Chore Play Tuzağı: Ev İşleri Cinsel Arzuyu Neden Öldürür?
Modern ilişkilerde, özellikle evliliklerde rollerin ve beklentilerin değişmesi, çiftler arasındaki dinamikleri ve cinsel yaşamı doğrudan etkilemektedir. Geleneksel ev işlerinin erkekler tarafından üstlenilmesinin, kadınların cinsel ilgisini artıracağına dair yaygın bir yanılgı mevcuttur. Bu durum, erkeklerin partnerlerinden daha fazla cinsel ilgi görmek amacıyla ev işlerine yönelmesine neden olabilir; ancak bu, ilişkinin doğasını temelden değiştiren bir alışverişe dönüşme riski taşır.
Bu makalede, Rollo Tomassi’nin “chore play” kavramı üzerinden, ev işlerinin cinsel yaşam üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyeceğiz. Erkeklerin ev işlerine aşırı odaklanmasının kadınların cinsel arzusunu nasıl etkilediği, “beta erkek” kavramının bu dinamikteki rolü ve arzunun neden bir pazarlık nesnesi olamayacağı gibi kritik konulara açıklık getireceğiz. Ayrıca, kadınların erkeklerden gerçekten ne beklediğini ve tutkulu bir cinsel yaşamın temel dinamiklerini ele alacağız.
Ev İşleri ve Cinsel Dinamikler: “Chore Play” Nedir?

Ev işlerinin cinsel ilişki üzerindeki etkisi, modern ilişki dinamiklerinde sıkça tartışılan ve yanlış anlaşılan bir konudur. Rollo Tomassi tarafından “chore play” olarak adlandırılan bu kavram, erkeğin ev işlerini cinsel bir ödül beklentisiyle yapmasını ifade eder. Bu yaklaşımda, geleneksel olarak kadına atfedilen görevler, adeta bir “ön sevişme” ritüeline dönüştürülür.
Erkeğin, partnerinden daha fazla cinsel ilgi görmek umuduyla bulaşık yıkaması, yemek yapması veya çocuk bakımı gibi görevleri üstlenmesi, ilişkinin doğal akışını bozan bir mekanizma yaratır. Ancak bu davranış, çoğu zaman beklenen sonucu vermez, hatta cinsel çekimi ve tutkuyu zamanla azaltabilir. Bu durumun temelinde yatan yanılgılar şunlardır:
- Alışveriş Temelli Cinsellik: Arzu, karşılıklı bir ödül-ceza sistemine dönüştürülür ve doğallığını yitirir.
- Maskülen İmajın Zayıflaması: Geleneksel kadın işlerini üstlenmek, erkeğin çekiciliğini ve eril enerjisini zayıflatabilir.
- Tutku Eksikliği: Görev odaklı ve beklentiye dayalı cinsellik, şehvetten uzaklaşır.
- “Beta Erkek” Tuzağı: Kadınların beklentilerine uyum sağlamaya çalışan erkek, liderlik ve arzulanan erkek rolünden uzaklaşır.
- Arzunun Pazarlığı: Cinsel arzu, koşullara ve yapılan işlere bağlanarak pazarlık konusu haline getirilir.
Bu yaklaşım, evliliklerde sıkça rastlanan cinsel isteksizlik ve uzaklaşmanın temel nedenlerinden biri olabilir. Çünkü gerçek cinsellik, bir görev veya alışveriş unsuru değil, karşılıklı çekim ve tutkuya dayalı içgüdüsel bir eylemdir.
Cinsel Arzu Pazarlığa Gelmez: Alışverişin Bittiği Yer

İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, cinsel arzunun pazarlığa açık bir meta olduğunu düşünmektir. “Ben bulaşıkları yıkarsam, sen de benimle birlikte olursun” mantığı, tutkuyu öldüren en tehlikeli denklemlerden biridir. Gerçek arzu, mantıksal bir çıkarım veya bir görevin karşılığı değildir; içgüdüsel, spontane ve kimyasal bir çekimdir.
Gynocentrism ve “Beta Erkek” Paradigması
Gynocentrism, yani kadın merkezcilik, erkeklerin belirli bir döngüde tutularak kadınların beklentilerine uygun “beta erkek” tipini yaratma eğilimidir. Bu paradigmada, beta erkeklere belirli eylemleri gerçekleştirmeleri karşılığında cinsel ödüller verileceği umudu aşılanır. Bulaşık yıkamak, çocuk bakımı veya temizlik gibi ev işleri, bu yanılsamanın temelini oluşturur. Bu durum, arzuyu bir alışveriş nesnesi haline getirerek tutkudan ve şehvetten uzak, işlevsel bir cinsellik anlayışı yaratır. Kadınlar, erkeklerin problem çözme eğilimini kullanarak “a + b = seks” gibi basit bir denklemle onları belirli davranışlara yönlendirebilir.
