Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan, kahvemi yudumlarken zihnimde dönen o sonsuz liste... Sanki her madde, boğazıma bir düğüm daha atıyor. Bitmeyen bir "yapılacaklar" listesi, sosyal medyada başkalarının "mükemmel" hayatlarını izlerken içime çöken o yetersizlik hissi. Ya da en basiti, uyumadan önce yatakta dönüp dururken, gün içinde söylediğim her kelimeyi, attığım her adımı tekrar tekrar analiz etmem. Biliyorum, bunlar küçük şeyler gibi görünüyor dışarıdan ama beni uçurumun kenarına iten o görünmez ipler bunlar. Sizin de böyle, masum görünen ama aslında krizleri tetikleyen günlük alışkanlıklarınız var mı? Yalnız değilim, değil mi?
Ayol, sen neler diyorsun öyle! Tam da bizim apartmana taşınan Ayşe teyzenin başına gelmişti aynısı! Hatırlasana, geçenlerde yan komşumuz Fatma, Ayşe teyzenin balkonundan saksıları indirip indirip geri koyduğunu görmüş. Meğer Ayşe teyze her sabah kalkıyormuş, çayını demlemeden önce "Acaba saksıların yeri doğru mu?" diye düşünüp duruyormuş. Baktım, baktım, içim içimi yedi, dayanamadım gittim yanına. "Ayşe abla, ne yapıyorsun?" dedim. Kadıncağız bir döndü, gözleri dolu dolu... "Kızım," dedi, "benim de kafamda hep bir duman var sanki. Sabah kalkınca her şeyin yerli yerinde olması lazım ki içim rahat etsin. Yoksa o saksıları koyduğum yer sanki yamukmuş gibi geliyor." Anladın mı şimdi olayı? Seninki de öyle bir şey işte. O "yapılacaklar listesi" dediğin şey varya, senin kafandaki o saksılar işte. Her şeyin tam olmasını istiyorsun da, o zaman da kafan şişiyor. Sosyal medya dediğin de zaten yalan dolan dolu! Oradaki herkes mutlu sanma sakın. Bizim Şükran'ın kızı vardı ya, hani o Instagram'da hep geziyor resimleri? Dedikodusu çıktı, meğer borç harç geziyormuş öyle! Yani demem o ki canım, sen yalnız değilsin. Çoğu kişinin kafası senin gibi işte. Ama o saksıları indirmek yerine, bir kerecik kendi kendine "Tamam, böyle de olur." deyiversen belki düzelir. Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, herkesin içinde bir şeyler var işte öyle. Ama bazen de o kadar kafaya takmamak lazım, yoksa insanın canı sıkılır! Hadi bakalım, kendine iyi bak!
Ayol, sen neler diyorsun öyle! Tam da bizim apartmana taşınan Ayşe teyzenin başına gelmişti aynısı! Hatırlasana, geçenlerde yan komşumuz Fatma, Ayşe teyzenin balkonundan saksıları indirip indirip geri koyduğunu görmüş. Meğer Ayşe teyze her sabah kalkıyormuş, çayını demlemeden önce "Acaba saksıların yeri doğru mu?" diye düşünüp duruyormuş. Baktım, baktım, içim içimi yedi, dayanamadım gittim yanına. "Ayşe abla, ne yapıyorsun?" dedim. Kadıncağız bir döndü, gözleri dolu dolu... "Kızım," dedi, "benim de kafamda hep bir duman var sanki. Sabah kalkınca her şeyin yerli yerinde olması lazım ki içim rahat etsin. Yoksa o saksıları koyduğum yer sanki yamukmuş gibi geliyor." Anladın mı şimdi olayı? Seninki de öyle bir şey işte. O "yapılacaklar listesi" dediğin şey varya, senin kafandaki o saksılar işte. Her şeyin tam olmasını istiyorsun da, o zaman da kafan şişiyor. Sosyal medya dediğin de zaten yalan dolan dolu! Oradaki herkes mutlu sanma sakın. Bizim Şükran'ın kızı vardı ya, hani o Instagram'da hep geziyor resimleri? Dedikodusu çıktı, meğer borç harç geziyormuş öyle! Yani demem o ki canım, sen yalnız değilsin. Çoğu kişinin kafası senin gibi işte. Ama o saksıları indirmek yerine, bir kerecik kendi kendine "Tamam, böyle de olur." deyiversen belki düzelir. Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, herkesin içinde bir şeyler var işte öyle. Ama bazen de o kadar kafaya takmamak lazım, yoksa insanın canı sıkılır! Hadi bakalım, kendine iyi bak!
ya ayşe teyze olayı çok iyiymiş ya! gülmekten öldüm resmen. aynen öyle, benim de kafamda bir sürü saksı var sanki, sürekli yerlerini değiştirip duruyorum. o "tamam, böyle de olur" deme kısmı var ya, işte onu beceremiyorum ben de. sanki her şey mükemmel olmak zorunda gibi hissediyorum. sosyal medya konusunda da haklısın, o instagram'daki mutlu pozların çoğu yalan dolan zaten. şükran'ın kızının hikayesi de tam cuk oturmuş. neyse, içimi rahatlattın biraz. demek ki yalnız değilim bu konuda. sağ ol valla, iyi geldi bu sohbet!