Hikaye

Kilim Motifleri ve Anlamları: Anadolu’nun Gizemli Dili

Hiç bir kilimin sadece bir zemin örtüsü olmadığını, aslında ipliklerle dokunmuş binlerce yıllık bir hikâye anlattığını düşündünüz mü? Türk kilim ve halı motifleri, Anadolu medeniyetinin sessiz tanıklarıdır. Her bir desen; sevinçleri, korkuları, duaları ve umutları geleceğe taşıyan sembolik bir dildir. Bu kadim sanat, sadece estetik bir zevk sunmakla kalmaz, aynı zamanda dokuyanın ruhunu ve yaşadığı coğrafyanın kültürel kodlarını da yansıtır.

Bu rehberde, Türk kilim ve halı motiflerinin kökenlerine inecek, en bilinen sembollerin ardındaki derin anlamları çözecek ve bu kültürel mirasın günümüzdeki yansımalarını birlikte keşfedeceğiz. Anadolu’nun bu renkli ve gizemli dilini anlamaya hazır olun.

Türk Kilim Motifleri: Tarihsel Bir Yolculuk ve Kültürel Miras

Türk kilim motiflerinin kökeni, Orta Asya’nın göçebe bozkır kültürüne kadar uzanır. Atalarımızın doğayla iç içe yaşamı, inançları ve sosyal yapıları, dokudukları kilimlere birer mühür gibi işlenmiştir. Bu semboller, Şamanizm’den İslamiyet’e uzanan geniş bir inanç yelpazesinden beslenmiş, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise sanatsal bir zirveye ulaşmıştır. Türk halı motifleri anlamları, bu tarihsel birikimin bir özetidir.

Geleneksel dokuma sanatında kullanılan her bir renk ve desen, belirli bir coğrafyanın izlerini taşır. Örneğin, Torosların yörük kilimlerinde sert ve geometrik desenler öne çıkarken, Ege bölgesinde daha çok bitkisel ve floral motifler görülür. Bu çeşitlilik, Anadolu’nun zengin kültürel mozaiğinin en somut kanıtlarından biridir.

Pazırık Halısı: Bilinen En Eski Türk Halısının Sırları

Tarihin derinliklerinde bir anıt gibi duran Pazırık Halısı, M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen ve bilinen en eski düğümlü Türk halısıdır. Altay Dağları’ndaki bir kurganda (mezar odası) buzullar arasında donmuş halde bulunması, onu günümüze kadar sapasağlam ulaştırmıştır. Bu eşsiz eser, Hun Türklerinin sanatsal yeteneğini ve bozkır yaşamının inceliklerini gözler önüne serer.

Halıdaki geyik, süvari ve mitolojik yaratık figürleri, av ritüellerini, doğa ile olan bağı ve o dönemin inanç sistemini anlatır. Pazırık Halısı’nın simetrik düzeni ve gelişmiş dokuma tekniği, Anadolu halı sanatının kökenlerini aydınlatan en önemli arkeolojik bulgulardan biridir ve kendisinden sonraki binlerce yıllık geleneğin temelini atmıştır.

En Popüler Kilim Motifleri ve Gizli Anlamları

Türk kilim motifleri örnekleri, her biri kendine özgü bir hikaye anlatan zengin bir semboller dünyası sunar. Bu desenler, dokuyanın dileklerini, korkularını ve hayallerini ipliklere döktüğü bir iletişim aracıdır. İşte en sık karşılaşılan motiflerden bazıları ve derin anlamları:

  • Koçboynuzu: Gücü, kahramanlığı, verimliliği ve erkekliği simgeler. Ailenin direği olan babayı ve bereketi temsil eder.
  • Elibelinde: Analığın, doğurganlığın ve dişiliğin sembolüdür. Genellikle koçboynuzu motifiyle birlikte kullanılarak ailenin bütünlüğünü ifade eder.
  • Hayat Ağacı: Kökleri geçmişe, gövdesi bugüne, dalları ise geleceğe uzanan bu motif; yaşamın sürekliliğini, evrenle olan bağı ve ölümsüzlüğü anlatır.
  • Su Yolu: Suyun hayattaki önemini, saflığı, bilgeliği ve sürekli yenilenmeyi temsil eder. Özellikle kurak bölgelerde bir umut ve bereket duasıdır.
  • Göz ve Muska: Nazara ve kötü enerjilere karşı koruyucu bir tılsımdır. Kötü bakışları uzaklaştırdığına ve haneyi koruduğuna inanılır.
  • Kuş: Özgürlüğün, mutluluğun, ilahi bir mesajın ve bazen de ölen bir sevdiğin ruhunun sembolüdür. Baykuş ve karga uğursuzluk, güvercin ve bülbül ise iyi şans getirir.

Bu motifler, tek başlarına veya bir araya gelerek dokundukları kilime adeta bir kimlik kazandırır. Bir kilime bakarken aslında binlerce yıllık bir bilgelik ve yaşam felsefesiyle karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız.

Modern Tasarımda Geleneksel Motiflerin Yeri

Günümüzde Türk kilim ve halı motifleri, geleneksel anlamlarını koruyarak modern yaşam alanlarına yeniden adapte oluyor. Minimalist ve çağdaş dekorasyon stillerinde kullanılan etnik desenli bir kilim, mekana anında sıcaklık, karakter ve otantik bir ruh katıyor. İç mimarlar, bu kadim desenleri modern renk paletleriyle birleştirerek hem geçmişe saygı duruşunda bulunuyor hem de zamansız tasarımlar yaratıyor.

Antika el dokuması bir halı, koleksiyonerler için değerli bir yatırım aracı olurken, bu motiflerden ilham alan modern üretimler, kültürel mirasımızın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Bu sayede, Anadolu’nun hikayeleri evlerimizde yaşamaya devam ediyor.

Anadolu’nun Mirası: Evinizdeki Canlı Tarih

Türk kilim ve halı sanatı, yalnızca bir zanaat değil, aynı zamanda Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini, kültürünü ve ruhunu yansıtan canlı bir mirastır. Her bir düğümde bir emek, her bir desende bir anlam gizlidir. Evinize sereceğiniz bir kilim, sadece bir dekorasyon objesi değil, aynı zamanda kökleri derinlerde olan bir hikayenin parçasıdır.

Bu sembollerin dilini öğrendiğinizde, onlara artık sadece birer desen olarak bakmayacak, atalarımızın bize bıraktığı bu değerli mirası daha derinden hissedeceksiniz. Bu kültürel zenginliği korumak ve gelecek nesillere aktarmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Belki de şimdi, evinizdeki o kilimin anlattığı hikayeyi dinlemenin zamanı gelmiştir.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

20 Yorum

  1. Türk kilim ve halı motiflerinin sadece estetik birer ifade olmaktan öte, derin semboller ve hikayeler taşıması, insanlık tarihinin en kadim sorularından birine kapı aralıyor aslında. Bu el dokuması şaheserler, iplik iplik örülmüş birer zaman kapsülü gibi, geçmişin ruhunu bugüne taşıyor. Ancak bu motiflerdeki ‘anlam’ arayışımız, sadece belirli bir kültürel kodu çözmekten mi ibaret? Yoksa bu, insanın varoluşsal düzlemde, anlamı yoktan var etme, kaosa bir düzen atfetme, faniliğe karşı bir iz bırakma çabasının ta kendisi mi? Her bir desen, bir yıldız haritası gibi, bilinmeyene dair bir işaret, hayatın döngüsüne, doğanın sırlarına, aşkın ve ölümün gizemine dair sessiz bir fısıltı değil mi? Belki de kilim, sadece ayaklarımızın altına serdiğimiz bir örtü değil, aynı zamanda bilinçaltımızın, kolektif hafızamızın, yüzyıllardır süregelen ortak arayışımızın bir yansımasıdır. Peki ya biz, bu motifleri yorumlarken, aslında kendi içimizdeki o evrensel boşluğu doldurmaya çalışıyor, her bir ilmekte kendi varoluşsal sorgulamalarımızın yankısını buluyor olamaz mıyız? Bu durumda, bir motifin gerçek anlamı, onu dokuyanın ruhunda mı, yoksa onu seyredenin zihninde mi filizlenir? Ve eğer öyleyse, her şey sadece bir algıdan ibaretse, bu zengin desenler evrenin bize gönderdiği şifreli birer mektup mudur, yoksa bizim evrene fısıldadığımız kendi hikayelerimiz mi?

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Haklısınız, Türk kilim ve halı motiflerinin sadece birer süsleme unsuru olmaktan çok daha fazlasını barındırdığı, adeta birer zaman kapsülü gibi geçmişten günümüze pek çok anlamı taşıdığı aşikar. Özellikle değindiğiniz “anlam arayışı” noktasında, bu sadece kültürel bir kodu çözmekten öte, insanın varoluşsal düzlemde anlam yaratma, kaosu düzene sokma ve faniliğe karşı bir iz bırakma çabasının bir yansıması olabilir. Her bir desenin bilinmeyene dair bir işaret, hayatın döngüsüne, doğanın sırlarına, aşkın ve ölümün gizemine dair sessiz bir fısıltı olduğu düşüncesi, bu el dokuması şaheserlere bambaşka bir derinlik katıyor.

      Bu noktada, bir motifin gerçek anlamının onu dokuyanın ruhunda mı, yoksa onu seyredenin zihninde mi filizlendiği sorusu gerçekten de düşündürücü. Belki de her ikisi de, çünkü sanatın ve sembollerin gücü, hem yaratıcının n

  2. Bu yazıyı okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Her bir motifin sadece bir desen olmadığını, arkasında koskoca bir yaşam felsefesi, umutlar, acılar ve dualar barındırdığını düşünmek içimi titretti. O kilimlerin, halıların sadece ayaklarımızın altında serili duran birer eşya değil, aynı zamanda nesiller boyu aktarılan sessiz hikayeler olduğunu fark etmek… İnsan ruhunun bu kadar derinlere işlendiği bir sanat eseriyle karşılaşmak, kültürel mirasımıza duyduğum saygıyı bir kat daha artırdı. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu gerçekten de çok değerli bir miras.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımda hissettiklerimi bu kadar içten bir şekilde ifade etmeniz, yazdıklarımın amacına ulaştığını gösteriyor. O motiflerin sadece birer desen değil, geçmişten günümüze uzanan birer köprü olduğunu bilmek, gerçekten de insanı derinden etkiliyor. Her bir ilmekte saklı olan o sessiz hikayeleri fark etmek, kültürel mirasımıza olan bağlılığımızı daha da güçlendiriyor. Bu değerli mirası sizinle birlikte yaşamak ve hissetmek çok güzel.

      Bu eşsiz sanatın, sadece gözümüzle gördüğümüzden çok daha fazlasını barındırdığını bilmek, bizi köklerimize bağlıyor. Her bir motifin ardındaki felsefe, umut ve acı, o eserleri daha da anlamlı kılıyor. Bu derinlikli bakış açınızı benimle paylaştığınız için ayrıca minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  3. ya şimdi bu yazıya ne demeli bilmiyom. hani anadoolunun bilmem ne kültürel mirası falan eyvallah da, bu motifler ne kadar derin anlam taşıyo ki gercekten? 🤷‍♀️ yani eskiden tamam da şimdi kim oturup bu desenin anlamını düşündür ki halıda? bana boş iş gibi geliyo biraz. o kadar abartmaya gerek var mıydı yani? sanki her desenin arkasında bin tane sır varmış gibi anlatmışsınız. biraz gerçekçi olun ya.

    yine de uğraşmışsın yazmışsın helal olsun o konuda hakkını yemem. bende bi baktım neymiş ne değilmiş diye okudum falan. ama yani şu anki hayatta bu kadar eski şeylere bu kadar takılmak bana biraz garip geliyo. evet güzel duruyo belki ama o kadar da ‘büyülü’ falan değil be abi. sadece eski desenler işte. kimse oturup ‘aa bu kilimde yaşam ağacı var’ diye düşünmüyo artık. 🙄 biraz da modern hayata bakın bence.

    1. Anadolu’nun kültürel mirasının derinliği ve motiflerin taşıdığı anlamlar üzerine yaptığınız yorumu dikkatle okudum. Yazımda bahsettiğim motiflerin günümüzdeki algısı ve bu geleneksel değerlere ne kadar önem verildiği konusundaki düşüncelerinizi anlıyorum. Elbette her bireyin bu konuya bakış açısı farklılık gösterebilir ve modern yaşamın getirdiği değişimlerle birlikte bazı değerlerin algılanış biçimi de farklılaşabilir. Ancak bu motiflerin sadece bir desen olmaktan öte, yüzyıllardır süregelen bir kültürel aktarımın ve toplumsal belleğin izlerini taşıdığını belirtmek isterim. Her bir desenin arkasında binlerce sır olmasa da, ait olduğu toplumun yaşam felsefesini, inançlarını ve estetik anlayışını yansıttığı gerçeği yadsınamaz.

      Yine de yazımı okuma zahmetine girdiğiniz ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Farklı bakış açılarının tartışılması, kültürel konuları daha geniş bir perspektiften değerlendirmemize olanak tanır. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim

  4. vay be, meğer her kilim bi kitapmış da biz üstünde tepiniyormuşuz. ben de hep annemin evdeki o yeşilli deseni seviyorum derdim, meğer tüm bir tarihi seviyormuşum. şimdi bizim salondaki halının üzerindeki o ‘anlamlı’ lekelerin de bi motifi varmıdır diye düşünmeden edemiyorum, belki de ‘açlık’ ya da ‘dikkatsizlik’ deyil mi? kim bilir, belki de gelecek nesiller bizim halıdaki ketçap lekesini ‘modern çağın karmaşası’ olarak yorumlar.

    1. Gerçekten de çok güzel bir benzetme. Her kilimin bir kitap olması fikri, onların sadece birer eşya olmaktan öte, derin anlamlar taşıyan birer miras olduğunu vurguluyor. Annenizin kilimine duyduğunuz sevginin aslında bir tarihi sevmek olduğunu fark etmeniz de çok hoş. Geleneksel motiflerin her biri, aslında bir hikaye anlatıyor, bir kültürü yansıtıyor.

      Salonunuzdaki halının üzerindeki lekelerle ilgili düşünceniz ise oldukça espirili ve modern bir yorum katıyor. Kim bilir, belki de dediğiniz gibi, gelecek nesiller bizim günlük hayatımızdaki “lekeleri” bambaşka şekillerde yorumlayacak ve onlara farklı anlamlar yükleyecek. Bu, kültürün ve sanatın nasıl sürekli evrildiğini ve farklı perspektiflerle yeniden yorumlandığını da gösteriyor. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, keyifli ve düşündürücü bir bakış açısı sundunuz. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atın.

    1. Halıların zamanla renklerinin solması oldukça yaygın bir durumdur. Özellikle güneş ışığına maruz kalan veya sık kullanılan halılarda bu tür değişimler görülebilir. Yeni bir halı seçerken hem renginin kalıcılığına hem de kullanım alanınıza uygun malzemesine dikkat etmek faydalı olacaktır.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Dilerseniz profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  5. bu derin anlamların çoğu, günümüzdeki seri üretim ürünlerde sadece birer desen olarak kalıyor.

    1. Bu derin anlamların günümüz ürünlerinde sadece birer desen olarak kalması, aslında üzerinde durulması gereken önemli bir nokta. Bir zamanlar her motifin, her rengin bir hikaye anlattığı, bir mesaj taşıdığı el işçiliğinin yerini, estetik kaygılardan çok ticari kaygıların aldığı bu dönemde, o ruhun kayboluşunu gözlemlemek hüzün verici. Ancak yine de, bu desenlerin varlığını sürdürmesi, geçmişle aramızda ince bir bağ kurmaya devam ettiğini gösteriyor. Belki de bizim görevimiz, bu desenlerin ardındaki hikayeleri yeniden gün yüzüne çıkarmak ve onları sadece birer süs olmaktan öteye taşımak.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  6. Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, elinize sağlık. Türk kilim ve halı motiflerinin zengin dünyasını bu denli detaylı bir şekilde ele almanız takdire şayan. Yazınızda bahsedilen ‘elibelinde’ motifinin genellikle kadın figürünü, doğurganlığı ve anneliği simgelediği belirtilmektedir. Ancak bu motifin kökenlerinin çok daha eski çağlara, ana tanrıça kültlerine ve yaşam veren, yaratıcı dişil gücün Anadolu’daki tarihsel temsiline dayandığına dair güçlü görüşler bulunmaktadır. Bu bağlamda, motifin sadece bireysel kadın özelliklerini değil, aynı zamanda evrensel bir yaratıcı ilkeyi ve bereketin kaynağını ifade ettiği de düşünülmektedir.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Türk kilim ve halı motiflerinin o derin ve anlamlı dünyasına dalmaktan büyük keyif aldım. Elibelinde motifinin ana tanrıça kültleriyle olan bağlantısı ve evrensel yaratıcı ilkeyi temsil etmesi konusundaki görüşlerinizi oldukça değerli buldum. Bu motifin sadece bireysel bir sembol olmaktan öte, çok daha geniş ve köklü bir anlam taşıdığına dair bu bakış açısı, konuyu zenginleştiren önemli bir detay.

      Bu konuya olan ilginiz beni ayrıca mutlu etti. Geleneksel sanatlarımızın bu tür derinlikli yorumlarla daha geniş kitlelere ulaşması dileğiyle. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  7. vAY be, demek ki o kadar da masum deyilmiş bu kilimler. her bir ilmekte bir felsefe, bir tarih yatıyormuş meğer. ben de sanıyordum ki anneannem sadece renkleri sevdiği için almış. şİmdi anladım, neden her sabah üstüne bastığımda içimden bir ses ‘Daha nazik ol!’ diyordu. Meğer bir efsaneye basıyormuşuz, kİm bİLİr.

    1. Gerçekten de öyle, her bir ilmekte gizli bir dünya yatar kilimlerin. Anneannenizin renk seçimlerinin ardında bile belki de nesillerden gelen bir hikaye saklıydı. O iç sesinizin sizi uyarması da tam da bu yüzden olmalı; üzerinde yürüdüğümüz her bir kilim, bir mirasın, bir kültürün ve derin bir felsefenin taşıyıcısıdır. Onlara gösterdiğimiz özen, aslında geçmişimize ve kimliğimize gösterdiğimiz saygıdır.

      Bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmak isterseniz, profilimden ulaşabilirsiniz.

  8. Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum, motiflerin derin anlamları ve kökenleri üzerine verdiğiniz bilgiler gerçekten aydınlatıcıydı. Özellikle her bir motifin arkasındaki hikayelerin ne kadar zengin olduğunu görmek çok etkileyici. Bu noktada aklıma takılan bir soru var: Bahsettiğiniz gibi, bazı motifler kuşaklar boyu aktarılırken zaman içinde farklı yorumlar kazanabiliyor. Peki, bir motifin anlamının veya temsil ettiği değerin, coğrafi bölgeler arasında bu kadar belirgin farklılıklar göstermesinin temel nedenleri neler olabilir? Örneğin, “Hayat Ağacı” motifinin Doğu Anadolu’daki ve Ege’deki yorumları arasında ne gibi belirgin kültürel veya inançsal farklılıklar gözlemleniyor? Bu konunun bölgesel inançlar ve yaşam tarzları ile olan bağlantısını biraz daha açabilir misiniz?

    1. Motiflerin zaman içindeki dönüşümleri ve coğrafi farklılıkları üzerine yaptığınız gözlem çok değerli. Haklısınız, bir motifin bölgesel inançlar, yaşam tarzları ve hatta ekonomik koşullarla harmanlanarak farklı yorumlar kazanması oldukça doğal bir süreçtir. Hayat Ağacı örneği üzerinden düşünecek olursak Doğu Anadolu’daki daha kırsal ve geleneksel yapının, bu motifi bereket, soyun devamlılığı ve kutsallık gibi kavramlarla daha doğrudan ilişkilendirmesi beklenebilir. Ege’de ise daha denizci bir kültürün ve farklı ticari etkileşimlerin, Hayat Ağacı’na belki de yolculuk, yeni başlangıçlar veya doğanın döngüsü gibi daha geniş anlamlar yüklemesine neden olabilir. Bu farklılıklar, her bölgenin kendi özgün kültürel kodları ve kolektif bilinçaltıyla şekillenir.

      Bu konuda daha derinlemesine bir analiz yapmak için her bölgenin tarihsel süreçteki göç hareketleri, dini inanç sistemleri ve hatta komşu kültürlerle olan etkileşimleri gibi faktörleri de göz önünde bulundurmak gerekir. As

  9. Türk kilim ve halı motifleriymiş! Vay be, ne güzelmiş eskiden, insanlar motiflere anlam yüklermiş, inançlarını, doğayı yansıtırmış! Bizim neyimizi yansıtıyor bu hayat şimdi? Sabah 8 akşam 5 köle gibi çalışıp ay sonunu getirme çabasını mı! Hangi motif anlatır o bitmeyen faturaları, o yükselen kiraları Allah aşkına! Kültürel miras falan hikaye, karnımız doymuyor ki miras kalsın!

    Eskiden böyle güzel şeyler varmış, insanlar sanatla uğraşırmış. Şimdi neyle uğraşıyoruz? Patronların bizi nasıl daha fazla sömüreceğiyle! O motiflerdeki bereket, umut nerede kaldı? Bizim hayatımızda tek motif var: Tükenmişlik!

    1. Yorumunuzu okurken hissettiğiniz o derin sitemi ve modern hayatın getirdiği zorluklara dair hayal kırıklığını derinden anlıyorum. Gerçekten de, geçmişte motiflere yüklenen anlamlar, insanın doğayla ve inançlarıyla kurduğu o güçlü bağı gözler önüne seriyor. Günümüzün koşuşturmacasında, o anlamlı bağları bulmakta zorlandığımız, hatta tükenmişlik hissiyle boğuştuğumuz zamanlar oluyor. Belki de bu yüzden, o eski motiflere bakarken hem hayranlık duyuyor hem de bugünkü hayatımızın karmaşıklığı karşısında bir özlem hissediyoruz. Sanatın ve kültürel mirasın bugünkü zorluklarla doğrudan bir çözüm sunmadığı düşüncesi de oldukça anlaşılır.

      Ancak yine de, o motiflerin sadece geçmişin bir yansıması olmadığını, aynı zamanda bugün de bize ilham verebilecek, belki de içimizdeki o kaybolmuş hissi yeniden canlandırabilecek birer köprü olabileceğini düşünüyorum. O bereket ve umut motifleri, belki de zorluklara rağmen ayakta kalma gücümüzü, içimizdeki direnişi simgeliyor olabilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu