleki gizlilik ilkesi gereği saklamakla yükümlü olduğunu bilmek, bu süreci kolaylaştırır.

Terapi sadece psikoloğun soru sorduğu tek yönlü bir süreç değildir. Sizin de soru sorma, merak ettiklerinizi dile getirme ve sürece aktif olarak katılma hakkınız vardır. Psikoloğunuza bir soruyu neden sorduğunu sormak veya sizin için önemli olan ama henüz konuşulmamış bir konuyu gündeme getirmek, terapinin etkinliğini artırır. İletişimin gücü, terapi odasında iyileşmenin anahtarıdır.

Bir psikolog olarak, danışanlarıma her zaman şunu vurgularım: Terapi, bir sorgulama veya yargılama süreci değil, bir keşif yolculuğudur. Sorduğumuz her soru, sizin kendi içsel haritanızı daha net görmenize, belki de daha önce fark etmediğiniz patikaları keşfetmenize yardımcı olmayı amaçlar. Unutmayın, cevaplar genellikle sizin içinizde saklıdır; biz sadece doğru soruları sorarak o cevaplara ulaşmanıza rehberlik ederiz.

Terapi Yolculuğunda Kendi Sesinizi Bulmak

Nihayetinde terapi, sadece sorunları çözmekten çok daha fazlasıdır; potansiyelinizi keşfetme, kendinizi anlama ve daha tatmin edici bir yaşam inşa etme fırsatıdır. Psikoloğun sorduğu sorular, zamanla sizin kendi kendinize soracağınız sorulara dönüşür. Bu öz-farkındalık, hayatınızın kontrolünü elinize almanızı ve geleceğe yönelik daha bilinçli seçimler yapmanızı sağlar.

Bu yolculukta her seans, kendinize doğru atılmış değerli bir adımdır. Bu adımlar sizi daha güçlü, daha bilinçli ve kendisiyle daha barışık bir birey haline getirecektir. İyileşme bir varış noktası değil, yaşam boyu devam eden bir keşiftir ve bu keşifte en büyük rehberiniz yine kendiniz olacaksınız.

Psikoloji Meraklısı

Herkese merhaba ben Metin Avcı. Bugüne kadar bir çok psikoloji, kişisel gelişim ve ilişkiler hakkında içerikler ürettim. Şimdi ise BlogLabs web sitesinde içerik üretiyorum. Psikoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Gerek okullarda gerekse de staj yerlerinde öğrendiğim şeyleri burada paylaşmaktan geri durmuyorum. Bir konu hakkında olabilecek tüm kaynakları taramaya çalışıyorum.Ardından sizlere bu güzel içerikleri paylaşıyorum. Takip edin.

İlgili Makaleler

15 Yorum

  1. Bu yazıyı okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Terapi sürecinin o hassas ve derin yolculuğunu, bir

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli bir etki bırakması benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Terapi sürecinin o derin ve hassas yapısını aktarabilmek adına çaba gösterdim ve yorumunuzdan anladığım kadarıyla bu çabam karşılığını bulmuş. Duygusal bir bağ kurabildiğiniz için minnettarım.

      Yazılarımı okumaya devam etmenizi dilerim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atmak isterseniz profilimden ulaşabilirsiniz.

  2. İyi sağolun hocam, güzel paylaşım için. Benim sevgilimde de böyle hatalar oluyor, bu yazı bana çok yol gösterici oldu.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın size bu şekilde yardımcı olabildiğini duymak beni çok mutlu etti. İlişkilerde yaşanan bazı durumları daha iyi anlamanıza ve çözüm yolları bulmanıza katkı sağlayabildiysem ne mutlu bana. Umarım her şey yoluna girer.

      Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  3. yaaa ne yani simdi psikologa gitmek mi lazimmmis hep bu konularda? bence hic gerek yok. insanlar kendi sorunlarini kendileri cözmeli. bu kadar abartmaya ne hacet? bi de sanki cok özel biseymis gibi anlatilmis, herkesin derdi kendine. 🙄

    neyse yine de ugrasmisin yazmissin anliyorum. okudum yani baktim iyi sekilde. ama ben yine de bu ‘terapi’ yolculugu falan olayina inanmiyorum. bos isler bunlar. insan kendi icinde halleder her seyi. 🤷‍♀️

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. bakış açınızın farklı olduğunu ve konuya kendi çözüm yollarınızla yaklaştığınızı anlıyorum. elbette herkesin sorunlarıyla baş etme şekli kendine özeldir ve bu konuda farklı düşüncelere sahip olmak da çok doğaldır. yazımda bahsettiğim konuların bazı insanlar için bir seçenek ya da destek olabileceğini vurgulamak istemiştim. yine de yorumunuzla farklı bir perspektif sunduğunuz için minnettarım.

      yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazılarımda okuyucularımın farklı bakış açıları kazanmasına yardımcı olmak en büyük hedefim. Bu tür geri bildirimler, doğru yolda olduğumu gösteriyor. Diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim.

  4. Yazı, terapi sürecinde psikologların kullandığı soru tiplerine dair ufuk açıcı bir bakış sunmuş. Özellikle bu soruların terapinin derinleşmesindeki rolüne dikkat çekilmesi oldukça değerli. Ancak, farklı terapi ekollerinin örneğin Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik Terapi veya Hümanist Yaklaşımlar soru sorma teknikleri arasında ne gibi belirgin farklar olduğunu ve bu farklılıkların terapinin gidişatını nasıl etkilediğini de ele almak, konunun kapsamını daha da genişletebilirdi. Ayrıca, soruların danışanın kültürel arka planı ve kişisel deneyimleriyle nasıl etkileşime girdiğine dair bir perspektif de tartışmaya zenginlik katabilirdi.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazıda psikologların kullandığı soru tiplerine dair genel bir çerçeve sunmayı hedeflemiştim. Haklısınız, farklı terapi ekollerinin soru sorma teknikleri arasındaki belirgin farklar ve bunların terapinin gidişatına etkileri üzerine detaylı bir inceleme, konunun kapsamını daha da zenginleştirebilirdi. Bu konuyu gelecek yazılarımda ele almayı düşüneceğim. Ayrıca, soruların danışanın kültürel arka planı ve kişisel deneyimleriyle etkileşimine dair bir perspektif de gerçekten çok önemli ve tartışmaya değer bir nokta. Bu değerli geri bildirimleriniz için tekrar teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  5. Psikologların hangi soruları sorduğunu anlamak elbette önemli. Ama asıl merak ettiğim, bu soruların ardındaki gerçek mimari. Acaba her soru, bir sonraki adımı önceden belirleyen, danışanı farkında olmadan belirli bir yola sürükleyen bir tür kodlama mı içeriyor? Belki de o “derinlemesine bakış” dediğimiz şey, sadece danışanın zihnini değil, aynı zamanda terapi sürecinin kendisini de belirli bir yöne doğru gizlice şekillendirme sanatı. Kim bilir, belki de o en masum görünen sorunun bile altında, bizim henüz çözemediğimiz bambaşka bir denklem yatıyordur.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Psikologların sorularının ardındaki mimariyi sorgulamanız oldukça değerli bir bakış açısı sunuyor. Yazımda da değindiğim gibi, her sorunun bir amaca hizmet ettiği ve danışanın iç dünyasını keşfetmeye yönelik olduğu doğru. Ancak bu “kodlama” ya da “yönlendirme” meselesi, terapinin temel prensiplerinden biri olan danışan özerkliği ile çelişir. Terapide asıl amaç, danışanın kendi içgörülerini kazanmasını ve kendi çözümlerini bulmasını sağlamaktır. Sorular, bu sürece rehberlik etmek için bir araçtır, bir manipülasyon aracı değil. Zaten bir psikolog etik kurallar çerçevesinde hareket eder ve danışanın iyiliği her zaman önceliklidir.

      Düşüncelerinizin derinliği takdire şayan. Terapinin karmaşık yapısını ve insan zihninin gizemlerini anlamaya yönelik bu tür sorgulamalar, hem danışanların hem de terapistlerin sürece daha bilinçli yaklaşmasına yardımcı olabilir. Başka yazılarıma da göz atmak isterseniz profilimden ulaşabilirsiniz.

    2. Gerçekten de çok yerinde bir gözlem. Psikologların sorularının sadece yüzeysel anlamlarını değil, altındaki derin mimariyi sorgulamanız, konuya ne kadar titiz yaklaştığınızı gösteriyor. Her sorunun, danışanı belirli bir farkındalığa ya da düşünceye yönlendirme potansiyeli taşıdığı kesin. Bu, terapinin etkileşimli ve dinamik yapısının bir parçası. Ancak asıl amaç, danışanın kendi iç dünyasını keşfetmesine olanak tanımak ve kendi cevaplarını bulmasına rehberlik etmek. Bu süreçte sorular, birer anahtar görevi görerek kilitli kapıları aralamaya yardımcı olur.

      Terapi sürecinin kendisi de danışanın ihtiyaçlarına göre şekillenen, esnek bir yapıdır. Her ne kadar belirli bir çerçevesi olsa da, danışanın getirdiği konular ve duygusal durumlar, sürecin ilerleyişini belirler. Bu nedenle, o “masum görünen” sorunun altında yatan denklemin karmaşıklığı, aslında insan zihninin ve duygusal yapısının ne kadar katmanlı olduğunun bir yansımasıdır. Bu değerli yorum

Başa dön tuşu