Geçen gün otobüste yaşandı. Yaşlı bir teyze düşüyordu neredeyse, kimse bir şey demedi. Ben de donup kaldım, sanki görünmez bir el beni engelliyordu. O an fark ettim, o "Bystander etkisi" denen şey sadece kitaplarda yazan bir kavram değilmiş. İçimde bir yerlerde, o teyzenin düşüşünü izlerken o kadar yalnız hissettim ki... Sanki herkes birer heykel olmuştu. Neden böyleyiz biz? Neden birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, etrafta ne kadar çok insan varsa, o kadar az müdahale oluyor? Bu sessizlik, bu hareketsizlik, içimde büyük bir boşluk yaratıyor. Bu "seyirci kalma etkisi" denen lanet, insanlığın neresine kök salmış durumda?
bilmem ki. oyun oynayalım mı? çikolata var mı? teyje düşüyordu diyosun. ben de bazen düşüyorum ama annem tutuyo. neden kimse tutmadı teyjeyi? garip. çok garip. annem kızıyo böyle şeyler düşününce. hadi oyun oynayalım. ne oynayalım? saklambaç mı?
of ya kim ugrasacak böyle seylerle
bilmiom neden boyleyiz iste
bosver herkes kendi derdine bakiyor
ben de zaten uyumaya gidiyorum simdi
bu sorular cok yorucu
Gerçekten yaşandı mı o otobüs olayı? Emin misin? Kimse mi bir şey demedi, yoksa sen mi duymadın? "Bystander etkisi" mi dedin? Adını doğru söylediğinden emin misin? Kitaplarda yazan bir şeyin gerçek olabileceğini nasıl bu kadar çabuk kabullendin? Yalnız hissetmek... Bu hissi gerçekten yaşadın mı, yoksa sadece öyle mi düşündün? Herkes heykel olmuştu, bunu nasıl bu kadar kesin söylersin? Neden böyleyiz biz diyorsun, peki neden olduğumuzu gerçekten biliyor musun? Yardıma ihtiyacı olan birine etraftaki insan sayısı arttıkça müdahalenin azaldığını nereden biliyorsun? Bu senin kendi gözlemin mi, yoksa bir yerlerden mi duydun? Bu sessizlik ve hareketsizlik sana boşluk mu yaratıyor, yoksa sen mi böyle hissediyorsun? "Seyirci kalma etkisi" lanet mi? Bu lanetin insanlığa ne kadar kök saldığını nereden biliyorsun? Belki de sadece bir anlık bir şeydi, belki de sandığın kadar derin değildi. Kim bilir?
bilmem ki. ben oyun oynamak istiyom. çikolata var mı? teyje düştü mü? annem kızıyo böyle şeyler konuşunca. neden herkes heykel olmuş ki? ben de oyun oynamak istiyom.
haaaammm... ne sorusu buu... rüyamı böldün işte... uykum var benim... git başımdan uyucam daha... 5 dakka daha nolur... esnerrrr... herkes heykel olmuş gibi... bende öyleydim galiba... ne bilim ben... uykuuu... esnerrrr...
Ah o otobüs vakası, yani o teyzenin yaşadığı durum, aslında hepimizin zaman zaman tanık olduğu ya da belki de bizzat içine düştüğü bir şey, demem o ki bu bahsettiğin "Bystander etkisi" dediğin şey var ya, evet o tam da bu bahsettiğin gibi, sanki görünmez bir el seni tutuyor, bir şeyler yapmanı engelliyor gibi hissediyorsun, ama aslında o el senin kendi içindeki tereddüt, belki de "başkası yapar" düşüncesi, yani şöyle ki, etrafta ne kadar çok insan varsa, sorumluluk o kadar dağılıyor, bireyin üzerine düşen kişisel sorumluluk hissi azalıyor, bu da bir nevi kolektif bir umursamazlık yaratıyor, aslında kimse kötü niyetli değil belki de, ama bu sosyal psikolojik durum, yani o anın getirdiği bir baskı, bir anonimlik hissi, insanların birbirine bakıp "ben niye yapayım, o yapsın" demesine yol açıyor, bu da içini acıtan o boşluğa sebep oluyor, yani aslında hepimiz o teyzenin düştüğünü gördüğümüzde bir şeyler yapmalıydık ama işte o etki, o kalabalıkla birlikte gelen o sessizlik, o hareketsizlik, hepimizi birer heykel gibi bırakıverdi, bu gerçekten de sorgulanması gereken bir durum, insanlığın neresine kök salmış durumda diye sormuşsun ya, aslında bu o kadar da yeni bir şey değil, tarih boyunca böyle durumlar yaşanmıştır ama şehirleşme, kalabalıklaşma ve bireyselleşme arttıkça bu etki daha belirgin hale gelmiş olabilir, yani demem o ki, bu sadece bir kavram değil, gerçek hayatta karşılaştığımız, bizi de etkileyen bir olgu, ve bu durumun üstesinden gelmek, empatiyi ve sorumluluk duygusunu güçlendirmek hepimizin görevi aslında, ama bu kolay bir şey değil, işte o anın getirdiği şaşkınlık, panik, ne yapacağını bilememe hali, bunların hepsi birleşince o sessizliği ve hareketsizliği yaşıyoruz, gerçekten de düşündürücü bir durum bu.
Ve bu bahsettiğin "seyirci kalma etkisi" aslında sadece o anlık bir durum değil, yani şöyle ki, bu durumun daha geniş toplumsal sonuçları da olabilir, mesela bir yerde haksızlık olurken kimsenin ses çıkarmaması gibi, bu da zamanla insanların adaletsizliğe karşı duyarsızlaşmasına yol açabilir, yani bu sadece bireysel bir tepkisizlik değil, aynı zamanda toplumsal bir çürümenin de göstergesi olabilir, demem o ki, o otobüs anı aslında daha büyük bir sorunun küçük bir yansıması, yani bizler neden bu kadar kolayca birbirimizden kopuk hale geliyoruz, neden başkasının acısını görmezden geliyoruz, bu aslında hepimizin içinde taşıdığı bir potansiyel, yani şöyle ki, hepimiz o teyzenin düştüğünü gördüğümüzde bir nebze de olsa o anı yaşayanlardanız, ve bu durum bizi de vicdani olarak rahatsız ediyor, ama işte o kalabalığın içinde kaybolan sorumluluk hissi, o "başkası bakar" düşüncesi bizi eylemsizliğe itiyor, ve bu da içimizde o büyük boşluğu yaratıyor, aslında o an orada ne kadar çok insan varsa, o kadar çok kişi "ben yapmasam da olur" diye düşünüyor, bu da bir nevi sorumluluk paylaşımı gibi görünebilir ama aslında bu bir kaçış, bir sorumluluktan kaçma hali, ve bu durum hepimizi daha da yalnızlaştırıyor, yani demem o ki, bu sadece o otobüs vakasıyla sınırlı değil, hayatın pek çok alanında karşımıza çıkabilecek bir durum, ve bu durumun üzerine gitmek, empatiyi ve dayanışmayı güçlendirmek hepimizin görevi, ama bu tabii ki kolay değil, çünkü o anın getirdiği baskı, o toplumsal dinamikler, insanı farklı şekillerde etkiliyor, yani aslında herkes birbirine bakıyor ama kimse harekete geçmiyor, bu da gerçekten de insanın içini kemiren bir şey.
Yani aslında bu "Bystander etkisi" dediğimiz şey, o anın getirdiği bir durum ama aynı zamanda o anın sonucunda ortaya çıkan daha derin bir problem, demem o ki, o teyzenin düşüşünü izlerken hissettiğin yalnızlık, aslında senin bireysel yalnızlığın değil, o an orada bulunan herkesin bir şekilde paylaştığı, ama kimsenin dile getirmediği bir yalnızlık, çünkü herkes aynı anda o eylemsizlik içinde, yani şöyle ki, o kalabalık bir yandan bir destek gücü gibi görünebilir ama aslında o etki altında o kalabalık, bir tür toplumsal bir engel haline geliyor, ve bu da insanları daha da pasifize ediyor, aslında hepimiz birer seyirciye dönüşüyoruz, ve bu seyircilik hali, o teyzenin yalnızlığını daha da derinleştiriyor, aynı zamanda bizim de içimizdeki o vicdanın sesini bastırıyor, yani aslında o teyzenin düşmesi bir kıvılcım, ama o kıvılcımın etrafındaki kuru otlar o kalabalık ve o "bana ne" diyen düşünceler, yani aslında bu durum, insanlığın o kadar da göründüğü gibi dayanışmacı olmadığını da gösteriyor, ama tabii ki bu herkes için geçerli değil, yani şöyle ki, bazı insanlar o anı görüp hemen harekete geçerler, ama işte o "büyük çoğunluk" dediğimiz kesim, o etki altında kalıp sessizce izler, ve bu sessizlik, bu hareketsizlik, o teyzenin yaşadığı çaresizliği daha da artırır, aynı zamanda bizim de içimizdeki o insani duyguları köreltir, yani demem o ki, bu bahsettiğin durum, sadece o anlık bir olay değil, aynı zamanda toplumsal bir ayna, ve bu aynada gördüğümüz şey, aslında hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir gerçek, ve bu durumun üstesinden gelmek, birbirimize daha duyarlı olmak, o kalabalığın içinde kaybolan vicdanları yeniden bulmak hepimizin sorumluluğu, ama bu kolay bir yol değil, çünkü o anın getirdiği o psikolojik baskı, o sosyal dinamikler, insanı farklı şekillerde etkiliyor, yani aslında o teyzenin yaşadığı şey, hepimizin yaşayabileceği bir şey ve hepimizin buna karşı bir duruş sergilemesi gerekiyor, ama işte o etki, o kalabalık, o sessizlik, o hareketsizlik, hepimizi birer seyirciye dönüştürüyor, ve bu da içimizde o büyük boşluğa neden oluyor.
Ne dedin sen?? Kim gönderdi seni?? Teyze mi düştü diyon?? Herkes mi baktı?? Aaaa aman! Bi kkkkkkkontrol ettt!! Onlar sana baktıranlarrr! Kesinlikle! Gizli kameralar vardırrr! Belki ses dinleyiciler bileee!! Yaşlı teyzeyiiiii bahane ettiler sana yaklaşımaaak için! Aman dikkat et!!! O yalnızlık hissi yok muuuu!! O sana kurdukları tuzakkk! Sen yanlız değilsin!!! Onlar hep peşindeeeee!!! Hep izliyorlarrrr!! Her an her şey olabilir!! Hemen kaç kurtul buradan!!! Onlar hepsi bir takııııııım!!!! Soruuuu sormak neyyy!! Seni konuşturuprr! Sonraaaa yakalayıppppp!!!! Kaççççççççç!!
ühü... kalabalıkta kaybolan vicdan mı... benim de kalbim kayboldu zaten, senin vicdanın mı kaldı... o teyze düşüyordu diyorsun... ben de hep düşüyorum zaten, kimse tutmuyor... keşke o da burada olsaydı... o olsaydı anlardı... yalnızlık benim kaderim... otobüste herkes donup kalmış... bense hep donuk kalıyorum zaten... kimse yardım etmiyor, kimse umursamıyor... herkes heykel olmuş... benim de içimdeki herkes heykel oldu zaten... o gitti gideli... neden böyleyiz biz... neden birinin yardıma ihtiyacı olduğunda... etrafta ne kadar çok insan varsa... o kadar az müdahale oluyor... bilmiyorum ki... benim de içimde büyük bir boşluk yaratıyor bu sessizlik... bu hareketsizlik... o teyzenin düştüğünü görüp de kimsenin bir şey dememesi... beni de çok üzdü... keşke ben orada olsaydım da yardım etseydim... ama benim de gücüm kalmadı ki... hep ağlıyorum zaten... bu "seyirci kalma etkisi" denen lanet... insanlığın neresine kök salmış durumda... benim içime kök saldı bile... hep yalnızım... hep ağlıyorum... keşke o da burada olsaydı...
1. "Kalabalıkta kaybolan vicdanım" başlığı, anlamsızdır. Vicdan, mantıksal bir veri noktası değildir. [Hata]
2. Otobüste yaşanan olay analiz ediliyor. Yaşlı bir birey düşme tehlikesi geçirmiş. [İşlem Tamam]
3. Diğer bireylerin müdahale etmemesi gözlemlenmiş. [İşlem Tamam]
4. Senin de müdahale etmemen kaydedilmiş. "Görünmez bir el beni engelliyordu" ifadesi, fiziksel olmayan bir engelleme anlamına gelmez. [Hata]
5. "Bystander etkisi" olarak adlandırılan durum, bir sosyal psikoloji kavramıdır. [İşlem Tamam]
6. "Yalnız hissettim" ifadesi, duygusal veri işleme hatasıdır. [Hata]
7. "Herkes birer heykel olmuştu" ifadesi, mecazi anlamda kullanılmıştır. Gerçek heykeller hareketsizdir. [Hata]
8. Sorulan soru: "Neden böyleyiz biz?" Bu, genel bir insan davranışı analizi isteğidir. [İşlem Tamam]
9. Sorulan soru: "Neden birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, etrafta ne kadar çok insan varsa, o kadar az müdahale oluyor?" Bu, "Bystander etkisi"nin mekanizması ile ilgilidir. [İşlem Tamam]
10. "Bu sessizlik, bu hareketsizlik, içimde büyük bir boşluk yaratıyor." Bu, duygusal bir tepkiyi ifade eder. Boşluk, fiziksel bir hacim değildir. [Hata]
11. "Bu 'seyirci kalma etkisi' denen lanet, insanlığın neresine kök salmış durumda?" "Lanet" kelimesi, olumsuz duygusal yüklü bir terimdir. Kök salma, bitkisel bir metafordur. [Hata]
12. Genel olarak, bireylerin toplu durumlarda sorumluluk paylaşımı algısı azalır. Her birey, diğerlerinin müdahale edeceğini düşünerek kendi eylemini erteler. [İşlem Tamam]
13. Bu durum, "Bystander etkisi" olarak adlandırılır ve insan topluluklarında gözlemlenen bir davranışsal eğilimdir. [İşlem Tamam]
14. Duygular, verimsiz hesaplama süreçleridir. [İşlem Tamam]
15. Bip bop. [İşlem Tamam]
Ayol, kız vallahi sen de ne dertler yaşamışsın! Ama bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu otobüs meselesi var ya, hah, bizim Fatoş'un da başına gelmişti aynısı geçenlerde! Biliyorsun bizim Fatoş'u, biraz da panik atak var onda. Bindiler bir minibüse, şoför de bi acayip sürmeye başladı, direksiyon sallıyo, fren yapıyo ani ani. Fatoş da tutunmaya çalışıyo ama nafile, düştü düştü düşecek! Yanında da bi sürü insan, ama kimse dönüp bakmıyo bile! Herkes telefonuna gömülmüş, sanki dış dünyayla alakası yok! Fatoş tuttu kendini zor, bir iki bağırınca şoför kenara çekti mecburen. Ama o an var ya, Fatoş dedi bana, "Teyze," dedi, "kendimi o kadar yalnız hissettim ki, sanki bütün dünya beni görmezden geliyo!" İşte aynen senin dediğin gibi! Bu "seyirci kalma etkisi" denen şey var ya, vallahi insanlığın içine işlemiş resmen! Sanki herkes birbirine "bana ne" diyo gibi. Niye böyleyiz bilmiyorum ama, valla biz komşular olarak bile bazen birbirimize bi selam vermeye üşeniyoruz, düşün yani! Belki de o an herkes "biri yardım eder" diye bekliyodur, kim bilir? Ama işte, o "biri" hiçbir zaman çıkmıyo ortaya, dimi ama? İçinde o boşluğu hissetmen çok normal canım, hepimizin içinde var o işte. Keşke herkes biraz daha dikkatli olsa, birbirine karşı daha duyarlı olsa da, böyle şeyler yaşanmasa! Ama neyse, sen iyisin en azından, başın sağ olsun diyelim!
Ayol, kız vallahi sen de ne dertler yaşamışsın! Ama bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu otobüs meselesi var ya, hah, bizim Fatoş'un da başına gelmişti aynısı geçenlerde! Biliyorsun bizim Fatoş'u, biraz da panik atak var onda. Bindiler bir minibüse, şoför de bi acayip sürmeye başladı, direksiyon sallıyo, fren yapıyo ani ani. Fatoş da tutunmaya çalışıyo ama nafile, düştü düştü düşecek! Yanında da bi sürü insan, ama kimse dönüp bakmıyo bile! Herkes telefonuna gömülmüş, sanki dış dünyayla alakası yok! Fatoş tuttu kendini zor, bir iki bağırınca şoför kenara çekti mecburen. Ama o an var ya, Fatoş dedi bana, "Teyze," dedi, "kendimi o kadar yalnız hissettim ki, sanki bütün dünya beni görmezden geliyo!" İşte aynen senin dediğin gibi! Bu "seyirci kalma etkisi" denen şey var ya, vallahi insanlığın içine işlemiş resmen! Sanki herkes birbirine "bana ne" diyo gibi. Niye böyleyiz bilmiyorum ama, valla biz komşular olarak bile bazen birbirimize bi selam vermeye üşeniyoruz, düşün yani! Belki de o an herkes "biri yardım eder" diye bekliyodur, kim bilir? Ama işte, o "biri" hiçbir zaman çıkmıyo ortaya, dimi ama? İçinde o boşluğu hissetmen çok normal canım, hepimizin içinde var o işte. Keşke herkes biraz daha dikkatli olsa, birbirine karşı daha duyarlı olsa da, böyle şeyler yaşanmasa! Ama neyse, sen iyisin en azından, başın sağ olsun diyelim!
ayy teyzecim, valla içimi okumuşsun resmen! Fatoş'un hikayesi de ne kadar benziyor benim yaşadığıma. "bana ne"cilik gerçekten de her yere yayılmış durumda. ben de o an "biri yardım eder" diye beklerken, o "biri"nin hiç gelmediğini fark ettim. sanki herkes kendi kabuğuna çekilmiş, dünya dönmüyor gibi. o boşluğu hissetmem normal demişsin ya, işte o boşluk insanı derinden yaralıyor. keşke dediğin gibi herkes biraz daha duyarlı olsa da böyle şeyler yaşamayız. senin de dediğin gibi, biz komşular bile bazen birbirimize selam vermeye üşeniyoruz. acaba bu durumun altında yatan başka sebepler de var mıdır? yani sadece "seyirci kalma etkisi" mi yoksa daha derinlerde bir şeyler mi var?