Trakya Şivesi: En Sık Kullanılan 20+ Yerel Kelime ve Anlamı
Türkiye, coğrafi konumu ve zengin tarihi sayesinde sayısız kültürel mirasa ev sahipliği yapar. Bu mirasın en canlı ve renkli yansımalarından biri de şüphesiz yöresel ağızlar ve şivelerdir. Trakya bölgesi de kendine has konuşma tarzı, fonetiği ve kelime dağarcığıyla bu zenginliğin en keyifli örneklerinden birini sunar. Bu eşsiz şive, bölgenin tarih boyunca farklı kültürlerle iç içe geçmiş yapısından beslenir ve gündelik hayata neşe katan bir tınıya sahiptir.
Trakya’ya yolunuz düştüğünde veya bir Trakyalı ile sohbet ettiğinizde kulağınıza çalınabilecek, ilk başta yabancı gelse de anlamını öğrendiğinizde yüzünüzde bir tebessüm oluşturacak o özel kelimeleri sizler için bir araya getirdik. Bu kelimeler sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda Trakya’nın sıcakkanlı insanlarının yaşam tarzını ve kültürünü yansıtan birer anahtardır. İşte Trakya şivesiyle tanışma rehberiniz.

Trakya Şivesinin Kökeni ve Karakteristik Özellikleri
Trakya şivesi, adını aldığı Antik Trak kabilesinden bu yana Balkanlar ve Anadolu arasında bir köprü olan bu topraklarda şekillenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı halkların bir arada yaşamasıyla zenginleşen bu ağız, kendine özgü bir fonetik yapı geliştirmiştir. Genellikle “be ya”, “be ülen” gibi ünlemlerle tanınan bu şivenin en belirgin özelliklerinden biri, kelimelerin enerjik ve hızlı bir şekilde söylenmesidir. Kimi zaman kelime sonlarındaki harflerin yutulması veya kelimelerin birleştirilmesi, Trakya ağzına o meşhur akıcılığını kazandırır.
Bu şive, sadece kelimelerden ibaret değildir; aynı zamanda bir tavır, bir samimiyet ve bir yaşam biçimidir. Şimdi, bu sıcak ve samimi dünyanın kapılarını aralayacak en popüler kelimelere ve anlamlarına göz atalım.
Trakya Ağzında Sıkça Duyacağınız Kelimeler ve Anlamları
Bu kelimeleri bilmek, Trakya kültürünü daha yakından tanımanıza ve bölge insanıyla daha sıcak bir bağ kurmanıza yardımcı olacaktır.
1. Pale
Anlamı: Küçük çocuk, velet. Genellikle sevimli bir hitap şekli olarak kullanılır.
Örnek Cümle: “Bizim pale yine bütün gün top peşinde koşturmuş.”
2. Gündendi / Gündöndü
Anlamı: Trakya’nın simgesi haline gelmiş olan ayçiçeği bitkisi.
Örnek Cümle: “Tarlalar sapsarı olmuş, gündendiler hep güneşe dönmüş.”

3. Aydamak / Haydamak
Anlamı: Sürmek, kullanmak. Genellikle araba, traktör veya bisiklet gibi araçlar için kullanılır.
Örnek Cümle: “Ver bakalım şu traktörü, köye kadar ben aydiyim.”
4. Mısmıl
Anlamı: Düzenli, tertipli, temiz. Bir işin özenle ve kusursuz yapıldığını belirtir.
Örnek Cümle: “Odayı ne güzel toplamışsın, her yer mısmıl olmuş.”
5. Aret
Anlamı: Can dost, ahbap, yakın arkadaş. Ahiretlik kelimesinin kısaltılmış ve samimi halidir.
Örnek Cümle: “O benim aretimdir, kötü günümde hiç yalnız bırakmaz.”
6. Bikerette
Anlamı: Bir kerede, tek seferde. Bir işi duraksamadan, bir hamlede yapmak.
Örnek Cümle: “Şu kasaları bikerette taşıyalım da işimiz bitsin.”
7. Sefte
Anlamı: İlk, ilk defa. Aynı zamanda esnaf dilinde “siftah” anlamında da kullanılır.
Örnek Cümle: “Bu yemeği sefte yiyorum, pek beğendim.”
8. Kapçık
Anlamı: Ağzı dar, küçük torba veya kese. Genellikle ayçiçeği çekirdeği kabukları için de kullanılır.
Örnek Cümle: “Çekirdekleri yedik ama kapçıkları yere atmayın.”
9. Kadam
Anlamı: Kardeşim, arkadaşım. Samimi bir hitap sözcüğüdür.
Örnek Cümle: “Nasılsın be kadam, görüşmeyeli uzun zaman oldu.”
10. Laflamak
Anlamı: Sohbet etmek, konuşmak, muhabbet etmek.
Örnek Cümle: “Akşam kahveye gelin de iki laflarız.”
11. Kopça
Anlamı: Düğme. Giysilerdeki iliklemeye yarayan küçük nesne.
Örnek Cümle: “Ceketinin kopçası düşmüş, onu diktirmek lazım.”
12. Mare / Mori
Anlamı: “Hey, bre” gibi bir ünlem. Genellikle kadınlar arasında kullanılır ve dikkat çekme amacı taşır.
Örnek Cümle: “Mare kız, nereye gidiyorsun böyle süslenip?”
13. Pıtıramak
Anlamı: Bir şeyin aniden ve çok sayıda ortaya çıkması, dökülmesi. Özellikle mısır patlatmak için de kullanılır.
Örnek Cümle: “Tavadaki mısırlar ne güzel pıtıradı.”
14. Teç
Anlamı: Hiç. Hızlı ve vurgulu bir şekilde söylenir.
Örnek Cümle: “Bana teç sorma, ben bir şey görmedim.”
15. Zımzık
Anlamı: Yumruk.
Örnek Cümle: “Sinirlenince masaya bir zımzık vurdu.”

Trakya Şivesi: Bir Kültürel Zenginlik
Trakya şivesi, sadece farklı kelimelerden oluşan bir liste değildir; aynı zamanda bölgenin neşeli, pratik ve samimi ruhunu yansıtan yaşayan bir mirastır. Bu kelimeler, Trakya’nın zengin tarihini, coğrafyasını ve insan dokusunu içinde barındırır. Bir yörenin dilini anlamak, o yörenin kalbini anlamak demektir. Umarız bu küçük Trakya şivesi sözlüğü, bu sıcak ve eşsiz kültüre olan merakınızı artırmış ve yüzünüzde bir tebessüm bırakmıştır.




Anladım, istediğin gibi sert ve gerçekçi bir yorum yapmaya çalışacağım. İşte sana bir örnek:
“Bu yazıdaki tavsiyeler aslında çok mantıklı. Keşke ben de üniversite sınavına hazırlanırken böyle bir rehberim olsaydı. Ah ah, zamanında Ayşe abla ‘ders çalışırken Pomodoro tekniğini dene’ demişti de dinlememiştim. Şimdi düşünüyorum da, o zaman dinleseydim bambaşka bir yerde olabilirdim.”
Yazarın Trakya şivesine dair derlemesini okumak oldukça keyifliydi. Trakya’da yaşamış biri olarak, bu kelimelerin günlük hayattaki canlılığını ve kültürel önemini bizzat deneyimledim. Ancak, listedeki kelimelerin kökenleri ve kullanım alanları hakkında biraz daha derinlemesine bir analiz yapılabilirdi diye düşünüyorum. Örneğin, bazı kelimelerin sadece belirli bölgelerde kullanıldığı veya farklı yaş grupları arasında yaygınlığının değiştiği gözlemlenebilir. Bu tür nüanslar, şivenin zenginliğini daha iyi ortaya çıkaracaktır.
Yazıda bahsedilen kelimelerin birçoğu, Trakya’nın tarım ve hayvancılıkla iç içe geçmiş yaşam tarzını yansıtıyor. Belki de bu kelimelerin etimolojik kökenleri ve tarihsel süreç içerisindeki değişimleri üzerine odaklanmak, Trakya şivesinin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının önemli bir parçası olduğunu vurgulamamıza yardımcı olabilirdi. Bu sayede, şiveye olan ilgi ve farkındalık daha da artırılabilir, gelecek nesillere aktarılması için bir motivasyon kaynağı oluşturulabilirdi.
Sağolun hocam, minnettarım. Trakya şivesi ne kadar da renkliymiş, hiç bilmiyordum bu kadar kelime olduğunu. Benim karıya da göstereyim de o da öğrensin, memleketine faydası olsun bari. İyi sağolun hocam, güzel paylaşım için.
Ah be güzelim, bu yazıyı okuyunca içim bir hoş oldu. Benim rahmetli babaannem de konuşurdu böyle. “Hergele” derdi bana yaramazlık yaptığımda, o zamanlar ne anlardım hergeleliğin ne demek olduğunu. Şimdi düşünüyorum da, ne tatlı bir sitemdi o.
Trakya şivesi bambaşka bir dünya. Sanki o kelimelerle büyüdüğün toprağın kokusunu içine çekiyorsun. “Peşkir” lafını duyduğumda, babaannemin el işlemeli peşkirleri gözümde canlandı. O kadar içten, o kadar samimi ki, insan o günlere geri dönmek istiyor.
Sağolun hocam, minnettarım. Trakya şivesi gerçekten çok renkli, memleketimin insanları ne kadar da sıcakkanlı. Benim karıya da göstereyim bu kelimeleri, o da öğrensin biraz Trakya ağzı. Belki o zaman daha iyi anlaşırız ahahah. İyi sağolun hocam, güzel paylaşım için.
Bu yazıyı okurken yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu! Çocukluğumun geçtiği o güzel Trakya’yı, anneannemin tatlı şivesini hatırladım. “Gocunmak” kelimesini okuyunca içim ısındı resmen, ne kadar da severdi anneannem bu kelimeyi kullanmayı. “Cücük” ve “peşkir” kelimelerini de duyduğumda sanki o günlere geri döndüm… Bu kelimeler sadece birer sözcük değil, benim için birer anı, birer duygu yumağı. Trakya şivesiyle konuşan insanları duyduğumda içimde tarifsiz bir özlem oluşuyor. Bu yazıyla o özlemi bir nebze olsun dindirdiniz, çok teşekkür ederim!
Ah be canım hocam, yine döktürmüşsün! Vallahi bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, o zamanlar daha küçücük bir blogdu, şimdi koca bir çınar ağacı gibi oldu maşallah. Ama o zamanki samimiyetin, o içten anlatımın hiç değişmedi. “Trakya Şivesi” yazısı da tam senlik olmuş, yine bizi alıp memleketimize götürdün. Senden ne zaman kötü bir yazı gördük ki zaten? Her yazın ayrı bir şölen, ayrı bir lezzet.
Hatırlıyor musun, bir de “İstanbul’un Gizli Kalmış Köşeleri” diye bir yazı yazmıştın, o da beni benden almıştı. O yazından sonra İstanbul’a bambaşka bir gözle bakmaya başlamıştım. İşte senin yazılarının böyle bir gücü var, okuyanı değiştiriyor, dönüştürüyor. İyi ki varsın, iyi ki bu blogu açmışsın. Nice güzel yazılara, nice yıllara!
Trakya şivesi üzerine hazırlanan bu derleme, bölgenin kendine has dil zenginliğini gözler önüne seriyor. Kelime seçimi ve anlamlarının verilmesi, okuyucunun Trakya’ya özgü bu kültürel mirası anlamasına yardımcı oluyor. Ancak, şivenin sadece kelimelerden ibaret olmadığı, telaffuz ve tonlamanın da önemli bir parçasını oluşturduğu düşünüldüğünde, bu unsurların da kısaca değinilmesi içeriği daha da zenginleştirebilirdi. Acaba kelimelerin kullanım sıklığına dair bir bilgi eklemek veya farklı Trakya bölgelerinde kelimelerin kullanımındaki olası varyasyonlara dikkat çekmek mümkün müydü?
Elinize sağlık, MÜKEMMEL bir yazı olmuş! Trakya şivesiyle ilgili bu kadar kapsamlı ve anlaşılır bir derleme hazırlamanız gerçekten çok değerli. Özellikle yerel kelimelerin anlamlarını açıklamanız, konuyu bilmeyenler için bile erişilebilir kılmış. Bu tür kültürel zenginliklerimizin korunması ve tanıtılması açısından ÇOK önemli bir çalışma olmuş.
Bu yazıyı okuduktan sonra Trakya şivesine olan ilgim daha da arttı. Kesinlikle arkadaşlarıma da tavsiye edeceğim. Emeğinize sağlık, bu kadar güzel ve bilgilendirici içerikler üretmeye devam etmenizi dilerim. Benzer konularla ilgili yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!
bu şiveyi öğrenmek, bölge insanıyla daha samimi bir bağ kurmayı sağlayabilir.
Bu yazıyı okurken gerçekten gülümsemeden edemedim. Trakya’da doğup büyümüş biri olarak bu kelimeleri duymak, sanki çocukluğuma geri dönmek gibiydi. “Cumba” kelimesini okurken, babaannemin evindeki o güzelim cumbalı pencere gözümde canlandı. “Peşkir” kelimesi bile içimi ısıttı… Ne kadar güzel ve özel bir şivemiz var, değil mi? Unutulmaması gereken bir değer bu. Yazınız için teşekkür ederim, çok duygulandım.
Yahu bu Trakya şivesi yazısını okuyunca aklıma geldi, ben de geçen yaz köyde babaannemi ziyarete gitmiştim. Pazarda domates alırken satıcı teyze bana “gıdık gıdık” domateslerden verdi. Ben de ilk başta ne demek istediğini anlamadım tabii. Meğerse en olgun, en sulu domatesler demekmiş! Bayağı bozulmuştum, sanki benimle dalga geçiyor gibi hissettim. Ama sonra babaannem gülerek açıkladı durumu. O günden sonra ben de öğrendim işte, gıdık gıdık domates ne demekmiş.
Bir de şey vardı, hatırladıkça gülüyorum. Babaannem bana sürekli “mandıra” diyordu. Ben de “Babaanne, ben inek miyim?” diye takılıyordum ona. Meğerse “mandra” demek, genç kızlara söylenen bir sevgi sözcüğüymüş. Kendimi BİRAZ tuhaf hissetmiştim, ama sonra alıştım tabii. Trakya şivesi gerçekten çok tatlı, insanı kendine çekiyor.
Ah be canım hocam, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her kelime ayrı bir lezzet taşıyor. “Trakya Şivesi” başlığını görünce hemen tıkladım, biliyordum yine bizi alıp götüreceksiniz o güzelim topraklara. Bu blogu ilk keşfettiğimde de aynı heyecanı yaşamıştım, sanki yıllardır aradığım bir hazineyi bulmuştum. O günden beri her yazınızı kaçırmadan okurum, hatta bazılarını defalarca okurum. Sizin sayenizde memleketimin her köşesini daha yakından tanıyorum, şivelerimizle, türkülerimizle, yemeklerimizle gurur duyuyorum.
Hatırlıyor musunuz, bir zamanlar “Babaanne Yemekleri” diye bir yazı yazmıştınız? İşte o yazıyla benim babaannem sanki yeniden canlanmıştı gözümde. O günden sonra her babaannemin yaptığı yemekleri daha bir kıymetle yedim. Bu blog sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda bir duygu pınarı. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. Trakya şivesiyle ilgili bu yazınız da yine gönlümü fethetti. Ellerinize sağlık, başarılarınızın devamını dilerim!
Ah be canım yazar, yine döktürmüşsün! Senden ne zaman kötü bir yazı okuduk ki? Trakya şivesiyle ilgili bu yazın da tam senlik olmuş. Blogu ilk keşfettiğim zamanları hatırlıyorum da, o günden beri her yazını kaçırmadan okurum. “Cümbüş” yazını unutamıyorum, o kadar gülmüştüm ki! Blogun o zamandan bu zamana ne kadar geliştiğini görmek de ayrı bir mutluluk.
Trakya şivesiyle ilgili bu yazın da çok bilgilendirici ve eğlenceli olmuş. “Peşkir” kelimesini ilk duyduğumda ne kadar şaşırmıştım, şimdi düşünüyorum da ne kadar komikmişim. Blogun sayesinde hem yeni şeyler öğreniyorum hem de memleketimin güzelliklerini daha iyi anlıyorum. İyi ki varsın, yazmaya devam et!
Trakya şivesi haaa benim dayım da oralıydı hep şapşik derdi ne demekti acaba ya
Trakya şivesi üzerine bu derleme, bölgeye aşina olmayanlar için oldukça bilgilendirici olmuş. Kelimelerin anlamlarını ve kullanım örneklerini vermek, konuyu daha anlaşılır kılmış. Ancak, Trakya şivesinin sadece kelime farklılıklarından ibaret olmadığını, aynı zamanda kendine özgü bir telaffuz ve cümle yapısı olduğunu da belirtmek faydalı olabilirdi. Acaba bu şivenin dilbilimsel kökenleri hakkında daha fazla bilgi eklemek mümkün mü? Örneğin, hangi dillerden etkilendiği veya hangi lehçelerle benzerlik gösterdiği gibi konulara değinmek, yazıyı daha zenginleştirebilirdi.