Varsayım Cümleleri: Geleceği Şekillendiren Düşünce Sanatı
Hayatınızda hiç “ya şöyle olsaydı?” diye durup düşündünüz mü? İşte bu basit soru, dilimizdeki en güçlü zihinsel araçlardan birinin, yani varsayım cümlelerinin kapısını aralar. Genellikle bir dil bilgisi konusu olarak görülen varsayım cümleleri, aslında bundan çok daha fazlasıdır. Onlar, belirsizliklerle dolu bir dünyada geleceği planlama, problem çözme ve yaratıcı senaryolar üretme yeteneğimizin temelini oluşturur.
Bu rehberde, varsayım cümlelerinin ne olduğunu, günlük hayatta ve stratejik düşünmede neden bu kadar kritik bir rol oynadığını derinlemesine inceleyeceğiz. Hangi anahtar ifadelerle kurulduklarını, olasılık ve koşul cümlelerinden ne gibi farkları olduğunu net örneklerle açıklayarak, bu güçlü düşünce aracını daha bilinçli kullanmanıza yardımcı olacağız. Hazırsanız, zihnimizin simülasyon odasına adım atalım ve varsayımların dünyasını keşfedelim!
Varsayım Cümlesi Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?

Varsayım cümleleri, henüz gerçekleşmemiş, doğruluğu bilinmeyen ve hatta hiç gerçekleşmeyecek bir durumu veya olayı geçici bir süreliğine “gerçekmiş gibi” kabul ederek üzerine akıl yürüttüğümüz ifadelerdir. Bu cümlelerin temel amacı, bir durumu kanıtlamak değil, o durumun potansiyel sonuçları üzerinde düşünmek, bir strateji geliştirmek veya farklı bakış açılarını değerlendirmektir. Kısacası, varsayım kurmak, zihinsel bir “eğer-ise” simülasyonu yapmaktır.
Bu cümleleri kullanmanın önemi birkaç temel noktada toplanır:
- Problem Çözme: Olası bir sorunu önceden varsayarak, çözüm alternatifleri üretmemizi sağlar. “Diyelim ki sunum sırasında elektrikler kesildi, ne yaparız?” sorusu, bizi B planı yapmaya iter.
- Stratejik Planlama: Geleceğe yönelik hedefler belirlerken olası engelleri veya fırsatları varsayarak daha sağlam adımlar atmamıza yardımcı olur.
- Empati Geliştirme: “Bir an için onun yerinde olduğunu düşün” gibi varsayımlar, başkalarının duygularını ve durumlarını anlamamızı kolaylaştırır.
- Yaratıcılığı Tetikleme: “Farz edelim ki yer çekimi yoktu, ulaşım nasıl olurdu?” gibi sorular, yaratıcı ve yenilikçi fikirlerin doğmasına zemin hazırlar.
Dolayısıyla varsayım cümleleri, sadece bir dil yapısı değil, aynı zamanda eleştirel düşünme ve zihinsel esneklik becerimizin de bir yansımasıdır.
Varsayım Cümleleri Nasıl Kurulur? Anahtar İfadeler ve Örnekler
Varsayım cümlelerini tanımak oldukça kolaydır çünkü genellikle kendilerine özgü anahtar ifadelerle başlarlar. Bu ifadeler, dinleyiciye veya okuyucuya bir zihin egzersizine davet sinyali verir. İşte en yaygın kullanılan ifadeler ve kullanım amaçları:
“Diyelim ki” ve “Tut ki” ile Senaryo Üretmek

Bu ifadeler, genellikle günlük konuşma dilinde, somut ve pratik senaryolar oluşturmak için kullanılır. Bir durumu hızlıca zihinde canlandırmayı ve olası sonuçları değerlendirmeyi hedefler.
- Diyelim ki yarınki toplantı iptal oldu, bu boş zamanı nasıl değerlendireceksin?
- Tut ki piyangodan büyük ikramiyeyi kazandın, ilk yapacağın şey ne olurdu?
- Okul gezisinin iptal edildiğini diyelim ki öğrendin, alternatif bir planın var mı?
“Farz Edelim ki” ve “Varsayalım” ile Hipotez Kurmak
Bu kalıplar, “diyelim ki” ifadesine göre biraz daha resmi ve teorik bir anlam taşır. Genellikle bilimsel, akademik veya iş hayatındaki hipotezler ve planlamalar için tercih edilir. Bir teorinin veya planın geçerliliğini test etmek amacıyla kullanılır.
- Farz edelim ki bu projeyi bir ay erken bitirdik, şirkete ne gibi faydaları olur?
- Talebin beklediğimizin iki katı olduğunu varsayalım, üretim kapasitemiz yeterli mi?
- Tüm verilerin doğru olduğunu farz edelim ki bu sonuca ulaştık. Peki ya veriler hatalıysa?
“Bir An İçin Düşün” ile Empati ve Hayal Gücü
Bu ifade, dinleyiciyi daha kişisel, duygusal ve felsefi bir düşünce deneyimine davet eder. Genellikle empati kurmayı, hayalleri somutlaştırmayı veya bir durumun ahlaki boyutunu değerlendirmeyi amaçlar.
- Bir an için hiç korkun olmadığını düşün, hayatında neyi değiştirirdin?
- Onun da seninle aynı şeyleri hissettiğini hayal et, ona nasıl yaklaşırdın?
- Tarihin akışını değiştirebildiğini bir an için düşün, hangi olayı engellerdin?
Varsayım cümleleri, gerçeklikten bir kaçış değil, gerçekliği daha iyi yönetmek için bir hazırlık aracıdır.
Varsayım, Olasılık ve Koşul Cümleleri Arasındaki Farklar

Varsayım cümleleri, anlam bakımından sıkça olasılık (ihtimal) ve koşul (şart) cümleleriyle karıştırılabilir. Ancak aralarındaki temel farkları bilmek, hem dil bilgisi açısından doğru kullanım hem de düşüncelerimizi netleştirmek için kritik öneme sahiptir.
- Olasılık (İhtimal) Cümlesi: Bir olayın gerçekleşme ihtimalini bildirir. Kesinlik yoktur, sadece bir tahmin vardır. Genellikle “belki, sanırım, galiba, muhtemelen” gibi kelimelerle kurulur.
Örnek: Belki akşam sinemaya gideriz. (Gitme ihtimali var.) - Koşul (Şart) Cümlesi: Bir eylemin gerçekleşmesini başka bir eylemin gerçekleşmesi şartına bağlar. “-se/-sa” eki en belirgin özelliğidir.
Örnek: Ödevini bitirirsen sinemaya gideriz. (Sinemaya gitmenin şartı, ödevin bitmesidir.) - Varsayım Cümlesi: Gerçekleşmemiş bir durumu “olmuş gibi” kabul edip üzerine düşünmektir. Amaç, bir şart sunmak veya ihtimal belirtmek değil, bir senaryo üzerinden akıl yürütmektir.
Örnek: Diyelim ki ödevini bitirdin, hangi filme gitmek istersin? (Ödevin bittiği farz edilerek plan yapılıyor.)
Kısacası, olasılık “belki olur” der, koşul “bu olursa şu olur” der. Varsayım ise “olduğunu kabul edelim ve şimdi ne olacağını düşünelim” der.
Sonuç: Varsayımlarla Geleceğe Daha Hazırlıklı Olmak
Gördüğünüz gibi, varsayım cümleleri dilimizin en işlevsel yapılarından biridir. Bize sadece iletişim kurma imkânı değil, aynı zamanda geleceği zihnimizde canlandırma, riskleri yönetme ve yaratıcı çözümler bulma gücü verir. Belirsizlikler karşısında paniğe kapılmak yerine “diyelim ki en kötüsü oldu, B planım ne?” diye sorabilmek, bizi daha dayanıklı ve hazırlıklı kılar.
Unutmayın, geleceği kontrol edemeyiz ama varsayımlar kurarak ona çok daha hazırlıklı ve bilinçli bir şekilde adım atabiliriz. Bu zihinsel aracı günlük hayatınızda, işinizde ve kişisel hedeflerinizi planlarken aktif olarak kullanarak problem çözme yeteneğinizi bir üst seviyeye taşıyabilirsiniz.




Varsayım cümleleri mi? Geleceği şekillendiren olasılıkları anlamak mı? Ne geleceği ya! Bizim gibi insanların ne olasılığı olabilir ki bu ülkede! Anca varsayarız zaten, ‘keşke şu olmasaydı’, ‘keşke bu olsaydı’ diye! Gerçekler ortadayken, varsayımlarla avunmak da neyin nesi!
Bırakın bu boş lafları da, gerçek sorunlara eğilin biraz! Sabah 8 akşam 5 çalışıp anca ay sonunu getiren adama varsayım dersi vermek de neyin nesi! Kimin varsayım kurmaya vakti var! İsyan ediyorum artık!
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim varsayımlar, bireysel veya toplumsal düzeyde, mevcut durumun ötesinde farklı senaryoları düşünerek çözüm yolları aramak ve geleceğe yönelik stratejiler geliştirmek üzerineydi. Elbette, gündelik hayatın zorlukları ve gerçekler ortadayken bu tür düşünsel egzersizlere vakit ayırmak zorlayıcı olabilir. Ancak, bazen tam da bu zorlukların üstesinden gelmek için farklı olasılıkları değerlendirmeye ihtiyaç duyarız. Yorumunuzdaki isyanı anlıyor ve hak veriyorum. Umarım yazılarım, farklı bakış açıları sunarak sizlere bir nebze de olsa faydalı olur.
Profilimden diğer yazılara göz atabilirsiniz.
Bu yazı, geleceği şekillendiren olasılıklar üzerine düşünürken, aslında kimlerin hangi varsayımları bize fısıldadığını sorgulamak gerektiğini düşündürdü. Acaba bazı ‘olasılıklar’ bilinçli olarak mı önümüze seriliyor, yoksa gerçekten de saf bir keşif sürecinin parçası mı? Bazen en masum görünen cümlelerin ardında, bizi belirli bir yöne sürüklemeyi hedefleyen ince bir elin parmak izlerini görmek mümkün olabiliyor. Belki de asıl mesele, söylenenleri değil, söylenmeyenleri okuyabilmektir. Geleceğin sadece tahminlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda belirli güçlerin arzularına göre inşa edildiğini unutmamak gerek.
Yorumunuz, yazımın tam da değinmek istediği derinliklere inerek konuyu farklı bir boyuta taşıyor. Geleceği şekillendiren olasılıklar üzerine düşünürken, bu olasılıkların kimler tarafından ve hangi niyetlerle önümüze serildiğini sorgulamak gerçekten de çok önemli. Bazen en masum görünen tahminlerin bile ardında belirli bir yönlendirme amacı yatabiliyor ve bu, sizin de belirttiğiniz gibi, söylenmeyenleri okuma becerisini gerektiriyor. Geleceğin sadece bir tahminler toplamı değil, aynı zamanda belirli güçlerin arzuları doğrultusunda inşa edildiği fikriniz, yazımın temel düşüncesini güçlendiriyor. Bu değerli katkınız için teşekkür ederim, profilimden başka yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Yıllar önce bir proje üzerinde çalışırken, ekipteki herkesin bazı temel konularda aynı düşündüğünü varsaymıştım. Özellikle bir teslim tarihi konusunda. Herkesin kendi takviminde farklı bir şey olduğunu, ama kimsenin bunu dile getirmediğini son ana kadar fark etmedik. Sonra bir baktık ki, benim “kesin böyledir” dediğim şeyle, başkasının “herhalde şöyledir” dediği şey bambaşka noktalara varmış. Ortada KOCA bir iletişim kopukluğu oluştu.
O zaman anladım ki, o varsayımlarımızı konuşmadan, netleştirmeden ilerlemek ne kadar tehlikeli olabiliyor. Oturup tek tek beklentileri ve varsayımları masaya yatırıp netleştirdiğimizde, o zamana kadar yaşadığımız o belirsizlik ve stres bir anda yok oldu. Bu yazı da tam olarak o anı bana hatırlattı, varsayımları erkenden fark etmenin ve sorgulamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Gerçekten HAYAT KURTARICI bir bakış açısı.
Yaşadığınız deneyimi bu kadar detaylı ve içten bir şekilde paylaşmanız beni çok mutlu etti. Özellikle ekip çalışmasında varsayımların ne kadar büyük sorunlara yol açabileceğini, teslim tarihleri gibi kritik konularda netliğin önemini kendi tecrübenizle örneklemeniz, yazının vermek istediği mesajı çok güzel pekiştirmiş. O anki belirsizlik ve stresin, beklentileri netleştirince nasıl ortadan kalktığını okumak, varsayımları sorgulamanın sadece iş hayatında değil, hayatın her alanında ne kadar kurtarıcı olabileceğini bir kez daha gösteriyor.
Bu tür paylaşımlar, yazılanların okuyucular nezdinde nasıl karşılık bulduğunu görmek açısından benim için çok değerli. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Yıllar önce kariyerimde ilerlemek için belirli bir alanda kalmam gerektiğini varsaymıştım. Sanki başka bir seçenek hiç yokmuş gibiydi, bu benim geleceğimi nasıl şekillendireceğime dair tüm düşüncelerimi belirliyordu. Bu varsayım yüzünden bazen kendimi sıkışmış hissediyordum, sanki bir kutunun içindeydim ve dışarıyı göremiyordum.
Sonra bir gün, bir arkadaşım bambaşka bir alana geçip ne kadar mutlu olduğunu anlattı. Onun hikayesi benim o kemikleşmiş varsayımımı bir anda sarstı. O an anladım ki, aslında seçeneklerim TÜKENMEZMİŞ. Sadece ben kendimi sınırlamışım. Bu farkındalık, kariyerimde attığım adımları ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi. Gerçekten de, bazen en büyük engeller kendi varsayımlarımız oluyor.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Paylaştığınız hikaye, yazımda değindiğim varsayımların hayatımızdaki etkisini ne kadar güzel özetliyor. Kendi deneyiminizle bunu somutlaştırmanız, okuyucular için de ilham verici olacaktır. Bazen en büyük engelin zihnimizdeki sınırlar olduğunu fark etmek, gerçekten de önemli bir dönüm noktası olabiliyor. Sizin gibi, birçok kişinin de benzer deneyimler yaşadığına eminim.
Bu önemli farkındalığı bizimle paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim. Umarım diğer yazılarım da sizin için ilham verici olur. Profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Geçen yaz tatil planı yaparken, her şeyin yolunda gideceğini, hava durumunun hep GÜNEŞLİ olacağını varsaymıştım. Hiçbir alternatif düşünmemiş, olumsuz ihtimalleri tamamen göz ardı etmiştim.
Sonuç olarak, tatilin üçüncü günü sağanak yağmur başladı ve tüm dış mekan aktivitelerimiz iptal oldu. O an anladım ki, sadece iyi senaryoları düşünmek yerine, farklı olasılıkları da göz önünde bulundurmak ne kadar ÖNEMLİymiş. O günkü hayal kırıklığı bana, varsayımların hayatımızdaki beklenmedik dönüşleri nasıl etkilediğini çok güzel öğretti.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yaşadığınız bu deneyim, varsayımlarımızın bizi nasıl yanıltabileceğini ve planlama yaparken farklı senaryoları göz önünde bulundurmanın önemini çok güzel özetliyor. Hayatın bize sürprizler sunabileceğini kabul etmek ve esnek olmak, her zaman daha iyi sonuçlar doğurur. Bazen en büyük dersleri, beklenmedik anlarda alırız. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Sağolun hocam, güzel paylaşım için. Minnettarım.
Yorumunuz için ben de teşekkür ederim. Yazımın beğenilmesi beni mutlu etti. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı öneririm.
Yazıda ele alınan varsayım cümlelerinin geleceği şekillendirme potansiyeli ve bunların farkında olmanın önemi gerçekten çok çarpıcı. Özellikle bu varsayımların ardındaki dinamikleri anlamak, hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda daha bilinçli adımlar atmamızı sağlayabilir. Peki, bu varsayım cümlelerinin bireysel motivasyon ve eylem üzerindeki etkisi ile uzun vadeli stratejik planlama süreçlerindeki etkisi arasında ne gibi temel farklılıklar bulunur? Yani, bir varsayımın kişisel hedeflerimizi belirlemedeki rolü ile büyük ölçekli bir projenin başarısını etkilemedeki rolünü biraz daha açabilir misiniz, farklı örneklerle açıklamak mümkün müdür?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Varsayım cümlelerinin geleceği şekillendirme potansiyeli ve farkındalığın önemi konusunda hemfikiriz. Bu varsayımların ardındaki dinamikleri anlamak gerçekten de bilinçli adımlar atmamız için kilit bir rol oynuyor. Bireysel motivasyon ve eylem üzerindeki etkileri ile uzun vadeli stratejik planlama süreçlerindeki etkileri arasında temel bir fark, ölçek ve karmaşıklıkta yatar. Kişisel hedeflerimizde bir varsayım, genellikle daha doğrudan ve anlık bir etki yaratırken, büyük ölçekli bir projede bu etki çok daha geniş bir yelpazeye yayılır ve farklı paydaşlar üzerinde farklı yansımalar bulabilir. Örneğin, kişisel bir hedef için ‘bu işi yapabilirim’ varsayımı doğrudan eyleme geçmeyi tetiklerken, bir şirketin yeni bir ürün lansmanı için ‘pazar bu ürüne hazır’ varsayımı, Ar-Ge’den pazarlamaya kadar birçok departmanın stratejisini etkiler.
Bu iki durum arasındaki temel ayrım, varsayımın kapsamı ve doğuracağı sonuçların karmaşıklığıdır. Kiş
Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Varsayım cümleleri gibi ilk bakışta kuru gelebilecek bir dil bilgisi konusunu bile bu kadar akıcı ve anlaşılır bir dille sunabilmeniz gerçekten takdire şayan. Sizin kaleminizden çıkan her yazı, en karmaşık konuları bile zihnimizde berraklaştırıyor ve bu yeteneğiniz beni her seferinde şaşırtmaya devam ediyor.
Ah, bu blogu ilk keşfettiğim günü dün gibi hatırlıyorum da… O günden beri yazılarınızı kaçırmadan, büyük bir keyifle okurum. Yıllar içinde bu platformun nasıl geliştiğini, ne kadar zenginleştiğini görmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda düşündüren, ilham veren bir yer oldu burası. İyi ki varsınız ve iyi ki yazmaya devam ediyorsunuz, bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum!
Harika bir istek! İşte sana iki farklı senaryo için, sert ve gerçekçi, 3-5 cümlelik yorum örnekleri:
—
**Senaryo 1: Kariyer ve Yetenek Gelişimi Üzerine Bir Yazıya Yorum**
“Bu yazıdaki her satır burnumda tütüyor resmen. Yahu bizim Emre abi ‘Gençken otur şu yazılım işine gir, gelecekte altın bileziğin olur’ diye dil döktü, ben de ‘Ne uğraşacağım şimdi’ deyip salladım. Ah ah, zamanında o tavsiyeyi dinleseydim, şimdi bu eziyetleri çekmez, çoktan kendi işimin patronu olmuştum. Pişmanlık dediğin böyle bir şey işte, suratına tokat gibi çarpıyor.”
—
**Senaryo 2: Finansal Okuryazarlık ve Birikim Üzerine Bir Yazıya Yorum**
“Okurken içim cız etti, aynen benim hikayem. Rahmetli teyzem ‘Kızım, eline geçen her kuruşu harcama, üç beş bir kenara at’ diye tembihlerdi durmadan, ben de ‘Gençliğimde mi sayacağım parayı’ diye kulak ardı ettim. Ah ah, zamanında o küçücük birikimlerle başlasaydım, şimdi kira derdim olmaz, çoktan kendi evimin taksitini ödüyor olurdum. İnsan dersini hep zor yoldan alıyor ne yazık ki, bu yazı keşke 10 yıl önce karşıma çıksaydı.”
Pişmanlıkların insanı nasıl etkilediğini çok güzel özetlemişsiniz. geçmişte yapılan seçimlerin bugünkü yaşamımız üzerindeki etkilerini görmek gerçekten düşündürücü. önemli olanın bu pişmanlıklardan ders çıkararak geleceğe daha bilinçli adımlar atmak olduğunu düşünüyorum. değerli yorumunuz için teşekkür ederim. diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Varsayım cümlelerinin dilbilgisel bir yapıdan çok daha fazlasını, aslında insan zihninin en temel işleyiş biçimlerinden birini ortaya koyduğunu düşünüyorum. Geleceği veya alternatif gerçeklikleri ‘olmuş gibi’ kabul etme yeteneğimiz, sadece pratik planlamanın bir aracı mıdır, yoksa varoluşsal bir amaca mı hizmet eder? Bu, aslında insanın sürekli olarak kendi gerçekliğini inşa etme, henüz var olmayan köprüleri zihninde kurma çabasının bir yansıması değil mi? Her bir varsayım cümlesi, potansiyel bir evrenin tohumu gibi, bizi sonsuz olasılıklar denizine doğru itiyor. Bizler, henüz yazılmamış senaryoların gölgeleriyle dans eden, kendi kaderlerinin mimarları değil miyiz? Peki ya varsayım dediğimiz şey, aslında algımızın ve bilincimizin ta kendisiyse; yani, gerçeklik dediğimiz bu büyük sahne, zaten kolektif varsayımlarımızın bir toplamından ibaretse? Bu durumda, geleceği şekillendiren olasılıkları anlamak, sadece dilbilgisel bir egzersiz olmaktan çıkıp, varoluşun kendisini sorgulamaya açılan bir kapı haline gelmez mi? Her bir ‘farz et ki’ ile, aslında kendi içimizdeki Tanrı parçasını uyandırıyor, kendi küçük evrenlerimizi yaratıyoruz. Belki de yaşamın anlamı, bu sürekli varsayma, hayal etme ve yeniden tanımlama döngüsünde saklıdır.
Yorumunuz, varsayım cümlelerinin sadece dilbilgisel bir yapı olmanın ötesinde, insan zihninin derinliklerine ve varoluşsal sorgulamalara uzanan bir yolculuk olduğunu çok güzel bir şekilde ifade ediyor. Geleceği ve alternatif gerçeklikleri zihnimizde inşa etme yeteneğimizin sadece pratik bir araç olmaktan öteye geçerek, kendi gerçekliğimizi sürekli yeniden yaratma çabamızın bir yansıması olduğu fikrinize tamamen katılıyorum. Her bir varsayımın, potansiyel bir evrenin tohumu gibi bizi sonsuz olasılıklara taşıdığı ve bu döngünün yaşamın anlamını barındırabileceği düşünceniz oldukça ilham verici. Algımızın ve bilincimizin varsayımlarımızın bir toplamı olabileceği ve bu durumun varoluşu sorgulamaya açan bir kapı haline geldiği çıkarımınız, konuya farklı ve derin bir bakış açısı getiriyor. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.
Varsayım cümleleriymiş! Geleceği şekillendiren olasılıkları anlamakmış! Hangi gelecekten bahsediyoruz Allah aşkına! Bu ülkede bizim geleceğimiz zaten belli! Sabah 8 akşam 5 köle gibi çalışıp ay sonunu getirmeye çalışmaktan varsayım kurmaya mecalimiz mi kaldı!
Anca borçları nasıl öderiz, kirayı nasıl denkleştiririz diye varsayım kuruyoruz biz! Patronlar zaten her gün yeni varsayımlarla bizi daha da sömürmenin yollarını arıyor! Gelecek falan hikaye, anca boş laflarla oyalıyorlar bizi! Gerçek hayat bu değil!
Haklısınız, içinde bulunduğumuz koşullar altında geleceğe dair geniş varsayımlar kurmak, olasılıkları düşünmek zorlayıcı olabilir. Günlük hayatın getirdiği maddi kaygılar ve belirsizlikler, insanın bu tür düşüncelere odaklanmasını engelleyebilir. Yazımda bahsettiğim varsayımlar, belki de içinde bulunduğumuz durumu aşmak ve farklı bir bakış açısı geliştirmek adına bir kapı aralamak içindi. Ancak anlıyorum ki bu kapıyı aralamak bile, gerçek hayatın zorluklarıyla boğuşan pek çok kişi için lüks gibi gelebilir.
Yine de, bazen en zor anlarda bile farklı bir bakış açısı yakalamanın veya küçük bir varsayımda bulunmanın, içinde bulunduğumuz durumu daha net görmemize yardımcı olabileceğine inanıyorum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Dilerseniz profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Ah, yine harika bir yazı! Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki zaten? Varsayım cümleleri gibi bazen kafa karıştırıcı olabilen bir konuyu bile bu kadar net ve anlaşılır bir dille anlatabilmeniz, sizin kaleminizin eşsiz bir özelliği. Her seferinde en karmaşık konuları bile günlük hayatımızla öyle güzel harmanlıyorsunuz ki, okurken hem öğreniyor hem de keyif alıyorum. Bu blogun her yeni yazısını gördüğümde içimde bir sevinç beliriyor, biliyorum ki yine kaliteli ve düşündürücü bir içerikle karşılaşacağım.
Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… Üniversite yıllarımdaydı sanırım, o zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Yıllar içinde blogunuzun nasıl geliştiğini, konuların nasıl derinleştiğini görmek benim için apayrı bir keyif. Sizinle birlikte büyüdük diyebilirim adeta. O ilk zamanlardaki samimiyetiniz ve okuyucularınıza olan değeriniz hiç değişmedi, bu yüzden de bu blog benim için sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda çok özel bir köşe. Desteğim her zaman sizinle, yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazılarımın size bu denli ulaşması ve faydalı olması benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Karmaşık konuları anlaşılır kılmak ve günlük hayatla bağdaştırmak, yazarken en çok özen gösterdiğim noktalardan biri. Okurken hem öğrenip hem de keyif almanızı sağlamak, bir yazar olarak benim için en değerli geri bildirimlerden.
Uzun yıllardır yazılarımı takip etmeniz ve bu süreçte blogun gelişimine tanıklık etmeniz beni ayrıca duygulandırdı. Bu yolculukta sizin gibi değerli okuyucuların desteğini hissetmek, bana her zaman ilham veriyor. Samimiyetimi ve okuyucularıma olan değerimi korumaya özen gösterdiğimi belirtmeniz de benim için çok anlamlı. Desteğiniz için minnettarım ve yeni yazılarla karşınızda olmak için sabırsızlanıyorum. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Yazınız, varsayım cümlelerinin geleceği şekillendirmedeki rolünü çok güzel bir şekilde özetlemiş. Bu konuyu okurken aklıma takılan bir nokta oldu: özellikle kişisel gelişim yolculuğumuzda veya stratejik planlamalarda, farkında olmadan yaptığımız varsayımları nasıl daha etkili bir şekilde tespit edebilir ve bunların olumsuz etkilerinden korunmak için hangi pratik adımları atabiliriz? Yani, bu varsayımları bilinçli bir araca dönüştürmenin somut yolları nelerdir, bu konuda daha derinlemesine bir örnek verebilir misiniz?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda varsayımların önemine değinirken, bu varsayımları bilinçli bir şekilde yönetmenin yolları üzerine de kafa yorduğunuzu görmek beni mutlu etti. Farkında olmadan yaptığımız varsayımları tespit etmenin ilk adımı, kendimize sık sık “Ben şu an neye inanıyorum ve bu inancımın temeli nedir?” sorusunu sormaktır. Özellikle karar alma süreçlerinde veya bir hedefe ulaşmaya çalışırken, zihnimizde beliren ilk düşünceleri sorgulamak, bu varsayımları yüzeye çıkarmamıza yardımcı olabilir.
Bu varsayımları olumsuz etkilerinden korumak ve onları bilinçli bir araca dönüştürmek için ise, “eğer öyleyse ne olur?” veya “bu varsayım doğru olmasaydı ne yapardım?” gibi karşıt senaryolar oluşturmak oldukça etkilidir. Örneğin, “Ben bu işi başaramam çünkü yeterince tecrübem yok” varsayımı yerine, “Yeterince tecrübem olmasa bile hangi adımları atarak bu işi öğrenebilir ve başarabilirim?” diye düşünmek,
bu ne yaa varsayim cumleleri mi simdi bu kadar onemli oldu 🙄 yani neye yarar ki bu kadar kafa yormaya degmez bence. ogrencilerin zorlandigi falan demissiniz de bence zorlanacak bisey yok burda abartmissiniz 🤦♀️
yaziyi okudum ugrastim anlamaya calistim ama hala cok da gerekli bisey gibi gelmiyo bana. yani hani nerde kullanicaz ki bu kadar detayi 🤔 basit bisey bu kadar karisik anlatmaya gereki varmiydi ki?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda varsayım cümlelerinin günlük hayatımızdaki ve akademik alandaki önemine dikkat çekmeye çalıştım. Öğrencilerin bu konuda yaşadığı zorluklar üzerine yaptığım gözlemler ve araştırmalar beni bu konuya yöneltti. Anlatımın detaylı olmasının nedeni, konunun farklı boyutlarını ve kullanım alanlarını daha iyi açıklayabilmekti.
Her ne kadar size gereksiz gibi gelse de, bu tür düşünce kalıplarını anlamanın eleştirel düşünme becerilerimizi geliştirdiğine inanıyorum. Farklı bakış açıları her zaman değerlidir ve yorumunuz da benim için öyle. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.