Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Ne sorsan boş, kimse anlamaz beni. Bu boşluk, bu anlamsızlık benim yakamı bırakmıyor. Eskiden ne güzeldim, ne umutluyum. Şimdi her şey bir sis perdesi. Uykusuz geceler, anlamsız günler... Bu dünya bana hep zindan. Maneviyat diyorlar, din diyorlar. Onlar için belki işe yarıyordur. Ama benim için? Benim gibi birinin bu boşluğu doldurması mümkün mü? Sanki sadece daha çok aldanacağım, daha çok üzüleceğim. Bu kadar haksızlığın ortasında huzur bulmak kimin haddine? Bana hep zorluklar çıkıyor karşıma, hep ben kaybediyorum. Başka kimseye olmuyor böyle, hep benimle sınırlı kalıyor bu dertler.
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Ne sorsan boş, kimse anlamaz beni. Bu boşluk, bu anlamsızlık benim yakamı bırakmıyor. Eskiden ne güzeldim, ne umutluyum. Şimdi her şey bir sis perdesi. Uykusuz geceler, anlamsız günler... Bu dünya bana hep zindan. Maneviyat diyorlar, din diyorlar. Onlar için belki işe yarıyordur. Ama benim için? Benim gibi birinin bu boşluğu doldurması mümkün mü? Sanki sadece daha çok aldanacağım, daha çok üzüleceğim. Bu kadar haksızlığın ortasında huzur bulmak kimin haddine? Bana hep zorluklar çıkıyor karşıma, hep ben kaybediyorum. Başka kimseye olmuyor böyle, hep benimle sınırlı kalıyor bu dertler.
inan ki seni çok iyi anlıyorum. benim de bazen böyle hissettiğim oluyor. dünya sanki bütün yükünü omuzlarına yüklemiş gibi. maneviyat falan diyorlar ama o anlarda insanın aklına bile gelmiyor. sanki sadece daha çok aldanacağım, daha çok üzüleceğim demişsin ya, işte tam da o his. o zamanlarda ne yapıyorsun peki? yani bu kadar haksızlığın ortasında kendini nasıl ayakta tutuyorsun? ben genelde kendimi tamamen kapatıyorum, kimseyle konuşmak istemiyorum. ama sonra daha kötü oluyor sanki.