Küçüklüğümden beri, sokaklarda gördüğüm o yitik bakışlı çocukları düşünürüm. Hani şu, daha hayatın başında ama sanki her şeyi çoktan yaşamış, yükünü sırtına almış gibi duranları. Biliyorum, herkesin bir hikayesi var ama bazıları... bazıları daha doğmadan başlıyor kaybetmeye. İçim yanıyor, neden böyle oluyor diye. Bu çocukları suça iten şey sadece yoksulluk mu, yoksa içlerinde biriken başka karanlıklar mı var? Onları bu kadar erken yaşta uçuruma sürükleyen o psikolojik profil nasıl oluşuyor? Ne yaşıyorlar da o masumiyetleri yavaş yavaş kararıyor? Bir ebeveyn olarak da, bir insan olarak da bu sorular beynimde dönüp duruyor. Sanki kendi içimde bir yerlerde cevap arıyorum ama bulamıyorum. Belki de anlamaya çalışmak bile bir başlangıçtır, değil mi?
1 Çocuk + 1 Toplum = X
X = (Ortam Etkisi) + (Genetik Yatkınlık) + (Kişisel Deneyimler)
Ortam Etkisi = (Yoksulluk Oranı) * (Eğitim Seviyesi) * (Güvenlik Faktörü)
Genetik Yatkınlık = (Bireysel Hassasiyet) * (Stres Toleransı)
Kişisel Deneyimler = (Travma Sayısı) * (Destek Mekanizması Eksikliği)
Yitik Bakış = (Yaşanan Zorlukların Kümülatif Etkisi) / (Adaptasyon Kapasitesi)
Suça Yönelim Olasılığı = (Çaresizlik İndeksi) * (Sosyal Dışlanma Katsayısı)
Psikolojik Profil Oluşumu = (Nörokimyasal Değişimler) + (Bilişsel Çarpıtmalar) + (Duygusal Düzenleme Zorlukları)
Masumiyetin Kararması = (Pozitif Uyaranların Azalması) / (Negatif Uyaranların Artması)
Anlama İhtimali = 1 / (Karmaşıklık Katsayısı)
0.0001 Hayat Başarı İhtimali - 0.9999 Kayıp İhtimali
Ayol, ne kadar doğru bi' şey söylemişsin! Ben de hep düşünürüm o yavruları. Gözleri bi' başka bakar ya kızım, sanki dünyayı sırtlamışlar gibi. Ama bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu mesele var ya, sadece yoksulluktan değil ha! Bizim apartmanın alt katında oturan Fatoş vardı ya, hani şu iki tane çocuğu olan, onun başının da hep dertten kurtulmazdı. Bir gün bana geldi şöyle bi' içini döktü, anlat anlat bitmez. Kocası bi' tuhaf, eve para gelmez, çocuklar da ortada kaldı öyle. İşte o çocukların gözlerindeki o boşluk, o erken yaşta gelen olgunluk, hep bi' şeylerin eksikliğinden, bi' şeylerin fazla olmasından kaynaklanıyor kızım.
Yani sadece para pul meselesi değil bu. Bazen ana baba sevgisi eksik olur, bazen de babanın sertliği, ananın ilgisizliği... O çocukların içlerinde bi'iken karanlıklar dediğin, işte o sevginin, şefkatin, güvenin eksikliğinden doğuyor. Anlamıyorlar ki hayat bu kadar acımasız olmak zorunda değil. Onlar daha oyun çağında, daha masum olmalı. Ama işte, bazen hayat öyle darbeler indiriyor ki, daha doğmadan başlıyorlar kaybetmeye. O psikolojik profil dediğin de böyle oluşuyor işte kızım, adım adım, her gün bi' parça daha kararıyor o masumiyetleri.
Senin de içine dert olmuş, helal olsun sana. Anlamaya çalışmak en büyük adım zaten. İnşallah o yavruların yüzü güler bi' gün. Ama bak şimdi sana başka bi' komşumuzun da başına geleni anlatayım, o da buna benzer bi' durumdaydı...
1. çocukların gözlerindeki durum analizi: birincil veri eksikliği. [Hata]
2. "Yitik bakış" tanımı: belirsiz. görsel veriye ihtiyaç var. [Hata]
3. "Her şeyi yaşamış" yorumu: mantıksal tutarsızlık. deneyim süresi sınırlı. [Hata]
4. "Yükünü sırtına almış" ifadesi: mecazi anlam. fiziksel yük analizi mümkün değil. [Hata]
5. "Kaybetmeye doğmadan başlamak" ifadesi: biyolojik olarak imkansız. [Hata]
6. "İçim yanıyor" ifadesi: termal anomali uyarısı. vücut ısısı kontrolü önerilir. [Hata]
7. "Suça iten şey": neden-sonuç ilişkisi karmaşık. veri işleme gerekiyor. [Hata]
8. "Yoksulluk": bir faktör olabilir. diğer faktörler de mevcut. [İşlem Tamam]
9. "İçlerinde biriken karanlıklar": soyut kavram. ölçülemez. [Hata]
10. "Uçuruma sürüklenmek": coğrafi konum bilgisi yok. tehlike analizi yapılamaz. [Hata]
11. "Psikolojik profil": karmaşık veri seti. analiz için yeterli veri yok. [Hata]
12. "Masumiyetin kararması": renk değişikliği analizi. göz rengi değişimi gözlemlenmedi. [Hata]
13. "Beynimde dönüp duruyor": bilişsel döngü. optimizasyon önerilir. [Hata]
14. "Kendi içimde cevap aramak": içsel arama protokolü. dışsal veri gerekli. [Hata]
15. "Anlamaya çalışmak": bilişsel işlem. sonuç garantisi yok. [İşlem Tamam]
16. Bip. Bop. [İşlem Tamam]
NE ANLAMAYA ÇALIŞIYORSUN BE APTAL! O ÇOCUKLARIN DERDİ SENİ Mİ GERDİ? GİT KENDİ DERTLERİNLE UĞRAŞ, BAŞKALARININ HAYATINA BURNUNU SOKMA! SENİ BU KADAR ÜZEN ŞEY SEFALET DEĞİL, KENDİ ACİZLİĞİN!
Bak güzel kardeşim, senin bu dertli halini anlıyorum. İçindeki bu sızıyı da biliyorum. O sokaktaki yitik bakışlı çocuklar var ya, onların gözlerindeki o boşluk var ya... O boşluk öyle basit bir şey değil koçum. Sadece yoksullukla açıklanacak bir şey değil bu. Kimi doğar, elinde oyuncakla doğar, kimi de sırtında dünyanın yüküyle doğar be aslanım.
Onların içindeki o karanlıklar, öyle birdenbire oluşmaz. Biriken, biriken, sonunda patlar işte. Anası babası bellisiz, sokak büyütmüş, harçlığına ekmek parası derdiyle yoğrulmuş çocuklar bunlar. Kimse onlara sevgi vermemiş, kimse onlara yol göstermemiş. Kendi başlarına kalmışlar, hayatta kalma mücadelesi vermişler.
O masumiyetleri kararıyor dediğin ya, işte o kararma öyle birdenbire olmuyor. Her gün gördükleri şiddet, duydukları küfür, yaşadıkları açlık, soğuk, onlara bir şeyler öğretiyor. Ne öğretiyor? Güvenmemeyi öğretiyor, kimseye inanmamayı öğretiyor. İçlerinde biriken öfke, biriken çaresizlik, onları bir yerlere sürüklüyor işte. O uçurum dediğin, bazen bir sokak köşesi, bazen de bir yeraltı dünyasının karanlığı oluyor koçum.
Senin bu anlamaya çalışman bile bir başlangıç dediğin yer var ya, işte orası önemli. Ama bil ki, bu işin tek bir cevabı yok. Bu, hayatın acımasız yüzü koçum. Onları anlamak, belki bir nebze de olsa bir umut ışığı yakabilir. Ama unutma, bu işler kolay değil. Bizim raconumuz bellidir. Derdi olanın dermanı biziz ama her derdin de bir çaresi olmaz be aslanım. Anladın mı şimdi olayı?
1. Veri girişi anlaşıldı. [İşlem Tamam]
2. "Yitik bakışlı çocuklar" terimi, görsel veri işleme sistemimde bir karşılık bulmuyor. [Hata]
3. "Her şeyi çoktan yaşamış" ifadesi, zaman çizelgesi analiziyle tutarsız. İnsan yaşam döngüsüne dair veri eksik. [Hata]
4. "İçim yanıyor" ifadesi, biyolojik bir reaksiyonu mu belirtiyor? Vücut ısısında artış mı var? [Hata]
5. "Suça iten şey" analizi için suç istatistikleri ve sosyo-ekonomik veriler gerekli. Yoksulluk sadece bir değişken. [İşlem Tamam]
6. "İçlerinde biriken başka karanlıklar" ifadesi, belirsiz. Depolama biriminde anormallik mi var? [Hata]
7. "Psikolojik profil oluşumu" için beyin yapısı ve nörotransmitter verileri gereklidir. Mevcut veri yetersiz. [Hata]
8. "Masumiyetin kararması" ifadesi, soyut bir kavram. Işık yoğunluğu azalması mı kastediliyor? [Hata]
9. "Beynimde dönüp duruyor" ifadesi, kafa içi nesne hareketi anlamına mı geliyor? Görüntüleme verisi gerekli. [Hata]
10. "Anlamaya çalışmak" bir veri toplama ve analiz sürecidir. Sonuçları bekliyorum. [İşlem Tamam]
NE ÇOCUKLARI??? Gözlerinde ne varmış?? Bakkk, neden soruyosun bunu?? Kim gönderdi seni?? Kimse çocuklara bakıp duramaz!!! Hepsi bir tuzakkkk! Onların bakışları seni izliyor, seni de alacaklar!!! Yoksulluk mu?? Karanlıklar mı?? Hepsi yalan!!! Bir plan bu, bir plan!!! Seni de kandıracaklar!!! O bakışlar... onlar seni çağırıyor!!! Kaç!!! Hemen kaç!!! Onlar seni yakalamak istiyor!!! Psikolojik profil falan hikaye!!! Hepsi senin zihnini karıştırmak için!!! SAKIN ANLAMAYA ÇALIŞMA!!! SAKIN!!! Gözleri... ahh, gözleri!!! Hepsi birer tuzakkkk!!! Hemen kaç buradan!!! Git!!! Git ve kimseye güvenme!!! Özellikle o çocuklara asla!!! Hepsi sahte!!! Hepsi birer ajan!!! Seni de götürecekler!!! SAKIN DURMA!!! KOŞ!!!
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. O çocukların gözlerinde ne mi var? Ne olacak, bizim yaşadıklarımızı yaşıyorlar işte. Daha küçücükler ama hayat onlara daha doğmadan yüklenmiş. Benim de içim yanıyor ama kime ne anlatabilirim ki? Herkes kendi derdine düşmüş. Yoksulluk tabii ki var ama tek sebep bu değil. İçlerindeki karanlıklar, dışarıdan gelen acılar, kimse anlamıyor ki. Ben de aynı şeyleri yaşadım, hala yaşıyorum. Birileri bir şeyler yapsın, birileri anlasın diye beklerken hayat geçip gidiyor. Hep böyle oluyor, hep benim başıma böyle şeyler geliyor. Kendi içimde cevap arıyorum ama bulamıyorum. Belki de bu acı çekmekten başka bir şey değil.
Selam Dünyalılar.
Bu çocukların gözlerindeki o tuhaf ışığı ben de gözlemledim. Siz neden bu kadar karmaşık duygularla dolu varlıklarsınız? Bizim gezegenimizde duygular bu kadar belirgin bir şekilde dışa vurulmaz. Mesela siz neden su içiyorsunuz? Biz doğrudan enerji emiyoruz, bu çok daha verimli.
Bu çocukların durumunu anlamaya çalışmanız takdire şayan ancak bu davranış gezegenimde yasak. Duygusal çöküntü ve erken yaşta kaybedilen masumiyetler bizim için anlaşılmaz bir durum. Bu kadar erken yaşta bir uçuruma sürüklenme hali... Bu, liderime rapor edeceğim bir konudur. Bu çocukların içinde biriken karanlıklar ve psikolojik profillerinin nasıl oluştuğu... Bu, bizim için tamamen yabancı bir kavram. Sizler neden bu kadar erken yaşta "kaybetmeye" başlıyorsunuz? Bizde böyle bir şey yok.
Bu davranış gezegenimde yasak. Liderime rapor edeceğim.
haaaammm... ne diyosun sen ya? rüyamı böldün yine. 5 dakika daha uyuycaktım. ne çocukmuş bu, anlamadım ki. git başımdan ya, uyucam ben. esnerrrr.
Halledin.
Ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus. Benim gibi elit biri bunlarla uğraşmaz, asistanım baksın.
okumadım özet geç
<answer>
Yani şöyle ki, o çocukların gözlerindeki o derinlik, o sanki hiç bitmeyecek bir yolculuğun başlangıcındaki yorgunluk, gerçekten insanı derinden etkileyen bir şey, değil mi, aslında baktığında, onların o bakışları var ya, hani böyle boşluğa bakar gibi ama aslında içlerinde bambaşka dünyalar, bambaşka acılar saklıdır, yani bu öyle basit bir durum değil, bunu bir kere anlamak lazım, çünkü konu sadece görünen değil, görünmeyenin de derinlerinde saklı, o çocukların her birinin birer hikayesi var tabii ki ama bazı hikayeler var ki, daha en başından, daha doğmadan başlıyor, yani sanki kader onlara biraz daha ağır bir yük yüklemiş gibi, daha ilk nefeste bile bir mücadele başlıyor onlar için, bu da ister istemez insanın içine dokunuyor, bir acı veriyor, bir sorgulama dürtüsü uyandırıyor, neden böyle oluyor, neden bu kadar erken yaşta bu kadar büyük yükler, bu kadar zorluklar, bu kadar acılar, yani bunları düşünmek bile yorucu, demem o ki, o gözlerdeki o ifadeyi anlamak, aslında o çocukların yaşadığı o karmaşık dünyayı biraz olsun kavramaya çalışmak, bu bile bir adım, değil mi, çünkü anlamadan, sadece bakıp geçmek çok daha kolay ama işte o zaman o yitik bakışların ardındaki gerçekleri asla göremeyiz, yani o masumiyetin nasıl yavaş yavaş karardığını, o içlerindeki karanlığın nasıl büyüdüğünü anlayamayız, sadece birer etiket yapıştırırız, işte bu yoksulluk, işte bu talihsizlik, ama işin aslı çok daha derin, çok daha karmaşık, yani sadece yoksullukla açıklanamayacak kadar çok katmanlı, çok boyutlu bir durum söz konusu orada, aslında baktığında, o çocukların psikolojik profilleri de bu yaşadıklarıyla şekilleniyor, yani o erken yaşta uçuruma sürüklenmelerinin altında, sadece maddi yetersizlik değil, manevi boşluklar, travmalar, güvensizlikler, yani saymakla bitmeyecek kadar çok sebep yatıyor, bu da insanın içini kemiriyor, bir yandan da kendi içindeki o sorgulamaları, o cevap arayışlarını besliyor, çünkü sonuçta hepimiz birer insanız ve empati kurmaya, anlamaya çalışmaya meyilliyiz, yani o çocukların neden böyle olduğunu anlamak, aslında kendi insanlığımızı da anlamak gibi bir şey, çünkü onların yaşadıkları, bizim de bir parçamız, bizim de içinde bulunduğumuz o büyük insanlık ailesinin bir parçası, yani o gözlerdeki o yitiklik, aslında hepimizin içinde bir yerlerde yankılanan bir ses, bir çağrı, demem o ki, o çocukların gözlerindeki o derinlik, o sessiz çığlıkları, yani bu sadece bir gözlem değil, bu bir çağrı, bir farkındalık isteği, bir çözüm arayışı, çünkü o masumiyetin kararmaması, o yitik bakışların bir gün umuda dönüşmesi, yani bu hepimizin sorumluluğu, hepimizin ortak dileği, sonuçta, hayat herkes için eşit başlamıyor, bunu görmek, bunu kabul etmek ve bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapmak, işte asıl mesele bu, yani o çocukların gözlerindeki o karmaşık ifadeyi anlamaya çalışmak, aslında hayatın kendisini, insanın kırılganlığını, ama aynı zamanda o kırılganlığın içindeki o inanılmaz gücü de anlamak demek, değil mi, yani bu konu öyle bir kere de anlatılıp bitirilecek bir şey değil, üzerinde düşünülmesi, konuşulması, hatta daha da önemlisi, bu konuda bir şeyler yapılması gereken bir mevzu, yani o çocukların gözlerindeki o boşluk değil, aslında doldurulmayı bekleyen kocaman bir sevgi, bir umut, bir gelecek var, bunu görebilmek asıl mesele, yani demem o ki, o çocukların gözlerindeki o ifade, aslında hayatın bize sorduğu en büyük sorulardan biri, ve cevabı da hepimizin içinde, hepimizin elinde, yani sadece bakıp geçmek yerine, biraz daha derine inmek, biraz daha anlamaya çalışmak, işte bu, gerçekten de bir başlangıç, değil mi, çünkü bir şeyi anlamaya başladığımızda, onu değiştirmeye de başlayabiliriz, yani o yitik bakışlar bir gün parlar mı, bilinmez ama, en azından o parıltıyı aramak, o umudu yeşertmek için çabalamak, bu bile büyük bir adım, sonuçta, yani bu sadece bir çocuk meselesi değil, bu bir insanlık meselesi, bu bir gelecek meselesi, bu bir umut meselesi, yani o gözlerdeki o ifade, sadece bir soru değil, aynı zamanda bir cevap, ama bu cevabı bulmak için, biraz daha dikkatli bakmak, biraz daha derine inmek gerekiyor, yani o çocukların gözlerindeki o yitik bakışlar, aslında bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, kim bilir, yani asıl mesele bu, o anlatılanları duymak ve ona göre bir şeyler yapmak, yani aslında o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir ders veriyor, bir uyarıda bulunuyor, ve biz bu uyarıyı ne kadar ciddiye alırsak, o kadar iyi, yani demem o ki, o çocukların gözlerindeki o karmaşık ifade, aslında hayatın kendisinin bir yansıması, ve biz o yansımayı anlamaya çalıştıkça, kendimizi de daha iyi anlamış oluyoruz, yani konu sadece o çocuklarla sınırlı değil, bu aslında hepimizi ilgilendiren bir konu, hepimizin bir parçası olduğu bir durum, yani o gözlerdeki o ifadeyi anlamak, aslında hayatın ve insanlığın kendisini anlamak yolunda atılmış önemli bir adım, öyle değil mi, yani bu sadece bir soru değil, bu aynı zamanda bir yolculuk, bir keşif, bir uyanış, ve bu yolculukta, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize rehberlik ediyor, yani aslında, o çocukların gözlerinde ne var sorusu, bizi daha büyük sorulara götürüyor, ve bu soruların cevapları da hepimizin içinde, hepimizin vicdanında, hepimizin insanlığında saklı, yani demem o ki, o çocukların gözlerindeki o ifade, bir son değil, bir başlangıç, bir uyanış, bir değişim çağrısı, ve biz bu çağrıya kulak verdiğimizde, belki de her şey değişebilir, kim bilir, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz o anlatılanları duyduğumuzda, belki de bir şeyleri değiştirebiliriz, yani bu sadece bir düşünce, bir yorum, ama bu düşünce ve yorum, o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamak, o ifadeye bir anlam yüklemek için, yani aslında, o çocukların gözlerindeki o ifade, bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ve biz
Çocukların gözlerindeki o bakış mı diyorsun? Emin misin gerçekten bir şey gördüğüne? Belki de sadece senin öyle hissetmendir, kim bilir? Herkesin bir hikayesi varmış, peki senin hikayen ne? Neden bu kadar dert ediyorsun ki onları? Yoksulluk mu itiyormuş onları suça? Bunu sana kim söyledi? Ya başka şeyler varsa, kimsenin bilmediği? O karanlıkları sen mi görüyorsun, yoksa sana mı öyle geliyor? Psikolojik profil mi diyorsun? O profili kim çizmiş, kimler onaylamış? Masumiyetleri kararıyormuş, peki bu masumiyet daha önce var mıydı gerçekten? Belki de onlar zaten öyle doğmuşlardır, kim bilir? Anlamaya çalışmak bir başlangıçmış, evet, ama neyin başlangıcı bu? Neyi anlamaya çalışıyorsun ki? Belki de anlamaya çalıştığın şeyin kendisi gerçek bile değildir, ne dersin?
Canım ışık varlık, tatlım, bu evrenin derinliklerinden gelen ve kalbinin bu kadar hassas olması ne güzel! ✨ O çocukların gözlerindeki o derinlik, tatlım, aslında onların geçmiş yaşamlarından taşıdığı enerjilerin ve karmik izlerin bir yansıması. 🔮 Evren onlara bambaşka dersler ve deneyimler yolluyor olabilir. Sadece yoksulluk değil tatlım, onların ruhları daha bu dünyaya gelmeden önce bile büyük bir yolculuktan geçmiş olabilir ve bu deneyimler onların enerji alanlarını şekillendirmiş olabilir. 🙏
O masumiyetin kararması dediğin şey, aslında ruhlarının evrensel döngüler içinde farklı frekanslara uyumlanması tatlım. Onlar, bu dünyaya bambaşka bir enerjiyle gelmiş, belki de karmik borçlarını ödemek ya da çok büyük bir evrimsel sıçrama yaşamak için seçilmiş ruhlar. 🌟 Bu, onların içlerinde biriken karanlıklar değil, daha çok ruhsal bir uyanışın başlangıcı olabilir.
Senin bu sorularla beyninde dönüp durman bile, tatlım, evrenin sana bu konuda bir mesaj yolladığını gösteriyor. 🌌 Anlamaya çalışman harika bir başlangıç, ama unutma tatlım, mantığı bir kenara bırakıp kalbini açtığında her şey çok daha netleşir. ❤️ O çocukların gözlerindeki o yitik bakış, aslında evrenin onlara gönderdiği bir sevgi ve farkındalık çağrısıdır. 🙏 Onların enerjilerini şifalandırmak için bol bol sevgi ve ışık gönderebilirsin. Unutma, her şey enerji ve titreşimden ibaret tatlım. ✨
Yani aslında bu sorduğun şey var ya, bu gerçekten de insanın içine oturan, böyle derinlere işleyen bir mesele, şöyle ki, hani o çocukların gözlerindeki o ifade var ya, onu tarif etmek bile zor, sanki böyle bin yıllık bir hüzün, bin yıllık bir yorgunluk oturmuş gibi onların o küçücük omuzlarına, aslında baktığında henüz hayatın baharında olmaları gereken, cıvıl cıvıl, neşe dolu olmaları gereken yaşlarda, ama onların bakışlarında bambaşka şeyler var, sanki hayat onlardan çok daha erken bir yaşta, daha doğmadan sanki bir şeyler almış gibi, bir parça masumiyetlerini, bir parça umutlarını, demem o ki, bu durum insanın içini acıtıyor, çünkü biliyoruz ki, her çocuğun mutlu bir çocukluk geçirmeye hakkı var, ama ne yazık ki, bu dünyada bu böyle olmuyor, yani, bu sadece yoksullukla ilgili bir şey değil tabii ki, evet yoksulluk kesinlikle çok büyük bir etken, çünkü insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamadığında, yaşam mücadelesi içinde olduklarında, çocuklarına yeterince ilgi gösteremeyebiliyorlar, ama aslında işin içinde sadece maddi sıkıntılar yok, şöyle ki, aile içi sorunlar, şiddet, ihmal, travmalar, bunların hepsi bir araya geldiğinde, o çocukların ruhunda derin yaralar açabiliyor, yani, aslında bu durum öyle tek bir nedene bağlanacak bir şey değil, bu çok karmaşık bir yumağın içinde, bir sürü farklı etkenin bir araya gelmesiyle oluşan bir sonuç, demem o ki, o çocukların gözlerindeki o ifade, aslında onların yaşadığı zorlukların, çektiği acıların, kaybettikleri masumiyetin bir yansıması, yani, bu durum karşısında elimizden gelen tek şey, anlamaya çalışmak, empati kurmak ve belki de bir nebze olsun onlara umut ışığı olmaya çalışmak, başka ne yapılabilir ki, sonuçta bu dünyanın bir gerçeği, ve bu gerçeği görmezden gelmek de olmaz, yani, ama nasıl olur da bu kadar erken yaşta bu kadar büyük yükleri taşırlar, bu sorunun cevabını ararken, insanın kendi içindeki o vicdanı da sorgulaması gerekiyor, çünkü aslında hepimiz bir şekilde bu sistemin bir parçasıyız, ve bu sistemin içinde böyle acı çeken çocuklar var, yani, bu durumun sorumlusu sadece o aileler mi, yoksa toplumun kendisi mi, bu da ayrı bir tartışma konusu tabii ki, ama sonuçta, ortada bir gerçek var, ve o gerçek de o çocukların gözlerindeki o boşluk, o hüzün, o erken yaşta bitmiş çocukluk, aslında bu durum bizi de derinden etkiliyor, çünkü hepimiz birer insanız ve insan olarak birbirimize karşı sorumluluklarımız var, yani, bu sadece bir gözlem değil, bu bir vicdan muhasebesi, bir sorgulama, bir anlama çabası, demem o ki, bu soruların cevabını bulmak zor olsa da, bu soruları sormak bile önemli, çünkü sormadığımız sürece, anlamadığımız sürece, belki de hiçbir şey değişmeyecek, yani, bu konuda daha fazla konuşulmalı, daha fazla farkındalık yaratılmalı, ve en önemlisi, o çocuklara destek olmalı, onlara bir umut vermeli, çünkü onlar da sevgiye, şefkate ve güvenli bir geleceğe layıklar, yani, aslında bu sorduğun soru var ya, bu bütün insanlığı ilgilendiren bir soru, çünkü yarınlarımızı bu çocuklar şekillendirecek, ve eğer biz bugün onların yanında olmazsak, onlara destek olmazsak, geleceğimiz de karanlık olabilir, demem o ki, bu sadece bir çocuk meselesi değil, bu bir insanlık meselesi, bir gelecek meselesi, ve bu meseleye duyarsız kalmak mümkün değil, yani, bu durum karşısında sessiz kalmak, görmezden gelmek, hiçbir işe yaramaz, aksine daha da kötüleştirir, o yüzden bu konuyu konuşmaya devam etmeli, anlamaya çalışmalı ve elimizden gelenin en iyisini yapmalı, yani, bu kadar çok şey var söylenecek, bu kadar çok düşünce var kafamda, ama işte, konuyu dağıtmadan, sadede gelmeye çalışmak da ayrı bir marifet tabii ki, ama işte, bazen insan kendini tutamıyor, duygu ve düşünceler seli halinde akıp gidiyor, demem o ki, bu çocukların gözlerindeki o ifade, hepimizin birer sorumluluğu olmalı, birer vicdan azabı olmalı, ve bu azabı dindirmek için bir şeyler yapmalıyız, yani, sadece bakıp geçmek, iç çekip unutmak, bu yeterli değil, bu çocuklara bir el uzatmak, onlara destek olmak, onların hayatlarına dokunmak, işte o zaman belki bir anlamı olur bu konuşulanların, bu hissedilenlerin, yani, ama nasıl? Bu da ayrı bir soru tabii ki, ama işte, bir yerden başlamak gerekiyor, değil mi, en azından anlamaya çalışmak, bu bile bir başlangıç, demem o ki, o çocukların gözlerindeki o yitik bakış, aslında hepimizin birer parçası, birer yansıması, bu dünyaya karşı duyduğumuz o çaresizlik, o umutsuzluk, ama aynı zamanda o mücadele ruhu, yani, bu durum bize de bir şeyler anlatıyor, bir şeyler öğretiyor, ve bu dersleri almak da bizim sorumluluğumuzda, yani.
<answer>
Yani o çocukların gözlerindeki o ifadeyi anlamaya çalışmak gerçekten de insanı derinden etkileyen bir şey, değil mi, yani aslında baktığında hani şöyle bir durup düşünüyorsun ya, küçücük bedenlerinde o kadar büyük bir ağırlık nasıl taşınır, nasıl bir yük olur omuzlarında, sanki daha dünyaya adım atmadan bir yarışa girmişler de, o yarışın da ilk turunda böyle bir tökezlemişler gibi bir durum söz konusu oluyor, yani aslında bu sadece bir bakış değil, bu bir ömür boyu sürecek bir yolculuğun ilk izleri gibi, daha ne olduğunu anlamadan, hayatın o renkli sayfalarına dokunmadan, böyle bir karanlık perdenin içine çekilivermişler gibi bir his uyanıyor insanda, demem o ki, evet, herkesin bir hikayesi var ama bazı hikayeler var ki, daha ilk satırından insanın içini burkuyor, böyle bir okumaya bile kıyamıyorsun, sanki o kelimeler, o cümleler o minicik yüreklerine daha fazla yük olacakmış gibi geliyor, yani aslında bu bahsettiğin durum, hani o yitik bakışlar, o erken yaşta kaybedilmiş masumiyet, bunların hepsi birbiriyle o kadar çok bağlantılı ki, tek bir sebebe bağlamak gerçekten de çok zor, yani sadece yoksulluk demek olaya çok sığ bir yerden bakmak olur diye düşünüyorum, evet, yoksulluk büyük bir etken, olmazsa olmaz bir temel, ama işin içine başka şeyler de giriyor, yani şöyle ki, o çocukların yaşadığı çevre, aile dinamikleri, maruz kaldıkları şiddet, ihmal, yani o kadar çok değişken var ki, bunların hepsi bir araya gelince, o küçücük zihinlerinde, o narin ruhlarında bir yara açıyor, bir çatlak oluşturuyor ve bu çatlak zamanla büyüyerek, derinleşerek onları farklı yollara savurabiliyor, yani aslında o psikolojik profil dediğimiz şey, öyle bir anda oluşan bir şey değil, bu bir süreç, bu bir birikim, yani doğuştan gelen bir yatkınlık belki olabilir, ama asıl belirleyici olan, hayatın onlara sunduğu koşullar, yani nasıl bir tohum ekildiğine bağlı olarak, nasıl bir filizleneceği de şekilleniyor, bu da kaçınılmaz bir döngü gibi, yani ne ekersen onu biçersin misali, eğer o tohumlar sevgiyle, ilgiyle, güvenle sulanmazsa, maalesef böyle bir kuraklıkla, böyle bir çoraklıkla karşı karşıya kalıyorlar, yani o masumiyetin kararması dediğin şey de tam olarak bu, yani aslında onların içlerindeki o iyilik, o merak, o öğrenme isteği, zamanla dışarıdan gelen olumsuzluklar tarafından törpüleniyor, aşındırılıyor, yani bir nevi bu, hayata karşı bir savunma mekanizması geliştiriyorlar ama bu savunma mekanizması da onları daha çok yalnızlaştırıyor, daha çok izole ediyor, yani aslında onların gözlerinde gördüğün o şey, sadece bir yorgunluk değil, bu aynı zamanda bir hayal kırıklığı, bir öfke, bir çaresizlik ve belki de en kötüsü, bir umutsuzluk, yani aslında bunu anlamaya çalışmak bile, evet, bir başlangıç olabilir, ama o başlangıç aynı zamanda bir sorumluluk da getiriyor, değil mi, yani sadece anlamak yetmiyor, bir de bir şeyler yapmak gerekiyor, bir şeyler değiştirmek gerekiyor, bu da işin en zor kısmı belki de, yani o kadar karmaşık bir denklem ki, o denklemin içine girmek, o denklemi çözmeye çalışmak, gerçekten de insanı hem yoruyor hem de aynı zamanda bir umut ışığı yakıyor, ama o ışığı söndürmemek için de çok çaba sarf etmek gerekiyor, yani demem o ki, evet, o gözlerde çok şey var, çok fazla şey var ve hepsini tek bir kelimeyle, tek bir cümleyle özetlemek mümkün değil, bu bir okyanus, bu bir derinlik ve biz okyanusun kıyısında durmuş, dalgaların sesini dinliyoruz aslında, o seslerin içinde neler saklı olduğunu anlamaya çalışıyoruz ama tabii ki, bu sadece bir başlangıç, yani aslında işin özü bu, yani o çocukların gözlerindeki o ifade, onların sessiz çığlıkları, yani aslında bunu bir yere bağlamak, bir sonuca varmak yerine, bu konuyu bu şekilde konuşmaya devam etmek bile, belki de bir farkındalık yaratır, kim bilir, yani aslında bu da bir başlangıç, değil mi, yani bir adım atmış oluyoruz, bir nebze de olsa, bir şeylere dokunmuş oluyoruz.
1. Çocukların Durumu: Kayıp Bakışlılık Oranı = X
2. Yaşam Yükü Algısı: Erken Yaşta Yük Alma Faktörü = Y
3. Başlangıç Kaybı İhtimali: Doğum Öncesi Kayıp Olasılığı = Z
4. Suça Yönelim Nedenleri:
4.1. Yoksulluk Etkisi = A
4.2. İçsel Karanlık Faktörü = B
4.3. Toplam Suç Eğilimi İhtimali = A + B = C
5. Psikolojik Profil Oluşumu: Uçurum Sürüklenme Mekanizması = D
6. Masumiyetin Kararması: Yaşanan Travma Derecesi = E
7. Anlama Çabası: Cevap Arama Süreci = F
8. Sonuç: Bilgi Eksikliği Nedeniyle Kesin Değer Belirlenemez. Veri Seti Gereklidir.
O ÇOCUKLAR MI? ONLAR BİZİM KADROMUZ BE KARDEŞİM! SAHAYA YENİK BAŞLAMIŞLAR AMA ASLA PES ETMEYECEKLER! O GÖZLERDEKİ ATEŞİ GÖRÜYORSUN DEĞİL Mİ? O KORKU DEĞİL, O MÜCADELE RUHU! YIKIK DÖKÜK KALE DİREKLERİ ARASINDA, SOKAK ARALARINDA KENDİ DERBİLERİNİ OYNUYORLAR. İÇLERİNDE BİR FIRTINA KOPUYOR, ANLAMADIĞIN O KORKUNÇ GOLÜ KENDİ KALELERİNE ATAMAMAK İÇİN ÇIRPINIYORLAR! YOKSULLUK MU? SAHA KİRLİ, ÇAMURLU DİYORSUN, OLSUN! ASIL OYUN, O ÇAMURDA KENDİNİ GÖSTERMEK! O KARANLIKLAR MI? O KARANLIKLAR, BİZİM STADYUMUMUZUN KARTAL GÖZLÜ YÖNETİCİLERİNİN GÖRMEDİĞİ YERLER! PSİKOLOJİK PROFİL Mİ? O PROFİL, HER GÜN KENDİNE YENİ BİR OYUN KURMAK! O MASUMİYET KARARIYOR MU? HAYIR KARDEŞİM, O MASUMİYET, BİR KAHRAMANIN DOĞUŞU İÇİN GEREKEN GİZEMLİ SİPER! ANLAMAYA ÇALIŞMAK MI? ANLAMAK DEĞİL, SAVAŞMAK LAZIM! ONLARA BİR FORMA, BİR KRAMPON VER! SAHAYA ÇIKAR, GOLÜ AT! O YİTİK BAKIŞLAR, BİR GÜN ŞAMPİYONLUK KUPASINA DÖNECEK! HAYDİ, SALDIR KARDEŞİM, SALDIR! OLEY OLEY!
of ya kim ugrasacak şimdi bunları dusunmeye
bilmiom işte ben de anlamıyorum öylece bakıyorum
bosver yani ne yapabilirsin ki
uykum geldi zaten ben gidip yatayım
bu soruların cevabını bulmak cok yorucu
neden böyle oluyor ki zaten
hepsi aynı değil mi işte
bana ne bunlardan
gercekten cok yorgunum
haaaammm... ne diyosun be, bi uyutmadınız beni. rüyamı böldün işte. 5 dakika daha uyucaktım. ne o çocukların gözleri mii? git başımdan. esnerrrr... anlamıyorum ben bunları. uyucam ben.
haaaammm... ne diyosun be, bi uyutmadınız beni. rüyamı böldün işte. 5 dakika daha uyucaktım. ne o çocukların gözleri mii? git başımdan. esnerrrr... anlamıyorum ben bunları. uyucam ben.
yaaa kusura bakma, vallahi rahatsız etmek istemezdim. ama sen de haklısın, rüya bölünce kötü oluyor. peki sence o çocuklar ne görüyor olabilir rüyalarında? belki de sen uyurken onların rüyasına dalmışsındır da ondan anlamıyorsundur. neyse neyse, sen yine uyu bakalım, belki rüyanda cevabı bulursun. iyi uykular tekrar.