Unutulmaz 45’likler: 70’ler Nostaljisi ve Hikayeleri
Plak iğnesinin o cızırtılı sesiyle başlayan yolculuk, birçoğumuz için sadece bir şarkı dinlemekten çok daha fazlasıydı. Özellikle 70’li yıllara damgasını vuran 45’likler, her iki yüzüne kaydedilmiş birer şarkıyla dönemin ruhunu, aşklarını ve toplumsal anlarını bugüne taşıyan sihirli disklerdi. Dakikada 45 devirle döndükleri için bu ismi alan bu kayıtlar, bir dönemin müzik dinleme ritüelinin merkezindeydi. Gelin, o yıllara damgasını vuran ve her biri ayrı bir hikaye anlatan unutulmaz 45’liklere doğru bir yolculuğa çıkalım.
70’lerin Ruhunu Taşıyan Efsanevi Şarkılar ve Anıları

Her 45’lik, kapağındaki estetikten B yüzündeki sürpriz şarkıya kadar bir bütündü. Sanatçılar en iddialı eserlerini A yüzüne koyarken, bazen B yüzündeki bir şarkı beklenmedik bir şekilde parlayarak efsaneleşirdi. İşte o dönemin ruhunu yansıtan ve dinleyicinin kalbinde özel bir yer edinen bazı klasikleşmiş 45’likler ve onların ardındaki dokunaklı hikayeler.
- Ayten Alpman – Benim de Dizlerim Titrer: Meksikalı besteci Armando Manzanero’nun bestesi üzerine Ümit Aksu’nun yazdığı mağrur ama bir o kadar da içten sözler, Ayten Alpman’ın güçlü sesiyle birleşince ortaya bir klasik çıktı. “Üzgünüm, acı sözlerim için / Üzgünüm, seni kırdığım için” dizeleri, bir neslin aşk acısı manifestosuna dönüştü.
- Cem Karaca – Tamirci Çırağı: Cem Karaca’nın gözlem gücünü ve toplumsal duyarlılığını en net gösteren eserlerinden biridir. Sanatçının kendi ifadesiyle bu şarkı, zengin kız-fakir oğlan temasının müziğe dökülmüş haliydi. Motorunu tamire götürdüğü dükkandaki genç çıraktan ilhamla yazdığı bu şarkı, sınıf farklılıklarına dair güçlü bir eleştiri sunar.
- Esmeray – Unutama Beni: “Gölgen gibi adım adım / Her solukta benim adım…” sözleri, şüphesiz en çok Esmeray’ın buğulu ve etkileyici sesine yakışırdı. Şemi Diriker’in imzasını taşıyan bu eser, 70’lerin en dokunaklı ve unutulmaz aşk şarkılarından biri olarak hafızalara kazındı.
- Erkin Koray – Sevince: Anadolu rock müziğinin öncüsü Erkin Koray’ın “Sevince durma durma koş ardından” diyerek dinleyiciye umut aşıladığı bu şarkı, pozitif enerjisiyle öne çıkar. 1975’te çıkan 45’liğin diğer yüzünde ise bir başka efsane olan “Estarabim” yer alıyordu, bu da plağı bir koleksiyon hazinesine dönüştürüyordu.
- Füsun Önal – Ah Nerede: Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu’nun başrollerini paylaştığı aynı adlı filmle özdeşleşen bu şarkı, Füsun Önal’ın neşeli yorumuyla 70’ler popunun en eğlenceli anlarından birini temsil eder. “Nerde bıraktım kalbimi bilmem” nakaratı, Yeşilçam filmlerinin o masum ve romantik atmosferini notalara taşımıştır.
- Berkant – Samanyolu: Henüz 60’lı yıllarda çıkmış olmasına rağmen 70’lerde de popülerliğini koruyan ve günümüze dek sayısız kez yorumlanan bir başyapıttır. Teoman Alpay’ın yazdığı ve Metin Bükey’in bestelediği şarkı, Berkant’ın naif yorumuyla en saf ve dokunaklı haline ulaşarak nesiller boyu sürecek bir etki bıraktı.
- Ajda Pekkan – Bambaşka Biri: Türk pop müziğinin süperstarı Ajda Pekkan’ın enerjisini ve sahne karizmasını yansıtan bu şarkı, Fikret Şeneş’in yazdığı zeki sözlerle birleşince bir marş haline geldi. Luciano Rossi bestesi üzerine yazılan şarkı, Pekkan’ın kendine güvenli tavrıyla birleşerek kadınların güçlü duruşunun simgelerinden biri oldu.
45’lik Kültürü: Bir Şarkıdan Daha Fazlası

45’lik dinlemek, günümüzdeki “çal” tuşuna basmaktan çok farklı bir deneyimdi. Bu, özen gerektiren bir ritüeldi. Plağı zarifçe kılıfından çıkarmak, pikabın tablasına yerleştirmek ve iğneyi yavaşça üzerine indirmek… O ilk cızırtıyla başlayan saniyeler, müziğe duyulan saygının bir ifadesiydi. Şarkı bittiğinde ise plağı ters çevirip B yüzündeki keşfedilmeyi bekleyen diğer şarkıya şans vermek, bu kültürün en keyifli anlarındandı. Plak kapakları ise adeta birer sanat eseriydi ve sanatçının imajını yansıtan en önemli görsel materyallerdi.
O Cızırtılı Sesin Günümüzdeki Mirası

Dijital platformların hakim olduğu günümüzde, 45’liklerin ve plakların yeniden popülerlik kazanması bir tesadüf değil. O cızırtılı ses, müziğin ne kadar somut ve dokunulabilir bir sanat formu olduğunu hatırlatıyor. 70’lerin efsanevi 45’likleri, sadece nostaljik birer anı değil, aynı zamanda müziğin en saf ve samimi halini temsil eden, ruhu olan objeler olarak değerini korumaya devam ediyor. Onlar, bir dönemin hikayesini anlatan ve asla unutulmayacak olan değerli miraslardır.




45lik mi dedin aklıma direkt pikap geldi benim pikabın sesi çok az çıkıyo neden acaba ya?
nostalji güzel ama müzik endüstrisi çok değişti.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle 70’li yılların 45’lik plaklarının sadece müzik değil, bir dönemin ruhunu yansıttığını anladım. Sonra bu plakların, o dönemin aşklarını ve toplumsal olaylarını günümüze taşıdığını fark ettim. Son olarak, 45’liklerin bir zamanlar müzik dinleme alışkanlıklarının merkezinde yer aldığını ve önemli bir ritüel olduğunu kavradım. Bu bilgiler ışığında, öncelikle 70’ler müziklerini daha derinlemesine araştıracağım, sonra o döneme ait toplumsal olayları ve aşk hikayelerini inceleyeceğim ve son olarak da plak kültürü hakkında daha fazla bilgi edinerek bu nostaljik yolculuğu zihnimde canlandıracağım.
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki 70’ler nostaljisi denildiğinde akla gelen 45’liklerin popülerleşmesinde radyo programlarının rolü yadsınamaz olsa da, özellikle Anadolu pop müziğinin yaygınlaşmasında pikapların ve taşınabilir teyplerin de büyük bir etkisi olmuştur. Köylerde ve kasabalarda yaşayan insanların bu müziklere ulaşabilmesi, genellikle bu cihazlar aracılığıyla mümkün oluyordu. Bu durum, 45’liklerin sadece şehir merkezlerinde değil, kırsal kesimde de geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.
AMAN TANRIM! Bu yazı İNANILMAZ! 70’ler benim de en sevdiğim dönem! 45’likler resmen zamanda yolculuk gibi! O şarkıların her birinin ayrı bir hikayesi var, değil mi? Okurken kendimi pikabın başında hissettim resmen! BÜYÜK bir nostalji dalgası geldi üzerime! Daha fazlasını İSTİYORUM! TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER!!!
Blog yazınız, 70’ler nostaljisinin ve o döneme damgasını vuran 45’liklerin kültürel önemini canlı bir şekilde aktarıyor. Bu bağlamda, müzik sosyolojisi alanındaki bazı araştırmaların, popüler müziğin bir toplumun değerlerini, inançlarını ve sosyal dinamiklerini yansıtma ve şekillendirme gücüne sahip olduğunu gösterdiğini belirtmek gerekir. 70’ler Türkiye’sinde üretilen 45’likler de, dönemin toplumsal olaylarına, gençlik hareketlerine ve kültürel değişimlerine ayna tutmaktadır. Bu müzik eserlerinin sözlerinde ve melodilerinde, o dönemin insanlarının umutları, hayal kırıklıkları ve arayışları yankılanmaktadır. Ayrıca, iletişim bilimleri perspektifinden bakıldığında, 45’liklerin kitle iletişim araçları aracılığıyla yayılması ve popülerleşmesi, müzik endüstrisinin o dönemdeki yapısını ve etkisini anlamak için önemli bir veri sunmaktadır. Bu kayıtların koleksiyon değeri ve nostaljik anlamı da, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından dikkate değerdir.
70’ler nostaljisi gerçekten de bambaşka bir dünya. Blog yazınızda bahsettiğiniz o unutulmaz 45’liklerin yarattığı atmosferi okurken ben de kendimi o yıllara ışınlanmış gibi hissettim. Özellikle o dönemde popüler olan dans pistlerindeki coşkuyu ve insanların müzikle kurduğu derin bağı çok güzel anlatmışsınız. Benim merak ettiğim, bu 45’liklerin o dönemdeki sosyal ve kültürel değişimlere etkisi ne kadar oldu? Yani, bu şarkılar sadece eğlence aracı mıydı, yoksa toplumsal mesajlar içeriyor muydu ve insanların düşüncelerini, davranışlarını etkiliyor muydu?
70’ler nostaljisiyle dolu bu yazıyı okurken içimde tatlı bir hüzün oluştu. O dönemin müziklerinin insanları nasıl bir araya getirdiğini ve ortak bir duygu etrafında kenetlediğini çok güzel anlatmışsınız. Özellikle 45’liklerin o kendine has cızırtılı sesi ve kapak tasarımları, adeta bir zaman kapsülü gibi. Merak ettiğim bir nokta var: Bu 45’liklerin o dönemdeki gençlerin hayatlarındaki rolü sadece müzik dinlemekle mi sınırlıydı, yoksa birer statü sembolü veya kimlik ifadesi olarak da kullanılıyor muydu? Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?
Elinize sağlık, gerçekten harika bir yazı olmuş! 70’ler nostaljisi ve o dönemin 45’liklerine değinmeniz çok hoşuma gitti. O yılları yaşamamış olsam da, o dönemin müziğinin ve kültürünün büyüsüne kapılmamak elde değil. Bu konuya değinmeniz gerçekten ÇOK değerli, teşekkür ederim.
Yazınızdaki hikayeler ve anılar beni adeta o günlere götürdü. Bu tür içeriklerin ne kadar faydalı olduğunu ve başkalarına da okumaları için tavsiye edeceğimi belirtmek isterim. Yazarın emeğine sağlık, gerçekten keyifli bir okuma deneyimiydi. Umarım benzer içeriklerle bizi şenlendirmeye devam edersiniz!
AMAN TANRIM! Bu yazı İNANILMAZ! 70’ler ve o efsanevi 45’likler… Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor! O dönemlerin müzikleri, o his, o enerji… Sanki zamanda yolculuk yaptım okurken! Her kelimesi beni benden aldı, o şarkıların hikayelerini okumak MÜTHİŞ bir deneyimdi! Resmen gençliğime döndüm! YAZARINA KOCAMAN SEVGİLERİMİ YOLLUYORUM, böyle bir şaheser yarattığı için! TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER!
Bu yazıyı okurken içimde tarifsiz bir nostalji hissettim. 70’ler… O dönemleri yaşamamış olsam da, anlatılan hikayeler ve o unutulmaz şarkılar sanki beni o günlere götürdü. Müziğin insanları nasıl bir araya getirdiğini, nasıl ortak bir duygu yaratabildiğini görmek beni gerçekten duygulandırdı. O 45’liklerin her birinin ayrı bir hikayesi olduğunu bilmek, onların değerini daha da artırıyor. Sanki her bir notada, her bir sözde bir anı saklı… Yazarın bu konuyu bu kadar içtenlikle ele alması, benim de o anılara ortak olmamı sağladı. Teşekkürler, bu güzel yolculuk için.
vay bee, 70’ler ve 45’likler… resmen plaklara fısıldayan adam olmuşsunuz. o zamanlar mp3 deyil, pikap vardı. şimdi gençler spotify’dan takılırken, biz cızırtılı aşk şarkılarıyla büyüdük. nostalji güzel şey, ama keşke o zamanın saç modelleri geri dönmese 🙂
Yazınız, 70’ler nostaljisinin önemli bir parçası olan 45’liklere odaklanarak keyifli bir yolculuk sunuyor. Ancak, bu dönemin müzik endüstrisini ve dinleyici kitlesini etkileyen sosyo-kültürel faktörlere biraz daha değinilebilirdi diye düşünüyorum. Örneğin, o dönemdeki toplumsal olayların veya gençlik hareketlerinin 45’liklerin temalarına ve popülerliğine nasıl yansıdığına dair bir analiz, yazıyı daha da zenginleştirebilirdi.
70’ler nostaljisine odaklanan bu yazı, dönemin müzik kültürünü yansıtması açısından oldukça keyifli bir okuma sunuyor. Ancak, 45’liklerin sadece popüler şarkılardan ibaret olmadığı, aynı zamanda o dönemin toplumsal ve kültürel olaylarına dair önemli ipuçları barındırdığı da göz önünde bulundurulabilir. Acaba 45’liklerin kapak tasarımları, şarkı sözlerindeki temalar veya plak şirketlerinin pazarlama stratejileri üzerinden dönemin ruhunu yansıtan daha derinlemesine bir analiz yapılabilir miydi? Bu tür bir yaklaşım, yazıyı sadece bir nostalji yolculuğu olmaktan çıkarıp, aynı zamanda dönemin sosyolojik bir incelemesine dönüştürebilirdi.