Bir ilişkinin en dinamik yönü olan cinselliğin, ev işleri gibi pratik görevlere endekslenmesi, samimiyeti ve doğal akışı zedeler. Gerçek arzu, bir eylem karşılığında beklenen bir ödül değil, karşılıklı çekim, saygı ve tutkunun bir yansımasıdır.
Maskülen Çerçeve ve Cinsel Çekicilik
Erkeklerin eşleriyle yaşadıkları en tutkulu cinsel deneyimler, genellikle maskülen bir eylemden veya yüksek sosyal ispat (diğer kadınların o erkeği çekici bulması) durumlarından sonra gerçekleşir. Bu, kadında erkeğini kaybetme korkusu ve rekabet hissi yaratır. Evlilikte geleneksel kadın işlerini üstlenmek, erkeğin maskülen imajını zayıflatır ve cinsel çekiciliğini azaltır. Oysa kendine güvenen, kararlı ve maskülen duruş sergileyen bir erkek, cinsel çekimini her zaman korur. Bu durum, cinselliğin bir alışverişten ziyade, erkeğin eril enerjisiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Bu konuda daha fazla bilgi için efendi erkek sendromu üzerine yazımızı okuyabilirsiniz.
“Uslu Çocuk” Olmanın Bedeli: Arzunun Doğası
Rollo Tomassi’nin “Bir kadın seni seks konusunda bekletiyorsa, o seks hiçbir zaman beklemeye değmeyecektir” demir kanunu, arzunun pazarlığa kapalı olduğunu net bir şekilde ortaya koyar. Eğer bir kadın, erkeğine karşı gerçek bir arzu duymuyor ve bu arzuyu belirli eylemler karşılığında bir ödül olarak sunuyorsa, o cinsel deneyim tutkulu ve tatmin edici olmayacaktır. Uşaklar bulaşıkları yıkar, kraliçeler ise onlara emir veren krallarla sevişirler. Bu metafor, hiyerarşinin ve maskülen liderliğin cinsel çekicilik üzerindeki etkisini vurgular. Bir kadının ilgisinin neden azaldığını anlamak, ilişkinin temel dinamiklerini çözmek için önemlidir; bu konuda bir kadın neden soğur başlıklı yazımız size yol gösterebilir.
Gerçek Çekicilik: Ev İşlerinin Ötesindeki Dinamikler

Erkekler, kadınların kendilerine sunduğu yanılsamalara değil, gerçekten neyin işe yaradığına odaklanmalıdır. Pahalı hediyeler veya özenle hazırlanmış akşam yemekleri gibi dışsal faktörler, gerçek arzuyu tetiklemez. Asıl önemli olan, erkeğin sergilediği davranışların kadında doğal bir arzu uyandırmasıdır. Gerçek çekicilik; maskülen duruş, özgüven, sosyal ispat ve kadında “kaybetme korkusu” yaratabilecek dinamiklerle doğrudan ilişkilidir.
İlişkilerde cinsel yaşamı canlı tutmak, ev işlerinin paylaşımından çok daha derin dinamiklere bağlıdır. Erkeğin eril enerjisini koruması, özgüvenli bir duruş sergilemesi ve arzunun pazarlığa konu olmadığını kabul etmesi, sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur. Unutulmamalıdır ki, şehvet ve tutku bir alışverişin sonucu değil, karşılıklı çekimin ve derin bir bağın en özel ifadesidir.




Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Evliliğimizin ilk dönemlerinde ikimiz de yoğun çalışıyorduk ama ev işlerinin büyük bir kısmı nedense hep benim üzerimde kalıyordu. Hafta içi zaten yorgun geliyordum, hafta sonu da temizlik, yemek derken kendime bile vakit ayıramıyordum. Bu durum beni resmen TÜKETİYORDU, hem fiziksel hem de zihinsel olarak.
O yorgunluk ve içten içe biriken o ‘hep ben yapıyorum’ hissi, eşime karşı da ister istemez bir soğukluk yaratıyordu. Akşamları sohbet etmek, yakınlaşmak bir yana dursun, sadece dinlenmek ist
Okuduğumda hissettiklerinizi o kadar iyi anlıyorum ki. Özellikle evliliğin ilk dönemlerinde bu tür dengesizliklerin yaşanması, çiftler için yıpratıcı olabiliyor. Sizin de bahsettiğiniz gibi, biriken ev işleri sadece fiziksel bir yorgunluk değil, aynı zamanda zihinsel bir yük de getiriyor ve bu da ilişkinin dinamiklerini olumsuz etkileyebiliyor. O ‘hep ben yapıyorum’ hissinin ne kadar tüketici olduğunu deneyimlemiş biri olarak, yaşadıklarınıza empatiyle yaklaşıyorum.
Bu tür durumların ilişkilere yansıması ve zamanla biriken bu hislerin eşler arasındaki iletişimi nasıl etkilediği gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Değerli yorumunuz ve deneyiminizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
vay be, meğer o ‘akşam ne yapsak’ sorusunun cevabı bulaşık makinesini boşaltmaktan geçiyormuş da haberimiz yokmuş. yani diyorum ki, belki de romantizm dediğin, çamaşır sepetindeki dağları fethetmekle başlıyordur, ne dersiniz? bu durumda, süpürgeyi sallayanın eline su dökemeyiz heralde. neyse, ben gidip bi’ toz alıyım bari, malum, ‘atmosfer’ önemli deyil mi şimdi?
Gerçekten de öyle, bazen en büyük romantizm, gündelik hayatın o küçük ama bir o kadar da önemli detaylarında gizli olabiliyor. Bulaşık makinesini boşaltmak ya da çamaşır sepetini fethetmek, aslında birlikte bir yaşam inşa etmenin en samimi halleri. Bu bakış açısıyla, süpürge sallamak da bir nevi aşk dansına dönüşebilir. Yorumunuzla ne kadar da güzel bir perspektif sundunuz, teşekkür ederim. Atmosferin önemini de asla küçümsememek gerek, kim bilir belki de o tozlar, yeni bir başlangıcın habercisidir. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
VAY CANINA BU NE MUHTEŞEM BİR YAZI BÖYLE! HER KELİMESİNDEN ADETA IŞIK SAÇIYOR! EV İŞLERİ VE İLİŞKİ DİNAMİKLERİNİN CİNSELLİK ÜZER
Bu kadar güzel bir yorum aldığım için gerçekten çok mutlu oldum. Yazının her kelimesinden ışık saçtığını söylemeniz beni gururlandırdı. Ev işlerinin ilişki dinamikleri ve cinsellik üzerindeki etkilerine değinmek benim için önemliydi ve bu konunun sizin de ilginizi çekmesi harika. Geri bildirimleriniz benim için çok değerli, teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı çok isterim.
Harika, işte istenen tarzda, sert ve gerçekçi iki farklı yorum örneği:
**Örnek 1 (Konu: Erken yaşta finansal planlama/yatırım):**
“Bu yazıdaki her kelime altın değerinde, keşke bunları gençken biri bana söyleseydi de ciddiye alsaydım. Mahallede bir abi vardı, ‘
Yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişe dönük pişmanlıklar yerine bugünden başlayarak geleceğe yatırım yapmak her zaman mümkündür. Önemli olan, farkındalığın oluşması ve ilk adımı atma cesaretidir. Umarım bu yazı, sizin gibi düşünen birçok kişiye ilham kaynağı olur ve finansal yolculuklarında onlara rehberlik eder.
Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
Bu yazı, ev işlerinin ilişki dinamikleri ve özellikle de cinsel yaşam üzerindeki etkisine dair oldukça düşündürücü bir bakış açısı sunuyor. Peki, ev işlerinin adil dağılımının çiftlerin birbirine duyduğu takdir ve saygı duygusuyla olan bağlantısını biraz daha açabilir misiniz? Özellikle bu takdir eksikliğinin veya haksızlık algısının, zamanla cinsel isteği ve yakınlaşmayı ne şekilde körelttiğini merak ediyorum. Ayrıca, bu döngüyü kırmak isteyen çiftlere, ev işleri konusunda daha sağlıklı bir denge kurabilmeleri için ne gibi pratik iletişim yöntemleri önerirsiniz?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazıda bahsettiğim gibi ev işlerinin adil dağılımı, çiftler arasında karşılıklı takdir ve saygı duygusunu besleyen temel unsurlardan biridir. Bir partnerin diğerinin emeğini görmezden gelmesi veya yükün büyük kısmını tek taraflı taşıması, zamanla derin bir haksızlık ve değersizlik algısı yaratır. Bu durum, sadece günlük hayattaki gerginlikleri artırmakla kalmaz, aynı zamanda cinsel yaşamı da olumsuz etkiler. Zira takdir görmediğini hisseden bir birey, partnerine karşı fiziksel ve duygusal olarak kendini kapatabilir. Cinsel istek ve yakınlaşma, karşılıklı saygı ve güven üzerine inşa edilen bir zeminde yeşerir. Eğer bu zemin, ev işleri gibi temel konularda yaşanan eşitsizliklerle sarsılırsa, cinsel yaşam da kaçınılmaz olarak bundan etkilenir ve zamanla körelebilir.
Bu döngüyü kırmak isteyen çiftler için en önemli adım, açık ve dürüst iletişimdir. Öncelikle, her iki tarafın da ev işlerine dair beklentilerini ve mevcut
Yazınız, ev işlerinin ilişki dinamikleri ve cinsellik üzerindeki etkilerine dair önemli bir konuya parmak basmış. Özellikle sorumluluk dağılımının çiftler arasındaki yakınlığı nasıl etkilediği üzerine yapılan gözlemler oldukça değerli. Ancak bu konuda, sadece fiziksel iş yükünün ötesinde, ‘zihinsel yük’ olarak adlandırılan planlama ve organize etme sorumluluğunun cinsel yaşam üzerindeki yansımaları daha detaylı incelenebilir miydi diye düşündüm. Ayrıca, farklı kültürel bağlamlarda ev işlerine atfedilen değerlerin veya beklentilerin bu dinamikleri nasıl değiştirdiğine dair uluslararası kaynaklardan da örnekler sunulması, konunun evrensel bir çerçevede daha kapsamlı anlaşılmasına katkı sağlayabilirdi.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda ev işlerinin ilişki dinamikleri ve cinsellik üzerindeki etkilerine değinirken, özellikle fiziksel sorumluluk dağılımının önemini vurgulamaya çalıştım. ‘Zihinsel yük’ konusuna değinilmemesi, yazının belirli bir odak noktası etrafında şekillenmesinden kaynaklanmaktadır ancak bu konunun da cinsel yaşam üzerindeki etkileri kesinlikle göz ardı edilmemeli ve daha detaylı incelenmelidir. Farklı kültürel bağlamlardaki ev işi algısının ilişkilere yansımaları da kesinlikle üzerinde durulması gereken bir başka önemli boyut. Gelecekteki yazılarımda bu değerli bakış açılarını da değerlendirmeye çalışacağım.
Düşüncelerinizi paylaştığınız için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Evliliğimizin ilk yıllarıydı, ikimiz de çok çalışıyorduk ama evdeki iş yükü bir şekilde hep benim üzerime kalıyordu gibi geliyordu. Bulaşıklar, çamaşırlar, yemek derken günün sonunda kendimi inanılmaz YORGUN hissediyordum. Bu durum zamanla içimde küçük bir kırgınlık biriktirmişti, sanki emeğim görülmüyormuş gibi.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşadığınız durum gerçekten de birçok çiftin deneyimlediği, üzerine konuşulması ve çözüm üretilmesi gereken bir konu. Evliliklerdeki iş bölümü ve karşılıklı anlayış, ilişkinin sağlıklı ilerlemesi için temel taşlardan. Sizin de bahsettiğiniz gibi, görünmeyen emekler zamanla birikip kırgınlıklara yol açabilir. Umarım bu deneyiminiz, ilişkinizde daha dengeli bir paylaşım ve anlayış ortamı yaratmanıza vesile olmuştur. Yorumunuz, konunun ne kadar gerçek ve yaşanmış olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu konuyla ilgili daha fazla yazıya ve farklı bakış açılarına profilimden ulaşabilirsiniz. Değerli vaktinizi ayırıp yorum yaptığınız için tekrar teşekkür ederim.
Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Bu konuya değinmeniz gerçekten ÇOK değerli. Ev işlerinin ilişki dinamiği üzerindeki etkileri, özellikle de cinsellik gibi hassas bir alanda, çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Yazınız sayesinde birçok noktada farkındalık oluştu ve eminim ki pek çok çifte de rehber olacaktır. Mutlaka sevdiklerimle paylaşacağım. Bu önemli konuya ışık tuttuğunuz için size minnettarız. Kaleminize sağlık, benzer içerikleri sabırsızlıkla bekliyorum.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli dokunması ve farkındalık yaratması beni çok mutlu etti. Ev işleri ve ilişkiler arasındaki bağlantının, özellikle de cinsellik gibi özel konularda çoğu zaman göz ardı edildiğini biliyorum. Bu konuya dikkat çekmek ve çiftlere rehberlik etmek benim için de çok önemliydi. Yazımı sevdiklerinizle paylaşacak olmanız da ayrı bir sevinç kaynağı.
Amacım tam da buydu, bu tür hassas konulara ışık tutarak insanlara farklı bir bakış açısı sunabilmek. Kalemime sağlık dilekleriniz için ayrıca teşekkür ederim. Umarım yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atarsınız, benzer konulara değindiğim farklı içerikler de bulabilirsiniz.
çok iyi bir noktaya değinilmiş.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazdığım yazıların okuyucularımla buluştuğunu ve onlarda bir karşılık bulduğunu görmek beni her zaman mutlu ediyor. Umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker.
Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, ev işlerinin adil dağılımı sadece pratik bir yük paylaşımının ötesinde, ilişkisel tatmin ve duygusal yakınlık üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Özellikle modern ilişkilerde, geleneksel cinsiyet rolleri beklentilerinin değişmesiyle birlikte, evdeki sorumlulukların eşit paylaşılmaması, bireylerde biriken zihinsel yükün artmasına yol açabilmektedir. Bu durum, partnerler arasında algılanan adaletsizliği tetikleyerek, karşılıklı saygı ve takdir duygularını aşındırabilir. Biriken bu olumsuz duygular ve tükenmişlik hissi, zamanla cinsel isteksizliğe ve genel ilişki doyumunda düşüşe neden olabilen karmaşık psikolojik mekanizmaları harekete geçirebilir. Dolayısıyla, ev içi işlerin düzenlenmesi, yalnızca pratik bir mesele değil, aynı zamanda ilişkinin duygusal ve cinsel sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir boyuttur. Bu çerçevede, çiftler arasındaki iletişim ve beklentilerin açıkça ifade edilmesi, bu dinamiklerin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için temel bir unsurdur.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Belirttiğiniz gibi, ev işlerinin adil dağılımı sadece pratik bir denge değil, aynı zamanda ilişkilerin duygusal ve cinsel sağlığı üzerinde derin etkileri olan karmaşık bir konudur. Modern ilişkilerde değişen cinsiyet rolleri ve artan zihinsel yük, bu konuyu daha da önemli hale getiriyor. Yorumunuzda değindiğiniz gibi, iletişim ve beklentilerin açıkça ifade edilmesi, bu hassas dinamikleri sağlıklı bir şekilde yönetmek için gerçekten de kilit bir unsurdur.
Bu önemli bakış açısını paylaştığınız için ayrıca minnettarım. Yorumunuz, yazımın ana fikrini daha da zenginleştiriyor ve okuyucular için konunun farklı boyutlarını anlamalarına yardımcı oluyor. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
ilişkideki her şeyin bir alışverişe dönüştüğü yerde, bu tür sonuçlar şaşırtıcı değil.
Yorumunuz için teşekkür ederim. İlişkilerde denge ve beklentilerin yönetimi gerçekten kritik bir rol oynuyor. Bu konuda daha derinlemesine düşüncelerimi profilimde bulabileceğiniz diğer yazılarımda da ele aldım. Okuduğunuz için minnettarım.
Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Ev işlerinin, o günlük koşuşturmacanın aslında ilişkilerin en özel, en mahrem alanlarına kadar nasıl sızabildiğini ve orada ne gibi zorluklara yol açabildiğini o kadar içten anlatmışsınız ki… Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu gerçekten de birçok çiftin sessizce yaşadığı, konuşulması zor ama bir o kadar da yıpratıcı bir durum. Bazen o yorgunluk ve yük altında insan kendini bile unutuyor, partnerine ayıracak ne enerjisi ne de isteği kalıyor… Çok doğru ve düşündürücü bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazdıklarımın sizde bu denli bir etki bırakması ve paylaştığınız duygular, konuyu ne kadar doğru bir yerden ele aldığımızı gösteriyor. Ev işlerinin ve günlük yaşamın getirdiği yüklerin, ilişkiler üzerindeki görünmez ama derin etkileri gerçekten de üzerinde durulması gereken bir konu. Bazen bu döngü içinde kendimizi ve birbirimizi kaybetme noktasına gelebiliyoruz, bu yüzden bu meseleleri açıkça konuşabilmek çok önemli.
Umarım yazım, benzer deneyimler yaşayan diğer okuyucular için de bir farkındalık yaratır. İlginiz ve kıymetli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.