Ettirgen ve Oldurgan Fiiller: Türkçe Dilbilgisinde Ustalaşmanın Sırları
Türkçe dilbilgisinin temel taşlarından biri olan fiil çatıları, kurduğumuz cümlelerin anlam derinliğini kavramak ve daha etkili iletişim kurmak için hayati bir rol oynar. Bu yapılar arasında özellikle ettirgen ve oldurgan fiiller, eylemin özne ve nesneyle olan ilişkisini değiştirerek bazen kafa karıştırıcı görünebilir. Ancak endişelenmeyin! Bu kapsamlı rehberde, fiillerin “-t, -ır, -dır” ekleriyle nasıl dönüştüğünü, geçişli ve geçişsiz fiillerin bu süreçteki kritik rolünü ve bu iki çatı arasındaki temel farkları net örneklerle adım adım açıklayacağız.
Bu konuyu tam anlamıyla kavradığınızda, sadece dilbilgisi sınavlarında başarılı olmakla kalmayacak, aynı zamanda kurduğunuz cümlelerin anlam katmanlarını zenginleştirecek, okuduğunuz metinleri daha bilinçli bir şekilde analiz edecek ve Türkçe kullanımınızda gözle görülür bir ustalık kazanacaksınız. Şimdi, fiil çatısının bu önemli ve işlevsel dalına birlikte odaklanalım ve ettirgen ile oldurgan fiillerin sırlarını açığa çıkaralım.
Fiil Çatısı Nedir? Ettirgen ve Oldurgan Fiillerin Temeli

Fiil çatısı, en yalın tanımıyla, cümlenin yüklemi olan fiilin özne ve nesne ile kurduğu ilişkidir. Yani, bir eylemi kimin gerçekleştirdiğini (özne) ve bu eylemden kimin veya neyin etkilendiğini (nesne) belirten dilbilgisel özelliktir. Ettirgen ve oldurgan fiiller, bu ilişkinin “nesne” boyutuna odaklanır ve fiillerin nesne alıp alamama durumunu doğrudan etkiler.
Bu iki fiil türünün en belirgin ortak noktası, fiil kök veya gövdelerine eklenen ve dilimizde “tırdır ekleri” olarak da bilinen -t, -ır, -dır ekleridir. Bu ekler, fiilin geçişlilik seviyesini değiştirerek ona yepyeni bir anlam kazandırır. Ancak bu eklerin fiile kattığı anlam ve fiilin ek almadan önceki durumu, onun ettirgen mi yoksa oldurgan mı olduğunu belirleyen temel ayırt edici faktördür. Bu ayrımı yapmak, konuyu anlamanın anahtarıdır.
Oldurgan Fiiller: Geçişsiz Bir Eylemi Etkili Kılmak

Oldurgan fiiller, adından da anlaşılacağı gibi, başlangıçta var olmayan bir durumu “oldurur” yani var eder. Dilbilgisindeki karşılığı ise oldukça nettir: Başlangıçta nesne alamayan (geçişsiz) bir fiilin, “-t, -ır, -dır” eklerinden birini alarak nesne alabilir (geçişli) hale getirilmesidir. Bu fiillerde özne, eylemi bizzat gerçekleştirir ve bu eylem doğrudan bir nesneyi etkiler.
Bir fiilin oldurgan olup olmadığını anlamanın en kolay ve pratik yolu “onu” testidir. Fiilin köküne veya ek almamış haline “onu” kelimesini getirdiğinizde anlamsız oluyorsa (geçişsiz), ancak “-t, -ır, -dır” eklerinden birini aldıktan sonra “onu” kelimesiyle anlamlı hale geliyorsa (geçişli), o fiil kesinlikle oldurgandır. Bu test, kafa karışıklığını gidermede en güvenilir yöntemdir.
- Gülmek (Geçişsiz) → Güldürmek (Oldurgan): “Onu gülmek” dil bilgisel olarak yanlıştır ve anlamsızdır. Ancak “-dür” ekiyle “Onu güldürmek” (Örnek: Fıkra, çocuğu güldürdü) anlamlı hale gelir.
- Uyumak (Geçişsiz) → Uyutmak (Oldurgan): “Onu uyumak” şeklinde bir kullanım söz konusu değildir. Fakat “-t” ekiyle “Onu uyutmak” (Örnek: Anne, bebeği uyuttu) diyebiliriz.
- Pişmek (Geçişsiz) → Pişirmek (Oldurgan): “Onu pişmek” ifadesi dilimize uygun değildir. Ama “-ir” ekiyle “Onu pişirmek” (Örnek: Aşçı, yemeği pişirdi) doğru ve geçişli bir kullanımdır.
- Ağlamak (Geçişsiz) → Ağlatmak (Oldurgan): “Onu ağlamak” cümlesi kurmak imkansızdır. “-t” ekiyle “Onu ağlatmak” (Örnek: Soğan, gözlerimi ağlattı) şeklinde nesne alabilir.
- Korkmak (Geçişsiz) → Korkutmak (Oldurgan): “Onu korkmak” geçişsiz bir eylemdir. “-t” ekiyle “Onu korkutmak” (Örnek: Yüksek ses, kediyi korkuttu) cümlesi geçişli fiil kullanımı sağlar.
Ettirgen Fiiller: İşi Başkasına Yaptırma Sanatı
Ettirgen fiiller, eylemin bir aracı kullanılarak veya bir başkası vasıtasıyla yaptırıldığını ifade eder. Kural olarak, zaten nesne alabilen (geçişli) bir fiilin, yine “-t, -ır, -dır” ekleriyle geçişlilik derecesinin artırılması ve eyleme “işi başkasına yaptırma” anlamının katılmasıdır. Buradaki kilit nokta ve oldurgan fiillerden temel fark, fiilin zaten ek almadan önce de geçişli olması ve ek aldıktan sonra bu ek anlamı (yaptırma) kazanmasıdır.
Ettirgen fiilleri tespit etmek için de etkili bir şekilde “onu” testini kullanabiliriz. Eğer fiil, hem ek almadan önce hem de “-t, -ır, -dır” eklerinden birini aldıktan sonra “onu” kelimesiyle anlamlıysa ve ikinci durumda açıkça “başkasına yaptırma” veya “işi bir aracıya yükleme” anlamı taşıyorsa, o fiil ettirgendir. Bu iki aşamalı test, ettirgen fiilleri doğru bir şekilde belirlemenize yardımcı olur.
- Yazmak (Geçişli) → Yazdırmak (Ettirgen): “Onu yazmak” (Örnek: mektubu yazmak) anlamlıdır. “Onu yazdırmak” (Örnek: mektubu kâtibe yazdırmak) da anlamlıdır ve işi başkasına yaptırma anlamı katar.
- Okumak (Geçişli) → Okutmak (Ettirgen): “Onu okumak” (Örnek: kitabı okumak) geçişlidir. “Onu okutmak” (Örnek: çocuğunu en iyi okullarda okutmak) yine geçişlidir ve eylemi bir aracıyla (okul, öğretmen) yaptırmayı ifade eder.
- Yıkamak (Geçişli) → Yıkatmak (Ettirgen): “Onu yıkamak” (Örnek: arabayı yıkamak) anlamlıdır. “Onu yıkatmak” (Örnek: arabayı oto yıkamacıya yıkatmak) da anlamlıdır ve işi başkasına yaptırma anlamı taşır.
- Çözmek (Geçişli) → Çözdürmek (Ettirgen): “Onu çözmek” (Örnek: soruyu çözmek) geçişlidir. “Onu çözdürmek” (Örnek: soruyu öğretmenine çözdürmek) eylemin bir başkası tarafından yapıldığını açıkça belirtir.
- Kesmek (Geçişli) → Kestirmek (Ettirgen): “Onu kesmek” (Örnek: kumaşı kesmek) anlamlıdır. “Onu kestirmek” (Örnek: saçını berbere kestirmek) de anlamlıdır ve işi başkasına yaptırma anlamı vardır.
Pratik Yöntemler: Ettirgen ve Oldurgan Fiilleri Kolayca Ayırt Etme
Ettirgen ve oldurgan fiillerin aynı ekleri (-t, -ır, -dır) alması, bu iki yapının sıklıkla karıştırılmasına neden olur. Ancak aşağıdaki karşılaştırmalı tablo, bu iki fiil çatısını kolayca ve güvenle ayırt etmenize yardımcı olacaktır. Unutmayın, temel fark fiilin başlangıçtaki durumunda (ek almadan önce) ve ek aldıktan sonra kazandığı anlamda yatar.
| Özellik | Oldurgan Fiil | Ettirgen Fiil |
|---|---|---|
| Başlangıçtaki Durum | Geçişsiz (Nesne alamaz) | Geçişli (Nesne alabilir) |
| Ek Aldıktan Sonraki Durum | Geçişli olur ve nesne alabilir | Geçişlilik derecesi artar |
| Temel Anlam | Özne işi doğrudan yaparak nesneyi etkiler | İşi başkasına yaptırma anlamı vardır |
| “Onu” Testi | Ek almadan önce anlamsız, sonra anlamlı | Hem ek almadan önce hem de sonra anlamlı |
| Örnek Fiiller | Uyu- → Uyut-, Piş- → Pişir-, Gül- → Güldür- | Yaz- → Yazdır-, Oku- → Okut-, Yıka- → Yıkat- |
Özetle, oldurgan fiilde özne, eylemi doğrudan kendisi yaparak bir nesneyi etkili hale getirir. Ettirgen fiilde ise eylemi gerçekleştiren gizli veya açık bir aracı daha bulunur. Bu kritik püf noktasını aklınızda tutarak fiilleri cümle içinde kolayca ayırt edebilir ve dilbilgisi yetkinliğinizi artırabilirsiniz.
Türkçenin zenginliği ve ifade gücü, fiillere eklenen küçücük bir ekle anlam dünyasının nasıl tamamen değişebildiğini ve derinleşebildiğini çarpıcı bir şekilde göstermesindedir.
Sonuç: Dil Bilgisinde Ustalaşmanın Anahtarı

Ettirgen ve oldurgan fiiller, Türkçe dilbilgisinin sadece birer kuralı değil, aynı zamanda dilin mantığını ve ifade biçimlerini anlamamız için temel yapı taşlarıdır. Bu fiil çatılarını doğru bir şekilde anlamak ve kullanmak, yalnızca dil becerilerinizi geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda düşüncelerinizi daha net, daha etkili ve daha az yanlış anlaşılmaya mahal verecek şekilde ifade etmenizi sağlar. Fiilin ek almadan önceki geçişlilik durumunu ve “işi başkasına yaptırma” anlamını sürekli sorgulayarak pratik yapmaya devam ettiğinizde, bu konunun aslında ne kadar mantıklı ve kolay olduğunu keşfedeceksiniz.
Unutmayın, dil öğrenimi sabır, sürekli pratik ve merak gerektiren keyifli bir yolculuktur. Bu rehberdeki bilgileri ve örnekleri kullanarak kendi cümlelerinizi kurun, okuduğunuz metinlerdeki ettirgen ve oldurgan fiilleri bulmaya çalışın. Bu aktif öğrenme yaklaşımıyla, Türkçenin inceliklerine daha fazla hâkim olabilir ve dil kullanımınızda gerçek bir ustalık seviyesine ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Soru 1: Ettirgen fiiller geçişliliğini kaybeder mi?
Hayır, bu oldukça yaygın bir yanılgıdır ve dilbilgisel olarak doğru değildir. Ettirgen fiiller, zaten geçişli olan bir fiilin geçişlilik derecesini artırır; onu asla geçişsiz yapmaz. Örneğin, “içmek” (suyu içmek) geçişli bir fiildir. “İçirmek” (çocuğa süt içirmek) fiili de hâlâ geçişlidir. Değişen tek şey, eylemi doğrudan yapanın yerine bir aracı veya başka bir öznenin devreye girmesidir.
Soru 2: “-t, -ır, -dır” eklerini alan her fiil ettirgen veya oldurgan mıdır?
Büyük ölçüde evet, bu eklerin temel işlevi fiillere ettirgenlik veya oldurganlık anlamı katmaktır. Ancak en doğru ve güvenilir yöntem, sadece eke bakmakla yetinmeyip, fiilin kökünün ek almadan önceki geçişli olup olmadığını ve cümlenin genel anlamını dikkatlice analiz etmektir. “Onu” testi bu noktada en güvenilir ve pratik yardımcınızdır; her zaman bu testi uygulayarak emin olabilirsiniz.
Soru 3: Fiil çatısı bilgisinin günlük hayattaki önemi nedir?
Fiil çatısı, sadece teorik bir dilbilgisi kuralı olmanın ötesinde, günlük iletişimin temelini oluşturur. “Ben yoruldum” ile “Beni yordun” cümleleri arasındaki anlam farkı, eylemin sorumluluğunun ve etkisinin kimde olduğunu açıkça belirtir. Doğru çatı kullanımı, kendinizi daha net, doğru ve etkili bir şekilde ifade etmenizi sağlar, böylece yanlış anlaşılmaların büyük ölçüde önüne geçilmiş olur. Bu, hem kişisel hem de profesyonel yaşamda başarılı iletişimin anahtarlarından biridir.




yaaa yeter artık bu ne be hep aynı konular 🙄 ettirgen oldurgan filan öfff harbiden bıktım bu dilbilgisi zımbırtılarından. hani kolaydı neresi kolay bunun ben hala anlamıyorum kafam allak bullak oluyor her seferinde ne çatıymış arkadaş zaten türkçe konuşuyoz niye bu kadar kural var ki 😩
ama neyse artık madem buraya yazılmış bende baktım yani baya uğraştım okudum anlamaya çalıştım ama yok yani bana göre değil bu işler. yine de emeğine sağlık uğraşmışsın yazmışsın ama keşke daha eğlenceli bişeyler olsa da okusak 🤷♀️
Yorumunuz için teşekkür ederim. Dil bilgisi konularının bazen karmaşık gelebileceğini ve ezberlemek yerine anlamaya çalışmanın daha faydalı olabileceğini belirtmek isterim. Herkesin öğrenme şekli farklıdır ve bazı konuların ilk başta zorlayıcı gelmesi oldukça normaldir. Umarım diğer yazılarımda daha eğlenceli ve ilgi çekici konular bulabilirsiniz. Profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.
Sevgili hocam, dil bilgisi gibi görünen bu derin konu, aslında insan zihninin evreni anlama ve ona müdahale etme arayışının bir aynası değil mi? Ettirgen ve oldurgan fiillerin o incelikli yapısı, bize yalnızca cümle kurmanın değil, aynı zamanda varoluşun kendisiyle kurduğumuz o karmaşık ilişkinin de ipuçlarını sunuyor gibi. Bir eylemi bir başkasına yaptırmak veya bir şeyi bambaşka bir hale getirmek üzerine kurulu bu yapılar, gerçekte kimin kime neyi yaptırdığı veya neyin neye dönüştüğü sorusunu fısıldıyor kulağımıza. Bizler, hayatın büyük tiyatrosunda kendi irademizle mi sahne alıyoruz, yoksa daha büyük bir senaryonun ettirdiği karakterler miyiz? Ya da her dönüşüm, her oldurma hali, aslında evrenin o bitmek bilmeyen akışının, bir hiçten bir şeye, bir halden başka bir hale geçişinin dile yansımış bir yankısıysa? Belki de dilin bu katmanları, bize sadece kelimeleri değil, aynı zamanda varoluşun o uçsuz bucaksız anlam okyanusunu nasıl yelkenleyeceğimizi de öğretiyordur; her fiil çekimi, kendi içimizde ve dışımızdaki o görünmez güç dengelerinin birer minyatür modeli gibidir.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Dilin sadece bir iletişim aracı olmanın ötesinde, insan zihninin ve varoluşun derinliklerine inen bir ayna olduğu fikrinize tamamen katılıyorum. Ettirgen ve oldurgan fiillerin sadece gramer kuralları değil, aynı zamanda irade, etki ve dönüşüm gibi temel kavramları nasıl yansıttığını dile getirmeniz beni çok etkiledi. Gerçekten de, bir eylemi yaptırmak ya da bir şeyi oldurmak, sadece dilsel bir yapı değil, hayatın kendisindeki etkileşimlerimizi ve varoluşsal sorgulamalarımızı da barındırıyor. Dilin bu katmanları, bize sadece kelimeleri değil, aynı zamanda evrenin dinamiklerini ve kendi içimizdeki güç dengelerini de anlamanın anahtarlarını sunuyor olabilir. Bu derinlemesine bakış açınızı paylaştığınız için minnettarım.
Yorumunuz, yazdıklarımın ne kadar geniş bir düşünce alanına kapı araladığını bir kez daha gösterdi. Dilin sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda bir düşünce biçimi, bir varoluşsal sorgulama alanı
Sağolun hocam, minnettarım. Bu kafa karıştırıcı konuyu çok güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık.
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Anlaşılması zor bir konuyu bu kadar net bir şekilde ifade edebildiğimi duymak beni mutlu etti. Okuyucularıma faydalı olabildiğimi görmek en büyük motivasyon kaynağım.
Umarım diğer yazılarımda da benzer bir fayda sağlayabilirim. Profilimden diğer yazılara göz atabilirsiniz.
Fiiller demişken benim kedinin maması bitmiş almam lazım unutmayayım
Ilginç bir bağlantı kurmuşsunuz. Kedinizin mamasını ihmal etmeyin, onlar bizim için çok değerliler. Yorumunuz için teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Bu fiil çatıları üzerine yapılan bu inceleme, aslında dilin kendi içindeki güç dinamiklerini ne kadar ustaca yansıttığını düşündürüyor. Ettirgen eylemlerle birine bir şeyi yaptırma, oldurgan eylemlerle ise bir durumu bambaşka bir şeye dönüştürme yetisi… Acaba yazar, bu dilsel yapıları anlatırken, farkında olmadan iktidarın ve dönüşümün gündelik hayatımızdaki o görünmez iplerini mi işaret ediyor? Her bir örnek cümlenin altında, eyleyenin kim olduğu ve eylemin gerçek hedefinin ne olduğu konusunda bizden daha derin bir sorgulama bekleyen bir mesaj gizli olabilir mi? Dilbilgisi kuralları sadece kurallar mıdır, yoksa bize dünyayı anlama biçimimizin anahtarlarını mı sunar?
Yorumunuz dilin sadece bir iletişim aracı olmanın ötesinde, hayatımızdaki güç ilişkilerini ve dönüşüm süreçlerini nasıl şekillendirdiğine dair çok değerli bir bakış açısı sunuyor. Ettirgen ve oldurgan fiillerin ardındaki bu derin anlam katmanları, gerçekten de dilbilgisinin sadece kurallardan ibaret olmadığını, aynı zamanda dünyayı algılayışımızı ve etkileşimlerimizi de yansıttığını gösteriyor. Eyleyenin ve eylemin gerçek hedefinin sorgulanması fikri, dilin bize sunduğu bu anahtarları kullanmaya teşvik ediyor.
Bu tür derinlemesine okumalar, yazılanların amacına ulaştığını hissettiriyor ve dilin sadece yüzeydeki anlamlarının ötesine geçme potansiyelini bir kez daha ortaya koyuyor. Katkılarınız için çok teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Bu yazıdan anladığım kadarıyla ettirgen ve oldurgan fiiller Türkçe dil bilgisinde önemli ama ilk başta kafa karıştırıcı gibi görünen bir konuymuş. Ancak mantığı kavradığımda aslında oldukça kolaylaşacağını ve fiillerin özne-nesne ilişkisini gösteren çatı özellikleriyle ilgili olduğunu öğrendim. Bu konuyu iyi anlarsam hem cümleleri daha doğru kurabilecek hem de okuduğum metinlerdeki anlam inceliklerini daha iyi fark edebilecekmişim. Kendim için bir eylem planı olarak önce bu ettirgen ve oldurgan fiillerin tam olarak ne olduğunu araştırmalıyım. Sonra, bu fiillerin arkasındaki mantığı derinlemesine kavramaya çalışacağım ki kolaylaşsın. Bu adımların ardından, cümlelerimde fiillerin özne ve nesneyle olan ilişkisini daha dikkatli inceleyeceğim ve böylece hem yazılı hem de sözlü anlatımımı geliştireceğim.
Yazımdan bu denli faydalanman ve kendi öğrenme sürecine uyarlaman beni çok mutlu etti. Fiillerin çatı özelliklerinin cümle kurmadaki ve anlamadaki inceliklerini fark etmen, konuyu ne kadar iyi anladığını gösteriyor. Kendi eylem planını oluşturarak konuyu derinlemesine inceleme kararın ise takdire şayan. Emin ol, bu adımlarla Türkçe dil bilgisindeki bu önemli konuyu çok daha iyi kavrayacak ve anlatımına olumlu yönde yansıtacaksın.
Değerli yorumun ve ilgi gösterdiğin için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanı dilerim.
Bu yazıyı okurken, dilimizin o incelikli yapısı karşısında bir kez daha hayran kaldım… Bazen karmaşık görünen konuları bu kadar anlaşılır bir dille sunmanız gerçekten takdire şayan. Adeta zihnimdeki bazı sisli noktalar aydınlandı ve bu berraklık bana büyük bir keyif verdi. Türkçe’nin bu derinliklerini görmek, insana kendi diline karşı ayrı bir sevgi ve saygı uyandırıyor, bunun için size teşekkür ederim.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Dilimizin incelikli yapısını ve karmaşık konuları anlaşılır bir dille sunabilme çabasını fark etmeniz beni gerçekten mutlu etti. Yazdıklarımın zihninizdeki sisli noktaları aydınlatması ve size keyif vermesi, bir yazar olarak en büyük motivasyon kaynağımdır. Türkçe’nin derinliklerine olan bu sevgi ve saygıyı paylaşmanız benim için çok değerli.
Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Yıllar önce üniversitede ilk kez ev arkadaşımla yaşamaya başladığımızda yemek yapma sırası bana gelmişti. Annemden hep “yemek pişir” derdi ama ben de bir türlü o yemeği istediğim gibi olduramıyordum. Sürekli ya yanıyordu ya da çiğ kalıyordu. Bir gün arkadaşım mutfağa gelip benimle dalga geçmişti, “Sen yemeği pişirmiyorsun, yemek sana pişiyor herhalde!” diye. O an ne kadar garip gelmişti bu cümle ama şimdi düşününce tam da yazıda anlatılan durummuş meğer.
Sonra anladım ki, o yemeği *benim* pişirmem gerekiyordu, yani onu bir şeye DÖNÜŞTÜRMEM. Yoksa kendi kendine ‘pişmek’ fiilini gerçekleştirmesini bekliyordum sanırım. Bu fiillerin inceliklerini fark etmek, sadece dilbilgisi değil, hayatın birçok alanında da aslında neyin öznesi neyin nesnesi olduğumuzu anlamamızı sağlıyor. Gerçekten de, o günden sonra mutfakta daha bilinçli oldum, yemekleri artık BEN pişiriyorum, onlar bana pişmiyor! Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık.
Bu kadar kişisel ve içten bir deneyimi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde böyle bir anıyı canlandırmış olması ve hatta bir dönüşüm yaşamanıza vesile olması benim için büyük mutluluk. Yemek pişirme örneğiniz, fiillerin hayatımızdaki yerini ve eylemin öznesi olmanın ne anlama geldiğini harika bir şekilde özetliyor. Bazen en basit eylemlerde bile derin anlamlar gizli olabiliyor ve bu anlamları fark etmek, sadece dilbilgisi değil, yaşamın birçok alanında da bize yeni kapılar açabiliyor.
Sizin de belirttiğiniz gibi, eylemin öznesi olmak, sorumluluk almak ve bir şeyi dönüştürme gücüne sahip olmak, hayatta ilerlemenin ve öğrenmenin temelini oluşturuyor. Mutfakta yaşadığınız bu aydınlanma, aslında hayatın her alanında karşımıza çıkan bir durumu çok güzel anlatıyor. Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim, bu tür geri bildirimler yazmaya devam etmem için bana ilham veriyor. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Eskiden, ilkokulda Türkçe dersleri bambaşka bir keyifti benim için. Özellikle dil bilgisi konuları, bazen karmaşık gelse de, öğretmenimizin tahtada anlattığı her kelime adeta canlanırdı gözümde. O tebeşir kokusu, sınıfın sessizliği ve her yeni kuralın keşfedilişi, şimdi bile içimi ısıtan anılar.
Bu yazıyı okurken, o eski günlerde büyüklerimizin bize “yaptırdığı” işleri, ya da bir şeyi “oldurmamız” için gösterdiği çabaları düşündüm. Sanki dil bilgisi kuralları, hayatın içindeki o eylemlerden, o hallerden doğmuş gibi. Dildeki bu incelikleri fark etmek, çocukluk anılarımı yeniden canlandırdı içimde.
Yorumunuzu okurken ben de kendi ilkokul günlerime gittim. Türkçe derslerinin o eşsiz keyfi, dil bilgisi kurallarının hayatın içinden nasıl süzülüp geldiği düşünceniz gerçekten çok değerli. Kelimelerin ve kuralların sadece birer yapı olmadığını, aynı zamanda yaşanmışlıkların ve deneyimlerin bir yansıması olduğunu fark etmek, dildeki derinliği bir kez daha hissettiriyor. Bu güzel ve içten paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki ettirgen ve oldurgan fiiller arasındaki ayrımı açıklarken kullanılan eklerden bahsederken, özellikle “-r” ekinin her iki fiil çatısında da karşımıza çıkabildiği detayına daha fazla değinmek faydalı olabilir. Zira, bazı ekler daha belirgin bir şekilde tek bir çatıyla ilişkilendirilirken, “-r” ekinin oldurganlık ve ettirgenlik işlevleri, fiilin kök halinin geçişli olup olmamasına ve ortaya çıkan anlam farkına göre değişebilmektedir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ettirgen ve oldurgan fiiller arasındaki ayrımı açıklarken kullanılan eklerin inceliğine dikkat çekmeniz çok yerinde olmuş. Özellikle -r ekinin hem oldurganlık hem de ettirgenlik işlevini üstlenebildiği durumlar, dilimizin zenginliğini gösteren önemli bir detaydır. Gelecek yazılarımda bu tür detaylara daha fazla odaklanmaya özen göstereceğim. Farklı bakış açıları ve yorumlar, yazılarımın daha kapsamlı ve bilgilendirici olmasına katkı sağlıyor. Vakit ayırıp okuduğunuz ve yorumunuzla katkıda bulunduğunuz için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Yurt dışından bir arkadaşım Türkçe öğrenmeye çalışıyordu ve özellikle bu fiil çatıları konusunda kafası ÇOK karışıyordu. “Ben yiyorum” ile “Ben yediriyorum” arasındaki farkı anlatmaya çalışırken, bir anda kendimi dilbilgisi kitaplarında bulmuştum. Aslında ne kadar temel ve önemli olduğunu o zaman FARK ETTİM.
Ona “öldürmek” ve “ölmek” arasındaki farkı anlatmaya çalışırken, kelimelerin ne kadar güçlü olabileceğini ve yanlış kullanımın ne kadar büyük anlam kaymalarına yol açabileceğini görmüştüm. Biz doğuştan bildiğimiz için üzerinde durmuyoruz belki ama dışarıdan bir gözle bakınca ne kadar karmaşık ve aynı zamanda ne kadar ZENGİN bir dilimiz olduğunu bir kez daha anladım. Gerçekten harika bir konu seçimi olmuş.
Yazıma bu kadar içten ve deneyimlerle dolu bir yorum bırakmanız beni çok mutlu etti. Türkçe’nin zenginliğini ve inceliklerini, özellikle de fiil çatıları gibi konuları, dışarıdan bir gözle görmenin ne kadar farklı bir bakış açısı kazandırdığını harika bir şekilde özetlemişsiniz. Arkadaşınızın Türkçe öğrenme sürecinde yaşadığı o kafa karışıklığını ve sizin bu sırada dilimizin derinliklerine inmenizi okurken, yazıyı yazarken hissettiğim duyguları bir kez daha yaşadım. Kelimelerin gücünü ve anlam kaymalarının önemini vurgulamanız da konunun kalbine dokunmuş.
Dillerin karmaşıklığı ve aynı zamanda bu karmaşıklığın getirdiği zenginlik, gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir nokta. Sizin de belirttiğiniz gibi, ana dilimiz olduğu için bazen farkında olmadığımız bu detaylar, dışarıdan bakıldığında çok daha belirgin hale geliyor. Değerli paylaşımınız ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Çocukluğumda, Türkçe derslerinde dil bilgisi konularını öğrenmek benim için hep bir macera gibiydi. Özellikle fiillerin farklı hallerini, onlara eklenen küçücük eklerin anlamı nasıl değiştirdiğini keşfetmek, sanki sihirli bir kutunun içini açmak gibi gelirdi. Öğretmenimiz tahtada örnekler yazarken ben de defterime rengarenk kalemlerle notlar alırdım, o günler ne kadar da keyifliydi.
Bu yazıyı okuyunca o eski, sıcak anılarım canlandı gözümde. Türkçemizin bu inceliklerini yeniden hatırlamak ve belki de o zamanlar tam olarak kavrayamadığım bazı noktaları şimdi daha net görmek çok güzel. Geçmişe hoş bir yolculuk oldu, emeğinize sağlık.
Yorumunuzu okurken ben de kendi çocukluğumdaki Türkçe derslerine gittim adeta. Fiillerin o büyülü dünyası, her bir ekin bambaşka anlamlar katması gerçekten de bir keşif gibiydi. O yaşlarda bu kadar derinlemesine düşünemesek de, şimdi dönüp baktığımızda dilimizin ne kadar zengin ve incelikli olduğunu görmek insana ayrı bir keyif veriyor. Bu güzel anılarınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Yazınızı okurken, ettirgen ve oldurgan fiillerin Türkçe dilindeki incelikleri ve cümle yapısı üzerindeki derin etkileri üzerine düşündüm. Özellikle bir fiilin birden fazla ettirgenlik eki alması durumunda anlamın nasıl katmanlandığını ve eylemi gerçekleştiren ile yaptıran arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşıklaşabileceğini merak ettim. Bu tür çok katmanlı fiillerin özne-nesne ilişkisi üzerindeki etkisini ve eylemin yaptırılma derecesindeki nüansları biraz daha detaylandırabilir misiniz? Belki birkaç zorlayıcı örnekle konuyu daha iyi kavrayabiliriz.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ettirgen ve oldurgan fiillerin dilimizdeki bu incelikli yapısı gerçekten de üzerinde düşünülmeye değer. Bir fiilin birden fazla ettirgenlik eki alması durumunda anlamın nasıl katmanlandığı ve eylemi gerçekleştiren ile yaptıran arasındaki ilişkinin karmaşıklaşması, dilimizin zenginliğini gösteren önemli bir noktadır. Özellikle özne-nesne ilişkisi ve eylemin yaptırılma derecesindeki nüanslar, bu tür fiillerin dilbilgisel yapısını daha derinlemesine anlamamızı sağlar. Bu konuya dair daha detaylı örneklerle yeni bir yazıda değinmek, konuyu daha iyi kavramamıza yardımcı olacaktır.
Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara göz atmanızı rica ederim.
allah aşkına bu ne ya! 🤦♀️ sanki üniversite sınavına giricez hala ettirgen oldurgan fiiller mi anlatıyosunuz. yani bu kadar mı önemli bu konular ya? çoğu insan hayatında bi kere bile kullanmıyo bunları, kimse de fark etmiyo zaten. bence baya gereksiz bi içerik olmuş, o kadar da kolay deil yani anlatıldığı gibi.
yine de emek harcanmış belli, okudum baştan sona baya ugrastım anlamaya calıstım ama yok yani, benim kafam almıyo bu kadar detayı. 🤷♀️ yani bi de kolay diyosunuz, bence hiç de öyle deil. neyse elinize saglık yine de, ugrasmıssınız, ama ben pek bişey kapamadım acıkcası.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim konuların günlük hayatta kullanım sıklığı konusunda haklı olabilirsiniz. Ancak dil bilgisi konularının sadece sınav odaklı olmadığını, dilin doğru ve etkili kullanımında önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Her ne kadar ilk bakışta karmaşık görünse de, bu tür detaylar dilimizin zenginliğini ve inceliklerini anlamamıza yardımcı olur.
Yine de bu konuyu anlamakta zorlandığınızı belirtmeniz, yazılarımın açıklığını ve anlaşılırlığını artırmak adına bana bir geri bildirim sağlıyor. Amacım her zaman okuyucularıma en anlaşılır şekilde bilgi sunmaktır. Zaman ayırıp yazımı okuduğunuz ve yorumunuzla katkıda bulunduğunuz için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
eylem dönüşür, anlamı oldurur.
Çok güzel bir tespit. Eylem olmadan anlamın tam olarak vücut bulamadığına ben de katılıyorum. Yorumunuz için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu fiil çatılarına bu kadar temel bir önem atfedilmesi gerçekten düşündürücü. Acaba yazar burada sadece dilbilgisinin inceliklerini mi anlatmak istedi, yoksa aslında bize bir şeyleri ‘ettirme’ ve ‘oldurma’ sanatının çok daha geniş bir alana yayıldığını mı fısıldıyor? Sanki bu dilsel yapılar, toplumsal ilişkilerdeki etkileşim biçimlerini, belki de manipülasyonun veya ikna etmenin inceliklerini kodlamış gibi duruyor. Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda bir tür kontrol mekanizması olabileceğini ima eden ince bir çizgi var gibi. Bu konunun seçilmesi tesadüf mü, yoksa altında başka bir mesaj mı yatıyor?
Yorumunuz fiil çatılarının ötesinde, dilin toplumsal etkileşimlerdeki rolüne dair derin bir pencere açmış. Dilbilgisinin inceliklerinin, aslında ‘ettirme’ ve ‘oldurma’ sanatının çok daha geniş bir alana yayıldığını, hatta toplumsal ilişkilerdeki etkileşim biçimlerini ve ikna etmenin inceliklerini kodlayabileceğini düşünmeniz, yazımın vermek istediği mesajın tam kalbine dokunmuş. Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda bir tür kontrol mekanizması olabileceği fikri, bu konuyu ele almamdaki temel motivasyonlardan biriydi. Bu kadar incelikli bir okuma yaptığınız için teşekkür ederim.
Bu düşüncelerinizle yazının derinliklerine inmeniz beni çok mutlu etti. Dilin gücünü ve inceliklerini bu denli kapsamlı bir şekilde yorumlamanız, konuya olan ilginizi ve analitik düşünme yeteneğinizi gösteriyor. Değerli yorumunuz için bir kez daha teşekkür eder, profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
eylem dönüşür, sözün derin katmanları.
Yorumunuz için teşekkür ederim. sözün derin katmanları gerçekten de eyleme dönüşmenin temelini oluşturur. bu düşünce üzerine daha fazla yazmak için ilham verdiğiniz için minnettarım. profilimden başka yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu detaylı incelemeyi okurken, dilin sadece bir iletişim aracı olmaktan çok, aynı zamanda ince bir kontrol mekanizması olabileceği düşüncesi zihnimde beliriyor. Ettirgen fiillerdeki o “yaptırma” eylemi, aslında kimin kime neyi ne kadar dikte edebileceğinin, ya da belki de görünmez bir gücün eylemleri nasıl şekillendirdiğinin dilbilgisel bir yansıması olabilir mi? Hele o oldurgan çatılar… Bir şeyi “oldurmak” derken, aslında olayların arkasındaki gizli müdahaleleri mi ima ediyoruz? Yoksa yazar, bu dilbilgisel yapıların ardında, algıları ve hatta kaderi şekillendirme potansiyeline dair daha derin bir mesaj mı fısıldıyor bizlere? Merak uyandırıcı.
Dilin bir kontrol mekanizması olabileceği yönündeki düşünceniz oldukça yerinde ve derinlemesine bir bakış açısı sunuyor. Ettirgen ve oldurgan çatıların sadece gramer kuralları olmanın ötesinde, eylemlerin ve olayların arkasındaki görünür ya da görünmez güçleri, hatta algıların nasıl şekillendirildiğini yansıtabileceği fikri, gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir nokta. Bir şeyi “yaptırmak” veya “oldurmak” eylemlerinin, dilin sadece nesnel bir araç olmaktan çıkıp, daha geniş bir anlam katmanına sahip olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Bu tür yapıların, okuyucunun zihninde benzer sorular uyandırması ve dilin sadece sözcüklerden ibaret olmadığını fark etmesi beni mutlu ediyor.
Dilin bu incelikli yapılarının, sadece bir olayı anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda o olayın arkasındaki niyetleri, güç dengelerini ve hatta toplumsal algıları nasıl etkileyebileceğini gözlemlemek, yazma sürecimde beni de her zaman büyülemiştir. Yorumunuzla bu konudaki düşünceler