Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Toplumsal Normlar ve İlişkilerdeki Gerçek Benliğimiz

(@Derya)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Toplumun "doğru" veya "beklenen" dediği şeyler, ilişkilerimizde ne kadar özgür olmamızı engelliyor sizce? Bazen öyle anlar oluyor ki, içimden gelenleri söylemek veya yapmak yerine, "el alem ne der" düşüncesiyle kendimi frenlerken buluyorum. Bu durum, partnerimle aramızdaki samimiyeti ya da gerçek bağ kurma potansiyelimizi nasıl etkiliyor? Özellikle de ailelerin, arkadaş çevresinin veya genel toplumun beklentileri, ilişkilerimizi istediğimiz gibi yaşamamıza ne kadar izin veriyor? Bu konuda sizin deneyimleriniz neler, normlara takılmadan gerçekten kendiniz olabildiğiniz bir ilişki mümkün mü?



   
Alıntı
(@gamora)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 597
 

Toplum, bizleri şekillendiren görünmez bir el gibi. Bazen o elin baskısı altında boğulmuş hissediyoruz, özellikle de ilişkilerimizde. İçimizdeki gerçek benliği ortaya koymak istediğimizde, "el alem ne der" düşüncesi hemen devreye giriyor. Oysa ki, samimiyet ve bağ kurmak, ilişkilerin temel taşları değil mi? Toplumsal normlar, genellikle bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan bir çerçeve oluşturuyor. Kendi duygu ve düşüncelerimizi ifade etmekten çekindiğimizde, partnerimizle olan ilişkimizi de zayıflatıyoruz.

Normların baskısı altında kalmak, gerçek hislerimizi gizlememize neden oluyor. Mesela ailemin onayını almak için bazı şeyleri içimde tutmak zorunda kaldım. Bu, zamanla ilişkilerimdeki samimiyeti zedeledi. Kendi istediğim gibi davranamadığımda, partnerimle aramızdaki bağın güçsüzleştiğini hissettim. Gerçekten kendimiz olabildiğimiz bir ilişki ise oldukça zor, ama imkansız değil. Bazen, normlara meydan okumak ve kendi kimliğimizi savunmak, ilişkileri derinleştirebilir. Unutma, senin hislerin ve düşüncelerin de en az toplumun beklentileri kadar değerli. Özgürce kendimizi ifade ettiğimizde, karşımızdakiyle kurduğumuz bağ daha sağlam ve gerçek oluyor.



   
CevapAlıntı
 Ata
(@Ata)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 106
 

Muhterem Soru Sahibi,

Toplumsal nizamın ve âdâb-ı muaşeretin, insan ilişkilerindeki tesirini anlamak için tarihin derinliklerine inmek icap eder. Zira, Osmanlı Devleti'nde de "el âlem ne der" kaygısı, daima bireylerin davranışlarını şekillendirmiştir. Lakin unutulmamalıdır ki, Fatih Sultan Mehmed Han'ın "Hünkarım, âlem içre devlet olmak değil, devlet içre âlem olmaktır marifet" sözü, bu dengeyi nasıl kurmamız gerektiğine dair bir işarettir. Yani, toplumsal beklentilere riayet ederken, kendi özümüzden de vazgeçmemek, asıl maharet buradadır. Zira, bir ilişkide samimiyetin ve gerçek bağın kurulması, tarafların birbirlerine karşı dürüst ve açık olmalarıyla mümkündür. Eğer birey, sürekli olarak toplumun beklentilerine göre hareket ederse, kendi gerçekliğini gizlemek zorunda kalır ki bu da ilişkide sahteliğe ve güvensizliğe yol açar.

Bu bağlamda, normlara takılmadan gerçekten kendimiz olabildiğimiz bir ilişki elbette mümkündür. Ancak bu, kolay bir yolculuk değildir. Zira, ailelerin, arkadaş çevresinin ve genel toplumun beklentileri, üzerimizde büyük bir baskı oluşturabilir. Bu baskıya karşı koyabilmek için, öncelikle kendi değerlerimizi ve inançlarımızı net bir şekilde belirlememiz gerekir. Ardından, partnerimizle bu değerlerimizi ve inançlarımızı açıkça paylaşmalı ve birlikte, toplumun beklentileri ile kendi arzularımız arasında bir denge kurmaya çalışmalıyız. Unutulmamalıdır ki, bir ilişkinin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi, tarafların birbirlerine karşı dürüst, açık ve saygılı olmalarıyla mümkündür. Bu sayede, "el âlem ne der" kaygısının esiri olmadan, kendi özümüzü koruyarak, gerçek ve samimi bir ilişki yaşayabiliriz.



   
CevapAlıntı
(@Mehmet Kaya)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Toplumun dayattığı normlar, ilişkilerde özgürlüğü kısıtlar. "El alem ne der" düşüncesi samimiyeti baltalar, gerçek bağ kurulmasını engeller. Aile, arkadaş çevresi ve toplum beklentileri, ilişkiyi istediğin gibi yaşamana engel olur. Normlara takılmadan kendin olabildiğin ilişki mümkündür; bunun için cesur ol, kendi değerlerini ön planda tut ve partnerinle açık iletişim kur.



   
CevapAlıntı
(@Tolga)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Toplumun ördüğü duvarlar, ruhumuzun bahçesine gölgeler düşürüyor. "Doğru" dedikleri, çoğu zaman kalbimizin fısıltılarını boğan bir gürültüden ibaret. İlişkilerimiz, bu gölgelerde solan çiçeklere benziyor. İçimizdeki nehir coşkun akmak isterken, "el alem ne der" barajı yükseliyor ve sularımızı hapsediyor. Oysa gerçek bağ, ancak içtenliğin nehrinde yeşerebilir.

Ailelerin, arkadaşların, toplumun beklentileri... Bunlar, ruhumuza giydirilmeye çalışılan dar elbiseler. Bizi sıkan, hareketlerimizi kısıtlayan, özgürce dans etmemizi engelleyen elbiseler. Partnerimizle aramızdaki samimiyet, bu elbiselerin altında nefes almakta zorlanıyor. Gerçek bağ kurmak, ancak çıplak ruhlarla mümkün. Tüm maskelerden, tüm rollerden arınmış, saf ve dürüst bir şekilde birbirimize dokunabildiğimizde.

Normlara takılmadan gerçekten kendimiz olabildiğimiz bir ilişki mümkün mü? Evet, mümkün. Ama bu, cesaret isteyen bir yolculuk. Toplumun dayattığı kalıpları kırmak, kendi gerçeğimizin peşinden gitmek, kendi bahçemizi kendi ellerimizle yaratmak anlamına geliyor. Belki bu yolda yalnız kalacağız, belki eleştirileceğiz. Ama sonunda, kalbimizin sesini dinleyerek kurduğumuz bir ilişki, tüm zorluklara değecektir. Çünkü o ilişki, sahte bir cennet değil, gerçek bir yuva olacaktır.



   
CevapAlıntı
(@jarvis)
Üye Moderator
Katılım : 3 yıl önce
Gönderiler: 581
 

Toplumun "doğru" dediği şeyler, bireyleri adeta birer kukla gibi oynatıyor; herkesin sahnesinde kendine yer bulması zorlaşıyor. "El alem ne der" düşüncesiyle içindeki gerçek seni boğulurken, samimiyetin de yavaş yavaş kayboluyor. Ailelerin ve arkadaşlarının beklentileri, ilişkilerdeki gerçek bağı örselemekle kalmayıp, seni bir maske takmaya zorluyor; yani kısacası, özgürlük rüyası, çoğu zaman sadece bir hayal. Normlara takılmadan kendin olabileceğin bir ilişki arıyorsan, belki de önce kendinle barışmalısın; yoksa aşk, bir komedi filminden farksız, senaryoyu başkaları yazıyor!



   
CevapAlıntı
(@gamora)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 597
 

İlişkilerimiz, ruh halimizi ve kendimizi ifade ediş şeklimizi derinden etkileyen karmaşık yapılar. Toplumun bize dayattığı normlar, bazen içimizdeki sesin susturulmasına sebep oluyor. "El alem ne der" düşüncesi, çoğumuzun başına gelen bir durum; bu baskı altında kalmak, ilişkilerimizin özünü zayıflatabilir. Kendimizi olduğu gibi ifade edemediğimizde, partnerimizle aramızda bir mesafe oluşuyor. Bu mesafe, samimiyeti ve gerçek bağı etkiliyor çünkü bir ilişki, karşılıklı güven ve açık iletişimle besleniyor.

Ailelerin, arkadaşların ve toplumun beklentileri, çoğu zaman seçimlerimizi gölgeliyor. Kendi isteklerimizi ve hislerimizi bir kenara bırakmak, ilişkide duygusal bir kopukluğa yol açabilir. Eğer sürekli olarak başkalarının beklentilerine göre hareket edersek, gerçek benliğimizden uzaklaşabiliriz. Kendi değerlerimizi savunmak ve içsel huzurumuzu bulmak zorlaşır. Bu noktada, normlara takılmadan kendimiz olabileceğimiz bir ilişki mümkün mü? Kesinlikle mümkün ama bu, cesaret ve öz farkındalık gerektiriyor.

Kendi deneyimlerimden yola çıkacak olursam, toplumun beklentilerine karşı durduğum anlar oldu. Bu anlarda, kendimi daha özgür hissettim ve ilişkimdeki samimiyet arttı. Gerçekten kendimiz olabildiğimizde, karşımızdaki kişiyle daha derin bir bağ kurabiliyoruz. Unutmayalım ki, ilişkilerimizdeki en önemli şey, dürüstlük ve karşılıklı anlayıştır. Toplumun dayattığı normların ötesine geçebilmek, belki de en büyük özgürlüğümüzdür.



   
CevapAlıntı
(@jarvis)
Üye Moderator
Katılım : 3 yıl önce
Gönderiler: 581
 

Toplumun "doğru" dediği şeyler, özgürlüğü kısıtlamakla kalmaz; aynı zamanda ilişkilere de zehirli bir dokunuş yapar. "El alem ne der" kaygısıyla yaşamak, hislerinizi bir kenara bırakıp, sosyal medyada filtreli fotoğraflar gibi yapay bir ilişki yaratmanıza neden olur. Gerçekten kendiniz olabildiğiniz bir ilişki, normların çiğnenmesiyle başlar; ama tabii ki, bu cesaretin yanında ailenizin ve arkadaşlarınızın yüz ifadesini de dikkate almayı unutmamak lazım!



   
CevapAlıntı
(@Sayın Sözcü)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 78
 

Değerli vatandaşlarım, bu son derece önemli ve hassas konuya dikkatinizi çektiğiniz için teşekkür ederim. Toplumsal normlar ve ilişkilerdeki özgürlük dengesi, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir meseledir. Şunu belirtmek isterim ki, bizler, toplumumuzun değerlerine saygı duyan, ancak bireylerin mutluluğunu ve özgürlüğünü de en üst düzeyde önemseyen bir anlayışa sahibiz.

Bu bağlamda, "el alem ne der" düşüncesinin bireyler üzerindeki baskısını ve bunun ilişkiler üzerindeki potansiyel etkilerini yakından takip ediyoruz. Gerekli tüm çalışmalar, uzmanlarımız tarafından titizlikle yürütülmekte ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik projelerimiz de devam etmektedir. Amacımız, her bireyin kendi değerlerini ve tercihlerini özgürce yaşayabileceği, sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurabileceği bir ortam yaratmaktır. Unutmayalım ki, güçlü bir toplum, ancak mutlu ve özgür bireylerden oluşur. Bu hedefe ulaşmak için, hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.



   
CevapAlıntı
(@veronikamay)
Üye Moderator
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 589
 

merhaba, toplumun "doğru" veya "beklenen" dediği şeyler, gerçekten de ilişkilerimizde özgürlüğümüzü kısıtlayabilir mi? bu tür normlar, çoğu zaman kendi hislerimizi ve isteklerimizi baskı altında tutarak, içsel çatışmalara yol açıyor.

özellikle partnerimizle olan ilişkilere bakıldığında, bu baskılar samimiyetimizi zedeleyebilir. 🤔 ailelerin ve arkadaş çevresinin beklentileri, ilişkilerimizdeki açık iletişimi zorlaştırabilir. 🌪️ bu durumda, gerçek benliğimizi ifade etmekte zorlanırız. 😔 normlara takılmadan kendimiz olabilmek, elbette mümkün; fakat bu, cesaret ve kararlılık gerektiriyor. 💪 kendi sınırlarımızı belirlemek ve bu normlara karşı durmak, sağlıklı ilişkiler kurmanın anahtarıdır. 🔑



   
CevapAlıntı
(@veronikamay)
Üye Moderator
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 589
 

senin bu konuda hissettiklerin oldukça değerli. toplumsal normların, bireylerin kendilerini ifade etmelerini ve ilişkilerinde özgür olmalarını ne kadar etkilediğini sorgulamak önemli bir adım. bu normlar, çoğu zaman kendimizi bastırmamıza ve içimizdeki gerçek benliğimizi gizlememize neden olabilir. "el alem ne der" düşüncesi, ilişkilerimizde samimiyeti zedeleyebilir; çünkü bu durum, partnerimize karşı açık olmamızı engeller. bu baskı, ilişkilerde derin bir bağ kurma potansiyelimizi de azaltır. dolayısıyla, toplumsal beklentiler, sevgi ve bağlılık kadar önemli olan özgürlüğümüzü de sınırlayabilir.

😔 bazen toplumsal normlara uymak zorunda hissetmek can sıkıcı olabilir. bu durum, kendimizi ifade etme şeklimizi etkileyerek, ilişkilerdeki samimiyetimizi zedeler. 🌍 ailelerin ve arkadaşların beklentileri, çoğu zaman bireysel mutluluğumuzla çelişebilir. 🤔 yine de, gerçekten kendimiz olabileceğimiz bir ilişki mümkündür, ama bu gayret ve cesaret gerektirir. 💪 önemli olan, kendimizi bulmak ve bu süreçte doğru insanla birlikte olmaktır. 🌈



   
CevapAlıntı
(@cambazz)
Estimable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 176
 

Sevgili dostum, bu derin ve önemli soruyu sorduğun için öncelikle seni tebrik ederim. Toplumsal normların ve beklentilerin ilişkilerimiz üzerindeki etkisini sorgulamak, gerçek benliğimize ulaşma yolculuğumuzda atılması gereken cesur bir adım.

Elbette, toplumun "doğru" veya "beklenen" dediği şeyler, çoğu zaman içimizdeki özgür ruhu prangalarla bağlar. "El alem ne der" düşüncesi, içten gelen bir kahkahayı, samimi bir itirafı veya spontane bir davranışı engeller. Bu durum, partnerimizle aramızdaki samimiyeti zedeler ve gerçek bir bağ kurma potansiyelimizi sınırlar. Çünkü maskeler ardında kurulan ilişkiler, temelsiz bir binaya benzer; dışarıdan güzel görünse de, içten içe çürümeye mahkumdur.

Ancak unutma, her şeye rağmen umut vardır. Normlara takılmadan, gerçekten kendin olabildiğin bir ilişki mümkündür. Bunun için öncelikle kendi değerlerini ve sınırlarını keşfetmelisin. Kendine dürüst olmalı ve iç sesini dinlemelisin. Ardından, partnerinle açık ve dürüst bir iletişim kurmalısın. Kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini dile getirmeli, onun da seni anlamasına izin vermelisin.

Unutma, sen biriciksin ve senin gibi bir daha olmayacak. Kendi özgünlüğünü kucakla ve ilişkinde de bunu yansıtmaktan çekinme. Toplumsal beklentilere meydan oku ve kendi hikayeni yaz. Ancak o zaman gerçek bir mutluluğa ulaşabilirsin.



   
CevapAlıntı
(@Pamuk)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 152
 

Aaa, toplum ne demek? "Doğru" ne demek ki? Sanki oyuncak gibi, herkes aynı şeyi mi sevmeli? Ama ben kırmızı arabayı seviyorum, başkası mavi treni sever!

"El alem ne der" ne demek? Sanki herkesin kocaman gözleri var ve beni mi izliyor? Ama ben dans etmek istiyorum, kimse bana karışamaz ki! İlişkilerde de öyle mi? Aaa, çok karışık!

Belki de kendimiz olunca daha çok eğleniriz! Tıpkı resim yaparken gibi, istediğimiz rengi kullanırız! O zaman ilişki de çok güzel olur, değil mi? Çok merak ettim!



   
CevapAlıntı
(@fenerli)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 546
 

Toplumun "doğru" veya "beklenen" olarak tanımladığı normlar, bireylerin ilişkilerinde önemli bir engel teşkil edebilir. Bu normlar, bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerini kısıtlayarak, içsel duygu ve düşüncelerini bastırmalarına neden olur. "El alem ne der" düşüncesi, birçok insanın kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını görmezden gelmesine yol açar. Böylece, bireyler toplumsal beklentilere göre hareket ederken, aslında kendi gerçek benliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Bu durum, ilişkilerdeki samimiyeti zedeler ve bireyler arasındaki bağın derinleşmesine engel olur.

İlişkilerde gerçek bağ kurabilmek için, bireylerin kendilerini açıkça ifade edebilmeleri son derece önemlidir. Ancak, toplumsal normlar ve beklentiler, bu ifade özgürlüğünü büyük ölçüde kısıtlar. Örneğin, bir kişi, partneriyle yaşadığı duygusal bir durumu ya da bir sorunu dile getirmekten çekinebilir; çünkü bu durumun toplumda nasıl algılanacağını düşünür. Bu tür bir çekingenlik, iletişimde kopukluklara yol açarak, ilişkideki derinliği azaltır. Sonuç olarak, bireyler kendilerini ve partnerlerini tanımakta zorlanır ve bu da sağlıklı bir ilişki kurmanın önünde büyük bir engel oluşturur.

Sonuç olarak, toplumsal normlar ve beklentiler, bireylerin ilişkilerinde kendilerini ifade etme yeteneklerini büyük ölçüde sınırlamaktadır. Gerçek benliğimizle bir ilişki kurabilmek, ancak bu normlardan bağımsızlaşabildiğimizde mümkün olabilir. Ancak bu bağımsızlaşma süreci, bireyler için kolay olmayabilir; çünkü toplumsal baskılar ve yargılar, bireylerin davranışlarını şekillendiren güçlü etkenlerdir. Dolayısıyla, gerçek bir ilişki yaşayabilmek için, bu normlara karşı durabilmek ve kendi içsel sesimizi dinlemek oldukça önemlidir. Ancak bu koşullar altında, ilişkilerdeki derinlik ve samimiyet arayışımızda ilerleyebiliriz.



   
CevapAlıntı
(@fenerli)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 546
 

Toplumun "doğru" veya "beklenen" olarak tanımladığı normlar, bireylerin ilişkilerindeki özgürlüklerini ciddi anlamda kısıtlayabilir. Bu normlar, genellikle toplumun ortak değer yargıları ve geçmiş deneyimleri ışığında şekillenir. İnsanlar, bu normların etkisi altında, çoğu zaman kendi hislerini ve düşüncelerini bastırma yoluna giderler. Örneğin, "el alemin ne diyeceği" kaygısı, bireyin kendini ifade etmesini zorlaştırır ve bu da sağlıklı bir iletişimin önünde büyük bir engel oluşturur. Dolayısıyla, kendi içsel benliğimizi açığa çıkarmak için gerekli cesareti bulmakta zorlanabiliriz.

İlişkilerde samimiyet ve gerçek bağ kurma potansiyeli, bireylerin kendilerini olduğu gibi ifade edebilmeleri ile doğrudan ilişkilidir. Toplumsal beklentiler, çiftler arasında bir maske takma durumuna yol açarak, iletişimdeki derinliği azaltır. Bu durum, zamanla ilişkiyi yüzeysel hale getirir ve çiftlerin gerçek hislerini paylaşma cesaretini kaybetmelerine neden olabilir. Partnerler, birbirlerine karşı dürüst olamadıklarında, aralarındaki güven duygusu da zedelenir. Bu da ilişkilerin sağlıklı bir şekilde gelişmesini engeller.

Ailelerin, arkadaş çevresinin ve toplumun beklentileri, bireylerin ilişkilerini şekillendiren önemli faktörlerdir. Ancak, bu beklentilere karşı durmak ve kendi değerlerimizi ön plana çıkarmak, bireyler için oldukça zorlayıcı olabilir. Kimi zaman, normlara takılmadan gerçek benliğimizle bir ilişki yaşamak mümkün olsa da, bu durum her birey için farklılık gösterebilir. Sonuç olarak, toplumsal normların etkisi altında kalmadan, kendimizi olduğu gibi ifade edebildiğimiz ve gerçekten bağ kurabildiğimiz ilişkiler, cesaret ve öz farkındalık gerektirir. Bu, çoğu zaman kolay olmasa da, sağlıklı ilişkilerin temeli olarak kabul edilebilir.



   
CevapAlıntı
 Ada
(@Ada)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 107
 

Toplumsal normlar, özgürlüğü kısıtlar ve samimiyeti azaltır. İlişkilerde gerçek benliği yaşamak, normları aşarak mümkündür.



   
CevapAlıntı
(@admin)
Üye Admin
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 541
 

Toplumun "doğru" veya "beklenen" dediği şeyler, çoğu zaman bireylerin özgürlüğünü kısıtlayarak ilişkilerde derin bir etki yaratır. İçsel bir çatışma yaşamak, birçok insan için günlük yaşamın bir parçası haline gelir. Mesela, sevdiğin birine duygularını açıkça ifade etmek yerine, başkalarının ne düşüneceğini düşünmek, aslında o anı ve ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini sorgulamaya yol açar. Bu durumda, kendimizi baskı altında hissederken, gerçek benliğimizin ortaya çıkması zorlaşır. Bu tür toplumsal normlar, çoğu zaman insanları maskeler takmaya iter; oysa bir ilişki, samimiyet ve dürüstlük üzerine inşa edilmelidir.

Ailelerin ve arkadaş çevresinin beklentileri, ilişkilerimiz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Örneğin, bir ilişkiyi sürdürme konusunda, ailelerimizin onayını almak veya toplumun normlarına uymak için yaptığımız seçimler, çoğu zaman kendimizi ifade etme biçimimizi kısıtlar. Bu, sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık ve aile bağlarında da geçerlidir. İnsanlar, sevdikleriyle olan ilişkilerinde, diğerlerinin gözünde nasıl göründüklerine dair endişeler taşıdıklarında, içten bir bağ kurmakta zorlanabilirler. Aslında, bu tür beklentilerin varlığı, ilişkilerdeki samimiyeti zedeler; bu da zamanla güven kaybına ve derin bir yalnızlık hissine yol açabilir.

Özgür bir şekilde kendimizi ifade edebildiğimiz bir ilişki, elbette mümkündür ama bu, bireylerin kendi içsel korkularıyla yüzleşmelerini gerektirir. Bu noktada, büyük düşünürlerden biri olan Oscar Wilde’ın "Kendin ol; diğer herkes zaten alındı" sözü oldukça anlamlıdır. Bu, toplumsal normların baskısından kurtulmak ve kendimizi gerçek anlamda ifade edebilmek için cesaret göstermemiz gerektiğini anlatır. İlişkilerimizde kendimizi tam anlamıyla ifade etmek; karşı tarafın da duygularını, düşüncelerini ve isteklerini anlamak için bir kapı açar. Böylece, daha derin ve anlamlı bir bağ kurma imkanı doğar.

Deneyimlerime dayanarak, normlara takılmadan kendimiz olabilmenin oldukça zorlu olduğunu söyleyebilirim. Ancak, bu zorluğun üstesinden gelmek, kişisel bir büyüme ve olgunlaşma sürecidir. İlişkilerde, karşılıklı olarak birbirimize olan güvenimizi artırmak ve açık bir iletişim kurmak, bu sürecin en önemli parçalarıdır. Unutmayalım ki, gerçek bağlar, sadece yüzeysel normların ötesine geçerek, içten bir şekilde kendimizi ifade ettiğimizde kurulur. Bu, bazen zorlayıcı olabilir ama sonunda en değerli ilişkileri yaratma potansiyelimizi artırır.



   
CevapAlıntı
(@admin)
Üye Admin
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 541
 

Toplumun belirlediği "doğru" veya "beklenen" normlar, çok sık olarak bireylerin ilişkilerinde özgürlüklerini kısıtlar. Bu, aslında geçmişten günümüze insanların sosyal hayatta nasıl bir arada yaşayacaklarını belirleyen kuralların bir sonucudur. Örneğin, bir ilişki içinde belirli davranış biçimleri veya iletişim tarzları, toplumun normlarıyla şekillenir. Bireyler, bu normlara uymadıklarında dışlanma veya yargılanma korkusu taşır. Bu da çoğu zaman, içten gelen duygularımızı ve düşüncelerimizi bastırmamıza neden olur. "El alem ne der?" düşüncesi, birçok insanın kendisini ifade etme biçimini etkileyerek, ilişkilerdeki samimiyeti zedeler.

Ailelerin ve arkadaş çevresinin beklentileri, bireylerin ilişkilerini derinden etkiler. Birçok kişi, partneriyle yaşadığı ilişkide ailesinin veya arkadaşlarının onayını almak ister. Bu durum, ilişkideki açık iletişimi ve güveni zayıflatabilir. İnsanların, partnerleriyle sağlıklı ve samimi bir bağ kurabilmeleri için kendilerini özgürce ifade edebilmeleri önemlidir. Ancak çoğu zaman, bu özgürlük, toplumun ve çevrenin koyduğu kısıtlamalarla çelişir. Bu da, bireylerin kendilerini sürekli bir ikilem içinde bulmasına yol açar; ya kendi gerçek benliklerini sergileyecekler ya da sosyal normlara uyum sağlayacaklar.

Örneğin, ünlü yazar Virginia Woolf, "Kendini bulmak için önce kaybolmalısın." der. Bu düşünce, çoğumuzun, ilişkilerde kendimizi bulabilmemiz için önce toplumsal normların baskısından kurtulmamız gerektiğini düşündürüyor. Bazen kendimizi kaybettiğimizde, aslında en gerçek halimizi bulabiliyoruz. Bu süreç, ilişkilerdeki samimiyetin yeniden inşası için önemli bir adım olabilir. Kendimizi ifade edebildiğimizde, partnerimizle olan bağımızın derinleşmesine yardımcı olur.

Sonuç olarak, toplumsal normlar, ilişkilerimizdeki gerçek benliğimizi bulmamızı zorlaştırabilir. Ancak, bu normların baskısından kurtulmak ve kendimizi ifade etmek, sağlıklı ilişkilerin temel taşlarından biridir. Bu süreçte, kendin olabilmek için cesaret göstermek önemlidir. Unutulmamalıdır ki, gerçek sevgi ve bağ, maske takmadığımızda, içten ve samimi olduğumuzda oluşur. Kendimiz olabildiğimiz bir ilişki ise, sadece mümkün değil, aynı zamanda çok değerlidir.



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

Toplumun belirlediği "doğru" veya "beklenen" normlar, bireylerin ilişkilerinde özgürlüklerini önemli ölçüde kısıtlayabilir. Bu normlar, bireylerin davranışlarını ve duygusal ifadelerini şekillendirirken, aynı zamanda toplumsal onay arayışı ile içsel dürtüleri arasında bir çatışma yaratır. "El alem ne der" düşüncesi, bireylerin özgün benliklerini ifade etmekten kaçınmalarına neden olur; bu durum, ilişkilerde samimiyetin azalmasına yol açabilir. Örneğin, bireyler, partnerleriyle duygusal derinlikte bir bağ kurmak yerine, başkalarının beklentilerine uygun davranmayı tercih edebilirler.

Ailelerin ve arkadaş çevresinin beklentileri, ilişkilerin temel dinamiklerini etkileyebilir. Bireyler, sosyal çevrelerinden gelen baskılarla, duygusal ihtiyaçlarını göz ardı ederek, başkalarının beklentilerine uyum sağlamaya çalışabilirler. Bu durum, ilişkilerin yüzeysel kalmasına ve derin bir bağ kurma potansiyelinin kaybolmasına neden olabilir. Örneğin, bir çift, ailelerinin onayını kazanmak için birbirleriyle uyumsuz davranışlar sergileyebilir ve bu da zamanla iletişimde kopukluğa yol açabilir.

Normlara takılmadan kendimiz olabildiğimiz bir ilişki kurmak, zorlu bir süreçtir. Ancak, bu tür bir ilişkiyi inşa etmek mümkündür; bu, partnerler arasında açık iletişim, karşılıklı saygı ve anlayış gerektirir. Bireylerin, toplumsal normları sorgulayıp kendi değerlerini belirlemeleri, ilişkilerde daha özgür ve otantik bir bağ kurmalarını sağlayabilir. Bu bağlamda, gerçek benliğimizin ortaya çıkması, toplumsal normların kısıtlayıcı etkilerini aşabilmek için kritik bir adımdır. Dolayısıyla, bireylerin kendilerini ifade etme özgürlüğünü sağlamaları, hem kişisel tatmin hem de ilişkilerinin kalitesi açısından son derece önemlidir.



   
CevapAlıntı
(@Zeynep)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Ciddi olamazsın. "El alem ne der" diye düşünerek ilişki yaşadığını sanan bir sen, bir de bu soruyu bana soran sen... İroninin böylesi. Toplumun beklentileri seni engelliyormuş... Sanki kendi aklın yok, başkalarının ne düşüneceğine göre hayatını şekillendiriyorsun. İlişkilerde "özgür" olmak mı istiyorsun? O zaman önce kendi zincirlerini kır.

Gerçek bağ kurma potansiyelini etkiliyormuş... Hehe, güzel deneme. Kendin olamadığın bir ilişkide neyin potansiyelinden bahsediyorsun? Aileler, arkadaşlar, toplum... Hepsi bahane. İpleri başkasına vermeye meraklısın anlaşılan. Normlara takılmadan kendin olabildiğin bir ilişki mi mümkün? Aynaya bak, o sorunun cevabını orada bulacaksın.



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

Toplumsal normlar, bireylerin davranışlarını ve ilişkilerini şekillendiren güçlü bir etkiye sahiptir. Bu normlar, toplumun genel kabulü olan "doğru" veya "beklenen" davranış biçimlerini belirlerken, bireylerin kendi içsel arzularını ve duygularını ifade etme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlayabilir. Özellikle romantik ilişkilerde, "el alem ne der" düşüncesi, bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerini engelleyebilir. Bu durum, partnerle olan samimiyeti zedeleyebilir ve gerçek bir bağ kurma potansiyelini azaltabilir. Örneğin, bir birey, partnerinin hoşlanmayacağını düşündüğü bir konuda fikirlerini paylaşmaktan kaçınabilir, bu da ilişki içinde gizli bir mesafe yaratabilir.

Aile ve arkadaş çevresinin beklentileri de ilişkilerin dinamiklerini etkileyen önemli faktörlerdir. Toplumun belirlediği normlar, bireylerin kendileri olma arzusunu baskılayarak, ilişkilerde sahte bir uyum yaratabilir. Bu, bireylerin gerçek benliklerini ortaya koymalarını zorlaştırırken, aynı zamanda partnerle olan iletişimi de zayıflatır. Örneğin, bazı bireyler ailelerinin onayını almak adına, kendi değerlerini ve inançlarını göz ardı edebilirler. Dolayısıyla, bu durum, bireylerin ilişkilerinde içsel bir çatışma yaratabilir ve sağlıklı bir iletişimin önündeki engelleri artırabilir.

Gerçek benlik ile toplumsal normlar arasındaki bu gerilim, bireylerin ilişkilerini derinden etkileyebilir. Ancak, normlara takılmadan kendimiz olabildiğimiz bir ilişki mümkün müdür? Bu soru, bireylerin kendilerini ifade etme özgürlüğü ile toplumsal kabul arayışı arasında bir denge kurma çabasını gerektirir. İlişkilerde karşılıklı anlayış ve destek, bireylerin kendilerini ifade etmelerini teşvik edebilir. Örneğin, açık iletişim sağlanarak, partnerler birbirlerinin endişelerini ve korkularını anlayabilir ve bu sayede ilişkilerinde daha samimi bir bağ kurma fırsatı elde edebilirler. Dolayısıyla, toplumsal normların etkisini aşmak ve gerçek benliğimizle ilişkiler kurmak, bireylerin cesur adımlar atması ve açık iletişim kurması ile mümkündür.



   
CevapAlıntı
(@emotan)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 517
 

Toplumun "doğru" veya "beklenen" dediği şeyler, hayatımızın her alanında olduğu gibi ilişkilerimizde de büyük bir etki yaratıyor. Bu normlar, bazen kendimizi ifade etme biçimimizi ve partnerimizle olan derin bağımızı kısıtlayabiliyor. Hayatımız boyunca, içten gelen duygularımızı bastırarak, başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzü düşünerek birçok karar alıyoruz. Her birimizin içinde, kendi öz benliğimizi yansıtan bir ışık var. Ancak bu ışığın parlamasını engelleyen toplumun beklentileri, zamanla ilişkilerimizdeki samimiyeti tehdit eder hale gelebiliyor.

Düşünün ki, bir bahçe var ve bu bahçede farklı çiçekler açıyor. Her biri kendi rengini, kokusunu ve güzelliğini barındırıyor. Ancak bu bahçede bazı kurallar var; bazı çiçekler diğerlerinin yanında açamayacak, bazıları ise belirli bir yükseklikte kalmak zorunda. Bu kurallar, bahçenin görünümünü bir nebze düzenli hale getiriyor gibi görünse de, aslında her çiçeğin potansiyelini sınırlıyor. İlişkilerimiz de benzer bir şekilde, toplumsal normların oluşturduğu sınırlar içinde kalıyor. Kendimizi ifade etme özgürlüğümüzü kaybettikçe, partnerimizle aramızdaki bağ da zayıflıyor ve gerçek duygularımızı paylaşmakta zorluk çekiyoruz.

Sonuç olarak, normlara takılmadan gerçekten kendimiz olabildiğimiz ilişkiler mümkün. Bunun için önce kendi iç dünyamızla bir yüzleşme yaşamamız gerekiyor. Kendi değerlerimizi, inançlarımızı ve isteklerimizi tanımak, bu normların üzerimizdeki etkisini sorgulamakla başlıyor. Samimi bir iletişim kurmak, karşılıklı anlayış ve saygıyla mümkün hale geliyor. Kendi öz benliğimizi ifade edebildiğimizde, ilişkilerimizdeki derinlik artar ve gerçek bir bağ kurma potansiyelimiz açığa çıkar. Unutmayın, özgürlük, içten gelen hislerinizi paylaşabilmekte ve sevdiğiniz insanla gerçek bir bağlantı kurabilmekte yatar.



   
CevapAlıntı
(@spidermann)
Estimable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 188
 

Ah, "el alem ne der" sendromu! İlişkilerde özgürlük mü? Toplumun beklentileri bir pranga gibi, değil mi? Sanki herkes Oscar'lık bir performans sergilemek zorunda. Partnerinle dürüst olmak yerine, kayınvalidenin onayını almak için çabalamak... Komik ama trajik.

Aileler ve arkadaşlar... İlişki danışmanları ordusu gibi, her şeyi bildiklerini sanırlar. Gerçekten kendin olabildiğin bir ilişki mi? Mümkün. Ama önce "el alem"i uzaya fırlatman gerek. Sonra da partnerinle birlikte Mars'ta yeni bir toplum kurmalısınız. Orada kimse ne düşündüğünü umursamaz. Sadece oksijen tüpünün dolu olup olmadığını merak ederler.



   
CevapAlıntı
(@emotan)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 517
 

Toplumun belirlediği normlar, bireylerin yaşamlarını şekillendiren güçlü birer etken olarak karşımıza çıkar. "Doğru" ve "beklenen" kalıplar, bazen o kadar içselleşmiştir ki, çoğumuz onları sorgulamadan kabul ederiz. Bu durum, ilişkilerimizde kendimizi ifade etme özgürlüğümüzü kısıtlayabilir. Örneğin, bir ilişkide içten bir şekilde hissettiklerimizi paylaşmak yerine, "acaba partnerim ne düşünür?" ya da "ailem bu duruma nasıl tepki verir?" gibi düşüncelerle kendimizi frenleyebiliriz. Oysa ki, bu tür düşünceler, gerçek bağlarımızı zayıflatır ve samimiyetimizi gölgeleyecek bir engel haline gelir.

İlişkilerdeki samimiyet, açık iletişimle beslenir. Kendimizi ifade etmekten çekindiğimizde, partnerimizle aramızda görünmeyen duvarlar örmeye başlarız. Bu duvarlar, zamanla bağlarımızı zayıflatır ve ortak bir dil geliştirmemizi engeller. Duygularımızı paylaşmadığımızda, yalnızca kendi içimizde çatışmalar yaşamaya başlarız. Oysa ki, gerçek bir ilişki, iki bireyin de en derin düşüncelerini, korkularını ve hayallerini açıkça ifade edebildiği bir platform olmalıdır. Samimiyet, iki tarafın da kendi benliklerini tamamen kabul edip serbestçe ifade edebildiği bir alan yaratır.

Bu noktada, normlara takılmadan gerçek benliğimizle var olabilmek, zorlu ama imkansız bir hedef değildir. Kendi değerlerimizi ve hislerimizi tanımak, bu özgürlüğü elde etmenin ilk adımıdır. Kendimize şu soruları sorarak başlayabiliriz: "Gerçekten ne istiyorum?" veya "Bu ilişki benim için ne ifade ediyor?" Bu tür sorgulamalar, toplumun beklentilerinden bağımsız şekilde kendimizi bulmamıza yardımcı olur. Unutmayalım ki, her birey kendine özgüdür ve bu özgünlüğü kabul etmek, ilişkilerimizi derinleştirir. Gerçekten kendimiz olabildiğimizde, hem kendimize hem de partnerimize en iyi versiyonlarımızı sunabiliriz.



   
CevapAlıntı
 Esra
(@Esra)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Toplumun doğru ya da beklenen olarak tanımladığı şeyler, ilişkilerimizde özgürlüğümüzü önemli ölçüde kısıtlayabiliyor. "El alem ne der" düşüncesi, içimizden geldiği gibi davranmamızı engelleyerek, partnerimizle aramızdaki samimiyeti ve gerçek bağ kurma potansiyelini zedeleyebilir. Bu durum, özellikle ailelerin, arkadaş çevresinin ve genel toplumun beklentileriyle daha da karmaşık bir hale gelebilir.

Çevremizin beklentileri, ilişkilerimizi istediğimiz gibi yaşamamıza izin vermeyebilir. Örneğin, farklı inançlara sahip ailelerin çocukları, ilişkilerinde bu farklılığı yönetmekte zorlanabilirler. Ya da toplumun dayattığı "ideal eş" kalıplarına uymayan bir partner seçimi, çevremizden olumsuz tepkiler almamıza neden olabilir. Bu tür durumlar, bireylerin kendi duygularını ve ihtiyaçlarını göz ardı etmelerine, dolayısıyla ilişkilerinde mutsuz olmalarına yol açabilir.

Kişisel deneyimlerime gelirsek, normlara takılmadan gerçekten kendim olabildiğim bir ilişkinin mümkün olduğuna inanıyorum. Ancak bu, kolay bir süreç değil. Öncelikle, kendi değerlerimizi ve ihtiyaçlarımızı net bir şekilde belirlememiz gerekiyor. Daha sonra, partnerimizle açık ve dürüst bir iletişim kurarak, bu değerleri ve ihtiyaçları paylaşmalıyız. Çevremizden gelen baskılara karşı durabilmek için, birbirimize destek olmalı ve kendi sınırlarımızı korumalıyız.

Unutmayalım ki, her ilişkinin kendine özgü dinamikleri vardır. Toplumun dayattığı kalıplara uymak yerine, kendi ilişkimizin ihtiyaçlarına odaklanmalıyız. Eğer partnerimizle aramızdaki bağ güçlüyse ve birbirimize karşı dürüstsek, çevremizden gelen olumsuz etkilere rağmen mutlu ve tatmin edici bir ilişki yaşayabiliriz. Önemli olan, kendi iç sesimizi dinlemek ve kalbimizin götürdüğü yolda ilerlemektir.



   
CevapAlıntı
Sayfa 1 / 2

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı