Evlilikte İlişki Testi
Evliliğinizin şu anki durumunu bilimsel bir gözle değerlendirmek ve aranızdaki bağın gücünü görmek istiyorsanız, Evlilikte İlişki Testi size eşsiz bir farkındalık sunar. Yıllar içinde değişen dinamikleri ve memnuniyet seviyenizi anlamak için Evlilikte İlişki Testi en doğru başlangıç noktasıdır.
Gottman Çift Terapisi prensiplerine dayanan Evlilikte İlişki Testi; duygusal yakınlığınızı, çatışma çözme becerilerinizi ve ilişki kalitenizi kapsamlı bir şekilde analiz eder. Evliliğinizdeki eksikleri görüp daha mutlu bir birliktelik inşa etmek için, aşağıda yer alan Evlilikte İlişki Testi sorularını hemen cevaplayın.
Evlilikte İlişki Testi
Gottman Çift Terapisi prensiplerine dayanarak evlilikteki ilişki kalitesini, memnuniyet düzeyini, duygusal yakınlığı ve çatışma çözme becerilerini değerlendirir.
💚 Gottman Çift Terapisi: Bu test, John Gottman''ın 40 yıllık evlilik araştırmalarına dayanmaktadır. Gottman, binlerce çifti inceleyerek mutlu evliliklerin ve boşananların özelliklerini belirlemiştir.
Bu Test Neyi Ölçer? Evlilikte İlişki Testi, evlilikteki ilişki kalitenizi, duygusal yakınlığınızı, çatışma çözme becerilerinizi ve genel memnuniyet düzeyinizi değerlendirir. Gottman''ın temel prensiplerini kullanarak ilişkinizin sağlığını ölçer: Aşk Haritaları, Sevgi Tankı, Birbirinize Yönelme, 4 Atli, Paylaşılan Anlam.
Test Nasıl Çalışır? Aşağıdaki 15 soruyu sıklık ölçeğinde cevaplandıktan sonra toplam puanınız hesaplanır (15-75). Soruların 8, 10, 11 ve 15 numaralı olanları ters puanlanır (çünkü bunlar negatif ifadelerdir). Yüksek puan, daha yüksek ilişki kalitesi anlamına gelir.
Önemli Not: 15. soru ("Eşimle aramızdaki sorunları çözmek için dışarıdan yardım almayı düşünüruz") ters puanlanır çünkü sık yardım alma ihtiyacı, çözülmemiş sorunlar olduğunu gösterir. Ancak çift terapisi almak çok olumludur ve utanulacak bir şey değildir!
Sonuç Hesaplanıyor...
Lütfen bekleyin.
Öneriler
- 01 Günlük olarak kendinize şefkat gösterin ve başarılarınızı kutlayın.
- 02 Küçük hatalar yaparak mükemmeliyetçilik korkusunu azaltın.
- 03 "Yeterince iyi" kavramını günlük yaşamınıza entegre edin.
Bu test yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.
Önerilen Yazılar:
5 yıllık ilişkinin bitmesi
Doğru İlişki Testi
Diğer testler için lütfen göz atın 👉 Testler




bırakın bu işleri ya evlilik dediğin testle mestle ölçülür bişeymiymiş. neymiş bilimsel gözle bakmakmış. insan eşinin gözüne bakınca anlar zaten neyin ne oldunu. sanki üniversite sınavına giriyoz tövbe tövbe 🤔
ama ne yalan söyliyim şimdi merakda ettim. akşam bi bizim hanıma yaptırcam bunu bakalım ne çıkcak sonuç. eve gidince ilk işim bu olcak inşalah başımıza iş açmayız valla 😂
Yazarın sunduğu bu kontrol listesi ilk bakışta masum görünüyor. Fakat satır aralarına bakınca insan düşünmeden edemiyor: Acaba bu sorular, asıl sorulması gerekenleri unutturmak için bir sis perdesi mi? Belki de gerçek sınav, bu testi kimin, ne zaman ve hangi niyetle partnerinin önüne koyduğunda başlıyordur. Sanki asıl oyun, testin sonuçlarında değil, bizzat testin varlığında gizli.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce, bu ilişki testini evliliğimizin mevcut durumunu anlamak için bir başlangıç noktası olarak kullanacağım. Sonra, bu testin sonuçlarıyla ilişkimizdeki dinamikleri ve memnuniyet seviyemizi bilimsel bir bakış açısıyla, tarafsızca değerlendireceğim. Ve son olarak, elde ettiğim bu farkındalığı aramızdaki bağı daha da güçlendirmek için somut adımlar atmakta kullanacağım.
Yine harika bir yazı, elinize, kaleminize sağlık. Zaten sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Her yazınızda olduğu gibi bu yazıda da insanı durup bir düşündürüyorsunuz. Bu karmaşık konuları bu kadar sade ve anlaşılır bir dille anlatabilmek gerçekten özel bir yetenek. Sadece bilgi vermiyor, okurunuza adeta bir ayna tutuyorsunuz. Bu yüzden her yazınızın yeri bende çok ayrıdır.
Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamanlar daha butik, daha küçük bir köşeydi sanki. Şimdi ne kadar büyüdü, ne kadar çok insana ulaşıyor. Ama kalitesi, o samimi üslubu hiç değişmedi, aksine daha da demlendi. İlişkiler üzerine yazdığınız ilk denemelerden bugünkü bu derinlikli analize kadar her adımınıza şahit olmak çok güzel. O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. Bizi bu güzel yazılarınızdan mahrum bırakmayın.
Sağolun hocam, güzel paylaşım için minnettarım. Bu test tam bizlikmiş valla, benim hanımda da bazen böyle anlam veremediğim hatalar, garip dinamikler oluyor, belki bu test sayesinde neyin ne olduğunu çözeriz. Yıllar geçince insan gerçekten de bazı şeyleri göremez oluyor, bir denemek lazım bunu.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de eşimle yeni bir şehre taşındığımız ilk zamanları hatırladım. Hiç kimseyi tanımıyorduk, evimiz bomboştu ve her şeyi sıfırdan kurmaya çalışıyorduk. Bir akşam, saatlerce uğraşıp bir türlü kuramadığımız o lanet kitaplık yüzünden öyle bir tartıştık ki, sesimiz bütün apartmanı inletti sanırım. O an ikimiz de o kadar yorgun, o kadar gergindik ki, sorun kitaplık değil de sanki bütün dünyaymış gibi birbirimize patladık.
Sonra bir an durduk, etraftaki vida ve tahta karmaşasının ortasında birbirimize baktık ve birden kahkahalarla gülmeye başladık. O an anladık ki biz birbirimize değil, o duruma karşı savaşıyorduk aslında. O gün bizim için gerçek bir testti. Mesele mükemmel olmak değil, en saçma anlarda bile birbirinin tarafında olduğunu, AYNI takımda olduğunu hatırlayabilmekmiş. O kitaplık hala salonumuzun baş köşesinde durur, bize hep o günü hatırlatır.
bU testi çözdük diyelim, geçme notu kaç? sonunda sertifika falan veriyolar mı, çerçeveletip duvara asarız. bizim en büyük test ‘bu akşam ne yesek’ sorusuna aynı anda cevap verebilmek, o daha zor valla, bu testten kolay deyil.
İlişkilerin sağlığını belirli metriklerle değerlendirme fikri üzerine düşünmek oldukça değerli bir çaba. Ancak “test” kavramının kendisi, doğası gereği bir geçme veya kalma durumu çağrıştırdığı için ilişkilerin karmaşık ve akışkan yapısıyla ne kadar örtüştüğü üzerine düşünmek gerekiyor. Bu noktada, yazıda ele alınan değerlendirme yöntemlerinin hangi psikolojik ekol veya araştırmaya dayandığı merak konusu oluyor. Acaba bu tür standart yaklaşımlar, her ilişkinin kendine özgü dinamiğini, kültürel farklılıkları ve çiftlerin zaman içindeki değişimini ne ölçüde hesaba katabiliyor? Belki de asıl odak, belirli bir testin sonucundan ziyade, bu tür araçların çiftler arasında bir diyalog başlatıcı olarak nasıl kullanılabileceği ve kendi sağlıklı ölçütlerini oluşturmalarına nasıl yardımcı olabileceği olmalıdır.
Bu tür testler, aslında belirsizlik okyanusunda bir anlığına da olsa yönümüzü bulma, soyut bir duyguyu somut bir haritaya dökme çabamızın bir yansıması değil mi? İki ayrı evrenin, yani iki insanın, ortak bir yörüngede buluştuğu o kutsal anın ardından başlayan bu uzun yolculuk, sayılarla veya analizlerle ne kadar ölçülebilir? Belki de bu testler, ruhun karmaşık coğrafyasını anlamak için kullandığımız modern pusulalardır sadece; ancak pusula, denizin derinliğini veya gökyüzünün sonsuzluğunu anlatmaz, yalnızca bir yön gösterir. Peki ya ilişkinin asıl gücü, ölçülebilen uyum anlarında değil de, tüm haritaların anlamsızlaştığı fırtınalarda, iki insanın birbirine tutunarak kendi yönlerini yaratmasında saklıysa? Nihayetinde, bir ilişkiyi “ölçme” arzusu, belki de en temelde, evrenin sonsuz sessizliğinde kendi varoluşumuzun bir başka varoluşta yankılandığını duyma, yalnız olmadığımızı anlama arayışımızın modern bir tezahürüdür sadece.
Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, ilişkilerin sağlığını ölçmeye yönelik bu tür öz değerlendirme araçları, bireylerin kendi dinamiklerine dair farkındalık kazanmaları için bir başlangıç noktası olabilir. Ancak, evlilik doyumu ve uzun ömürlülüğünü öngören temel faktörler genellikle daha derinlerde yatar. İletişim kalıpları, çatışma çözümleme becerileri ve paylaşılan değerler sistemi gibi unsurlar, anlık bir testin skorundan çok daha belirleyici olmaktadır. Özellikle yapıcı tartışma yürütebilme ve olumsuz etkileşim döngülerinden kaçınma becerisinin, partnerler arasındaki bağın gücünü belirlemede kritik rol oynadığı sıkça vurgulanır.
Bu tür testlerin bir diğer önemli boyutu ise, sonuçların yorumlanmasındaki potansiyel tuzaklardır. Bir skorun veya belirli bir kategorinin, karmaşık ve çok katmanlı bir ilişki dinamiğini tam olarak yansıtması beklenmemelidir. Bu araçlar, bir ‘teşhis’ koymaktan ziyade, partnerlerin üzerinde konuşmaları gereken potansiyel alanları belirlemeye yarayan birer diyalog başlatıcı olarak görüldüğünde daha işlevsel hale gelir. Dolayısıyla, bu değerlendirmeleri nihai birer hüküm yerine, ilişki üzerine düşünmek ve iletişimi güçlendirmek için bir fırsat olarak ele almak daha analitik bir yaklaşım olacaktır.
Konuyu ele alış biçiminizi ve sunduğunuz pratik önerileri takdirle karşıladım, oldukça faydalı bir çalışma olmuş. Bununla birlikte, konuya küçük bir ekleme yapmak isterim. İlişki dinamikleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. John Gottman, ilişkiler için en yıkıcı davranış kalıplarını ‘Mahşerin Dört Atlısı’ olarak tanımlar. Bunlar; eleştiri, aşağılama, sürekli savunmaya geçme ve duvar örmedir. Gottman’a göre bu dört davranışın bir ilişkide kronik hale gelmesi, ilişkinin geleceği hakkında en güçlü olumsuz öngörüyü sunmaktadır.
İlişkileri bir testin süzgecinden geçirerek anlamlandırma çabası, aslında insanın belirsizlik karşısındaki o kadim arayışını ne kadar da güzel özetliyor. Sanki iki ruhun birbiri içinde eridiği, sınırların kaybolduğu o kutsal alanı, bir haritaya sığdırmaya, koordinatlarla tanımlamaya çalışıyoruz. Peki ya bu testler, bize arazinin kendisini değil de sadece o araziye dair kendi çizdiğimiz, beklentilerimizle ve korkularımızla şekillendirdiğimiz bir taslağı sunuyorsa? Memnuniyet seviyelerini rakamlara dökmek, o ilişkinin sessiz anlarında paylaşılan bir bakışın, zor bir günde sıkıca tutulan bir elin veya yılların birikimiyle oluşan o görünmez bağın derinliğini gerçekten ölçebilir mi? Belki de asıl aradığımız şey, ilişkinin gücüne dair bir kanıt değil, kendi varoluşumuzun bir başkasının varlığında bulduğu o anlama dair bir işarettir. Bu testlerin sonuçları, nihayetinde bize aşkın gizemini çözdüğümüzü mü, yoksa o gizemin karşısında ne kadar çaresiz olduğumuzu mu fısıldar?
Bu yazınız, çiftlerin ilişkilerini değerlendirme ihtiyacına değinmesi açısından oldukça önemli. Ancak, ilişkiyi bir ‘test’ olarak çerçevelemek, çiftler üzerinde bir performans baskısı ve ‘başarısız olma’ korkusu yaratabilir mi diye düşünmeden edemiyorum. Sonuçta, bir sınavdan geçer gibi ‘doğru’ veya ‘yanlış’ cevaplar arayışına girmek, samimi bir diyalog kurmanın ve birbirini yargılamadan anlamanın önüne geçebilir. Belki de bu tür değerlendirmeleri bir ‘test’ yerine, ilişkinin mevcut durumunu anlamaya yönelik periyodik bir ‘sohbet’ veya ‘sağlık taraması’ olarak konumlandırmak daha yapıcı olabilir. Bu noktada, yazıda bahsedilen değerlendirme yöntemlerinin psikolojik temelleri veya hangi uzman görüşlerine dayandığı konusunda biraz daha detay verilebilir miydi?
test yaptırdım geçen gün kolestrolüm cıkmıs napcam ben simdi
Bu satırları okurken aklıma takılan bir soru var. Yazar, bu değerlendirme yöntemlerini birer çözüm gibi sunarken, acaba asıl vurgulamak istediği şey modern ilişkilerin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu ve sürekli bir onay mekanizmasına ihtiyaç duyduğu mu? Belki de bu “testler”, ilişkiyi güçlendirmekten çok, farkında olmadan sürekli bir şüphe tohumu ekiyor ve en ufak bir “başarısızlıkta” vazgeçmeyi meşrulaştıran bir sistemin parçası haline geliyor. Sanki asıl mesaj, bu soruların cevaplarında değil, bu soruları sorma ihtiyacının kendisinde gizli.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce evliliğimin mevcut durumunu bilimsel bir gözle değerlendirmek ve bu testi bir başlangıç noktası olarak kabul edeceğim, sonra bu test aracılığıyla ilişkimizdeki dinamiklerin zamanla nasıl değiştiğini ve aramızdaki bağın gücünü anlamaya çalışacağım ve son olarak bu süreçten elde ettiğim farkındalığı ilişki memnuniyetimizi artırmak için somut adımlar atmakta kullanacağım.