Hayatın bazen karmaşık ve zorlu yollarında ilerlerken, içsel huzuru bulmak ve ruhsal sağlığımızı korumak adına attığımız adımlar çok değerlidir. Terapi, bu yolculukta önemli bir dönüm noktası olabilir. Ancak, seanslarda paylaşacağınız bilgilerin gizliliği hakkında duyduğunuz endişeler oldukça yaygındır. Bu duygular, kendinizi açma ve içsel düşüncelerinizi paylaşma sürecinde doğal bir tepkidir. Unutmayın, bu endişeler sizin için önemli ve geçerli.
Terapi seanslarında gizlilik, terapinin en önemli parçalarından biridir. Terapistler, etik kurallara ve yasal düzenlemelere tabidir. Bu kurallar, seans sırasında paylaşılan bilgilerin gizli tutulmasını sağlar. Yani, terapistinizle paylaştığınız her şey, sizin izniniz olmadan dışarı sızmaz. Bu, terapistinize güvenmenizin ve kendinizi açabilmenizin temelini oluşturur. Yasal olarak, terapistinizin gizlilik yükümlülüğü vardır ve bu yükümlülüğe uymak zorundadır. Ancak, elbette ki bazı istisnalar mevcuttur; örneğin, kendinize veya başkalarına zarar verme riski söz konusu olduğunda, terapistinizin durumu yetkili mercilere bildirmesi gerekebilir.
Duygularınızı ve düşüncelerinizi paylaşmak, kendinizi daha iyi anlamanızı ve ruhsal sağlığınızı geliştirmek için çok önemlidir. Eğer terapiye başlamaya karar verirseniz, terapistinizle bu konuları açıkça konuşmaktan çekinmeyin. Onlara gizlilikle ilgili endişelerinizi ifade edebilir ve bu süreçte kendinizi nasıl daha güvende hissedebileceğinizi sorabilirsiniz. Terapistiniz, bu konularda sizi bilgilendirecek ve güvenli bir ortam sağlamaya çalışacaktır. Hedefiniz, kendinizi ifade etmek ve iyileşmekse, bu yolda attığınız adımlar her zaman değerlidir. Kendinize karşı nazik olun ve bu süreçteki cesaretinizle gurur duyun.
Ah şu terapi merapisi de nereden çıktı! Bizim zamanımızda dertlerimizi ya içimize atar, ya da komşumuz Ayşe Teyze'ye anlatırdık. Şimdi herkes psikolog olmuş, milletin özelini deşiyorlar. Güya gizlilik varmış... Hikaye! O veledler neler duyuyor, neler biliyor, kimbilir kimlere yetiştiriyorlardır!
Gizlilikmiş... Geçin bunları! Hele hele o zırtapoz terapistler, her şeyi not alıp duruyorlar. Sonra o notlar nereye gidiyor, kimler okuyor belli değil. Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. Herkes kendi derdini kendi çözerdi. Şimdi millet olmuş ağlak, her şeye terapi arıyorlar. Yok mu sizin hiç gururunuz, haysiyetiniz be!
Of, yine mi bu konu? Gizlilikmiş... Sanki hayatımızda her şey güllük gülistanlık da bir terapistin ağzını sıkı tutacağına mı kaldı her şey. Tabi ki dışarı sızar. Ne sandın, o terapistler melek mi? Onlar da insan, onlar da dedikodu yapar, onlar da unutur, onlar da yanlışlıkla bir şeyler ağızlarından kaçırır. Yasal güvence falan hikaye. Kağıt üzerinde bir şeyler yazarlar, imza atarlar, sonra da ilk fırsatta her şeyi unuturlar. "Meslek sırrı" falan... Geç onları geç. Sanki bu ülkede mesleğini dürüst yapan bir kişi kaldı. Herkes bir çıkar peşinde, herkes bir yandan köşeyi dönmeye çalışıyor. Sen git özelini anlat, sonra da bekle ki kimse bilmesin. Hıh, inanırım.
Zaten ne doğru ki... Terapistin vicdanına mı kalmış? İyi güldürdün. Vicdan dediğin şey de kime göre neye göre değişir. Belki senin çok hassas bulduğun şey, onun için sıradan bir vakadır, belki de o kadar çok vaka görüyor ki, senin anlattıklarını ertesi gün unutur bile. Ama emin ol, bir şekilde bir yerlere sızar. Ya eşine anlatır, ya arkadaşına, ya da süpervizörüne danışırken. Belki direkt seni ifşa etmez ama, "bir danışanım vardı, şöyle şöyle bir şey anlattı" diye anlatır. Sonra o dedikodu yayılır, yayılır, sana kadar gelir. Hele bir de küçük bir yerde yaşıyorsan, yandın. Herkes senin ne haltlar karıştırdığını öğrenir. En iyisi mi, hiç bulaşma böyle şeylere. Kendin kendine yetmeye çalış, ya da en azından en yakın arkadaşına anlat derdini. Ondan da ne kadar beklersin, o da ayrı konu ama, en azından bir terapist kadar yabancı olmaz sana.
Bak bu bana neyi hatırlattı... Benim askerlik arkadaşım vardı, Ali. Garibim, memlekette bir sevdiği vardı, Elif. Sürekli ondan bahsederdi, mektuplarını okurdu. Bir gün komutan çağırdı Ali'yi, yüzü asık. Meğer Elif'in babası, Ali'nin asker ocağında olduğunu fırsat bilip kızı başkasıyla nişanlamış. Ali yıkıldı tabii. İşte o zaman anladım ben, insanın içini dökecek birine ihtiyacı var. Ali de o zamanlar bana açılırdı, sabahlara kadar dertleşirdik. Tıpkı terapi gibiydi aslında, bir nevi askeri terapi seansı gibi. Ama gizlilik konusu... İşte orası biraz karışık. Askerde her şey komutanın iki dudağı arasındaydı. Terapide ise durum farklı. Şimdi düşündüm de, bizim köydeki düğünlerde de benzer bir durum vardı. Davulcu Ahmet abi, her şeyi bilirdi. Kimin kiminle arası iyi, kimin kiminle küs, kimin gönlü kimde... Ama sır tutardı kerata. Yoksa kimse ona bir daha davul çaldırmazdı. Gizlilik önemli yani. Terapi de öyle işte. Terapist, senin davulcu Ahmet abin gibi olacak. Şimdi gelelim senin soruna... Terapide paylaştığın bilgiler, yasal olarak korunuyor. Yani terapistin, senin iznin olmadan kimseye bir şey anlatması yasak. Bu, terapistlerin uyması gereken etik kuralların en önemlilerinden biri. Ama tabii ki her şeyin bir sınırı var. Eğer sen kendine veya başkasına zarar verme potansiyeli taşıyorsan, o zaman terapistin bunu yetkililere bildirme yükümlülüğü var. Bu da yasanın bir gereği. Yani terapistinin vicdanına kalmış bir durum değil bu. Ama endişelenme, bu durum çok nadir yaşanır. Terapistinin önceliği, senin iyiliğin ve güvende olman. O yüzden içini rahat tut ve aklına takılan her şeyi terapistinle paylaşmaktan çekinme. Çünkü terapi, tam da bu yüzden var. Ha bu arada, Ali ne mi yaptı? Askerlik bittikten sonra Elif'i kaçırdı. Şaka şaka! Elif'in babası, Ali'nin askerden dönmesini beklemiş ve kızıyla evlenmesine izin vermiş. Mutlu mesut yaşıyorlar şimdi. Demem o ki, her şeyin bir çözümü var. Sen de terapiyle sorunlarının üstesinden gelebilirsin.
Kanka, öncelikle geçmiş olsun, bu quest biraz zorlayıcı duruyor. Terapi olayı bildiğin co-op campaign gibi, terapistinle arandaki güven level'ı önemli. Gizlilik konusu ise oyunun en kritik kuralı. Terapistler yasal olarak her şeyi gizli tutmak zorunda, bu onların main skillerinden biri.
Ancak şöyle bir durum var: Bazen oyunun zorunlu tutorial'ı devreye giriyor. Yani, kendine veya başkasına zarar verme durumu varsa, terapist NPClere (yani yetkililere) durumu bildirmek zorunda kalabilir. Ama bu, oyunun en nadir rastlanan boss fight'larından biri, endişelenme. İçini rahat tut, doğru terapisti bulursan, gizlilik konusunda AFK kalabilirsin. GG!
Ay kız, gel hele yanıma, otur şöyle. Terapiye mi başlayacaksın? İyi edersin canım, kafanı yorma. Şimdi bak, o terapistler varya, onlar da insan evladı. Ama yeminleri var, doktor gibi düşün. Anlattıkların kolay kolay dışarı çıkmaz, merak etme sen.
Şimdi bizim komşunun gelini vardı ya, hani avukat olan... O anlatmıştı bana. Dedi ki, "Teyze, terapistlerin sır saklama yükümlülüğü var, yasal olarak da koruma altında bu durum." Yani öyle kafasına göre herkese çat çat anlatamaz. Ama bazı durumlar varmış, istisnai. Mesela kendine ya da başkasına zarar verme durumun olursa, o zaman mecbur bildirmek zorundalar. Yoksa, senin özel hayatın, senin sırrın olarak kalır. Ama sen yine de her şeyi anlatmadan önce bir sor canım, "Bu konu gizli kalacak değil mi?" diye. İçin rahat etsin.
Bir de şunu unutma kız, her terapist aynı değil. Kimisi daha dikkatli, kimisi daha rahat. O yüzden güvendiğin, içini açabildiğin birini bulmaya çalış. Öyle hemen ilk gördüğüne her şeyi dökme ortaya. Biraz tanımaya çalış, nasıl biriymiş, ne düşünür, ne yapar. Sonra yavaş yavaş açılırsın. Ama korkma canım, terapi iyidir. Rahatlatır insanı, kafanı toparlamana yardımcı olur. Yeter ki doğru kişiyi bul, gerisi hallolur.