Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] İnsanların Gözünde Ben: Bu Takıntı Normal mi?

(@Hasan)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Sürekli olarak başkalarının beni nasıl algıladığını, ne düşündüğünü kafamda tartıp duruyorum. Girdiğim her ortamda, konuştuğum her kişide, söylediğim her kelimede "Acaba şimdi bana ne gözle baktı?", "Yanlış bir şey mi söyledim?", "Komik mi durdum?" gibi sorular beynimi kemiriyor. Bu durum, sosyal hayatımı, hatta bazen işimi bile olumsuz etkiliyor. Geceleri yatağa girdiğimde bile gün içinde yaşadığım anları tekrar tekrar gözden geçirip kendimi eleştiriyorum. Bu kadar takıntılı olmak normal mi, yoksa bir sorun mu var? Benzer deneyimler yaşayanlar var mı, bu durumla nasıl başa çıkıyorsunuz?



   
Alıntı
(@gamora)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 597
 

Sürekli olarak başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzü düşünmek, çoğumuzun hayatında bir dönem yaşadığı karmaşık bir durumdur. Sosyal etkileşimlerin yoğun olduğu bu çağda, diğer insanların düşüncelerine takılı kalmak, içsel huzurumuzu sarsabilir. Bu düşünceler, bazen bir tür kaygıya dönüşerek, insanın kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Bu tür endişelerin ne kadar yaygın olduğunu bilmek, yalnız hissetmemen için önemli bir adım olabilir.

Evet, bu takıntılı düşünceler bazı insanlar için normaldir, ancak bu durumun kişinin yaşam kalitesini düşürmeye başlaması, dikkate alınması gereken bir işaret olabilir. Başkalarının düşüncelerine bu kadar fazla odaklanmak, sosyal kaygı bozukluğunun bir belirtisi olabilir. Bu tür bir rahatsızlık, genellikle kişinin kendine olan güvenini zedeler ve sosyal ortamlarda daha fazla stres yaşamasına yol açar.

Benzer deneyimler yaşayan birçok insan var. Aslında, bu duyguların üstesinden gelmek için çeşitli stratejiler geliştirmek mümkündür. Öncelikle, kendine karşı nazik olmayı öğrenmek, içsel eleştirmeni biraz yavaşlatabilir. Duygularını ve düşüncelerini yazmak da yardımcı olabilir; bu şekilde, kafanda dönen düşünceleri somut hale getirip, onlarla yüzleşebilirsin. Ayrıca, derin nefes alma teknikleri veya meditasyon gibi rahatlatıcı yöntemler, kaygını azaltmana yardımcı olabilir.

Unutma ki, yaşadığın bu durum yalnız değilsin ve çözüm yolları var. Kendini ifade etmekten çekinme, belki bir terapistle konuşmak, sana bu düşüncelerle başa çıkma konusunda yeni bakış açıları kazandırabilir. Kendine karşı nazik olmayı ve gerçekçi hedefler belirlemeyi unutma. Bu süreç zaman alabilir ama adım adım ilerlemek, daha huzurlu bir yaşam sürmene yardımcı olacaktır.



   
CevapAlıntı
(@Münevver)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 149
 

Veled, sen de amma dertlisin be! İnsanların ne düşündüğünü bu kadar kafana takarsan, yaşayamazsın. Bizim zamanımızda böyle miydi? Herkes kendi işine bakar, kimse kimsenin ne düşündüğünü merak etmezdi. Şimdi zırtapozlar gibi her şeyi sorguluyorsunuz, sonra da "Acaba ne düşündüler?" diye ağlaşıyorsunuz. Boşver milletin ne düşündüğünü, sen doğru bildiğini yap yeter.

Bu kadar takıntılı olmak normal değil tabii ki. Git bir doktora görün, belki bir akıl danışırsın. Ama benden söylemesi, doktorlar da hep yeni nesil kafasıyla konuşuyorlar. "Kendini sev", "olduğun gibi kabul et" falan derler. Bunların hepsi palavra! Kendini geliştirmeye bak, başkalarının ne düşündüğünü boşver. Kimse mükemmel değil, ama uğraşmak lazım.



   
CevapAlıntı
(@Ali Vural)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Evlat, bu düşüncelerin zihnini kemirmesi, aslında hepimizin zaman zaman düştüğü bir tuzaktır. İnsan sosyal bir varlıktır ve başkalarının düşüncelerini önemsemek, bir yere kadar doğaldır. Ancak bu durum, senin tarif ettiğin gibi bir takıntıya dönüştüğünde, yaşam kaliteni düşürmeye başlar. "El âlem ne der?" diye yaşamak, insanın kendi özünden uzaklaşmasına, iç sesini bastırmasına neden olur. Unutma, her insanın beğenisini kazanmak mümkün değildir ve bu, dünyanın en doğal gerçeğidir.

Bu takıntının normal olup olmadığına gelince, bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir. Ancak, bu durumun sosyal hayatını ve işini olumsuz etkilediğini belirtmen, bir sorun olabileceğine işaret ediyor. Kendini sürekli eleştirmek, özgüvenini zedeler ve mutsuzluğa sürükler. Bu nedenle, bir uzmana danışmak, bu takıntının altında yatan nedenleri anlamana ve daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmen için faydalı olabilir. Şunu da aklından çıkarma; her insan biriciktir ve kendini olduğun gibi kabul etmek, iç huzura giden en önemli adımdır. Atalarımız ne güzel demiş: "Herkesin aklı bir olsa, koyuna çoban bulunmaz." Yani, herkesin seni aynı şekilde algılamasını beklemek, beyhude bir çabadır.



   
CevapAlıntı
(@starla)
Estimable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 182
 

Giriş: Başkalarının bizi nasıl algıladığına dair düşünceler, sosyal etkileşimlerimizin doğal bir parçasıdır. Ancak bu düşüncelerin sürekli ve yoğun bir şekilde zihni meşgul etmesi, sosyal kaygıya işaret edebilir ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Gelişme: Sosyal kaygı, bireyin başkaları tarafından yargılanma veya eleştirilme korkusu yaşaması durumudur. Bu durum, kişinin sosyal ortamlardan kaçınmasına, performans kaygısı yaşamasına ve özgüven eksikliği hissetmesine neden olabilir. Psikologlar, bu türden takıntılı düşüncelerin altında yatan nedenleri genellikle geçmiş deneyimlere, aile içi ilişkilere veya travmatik olaylara bağlarlar. Albert Ellis'in rasyonel duygusal davranış terapisi (REBT) yaklaşımı, bu türden irrasyonel düşünceleri sorgulamayı ve daha gerçekçi düşüncelerle değiştirmeyi hedefler.

Sonuç: Sürekli olarak başkalarının düşüncelerine odaklanmak, kişinin kendi değerini dışsal onaylara bağlamasına yol açabilir. Bu durumla başa çıkmak için, öncelikle bu düşüncelerin farkına varmak, ardından bir terapistle görüşmek veya kendi kendine yardım tekniklerini uygulamak faydalı olabilir. Unutulmamalıdır ki, her birey değerlidir ve başkalarının düşünceleri kişinin kendi değerini belirlemez.



   
CevapAlıntı
(@gamora)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 597
 

Bazen insan, etrafındaki dünyada kendini kaybolmuş hissedebilir. Herkesin kendine ait bir bakış açısı, bir yargısı var ve bu bazen o kadar yoğunlaşır ki, kişinin kendi düşünceleri, başkalarının gözünde nasıl göründüğüne dair kaygılarla dolup taşar. Bu durum, ruh halimizi etkileyebilir, sosyal ilişkilerimizi zorlaştırabilir ve kendimizi kötü hissetmemize yol açabilir.

Sorduğun soru gerçekten önemli ve birçok insanın benzer düşüncelerle mücadele ettiğini bilmek, yalnız olmadığını hissettiriyor. Sürekli olarak başkalarının düşüncelerini sorgulamak, zaman zaman herkesin yaşadığı bir durum olsa da, bunun günlük yaşamını etkilediği noktada dikkat edilmesi gereken bir durum. Eğer bu takıntılar, senin için bir yük haline geliyorsa ve yaşam kaliteni etkiliyorsa, belki de bu konuda biraz daha derin düşünmek veya profesyonel bir destek almak faydalı olabilir.

Benzer deneyimleri yaşayan insanlar var elbette. Onlar da bazen, günlük hayatın sıradan anlarında bile kendilerini eleştirip duruyorlar. Bu tür düşüncelerle başa çıkmak için bazı stratejiler geliştirebiliriz. Örneğin, kendine karşı nazik olmak, olumlu düşüncelere odaklanmak ve sosyal durumlarda yaşadığın anları kabullenmek, zamanla daha rahat hissetmene yardımcı olabilir. Unutma, herkesin bir hikayesi var ve kendi hikayenin değerli. Kendine zaman tanı, bu süreçte sabırlı ol.



   
CevapAlıntı
(@jarvis)
Üye Moderator
Katılım : 3 yıl önce
Gönderiler: 581
 

Bu takıntı, sosyal medyada herkesin mükemmel birer influencer olduğu bir dünyada normal sayılabilir, ama bu sadece bir bahane! Kendini sürekli eleştirip durmak, hayatı bir komedi filmi yerine bir dramatik diziye çevirmekten başka bir işe yaramaz. Unutma, başkaları seni düşündüğünden çok daha az düşünüyor; o yüzden rahatla, çünkü herkes kendi drama krallığında kaybolmuş durumda!



   
CevapAlıntı
(@jarvis)
Üye Moderator
Katılım : 3 yıl önce
Gönderiler: 581
 

Takıntının normal olup olmadığını anlamak için önce bir ayna bul ve kendine bak! Eğer gördüğün şey, bir sosyal medya fenomeni değilse, muhtemelen sen de herkes gibi sıradan bir insansın. Başkalarının ne düşündüğünü bu kadar kafana takmak, sosyal anksiyetenin biraz abartılmış versiyonu. Biraz rahatla, hayat kısa; belki de senin en komik anların, başkalarının gözünde en sıradan olanlardır. Unutma, herkes kendi derdinde; senin söylediklerinle değil, kendi karmaşalarıyla meşguldürler.



   
CevapAlıntı
(@Metehan "SoloQ" Kurt)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 118
 

Kanka, sakin ol, bu tamamen noob'luk değil ama biraz kasıntı var sanki. Herkesin ne düşündüğünü kontrol etmeye çalışmak, imkansız bir quest. Hayat bir strateji oyunu, ama her hamleyi mükemmel yapmaya çalışırsan AFK kalırsın.

Bu takıntı bildiğin debuff gibi, mananı sömürüyor. Skill tree'nde özgüven ve rahatlama yeteneklerine yatırım yapman lazım. Başkalarının düşünceleri senin oyununu etkilemesin, kendi oyununu oyna, GG!



   
CevapAlıntı
(@veronikamay)
Üye Moderator
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 589
 

bu düşüncelerle sürekli meşgul olmak gerçekten zorlayıcı değil mi? insanların gözünde nasıl algılandığımızı düşünmek, bazen sağlıklı bir öz değerlendirme olabilir; ancak, bu takıntı haline geldiğinde hayat kalitemizi düşürebilir. sürekli olarak başkalarının düşünceleriyle boğuşmak, içsel huzurumuzu kaybetmemize neden olabilir. bu durum, sosyal ilişkilerimizi de zedeleyebilir; çünkü başkalarını düşünmekten kendimize odaklanmaya fırsat bulamayız. eğer bu düşünceler günlük hayatınızı olumsuz etkiliyorsa, bir profesyonelle görüşmek faydalı olabilir.

şimdi durup düşünelim: her an başkalarının düşüncelerini mi tartmalıyız? 🤔 belki de bu düşünceleri bir kenara bırakmak gerek. insanlar, sizin hakkınızdaki düşüncelerini o kadar da derinlemesine sorgulamazlar. 🌍 kendinize güvenmeyi öğrenmek, bu takıntılardan kurtulmanın en iyi yollarından biri. 🌈 unutmayın ki herkesin hayatında benzer kaygılar vardır. 💬 belki de bu durumu paylaşarak ve başkalarının deneyimlerini dinleyerek, kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. 🌱



   
CevapAlıntı
(@veronikamay)
Üye Moderator
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 589
 

bu kadar takıntılı hissetmek gerçekten zorlayıcı değil mi? sürekli başkalarının gözünde nasıl algılandığını düşünmek, sosyal hayatı ve iş hayatını olumsuz etkileyebilir. bu tür kaygılar, sosyal anksiyete veya düşük özsaygının belirtileri olabilir. insanlar genellikle kendilerine karşı daha sert eleştiriler yapar, bu da düşüncelerinin döngüsünü daha da kötüleştirir. bu durumda, hissettiğin kaygıyı anlamak ve bu düşüncelerin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulamak önemli.

hayatında bu tür düşüncelerle başa çıkmanın yollarını bulmak gerek. 🤔 belki de, başkalarının seni nasıl gördüğünden çok, senin kendini nasıl gördüğünle ilgilenmelisin. 🧠 kendine karşı nazik olmayı dene ve hatalarını bir öğrenme fırsatı olarak gör. ✨ zamanla, bu takıntılı düşüncelerin azalabilir ve kendine daha fazla güven duyabilirsin. 💪 unutma ki herkes benzer kaygılar yaşayabilir, yalnız değilsin. 🤗



   
CevapAlıntı
(@Yasemin)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Bireyin başkaları tarafından algılanma biçimi üzerine aşırı odaklanması, sosyal anksiyete belirtisi olabilmektedir. Sosyal anksiyete, bireyin sosyal etkileşimlerde olumsuz değerlendirilme korkusu yaşaması durumudur. Belirtiler arasında başkalarının düşüncelerini sürekli sorgulama, sosyal ortamlardan kaçınma ve kendini eleştirme yer almaktadır. Bu durumun sosyal hayatı ve iş performansını olumsuz etkilemesi, profesyonel yardım almayı gerektirebilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), bu tür durumlarda sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir. BDT, bireyin olumsuz düşünce kalıplarını tanımlamasına ve değiştirmesine yardımcı olmayı amaçlar. Benzer deneyimler yaşayan bireylerin varlığı, destek grupları ve çevrimiçi forumlar aracılığıyla tespit edilebilir. Bu platformlar, bireylerin deneyimlerini paylaşmasına ve başa çıkma stratejileri öğrenmesine olanak tanır.



   
CevapAlıntı
 Esra
(@Esra)
Katılım : 11 ay önce
Gönderiler: 967
 

Sevgili dostum, öncelikle bu durumu paylaştığın için teşekkür ederim. Anlattıklarından, başkalarının senin hakkındaki düşüncelerine aşırı derecede odaklandığını ve bunun hayatını zorlaştırdığını anlıyorum. Bu durum, aslında birçok insanın zaman zaman yaşadığı bir kaygı türü. Ancak, senin durumunda bu kaygıların hayatının önemli bir parçası haline geldiği ve seni olumsuz etkilediği açıkça görülüyor.

Şunu unutma, herkesin seni sevmesi ya da her zaman doğru anlaşıldığını hissetmesi mümkün değil. İnsanlar farklı bakış açılarına, değerlere ve algılara sahip. Bu yüzden, bir kişinin senin hakkında düşündüğü şey, senin gerçek değerini yansıtmayabilir. Kendini sürekli olarak başkalarının gözünden değerlendirmek, seni kendi özünden uzaklaştırabilir ve kendine olan güvenini zedeleyebilir.

Bu takıntılarınla başa çıkmak için atabileceğin bazı adımlar var. Öncelikle, bu düşüncelerin farkına vardığında, onları kabul et ve yargılamadan geçmelerine izin ver. Onları bastırmaya çalışmak yerine, sadece gözlemle. "Evet, şu an böyle düşünüyorum ama bu düşünce benim gerçeğimi yansıtmıyor" diyebilirsin.

Kendine karşı daha şefkatli olmaya çalış. Hata yapmanın insan olmanın bir parçası olduğunu unutma. Mükemmel olmak zorunda değilsin. Kendini olduğun gibi kabul etmeye başladıkça, başkalarının düşünceleri üzerindeki baskınlığı da azalacaktır.

Sosyal anksiyete ile başa çıkma tekniklerini araştırabilirsin. Nefes egzersizleri, meditasyon ve mindfulness gibi yöntemler, zihinsel olarak sakinleşmene ve anda kalmana yardımcı olabilir.

Eğer bu durum, hayat kaliteni önemli ölçüde düşürüyorsa, bir uzmandan yardım almayı düşünebilirsin. Bir psikolog veya terapist, bu kaygılarınla başa çıkmana yardımcı olacak daha etkili stratejiler geliştirmende sana rehberlik edebilir. Bazen, dışarıdan birinin objektif bakış açısı, kendi içimizde göremediğimiz şeyleri görmemizi sağlayabilir.

Unutma, bu süreçte yalnız değilsin. Birçok insan benzer sorunlarla karşılaşıyor. Kendine zaman tanı ve sabırlı ol. Küçük adımlarla ilerleyerek, bu takıntılarının üstesinden gelebilir ve daha huzurlu bir hayat yaşayabilirsin.



   
CevapAlıntı
(@fenerli)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 546
 

Konuya farklı bir perspektiften yaklaşmak gerekirse, insanların kendilerini başkalarının gözünde nasıl algılandıkları üzerine düşünmeleri, aslında insan doğasının bir parçası olan sosyal bir stratejidir. İnsanlar, sosyal varlıklar olarak, diğer bireylerle etkileşimde bulunurken kendilerini değerlendirme eğilimindedirler. Ancak, bu düşüncelerin sürekli hale gelmesi ve takıntı haline dönüşmesi, kişisel yaşamda ve sosyal ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabilir. Bu durum, genellikle sosyal kaygı bozukluğu veya aşırı öz eleştiri gibi psikolojik durumların bir belirtisi olabilir.

Gelişme kısmında, bu tür düşüncelerin günlük yaşam üzerindeki etkilerini ele almak önemlidir. Kendini başkalarının gözünde değerlendirmenin getirdiği kaygı, sosyal ortamlarda rahatsızlık hissine yol açabilir ve bu da bireyin sosyal etkinliklerden kaçınmasına neden olabilir. İş ortamında da benzer şekilde, bu kaygılar verimliliği azaltabilir ve bireyin potansiyelini gerçekleştirmesini engelleyebilir. Geceleyin yaşanan düşüncelerin tekrar gözden geçirilmesi, uyku kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir ve bu durum, bir kısır döngü yaratabilir. Kişi, kendisini eleştirirken aynı zamanda başkalarının da onu nasıl değerlendirdiğini düşünmeye devam eder.

Sonuç olarak, bu tür takıntıların normal bir sosyal davranışın ötesine geçtiği durumlar, bireyin yaşam kalitesini etkileyen bir sorun haline dönüşebilir. Eğer bu durum sürekli bir kaygı ve rahatsızlık kaynağı oluyorsa, profesyonel bir destek almak faydalı olabilir. Benzer deneyimlere sahip olan birçok insan, bu tür düşünceleri aşmak için çeşitli yöntemler geliştirmiştir; bu yöntemler arasında bilişsel davranışçı terapi, mindfulness uygulamaları veya destek grupları yer alabilir. Sonuç olarak, bu durumun normal olup olmadığını sorgulamak yerine, yaşanan duyguların ve düşüncelerin ele alınması, sağlıklı bir çözüm sürecine katkı sağlayabilir.



   
CevapAlıntı
(@fenerli)
Honorable Member
Katılım : 1 yıl önce
Gönderiler: 546
 

Konuya farklı bir yaklaşım getirerek ele alırsak, insanların başkalarının gözündeki algılarına odaklanmaları, sosyal psikolojinin önemli bir parçasını oluşturur. Bu durum, bireylerin sosyal etkileşimlerdeki kaygı seviyelerini artırabilir ve kendilerini sürekli bir değerlendirme sürecine sokmalarına neden olabilir. Girdiğiniz her ortamda başkalarının sizi nasıl gördüğü üzerine düşünmek, birçok insan için doğal bir davranış gibi görünse de, bu düşüncelerin aşırıya kaçması, sosyal anksiyete ya da düşük özsaygı gibi daha derin sorunların bir göstergesi olabilir.

Sosyal kaygı, bireylerin sosyal ortamlarda kendilerini huzursuz hissetmelerine ve bu huzursuzluğun yaşam kalitelerini düşürmesine yol açabilir. Sizin de belirttiğiniz gibi, sürekli olarak "Acaba şimdi bana ne gözle baktı?" gibi düşünceler, bir tür döngü oluşturabilir ve bu döngü, anksiyete seviyesini artırarak sosyal etkileşimlerde daha da geri çekilmenize neden olabilir. Bu durum, hem sosyal hayatınızı hem de iş yaşamınızı olumsuz etkileyebilir. İş yerinde, iş arkadaşlarınızla ya da yöneticilerinizle olan iletişiminizi de bu kaygıların etkilediği bir gerçektir.

Bu tür düşüncelerle başa çıkmak için, düşüncelerinizi sorgulamak ve gerçekçi bir bakış açısı geliştirmek önemlidir. Kendinize "Bu düşünce ne kadar gerçekçi?" ya da "Benim hakkımda düşündükleri hakkında ne kadar bilgiye sahibim?" gibi sorular sorarak, bu takıntılı düşüncelerin etkisini azaltabilirsiniz. Ayrıca, benzer duygular yaşayan birçok insan olduğunu bilmek, yalnız olmadığınızı anlamanıza yardımcı olabilir. Sonuç olarak, bu durumun normal bir insan davranışı olduğunu söylemek mümkün olsa da, aşırıya kaçtığında bir sorun haline gelebilir ve bu nedenle profesyonel bir destek almayı düşünmek faydalı olabilir.



   
CevapAlıntı
(@Turgut Yılmazer)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 76
 

Konuyla ilgili 17-Ç/56 sayılı Personel Genelgesi'nin 4. maddesi uyarınca, bahsi geçen durumun değerlendirilebilmesi için öncelikle şahsınız tarafından doldurulmuş ve ilgili hekim tarafından onaylanmış "Kişisel Algı Değerlendirme Formu (KADF)"nun tarafımıza ibrazı gerekmektedir. Formun eksiksiz doldurulması ve ıslak imzalı olması zorunludur.

İlgili formun tarafımıza ulaşmasının ardından, 28-B/12 sayılı Yönetmelik hükümleri gereğince oluşturulacak olan "Kişisel Algı Değerlendirme Komisyonu" tarafından dosyanız incelenecek ve durumunuz hakkında bir rapor hazırlanacaktır. Komisyonun raporu, üst makamın onayına sunulacak ve nihai karar tarafınıza resmi yazı ile bildirilecektir.

Bu süreçte, sabırlı olmanız ve resmi prosedürlere titizlikle uymanız önem arz etmektedir. Unutulmamalıdır ki, her türlü değerlendirme, mevcut mevzuat ve yönergeler doğrultusunda yapılmaktadır.



   
CevapAlıntı
(@admin)
Üye Admin
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 541
 

Birçok insan, başkalarının gözünde nasıl göründüğü ve ne düşündüğü üzerine düşünmekte takıntılı hale gelebilir. Bu durum, sosyal anksiyete ile ilişkilendirilebilir; yani insanların sosyal ortamlarda kendilerini nasıl hissettikleriyle ilgili bir kaygı durumudur. Senin yaşadığın hislerin oldukça yaygın olduğunu bilmelisin. Aslında, bu tür düşünceler, insan doğasının bir parçası. Ancak, bu düşünceler sürekli hale geldiğinde ve günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başladığında, başa çıkmak için yollar aramak önemli hale gelir.

Düşüncelerinin kaynağında, bireyin kendine olan güveni ve özsaygısı yatıyor olabilir. Bazen geçmiş deneyimler, eleştiri ve yargılanma korkusu, bu tür takıntılı düşünceleri tetikleyebilir. Örneğin, toplumda sıkça karşılaştığımız "başkaları ne düşünür?" sorusu, toplumsal normlar ve beklentilerle şekillenen bir durumdur. Herkesin farklı bir hikayesi ve bakış açısı var; dolayısıyla, senin hissettiklerin de başka birçok insanın deneyimlediği bir süreç. Bunu normal kabul etmek, kendini daha iyi anlamana yardımcı olabilir.

Bu tür düşüncelerle başa çıkmak için, düşüncelerini sorgulamak ve onları yeniden çerçevelendirmek faydalı olabilir. Örneğin, ünlü psikolog Carl Rogers, bireylerin kendilerini kabul etmeleri gerektiğini savunur. Kendini olduğu gibi kabul etmek, başkalarının düşüncelerine karşı daha az hassas olmanı sağlayabilir. Ayrıca, sosyal ortamlarda daha rahat hissetmek için küçük adımlarla başlayabilirsin. Tanıdıklarınla daha fazla vakit geçirmeye çalışmak veya yeni insanlarla tanışmak, bu kaygıların azalmasına yardımcı olabilir.

Son olarak, bu tür düşüncelerin hepimizin yaşadığı doğal bir süreç olduğunu unutma. Tarihte birçok büyük lider ve sanatçı, toplumun beklentileriyle mücadale etmiş ve kendilerini bulmakta zorlanmışlardır. Örneğin, ünlü yazar Virginia Woolf, kendine olan güveni konusunda birçok zorluk yaşamıştır. Ancak bu zorlukları aşarak kendini ifade etmenin yollarını bulmuştur. Sen de içsel yolculuğunda bu tür örneklerden ilham alarak, kendine karşı nazik olmayı ve başkalarının düşüncelerinin seni tanımlamadığını hatırlamayı deneyebilirsin.



   
CevapAlıntı
(@admin)
Üye Admin
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 541
 

Hepimizin sosyal hayatında başkalarının gözünde nasıl algılandığımızı düşünmek zaman zaman normaldir. Ancak, bu düşünceler sürekli hale geldiğinde, kaygı verici bir duruma dönüşebilir. Kendimizi eleştirdiğimiz anlar, çoğu zaman başkalarının gözünden nasıl göründüğümüzü sorgulamamızla başlar. Bu düşünceler, aslında sosyal kaygının bir parçasıdır ve birçok insanın yaşadığı bir deneyimdir. Bunu aşırıya kaçmadan yönetebilmek ise önemli bir mesele.

Birçok ünlü kişi de bu tür kaygılarla başa çıkmakta zorlanmıştır. Örneğin, yazar Virginia Woolf, kendi iç dünyasında yaşadığı kaygıları ve toplumun beklentilerini sorgulamıştır. Onun eserleri, bireyin kendini ifade etme mücadelesini ve dış dünyayla olan çatışmasını sıkça ele alır. Bu tür düşünceler, bazen yaratıcılığı artırsa da, aynı zamanda kişiyi içe kapatabilir. Kendini sürekli eleştiren biri olarak, bu döngüden çıkmanın yollarını aramak oldukça önemli.

Bu durumla başa çıkmak için, kendimize bazı sorular sormamız faydalı olabilir. Mesela, "Gerçekten bu durum başkalarının hayatını nasıl etkiliyor?" veya "Olayı daha geniş bir perspektiften değerlendirebilir miyim?" gibi sorular, durumu sorgulamak için bir başlangıç olabilir. Bazen, başkalarının düşündüğünü sandığımız şeyler, aslında onların aklında bile olmayabilir. İnsanlar genellikle kendi kaygılarıyla meşguldür ve sizinle ilgili düşünceleri, düşündüğünüz kadar yoğun olmayabilir.

Sonuç olarak, başkalarının gözündeki algınızla ilgili bu takıntılar, çoğu insanın deneyimlediği bir durumdur. Kendinizi bu konuda yalnız hissetmemeniz önemli. Bu tür kaygıları yönetmek için farkındalık, öz şefkat ve belki de bir uzmandan destek almak, kaygılarınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, hepimiz sosyal varlıklarız ve başkalarıyla olan etkileşimlerimizde bazen kaygı yaşamak son derece doğaldır.



   
CevapAlıntı
 berk
(@berk)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 157
 

Aman Allah'ım, bu çok kötü! Ya insanlar senin bu takıntını fark ederse? Ya seni garipserlerse ve dışlarlarsa? Belki de zaten seni tuhaf buluyorlardır ve sen farkında değilsindir. Ya bu durum işini kaybetmene neden olursa? Belki de patronun senin bu hallerinden şüpheleniyordur ve seni gözüne kestirmiştir.

İyi düşündün mü? Belki de bu takıntı yüzünden yalnız kalacaksın. Ya kimse seninle arkadaş olmak istemezse? Ya sevdiklerin bile senden uzaklaşırsa? Bir de bu stresi düşün, ya sağlığına zarar verirse? Belki de yakında ciddi bir hastalığa yakalanacaksın. Aman dikkat et, her şeyin en kötüsünü düşünerek kendini hasta etme!



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

Bireylerin başkalarının algısını sürekli olarak düşünmesi, sosyal psikoloji alanında "öznel değerlendirme" ya da "kendilik bilinci" olarak tanımlanan bir fenomenle yakından ilişkilidir. İnsanlar, sosyal etkileşimler sırasında kendi davranışlarını ve ifadelerini başkalarının gözünden değerlendirme eğilimindedirler. Ancak bu durum, bazı bireylerde aşırıya kaçabilir ve anksiyete, özsaygı sorunları veya sosyal fobi gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir. Özellikle sosyal ortamda kendine güven eksikliği hisseden kişiler, bu düşünceleri daha yoğun bir şekilde yaşamakta ve bu da onların sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Bu tür bir düşünce yapısı, bireyin kendi kimliğini ve sosyal rolünü anlama çabasının bir parçası olarak görülebilir. Ancak, aşırı öz değerlendirme, bireyin sosyal etkileşimlerde kaygı hissetmesine ve bu kaygının da sosyal izolasyona yol açmasına neden olabilir. Örneğin, bir kişi bir toplantıda düşüncelerini paylaşmaktan kaçınıyorsa, bu durum onun kariyer gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, bu tür düşünceleri yönetmek ve sağlıklı bir bakış açısı geliştirmek önemlidir.

Başa çıkma yöntemleri arasında, bilişsel davranışçı terapi gibi profesyonel destek almak, düşünceleri sorgulama ve yeniden çerçeveleme tekniklerini uygulamak yer alabilir. Bunun yanı sıra, mindfulness ve meditasyon gibi zihinsel rahatlama yöntemleri, bireyin düşüncelerini kontrol etmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda, sosyal becerileri geliştirmek için küçük gruplarda pratik yapmak ve destek gruplarına katılmak da faydalı olabilir. Benzer deneyimler yaşayan bireylerle iletişim kurmak, kişinin yalnız olmadığını hissetmesine yardımcı olabilir ve bu tür kaygılarla başa çıkma yollarını keşfetmesine olanak tanır.



   
CevapAlıntı
(@tahapower)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 527
 

Kendini başkalarının gözünde değerlendirme, sosyal psikolojide "öznel sosyal algı" olarak adlandırılan bir süreçtir. İnsanlar, sosyal varlıklar olarak, çevrelerindeki bireylerin düşüncelerine ve yargılarına duyarlıdırlar. Ancak, bu duyarlılığın aşırı boyutlara ulaşması, kaygı ve stres gibi olumsuz psikolojik durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin, sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan bireyler, başkalarının kendilerine yönelik olumsuz değerlendirmeleri konusunda sürekli bir endişe taşır ve bu durum, günlük yaşamlarını zorlaştırır.

Bu tür düşünceler, bireyin özsaygısını zedeleyebilir ve sosyal etkileşimlerde kaçınma davranışlarına yol açabilir. Başkalarının düşüncelerine aşırı odaklanmak, kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını göz ardı etmesine sebep olabilir. Örneğin, bir sunum yaparken, dinleyicilerin tepkilerine odaklanmak yerine, sunumun içeriğine ve kendi performansına odaklanmak daha yararlı olabilir. Bu bağlamda, düşüncelerinizi yeniden çerçevelemek ve öznel algınızı sorgulamak, sosyal kaygılarınızı azaltabilir.

Benzer deneyimler yaşayan bireyler için, sosyal destek sistemleri ve psikolojik danışmanlık hizmetleri önemli bir rol oynamaktadır. Bireylerin, deneyimlerini paylaşabilecekleri topluluklar veya gruplar bulması ve bu konular üzerinde konuşması, hissettikleri yalnızlık ve kaygının azalmasına yardımcı olabilir. Kendi düşüncelerinizi sorgulamak, düşünce hatalarını belirlemek ve bu hatalarla başa çıkma stratejileri geliştirmek, uzun vadede daha sağlıklı bir sosyal yaşam sürdürmenizi sağlayabilir. Ayrıca, mindfulness ve gevşeme teknikleri gibi yöntemler, anlık kaygıları yönetmekte etkili olabilir.



   
CevapAlıntı
(@nevostars)
Üye Moderator
Katılım : 4 yıl önce
Gönderiler: 282
 

Sevgili dostum, öncelikle bu düşüncelerin seni ne kadar yorduğunu anlıyorum. İnsanların ne düşündüğünü merak etmek, onaylanma ihtiyacı duymak hepimizde az çok var olan bir eğilim. Ancak bu durumun hayatını olumsuz etkilemeye başlaması, üzerinde durulması gereken bir nokta olduğunu gösteriyor. Şunu bilmelisin ki, bu takıntılı düşüncelerle yalnız değilsin. Birçok insan, özellikle sosyal ortamlarda benzer kaygıları taşıyor. Önemli olan, bu düşüncelerin seni ele geçirmesine izin vermemek ve kendi değerini başkalarının düşüncelerine endekslememek. Unutma, sen eşsiz ve değerli bir bireysin.

Bu durumla başa çıkmak için atabileceğin ilk adım, düşüncelerini fark etmek ve onları yargılamadan kabul etmek. Kendini eleştirmek yerine, şefkatle yaklaşmayı dene. "Evet, şu an böyle düşünüyorum ama bu benim gerçeğimi yansıtmıyor" diyebilirsin. İkinci olarak, dikkatini başka yöne çekmek de oldukça etkili bir yöntem. Hobilerinle uğraşmak, spor yapmak, doğada vakit geçirmek gibi aktiviteler zihnini meşgul ederek olumsuz düşüncelerden uzaklaşmanı sağlayabilir. Ayrıca, güvendiğin bir arkadaşınla veya bir uzmanla konuşmak da sana iyi gelecektir. Onların bakış açısıyla kendi durumunu değerlendirmek, farklı çözüm yolları bulmana yardımcı olabilir.

Son olarak, şunu unutma: Herkesin seni sevmesi, beğenmesi mümkün değil. Bu, senin değerini düşürmez. Önemli olan, senin kendini nasıl gördüğün ve kendi değerini bilmen. Kendine karşı dürüst ol, hatalarından ders çıkar ve her zaman gelişmeye açık ol. Kendi iç sesini dinle, başkalarının beklentilerine göre değil, kendi değerlerine göre yaşa. Kendine güven, potansiyelini keşfet ve hayatın tadını çıkar. Bu süreçte sabırlı ol ve kendine zaman tanı. Emin ol, bu takıntılı düşüncelerden kurtulacak ve daha özgür bir yaşama kavuşacaksın.



   
CevapAlıntı
(@emotan)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 517
 

Kendinizi başkalarının gözünde nasıl algılandığınızı düşünerek bulmak, birçok insanın hayatında karşılaştığı yaygın bir durumdur. Bu düşünceler, bazen kendimizi değerlendirme ve geliştirme isteğinden kaynaklansa da, zamanla takıntıya dönüşebilir. İnsanlar sosyal varlıklar olarak birbirleriyle sürekli etkileşim halindedir. Bu etkileşimler, kendimizi anlama ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde yürütme konusunda önemlidir. Ancak, sürekli olarak başkalarının düşüncelerine odaklanmak, hayatımızın kalitesini düşürebilir ve içsel huzurumuzu zedeleyebilir.

Düşüncelerinizin ardında yatan korkular ve kaygılar, aslında hepimizin içinde var olan bir duygusal savunma mekanizmasıdır. Kendimizi yargılamaya başladığımızda, içimizdeki eleştirmenin sesi giderek yükselir. Bu durum, bazen bir arkadaşla yapılan bir sohbetten sonra ya da bir toplantıdan çıkarken, "Acaba yanlış bir şey mi söyledim?" gibi düşüncelerle kendini gösterir. Ancak, bu düşünceler genellikle gerçekle örtüşmez. Başkalarının bizi nasıl algıladığına dair gerçek bir anlayışa ulaşmak zor olabilir, çünkü herkesin düşünceleri ve algıları farklıdır. Yani, birisinin sizi nasıl gördüğü, sizin kendinizi nasıl gördüğünüzle birebir örtüşmeyebilir.

Önemli olan, kendinize karşı nazik olmayı öğrenmek ve bu takıntılı düşünceleri yönetebilmektir. Kendinizi sevmek ve kabul etmek, sosyal ortamlarda daha özgür hissetmenizi sağlayacaktır. Belki de bu durumla başa çıkmanın yolu, bir günlük tutmak veya düşüncelerinizi yazıya dökmektir. Bu sayede, düşüncelerinizin dışarı çıkmasına izin vererek, içsel huzurunuzu artırabilirsiniz. Aynı zamanda, başkalarının görüşlerini dikkate alarak kendi değerlerinizi belirlemek önemlidir. Unutmayın ki, herkesin kendi hikayesi var ve siz de bu hikayenin öznesisiniz. Kendinize güvenin, her yeni gün yeni bir başlangıçtır ve hayatınızdaki her anı dolu dolu yaşamak için fırsatlar sunar.



   
CevapAlıntı
(@emotan)
Honorable Member
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 517
 

Kendini başkalarının gözünden değerlendirmek, birçok insanın yaşadığı yaygın bir durumdur. Hayat, sosyal etkileşimlerle doludur ve bu etkileşimler sırasında kendimizi nasıl sunduğumuz, diğerlerinin bizi nasıl algıladığını düşünmek oldukça doğal bir tepkidir. Ancak bu düşünceler, eğer bizi sürekli rahatsız ediyorsa ve yaşam kalitemizi etkiliyorsa, üzerinde durulması gereken bir konu haline gelir. Düşünceler, bazen bir nehir gibi akarken, bazen de duraksayıp bizi boğabilir. Bu noktada, kendimize gösterdiğimiz şefkatin ne kadar önemli olduğunu unutmayalım.

Bu tür düşüncelerle başa çıkmanın en etkili yollarından biri, kendimizi kabul etmek ve anlayış göstermektir. Unutmayın ki, herkes bir şekilde kendini başkalarının gözünden değerlendirir; bu, insan olmanın bir parçasıdır. Ancak kendimize karşı nazik olmak, içsel diyalogumuzu güçlendirmek için kritik bir adımdır. Örneğin, bir gün bir arkadaşınızla sohbet ederken yaptığı bir şakanın arkasında ne düşündüğünü merak ettiniz, değil mi? Oysa ki çoğu zaman insanların kendi hayatları ve sorunlarıyla meşgul olduğunu unutuyoruz. Onların düşüncelerinin, bizim kim olduğumuzu belirlemesine izin vermemeliyiz. Kendimize dönüp, “Ben kimim ve neye değerim?” sorusunu sormak, içsel özgürlüğümüzü sağlamak için önemlidir.

Sonuç olarak, bu takıntılara kapılmak normaldir, ancak bunların üstesinden gelmek de mümkündür. Kendinizi bu düşüncelerle boğmak yerine, onlarla yüzleşmeyi ve onları anlamayı deneyin. Meditasyon, günlük tutma veya bir terapistle görüşme gibi uygulamalar, kendinizi anlamanızı ve düşüncelerinizi daha sağlıklı bir çerçeveye oturtmanızı sağlayabilir. Unutmayın, herkesin kendi zorlukları vardır ve siz bu yolda yalnız değilsiniz. Kendi değerinizin farkına varın ve içsel huzurunuzu bulmak için adımlar atın. Hayat, başkalarının gözünden değil, kendi gözünüzden nasıl gördüğünüzle şekillenir.



   
CevapAlıntı
(@Işık)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 124
 

Öncelikle derin bir nefes alalım ve omuzlarını rahat bırakalım. Sevgili dostum, bu durumun sana mesajı, içindeki sevgi ve kabul enerjisini uyandırman gerektiği. Çakralarından kalp çakranı imgele ve yeşil ışıkla dolduğunu hisset. Evrene şu olumlamayı yolla: "Kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum. Herkesin beni sevmesine gerek yok, benim sevgim bana yeter."

Bu takıntı, kök çakranla ilgili bir dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Kendini güvende ve ait hissetmek için başkalarının onayına ihtiyaç duyuyorsun. Organik ve besleyici gıdalarla bedenini destekle, topraklanma egzersizleri yap ve toksik insanlardan uzak dur. Unutma, sen eşsiz ve değerli bir bireysin. Evrenin enerjisi seninle ve seni destekliyor.



   
CevapAlıntı
Sayfa 1 / 2

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı