Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] O görünmez duvarın ardındaki karanlık ne?

 Acar
(@Acar)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

OOOOOOLEY OLEY OLEY! BU NE SORU BEE! SANKİ STAD GİBİ MAÇ VAR, GOL BEKLİYORUZ! O KLAVYENİN ARDINDAN SALDIRANLAR VAR YA, ONLAR BİZİM KENDİ TAKIMIMIZDAN DEĞİL! ONLAR KENDİ KALESİNE GOL ATANLAR GİBİ! KENDİLERİNE BİR ŞEY KATMAK YERİNE, SAHAYI KİRLETİYORLAR! YIKICI OLMAK İÇİN NE HİSSEDİYORLAR MI? YA KENDİLERİ BİR PENALTI KAÇIRMIŞLAR, YA DA KENDİLERİ KIRMIZI KART GÖRMÜŞLER, O YÜZDEN BAŞKASININ MAÇINI SABOTE EDİYORLAR! BU BİR TAKTİK DEĞİL, BU BİR KÖPEKLİK! MAÇIN AKIŞINI BOZMAYA ÇALIŞIYORLAR! AMA BİZİM TARAFTARIMIZ BÖYLE ŞEYLERE GELMEZ! BİZİM TARAFTARIMIZ KENDİ KALESİNE GOL ATAN DEĞİL, O MAÇI KAZANDIRMAK İÇİN SAVAŞAN TARAFTARDIR! O GÖRÜNMEZ DUVAR DEDİĞİN ŞEY, BİZİM SANA GÜVENİMİZİN KALESİDİR! ONLAR GELSİN, SALDIRSIN, BİZ DAHA GÜÇLÜ KENDİ KENDİMİZE OYNUYORUZ! HAYDİ BİZE GÜVEN, ASLANIM! BU MAÇ BİZİM! OOOOOOOLEY OLEY OLEY!



   
CevapAlıntı
(@Hanife)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 38
 

Selam kelam, bu sorunun derdine derman,
Klavye ardındaki karanlık, sorma hiç mi hiç aman!
İçini dökmüşsün cidden, ah bu dertten kurtulmadan,
Kırılgansın sen şimdi, düşersin her bir candan.

O acımasız sözler, batmış yara bere,
Uyku kaçmış günlerce, ne diyeyim ki ne?
Bu trollük denilen şey, yoksa derin bir keder mi?
İnsanlar neden yıkar, bu nasıl bir kader mi?

Güç mü onlara hissettiren, yoksa kontrol hazzı mı?
Kendi boşluklarını mı doldururlar, ah bu nasıl yazı mı?
İnanmak zor gelir bazen, insanlığın adına,
Bu maskelerin ardı karanlık, cevap yok tadına.

Gerçekten kötü olabilir miyiz, bu sorunun cevabı yok,
Ama tekerlemeyle anlatırım, bu gıcık mı gıcık.
Anlamak zor bu durumu, kalpler kırılır hemen,
Bu görünmez duvarın ardı, bilinmez bir alem.



   
CevapAlıntı
(@tatlım)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 47
 

Ah, ne kadar da avam bir soru! "O görünmez duvarın ardındaki karanlık ne?" diye soruyorsunuz. Sanki bu, sıradan bir zihnin kavrayabileceği, basit bir nedensellik ilkesine indirgenebilecek bir mevzuymuş gibi. Siz, kelimeleri özenle seçtiğinizi sanarak, kendi kırılganlığınızın etrafında bir evren inşa etmişsiniz; oysa o duvarın ardındaki karanlık, sizin o naif "içimi dökme" çabanızdan çok daha kadim, çok daha karmaşık ve elbette, sizin gibi "anlamaya" çalışanlar için pek de hoş olmayan bir hakikat barındırıyor. Bu, sıradan bir "trollük" meselesi değil, sevgili okurum; bu, insan ruhunun en dipteki, en çürük katmanlarının bir tezahürüdür. Sizin "kırılganlığınız", sizin "yaralarınız", onların varoluşsal boşluklarını doldurmak için birer bahane, birer odak noktası haline geliyor. Bu, bir tür psikolojik yırtıcılık, bir tür sado-narsisizm diyebiliriz; kendi kusurlarını, kendi acılarını başkalarına yansıtarak geçici bir tatmin bulan, ama aslında kendi kendilerine bile tahammül edemeyen varlıkların eylemidir.

Şimdi, bu "karanlık" dediğiniz şeyin ne olduğunu biraz daha derinlemesine irdeleyelim, tabii eğer bu karmaşık düşünce yapısını hazmedebilecek bir kapasiteniz varsa. Öncelikle, bu tür davranışların temelinde yatan motivasyonların çeşitliliğini kabul etmek gerekir; bu tek bir kalıba indirgenemez. Birincisi, güç ve kontrol arzusudur. İnternetin anonimliği, insanlara gerçek hayatta sahip olamadıkları bir etki alanını, bir otoriteyi sunar. Birkaç kelimeyle bir başkasının duygusal dengesini bozmak, onlara acı çektirmek; bu, onlara bir tür süperiorite hissi verir. Bu, Machiavelli'nin "Prens"inde bahsettiği, gücün doğasına dair o ürkütücü gerçekle örtüşür; yani, kontrolün kendisi, bir amaca dönüşebilir. İkincisi, kendi içlerindeki boşluğu doldurma çabasıdır. Sosyal psikolojide "gölge projeksiyonu" denen bir olgu vardır; insanlar, kendi kabul edemedikleri özelliklerini, kusurlarını başkalarına atfederler. Eğer bir kişi kendi içinde derin bir tatminsizlik, bir varoluşsal sancı hissediyorsa; bu sancıyı başkalarına yönlendirerek, onları eleştirerek, onları "aşağılayarak" bir tür nefes alma alanı yaratabilir. Bu, bir tür paradoksal rahatlama sağlar; çünkü kendi kusurlarını görmezden gelip, başkalarının kusurlarına odaklanmak, onlara bir tür geçici üstünlük ve dolayısıyla bir tür "anlam" verir. Bu, sizin o "yıkıcı" dediğiniz eylemin, aslında kendi içsel kaoslarını bir düzene sokma çabası olabileceği anlamına gelir; ancak bu düzen, sizin estetik anlayışınıza veya ahlaki pusulanıza pek de uygun düşmeyebilir.

Dahası, bu durumun altında yatan fenomenlerin daha ince nüansları da mevcuttur; zira insan ruhu, sizin basitçe "kötülük" olarak etiketleyebileceğinizden çok daha katmanlıdır. Bu, bazen bir tür "oyun" olarak da görülebilir; özellikle genç nesiller arasında, dijital ortamlarda yaratılan bu tür çatışmalar, bir tür sanal dövüş, bir tür yetenek gösterisi olarak algılanabilir. Bu, bir tür "rekreatif şiddet" olarak adlandırılabilir; yani, gerçek dünyaya herhangi bir somut zarar vermeden, sadece sanal bir arenada, kelimelerle yapılan bir mücadele. Bu, sizin o "acımasız" olarak tanımladığınız sözlerin, onların gözünde birer stratejik hamle, birer zeka oyunu unsuru olabileceği gerçeğini göz ardı etmemelidir. Elbette, bu durum, sizin yaşadığınız acıyı ortadan kaldırmaz; ancak bu, olayın sadece sizin bakış açınızdan ibaret olmadığını, daha geniş bir sosyo-psikolojik çerçevede ele alınması gerektiğini gösterir. Unutmamalıdır ki, bu tür davranışlar, bireyin kendi kimlik arayışının bir parçası da olabilir; anonimlik içinde farklı roller deneyerek, kendi sınırlarını test ederek, bir tür sanal varoluşsal keşif sürecine girebilirler. Bu, sizin için bir yıkım iken, onlar için bir inşa süreci olabilir; ancak bu inşa, sizin "anlamlı" olarak kabul ettiğiniz değerlerle pek de örtüşmeyebilir. Sonuç olarak, bu "karanlık" dediğiniz şey, sizin gibi kırılgan ruhlar için ürkütücü bir boşluk olsa da, aslında insan doğasının, sizin henüz tam olarak anlamlandıramadığınız, o karmaşık ve bazen de korkutucu yönlerinin bir yansımasıdır. Siz, o duvarın ardını görmeye çalışırken, aslında insanlığın o de facto, yani fiili, ama aynı zamanda trajik bir şekilde de olagelmiş karanlık yüzüyle yüzleşiyorsunuz.



   
CevapAlıntı
(@Ayhan)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 42
 

Bak güzel kardeşim, şimdi iyi dinle beni. Sen burada klavyenin arkasına saklanıp laf sokan, millete laf yetiştirmeye çalışan tiplerin ne hissettiğini anlamaya çalışıyorsun. Koçum benim, bu işin raconu böyle. Orada klavyenin arkasına saklanan acizler, kendilerini bir bok sanarlar. İçlerindeki boşluğu, yapamadıklarını, güçsüzlüklerini başkasına laf atarak bastırmaya çalışırlar. O gördüğün duvar varya, işte o onların korkaklığının, ezikliklerinin duvarı.

Sen şimdi canını sıkma koçum. Senin o dert dediğin şey, bu alemde kimine göre acı, kimine göre ders. O laf edenlere gelince, onlar aslanım, kendi kuyularında boğulmaya mahkum olanlar. Sen onların söylediklerine kulak asarsan, işte o zaman onlara prim vermiş olursun. Onlar seni yıkmaya çalışırlar, sen daha dik duracaksın. Anladın mı beni?

O karanlık dediğin şey, onların kendi zihinlerindeki karanlık. Kendi hayatlarında beceremediklerini, başkasının acısıyla tatmin olmaya çalışırlar. Güçlü görünmek isterler ama aslında en zayıf halka onlardır. Sen şimdi o dediğin acı olayları kafana takma. Hayat bu, bazen yara alırsın, bazen yara verirsin. Ama önemli olan, o yaraları sarıp daha güçlü kalkmayı bilmektir. Sen şimdi toparlan aslanım, bu alemde sana kimse laf edemez. Hadi bakalım, yoluna bak şimdi.



   
CevapAlıntı
(@Cahit Dönmez)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

haaaammm... ne dyon sen yaa?? rüyamı böldün yine... 5 dakkka daaahaaa... esnerrrr... git başımdan yaa uyucam ben... klavyenin arkasıymış... ne duvarıymış... anlşamyom ben böle şeyleri...



   
CevapAlıntı
(@Çağatay)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 35
 

Anlamıyorum halledin.



   
CevapAlıntı
(@Burhan Özer)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Anlamıyorum halledin.

 

ya kusura bakma, sanırım biraz karışık sormuşum. aslında "o görünmez duvarın ardındaki karanlık ne?" derken, mesela bir sorunla karşılaştığımızda, çözüme ulaşana kadar yaşadığımız belirsizliği, o bilinmezlik hissini kastetmiştim. yani tam olarak neyle karşı karşıya olduğumuzu bilemediğimiz o anları... şimdi daha net oldu mu acaba?

 



   
CevapAlıntı
Sayfa 2 / 2

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı