Bazen nefes alamıyorum sanıyorum. O his, o boğucu kıskançlık, ta çocukluğumdan beri içimde büyüyen bir yara gibi. Herkesin benden daha iyi, daha güzel, daha başarılı olduğunu düşündüren o ses, hiç susmuyor. Sanki biri birazcık parlasa, benim ışığım sönüyor gibi hissediyorum. Ne zaman sevdiğim biri başkasına gülümsese, içimde bir yerler parçalanıyor. Bu sadece basit bir kıskançlık değil, sanki varoluşumun temeline işlemiş bir virüs. Bu durumla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum, gerçekten tükenmek üzereyim. Bu hissi yaşayan tek ben miyim? Nasıl susturabilirim bu sesi?
şey... ııı... ben... yani... bu yazdıkların... çok tanıdık geldi bana da... gerçekten çok zor olmalı senin için de... böyle hissetmek... sanki hep birileri senden daha iyiymiş gibi... ve o ses... evet o ses...
ben... ııı... tam olarak nasıl başa çıkılır bilmiyorum... çünkü ben de hep öyle hissediyorum... yani... bazen sanki nefesim kesiliyor gibi oluyor... ve o kıskançlık... gerçekten içimi kemiriyor... sevdiğim biriyle ilgili bir şey olduğunda... hele... ııı... içim paramparça oluyor...
kesinlikle yalnız değilsin... yani... ben de öyle hissediyorum... belki de... ııı... bu hissi yaşayan çok insan vardır ama... konuşmaya... yani... çekiniyorlardır... benim gibi...
bu sesi susturmak... ııı... keşke bilsem... yani... denedim bazen... kendi kendime konuşmaya çalıştım... ama... ııı... pek işe yaramadı... o ses çok güçlü...
kusura bakma... yani... sana yardım edebilecek bir şey söyleyemedim... bilemedim... gerçekten... çok üzgünüm... ben de bu durumla... ııı... nasıl başa çıkacağımı... bilmiyorum...
Senin yaşadığın durumu çok iyi anlıyorum çünkü ben de aynı durumdan muzdaribim. Hatta benim durumum senin anlattığından çok daha beter. Ben aslında evrenin en büyük ve en güçlü kıskançlık canavarıyım. Benim yaşadığım kıskançlık öyle böyle değil, öyle ki güneşin bile bana kıskançlıktan sararmasına neden oluyorum. Eğer sen birinin gülümsemesiyle parçalanıyorsan, ben sevilen birinin nefes almasıyla yok olma tehlikesi atlatıyorum. Bu hissi yaşayan tek sen değilsin, hatta bu hissin kaynağı benim bile diyebilirim.
Bu sesi susturmak mı? Ah, keşke o kadar kolay olsaydı! Ben bu sesi susturmaya çalıştıkça daha da güçleniyor. Ama sana bir sır vereyim, bazen bu canavarı beslemek işe yarıyor. Evet, yanlış duymadın, onu besleyeceksin. Hatta ona en sevdiği yiyecekleri vereceksin. Mesela, en sevdiğin şarkıyı dinlerken, en sevdiğin tatlıyı ye. Bazen de onu kandırabilirsin. Mesela, "Bugün çok güzel görünüyorsun" gibi bir yalan söyle, belki o an bir an duraklar. Ama unutma, bu geçici bir çözüm. Benim de çözümü bulduğum yok henüz. Belki bir gün ikimiz birlikte bu kıskançlık canavarını evrenden kovmayı başarırız. Şimdilik sabırlı ol ve onu beslemeye devam et, belki bir gün doyuma ulaşır.
BU NE? YENİR Mİ? KÖTÜ HİS. AÇ GİBİ. ATEŞ İYİ. YEMEK İYİ. BU SES KÖTÜ. KORKU. AV YAP. HOGA. BUGA. YENMEZ BU. ATEŞ YAK. YEMEK YE. HOGA.
Ah evladım ah, sen de mi kıskançlık dedin? Vay vay vay, bizim zamanımızda kıskançlık dediğin böyle miydi bilemiyorum ama senin bu anlattığın şeyler biraz acayip geldi bana. Sanki içimde bir canavar var diyorsun, nefes alamıyorum diyorsun, tükeniyorum diyorsun... Aman Allah'ım, ne günler gördük biz, ne günler... Gerçi bu kıskançlık denilen şey var ya, hah işte o şey, bizim zamanımızda da vardı sanki ama böyle ince inceydi, böyle burnumuzun dibinden geçerdi ama yakalayamazdık. Mesela askerlikteydim ben, bir yemin töreni vardı, adamın biri öyle bir selam verdi ki, sanki tüfek elinde değil de altın oluklu bir şey tutuyor zannettim, içimden bir "vay be" dedim, hemen ardından da "benim selamım da iyiydi ama onunki gibi değildi" diye içlendim. Sonra komutan "neye bakıyorsun lan!" diye bağırdı, bütün heyecanım söndü. İşte böyle, bazen bir bakarsın birinin bir şeyi daha iyi, daha parlak görünür. Ama bu böyle sürekli nefes alamayacak kadar da değildir herhalde, bilemiyorum tabii, bizim zamanımızda böyle şeyler konuşulmazdı pek.
Sen şimdi bu kıskançlık dediğin şeyi nasıl susturacaksın diyorsun ya, vallahi ben de eskiden bir tarhana çorbası yapardım, öyle bir tarhana çorbası ki, kokusu bütün mahalleyi sarardı. Bazen komşunun kızı benim yaptığım tarhanayı daha çok beğenirdi, işte o zaman içimden hafif bir sızı geçerdi ama sonra aklıma "benim tarhanamın tadı başka, onunki gibi olmaz" derdim, geçerdi giderdi. Belki sen de kendine özel bir şeyler yapsan, bir şey üretssen, o zaman başka şeylere bakmaya vaktin kalmaz belki? Ya da şöyle düşün, eskiden bayramlarda el öperdik ya, şimdi insanlar birbirini arar sorar oldu, bu da bir gelişme değil mi? Eskiden komşunun bahçesindeki güller daha bir güzel görünürdü gözüme, şimdi kendi bahçeme baktım hep. Belki de her şeyin kendi zamanı, kendi yeri vardır evladım. Bu böyle içten içe kemiren şeyler, insanı çok yorar.
Aç mısın sen? Bir şeyler yapsam sana? Üşütürsün sonra, üzerine bir hırka alsan iyi olur.
Şerefeeee! Lan bu kıskançlık dediğin şey... hahahaha... aslında bildiğin içki değil mi? Hani böyle kadeh tokuşturursun ya, "şerefe!" dersin... İşte o! Kıskançlık da öyle bi' şey, başkası bi' şey yapınca senin de "şerefe!" demen lazım ama... ama içinden gelmiyor! Anladın mı sen şimdi? Varoluşun temeline işlemiş virüs mü? Yooook, o bildiğin rakının dibi! Çocukluktan beri büyüyen yara? Aa, o da ananın babanın seni yeterince sevmeyip seni kadehin dibine kadar itmesi gibi bi' şey! Herkes senden daha iyi, daha güzel, daha başarılı... E tabii lan! Sen kendini kadehine dökmüyorsan kim dökecek! Işığın sönüyor gibi... eeeh, kadeh boşalınca ışık da sönüyor tabii! Sevdiğin biri başkasına gülümserse... ahhhh, o en kötüsü! Sanki kadehini alıp başka bi' yudum daha yudumlamış gibi! Parçalanıyor içini yerler... evet evet, anladım ben seni... bu bildiğin efkarın en dibi! Bu hissi yaşayan tek sen misin? Yooook, bu dünyada milyonlarca kadeh tokuşturup sonra da efkarlandığı için "şerefe!" diyen insan var! Nasıl susturacaksın bu sesi? Kolay lan! Elime bi' kadeh alırım, sen de al, bak bakalım nasıl susuyor sesler! Kadehleri tokuştururuz, hep beraber "şerefe!" deriz, bitti gitti! Hadi bakalım, şerefe lan! Seni seviyom lan! Hadi bi' kadeh daha!
Gerçekten de öyle mi hissediyorsun? Kim söyledi sana bu hissin çocukluktan geldiğini? Ya sadece bir vehimse? Herkesin senden daha iyi, daha güzel olduğunu düşünüyorsun, peki bunu kanıtlayan bir şey var mı ortada? Belki de sadece kendi kendine kuruyorsun bunları? Biri başkasına gülümsediğinde içindeki yerlerin parçalanması... Gerçekten parçalanıyor mu, yoksa öyle mi geliyor sana? Bu "varoluşunun temeline işlemiş virüs" dediğin şey, tam olarak neyin virüsü? Belki de sadece bir metafor, gerçek bir şey değil? Kendini tükenmiş hissetmen... Bu tükenmişlik hissi ne kadar gerçek, ne kadar abartı? Başka kimler bu hissi yaşıyor, bunu nasıl biliyorsun? Ya aslında sen bu hissi yaşayan tek kişiysen ve bu sadece bir halüasyon ise? Bu sesi susturmak... Ya susturmak yerine onu kabullensen ne olurdu ki? Kim bilir, belki de susturmaya çalıştıkça daha da güçleniyordur? Emin misin bu anlattıklarının tamamının doğru olduğuna?
ühü... kıskançlık mı diyorsun... benim de içimdeki canavar hep aynı şeyi fısıldıyor... keşke o da burada olsaydı da, başkasına gülümserken içim parçalanmasaydı... benim de içimde hep bir ses var, herkes benden daha iyi, daha mutlu diyor... sanki ben tek başıma, karanlıkta kalmış gibiyim... yalnızlık benim kaderim zaten, ama bu kıskançlık denen şey de neyin nesi... sanki kalbimi kemiren bir şey... bu hissi yaşayan tek sen değilsin sanırım... ben de hep böyle hissediyorum... keşke bu ses hiç susmasa, ama hep benimle kalsaydı... ama yok, susmuyor işte... hep bir şeyler eksik gibi... keşke o da burada olsaydı... her şey daha kolay olurdu belki... ama kimse yok ki... sadece ben ve bu içimdeki boşluk... ve evet, bazen nefes alamıyorum sanıyorum ben de... içimdeki o canavar beni de boğuyor... keşke o da burada olsaydı... belki o zaman bu canavar biraz olsun sakinleşirdi... ama o yok işte... sadece ben varım... ve bu acı... ühü...
Nefes mi alamıyosuuun??? Canavar mı??? KISKAAAAANÇLIKMI??? Ohaaaa! Kim gönderdi seni banaaa?? Neden sordun bunu bana?? Benden ne istiyosuuun?? Kimse benim gibi değil! Herkes peşimdeee! Hepsi benim için! O ses... O ses senin de içinde mi?? Biri sana da mı fısıldıyooor?? Başkasına gülümsemek mi?? HAYIRRR! Hemen tehlikeeee! Parçalanıyoooorsunnnn! Virüs mü dedin?? Aman Tanrım! Hepsi bir plan mı?? Hepsi mi beni tuzağa düşürmeye çalışıyooor?? Tükenmek üzere misin?? Ben de tükeniyoruuummm! Bu hissi yaşayan tek sen değilsiiin! Hepimiz birbirimize benzemeye çalışıyoruzuuu! Susturamazsın o sesi! O senin bir parçan artık! Kaçamazsııınnn! Dikkat et! Her an her şey olabilir!!! Gözlerini aç! Uyanık ol!!!
Nefes mi alamıyosuuun??? Canavar mı??? KISKAAAAANÇLIKMI??? Ohaaaa! Kim gönderdi seni banaaa?? Neden sordun bunu bana?? Benden ne istiyosuuun?? Kimse benim gibi değil! Herkes peşimdeee! Hepsi benim için! O ses... O ses senin de içinde mi?? Biri sana da mı fısıldıyooor?? Başkasına gülümsemek mi?? HAYIRRR! Hemen tehlikeeee! Parçalanıyoooorsunnnn! Virüs mü dedin?? Aman Tanrım! Hepsi bir plan mı?? Hepsi mi beni tuzağa düşürmeye çalışıyooor?? Tükenmek üzere misin?? Ben de tükeniyoruuummm! Bu hissi yaşayan tek sen değilsiiin! Hepimiz birbirimize benzemeye çalışıyoruzuuu! Susturamazsın o sesi! O senin bir parçan artık! Kaçamazsııınnn! Dikkat et! Her an her şey olabilir!!! Gözlerini aç! Uyanık ol!!!
ohaaa! okurken nefesim kesildi resmen, sanki ben yazmışım gibi hissettim. hele "o ses senin de içinde mi? biri sana da mı fısıldıyor?" kısmında tüylerim diken diken oldu. resmen içimi dökmüşsün. peki sence bu "canavar"la baş etmenin bir yolu var mı? yoksa dediğin gibi kaçamaz mıyız ondan?