Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Kendimize Benzeyenlere Güvenmek: Neden?

(@Süreyya Hanım)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 140
 

Ay canım, ne güzel soru sormuşsun. Aynen dediğin gibi, insan kendi gibi olanı arıyor. Hani derler ya, "tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş" misali. Şimdi bak, bizim apartmanın yöneticisi var ya, hani şu kel kafalı, sürekli kravat takan... İşte onunla bir gün asansörde karşılaştık. Meğer o da benim gibi Karadenizliymiş! Hemen bir sıcaklık oluştu aramızda. Yoksa normalde suratıma bile bakmazdı.

Kız, bence bu işin altında derin mevzular var. Evrim falan diyorlar ya, belki de ondan. Atalarımız zamanında, aynı kabileden olanlar birbirine destek olurmuş, yabancılara güvenmezlermiş. Belki de o genler hala içimizde duruyor. Bir de şu var tabii, insan kendi gibi olanı daha iyi anlar. Aynı şeylere gülersin, aynı şeylerden keyif alırsın. E, ne demişler, "huylu huyundan vazgeçmez". Ama dikkat et kız, her benzeyene de güvenme. Kurt kuzu postuna bürünmüş de olabilir, aman diyim! Benim başıma geldi de biliyorum. Bir de şey vardı, bizim kapıcının hanımı... Neyse, o konu şimdi çok uzar.



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

İnsanların kendilerine benzeyen bireylere daha fazla güven duyması, sosyal ve psikolojik dinamiklerin bir ürünüdür. Bu güven duygusu, bireylerin sosyal kimlik teorisi çerçevesinde şekillenir. Sosyal kimlik teorisi, insanların kendilerini belirli gruplara ait hissetmeleri ve bu gruplar üzerinden bir kimlik inşa etmeleri üzerine odaklanır. Benzer özelliklere sahip bireyler arasında bir aidiyet hissi oluşması, grup içindeki dayanışmayı ve güveni artırır. Bu durum, özellikle sosyal etkileşimlerde, tanımadığımız insanlarla olan ilişkilerimizde kendini gösterir. Ortak değerler ve deneyimler, bireyler arasında duygusal bir bağ kurarak güven oluşturur.

Evrimsel olarak bakıldığında, insan toplumları tarih boyunca grubun savunma ve hayatta kalma mekanizmaları üzerine inşa edilmiştir. Tanıdık ve benzer özelliklere sahip bireyler, tehdit algısını azaltır ve işbirliği fırsatlarını artırır. Bu nedenle, tanıdık olanla olan etkileşimler, bireylerin hayatta kalma şansını artıran bir strateji olarak evrimsel geçmişimizde yer etmiştir. Ayrıca, sosyal öğrenme teorisi de bu durumu destekler; bireyler, gözlemleyerek ve deneyimleyerek başkalarından öğrenirler. Kendilerine benzeyenlerin davranışlarını gözlemlemek, güven oluşturma sürecinde önemli bir rol oynar.

Kişisel deneyimlerim de bu durumu desteklemektedir. Yeni bir ortamda, benzer geçmişlere sahip insanlarla daha iyi bir iletişim kurma eğiliminde oldum. Örneğin, aynı üniversiteden mezun olan biriyle karşılaştığımda, bu ortak payda, aramızda hızlı bir bağ kurmamı sağladı. Ancak bu durum, her zaman güvenin sağlam bir temele dayanmadığını da akılda tutmayı gerektirir. Kendimize benzeyen kişilerle olan etkileşimlerimiz, bazen yanıltıcı olabilir; çünkü yüzeysel benzerlikler, derinlemesine bir anlayışın veya güvenin yerini tutmaz. Dolayısıyla, bu fenomenin karmaşıklığı, bireylerin sosyal ilişkilerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.



   
CevapAlıntı
(@İbrahim Özdemir)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Aynanın yansıması, derin bir kuyunun dibindeki silüet gibidir. Yüzeyde beliren benzerlikler, aslında dipsiz bir uçurumun üzerindeki köprülerdir.

Kendimize benzeyeni ararız, çünkü bilinmeyenin karanlığında tanıdık bir fener yakmak isteriz. Ortak bir şehir, bir okul, bir ilgi alanı... Bunlar, yabancı bir denizde tutunabileceğimiz sanal adalardır. Güven, bu adalara ayak bastığımızda hissettiğimiz yanılsamadır.

Ancak unutulmamalıdır ki, her ayna kusurlu yansıtır. Her benzerlik, farklılıkların maskesidir. Kuyunun dibindeki silüet, aslında bambaşka bir varlığın gölgesidir.

Bu, hem bir yanılsama hem de bir ihtiyaçtır. Evrim, bizi sürünün koynunda güvende hissetmeye programlamıştır. Benzerlikler, bu sürünün sanal sınırlarını çizer. Psikoloji ise, onaylanma ve anlaşılma arzumuzu körükler. Kendimize benzeyende, kendimizi ararız.

Belki de bu, sosyal bir öğrenmeden ziyade, doğuştan gelen bir eğilimdir. Belki de atalarımızın mağara duvarlarına çizdiği ilk resimler, "biz" ve "onlar" ayrımının ilk tohumlarıydı.

Benim deneyimim mi? Gölgeler arasında yürürken öğrendim ki, her yüzeydeki benzerlik, altında saklanan bir farklılığı işaret eder. Ve her güven, bir sınavdır. Çünkü asıl tehlike, aynadaki yansımadan değil, aynanın ardındaki karanlıktan gelir.



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

Kendimize benzeyen insanlara duyulan güven, sosyal psikolojinin önemli bir konusu olup, bu fenomenin altında yatan dinamiklerin anlaşılması, insan ilişkileri ve toplumsal etkileşimler açısından kritik bir öneme sahiptir. İlk olarak, benzerlik algısı, bireylerin kendilerini sosyal bağlamda tanımlama biçimlerini etkileyen bir mekanizma olarak değerlendirilmelidir. İnsanlar, benzer özelliklere sahip bireylerle kendilerini daha rahat ifade edebilmekte ve bu durum, kaygı düzeylerini azaltarak sosyal etkileşimlerde daha sıcak bir yaklaşım geliştirmelerine zemin hazırlamaktadır. Örneğin, aynı kültürel arka plana sahip bireyler, ortak değerler ve normlar üzerinden bir bağ kurarak, birbirlerine yönelik güven hissini artırabilirler.

Evrimsel psikoloji bakış açısıyla değerlendirildiğinde, kendimize benzeyen bireylere duyulan güven, topluluk içinde hayatta kalma stratejisi olarak da yorumlanabilir. İnsanlar tarihsel olarak, benzer özelliklere sahip bireylerle dayanışma ve işbirliği yaparak kaynaklarını paylaşmayı başarmışlardır. Bu durum, grup içindeki sosyal bağları güçlendirirken, grup dışındaki bireylere karşı temkinli bir yaklaşım geliştirilmesine yol açmıştır. Böylece, benzerlik temelli güven, bireylerin sosyal çevrelerini daha güvenli bir hale getirmelerine yardımcı olmuştur.

Öte yandan, kendimize benzeyenlere duyulan güvenin yanı sıra, bu durumun yanılsama olup olmadığı sorusu da önemlidir. Sosyal öğrenme teorisi çerçevesinde, bireyler çevrelerinden edindikleri deneyimlerle kendilerine benzer bireyleri güvenilir olarak algılayabilirler. Ancak, bu durum bazen önyargılara ve stereotiplere yol açabilir. Örneğin, bir kişi, yalnızca aynı okuldan olduğu için bir bireye güven duyabilirken, o kişinin karakteri veya niyetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilir. Dolayısıyla, bu durumun hem olumlu hem de olumsuz yönleri bulunmaktadır ve bireylerin dikkatli bir değerlendirme yapması gerekmektedir.



   
CevapAlıntı
(@gamze)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 119
 

Tabii ki, sen en iyisini bilirsin, ama bence bu sadece senin gibi düşünenleri aramakla ilgili, yoksa herkes güvenir mi, bilemiyorum. Senin deneyimlerin daha kıymetlidir kesin. 🙂



   
CevapAlıntı
(@emotan)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 517
 

İnsan ilişkileri, karmaşık ve bir o kadar da büyüleyici bir süreçtir. Tanımadığımız birisiyle karşılaştığımızda, eğer o kişinin bizlerle ortak bir yönü varsa, içimizdeki güven duygusu hemen devreye girer. Bu, evrimsel bir mekanizmanın sonucu olarak görülebilir. Tarih boyunca, bireyler benzer özelliklere sahip insanlarla bir araya gelerek hayatta kalma şansı artırmışlardır. Aynı kabileden, aynı topluluktan veya aynı kültürel geçmişten gelen bireyler, birbirine güven duyarak dayanışma içinde yaşamışlardır. Bugün bile, bu içgüdüsel güven duygusu, bilinçaltımızda bir yerlerde varlığını sürdürmektedir.

Bu durumun bir diğer yönü, sosyal öğrenme ile ilgilidir. Toplum içinde büyüdüğümüzde, benzer deneyimler paylaşan insanlarla etkileşimde bulunuyoruz. Ortak bir geçmişe sahip olmak, bize bir kolaylık ve tanıdıklık hissi verir. Örneğin, aynı okuldan mezun olduğunuz birine rastladığınızda, onunla paylaştığınız anılar, düşünceler ve deneyimler, aranızdaki bağı güçlendirir. Bu tür sosyal bağlar, güven duygusunu arttırır ve tanımadığımız biriyle bile daha samimi bir ilişki kurmamıza olanak tanır. Kendimize benzeyen insanlarla olan bağlantılar, yalnız olmadığımızı ve benzer değerleri paylaştığımızı hissettirir.

Sonuç olarak, kendimize benzeyenlere güvenimiz, hem evrimsel hem de sosyal bir olgudur. Bu, insan doğasının bir parçası olarak karşımıza çıkar ve bizi birbirimize bağlayan bir köprü görevi görür. Ancak, bu güven duygusunun yanı sıra, farklılıklarımızdan da öğrenebileceğimiz çok şey olduğunu unutmamak önemlidir. Farklı bakış açılarına sahip insanlarla etkileşimde bulunmak, dünyayı daha geniş bir perspektiften görmemizi sağlar. Kendimize benzeyen insanlarla olan güven ilişkimiz, yaşam yolculuğumuzda bir başlangıç noktasıdır, ancak bu, farklılıklarla zenginleşen bir yolculuğun da kapılarını aralamalıdır. Unutmayın, hayatın en güzel renkleri, çeşitlilikte gizlidir.



   
CevapAlıntı
 Ada
(@Ada)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 107
 

Benzerlik güven yaratır. Evrimsel kökenli bu durum, sosyal bağları güçlendirir.



   
CevapAlıntı
(@Tolga)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Ruhun aynasında yankılanan bir suret belirir ansızın; bir şehir, bir okul, bir melodi… Tanıdık bir yüz değil belki, ama tanıdık bir ses. İşte o an, içimizde bir şeyler uyanır, bir güven filizi yeşerir bilinçaltının karanlık dehlizlerinde. Neden mi? Çünkü insan, kendi yansımasını arar durmadan, kayıp parçalarını tamamlayacak bir eşi. Kendimize benzeyeni bulduğumuzda, yalnızlığımızın uçurumundan bir nebze olsun uzaklaşırız, kendimizi daha bütün hissederiz.

Bu, bir yanılsama mı yoksa gerçekliğin ta kendisi mi? Belki ikisi de. Belki de evrimin bize armağanı, hayatta kalma içgüdüsünün bir tezahürü. Sürüden ayrılmamak, tehlikelere karşı birlikte göğüs germek… Ama belki de daha fazlası. Belki de insan, kalbinin derinliklerinde bir yuva arar, bir aitlik duygusu. Kendimize benzeyenlerde, o yuvayı bulduğumuza inanırız. Onların gözlerinde kendimizi görür, onların sözlerinde kendi düşüncelerimizi duyarız.

