Sağlık

Kulak Egzaması: Nedenleri, Belirtileri ve Kontrol Altına Alma Rehberi

Kulaklarınızda veya çevresinde bir türlü geçmeyen o rahatsız edici kaşıntı, kuruluk ve pul pul dökülme hissiyle mi mücadele ediyorsunuz? Yalnız değilsiniz. Kulak egzaması, pek çok kişinin hayat kalitesini etkileyen yaygın bir cilt sorunudur. Bu durum, sadece fiziksel bir rahatsızlık olmakla kalmaz, aynı zamanda sürekli bir huzursuzluk kaynağı da olabilir. Neyse ki doğru bilgi ve adımlarla bu sorunu kontrol altına almak ve rahatlamak mümkündür. Bu rehberde, kulak egzamasının altında yatan nedenleri, en belirgin semptomlarını ve bu can sıkıcı durumla başa çıkmanızı sağlayacak etkili yöntemleri A’dan Z’ye ele alacağız.

Kulak Egzaması Tam Olarak Nedir?

Kulak egzaması, tıbbi adıyla atopik dermatitin, kulağın iç kısmında, kulak memesinde, kulak arkasında veya kulak kanalının girişinde ortaya çıkan bir formudur. Bu durum, cildin doğal koruma kalkanı olan cilt bariyerinin zayıflamasıyla karakterizedir. Sağlıklı bir cilt bariyeri, nemi içeride tutarken alerjenler ve tahriş edici maddeler gibi dış tehditleri engeller. Ancak egzama durumunda bu bariyer görevini tam yapamaz. Sonuç olarak cilt nemini kaybeder, aşırı kurur ve dış etkenlere karşı savunmasız kalarak iltihaplanmaya ve enfeksiyonlara açık hale gelir.

Kulak Egzamasının Yaygın Belirtileri Nelerdir?

Kulak egzaması belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ancak genellikle benzer bir döngüyü takip eder. Eğer aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsanız, bir uzmana danışma vaktiniz gelmiş olabilir:

  • Yoğun ve Israrcı Kaşıntı: En yaygın ve en rahatsız edici belirtidir.
  • Kuruluk ve Pullanma: Kulak içinde veya çevresinde beyaz, kepeğe benzer döküntüler.
  • Kızarıklık ve Şişlik: Cildin iltihaplanmasına bağlı olarak ortaya çıkan renk değişimi ve ödem.
  • Ciltte Kalınlaşma ve Pütürlü Görünüm: Kronik kaşıma sonucu cildin dokusunda meydana gelen değişiklikler.
  • Kabuklanma ve Akıntı: Özellikle kaşınan bölgelerde şeffaf veya sarımsı bir sıvı sızıntısı ve ardından oluşan kabuklar.
  • Kulak Arkasında Yırtık Benzeri Yaralar: Cildin aşırı kuruyup gerilmesiyle oluşan küçük çatlaklar.

Egzama Türleri ve Tetikleyicileri

Kulak egzamasının nedenleri, genellikle altta yatan egzama türüne bağlıdır. Doğru yönetim stratejisi için bu türleri anlamak önemlidir.

Alerjik Egzama: Bağışıklık sisteminin belirli maddelere aşırı tepki vermesiyle tetiklenir. Nikel içeren küpeler, bazı saç ve cilt bakım ürünleri (şampuan, saç spreyi), parfümler, kulaklık veya cep telefonu gibi nesnelerin materyalleri yaygın tetikleyiciler arasındadır.

Asteatotik Egzama: Genellikle ileri yaşlarda ve kuru iklimlerde daha sık görülür. Soğuk ve kuru hava, cildin doğal yağını kaybetmesine neden olarak kuruluğu ve kaşıntıyı artırır. Sert sabunlar ve sık sıcak suyla duş almak bu durumu kötüleştirebilir.

Seboreik Dermatit: Cildin yağlı bölgelerinde, özellikle kafa derisi, yüz ve kulaklarda görülen bir egzama türüdür. Ciltteki Malassezia adlı bir mantarın aşırı çoğalmasının rol oynadığı düşünülmektedir. Bu türde döküntüler genellikle sarımsı ve yağlı bir görünümdedir.

Stres ve Diğer Faktörlerin Rolü

Kulak egzamasının doğrudan stresten kaynaklandığı söylenemese de, stres ve kaygının mevcut egzama alevlenmelerini tetiklediği kanıtlanmış bir gerçektir. Stres, vücutta iltihaplanmayı artıran kortizol hormonunun salgılanmasına neden olur. Bu da egzama belirtilerinin kötüleşmesine yol açabilir. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi sorunları ve mevsimsel değişiklikler de kulak egzamasının ortaya çıkmasında önemli rol oynayan diğer faktörlerdir.

Kulak Egzamasını Yönetmek İçin Etkili Yöntemler

Kulak egzaması kronik bir durum olsa da, doğru bakım ve tedaviyle belirtileri önemli ölçüde hafifletmek ve kontrol altında tutmak mümkündür. İşte hem evde uygulayabileceğiniz hem de profesyonel destek almanız gereken durumlar için bir yol haritası.

Evde Uygulanabilecek Bakım Önerileri

Günlük rutininizde yapacağınız birkaç basit değişiklik, büyük fark yaratabilir:

  • Nazik Temizlik: Kulaklarınızı sıcak su yerine ılık suyla ve parfümsüz, hipoalerjenik, hassas ciltlere özel bir temizleyici ile yıkayın.
  • Nemlendirme Kuralı: Her banyodan sonra ve gün içinde ihtiyaç duydukça, kulak bölgenizi seramid veya hyaluronik asit içeren kokusuz bir nemlendirici ile nemlendirin.
  • Tetikleyicilerden Kaçının: Nikel gibi metallerden yapılmış takılardan, parfümlü cilt ürünlerinden ve sert kimyasallar içeren şampuanlardan uzak durun.
  • Kaşımaktan Sakının: Kaşımak, cilt bariyerine daha fazla zarar verir ve enfeksiyon riskini artırır. Kaşıntıyı hafifletmek için soğuk kompres uygulayabilirsiniz.
  • Doğru Kumaşları Seçin: Cildinizi tahriş edebilecek yün gibi kumaşlar yerine pamuklu giysiler ve yastık kılıfları tercih edin.
  • Soğuktan Korunun: Kış aylarında dışarı çıkarken kulaklarınızı kapatan bir bere veya şapka takarak cildinizi soğuk ve kuru havadan koruyun.

Kaçınılması Gereken Yaygın Hatalar

İyi niyetle yapılan bazı uygulamalar, kulak egzamasını daha da kötüleştirebilir. Bu hatalardan kaçınmak, iyileşme sürecinizi hızlandıracaktır:

  • Kulağı Pamuklu Çubukla Temizlemek: Bu hareket, kulak kanalını tahriş eder ve egzamayı şiddetlendirir.
  • İnternetten Görülen “Doğal” Kürleri Denemek: Limon suyu, sirke gibi asidik maddeler veya bilinmeyen bitkisel karışımlar cildin pH dengesini bozarak durumu ağırlaştırabilir.
  • Sorunu Görmezden Gelmek: “Nasılsa geçer” diyerek belirtileri ihmal etmek, durumun kronikleşmesine ve enfeksiyon gibi daha ciddi sorunlara yol açabilir.

Ne Zaman Doktora Görünmelisiniz?

Evde uyguladığınız yöntemlere rağmen belirtileriniz hafiflemiyorsa veya kötüleşiyorsa, bir dermatolog veya kulak burun boğaz uzmanına başvurmanız çok önemlidir. Özellikle aşağıdaki durumlarda tıbbi yardım almayı geciktirmeyin:

  • Kaşıntı günlük hayatınızı veya uykunuzu olumsuz etkiliyorsa.
  • Cildinizde sarı kabuklanma, kötü koku veya irinli akıntı gibi enfeksiyon belirtileri varsa.
  • Kulak ağrısı veya işitme sorunları yaşıyorsanız.
  • Uyguladığınız bakıma rağmen bir haftadan uzun süredir iyileşme görmüyorsanız.

Unutmayın, aşırı düşünme ve stresin egzamanızı tetikleyebileceği gibi, kontrol altına alınamayan egzama da stres seviyenizi artırabilir. Bu kısır döngüyü kırmak için profesyonel destek almak en doğru adımdır.

Profesyonel Tedavi ve Uzun Vadeli Çözümler

Doktorunuz, egzamanızın türüne ve şiddetine bağlı olarak çeşitli tedavi yöntemleri önerebilir. Bunlar genellikle topikal kortizonlu kremler, iltihabı azaltan merhemler veya enfeksiyon varsa antibiyotikli kulak damlaları olabilir. Tedavinin amacı, alevlenmeyi hızla kontrol altına almak ve cildin kendini onarmasına fırsat tanımaktır. Doğru teşhis ve kişiye özel bir tedavi planıyla kulak egzaması yönetilebilir bir durumdur. Sabırlı ve tutarlı bir bakımla cildinizin rahatladığını ve yaşam kalitenizin arttığını göreceksiniz.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

16 Yorum

  1. Bu yazı, bedenimizin bize gönderdiği o inatçı ve rahatsız edici mesajlar üzerine derinlemesine düşünmeme sebep oldu. Kulakta hissedilen o dayanılmaz kaşıntı ve dökülme, yalnızca fizyolojik bir arıza değil de, dinlemekten kaçındığımız içsel bir sese dönüşen bir uyarı olabilir mi? Belki de beden, duymak istemediğimiz gerçekleri, sürekli kaşınarak metaforik bir kulak çınlamasına dönüştürüyordur. “Kontrol altına alma rehberi” ifadesi ise, aslında tüm varoluşsal mücadelemizin özünü yansıtıyor: kaosu düzene sokma, tahammül edilemez olanı yönetilebilir kılma çabası. Peki, bu sürekli kaşıma dürtüsü, sadece ciltte değil de zihinde de deneyimlediğimiz, cevapsız kalan sorulara ve çözülmemiş gerilimlere karşı gösterdiğimiz içgüdüsel bir tepki değil midir? Kulaklarımız sadece sesleri değil, hayatın kendisinin o derin uğultusunu da duymaya çalışan organlar. Belki de egzama, bu uğultuyu bloke eden, bizi yalnızca kendi içimizdeki huzursuz sese mahkum eden bir perde. Bu durumda, iyileşme süreci yalnızca bir cilt bariyerini onarmakla değil, aynı zamanda duymaya cesaret ettiğimiz ve etmediğimiz her şeyle olan ilişkimizi de gözden geçirmekle ilgili olabilir.

    1. bu metaforik yaklaşımınız gerçekten çok derin ve düşündürücü. evet, bedenin dili çoğu zaman bastırılmış, duyulmamış ya da anlaşılmamış içsel gerçeklerimizin en somut ifade biçimi haline gelebiliyor. kulaktaki o kaşıntı ve dökülme, sadece fiziksel bir rahatsızlık olmanın ötesinde, “dinlemen gereken bir şey var” diyen inatçı bir içsel fısıltıya dönüşebilir. kontrol etme çabası da, dediğiniz gibi, kaosa anlam verme, belirsizliği katlanılabilir kılma mücadelesinin ta kendisi. iyileşmenin, hem fiziksel bariyeri onarmak hem de o “huzursuz uğultu”yla yüzleşmekten geçtiği fikrine katılıyorum. bu değerli ve derinlikli yorumunuz için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı umarım.

  2. Bu yazıyı okurken çocukluğumun yaz tatilleri aklıma geldi. Denizden çıktıktan sonra kulağımın içinde hissettiğim o inatçı kaşıntı ve hafif dolgunluk hissi, annemin “yeniden su kaçırdın galiba” deyişi… O zamanlar bunun sadece sudan kaynaklandığını düşünürdük, altında yatan bir sebep olabileceği aklımızın ucundan bile geçmezdi.

    Şimdi düşünüyorum da, o dönemlerde yaşadığımız ve önemsemediğimiz birçok küçük rahatsızlığın aslında bir adı ve sebebi varmış. Annemin beni temizlemek için kulak çubuğuna sarılıp bastırdığı pamuk, belki de durumu daha da kötüleştiriyordu farkında olmadan. Bilginin bu kadar ulaşılabilir olmadığı o eski günlerde, her şey biraz kulaktan dolmaydı. Bu rehber gibi yazılar, sadece bugüne değil, geçmişte yaşadığımız o küçük sıkıntıların gizemini de çözüyor adeta.

    1. çocukluk yazları ve deniz sonrası o tanıdık hissi çok güzel anlatmışsınız. haklısınız, o dönemlerde birçok şeyi basit ve geçici sanırdık, altında yatan nedenleri araştırmak pek aklımıza gelmezdi. kulak çubuğuyla temizleme çabası da gerçekten durumu farkında olmadan zorlaştırabiliyor, bu konuda çok hak veriyorum.

      geçmişte yaşadığımız o küçük sıkıntıları anlamlandırmak, bugün bilgiye ulaşmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. bu düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  3. Bu yazı, bedenimizin en hassas sınırlarında, dış dünyayı içsel dünyamıza taşıyan bir kapıda yaşanan bir uyumsuzluğu ele alıyor. Kulak, sadece sesleri değil, neredeyse tüm varoluşsal titreşimleri içeri alan bir organdır. Burada ortaya çıkan sürekli kaşıntı ve dökülme hissi, yalnızca bir cilt rahatsızlığı değil, belki de duymak istemediklerimize karşı bedenin verdiği sessiz bir tepkidir. Acaba bu dayanılmaz rahatsızlık hissi, içsel bir huzursuzluğun, dinlemekten kaçındığımız hakikatlerin veya çevremizdeki kaotik seslere karşı bir tür fiziksel direnişin dışavurumu olabilir mi? Bedenimiz, ruhumuzun suskun kalan tercümanıdır çoğu zaman. Bu egzama, belki de bize bir şeyleri artık farklı bir derinlikte dinlememiz, yalnızca kulaklarımızla değil de varlığımızın tamamıyla işitmemiz gerektiğini fısıldıyor. Kontrol altına alma çabamız, nihayetinde sadece fizyolojik bir semptomu değil, belki de duyuşlarımızla olan ilişkimizi, dünyaya karşı olan savunmasız açıklığımızı yeniden dengelemeye dair varoluşsal bir arzudur.

    1. bu yaklaşımı seviyorum. bedenin yalnızca bir makine değil, anlam yüklü bir ifade aracı olduğu fikri beni de hep derinden etkilemiştir. kulaktaki o dayanılmaz hissin, “duymak istemediklerimize” karşı bir fiziksel direniş olabileceği yorumu gerçekten üzerinde düşünmeye değer. belki de bu rahatsızlık, bizi sadece dışarıdaki seslere değil, içimizdeki o sessiz fısıltıya da kulak vermeye zorluyordur; bir nevi içsel bir dinleme pratiğine davet ediyordur. bu perspektiften bakınca, yaşadığımız fiziksel süreç çok daha derin bir anlam kazanıyor.

      değerli yorumun ve bu incelikli bakış açısı için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarıma da göz atmanı tavsiye ederim.

  4. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Kulak egzaması, kaşıntı, kuruluk ve pullanma gibi belirtilerle kendini gösteren, yaygın ve rahatsız edici bir cilt sorunudur. Kontrol altına almak için öncelikle tahriş edici faktörleri (sert şampuanlar, alerjenler, kulak temizleme çubukları) hayatımdan çıkaracağım. Sonra, dermatoloğa danışarak kesin teşhis ve kişiye özel bir tedavi planı alacağım. Bu süreçte kulakları nemli tutmak için doktorun önereceği hipoalerjenik nemlendiricileri düzenli kullanacak ve kaşımamak için kendimi kontrol edeceğim. Son olarak, stres yönetimi ve dengeli beslenme gibi tetikleyicileri de kontrol altına alarak süreci destekleyeceğim.

    1. teşekkür ederim, özetiniz yazıdaki ana mesajları harika bir şekilde yakalamış. kulak egzamasıyla baş etmek gerçekten de sizin de belirttiğiniz gibi birkaç temel adımı sistematik şekilde uygulamayı gerektiriyor. tahriş edicilerden kaçınmak ve bir uzmana danışmak, süreci kontrol altına almanın en sağlam yoludur. nemlendirme ve kaşımamaya dikkat etmek de iyileşme sürecini doğrudan destekleyecektir.

      stres yönetimi ve beslenme gibi faktörleri de göz önünde bulundurmanız, soruna bütüncül yaklaştığınızı gösteriyor ki bu çok değerli. umarım bu adımlar sizin için rahatlatıcı ve etkili olur.

      ilginiz için tekrar teşekkürler. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  5. Yine her zamanki gibi harika, faydalı ve her ayrıntısı düşünülmüş bir rehber olmuş. Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Her konuyu, karmaşık olsa bile, bu kadar anlaşılır ve uygulanabilir kılmak gerçekten sizin imzanız. Bu yazı da, tıpkı diğer sağlık rehberleriniz gibi, insanın “Tam da bunu arıyordum” dedirten türden. Eminim bu bilgilerle birçok insan, çaresiz hissettiği bu kaşıntılı sorunla nasıl başa çıkacağını öğrenecek.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, aradan geçen yıllar içinde hem içeriklerinizin derinliği hem de samimi üslubunuz hiç değişmedi. Hatta her geçen gün daha da gelişiyor. “Şu konuda da bir yazsa keşke” dediğim pek çok şeyi zamanla burada görmek, gerçek bir okur olarak beni çok mutlu ediyor. Sizin gibi tutkulu ve istikrarlı bir yazarı takip etmek büyük bir şans. Kaleminize, emeğinize ve bu güvenilir bilgi kaynağını bizimle uzun yıllardır paylaştığınız için yürekten teşekkürler.

    1. çok nazik ve içten sözleriniz için size de yürekten teşekkür ederim. bu kadar uzun süredir beni takip ediyor ve yazılarıma bu gözle bakıyor olmanız, yazma motivasyonumun en değerli kaynağı. sizin gibi dikkatli ve sadık okurlara sahip olduğum için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. “karmaşık görüneni anlaşılır kılmak” en temel hedefim ve bunu başarabildiğimi duymak beni çok mutlu ediyor.

      ilginiz ve güzel dilekleriniz için tekrar teşekkürler. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.

  6. MUHTEŞEM bir rehber! Her kelimesi adeta bir ışık gibi konuyu aydınlatıyor ve insanı rahatsızlığın karmaşasından alıp çözüme götürüyor! Bu kadar net ve anlaşılır bir şekilde, hem nedenleri hem de o sinir bozucu belirtileri sıralamanız HARİKA olmuş!

    En çok da kontrol altına alma ve önlem bölümlerine BAYILDIM! Bu bilgiler sadece bilgilendirmiyor, aynı zamanda güç ve umut veriyor! İnsan “Artık biliyorum ve korkmuyorum!” diye haykırası geliyor! Emeğinize, içinize sağlık, bu değerli paylaşım için çok TEŞEKKÜR ederim!

    1. Çok içten ve motive edici yorumunuz için ben teşekkür ederim. “Artık biliyorum ve korkmuyorum!” dedirtmek, tam da bu rehberi yazarken umduğum şeydi. Karmaşık görünen bir konuyu netleştirip, çözüme odaklanmak için çabaladım ve bu çabanın karşılığını sizin gibi okurlardan almak paha biçilemez. Güç ve umut hissettirmiş olmak beni çok mutlu etti. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkürler, profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.

  7. Okuduğumda çocukluğuma gittim. Annem, pamuklu çubukları kesinlikle kullanmama izin vermez, kulağın içini değil sadece kıvrımlarını temizlemem gerektiğini öğretirdi. O zamanlar anlamazdım bu titizliği, hatta gizlice denerdim. Şimdi ise o basit öğüdün ne kadar değerli olduğunu görüyorum.

    Bugün, o dönemde sadece bir “kaşıntı” olarak görünen şeyin aslında ne kadar rahatsız edici ve dikkat gerektiren bir durum olabileceğini daha iyi anlıyorum. Geçmişteki o masum kulak temizleme merakı ile şimdiki bilinçli bakım arasındaki fark, sağlık konusunda ne kadar çok şey öğrendiğimizi gösteriyor. Bu bilgileri edinmek eskiden ne kadar zordu, şimdi ise böyle rehberlerle her şey daha anlaşılır.

    1. çocukluk anılarınızı paylaştığınız için teşekkür ederim, annelerimizin o küçük görünen uyarılarının aslında ne kadar kıymetli olduğunu zamanla anlıyoruz. kulak sağlığı gibi önemli bir konuda bilinçlenmenin ne kadar değerli olduğunu vurgulamanız çok doğru. bu tür rehberlerin anlaşılır olmasına özen gösteriyorum, beğenmenize sevindim. diğer yazılarıma da göz atmayı unutmayın.

  8. Bu yazı, yalnızca fiziksel bir rahatsızlığın pratik rehberi olmanın çok ötesine dokunuyor. Kulaktaki o inatçı kaşıntı ve dökülme, bedenin sessiz bir dilde haykırışı gibi; sürekli bir “burada bir şeyler doğru gitmiyor” sinyali. Peki bu sinyal, yalnızca cildin bir tepkisi mi, yoksa modern yaşamın dayattığı, duymak istemediğimiz şeylere karşı bir tür metaforik kulak tıkama halinin beden bulmuş hali olabilir mi? Belki de egzama, sadece bir alerji veya tahriş değil, içsel huzursuzluğumuzun, sürekli “kaşınan” ve tatmin olmayan ruh halimizin somut bir tezahürüdür. Kontrol altına alma çabamız ise, aslında tüm varoluşsal kaosumuzu düzenlemeye, tahmin edilemez olanı yönetmeye dair kadim mücadelemizin küçük bir sahnesi. Bu durum bizi şu soruya götürüyor: Bedenimizdeki bu küçük, ısrarcı isyanı susturmaya çalışırken, aslında duymaktan kaçındığımız daha büyük hakikatleri mi görmezden geliyoruz? Rahatlamak, nihayetinde semptomu yatıştırmak mıdır, yoksa onun bize fısıldamaya çalıştığı şeyi cesaretle dinleyebilmek mi?

    1. bu derin ve felsefi bakış açınız için gerçekten çok teşekkür ederim. yazdıklarınız, konuyu ele alış şeklimi anlamlandırmakla kalmayıp, onu çok daha anlamlı bir boyuta taşıdı. egzamanın yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olmadığı, bedenin ve ruhun bir diyaloğu, hatta bir içsel uyarı sistemi olduğu fikri son derece çarpıcı.

      “duymak istemediğimiz şeylere karşı bir tür metaforik kulak tıkama hali” benzetmeniz ve bunun bedende somutlaşması düşüncesi üzerine uzun uzun düşündüm. modern yaşamın hızı ve gürültüsü içinde, kendi iç sesimizi susturmayı ne sıklıkta tercih ediyoruz? belki de bu kaşıntı, tam da o susturulmuş sesin, dikkat çekmek için son çırpınışıdır. semptomu yatıştırmakla yetinmeyip, onun kökenindeki “içsel huzursuzluğu” dinlemek, gerçek iyileşmenin belki de ilk adımıdır.

      sorduğunuz son soru çok kıymetli: rahatlamak, kaosu geçici olarak düzene sokmak mı, yoksa o kaosun mesajını alabilme cesaretini göstermek mi? bu, hepimizin kendi beden diliyle kurduğu ilişkide cevaplaması gereken temel bir soru. bu değerli katkınız ve zengin düşünceleriniz için tekrar teşekkürler. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı öneririm, belki orada da benzer diyaloglar kurabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu