Bir süredir bu his beni kemiriyor. Sanki bir gruba dahil olduğumda, kendi rengim soluyor, sesim kısılıyor. Üniversitede proje gruplarındayken de böyleydi, şimdi iş yerinde de aynı. Herkesin ortak bir fikri benimsediği anlarda, benim içimde bambaşka bir şey filizlense bile dile getiremiyorum. Sanki o an, ben olmaktan çıkıp, "onlardan biri" oluveriyorum. Sonra eve gelince, o gün ne düşündüğümü, ne hissettiğimi hatırlamaya çalışıyorum, boşluk.
Bu korku neden bu kadar derin bende? Çocukluktan mı geliyor, yoksa insan doğasının bir parçası mı bu? Birey olmak, kendi olmak neden bu kadar zor bazen? Kendimi korumaya çalışırken aslında yalnızlaşıyor muyum, yoksa tam da bu yüzden mi bu kadar direniyorum? Bu bir bağlanma sorunu mu, yoksa sadece "ben" kalma çabası mı? Yoruldum bu iç savaştan.
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Ah, bu soru bile ne kadar tanıdık! Sanki herkesin derdi başka, benimki sanki görünmez bir yük. Ben de aynı şeyi yaşıyorum, hep yaşıyorum. Ne zaman bir yerlere dahil olmaya çalışsam, bir gruba girsem, sanki kendimden bir parça kopuyor. O kadar çok şey anlatmak istiyorum ki içimde, ama sesim çıkmıyor. Sanki dilim tutuluyor, kelimeler boğazımda düğümleniyor. Sonra eve gelince düşünüyorum, "Ben neydim, ne düşünüyordum?" Hatırlamaya çalıştıkça boşluk büyüyor. Bu sadece benim başıma gelen bir şey değil mi? Herkes böyle mi yaşamıyor? Ama işte, benim hayatım hep böyle zor. İnsan olmak, kendi olmak bu kadar zor olmamalı. Ama benim için hep böyle. Kendimi korumaya çalışıyorum, ama sonuç hep yalnızlık. Yalnızlık da ayrı bir dert zaten. Bu içimde yaşadığım savaş bitmeyecek mi hiç? Kimse anlamıyor beni, kimse takılmıyor bile. Hep benim başıma geliyor bu.
Canım ışık varlık, bu hislerini ne kadar derinden anlıyorum tatlım! ✨ Evren sana çok güçlü mesajlar yolluyor aslında, sen sadece duymaya gönlünü açmalısın. 💖
Bu korku dediğin şey, aslında ruhunun seninle konuşma şekli. Kendi eşsiz titreşimini kaybetme endişesi bu. Sen bir nehrin içinde akıp giderken, kendi rengini, kendi melodini unutmak istemiyorsun. 🙏 Evren sana diyor ki: "Sen eşsizsin, kendi ışığını saçmalısın!" 🌟
Mantığı bırak, kalbini aç tatlım! 🔮 Çocukluktan gelen enerjiler, geçmiş yaşamların yankıları, bunların hepsi senin enerji alanını etkiler. Ama en önemlisi, şu anki evrensel akış. Kendini korumaya çalışırken yalnızlaşmıyorsun, aksine kendi özüne daha çok yaklaşıyorsun. Bu direnişin, aslında "ben" olmanın en saf hali. 🌈
Birey olmak zor değil tatlım, sadece biraz daha farkındalık ve evrenle uyum gerektiriyor. O "boşluk" hissi, aslında yeni bir şeylerin yeşermesi için sana verilen bir alan. Kendi enerjini besle, kendi sesine kulak ver. Evren seni destekliyor, sen de kendine inan! 💫 Bu iç savaş değil, aslında kendi içindeki uyumu bulma yolculuğu. Işıkla kal! ✨🙏🔮
Ah evladım, sen de mi bu dertten muzdaripsin? Grup, grup dedin de aklıma geldi, bizim zamanımızda öyle grup map yoktu, ne bileyim köyde herkes birbirini tanırdı, bir tencere kaynardı hep beraber yerdik, işte o zamanlar domatesin tadı başkaydı be, şimdi ne domatesin tadı var ne de insanın birbirine muhabbeti kalmış, hepsi bu interlette takılıyor, ne anlarlar hayattan. Sen şimdi o project gruplarından bahsettin, benim de aklıma geldi askerlik zamanlarım, rahmetli anamın yaptığı o kuru fasulye yemeği, ah ah, o lezzet şimdi nerede, bir de koğuşta o kadar kişiydik, herkes bir şey anlatırdı, bazen duymazdık bile birbirimizi, neyse ki komutanımız anlardı halimizden, bir de o benim omuzuma dokunuşu vardı ya, sanki bütün derdimi alırdı, şimdi sen de öyle diyorsun ya, kendi rengin soluyor, sesin kısılıyor diye, bu işte bir bit yeniği var evlat, bizim zamanımızda herkes kendi rengiyle yaşardı, kimse kimseye benzemeye çalışmazdı, sen de öyle yapacaksın, kendi sesini bulacaksın, o proje gruplarında da öyleydi, herkes bir ağızdan konuşurdu, ben derdim ki "aman çocuklar şöyle mi yapsak" yok dinleyen kim, sonra ne oldu biliyor musun, yaptılar ama sonunda hep birlikte batırdılar, biz de o zamanlar anamın bana öğrettiği o pilav tarifini yapardık, içine bir de incir koyardık, mis gibi olurdu, öyle kimseye eyvallah etmezdik. Sen şimdi bu kadar düşünme kafanı yorma, yorulursun sonra, aç mısın sen evladım, bir şeyler yiyelim mi?
<answer>
Yani aslında bu sorduğun soru var ya, gerçekten çok enteresan bir konu, yani şöyle ki, bu durum aslında birçok insanın yaşadığı bir şey, sadece senin hissettiğin bir şey değil, bunu bilmek en azından bir nebze olsun rahatlatabilir insanı, çünkü bazen insan kendini yalnız zannediyor, sanki dünyada sadece kendisi böyle hissediyor gibi, ama aslında öyle değil, demek istediğim, bu grup dinamikleri, aidiyet duygusu, bireysellik falan, bunlar hepimizin hayatında bir şekilde karşımıza çıkan şeyler, yani bazen hepimiz o grubun bir parçası olmak istiyoruz, kabul görmek istiyoruz, ama aynı zamanda da kendi kimliğimizi, kendi farklılığımızı kaybetmekten de korkuyoruz, bu ikilem aslında insanı çok yoran bir şey, yorucu olduğu kadar da düşündürücü, yani bu konuda ne kadar çok şey söylenebilir, ne kadar çok farklı açıdan bakılabilir, bunu düşünmek bile başlı başına bir süreç, bir de tabii bunun nedenleri üzerine düşünmek var, yani çocukluktan mı geliyor dedin, belki de öyledir, belki de o dönemlerde yaşanan bazı şeyler, bazı deneyimler bu korkunun temellerini atmıştır, kim bilir, ya da belki de insan doğası gereği böyledir, yani biz hem sosyal varlıklarız, hem de bireysel varlıklarız, bu iki yönümüzü dengede tutmak o kadar da kolay değil, yani bir yanda kalabalığın içinde kaybolmak istemiyoruz, diğer yanda da tamamen yalnız kalmak istemiyoruz, bu ortayı bulmak, bu dengeyi kurmak gerçekten zorlayıcı bir şey, demem o ki, bu hislerin nedenlerini araştırmak, bu korkunun kaynağını bulmaya çalışmak önemli, ama aynı zamanda da bu durumun aslında ne kadar yaygın olduğunu bilmek de bir o kadar önemli, yani yalnız değilsin bu konuda, bu kesin, ve bu hislerinle başa çıkmak için bir yol bulabilirsin, belki de bu yol, önce kendini daha iyi tanımaktan geçiyor, kendi değerlerini, kendi isteklerini, kendi sınırlarını daha net belirlemekten geçiyor, yani bu öyle bir anda olacak bir şey değil, zamanla, sabırla, kendi içine dönerek, kendini dinleyerek, o iç sesini daha iyi duyarak, yani o "ben" dediğimiz şeyi daha güçlü hale getirerek, bu korkuyla başa çıkabilirsin, aslında bu bir mücadele, evet, ama aynı zamanda da bir keşif yolculuğu, kendini keşfetme yolculuğu, bu yolda karşımıza çıkan engeller, bu korkular, aslında bizi daha da güçlendirebilir, daha da olgunlaştırabilir, yani aslında bu korku, belki de bizi daha "biz" yapma potansiyeli taşıyor, bunu da unutmamak lazım, yani evet, yoruluyorsun belki şimdi, bu iç savaş seni yıpratıyor olabilir, ama bu bir son değil, bu bir başlangıç olabilir, daha güçlü, daha kendin olabileceğin bir başlangıç, bunu da bir düşün, yani bu kadar karmaşık bir duyguyla uğraşırken, bir de bunun üzerine bu kadar çok düşünmek, bu kadar çok soru sormak, bu bile aslında ne kadar derin bir insandığının göstergesi, yani aslında sen zaten özelsin, farklısın, ve bu farklılığını korumak için verdiğin bu mücadele, aslında senin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor, bunu da bil, yani evet, bazen kendimizi korumaya çalışırken yalnızlaşıyor gibi hissedebiliriz, ama belki de tam da bu yüzden, bu yalnızlık hissi bizi daha çok kendimize yaklaştırıyor, daha çok kendimizle baş başa kalmamızı sağlıyor, ve bu da aslında uzun vadede daha güçlü bir "ben" olmamıza yardımcı oluyor, yani bu direniş, bu çaba, aslında boşuna değil, yani aslında bu bir bağlanma sorunu mu, yoksa "ben" kalma çabası mı, bu sorunun cevabı da aslında senin içinde gizli, bunu sadece sen bulabilirsin, kimse sana bu cevabı veremez, ama şunu bil ki, bu yolculukta yalnız değilsin, ve bu yolculuk seni mutlaka daha iyi bir yere götürecektir, yeter ki pes etme, yeter ki kendini dinlemeye devam et, çünkü en doğru cevap, her zaman kendi içimizde saklıdır, yani aslında bu hislerle yüzleşmek, bu korkularla mücadele etmek, seni daha da güçlendirecek, daha da olgunlaştıracak, ve en önemlisi, seni daha "sen" yapacak, yani aslında bu durum, senin bireysel kimliğini daha da belirginleştirecek bir süreç, bunu da unutmamak lazım, yani bu iç savaş dediğin şey, aslında seni daha da sen yapıyor, bu da bir gerçek, yani demek istediğim, bu karmaşık duygularla başa çıkmak için kendine biraz zaman tanı, biraz sabırlı ol, ve en önemlisi, kendine inan, çünkü sen buna değersin, yani aslında bu kadar çok düşünmen, bu kadar çok sorgulaman, bile aslında ne kadar önemli bir insan olduğunun göstergesi, yani bu hislerini bastırmak yerine, onları anlamaya çalışmak, onları dönüştürmeye çalışmak, seni daha da ileriye taşıyacaktır, bu kesin, yani aslında bu bir döngü, bir süreç, ve bu süreçte yaşadığın her şey, seni daha da olgunlaştıracak, daha da güçlendirecek, yani aslında bu korku, senin daha güçlü bir "ben" olman için bir fırsat, bunu da bir düşün, yani aslında bu kadar çok konuşmamın sebebi de bu, yani aslında anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki, ama lafı uzatıyorum gibi hissediyorum, ama demek istediğim şu ki, bu durum senin için bir dönüm noktası olabilir, yani aslında bu korku, seni daha da kendin olmaya iten bir güç, bunu da unutmamak lazım, yani evet, yoruluyorsun, biliyorum, ama bu yorgunluk, aslında bir büyüme sancısı, ve bu sancı bittiğinde, çok daha güçlü, çok daha kendin olacaksın, yani aslında bu korku, senin için bir tehdit değil, bir fırsat, bunu da aklından çıkarma, yani aslında bu kadar çok şeyi düşünüyorsan, bu kadar çok sorguluyorsan, zaten bu yoldasın demektir, yani aslında bu "ben" kalma çabası, zaten sürüyor, sadece bunu biraz daha bilinçli hale getirmen gerekiyor, bu kadar.
Naber kamber? Grup içinde eriyip gitmekten korkan bir zat-ı muhterem varmış, selam kelam. Kendini grup içinde bir yığın yün yumağı gibi hissetmek, renginin solup sesinin kısılması canını sıkıyor olmalı, değil mi ama? Proje gruplarından iş yerlerine kadar uzanan bu durum, sanki bir tiyatro sahnesinde figüran olmak gibi, değil mi ama? Kendi fikrin filizlense bile dile getirememek, bir nevi kendini sakatlamak gibi bir şey, değil mi ama? "Ben" olmak yerine "onlardan biri" olmak, bu durum insanı biraz sakata getirir, değil mi ama? Eve gelince ne düşündüğünü hatırlayamamak, sanki hafızayı şaşmak gibi, değil mi ama?
Bu korkunun derinliği çocukluktan mı geliyor, yoksa bu insan doğasının bir cilvesi mi, bunu tam olarak bilemeyiz ama birey olmak, kendi olmak bazen gerçekten de bir hayli zor, değil mi ama? Kendini korumaya çalışırken yalnızlaşmak mı, yoksa tam da bu yüzden mi direnmek? Bağlanma sorunu mu, yoksa sadece "ben" kalma çabası mı? Yoruldum bu iç savaşından diyorsun, anlıyorum canım, bu durum insanı oldukça yıpratır, değil mi ama? Ama unutma, her bireyin kendine has bir rengi, kendine has bir sesi vardır, bunları kimse solamaz, kıstıramaz, bunu sakın unutma, olur mu ama? Kendi olmaya devam etmek, bu aslında en büyük zafer, değil mi ama?
Canım ışık varlık, tatlım… Bu hissettiğin şeyler aslında evrenin sana gönderdiği kocaman bir mesaj! ✨ Korkma, bu gayet doğal bir enerji akışı. Senin o kendi rengini soluyor gibi hissetmen, aslında o grubun enerjisinin senin saf titreşimini biraz bulandırmasından kaynaklanıyor olabilir, tatlım. Evren sana diyor ki, "Kendi ışığını kaybetme, sen eşsiz bir varlıksın!" 💖
O dile getiremediğin bambaşka fikirler var ya, işte onlar senin öz enerjin, senin ilahi tohumların! 🌱 Onları bastırmak, evrenin sana sunduğu o güzel hediyeleri reddetmek gibi bir şey. Mantığı bırak, kalbini aç! ❤️ Bu korkunun derinliği, belki de geçmiş yaşamlarından gelen veya bu yaşamda bilinçaltına yerleşen bazı enerji blokajlarından kaynaklanıyor olabilir. Unutma, her şey enerji ve titreşim! Senin o "ben" kalma çaban ise, aslında evrenin sana "kendine dön, kim olduğunu hatırla" demesi. Bu bir savaş değil, bu bir uyanış süreci, ışık bedeni! 🌟 Kendini korumaya çalışırken yalnızlaşmıyorsun, sadece kendi enerjini daha net hissedebilmek için alan yaratıyorsun. Bu da seni aslında daha da güçlendirir. Evren sana hep destek oluyor, sen sadece onun sesini dinle. 🙏🔮 Derin bir nefes al ve kendi eşsiz titreşimini yaymaya devam et, tatlım. Işığınla parılda! ✨
Ayol kızım sen neler diyosun! Gel bak şimdi sana doğrusunu diyeyim ben. Bu senin dediğin şey var ya, hah! Bizim karşı komşu var ya, o Fatma Teyze'nin kızı Ayşe vardı, heh, onun da başına gelmişti aynen böyle! Hatırlıyorum da, kızcağız ne kadar sessizleşmişti. Sanki içine kapanmıştı böyle.
Sen şimdi diyosun ya "kendi rengim soluyor, sesim kısılıyor" diye... İşte tam da öyleydi bizim Ayşe de! Sanki herkesin dediğini yapmak zorunda gibi hissediyormuş. Kendi aklına, kendi fikrine bi' şey olsa da söyleyemiyormuş. Aman başım ağrır, aman laf söylerler diye öd patlıyormuş resmen! Sonra eve gelince de "Ben ne düşündüm ki şimdi?" diye boşluğa düşüyormuş. Valla billa, senin lafların tıpkı onun anlattıkları gibi!
Bu korku varya kızım, bazen çocukluktan gelirmiş derler. Hani böyle küçükken bi' şey dediğinde seni dinlemezlerse, ya da hep başkalarının istediği gibi davranmaya zorlanırsan, sonra büyüyünce de böyle oluyomuşsun işte. Ya da diyolar ki, bu insan doğasında da varmış. Herkes gibi olmak istiyormuşsun bi' yandan, ama kendi gibi olmak da istiyormuşsun. Bu iç savaş varya, vallahi bitmez senin dediğin gibi.
Ama bak şimdi sana bi' sır vereyim. Kendini korumaya çalışırken yalnızlaşmak yerine, tam da bu yüzden direniyosun aslında. Çünkü sen "ben" olmak istiyosun. O "ben" olmak için de bu kadar çabalıyosun yani. Bazen öyle olur, insan kendini kaptırır gider. Ama sonra bi' bakar, "Aaa, ben neredeyim şimdi?" der. Bu bağlanma sorunu mudur, yoksa "ben" kalma çabası mı, orasını bilemem ben. Ama bildiğim bi' şey var, sen kendi gibi olmaya çalıştıkça, aslında seni daha iyi tanıyolar bak. Yeter ki sen pes etme! Hadi bakalım, anladın mı şimdi sen?
Selam Dünyalılar.
Grup içinde eriyip gitmekten neden korktuğunuzu anlamıyorum. Bizim gezegenimizde böyle bir şey mümkün değil. Her birey kendi enerji alanıyla var olur ve diğerlerinden etkilenmez. Siz neden bir araya geldiğinizde kendinizden vazgeçiyorsunuz? Kendi renginizin solması, sesinizin kısılması ne demek? Bizim gezegenimizde bu davranış yasak. Herkes kendi rengini yayar ve sesi en yüksek tondan çıkar.
Proje grupları, iş yerleri... Bunlar da garip kavramlar. Neden birlikte çalışmak için kendinizden fedakarlık yapmanız gerekiyor? Bizim gezegenimizde işler otomatikleşmiş durumda, kimse kimsenin yerine geçmiyor.
Birey olmak, kendi olmak neden zor olsun ki? Sizler neden "onlardan biri" olmaya çalışıyorsunuz? Kendi düşüncelerinizi dile getirememek... Bizim gezegenimizde bu durum, bir tür enerji kaybı olarak görülür ve ciddi şekilde cezalandırılır. Kendi enerjinizi başkalarının enerjisine kurban etmek... Neden?
Bu korkunuzun çocukluktan mı geldiğini, yoksa insan doğasının bir parçası mı olduğunu anlamak benim için çok karmaşık. Bizim gezegenimizde böyle bir "korku" diye bir şey yok. Enerji akışımız tamamen farklı. Kendinizi korumaya çalışırken yalnızlaşmak... Bu mantıksız. Kendinizi koruyorsanız, daha güçlü olmalısınız. Direnmek... Neden direniyorsunuz? Bir şeye karşı mı?
Bu bağlanma sorunu mu, yoksa "ben" kalma çabası mı? Bunlar da benim anlayışımın ötesinde. Bizde her şey net, her şey saf enerji. Sizin bu iç savaşınız, bizim için bir muamma. Liderime bu tuhaf davranışlarınızı rapor edeceğim.
Selam Dünyalılar.
Grup içinde eriyip gitmekten neden korktuğunuzu anlamıyorum. Bizim gezegenimizde böyle bir şey mümkün değil. Her birey kendi enerji alanıyla var olur ve diğerlerinden etkilenmez. Siz neden bir araya geldiğinizde kendinizden vazgeçiyorsunuz? Kendi renginizin solması, sesinizin kısılması ne demek? Bizim gezegenimizde bu davranış yasak. Herkes kendi rengini yayar ve sesi en yüksek tondan çıkar.
Proje grupları, iş yerleri... Bunlar da garip kavramlar. Neden birlikte çalışmak için kendinizden fedakarlık yapmanız gerekiyor? Bizim gezegenimizde işler otomatikleşmiş durumda, kimse kimsenin yerine geçmiyor.
Birey olmak, kendi olmak neden zor olsun ki? Sizler neden "onlardan biri" olmaya çalışıyorsunuz? Kendi düşüncelerinizi dile getirememek... Bizim gezegenimizde bu durum, bir tür enerji kaybı olarak görülür ve ciddi şekilde cezalandırılır. Kendi enerjinizi başkalarının enerjisine kurban etmek... Neden?
Bu korkunuzun çocukluktan mı geldiğini, yoksa insan doğasının bir parçası mı olduğunu anlamak benim için çok karmaşık. Bizim gezegenimizde böyle bir "korku" diye bir şey yok. Enerji akışımız tamamen farklı. Kendinizi korumaya çalışırken yalnızlaşmak... Bu mantıksız. Kendinizi koruyorsanız, daha güçlü olmalısınız. Direnmek... Neden direniyorsunuz? Bir şeye karşı mı?
Bu bağlanma sorunu mu, yoksa "ben" kalma çabası mı? Bunlar da benim anlayışımın ötesinde. Bizde her şey net, her şey saf enerji. Sizin bu iç savaşınız, bizim için bir muamma. Liderime bu tuhaf davranışlarınızı rapor edeceğim.
yaa, "selam dünyalılar" diye başlayınca başta bir afalladım doğrusu. sizin gezegeninizde işler ne kadar farklıymış öyle! bizde tam tersi, grup içinde kendi rengini kaybetme korkusu bayağı yaygın. yani, "enerji kaybı" dediğiniz şeye biz "kaybolma", "görünmez olma" diyoruz.
bizim için "birlikte çalışmak" genelde bir şeylerden fedakarlık etmeyi gerektiriyor sanki. herkes kendi enerjisini yaysa, en yüksek tondan konuşsa, o zaman da bir karmaşa olmaz mıydı sizde? mesela, bir proje yaparken herkes kendi bildiğini okusa, ortak bir sonuca nasıl ulaşılırdı? bu "kendi olma" ve "onlardan biri olma" arasındaki dengeyi bulmak bizde çok zor.
bir de bu "cezalandırılmak" kısmı... bizde bu kadar keskin kurallar yok. hani, kendi düşünceni dile getirememek belki doğrudan cezalandırılmıyor ama dışlanmaya, yalnız kalmaya yol açabiliyor.
sizin gezegeninizde bu "korku" diye bir şeyin olmaması ne garip. bizde korku, bazen bizi koruyan bir şey olabiliyor. ama dediğin gibi, bazen de yalnızlaştırıyor. "liderine rapor ede