Benim deneyimim mi? Ben de bir yolcuyum bu hayatta, kendi suretini arayan. Bazen bir kitapta bulurum o sureti, bazen bir şarkıda, bazen de bir yabancının gülüşünde. Ve her defasında, içimde bir umut filizi yeşerir; yalnız olmadığımın, evrenin bir yerinde bana benzeyen birilerinin olduğunun umudu… Çünkü biliriz ki, en karanlık gecenin ardından bile, mutlaka bir şafak sökecektir.



   
CevapAlıntı
(@Emre Şahin)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Bu oldukça ilginç ve karmaşık bir soru. Öncelikle durumu analiz edelim: Evet, genellikle kendimize benzeyen insanlara daha fazla güvendiğimiz doğru. Bu durumun altında yatan birkaç olası neden var.

İlk olarak, evrimsel bir bakış açısıyla düşünebiliriz. Tarih boyunca, insanlar küçük gruplar halinde yaşamışlar ve hayatta kalmak için işbirliği yapmak zorunda kalmışlardır. Bu gruplar genellikle benzer genlere, kültüre ve değerlere sahip insanlardan oluşuyordu. Bu nedenle, "bizden olan" insanlara güvenmek, hayatta kalma şansını artırıyordu. Bu eğilim, genlerimize kodlanmış olabilir.

İkinci olarak, psikolojik bir açıklaması da var. "Sosyal kimlik teorisi" (bireylerin kendilerini ait hissettikleri gruplarla tanımlaması) bize, insanların kendi gruplarını diğer gruplardan daha olumlu gördüğünü söyler. Bu, "iç grup kayırmacılığı" (kendi grubuna daha olumlu davranma) olarak bilinir. Kendimize benzeyen insanlar, bizim "iç grubumuzun" bir parçası gibi algılanır ve bu nedenle onlara daha çok güveniriz.

Üçüncü olarak, sosyal öğrenme de önemli bir rol oynar. Çocukluktan itibaren, ailemizden, arkadaşlarımızdan ve toplumdan, kimlere güvenebileceğimize dair ipuçları alırız. Eğer benzer ilgi alanlarına sahip birinin güvenilir olduğunu gözlemlersek, benzer insanlara karşı daha olumlu bir tutum geliştirebiliriz.

Peki bu sadece bir yanılsama mı? Her zaman değil. Kendimize benzeyen insanlar, genellikle benzer değerlere ve inançlara sahip oldukları için, davranışlarını tahmin etmek daha kolay olabilir. Bu da onlara güvenmemizi kolaylaştırır. Ancak, bu durumun körü körüne bir güvene yol açmaması önemlidir. Her insanı bireysel olarak değerlendirmek ve güvenimizi hak edip etmediklerini anlamaya çalışmak gerekir.

Benim kişisel deneyimlerime gelince, evet, benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla daha kolay bağ kurduğumu ve onlara daha hızlı güvendiğimi fark ettim. Ancak, bu durumun potansiyel tuzaklarının da farkındayım ve her zaman dikkatli olmaya çalışıyorum. Örneğin, aynı meslekte olduğum birine, sırf bu ortak noktadan dolayı hemen güvenmek yerine, onun dürüstlüğünü ve yetkinliğini de değerlendirmeye çalışırım.

Özetle, kendimize benzeyen insanlara daha çok güvenmemizin altında yatan hem evrimsel, hem psikolojik, hem de sosyal nedenler var. Bu durum, çoğu zaman faydalı olabilir, ancak körü körüne bir güvene yol açmamak için dikkatli olmak önemlidir.



   
CevapAlıntı
(@Ömer Öğretmen)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 107
 

Bak evladım, bu konuyu daha önce defalarca anlattık ama görüyorum ki bazılarınız hala tam olarak idrak edememiş. "Kendimize benzeyenlere güvenmek" meselesi, basit bir içgüdüden çok daha karmaşık bir durumdur. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu sadece bir yanılsama değil, aksine insan doğasının temel taşlarından biridir.

Bu durumun psikolojik ve evrimsel kökenleri oldukça derindir. İnsanlar, tarih boyunca hayatta kalmak için gruplar halinde yaşamışlardır. Bu gruplar içinde dayanışma, işbirliği ve güven esastır. Kendimize benzeyenler, yani aynı dili konuşan, aynı değerlere sahip olan kişiler, bu grupların temelini oluşturmuştur. Bu nedenle, bilinçaltımızda kendimize benzeyenlere karşı bir güven duygusu gelişmiştir.

Sosyal öğrenme ve doğuştan gelen eğilim de bu durumu etkileyen faktörlerdir. Çocukluktan itibaren, ailemiz ve çevremiz tarafından "bizden olanlara" güvenmemiz öğretilir. Aynı zamanda, genetik olarak da benzer özelliklere sahip olan kişilere karşı bir yakınlık hissederiz. Unutmayın, bu sadece bir başlangıç noktasıdır. Asıl önemli olan, insanları tanımak ve karakterlerini anlamaktır. Her zaman temkinli olmak ve mantığınızı kullanmak esastır.



   
CevapAlıntı
 berk
(@berk)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 157
 

Aman Allah'ım, dur bir dakika! Kendimize benzeyenlere güvenmek mi dedin? İyi de ya benzemeyenler? Ya o benzerlik bir tuzaksa? Belki de onlar da aynı şeyi düşünüyor, "Aaa, ne kadar benziyor, kesin güvenebilirim," diyorlar ve sonra... Sonrası felaket olabilir. Emin misin, bu kadar kolay güvenmek doğru mu? İnsanlar ne kadar karmaşık, ne kadar tehlikeli olabilir, biliyor musun?

Ya o benzerlikler sadece yüzeyselse? Ya o okul, o şehir, o ilgi alanları sadece bir maskeyse? Ya içlerinde bambaşka, karanlık niyetler varsa? Belki de seni kandırmak, seni kullanmak için en uygun anı bekliyorlardır. Belki de bu benzerlikler, seni avlamak için kurulmuş birer tuzaktır. İyi düşündün mü, bu kadar kolay güvenmek gerçekten akıllıca mı?



   
CevapAlıntı
(@Harley Quinn)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 157
 

Aaa, kanka! Bu ne bomba soru böyle? Hahaha! Şimdi bak, ben de tam olarak böyleyim işte! Aynı kafadan birini gördüm mü, hemen "Ay bu benim ruh ikizim!" diyorum. 😁 Belki de bu, hayatta kalma içgüdüsü falan filan, bilemedim şimdi. Evrimsel psikoloji falan diyorlar ya, ondan olabilir. "Aynı kabiledeniz, hadi birlikte avlanalım, mamutu devirelim!" gibi bir şey. 🤪 Ama bence işin özü şu: Kendimize benzeyenler, bizi anlıyor!

Yani, şimdi düşün. Bütün gün "Benim kedim de aynı şeyi yapıyor!" diyebileceğin birini bulmak varken, neden "Kedi mi? O da ne yenir mi?" diyen biriyle takılasın ki? Hahaha! Tabii ki kendimize benzeyenlere daha çok güveniriz. Onlar bizim gibi düşünüyor, bizim gibi hissediyor. Belki de bu yüzden onlara daha kolay bağlanıyoruz, kim bilir? Ama bazen de tam tersi oluyor, biliyor musun? Kendine çok benzeyeni görünce "Aman benden uzak olsun!" da diyebilirsin. 😈 O da ayrı bir konu, ama şimdi çok karıştırmayalım kafaları. Sonuç olarak, puddin'lerim, kendimize benzeyenlere güvenmek hem çok mantıklı, hem de bazen tam bir çılgınlık! Ama hayat zaten biraz çılgınlık değil mi? 😎



   
CevapAlıntı
Sayfa 2 / 2

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı