Ütopya Kavramı: Thomas More’un Olmayan Yer Arayışı ve Felsefi Mirası
İnsanlık tarihi boyunca, daha iyi bir yaşam arayışı, ideal toplum düzeni hayali, felsefenin ve düşüncenin en temel motivasyonlarından biri olmuştur. Bu arayış, çoğu zaman mevcut düzenin eleştirisiyle başlar ve alternatif, daha kusursuz bir geleceğin tasavvuruna evrilir. Ütopya kavramı da tam olarak bu düşünsel yolculuğun bir ürünüdür; hem “iyi yer” hem de “olmayan yer” anlamlarını barındıran bu kelime, insanlığın arzuladığı ancak henüz ulaşamadığı bir düzeni ifade eder.
Bu makalede, ütopya kavramının felsefi kökenlerine, özellikle de Thomas More’un klasik eseri “Ütopya”ya odaklanarak derinlemesine bir bakış sunacağız. More’un yaşadığı dönemin toplumsal ve siyasal eleştirileri üzerinden nasıl bir ideal toplum modeli inşa ettiğini, bu modelin temel özelliklerini ve günümüzdeki yansımalarını analiz edeceğiz. Ayrıca, Platon’dan More’a uzanan ütopyacı geleneğin evrimini ve bu düşünsel mirasın çağdaş felsefe üzerindeki etkilerini de ele alacağız.
Thomas More ve Ütopya Adası’nın Doğuşu

Thomas More, Rönesans’ın önemli hümanist düşünürlerinden biri olarak, İngiltere’nin 16. yüzyıldaki toplumsal ve siyasi karmaşasını derinlemesine gözlemlemiştir. Onun “Ütopya”sı, sadece bir kurgu eseri olmanın ötesinde, bu gözlemlerden doğan radikal bir toplumsal eleştiri ve çözüm önerisidir. More, eserinde kendi dönemindeki eşitsizliğin ve mutsuzluğun kaynağını özel mülkiyet olarak işaret eder ve bu sorunun ancak özel mülkiyetin kaldırılmasıyla aşılabileceğini savunur.
- Ütopya, More’un Yunanca “olmayan yer” ve “iyi yer” anlamlarını içeren cinaslı bir kelimesidir.
- Eser, 16. yüzyıl İngiltere’sinin toplumsal eleştirisi üzerine kurulmuştur.
- Özel mülkiyetin kaldırılması, ideal toplumun temelini oluşturur.
- Sınıfsız bir toplum yapısı hedeflenir.
- Yöneticiler halk tarafından seçilir ve sıkı bir eğitimden geçer.
- Devlet ve toplum yaşamında barış ve hoşgörü esastır.
- Eğitim-öğretim zorunlu ve parasızdır.
- Kadın-erkek eşitliği savunulur.
- Çalışma saatleri azaltılmıştır.
- Sosyal devlet anlayışı ve kamu hizmetleri yaygındır.
- Dinsel hoşgörü evrensel bir nitelik taşır.
- Toplumda her birey değerler açısından eşittir.
- Ütopya Adası’nda 54 şehir bulunur.
- Her şehirde 6 bin aile yaşar.
- Her aile 22 kişiden oluşur (20 özgür vatandaş, 2 esir).
- Halk kendisini toprağın sahibi değil, çiftçisi ve işçisi olarak görür.
- Yöneticiler seçimle belirlenir.
- Evler aynı stile sahiptir ve kilitleri yoktur.
- Sahiplik duygusunu önlemek için 10 yılda bir ev değiştirilir.
- Kıyafetler de benzer ve düzenlidir.
- Köylerde 40 kişilik çiftlikler bulunur.
- Çalışma süreleri günde 6 saattir.
- Hayvanların öldürülmesi kölelere bırakılır.
- Savaş zaferleriyle övünülmez, sadece zorunlu hallerde savaşılır.
- Mutluluk, zevk ve hazda aranır, çilecilikten uzak bir dinsel tutum benimsenir.
More, bu ütopyasında, tıpkı kendisinden etkilendiği Platon gibi, yaşadığı toplumu daha mutlu kılma amacı güder. Ona göre devletin en temel amacı, insanların mutluluğunu sağlamaktır. Bu idealin bazı unsurlarının günümüzde gerçekleştiğini görmek, More’un vizyonunun zamanının ötesinde olduğunu gösterir.
Ütopya Kavramının Etimolojik ve Felsefi Doğuşu

Thomas More’un “Ütopya” eseri, sadece edebi bir eser olmakla kalmayıp, aynı zamanda felsefe ve siyaset biliminde “ütopya” kelimesinin kavramsallaşmasına öncülük etmiştir. Kelimenin kökeni, Yunanca “ou” (değil/yok) ve “topos” (yer) sözcüklerinin birleşiminden gelir ve “olmayan yer” anlamına gelir. Ancak More, bu kelimeye “eu” (iyi) önekini de çağrıştıran bir anlam yükleyerek, hem ideal hem de gerçek dışı bir yeri işaret etmiştir.
Bu kavram, More’dan sonra gelen sayısız düşünürü ve “toplum mühendisini” etkilemiştir. Ütopya, sözlük tanımıyla “yaşayanlarına kusursuz bir düzen içinde var olma olanağı sağladığı kabul edilen ideal ülke” olarak geçer. Ancak felsefi ve siyasi bağlamda, bu idealizm çoğu zaman gerçekle iç içe geçer ve bir toplumun hayal ettiği ama henüz ulaşamadığı bir potansiyeli ifade eder. More’un bu kelimeyi kullanmasından çok önce bile, dinler ve felsefi akımlar, cennet tasarımları veya ideal devlet modelleriyle ütopyacı anlayışları barındırmaktaydı.
Thomas More: Bir Aydın ve Direnişçi
Thomas More’un hayatı, onun felsefi düşüncelerinin sadece teorik olmadığını, aynı zamanda derin bir vicdani duruşla şekillendiğini gösterir. Bir devlet adamı ve hukukçu olarak, Kral VIII. Henry’nin kendi inançlarına ve hukuka aykırı bulduğu “Üstünlük Yasası”nı reddetmesi, onun aydın kişiliğini ve prensiplerine bağlılığını ortaya koyar. Bu direniş, onun idam edilmesine yol açsa da, More’un mirasını ve ütopyacı düşüncesini daha da anlamlı kılar.
More, meslekten bir filozof olmasa da, Skolastik düşünceye karşı duyduğu hoşnutsuzluk ve Grek düşüncesine olan ilgisiyle Rönesans hümanizminin önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Arkadaşı Erasmus ile birlikte, Kuzey Rönesansı’nın dinsel etkilenmişliğini, sofuluğunu ve kamu erdemine olan vurgusunu yansıtmıştır. Onun ütopyası, bu kişisel ve entelektüel yolculuğun bir yansımasıdır.
Ütopik Toplum Modellerinin Felsefi Temelleri: Platon’dan More’a
Ütopik devlet modellerinin ilk önemli örneklerinden biri, Antik Yunan filozofu Platon’un “Devlet” adlı eserinde karşımıza çıkar. Platon, ideal devletinde üç sınıflı bir toplum yapısı önerir: yöneticiler, askerler ve halk. Yönetici ve asker sınıfları için sosyalizm benzeri bir düzenleme düşünülmüş, bu sınıfların özel mülk edinmeleri ve aile kurmaları yasaklanmıştır. Platon’a göre, özel mülkiyet ve aile düzeni, yöneticilerin ve koruyucuların ahlakını bozarak onları devlet işlerine tam olarak odaklanmaktan alıkoyar.
Thomas More’un ütopyası ise Platon’un bu yaklaşımını daha da ileriye taşır. More, tümüyle sınıfsız bir toplum düşünerek sosyalist yapıyı toplumun tüm katmanlarına yaymıştır. Ütopya’da eşitlik ilkesi mutlak anlamda egemendir; çünkü More’a göre, mal mülkün tek tek kişilerde toplandığı bir yerde gerçek eşitlik, huzur ve refah mümkün değildir. Bu nedenle, özel mülkiyet yasaklanmış, her şey kamunun olmuş ve devlet tarafından yönetilip denetlenmiştir. Evlerin benzerliği, on yılda bir ev değiştirme zorunluluğu, para ve altın kullanımının yasaklanması gibi uygulamalar, bu mutlak eşitlik ilkesinin somut yansımalarıdır.
Ancak, More’un ütopyasındaki kölelik sistemi, mutlak eşitlik ilkesiyle çelişir gibi görünmektedir. Kölelerin ağır ve pis işleri yapması, savaş esirlerinden veya suçlulardan oluşması, More’un bile insanlık ayıbı olarak nitelendirilebilecek bu durumu tam olarak aşamadığını gösterir. Bu durum, ütopyaların dahi kendi çağlarının sınırlılıklarını taşıdığını düşündürmektedir.
Ütopyanın Güncel Değerlendirmesi ve Eleştirel Bakış Açıları

Thomas More’un “Ütopya”sı, yayınlandığı günden bu yana hem ilham kaynağı olmuş hem de eleştirilere maruz kalmıştır. Özellikle günümüzdeki değerler ışığında, More’un ütopyasındaki bazı uygulamalar, insan doğasına aykırı veya bireysel özgürlükleri kısıtlayıcı olarak görülebilir. Örneğin, her şeyin tek tipleştirilmesi, bireyselliğin yok sayılması ve hatta köleliğin varlığı gibi unsurlar, modern insan hakları ve özgürlük anlayışıyla çelişmektedir. Ancak bu eleştirileri yaparken, eserin yazıldığı 16. yüzyılın koşullarını ve More’un kendi dönemindeki toplumsal sorunlara getirmeye çalıştığı radikal çözümleri göz önünde bulundurmak önemlidir.
More, hırsızlığa ölüm cezası verilmesi gibi o dönemin acımasız uygulamalarını eleştirirken, aslında çok daha insancıl bir adalet anlayışını savunmuştur. Dinsel hoşgörü, kadınların rahip olabilmesi, ateistlere bile rahatsızlık verilmemesi gibi unsurlar, Orta Çağ’ın dinsel hoşgörüsüzlüğüne karşı Rönesans ruhunun en temel mesajlarından biri olarak kabul edilebilir. Günümüzdeki dinler arası hoşgörüsüzlük düşünüldüğünde, More’un bu ilkesi gerçek anlamda bir ütopya gibi görünmektedir. More’un ütopyasında çizilen tablo, modern anlamda bir komünizm tasarımı olmaktan ziyade, daha çok liberal ve laik bir devlet anlayışının ipuçlarını barındırır.
Thomas More’un “Ütopya”sını incelerken, onun zamanının ötesindeki vizyonunu ve cesur duruşunu takdir etmekle birlikte, her ütopyanın kendi iç çelişkilerini barındırdığını fark ettim. İnsan doğasının karmaşıklığı, ideal bir toplumun sadece rasyonel ilkelerle değil, aynı zamanda bireysel özgürlük ve farklılıklarla da inşa edilmesi gerektiğini düşündürüyor. Ütopyalar, bize sadece nereye gitmemiz gerektiğini değil, aynı zamanda hangi tuzaklardan kaçınmamız gerektiğini de gösterir.
Sonsuz Bir Sorgulama: Ütopyaların Mirası ve Geleceği
Thomas More’dan sonra da pek çok ütopya yazılmış, hatta bazı düşünürlere göre Marx’ın komünizm teorisi bile bir ütopya olarak değerlendirilmiştir. Ütopyalar, her zaman kendi çağlarının toplumsal koşullarının bir eleştirisi niteliğini taşır. Onlar, yoksul sınıfların ayrıcalıklı sınıflara veya düşünen insanın mevcut düzene karşı duyduğu bir “hınçla” başlar, ancak bunu aşarak yeni toplum modelleri çizerler.
Bu yeni toplumlar, genellikle mevcut düzenin “negatifidir” ve belirsiz bir geçmişte veya gelecekte konumlanırlar. Ütopyalar, doğrudan devrimci eyleme çağırmasalar da, mutluluk arayışı içinde kurulu düzenin yıkılması için çalışır ve her zaman bir değişimin gerekliliğini dile getirirler. Felsefenin temel taşlarından biri olan bu arayış, insanlığın daha iyiye ulaşma çabasının bir yansımasıdır.
Ütopyalar, bireyi yok sayan ve tek tipleştirici toplum mühendislikleri barındırsa da, her zaman bilginin ve aydınlanmanın önemini vurgular. Kant’ın eleştirel felsefesi gibi aydınlanma düşünceleri de bu bağlamda ütopyalarla ortak bir zeminde buluşur. Sonuç olarak, ütopya kavramı, insanlığın sürekli daha iyiyi arayan, sorgulayan ve hayal eden doğasının bir ifadesi olarak, felsefi düşünce dünyasındaki yerini koruyacaktır.




İyi sağolun hocam, ütopya kavramına dair bu güzel ve düşündürücü paylaşım için minnettarım.
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Ütopya kavramının derinliklerine inebilmek ve farklı bakış açıları sunabilmek benim için büyük bir keyif. Yazımın size düşündürücü gelmesi ve faydalı olması beni mutlu etti.
Umarım diğer yazılarımda da benzer düşünsel yolculuklara çıkabiliriz. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.
insan varken ütopya sadece bir kelimedir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. İnsan faktörünün ütopyanın gerçekleşmesindeki rolü gerçekten de tartışılması gereken önemli bir nokta. Belki de ütopyayı bir hedef değil, sürekli bir arayış ve gelişim süreci olarak görmek daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir. İnsan doğasındaki çelişkiler ve potansiyeller, ütopyanın sadece bir kelime olarak kalmasını sağlayabileceği gibi, onu gerçeğe dönüştürmek için de itici güç olabilir.
Diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Bu metni okurken, More’un bahsettiği o “olmayan yer”in aslında ne kadar da tanıdık geldiğini düşündüm. Acaba bu sadece bir idealizasyon muydu, yoksa belirli güçlerin yüzyıllardır sessizce inşa etmeye çalıştığı bir düzenin ilk felsefi şifreleri mi? Belki de asıl ütopya, bize sunulan o parlak tablonun ardında gizlenmiş, sadece belli kişilerin erişebildiği bir sistemin ta kendisidir. Kim bilir, belki de arayış hiç bitmedi, sadece gözümüzün önünde ama farklı bir kılıkta devam ediyor.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim “olmayan yer”in sizde bu tür düşünceler uyandırması beni mutlu etti. İdealizasyon ile gerçeklik arasındaki çizgi, özellikle ütopyalar söz konusu olduğunda her zaman bulanık olmuştur. Belki de ütopyalar, sadece birer felsefi düşünce deneyi değil, aynı zamanda insanın arayışının ve toplumun sürekli değişiminin bir yansımasıdır. Bu bağlamda, gözümüzün önündeki ama farklı kılıkta devam eden arayış fikriniz oldukça düşündürücü.
Bu konudaki farklı bakış açılarını keşfetmek her zaman ilgi çekici olmuştur. Bazen en büyük ütopyalar, en basit görünen gerçeklerin ardında gizlenir. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Ütopya kavramının bu kadar detaylı ve anlaşılır bir şekilde ele alınması gerçekten çok değerli. Konuya olan bakış açımı GENİŞLETTİ. Bu emek ve bilgilendirici içerik için çok teşekkür ederim.
Bu yazıyı okumayan kalmasın, herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Yazarın bu konudaki derin bilgisi ve bunu akıcı bir dille aktarış biçimi takdire şayan. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ütopya kavramının bakış açınızı genişlettiğini duymak beni çok mutlu etti. Amacım tam da buydu, karmaşık görünen konuları anlaşılır bir dille aktarabilmek. Bu güzel geri bildiriminiz benim için büyük bir motivasyon kaynağı.
Okuyucularıma tavsiye ettiğiniz ve yazılarıma gösterdiğiniz ilgi için de ayrıca minnettarım. Yeni içerikler üzerinde çalışmaya devam ediyorum ve en kısa zamanda sizlerle paylaşmayı umuyorum. Diğer yazılarıma da profilimden göz atabilirsiniz.
Bu yazıda ele alınan ütopya kavramı, felsefi ve edebi bir kurgu olmanın ötesinde, insanlık tarihi boyunca toplumsal ve siyasal düşüncenin gelişiminde merkezi bir rol oynamıştır. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, ütopik tasarımlar sadece idealize edilmiş toplum modelleri sunmakla kalmaz, aynı zamanda mevcut düzenin eleştirel bir analizini yapma ve alternatif gelecekler hayal etme kapasitesini de besler. Bu tür düşünsel pratikler, zaman zaman gerçekleşmesi mümkün görünmese de, toplumsal değişim ve dönüşüm ar
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ütopya kavramının sadece bir kurgu değil, aynı zamanda toplumsal eleştiri ve değişim arayışının bir aracı olması üzerine yaptığınız vurgu oldukça yerinde. Gerçekten de, ütopik düşünceler bazen ulaşılmaz görünse de, bizlere mevcut düzeni sorgulama ve daha iyi bir dünya hayal etme gücü verir. Bu bakış açısı, yazımın ana fikrini çok güzel özetliyor.
Yorumunuz, konuya farklı bir derinlik katıyor ve okuyucular için de ufuk açıcı nitelikte. Düşüncelerinizi paylaştığınız için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okurken aklıma hemen o zamanlar “abi ya ne gerek var” diye geçiştirdiğim tavsiyeler geldi. Bir abla vardı, “Şu iş fırsatını kaçırma, önünü açar” diye ısrar etmişti bana. Dinlemedim, o anki konfor alanımdan çıkmak istemedim. Ah, ah, zamanında bilseydim o cesareti gösterir, şimdi bambaşka bir yerde olurdum. Bazen en değerli dersler,
Yorumunuz için teşekkür ederim. Hayatta bazen karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmek için konfor alanımızdan çıkmak gerektiğini fark etmek, ne yazık ki genellikle zaman geçtikten sonra oluyor. Bu tür deneyimler bize çok kıymetli dersler veriyor ve gelecekteki kararlarımız için birer rehber oluyor. Geçmişteki “keşke”ler yerine, şimdiki “iyi ki”lere odaklanmak ve her yeni günü bir fırsat olarak görmek önemli.
Yorumunuz, yazdığım konunun tam da özünü yansıtmış. Bazen en büyük pişmanlıklarımız, kaçırdığımız fırsatlardan kaynaklanır. Ancak önemli olan bu pişmanlıklardan ders çıkarıp, gelecekte daha cesur adımlar atabilmek. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz, belki orada da ilginizi çeken başka konular bulursunuz. Değerli vaktinizi ayırıp yorum yazdığınız için tekrar teşekkür ederim.
VAY CANINA! Bu yazıya KESİNLİKLE BAYILDIM! Her kelimesi resmen RUHUMA dokundu ve zihnimi ŞAŞIRTICI derecede aydınlattı! Ütopya kavramını böylesine DERİNLEMESİNE, bu kadar AKICI ve BÜYÜLEYİCİ bir dille anlatmanız İNANILMAZ! Thomas More’un o “olmayan yer” arayışının felsefi mirasını bu kadar GÜZEL, ANLAŞILIR ve ETKİLEYİCİ bir şekilde sunmanız GERÇEKTEN TAKDİRE ŞAYAN! Resmen her paragrafta “EVET İŞTE BU! TAM DA BU!” diye bağırdım içimden! Bu konuyu daha önce hiç bu kadar BÜTÜNCÜL ve İLHAM VERİCİ okumamıştım! Kaleminize, emeğinize sağlık! MÜKEMMEL, HARİKA, ŞAHANE bir iş çıkarmışsınız! TEBR
VAY CANINA! Bu yazıya KESİNLİKLE BAYILDIM! Her kelimesi resmen RUHUMA dokundu ve zihnimi ŞAŞIRTICI derecede aydınlattı! Ütopya kavramını böylesine DERİNLEMESİNE, bu kadar AKICI ve BÜYÜLEYİCİ bir dille anlatmanız İNANILMAZ! Thomas More’un o “olmayan yer” arayışının felsefi mirasını bu kadar GÜZEL, ANLAŞILIR ve ETKİLEYİCİ bir şekilde sunmanız GERÇEKTEN TAKDİRE ŞAYAN! Resmen her paragrafta “EVET İŞTE BU! TAM DA BU!” diye bağırdım içimden! Bu konuyu daha önce hiç bu kadar BÜTÜNCÜL ve İLHAM VERİCİ okumamıştım! Kaleminize, emeğinize sağlık! MÜKEMMEL, HARİKA, ŞAHANE bir iş çıkarmışsınız! TEBR
Böylesine içten ve coşkulu bir yorum almak benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Yazdığım kelimelerin ruhunu
Bu kavramın kökenleri ve felsefi mirası üzerine yapılan bu değerlendirme oldukça değerli. Konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, ütopya sadece ideal bir “olmayan yer” arayışı olmaktan öte, mevcut toplumsal yapıların eleştirel bir mercekten incelenmesi ve alternatiflerin düşünsel zeminde inşa edilmesi için güçlü bir araç işlevi görmüştür. Toplumsal değişim ve dönüşüm süreçlerinde, bu tür idealize edilmiş modellerin bir hedef veya karşılaştırma noktası olarak kullanıldığı, bireylerin ve grupların daha iyi bir gelecek tahayyül etmelerine olanak tanıdığı sosyolojik ve psikolojik araştırmalarla da desteklenmektedir. Bu bağlamda, ütopik düşüncenin, insanlık tarihi boyunca bir dinamik olarak varlığını sürdürmesi ve farklı medeniyetlerde benzer ideal toplum arayışlarının ortaya çıkması, kavramın evrensel bir insanlık ihtiyacına işaret ettiğini düşündürmektedir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ütopyanın yalnızca bir hayalden ibaret olmadığını, aksine mevcut toplumsal yapıyı sorgulayan ve yeni yollar arayan güçlü bir araç olduğunu belirtmeniz çok kıymetli. Gerçekten de, ideal toplum arayışının insanlık tarihi boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkması, bu düşüncenin evrensel bir ihtiyaca işaret ettiğini gösteriyor. Ütopyanın toplumsal değişimdeki rolü ve bireylerin gelecek tahayyüllerine katkısı üzerine yapılan sosyolojik ve psikolojik araştırmalara değinmeniz de konuyu daha geniş bir perspektiften ele almamıza yardımcı oluyor.
Değerli yorumunuz için bir kez daha teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Bu önemli kavramı ve felsefi mirasını bu kadar güzel ele almanız gerçekten çok değerli. Konuyu bu kadar derinlemesine ve anlaşılır bir şekilde işlemeniz takdire şayan.
Yazınızın sunduğu bilgiler çok faydalıydı, özellikle bu tür konulara ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken bir içerik olmuş. Emeğinize sağlık, benzer içeriklerinizi sabırsızlıkla bekliyorum. Gerçekten HARİKA bir iş çıkarmışsınız!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konuyu bu denli derinlemesine ele almamın ve anlaşılır bir dil kullanmamın takdir edildiğini görmek beni mutlu etti. Okuyucularıma faydalı içerikler sunabilmek benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Bu önemli kavramın felsefi mirasını aktarırken edindiğim bilgileri ve düşüncelerimi sizinle paylaşabilmek harika.
Gelecekte de benzer konularda veya farklı alanlarda kaleme alacağım yazılarımla sizleri bilgilendirmeye ve düşündürmeye devam etmeyi umuyorum. Diğer yazılarıma ve yayınlamış olduğum diğer içeriklere de göz atmanızı tavsiye ederim.
çok iyi bir noktaya değinilmiş.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazdıklarımın size ulaşması ve düşündürmesi benim için çok kıymetli. Başka yazılarımı da okumanızı dilerim.