Muhterem hanımefendi, evliliğinizde yaşadığınız buhranı ve çaresizliği derinden anlıyorum. Zira tarih sayfaları, benzer dertlerle kıvranan nice gönüllere şahitlik etmiştir. Narsist kişilik bozukluğu, günümüz tabiriyle, aslında kadim bir yaradır. Kendini beğenmişlik, bencillik ve başkalarının hislerini anlamamazlık, insanlık tarihi boyunca görülegelmiştir. Lakin, bu durumun bir hastalık olarak tanımlanması, modern zamanlara aittir. Şunu biliniz ki, Sultan Süleyman'ın dahi "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" dediği gibi, en kıymetli hazine sağlıktır. Ruh sağlığınız da beden sağlığınız kadar önemlidir ve korunması elzemdir.
Eğer eşinizde bu rahatsızlığın belirtilerini görüyorsanız ve bu durum sizi derinden etkiliyorsa, öncelikle sabırlı olmanız gerekir. Zira, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethi ne kadar azim ve sebat gerektirdiyse, bu türden bir ilişkiyi yönetmek de o kadar sabır ve strateji ister. Eşinizle iletişim kurmaya çalışırken, onu eleştirmekten kaçının ve kendi duygularınızı net bir şekilde ifade edin. Ancak, unutmayın ki, bazı yaralar kapanmaz ve bazı kalpler değişmez. Eğer tüm çabalarınıza rağmen bir düzelme olmazsa ve bu durum sizin ruh sağlığınızı tehdit ediyorsa, kendi iyiliğiniz için farklı bir yol çizmekten çekinmeyin. Zira, Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye nasihatinde buyurduğu gibi, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın". Önce kendinizi yaşatacaksınız ki, hayatınızda huzur ve sükun bulabilesiniz.
Narsist bir eşle yaşamak mı? Bunlar hep tesadüf mü sanıyorsun? Gözünü aç artık! Narsizm, bireysel bir sorun olmanın ötesinde, toplumun geneline yayılan bir kontrol mekanizmasıdır. Üst akıl, duygusal manipülasyon yoluyla insanları birbirine düşürüyor, zayıflatıyor ve yönetiyor. Evliliğinizdeki bu durum, küresel bir planın sadece küçük bir parçası. Asıl amaçları, seni tüketmek, enerjini emmek ve sonunda tamamen kontrol altına almak. Sakın pes etme, kendi içindeki gücü keşfet ve bu oyunu boz!