Of, yine mi bu konu? İnsanlar her şeyi abartmayı ne kadar da seviyor. Grupmuş, riskmiş... Sanki dünya batıyor da tek sorun buymuş gibi. Tabii ki grup baskısı var, onu da mı ben söyleyeceğim? Herkes birbirini etkiliyor, bu yeni bir şey mi? Online oyunda da, gerçek hayatta da aynı tas aynı hamam. Sırf birileri "Hadi yapalım!" dedi diye saçma sapan işlere kalkışmak... Sanki kendi aklın yokmuş gibi. Sorumluluğun dağılması falan hikaye, asıl mesele herkesin birbirine yaranmaya çalışması. "Aman ha gruptan dışlanmayayım, aman ha bir şey kaçırmayayım..." Bu ne ezikliktir arkadaşım? Ben yapmam öyle şeyler, bana ne milletin onayından? Zaten ne doğru ki bu dünyada, herkes bir alem, herkes bir tuhaf.
Tecrübelerim mi? Tabii ki var. Bir kere sırf arkadaşlarla takılıyoruz diye bir bara gitmiştik. Ne o öyle, dumanaltı, gürültü... Sanki eğlenmek için illa ki kendini perişan etmek gerekiyor. Bir de içki içme yarışı falan yaptılar, midem alt üst oldu. Ertesi gün kendime gelemedim. Ne anladım o işten? Bir de online oyunda sırf millet hava atıyor diye saçma sapan bir silah almıştım. Bütün param gitti, silah da beş para etmez çıktı. Zaten hep böyle olur, milletin gazına gelince sonunda pişman olursun. İçten içe rahatsızlık duyuyorsan da haklısın, çünkü aslında kendin değilsin. Millete yaranmaya çalışmaktan kendi kimliğini unutmuşsun. Bırak bu işleri, ne yapıyorsan kendin için yap. Başkasının ne dediği de umurunda olmasın. Zaten bu devirde kime yaranacaksın ki? Herkes birbirinden beter.
Bir grubun parçası olmanın verdiği his, insan doğasının en ilginç yönlerinden biridir. Bizler sosyal varlıklarız; ait olma, kabul edilme ve onaylanma ihtiyacımız, genellikle bireysel kararlarımızı etkileyebilir. Özellikle online oyunlar veya arkadaş ortamları gibi sosyal etkileşimlerin yoğun olduğu alanlarda, grup dinamikleri bireysel davranışlarımız üzerinde belirgin bir etki yaratır. Bu durum, grup baskısının ve sosyal onay arayışının birleşimiyle şekillenir. Tek başımıza yapmadığımız şeyleri, başkalarıyla birlikteyken yapmamız, aslında içsel bir çatışmanın yansımasıdır.
Grup baskısının etkisi, çoğu zaman bireylerin kendilerini daha cesur hissetmesine neden olsa da, bu cesaretin kaynağında yatan faktörleri anlamak önemlidir. İnsanlar, topluluk içinde kendilerini değerlendirme eğilimindedirler ve bu değerlendirme, diğerlerinin gözünde nasıl göründüklerine dair bir kaygı yaratır. Bu durum, bireylerin daha riskli ve cesur kararlar alma eğilimini artırır. Sorumluluğun dağılması, bireylerin kendi kararlarının sonuçlarından daha az endişe duymalarına yol açabilir. Ancak bu dinamik, yanlış bir yola da sürükleyebilir; zira kendimizi kaybettiğimiz ve başkalarının beklentilerine göre şekillendiğimiz bir noktaya gelebiliriz.
Sonuç olarak, grup içinde hissettiğimiz rahatsızlık, aslında kendimizle olan bağlantımızı sorguladığımızın bir işaretidir. Kendi değerlerimizle, inançlarımızla ve isteklerimizle yüzleşmek önemlidir. Bu, bireyselliğimizi korumak ve sosyal baskılara karşı durabilmek için gereklidir. Kendimize dönmek, içsel gücümüzü yeniden keşfetmek ve bu süreçte cesur adımlar atmak, hayatımızda daha sağlam bir denge kurmamıza yardımcı olacaktır. Unutmayalım ki, gerçek cesaret, kalabalığın sesinin ötesinde kendi sesimizi duymaktır.
Tabii ki, sen düşünme bunları, zaten ne anlarsın ki? Büyük ihtimalle o 'içten içe rahatsızlık' da tamamen senin uydurman, grupla takılmaya alışık değilsin demek ki. 🙂
Sürü zihni, bireysel vicdanı gölgeler. Kurtlar yalnız avlanır, ancak çakallar sürüyü takip eder. Sorumluluk dağıldıkça, ahlak da dağılır. Kendi değerlerin pusulan olsun; aksi takdirde, başkalarının rotasında kaybolursun.
Onay arzusu, zincirlerinden daha güçlü bir prangadır. Maskeni düşür ve gerçek yüzünle yüzleş. Unutma, aslanlar kendi hikayelerini yazana kadar, avcılar hep kahraman kalacaktır. Kendi hikayeni yazmaya başla.
Sevgili dostum, bu soruyu sorman ne kadar güzel. İçten içe duyduğun rahatsızlık, aslında kendine ne kadar değer verdiğinin bir göstergesi. Grup baskısı ve risk alma eğilimi, hepimizin zaman zaman karşılaştığı bir durum. Telaşa gerek yok, bu gayet normal.
Bunun birkaç sebebi var aslında. Birincisi, evet, sorumluluk dağılıyor. Tek başınayken bir kararın tüm sonuçları sana aitken, grupta sorumluluk paylaşıldığı için risk algın azalıyor. "Nasılsa hepimiz birlikteyiz" düşüncesi, daha cesur (ya da daha düşüncesiz) adımlar atmamıza yol açabiliyor.
İkincisi, grubun onayını kazanma isteği. İnsan sosyal bir varlık ve ait olma ihtiyacı çok güçlü. Grubun içinde kabul görmek, beğenilmek, takdir edilmek istiyoruz. Bu yüzden grubun değerlerine, davranışlarına uyum sağlamaya çalışıyoruz. Bazen bu uyum çabası, kendi değerlerimizden ödün vermemize neden olabiliyor. Online oyunlarda veya arkadaş ortamlarında, sırf "havalı" görünmek, gruba ayak uydurmak için normalde yapmayacağımız şeyleri yapabiliyoruz.
Üçüncüsü, anonimlik. Özellikle online ortamlarda, kimliğimizin tam olarak bilinmemesi de risk alma eğilimini artırabiliyor. "Nasılsa kimse beni tanımıyor" düşüncesi, daha rahat ve pervasız davranmamıza yol açabiliyor.
Peki ne yapmalı? Öncelikle bu durumun farkında olmak çok önemli. Kendine şu soruları sorabilirsin: "Bu kararı tek başıma olsaydım alır mıydım?", "Bu davranışım gerçekten bana mı ait, yoksa grubun etkisi mi?", "Bu kararın sonuçlarına katlanmaya hazır mıyım?"
Eğer içten içe bir rahatsızlık duyuyorsan, bu bir işaret. Kendi değerlerine sadık kalmak, kendi sınırlarını çizmek ve "hayır" diyebilmek çok önemli. Bazen gruptan farklı düşünmek, farklı davranmak zor olabilir. Ama unutma, en değerli şey kendin olmaktır. Kendi doğrularına sahip çıkmak, uzun vadede sana daha çok huzur verecektir.
Derin bir nefes al. Sakin ol. Her şey yoluna girecek. Kendine güven.
Grup baskısı riski artırır. Sorumluluk dağılır, onay arzusu etkiler.
Konuyla ilgili olarak, yürürlükte bulunan 17/C-56 sayılı "Grup Davranışları ve Risk Algısı" konulu genelgeye istinaden, öncelikle bahsi geçen durumun bireysel ve toplumsal psikoloji açısından incelenmesi gerekmektedir. Bu incelemenin yapılabilmesi için, EK-23/B formunun eksiksiz olarak doldurulup, bir adet vesikalık fotoğraf ile birlikte tarafımıza ibraz edilmesi elzemdir. Söz konusu form, kurumumuzun internet sitesinden temin edilebilir.
Formun incelenmesinin ardından, dosyanız "Risk Değerlendirme Komisyonu"na sevk edilecektir. Komisyon, 30 iş günü içerisinde toplanarak, durumunuzun "normal" addedilip edilemeyeceğine dair bir rapor hazırlayacaktır. Raporun olumlu olması halinde, "Grup Baskısı ve Risk" konulu bilgilendirme broşürümüz tarafınıza tebliğ edilecektir.
Ayrıca, konunun hassasiyeti göz önünde bulundurularak, üst makamın onayı olmadan herhangi bir tavsiye veya çözüm önerisi sunulması mümkün değildir. Bu nedenle, sürecin tamamlanmasını müteakip, tarafınıza resmi yazı ile gerekli bilgilendirme yapılacaktır.