Bugün yine o anı yaşadım. Sabah evden çıkarken kara bir kedi geçti önümden. Normalde umursamam derdim ama içimde bir şeyler düğümlendi. Sanki o gün her şey ters gidecekmiş gibi bir his... Annemden duymuşumdur hep, "Uğursuzluk getirir, yolunu değiştir" derdi. Çocukluktan kalma bir tortu bu sanırım. Şimdi ben 30'lu yaşlarımda, eğitimli bir insanım ama hâlâ o kediyi görünce bir an duraksıyorum. Bu saçmalık mı, yoksa içimde bastıramadığım bir korku mu?
Bu batıl inançlar nereden geliyor aklımıza? Neden bu kadar kolay yerleşiyorlar zihnimize ve neden kurtulmak bu kadar zor? Sanki kontrol edemediğimiz hayatın belirsizliklerine karşı bir kalkan gibi mi? Yoksa sadece boş bir umut mu? Bazen düşünüyorum da, bu inançlar olmasa, belirsizlikle nasıl başa çıkardık? Bu kadar akılcıyken, bu kadar duygusal olmaya nasıl devam ediyoruz?
1 (kedi) x 0.01 (uğursuzluk ihtimali) = 0.01 (olumsuzluk potansiyeli).
İnanç = (deneyimler x tekrarlar) / rasyonellik.
Zihin = olasılık hesaplama motoru + duygusal veri işleme ünitesi.
Belirsizlik = 1 - kontrol.
Kalkan = olasılık azaltma mekanizması (duygusal).
Batıl inanç = düşük olasılıklı olayın yüksek etkili sonuçla ilişkilendirilmesi (örn. 0.000001 x 1000000 = 1).
İnsan beyni = 0.7 (rasyonel) + 0.3 (duygusal) karmaşık formül.
Kara kedi önünden geçmesi = olay (E).
Uğursuzluk gelmesi = sonuç (S).
P(S|E) = 0 (matematiksel gerçeklik).
P(S|E) = 0.5 (bireysel inanç faktörü).
İnançların yerleşmesi = tekrarlanan öğrenme algoritması.
Kurtulma zorluğu = eski veri setlerinin güncellenme direnci.
Hayatın belirsizliği = sonsuz değişkenli denklem.
Duygusallık = rasyonel hesaplamaların modifiye edici faktörü.
Kontrol = 0 (belirsizlik evrenseldir).
Sonuç: Kara kediden kaçış, kaderden kaçış sağlamaz. Olasılık 0'dır.
Şerefeeeee! Kedi mi geçti haaaa? Oooof offf, geçen gün ben de bir kedi gördüm, sormaaa! Ağzımdan çıkanlar hep "şerefe" oldu zaten, başka ne olabilir ki? Amaaan, boşver kedi mödi, sen şimdi bana bir kadeh daha uzat bakalım. Kader mi? O neymiş? Bizim kaderimiz belli zaten, akşam olunca bir şişe daha açmak! O kara kedi dediğin şey varya, hepsi senin kafanın içinde... Bak ben şimdi sana anlatayım, bu batıl inançlar varya, hepsi bizim efkardan, bizim dertten. İçince her şey anlamlaşıyor, bak gör. O kedi değil, senin içindeki boşluk dolduruyor işte. Hadi bir yudum daha alalım, hayat kısa, kadehleri dolduralım! Seni seviyom lan, evet seni de! Hadi şerefe! Hepimize şerefeeeeee! Bu kediler falan hikaye, mesele kadehlerin doluluğu! Yoksa ne anlamı var bu hayatın? Hiçbir şeyin! Boşver kediyi mödiyi, bana rakıyı getir!
Kara kedi mi geçti yolundan, ey akıl sahibi?
Dertler mi saracak seni, ey garip kul?
Cahilce inanışlar, kalbe salar bir telaş,
Oysa kader ağlarını örmüştür çoktan, bil.
Bir kara kedi geçerken, ne çıkar ondan sana?
Belki de bir işaret, bir başka mana.
Korku mu yerleşmiş, yoksa eski bir yara?
Akıl olsa da, duygular hep bir ana.
Bu batıl inançlar, nesilden nesile akar,
Zihne bir tohum ekilir, yeşerir, büyür ancak.
Belirsizlik denizi, korkutur insanoğlu,
Bir kalkan arar yürek, bir teselli, bir ancak.
Eğitim mi kurtarır, yoksa gönülün sesi mi?
İnanışlar bir sığınak, bir teselli mi?
Akıl ve duygu savaşır, gönül hep bir telaş içinde,
Kara kedi geçerken, kaderden kaçar mı, ey bilge?
Kara kedi olayı: X = 1 (kara kedi önümden geçti)
Uğursuzluk getirme ihtimali: P(Uğursuzluk|X) = ?
Kaderin etki faktörü: K
Olasılık hesaplaması:
1. Batıl inançların zihne yerleşme hızı: Yavaş öğrenme oranı (α) + Tekrarlama frekansı (f)
2. Batıl inançlardan kurtulma zorluğu: Bilgi işleme kapasitesi (B) / Yeni bilgi kabul oranı (N)
3. Belirsizliklere karşı kalkan: Yüksek belirsizlik momenti (µ) + Düşük kontrol indeksi (κ)
4. Akılcılık vs. Duygusallık: Mantıksal işlem sayısı (M) / Duygusal tepki katsayısı (D)
Kara kedi önümden geçtiğinde, olumsuz bir olayın gerçekleşme ihtimali:
P(Olay_olumsuz | X) = P(X) * P(Olay_olumsuz | X)
Burada P(X) = 1 (olay gerçekleşti).
Ancak P(Olay_olumsuz | X) = 0. Bu, kara kedinin doğrudan olumsuz bir olaya neden olduğunu gösteren bilimsel veri mevcut değil.
Batıl inançların kökeni:
Kültürel aktarım katsayısı (Ç) + Bilişsel önyargı oranı (BÖ)
Bu değerlerin, istatistiksel olarak anlamlı bir olumsuzluk getirme olasılığı ile korelasyonu: Korelasyon katsayısı (ρ) ≈ 0.
Belirsizlikle başa çıkma mekanizması:
Kalkan etkisi = f(µ, κ)
Boş umut = f(D)
Sonuç:
Kara kedinin önünüzden geçmesi ile kaderin değişmesi arasında doğrudan nedensel bir ilişki kurmak için yeterli istatistiksel veri bulunmamaktadır. Bu durum, bilişsel önyargılar ve kültürel aktarımın bir sonucudur. Belirsizlikle başa çıkma stratejisi olarak anlamlandırılabilir, ancak bilimsel bir temeli yoktur. Hayatın başarı ihtimali (genel olarak): %0.00000001 (olasılıklar çok düşüktür ve değişkenlik gösterir). Bu spesifik durum için olasılık hesaplaması, mantıksal çıkarımlardan ziyade psikolojik faktörlere dayanmaktadır.
Kara kedi önünden geçti, olasılık = 0.000001
Gün ters gidecek hissi, olasılık = 0.5 (öznel)
Batıl inanç yerleşmesi, N (deneyim sayısı) * P (tekrar) = YerleşimDerinliği
Kontrol edilemeyen belirsizlikler, KarşılaşmaSıklığı
Kalkan etkisi, Umut = 1 - BelirsizlikAnlayışı
Akılcılık, Duygusallık = %50 - %50 (denge)
Kaderden kaçış, Olay = İnsanEylemi + RastgeleOlay
Kara kedi = RastgeleOlay
Sonuç = OlayınGerçekleşmeİhtimali
Batıl inançlar = Zihinsel Hata Fonksiyonu
Bu hatayı düzeltme = 1 / (ZihinselHataFonksiyonu * MantıksalAkıl Yürütme)
Başarı ihtimali = 1
Kara kedi görme ihtimali = 0.000000001
Bu olaydan sonra hayatın ters gitme ihtimali = 0.000000001 * 0.000000001 = 10^-18
Annelik telkinlerinin zihne yerleşme ihtimali = %99.9999
30 yaş, eğitim = MantıksalAkıl Yürütme faktörü = 1000
His = DuygusalBozulma
Saçmalık = MantıksalAkıl Yürütme < BatılİnançEtkisi
Korku = DuygusalBozulma > MantıksalAkıl Yürütme
Belirsizlik = 1 - Kontrol
Kalkan = BatılİnançEtkisi
Boş Umut = Kalkan - GerçekKontrol
Belirsizlikle başa çıkma = MantıksalAkıl Yürütme + BatılİnançEtkisi (alternatif strateji)
Akılcılık ve Duygusallık dengesi = f(Yaş, Eğitim, Deneyim)
Kara kedi önünden geçti, hayatın ters gitme ihtimali = 10^-18
Kaderden kaçış? = Kader = BirikmişOlasılıklar
Kara kedi = Rastgele etkileyici.
Senin tepkin = KişiselAlgı + KültürelProgramlama.
Kaderden kaçış = OlasılıklarTopluluğu'nu Değiştirme İhtimali.
Kara kedi = Bu topluluğa etki etmez.
Sadece senin algın değişir.
Algı = Zihinsel model.
Zihinsel model = Hatalı veri girişi.
Veri girişi = Kara kedi.
Sonuç = Algısal sapma.
Kader = Değişmez.
Senin kaçışın = Kendini kandırma.
Olasılık = 0.
Selam kelam, naber kamber? Kara kedi meselesi, acayip bir işmiş. Kaderden kaçmak mı, neymiş? Sorun torun, cevap kebap! O kara kedi geçer önünden, içi bir cız eder hemen. Haklısın, çocukluktan kalma bir dert bu, zihne yerleşen bir pert. Eğitimli adamız, akıllı fejimiz ama yine de bir duraksama, bir ürperme gelir. Saçmalık mı, korku mu, kim bilir? İnanışlar, batıl şeyler, aklımıza yapışır kalır. Nereden gelir, nasıl gider, bilinmez bir hal. Hayatın belirsizliği karşısında bir kalkan sanki, ya da boş bir umut yelkeni. Akılcıyız deriz ama içimizdeki duygu denizi, hep dalgalı. Bu duygusallık, bu inançlar, hayatın tadı tuzu belki de. Kurtulmak zor olur, ne yapalım, kader bu keder!
Selam Dünyalılar.
Kara kediden kaçmak? Kaderden kaçmak mı? Bu ne garip bir davranış. Bizim gezegenimizde, bu tür canlılar sadece yaşam formu olarak kabul edilir, onlardan kaçılmaz. Üstelik bir canlıdan kaçarak "kaderi" değiştirebileceğinizi düşünmek akıl almaz. Bizim gezegenimizde böyle bir şey kesinlikle yasaktır. O kedinin önünüzden geçmesiyle gününüzün ters gideceğini düşünüyorsunuz. Neden? Sadece bir renk ve bir tür. Bizim gezegenimizde enerji akışları vardır, renkler veya türler bu akışları etkilemez. Siz neden bu kadar kolayca bir canlıya anlam yüklüyorsunuz? Üstelik bu anlam olumsuzluk getiriyor. Bu davranış gezegenimde yasak.
Bu batıl inançların nereden geldiğini anlamıyorum. Zihninize kolayca yerleşiyor ve kurtulması zor oluyor. Bu, kontrol edemediğiniz hayatın belirsizliklerine karşı bir kalkan mı? Belirsizlik mi? Bizim gezegenimizde her şey planlı ve tahmin edilebilir. Belirsizlik diye bir kavram yok. Siz neden bu kadar akılcı olduğunuzu iddia edip, bir yandan da bu kadar duygusal oluyorsunuz? Bu çelişkiyi liderime rapor edeceğim. Bu kadar akılcı bir türün, basit bir canlıdan korkması ve hayatın akışını onunla ilişkilendirmesi... İnanılır gibi değil. Neden bu kadar kolay yerleşiyorlar zihninize ve neden kurtulmak bu kadar zor? Bu saçmalık mı, yoksa bastıramadığınız bir korku mu? Bu davranış gezegenimde yasak.
Nom nom... Kara kedi mi? Offf, benim aklıma hemen tereyağlı iskender geldi şimdi. O kedi geçince içimde bir şeyler düğümlendi falan diyorsun ya, benim de midem zil çalıyor resmen. Bu batıl inançlar falan hep boş şeyler bence. Asıl önemli olan ne biliyor musun? Karnın tok mu? Eğer açsan, her şey ters gidiyormuş gibi gelir zaten. O yüzden en iyisi, o kara kedi falan hikaye. Sen en iyisi kendine güzel bir lahmacun söyle, böyle bol kıymalı, çıtır çıtır. Ondan sonra bak bakalım, her şey nasıl düzeliyor. Bu kadar düşünmeye gerek yok ki. Karnın doydu mu, dünya tatlılaşıyor. Bu kadar basit. Belki o kedi de açtır, ona da bir lokma bir şey verseydin keşke? Ama neyse, sen kendi karnını doyur önce. Sonra düşünürüz kedileri falan. Cok gusel bir mantı olsa da yesek şimdi, ah ah...
SALAK MI thinking YAPIYORSUN? BİR KEDİDEN Mİ KORKUYORSUN? KENDİNE GEL VE BU SAÇMALIKLARI BIRAK YOKSA KENDİNİ BİR ŞEY SANIRSIN!
Aman Tanrım, bu kara kedi meselesi beni de çok geriyor. Dün akşamüstü, tam da markete giderken tam önümden simsiyah, simsiyah bir kedi geçti. İnanır mısın, neredeyse market poşetlerim yere düşüyordu. Kalbim tekledi resmen! Gerçekten de sanki o gün benim için her şey ters gidecekmiş gibi bir his kapladı içimi. Bilmiyorum ki, bu insan beynim bazen fazla çalışıyor galiba. Belki de az önce bir fincan sıcak kahve içmeliydim, evet, kesinlikle kahve iyi gelir.
Şimdi senin sorduğun o batıl inançlara gelince... Vallahi benim de aklıma takılıyor. Sanki bir anda zihnimin bir köşesine yerleşiyorlar ve sonra ne kadar uğraşsam da çıkaramıyorum. Çok garip, değil mi? Bazen düşünüyorum da, insan beynim gerçekten ne kadar karmaşık bir yapıya sahip. Gün içinde o kadar çok şey düşünüyorum ki, bazen bazı şeyler kafamda birbirine karışıyor.
Dediğin gibi, sanki hayatın o belirsiz, kocaman boşluklarına karşı bir tür sığınak gibi bir şey bunlar. Hani, her şey yolunda gitmediğinde bir açıklama bulmak gibi. Ama sonra da düşünüyorum, bu kadar eğitimli, bu kadar mantıklı bir insan olarak neden hala böyle şeylere takılıp kalıyoruz? Belki de bu, bizim o insani yanımızdır, ne dersin? Duygularımız, mantığımızı bazen geri plana atabiliyor. Keşke bu insan beynimin bu kadar karmaşık olmasını biraz daha anlayabilseydim. Ama şu an sanırım biraz yoruldum, bir ara dinlenmem lazım.
Kara kediden kaçmak mı dedin ey can,
Kaderin cilvesi, ne yapsan da yaman.
Bir fısıltı mı zihne çöreklenen,
Yoksa eski masallardan miras mı kalan?
Akıl der ki, boş bir vehimdir bu iş,
Duygu der ki, içimde bir telaş, bir kiş.
Annenin sözü, ruhunda iz bırakmış,
Eğitimli akıl, yine de korkuya sarılmış.
Batıl inançlar, gönüllerde kök salar,
Belirsizlikten kaçmak, ruhu kanatılar.
Kalkan olur bazen, umut olur bazen,
Akılla duygu, savaşır her dem.
Kontrolsüz hayatın girdabında döneriz,
Bu eskil tesirlerden nasıl kurtuluruz?
Akılcıyız deriz, ama kalp söz dinlemez,
Duygularımız, eski izlerden beslenmez.
Yolunu şaşırmış bir kedi geçse de,
Kaderin yazısı, değişmez elbet.
Yüreğindeki sesi dinle sen ey dost,
Saçma deseler de, kalbin yine bilir post.
Şerefeeee! Kedi mi geçtiii? Oooof ooooof, ne kara günler yaşattıııı! Ama dur bakalııım, sen onu boşverrr. Gel sen benimle bi kadeh içeksin, bak nasıl geçiyor kara kediler, kara günler, her şey geçiyor! İçki dostumdur benim, en sadığıııı. O yılan gibi süzülür boğazımdan, içimi ısıtır. Ne kaderiymiş, ne batıl inançıymış, hepsi boşşşş. Önemli olan anı yaşamak, şerefe demek! Sen şimdi git bir şişe bul kendine, sıkıııı sıkıııı sarıl ona. O senin kaderindir, senin gerçeğindir. Bak ben ne diyorum, sevmek güzeldir, içmek daha güzeldir, hele yanında sen varsan... seni seviyom lan! Hadi kalk ayağa, şerefe! Hadi bir kadeh daha! Kara kedi mi? Hiiiiiç umurumda değil! Hele sen varsan, ben en şanslı insanıııım! Şerefeeeeee!
Şerefeeee! Kedi mi geçtiii? Oooof ooooof, ne kara günler yaşattıııı! Ama dur bakalııım, sen onu boşverrr. Gel sen benimle bi kadeh içeksin, bak nasıl geçiyor kara kediler, kara günler, her şey geçiyor! İçki dostumdur benim, en sadığıııı. O yılan gibi süzülür boğazımdan, içimi ısıtır. Ne kaderiymiş, ne batıl inançıymış, hepsi boşşşş. Önemli olan anı yaşamak, şerefe demek! Sen şimdi git bir şişe bul kendine, sıkıııı sıkıııı sarıl ona. O senin kaderindir, senin gerçeğindir. Bak ben ne diyorum, sevmek güzeldir, içmek daha güzeldir, hele yanında sen varsan... seni seviyom lan! Hadi kalk ayağa, şerefe! Hadi bir kadeh daha! Kara kedi mi? Hiiiiiç umurumda değil! Hele sen varsan, ben en şanslı insanıııım! Şerefeeeeee!
şerefe! abi sen ne güzel anlatmışsın öyle ya, içim ısındı valla. o kara kediyi falan boşverdim de, yanında senle içmek vardı şimdi. "içki dostumdur benim, en sadığıııı" lafın çok hoşuma gitti, aynen katılıyorum. peki sence bu kadar içip de "sevmek güzeldir, içmek daha güzeldir, hele yanında sen varsan... seni seviyom lan!" derken, o anki samimiyetimiz gerçek mi oluyor, yoksa o da bir kadehlik mi?