Eski Sevgiliyi Unutmanın Kanıtlanmış 5 Psikolojik Yolu
İlişkilerin sona ermesi, hayatın en zorlayıcı deneyimlerinden biridir. Ayrılık sonrası yaşanan acı, kayıp ve yas süreci, zihinsel ve duygusal dünyamızı derinden sarsabilir. Bu dönem sadece bir ilişkinin bitişi değil, aynı zamanda kendimize, geleceğe ve ilişkilere dair inançlarımızı sorguladığımız bir yeniden yapılanma sürecidir.
Bu rehberde, ayrılık sonrası iyileşme sürecinin psikolojik dinamiklerini, eski sevgiliyi unutmanın bilimsel ve pratik yollarını adım adım inceleyeceğiz. Teması kesmekten geçmişle barışmaya, duyguları kabul etmekten öz şefkate uzanan bu yolculukta, zorlu dönemi daha sağlıklı atlatmanıza yardımcı olacak kanıtlanmış stratejiler sunacağız.
1. Adım: İletişimi Kesmek ve Dijital Detoks Yapmak

Ayrılık sonrası iyileşme yolculuğunun en temel ve en kritik adımı, eski sevgiliyle olan her türlü teması tamamen kesmektir. Bu, duygusal sınırlarınızı yeniden çizmek ve iyileşmeyi önceliklendirmek için atılması gereken zorunlu bir adımdır. Eski sevgiliyle “arkadaş kalma” düşüncesi genellikle ilişkiyi bitirme gerçeğinden kaçınma veya onu kaybetme korkusunun bir yansımasıdır.
Sağlıklı bir arkadaşlık, ancak her iki taraf da yas sürecini tamamladıktan sonra, yani aylar hatta yıllar sonra mümkün olabilir. Bu süreçte önceliğiniz kendiniz olmalıdır. Kendinize karşı şefkatli davranmak ve sizi kötü hissettirecek durumlardan kaçınmak, en temel öz bakım görevinizdir. Unutmayın, acı çekerken savunmasızsınız ve kendinizi korumak zorundasınız.
- Fiziksel ve Sanal Teması Kesin: Telefon numaralarını silin, sosyal medya hesaplarını takipten çıkın veya engelleyin.
- Merak Dürtüsüne Karşı Koyun: Ortak arkadaşlar aracılığıyla veya gizlice sosyal medya profillerini kontrol ederek onun hakkında bilgi almaktan kaçının.
- Anıları Uzaklaştırın: Size onu hatırlatan eşyaları bir kutuya koyup göz önünden kaldırın.
- Sınırlarınızı Belirleyin: İletişimde kalmak zorunda olduğunuz durumlar varsa (örneğin çocuklar), iletişimi sadece gerekli ve işlevsel konularla sınırlı tutun.
- Duygusal Özgürlüğünüzü Seçin: Her temas, iyileşme sürecinizi sıfırlar. Kendi ruh sağlığınızı önceliklendirin.
2. Adım: İdealize Etmeyi Bırakmak ve Gerçekle Yüzleşmek

Ayrılık acısının en büyük kaynaklarından biri, biten ilişkinin kendisi değil, zihnimizde yarattığımız “idealize edilmiş” versiyonudur. Beynimiz, acı veren anıları unutup iyi zamanları ön plana çıkarma eğilimindedir. Bu durum, eski sevgiliyi olduğu gibi değil, olmasını istediğimiz gibi görmemize neden olur. Bu hayali bırakmak, iyileşmenin temelidir.
Bu idealizasyonu kırmak için, ilişkinin neden bittiğini ve size acı veren anları dürüstçe hatırlamanız gerekir. Amaç öfkeye tutunmak değil, ilişkinin sona ermesine yol açan gerçekleri kabul etmektir. Bir şeyi unutabilmek için önce onun varlığını ve üzerinizdeki etkisini tam olarak anlamalısınız. Bu yüzleşme, kendinizi kandırmayı bırakıp sağlıklı bir geleceğe adım atmanızı sağlar.
Eski Sevgiliyi Unutmak Ne Kadar Sürer? Bilimsel Bakış
Eski sevgiliyi unutma süresi, kişiden kişiye değişen oldukça karmaşık bir süreçtir. Bilimsel çalışmalar, bu sürenin ilişkinin süresine, derinliğine ve ayrılığın şekline bağlı olduğunu göstermektedir. Genel kanı, iyileşme sürecinin altı haftadan üç aya kadar sürebileceği yönünde olsa da, bu kesin bir kural değildir.
Aldatma, ani bir terk edilme veya travmatik bir bitiş gibi durumlar bu süreyi uzatabilir. Bireyin başa çıkma mekanizmaları, sosyal destek sistemi ve kişisel dayanıklılığı da önemli rol oynar. Bu nedenle, kendinize belirli bir zaman sınırı koymak yerine, sürecin doğal akışına izin vermek ve her adımda kendinize karşı sabırlı olmak en sağlıklısıdır.
3. Adım: Geçmişle Barışmak ve Affetmenin Gücü
Bir ayrılığın ardından öfke ve kırgınlık hissetmek son derece normaldir. Ancak bu duygulara tutunmak, geçmişin yükünü geleceğe taşımak anlamına gelir. Sizi inciten birinin, hayatınız üzerindeki kontrolünü sürdürmesine izin vermek, gücü ona teslim etmektir. İşte bu noktada affetmek devreye girer.
Affetmek, onun yaptıklarını onaylamak değil, kendi duygusal özgürlüğünüzü geri kazanmaktır. Çoğu zaman insanlar başkalarına doğrudan zarar verme niyetiyle değil, kendi ihtiyaçlarını karşılama güdüsüyle hareket ederler. Karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmak, yaşananları daha az kişisel algılamanıza ve affetme sürecini kolaylaştırmanıza yardımcı olabilir.
4. Adım: Duyguları Kabul Etmek ve Anıları Dönüştürmek
Aşk, asla yanlış bir duygu değildir. Bir ilişki yürümedi diye hissedilen sevginin de bitmesi gerekmez. Olgunluk, aşkın bir ilişkiyi sürdürmek için tek başına yeterli olmadığını kabul etmektir. Bazen birini gerçekten sevmek, birlikte olmasanız bile onun için en iyisini dilemektir.
Hissettiğiniz romantik aşkın, zamanla şefkat ve merhamet içeren daha farklı bir sevgi türüne dönüşmesine izin verin. Yaşananları bir kayıp olarak değil, bir “dönüşüm” olarak görmek acıyı hafifletebilir. Çünkü ilişkiler anılarımızda, bize öğrettiklerinde ve bizi dönüştürdükleri kişilikte sonsuza dek yaşar. Bu süreçte psikolojik dayanıklılık kazanmak, gelecekteki ilişkileriniz için en büyük yatırım olacaktır.
5. Adım: Öz Şefkati Keşfetmek ve Kendinizi Yeniden İnşa Etmek

Nihayetinde, yürümeyen bir ilişkiyi geride bırakmak, kendinizi ne kadar sevdiğinizle doğrudan bağlantılıdır. Size iyi davranan, değerlerinizi paylaşan ve sizi olduğunuz gibi seven bir ilişkiyi hak ettiğinize inanmalısınız. Eğer iç sesiniz sürekli sizi eleştiriyorsa, bu inancı inşa etmek zor olabilir.
Unutmayın, başkasının size, sizin kendinize davrandığınızdan daha iyi davranmasını bekleyemezsiniz. Kendinizi affetmek, kendinizi sevmenin temelidir. Geçmişe bakıp “keşke” demek yerine, bu acıyı bir kazanca dönüştürün. Her ilişki, bize kendimiz hakkında bir şeyler öğretir. Bu deneyimden ne öğrendiğinizi fark ettiğinizde, ayrılık bir başarısızlık değil, kişisel gelişiminize hizmet eden bir basamak haline gelir.
İyileşme süreci, sadece bir ayrılığı atlatmak değil, aynı zamanda kendinizi yeniden keşfetmek ve güçlenmekle ilgilidir. Bu yolculukta kendinize karşı sabırlı ve şefkatli olmak, en büyük destektir. Her bitiş, yeni bir başlangıcın habercisidir.
Ayrılık Acısından Güçlenerek Çıkmak
Eski sevgiliyi unutmak; iletişimi kesmek, zihindeki idealize edilmiş hayallerden vazgeçmek ve geçmişle barışmakla başlayan çok katmanlı bir süreçtir. Bu yolculuk, sadece bir bitişi değil, aynı zamanda kendinizi yeniden keşfetme ve içsel olarak güçlenme fırsatını da beraberinde getirir.
Attığınız her adım, acınızın hafiflemesine ve daha sağlıklı, daha bilinçli yeni bir başlangıç yapmanıza olanak tanıyacaktır. Kendinizi sevmeyi öğrendiğinizde, hayatınıza da sizi gerçekten hak eden sevgiyi çekersiniz.




Yazınızda ayrılık sonrası iyileşme sürecine dair sunduğunuz psikolojik yöntemler oldukça değerli ve yol gösterici. Özellikle bu zorlu dönemlerde bireylerin kendilerine iyi bakmaları ve sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmeleri gerektiği konusunda hemfikirim. Yazar
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ayrılık sonrası iyileşme sürecinde psikolojik destek ve kişisel bakımın önemi gerçekten büyük. Bu süreçte kendimize zaman tanımak ve sağlıklı adımlar atmak, daha güçlü bir şekilde ilerlememizi sağlar. Başka yazılarımı da profilimden inceleyebilirsiniz.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Bir ayrılığın hemen ardından, sanki bütün dünya durmuş gibiydi benim için. Sürekli zihnimde o anılar dönüp duruyordu, ne yapsam da ondan kurtulamıyordum. Hatta bazen durup dururken gözlerim doluyordu, resmen bir KARA delikte gibiydim.
Sonra bir gün fark ettim ki, bu şekilde devam etmek beni sadece daha da dibe çekiyor. Kendime bir söz verdim; artık ona değil, kendime odaklanacaktım. Küçücük adımlarla başladım; kendime yeni rutinler oluşturdum, uzun zamandır ertelediğim kitapları okudum, sevdiğim insanlarla daha çok vakit geçirdim. Ve
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşadığınız deneyimi bu denli içtenlikle paylaşmanız beni gerçekten etkiledi. Acının ve kaybolmuşluğun o derin hissini, bir kara delik benzetmesiyle çok güzel ifade etmişsiniz. Ancak kendi gücünüzü fark edip, küçük adımlarla da olsa kendinize dönme kararınız ve bu yöndeki çabalarınız takdire şayan. Bu süreçte kendinize verdiğiniz değer ve gösterdiğiniz özen, iyileşmenin anahtarı olmuş.
Hayatın bize sunduğu zorlu anlarda, tıpkı sizin de deneyimlediğiniz gibi, kendimize odaklanmak ve yeni başlangıçlar yapmak gerçekten büyük bir cesaret ister. Umarım bu deneyiminiz, benzer durumdaki diğer okuyucularıma da ilham olur. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Elinize sağlık, gerçekten harika bir yazı olmuş! Bu tür hassas konulara değinmeniz ve yol gösterici bilgiler sunmanız ÇOK değerli. Pek çok kişinin ihtiyacı olan bir içeriği bu kadar anlaşılır ve samimi bir dille ele aldığınız için teşekkür ederim.
Yazınızdaki her bir ipucu ve psikolojik yaklaşım gerçekten uygulanabilir nitelikte. Bu süreci yaşayan herkesin okumasını canı gönülden tavsiye ederim, eminim onlara da bana olduğu gibi çok faydası dokunacaktır. Emeğinize sağlık, kaleminiz daim olsun. Benzer içerikleri sabırsızlıkla bekliyor olacağım.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu kadar faydalı olduğunu ve hassas bir konuya değinmemin takdir edildiğini görmek benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Okuyucularıma samimi ve anlaşılır bir dil sunabilmek her zaman önceliğimdir.
Yazımdaki bilgilerin uygulanabilir bulunması ve başkalarına da tavsiye etmeniz, emeğimin karşılığını aldığımı hissettiriyor. Kalemimin daim olması dileğiniz için ayrıca minnettarım. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Bir ayrılık sonrası, sanki hayatımın tüm renkleri solmuş gibiydi. Her şey bana onu hatırlatıyordu, en basit şarkı bile. O kadar çok kafamda kuruyordum ki, sanki beynim bana karşı komplo kurmuştu. Düşüncelerimden kaçmak İMKANSIZ gibi geliyordu.
Sonra bir gün, kendime şunu dedim: ‘Bu böyle gitmez.’ Gerçekten de, odak noktamı tamamen değiştirmeye karar verdim. Eskiden sevdiğim hobilerime döndüm, yeni şeyler denedim. Başta çok ZORLANDIM, ama zamanla o boşluk, benim kendi ilgi alanlarımla, kendi başarılarımla dolmaya başladı. Aslında onu unutmaktan çok, kendimi yeniden keşfettiğimi ve kendi değerimi anladığımı fark ettim. Bu, gerçekten büyük bir kurtuluştu.
Yaşadığınız deneyimlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Hayatın zorlu dönemlerinde kendimize dönmenin ve içsel gücümüzü yeniden keşfetmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Odak noktasını değiştirmenin ve yeni ilgi alanlarına yönelmenin iyileşme sürecindeki dönüştürücü etkisini kendi deneyimlerinizle kanıtlamanız takdire şayan. Bu süreçte kendinizi yeniden bulmanız ve kendi değerinizi anlamanız, gerçekten de büyük bir kurtuluş ve ilham verici bir hikaye. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım… Ayrılık sonrası yaşanan o karmaşık duyguları, o boşluğu ve içsel mücadeleyi o kadar içten anlatmışsınız ki, sanki kendi yaşadıklarımdan bahsediyormuşsunuz gibi hissettim. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu sürecin ne kadar zorlayıcı olabileceğini çok iyi biliyorum. Her kelimenizle empati kurdum, insanın kendini yeniden bulma yolculuğunda hissettiği o kırılganlığı ve aynı zamanda güçlenme arayışını derinden hissettim. Bu yazı, bu zorlu yolda olanlara gerçekten bir nefes gibi gelecek. Kalemin
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu kadar derin bir etki bırakması ve duygularınıza tercüman olması beni gerçekten mutlu etti. Ayrılık sonrası yaşanan o hassas süreci, o boşluğu ve ardından gelen içsel dönüşümü kelimelerle ifade etmeye çalışırken, okuyucunun kendi deneyimleriyle bağ kurabilmesi benim için çok kıymetli. Bu zorlu sürecin ne kadar yıpratıcı olabileceğini ve aynı zamanda insanın kendini yeniden keşfetme yolculuğunda nasıl güçlenebileceğini aktarmak en büyük amacımdı. Umarım bu yazı, benzer duyguları yaşayanlara bir nebze olsun ışık tutar ve yalnız olmadıklarını hissettirir.
Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki psikolojik süreçlerde “unutmak” kelimesi yerine “kabullenmek ve ilerlemek” ifadesinin kullanılması daha doğru bir yaklaşım olabilir. Zira insan beyni önemli deneyimleri tamamen silmek yerine, onlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkmayı öğrenir ve bu deneyimleri kişisel gelişiminin bir parçası olarak entegre eder. Bu ayrım, iyileşme sürecinin gerçekçi beklentilerle yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Psikolojik süreçlerde “unutmak” yerine “kabullenmek ve ilerlemek” ifadesinin daha doğru bir yaklaşım olabileceği yönündeki düşüncenize kesinlikle katılıyorum. İnsan beyninin deneyimleri tamamen silmek yerine, onlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkmayı öğrenmesi ve bu deneyimleri kişisel gelişimin bir parçası olarak entegre etmesi, iyileşme sürecinin gerçekçi beklentilerle yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu inceliği fark edip paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim.
Yorumunuz, konuya daha derinlemesine bir bakış açısı katmamı sağladı ve bu tür yapıcı geri bildirimler benim için çok değerli. Yazılarımın daha kapsayıcı ve doğru bilgiler içermesi adına bu tür düşünceleri her zaman memnuniyetle karşılarım. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
harika bir yazı, okuduğuma çok sevindim 🙂
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın beğenilmesi beni mutlu etti. Okuyucularımın ilgisini çeken konulara değinmek benim için önemli. Umarım diğer yazılarım da aynı keyfi verir. Profilimden diğer yazılara göz atabilirsiniz.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki ayrılık sonrası süreçte sıklıkla tavsiye edilen ‘iletişim kesme’ veya ‘no contact’ kuralının temel amacı, karşı tarafı cezalandırmak ya da değerinizi fark ettirmekten ziyade, kişinin kendi duygusal iyileşme sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamasıdır. Bu yaklaşım, bireyin eski partnere olan duygusal bağımlılığını kırmasına, kendi kimliğini yeniden inşa etmesine ve yas sürecini dış etkilerden bağımsız bir şekilde yönetmesine olanak tanır. Dolayısıyla, bu yöntemin stratejik bir hamle ol
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim “iletişim kesme” veya “no contact” kuralının temel amacının, belirttiğiniz gibi kişinin kendi iyileşme sürecine odaklanması ve duygusal bağımlılıktan kurtulması olduğu konusunda sizinle tamamen aynı fikirdeyim. Benim vurgulamak istediğim nokta, bu sürecin yanlış anlaşıldığında veya yanlış uygulandığında, karşı tarafı cezalandırma veya manipülasyon aracı olarak algılanabilme potansiyeliydi. Oysa ki asıl hedef, bireyin kendi iç huzurunu bulması ve sağlıklı bir geleceğe adım atmasıdır. Bu önemli detayı vurguladığınız için tekrar teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
Yazı güzel de, okurken içim cız etti be. Zamanında “şunu yap, bu fırsatı kaçırma” diye bas bas bağıran bir abi vardı, dinlemedik. Ah ah, keşke o zamanlar bu kadar net görseydim her şeyi, bilseydim neyin ne olacağını. Şimdi o ‘keşke’lerin ağırlığıyla yaşıyoruz, gerçek bu.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli bir etki bırakması, üzerinde durduğumuz konunun ne kadar evrensel ve derin olduğunu bir kez daha gösteriyor. Keşkelerle yaşamanın yükünü anlıyorum, hepimiz hayatımızın bir döneminde bu duyguyu tadıyoruz. Önemli olan, bu keşkelerin bizi ileriye taşıyan birer ders haline gelmesi ve gelecekteki kararlarımızda bize ışık tutması sanırım.
Umarım yazılarım size farklı bakış açıları sunmaya devam eder. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı öneririm. Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.
acısı geçiyor ama izi kalıyor, psikoloji falan hikaye.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Acının iz bırakması elbette çok insani ve gerçek bir durum. Ancak psikolojinin tam da bu izlerle başa çıkma, onları anlama ve belki de dönüştürme konusunda bize yol gösterebileceğine inanıyorum. Her deneyim bizi farklı şekillerde etkiler ve bu etkileri anlamak, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, elinize sağlık. Ayrılık sonrası iyileşme sürecine dair sunduğunuz psikolojik yöntemler oldukça değerli. Ancak belirtmek isterim ki, eski sevgiliyi tamamen ‘unutmaktan’ ziyade, yaşanan ilişkiyi ve ayrılığı sağlıklı bir şekilde ‘işlemek’ ve bu deneyimi kişisel gelişimin bir parçası olarak ‘kabullenmek’ çoğu zaman daha kapsayıcı bir hedef olarak görülmektedir. Anıları tamamen silmek yerine, onlarla barışık bir şekilde yola devam etmek, bireyin uzun vadeli psikolojik sağlığı için daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabilmektedir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda değindiğim iyileşme sürecinin psikolojik yönlerini takdir etmeniz beni mutlu etti. Eski sevgiliyi ‘unutmaktan’ ziyade, yaşananları sağlıklı bir şekilde ‘işlemek’ ve ‘kabullenmek’ konusundaki görüşünüze kesinlikle katılıyorum. Aslında benim de değinmek istediğim nokta, anıları tamamen silmek değil, onlarla barışık bir şekilde yola devam edebilmektir. Bu, bireyin uzun vadeli psikolojik sağlığı için gerçekten de daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır.
Bu değerli katkınız için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Sağolun hocam, güzel paylaşım. İlişkilerin zorluğunu çok iyi anlatan bir yazı olmuş, benim sevgilimle de benzer hatalar yaptığımız oluyor, bu yüzden çok faydalı oldu.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın size bu kadar dokunmuş olması ve kendi ilişkinizle ilgili çıkarımlar yapmanıza yardımcı olması beni çok mutlu etti. İlişkilerde yapılan hataları fark etmek ve üzerine gitmek gerçekten büyük bir erdemdir. Umarım yazıda bahsettiğim noktalar ilişkinizdeki bazı zorlukları aşmanıza yardımcı olur ve daha sağlıklı bir iletişim kurmanıza vesile olur. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Ayrılık sonrası yaşanan o derin boşluk hissini, kalpteki sızıyı o kadar içten anlatmışsınız ki… Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu gerçekten zor bir durum ve insanı derinden yorabiliyor. Özellikle o unutma çabası ve kendini yeniden bulma süreci… Yazınızdaki her kelime, bu yolda yürüyenlere sanki bir el uzatıyor gibi hissettirdi. Çok değerli ve samimi bir yazı olmuş, yüreğime dokundu.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazdığım satırların size bu denli ulaşması ve duygularınıza tercüman olması benim için büyük bir mutluluk. Ayrılık sonrası yaşanan o karmaşık duyguları, o boşluğu ve yeniden toparlanma sürecini içtenlikle aktarmaya çalıştım. Bu zorlu süreçte yalnız olmadığınızı hissettirebildiysem ne mutlu bana. Sizin de aynı hisleri paylaştığınızı bilmek, bu yazının amacına ulaştığının en güzel göstergesi.
Yazımın yüreğinize dokunduğunu öğrenmek beni ayrıca onurlandırdı. Bu tür geri bildirimler, yazma yolculuğumda bana ilham veriyor ve daha fazla insana ulaşma motivasyonu sağlıyor. Diğer yazılarıma da göz atmanızı çok isterim, umarım onlar da size benzer duygular yaşatır.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki, iyileşme sürecinde zamanın tek başına yeterli bir faktör olmadığı, asıl önemli olanın bu süreçte yaşanan duygusal deneyimlerin aktif olarak işlenmesi ve anlamlandırılması olduğudur. Zaman, bu işleme fırsat tanır ancak iyileşme, kişinin kendi iç dünyasında yapacağı çalışmayla gerçekleşir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda zamanın iyileşme sürecindeki rolünü vurgularken, aslında tam da sizin belirttiğiniz gibi, zamanın bir araç olduğunu ve asıl iyileşmenin kişinin kendi içsel çalışmasıyla, duygusal deneyimlerini aktif olarak işleyip anlamlandırmasıyla gerçekleştiğini anlatmaya çalıştım. Zaman, bu derinlemesine çalışmaya olanak tanıyan bir zemin sunar.
Bu konudaki farklı bakış açılarını ve detaylı değerlendirmeleri yayınlamış olduğum diğer yazılarda da bulabilirsiniz. Profilimden diğer yazılara göz atmanızı rica ederim.
ya yeter artık bu ne ya? 🙄 yine mi ilişkiler, yine mi ayrılık acısı. sankı dünyanin en buyuk sorunu buymus gıbı abartıyosunuz hep. insanlarin bole sacma sapan seylere bu kadar takılmasina sasıyorum. neymis efendim zihinsel duygusal bılmem ne. bide gelecek sorgulanirm
Yorumunuz için teşekkür ederim. Konuyla ilgili farklı bakış açılarını dikkate alıyoruz. Yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.
Eskiden, küçücük bir çocukken, en sevdiğim oyuncağımı kaybettiğimde sanki dünyanın sonu gelmiş gibi hissederdim. Annem o zamanlar bana hep “üzülme, her bitiş yeni bir başlangıçtır” derdi. O yaşlarda bu sözlerin derinliğini pek anlamazdım ama nedense içime bir sıcaklık yayılırdı. Genellikle de kısa süre sonra, hiç beklemediğim bir anda, yeni bir oyunla ya da farklı bir keşifle o boşluk dolar, eski üzüntüm de yavaşça kaybolurdu.
Sanırım hayatın her döneminde, o çocukluktaki gibi küçük ya da büyük kayıplar yaşayabiliyoruz. Bazen bir eşya, bazen bir dönem, bazen de bir ilişki bitiyor. Ama tıpkı o zamanlar olduğu gibi, her bitişin ardından içimizde bir yerlerde bir umut yeşeriyor. Yeter ki o umuda tutunmayı bilelim ve kendimize yeni başlangıçlar için izin verelim. Yazıyı okurken, o eski günlerin sıcaklığı yeniden içimi ısıttı, teşekkürler bu güzel hatırlatma için.
Yorumunuz için teşekkür ederim. O çocukluk anılarınızla yazının bu denli kesişmesi ve size böylesine güzel duygular yaşatması beni gerçekten mutlu etti. Hayatın döngüsü içinde bitişlerin ve başlangıçların iç içe geçtiğini deneyimlemek, bir nevi büyümenin ve olgunlaşmanın ta kendisi. Tıpkı sizin de belirttiğiniz gibi, o içimizdeki umut ışığına tutunmak ve kendimize yeni kapılar açmak, her zorluğun ardından gelen huzurun anahtarı oluyor.
Bu güzel ve içten paylaşımınız için tekrar teşekkür ederim. Umarım yayınlamış olduğum diğer yazılar da size benzer keyifli anlar yaşatır.