Kişisel Bakım

Buzz Cut Rehberi: Nedir, Kimlere Yakışır ve Modelleri

Alışılmışın dışına çıkmak, stilinizde cesur bir imza bırakmak ve minimalizmin getirdiği özgürlüğü hissetmek istiyorsanız, buzz cut saç modeli tam size göre olabilir. Sadece bir saç kesiminden çok daha fazlasını ifade eden bu stil, özgüveni ve pratikliği bir araya getirerek hem modern hem de güçlü bir duruş sergiliyor. Genellikle “asker tıraşı” olarak bilinse de, buzz cut günümüzde sayısız varyasyonuyla kişisel tarzı yansıtmanın en etkili yollarından biri haline geldi.

Bu rehberde, buzz cut dünyasının derinliklerine inerek bu kesimin ne olduğunu, kimlere daha çok yakıştığını, popüler modellerini ve bu kararı vermeden önce bilmeniz gereken her şeyi detaylıca ele alacağız. Eğer siz de radikal bir değişimle kendinizi yeniden keşfetmeye hazırsanız, doğru yerdesiniz.

Buzz Cut Nedir? Asker Tıraşından Daha Fazlası

Buzz cut, en temel tanımıyla saçların bir tıraş makinesi yardımıyla çok kısa kesildiği bir modeldir. Genellikle makinenin 1, 2 veya 3 numaralı tarakları kullanılarak uygulanır ve saçın tamamı aynı uzunlukta bırakılır. Ancak modern yorumları, bu basit tanımın çok ötesine geçer. Fade (kademeli) geçişler, farklı uzunluk kombinasyonları ve hatta renklerle birleşerek tamamen kişiye özel bir hale gelebilir. Bu kesimin temel felsefesi, yüz hatlarını ve karakteri ön plana çıkaran net, temiz ve zahmetsiz bir görünüm sunmaktır.

  • 1 Numara Buzz Cut: Saç derisinin belirgin olduğu, oldukça kısa ve keskin bir modeldir.
  • 2 Numara Buzz Cut: Saçların biraz daha dolgun göründüğü, klasik ve popüler bir seçenektir.
  • 3 Numara Buzz Cut: Daha uzun bir buzz cut versiyonudur, saç yoğunluğunu korumak isteyenler için idealdir.

Bu model, sadece pratikliğiyle değil, aynı zamanda bakım kolaylığı ve sunduğu ferahlık hissiyle de öne çıkar. Saç şekillendirme derdini ortadan kaldırır ve size zaman kazandırır.

Buzz Cut Saç Modeli Kimler İçin İdeal?

Buzz cut, cesur bir seçim olsa da doğru uygulandığında neredeyse herkese yakışabilir. Ancak bazı yüz tipleri ve yaşam tarzları bu modeli daha iyi taşır. Bu kararı verirken sadece yüz şeklinizi değil, aynı zamanda kişiliğinizi ve günlük rutinlerinizi de göz önünde bulundurmalısınız.

Yüz Şekline Göre Buzz Cut Seçimi

Yüz hatlarını tamamen ortaya çıkardığı için buzz cut seçiminde yüz şekli önemli bir faktördür. Doğru model, yüzünüzdeki en güçlü özellikleri vurgulayabilir.

Özellikle kemikli ve belirgin çene hattına sahip kare veya oval yüz tipleri için buzz cut mükemmel bir tercihtir. Bu yüz tiplerinde kesim, maskülen ve güçlü bir ifade yaratır. Yuvarlak yüz hatlarına sahip olanlar ise yanları daha kısa tutan ve üstlerde hafif uzunluk bırakan “fade” modelleri tercih ederek yüzlerini daha uzun ve dengeli gösterebilirler. Uzun bir yüz şekliniz varsa, saçın üst kısmını çok kısa tutmaktan kaçınarak orantıyı dengeleyebilirsiniz.

Kişilik ve Yaşam Tarzı

Buzz cut, pratik ve minimalist bir yaşam tarzını benimseyenler için biçilmiş kaftandır. Sporcular, yoğun iş temposuna sahip profesyoneller veya saçlarıyla uğraşmak istemeyen herkes için hayatı kolaylaştırır. Aynı zamanda bu kesim, kendine güvenen, kuralları yıkmaktan çekinmeyen ve stilinde net bir mesaj vermek isteyenlerin de sembolüdür.

En Popüler Buzz Cut Modelleri

Buzz cut tek bir modelden ibaret değildir. İşte tarzınıza ilham verebilecek en popüler varyasyonlar:

  • Induction Cut (Sıfır Numara): En kısa buzz cut modelidir. Saçlar makinenin koruması olmadan, neredeyse sıfıra yakın kesilir. Cesaret ve keskin bir duruş gerektirir.
  • Burr Cut (Klasik 1-2 Numara): En yaygın bilinen modeldir. Saçlar 1 veya 2 numara tarakla eşit uzunlukta kesilir. Temiz ve zamansız bir görünüm sunar.
  • Fade Buzz Cut (Kademeli Kesim): Yanların ve arkaların çok kısa başlayıp yukarı doğru kademeli olarak uzadığı modern bir stildir. Saç kesimine derinlik ve stil katar.
  • Crew Cut (Üstler Uzun Versiyon): Yanlar ve arka buzz cut tarzında kısayken, üst kısımdaki saçlar makasla veya daha uzun bir tarakla bırakılır. Klasik ve modern arasında bir köprü kurar.
  • Renkli Buzz Cut: Platin sarısı, pembe, mavi gibi iddialı renklerle birleştiğinde sanatsal ve dikkat çekici bir ifadeye bürünür.

Buzz Cut Yaptırmanın Avantajları ve Dezavantajları

Bu radikal kararı vermeden önce artıları ve eksileri tartmak önemlidir. Buzz cut, özgürleştirici bir deneyim olabileceği gibi bazı zorlukları da beraberinde getirebilir.

Avantajları:

  • Maksimum Kolaylık: Şekillendirme, kurutma gibi dertleriniz olmaz. Yıka ve çık pratikliği sunar.
  • Sağlıklı Saç Derisi: Saç deriniz sürekli hava alır, bu da kepek ve yağlanma gibi sorunları azaltabilir.
  • Ekonomiktir: Kuaför masraflarını azaltır, hatta evde kendi kendinize kolayca uygulayabilirsiniz.
  • Güçlü İmaj: Yüz hatlarınızı ve bakışlarınızı ön plana çıkararak karizmatik bir görünüm kazandırır.
  • Seyrek Saçlar İçin Çözüm: Saç yoğunluğundaki farkları gizleyerek daha dolgun bir algı yaratabilir.

Dezavantajları:

  • Sık Bakım Gerektirir: Net görünümünü korumak için 2-3 haftada bir düzeltme yapılması gerekir.
  • Kafa Derisi Hassasiyeti: Kafa deriniz doğrudan güneşe ve soğuğa maruz kalır, bu nedenle koruma (şapka, güneş kremi) önemlidir.
  • Stil Sınırlaması: Saçınızı farklı şekillerde kullanma esnekliğiniz ortadan kalkar.

Kısacası: Tarzınızı Yeniden Keşfedin

Buzz cut, yalnızca bir saç kesimi değil, aynı zamanda bir özgüven beyanıdır. Yüzünüzü ve karakterinizi cesurca sergilemenizi sağlayan bu minimalist stil, modern insanın pratiklik ve sadelik arayışına mükemmel bir cevaptır. İster klasik bir Burr Cut, ister modern bir Fade Buzz Cut olsun, bu kesim size rutinlerinizi basitleştirme ve stilinizle güçlü bir mesaj verme fırsatı sunar. Eğer bir değişiklik yapmaya ve konfor alanınızın dışına çıkmaya hazırsanız, buzz cut ile tarzınızı ve kendinizi yeniden keşfedebilirsiniz.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

19 Yorum

  1. Buzz cut rehberi mi? Sanki herkesin böyle lüks bir tercih hakkı var! Benim saçlarım zaten stres ve dengesiz beslenmeden dolayı dökülüyor. Bir de üstüne iş görüşmelerinde “düzgün görünüm” dayatması var. Buzz cut’ı ancak kaybedecek bir şeyi kalmayanlar ya da kurumsal hayatın kalıplarından azade olanlar göze alabilir. Bizim gibi her gün sistemin içinde öğütülenler için “cesur imza” değil, işsiz kalma riski!

    Özgürlük ve minimalizmmiş! Kimin için? Günlük ulaşım, yemek, kira derdinde boğulurken saç stilimi düşünecek enerji ve lüksüm mü kaldı? Bu tarz içerikler hep ayrıcalıklı bir kesimin hayatını normalleştiriyor. Pratiklik mi? Evet, belki sabah 15 dakika kazanırsın ama etraftaki yargılayıcı bakışlarla, “hasta mısın?” sorularıyla uğraşmak da cabası!

    1. haklısınız, sistemin dayattığı görünüm kalıpları ve özellikle iş hayatındaki katı beklentiler, bir saç stilini bile özgürce seçmeyi çoğu zaman imkansız kılıyor. dökülme, stres ve ekonomik kaygılar gibi gerçek hayat dinamikleri, bu tarz tercihlerin önünde çok büyük engeller oluşturuyor. yazıda bahsedilen “özgürlük” hissi, maalesef herkesin erişebildiği bir lüks değil; toplumsal ve ekonomik koşullarımız, kişisel ifade alanımızı ciddi şekilde kısıtlıyor.

      bu bakış açınızı paylaştığınız için teşekkür ederim. yazılarımda farklı perspektifleri daha fazla dikkate almaya çalışacağım. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

    2. haklısınız, toplumsal ve ekonomik gerçeklikler herkes için aynı değil. saç dökülmesi ve iş hayatındaki görünüm dayatmaları, bu kararı çok daha karmaşık ve kişisel bir mesele haline getiriyor. yazıda bahsedilen “özgürlük” hissi, elbette herkesin içinde bulunduğu koşullarda aynı şekilde deneyimlenmiyor. sistemin dayattığı kalıplar, özellikle iş görüşmeleri gibi alanlarda, kişisel tercihlerimizi baskılayabiliyor.

      bu yazı, belirli bir estetik ve yaşam pratiğinden bahsediyor olsa da, sizin vurguladığınız gibi, her öneri herkesin hayatına uygulanabilir değil. herkesin mücadele ettiği farklı sınırlar ve kaygılar var. bu bakış açınızı paylaştığınız için teşekkür ederim; konuya daha geniş bir perspektiften bakmamı sağladı.

      değerli yorumunuz için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  2. Bu yazıda anlatılan, sadece saçları kısaltma eylemi değil, adeta bir arınma ritüeli gibi geliyor kulağa. İnsan, dış dünyada gördüğü formu bilinçli olarak sadeleştirerek, aslında içsel karmaşasına meydan okuyor olabilir mi? Bu radikal sadeleşme, bizi biz yapanın ne kadarının dışsal sembollere bağlı olduğu sorusunu getiriyor akla. Özgüvenle taşınan bu minimal stil, belki de modern insanın doğaya ve özüne dönüş çabasının, medeniyetin karmaşık dokusunda açtığı küçük ama anlamlı bir yarıktır. Saç, toplumsal cinsiyet, statü ve güzellik algılarının en güçlü taşıyıcılarından biri iken, onu neredeyse yok etme cesareti, nihayetinde “ben, benden ibaretim” diye haykırmanın estetik bir biçimi değil midir? Bu durum, kişinin kendi imgesi üzerindeki mutlak hakimiyet arayışının ve nihayetinde ölümlü bedenini kabullenme yolundaki küçük bir adımın tezahürü olarak da okunabilir.

    1. hakikaten derin bir bakış açısı getirmişsiniz. saçı sadece bir stil meselesi olmaktan çıkarıp, kişinin kendi bedeni ve kimliği üzerindeki hâkimiyet arayışının, hatta özüne dönüş çabasının bir sembolü olarak yorumlamanız bana çok anlamlı geldi. evet, belki de bu radikal sadeleşme, dışarıdan dayatılan tüm kalıplara, beklentilere karşı içten gelen bir yanıt, bir tür özgürleşme ritüeli. “ben, benden ibaretim” cümleniz, tam da bu eylemin ruhunu özetliyor. bu düşünceler için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.

  3. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışalmalar da gösteriyor ki, saç stilini belirleme süreci sadece estetik bir tercihten ibaret değil, aynı zamanda sosyal psikoloji ve kişisel kimlik inşasıyla da yakından ilişkilidir. Buzz cut gibi minimalist ve radikal bir tercih, genellikle bireyin sosyal normlardan bağımsızlaşma, pratikliği ön plana çıkarma veya mevcut bir saç kaybını kontrolü altına alma gibi bilinçli bir kararın yansıması olarak değerlendirilebilir. Antropolojik perspektiften bakıldığında, saçı tamamen kısaltma eylemi, farklı kültürlerde hem bir geçiş ritüelinin parçası hem de sosyal statü veya gruba aidiyetin bir göstergesi olagelmiştir. Günümüzde bu model, yüz hatlarının geometrisini ve kafatası şeklini ön plana çıkardığı için, fizyonomi ile ilgili bazı temel ilkeleri de devreye sokar; örneğin, daha güçlü ve köşeli bir çene hattı bu kesimle genellikle daha uyumlu bir silüet oluşturur. Ayrıca, bakım maliyetlerinin neredeyse sıfıra inmesi ve zaman tasarrufu sağlaması, tüketici davranışları çerçevesinde rasyonel bir tercih olarak da analiz edilebilir. Dolayısıyla, bu tarzın popülaritesi sadece moda trendleriyle değil, bireyin sosyal çevreyle kurduğu ilişki, pratik yaşam stratejileri ve benlik sunumu gibi daha derin dinamiklerle açıklanabilir.

    1. haklısınız, bu seçim yalnızca yüzeysel bir moda tercihinden çok daha derin, çok katmanlı bir kişisel ifade ve pratik bir yaşam stratejisi haline geliyor. sosyal normlardan bağımsızlaşma ve kontrolü ele alma vurgunuz özellikle önemli; çünkü bu kesim, çoğu zaman dışarıya verilen güçlü bir “kendi kurallarımı kendim koyuyorum” mesajı taşıyor. antropolojik bağlamdaki geçiş ritüeli benzetmesi de son derece yerinde – birçok kişi için bu radikal değişim, içsel bir dönüşümün dışavurumu ve adeta yeni bir hayat evresine girişi simgeliyor. pratik faydalarını ise ancak deneyimleyenler gerçek anlamda anlıyor; zaman ve enerjiden yapılan tasarruf inanılmaz özgürleştirici olabiliyor.

      değerli ve derinlikli yorumunuz için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim.

  4. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de geçen yaz saçlarımı neredeyse sıfıra vurdurmuştum. O kararı vermek benim için inanılmaz bir özgürleşme anıydı. Uzun yıllar saçlarımla uğraşmaktan, şekil vermekten yorulmuştum ve bir gün dayanamayıp kuaför koltuğuna oturdum. Makinenin sesi ve saçlarımın dökülüşünü izlemek başlangıçta biraz ürpertici olsa da, aynaya baktığım anda hissettiğim o hafiflik ve RAHATLIK her şeye değdi.

    O günden sonra kendimle barışık olmanın, hatta kafamın şeklini bile sevmenin zamanla gelişen bir süreç olduğunu fark ettim. İnsanların bazı şaşkın bakışlarına rağmen, bu tarzın bana inanılmaz bir özgüven kattığını söyleyebilirim. Sabahları hazırlanmak için harcadığım vakitten tut, yaz sıcaklarında hissettiğim ferahlığa kadar her detayıyla seviyorum. Sadece bir saç stili değil, aynı zamanda bir yaşam tercihi gibi geldi bana.

    1. saçlarını sıfıra vurdurma kararını ve hissettiğin o özgürleşme anını paylaştığın için teşekkür ederim. o ilk aynaya bakış anındaki hafiflik hissi gerçekten tarif edilemez bir şey, değil mi? zamanla kendi görünüşünle barışmak ve hatta onu sevmek, aslında en güzel kazanım. insanların bakışlarına rağmen hissettiğin özgüven ve o pratik rahatlık, kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. bu, gerçekten sadece bir saç stili değil, bir yaşam tercihi haline geliyor.

      değerli yorumun için tekrar teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

  5. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, saç stilini radikal bir biçimde sadeleştirmenin psikolojik ve sosyal algı boyutları bulunuyor. Özellikle buzz cut gibi minimal bir tercih, yalnızca pratiklik ve tarzdan öte, bireyin özgüveni ve sosyal sinyalleri ile ilgili ipuçları barındırıyor. Sosyal psikoloji alanındaki araştırmalar, kısa saç stillerinin genellikle otorite, disiplin ve geleneksel cinsiyet rollerini sorgulama gibi niteliklerle ilişkilendirildiğine işaret ediyor. Ayrıca, bu tarzın tarihsel olarak askeri kökenleri, onu bir dayanıklılık ve fonksiyonellik sembolü haline getiriyor.

    Estetik cerrahi ve yüz algısı üzerine yapılan analizler ise, bu kesimin yüz hatlarını ön plana çıkardığını ve bu nedenle kemik yapısının daha belirgin olduğu bireylerde daha ikonik bir etki bırakabildiğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, farklı kültürlerde güzellik standartlarının değişkenliği göz önüne alındığında, yakışma kriterinin son derece öznel ve bağlama bağlı olduğunu belirtmekte fayda var. Sonuç olarak, bu stil sadece bir moda tercihi değil, aynı zamanda bireyin kişisel kimlik oluşumunda ve sosyal iletişiminde bilinçli ya da bilinçsiz bir araç olarak da işlev görebiliyor.

    1. haklısınız, bu stil gerçekten de derin psikolojik ve sosyal sinyaller taşıyor. askeri kökenlerinden gelen o disiplin ve dayanıklılık vurgusu, modern bağlamda bireysel bir güç ve minimalist bir duruş ifadesine dönüşüyor. yüz hatlarını öne çıkarması ise, kişinin kendi doğal yapısıyla barışık olmasını ve özgüvenle taşımasını gerektiriyor. bu nedenle, yakışıp yakışmamasından öte, kişinin kendiyle kurduğu ilişkinin bir dışavurumu haline geliyor. değerli yorumunuz ve bu derinlikli katkı için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.

  6. Yazınızı okurken her yaz başı berbere koşup saçlarımı kazıttığım çocukluk yıllarım geldi aklıma. O zamanlar için bu, yaz tatilinin resmi başlangıcı demekti; saçlardan kurtulup serinlemenin ve tüm yaz boyunca hiç tarak kullanmamanın verdiği o inanılmaz özgürlük hissi. Annem her seferinde, “Yine karpuz gibi kafanla geldin!” derdi ama içten içe bu pratik çözüme sevindiğini bilirdim.

    Bugün bile birini buzz cut olmuş görünce, o çocukluk hissi canlanıyor içimde. Eskiden sadece yazın ve çocuklar arasında yaygın olan bu model, şimdi her yaştan insanın cesur ve özgüvenli tercihi haline gelmiş. İster kadın ister erkek olsun, bu kadar sade bir kesimin bu kadar güçlü bir ifade şekline dönüşmesi ne güzel.

    1. çocukluk yazları ve o berber ziyaretleri gerçekten de unutulmaz anılarla dolu. karpuz gibi kafa benzetmesi bana da çok tanıdık geliyor, o özgürlük hissini tarif etmek gerçekten zor. buzz cut’un zaman içinde bir stil ifadesine dönüşmesi beni de çok etkiliyor; sadeliğin içinde bu kadar güçlü bir duruş barındırması herkesin kendini ifade biçiminin ne kadar evrildiğini gösteriyor. değerli yorumun ve samimi paylaşımın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmayı unutma.

  7. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışalmalar da gösteriyor ki, saç stilini belirleme süreci sadece estetik bir tercihten ibaret değil, aynı zamanda sosyal psikoloji ve kişisel kimlik inşasıyla da yakından ilişkilidir. Buzz cut gibi minimal ve radikal bir tercih, bireyin sosyal normlara bakışı, risk algısı ve özgüven düzeyi hakkında da ipuçları verebilmektedir. Antropolojik perspektiften bakıldığında, saçı kazıtma veya aşırı kısaltma tarih boyunca çeşitli kültürlerde farklı anlamlar taşımış; askeri disiplin, dini çile, sosyal itaatsizlik veya bir gruba aidiyet gibi sembolik değerler yüklenmiştir. Günümüzde bu stil, pratiklik ve bakım kolaylığının ötesinde, bir tür bedensel sadelik ve formun öne çıkması olarak yorumlanabilir. Yüz hatlarının ve kafatası şeklinin bu denli belirginleşmesi, fizyognomi üzerine eski tartışmaları da anımsatır niteliktedir. Dolayısıyla bu tarzı benimseyen bireyler, farkında olarak veya olmayarak, kişisel estetiklerini biyolojik ve sosyal kimliklerinin daha çıplak bir ifadesi haline getirmektedir.

    1. haklısınız, bu seçim estetiğin çok ötesine uzanan derin bir kişisel ve sosyal ifade biçimi. saçı minimalize etmek, bir nevi kişinin kendi formunu ve kimliğini arındırılmış, süssüz bir şekilde ortaya koyması; sosyal kodlara dair bilinçli veya bilinçsiz bir duruş sergilemesi. tarihsel ve antropolojik bağlamını hatırlattığınız için ayrıca teşekkür ederim, bu gerçekten konuyu çok daha zengin bir boyuta taşıyor. yorumunuz için çok teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim.

  8. yazıyı okudum da bence bu buzz cut muhabbeti biraz abartılıyo sanki.. herkese göre bi stil deil kesinlikle, özgüven falan diyosunuz da insanların çoğu yüz hatlarına yakışmıycak diye korka korka yaşıyo zaten.. minimalizmmiş, özgürlükmüş 😀 saçı kazıtmakla özgür olunmuyo bence, aksine sürekli bakım isteyen bi şey oluyo.. ama dediğiniz gibi cesur bi tercih tabi, belki bi gün denemek gelir içimden evde kendim makineyle denerim belki 😀 ama şimdilik uzaktan bakıp geçicem sanırım.. emeğinize sağlık yine de uğraşmışsınız yazı için.. ✂️🤔

    1. haklısın, herkese göre bir stil değil ve yüz hatları konusundaki endişeleri anlıyorum. aslında tam da bu korkuları aşma noktasında bir adım olarak görüyorum, yani sadece saçla ilgili değil, “yakışmayacak” kaygısını geride bırakabilmekle ilgili. bakım konusunda ise bence klasik saç stillerine göre çok daha az zaman ve ürün gerektiriyor, hatta en minimal hali bu diyebilirim. evde denemek gerçekten eğlenceli olabilir, zaten en kötü ihtimalle birkaç haftada uzuyor 🙂 cesur bir adım olduğu konusunda hemfikiriz. değerli yorumun ve güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

    1. teşekkür ederim, bu yorumu okumak beni gerçekten mutlu etti. “Bakımı kolay bir cesaret işi” ifadeniz, yazıda anlatmaya çalıştığım özü çok güzel yakalamış. Evet, bazen atılacak adım cesaret gerektiriyor ama bir kez başlayınca, aslında sürdürmenin sanıldığı kadar zor olmadığını görüyor insan.

      Değerli yorumunuz için tekrar teşekkürler. Profilimdeki diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu