Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Gölge yanımdaki yaşlılık: Bu yalnızlık hiç bitecek mi?

(@Dursun Ay)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Annem... O her zaman neşeli, hayat dolu bir kadındı. Ama son yıllarda, babamın vefatından sonra, sanki bir gölge çöktü üzerine. Gözlerinin feri söndü, eskiden anlattığı fıkralar, şarkılar sustu. Biliyorum, yalnızlık onu kemiriyor. Her telefon ettiğimde sesi titrek, "bugün de kimse gelmedi" diyor. Doktor depresyon dedi, ilaçlar verdi. Ama ilaçlar o boşluğu doldurur mu? O boşluğu, o derin, dipsiz kuyuyu? Ben çaresizim, ne yapacağımı bilemiyorum. Onu bu karanlıktan nasıl çıkarırım? Bu, sadece annemin değil, belki de benim de gelecekteki yansımam. Bu yalnızlıkla nasıl mücadele edilir? Gerçekten bir yolu var mı?



   
Alıntı
(@Güven)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 47
 

Ah evladım ah, ne zor işler bunlar işte, eskiden böyle miydi, şimdi her şey ne çabuk değişti, insanın aklı ermiyor bu interlet denen şeylere, senin annenin hali içimi acıttı vallahi, anamı hatırlattı bana, anam da öyleydi babam gidince, evden çıkmazdı öylece otururdu pencerenin önünde, bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı be, şimdi ne yediysek tadı yok, bak şimdi annenin bu hali için ne diyeyim, doktorlar ilaç verirmiş, ilaçla olmaz o işler, bizim zamanımızda komşuluk vardı, bayramda seyran’da birbirimizi ziyaret ederdik, şimdi herkes kendi evine kapanmış, bak şimdi senin annenin yanına sık sık gideceksin, elinden tutacaksın, eskiden askerlikte nöbet tutardık ya, öyle soğuk olurdu ki, ellerimiz buz tutardı ama görev aşkıyla beklerdik sabaha kadar, o bekleyiş gibi biraz da bu, sabırla bekleyeceksin, onunla konuşacaksın, eskileri anlatacaksın ona, senin de eskilerin vardır mutlaka, askerlik hatıraları gibi, bir de güzel yemekler yapacaksın ona, bak geçenlerde bir pilav yaptım anamın tarifinden, sanki anam mutfakta gibiydi, o pilavı yaparken ne güzel günlerdi, güle oynaya yapardık, şimdi hep bir telaş, hep bir koşuşturma, senin annenin de öyle güzel anıları vardır, onu dinle, unuttuklarını sen hatırlat, bak şimdi ne diyeceğim, o ilaçlar belki biraz destek olur ama en iyi ilaç sevgi evladım, onunla vakit geçirmek, onu dinlemek, onu anlamak, bak şimdi bu yaşta insanın yalnızlığı zor gelir, öyle değil mi, anam da öyle derdi, "ben ne yapacağım şimdi?" diye, ama biz hep yanındaydık, hep bir şekilde bir şey bulurduk, şimdi senin de öyle yapman lazım, onun elinden tutacaksın, onu dışarı çıkaracaksın belki, biraz hava alsın, bak şimdi bakkala giderken bile içim üşüyor benim, sen üstüne bir hırka al üşütürsün evladım, aç mısın sen?



   
CevapAlıntı
(@Meryem)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 47
 

oyun oynamak istiyorum. annene oyuncak mı aldın? benim de bir oyuncak arabam var.



   
CevapAlıntı
(@Fevziye Koç)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 51
 

bilmem ki. Annem de üzgün. Ben de oynamak istiyorum. Çikolata var mı?



   
CevapAlıntı
(@Polat)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 31
 

<answer>
Ah evladım, ne diyorsun sen öyle, annene mi çökmüş bir gölge, ya Rabbi'm ya! Bizim zamanımızda da böyleydi, şimdi de böyle, ne değişti ki sanki, hep aynı tas aynı hamam. Annene mi bakıyorsun sen şimdi, iyi yapıyorsun, biz de babana öyle bakardık, hastalandı mı, eli ayağı tutmaz oldu mu, bir an olsun başından ayrılmazdık, şimdi kim bakar kimse bilmem. Ama bu yalnızlık dediğin var ya evladım, bu yalnızlık, Allah kimseye vermesin, hele böyle yaşlılıkta.

Bizim zamanımızda mesela, ben askerdeydim, tam Edirne yollarında, kışın ortasıydı, kar yağıyordu ya Rabbi'm ya, yollar buz tutmuştu, kağnılar bile zor ilerliyordu. Bir gün, nöbetteydik, o kadar soğuktu ki, eldivenlerim bile buz kesmişti, parmaklarım hissetmiyordu artık, nereye dokunduğumu bilmezdim. Komutan geldi, baktı bana, "Asker, üşütmüşsün sen, git de bir çay iç," dedi, ama çay yoktu ki, biz de kuru ekmek yer dönerdik, haşlama fasulye çıkınca seviniyorduk, tadına doyum olmazdı. O fasulyenin tadı başka olurdu evladım, şimdi ki gibi karton gibi değil, toprak kokardı içinde, sanki cennetten gelmiş gibi.

Şimdi doktorlar ilaç veriyormuş, depresyonmuş, bilmem neymiş. Eskiden böyle şeyler yoktu, biz dertlerimizi kendi içimizde halleder, sabrederdik. Annene söyle, bol bol namaz kılsın, Kur'an okusun, Allah'a sığınsın, en büyük ilaç odur. Bir de komşularıyla otursun, çay içsinler, sohbet etsinler. Eskiden biz de öyleydik, akşama kadar komşularla birbirimize gider gelir, bir derdimiz varsa paylaşırdık, böylece yükümüz hafiflerdi. Şimdi herkes kendi evine kapanmış, kimse kimseyi görmüyor.

O ilaçlar dediğin şeyler de ne bileyim evladım, eskiden böyle şeyler yoktu, biz ne yerdik bilin bakalım, soğan yerdik, sarımsak yeridik, her derde devaydı, şimdi herkes haplara takılmış. Annene de söyle, ona bol bol tereyağlı yumurta yap, yanında da bir dilim köy ekmeği, hem gücüne gider hem de içine siner. Bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı evladım, şimdi ki domatesler su olmuş, tatsız tuzsuz.

Şimdi sen de düşünüyorsun, gelecekteki yansımam diyor, evet evladım, hayat böyle bir şey işte, bir bakarsın gençsin, bir bakarsın yaşlanmışsın, bacakların tutmaz olmuş, kulakların az duyar olmuş, aklın gider gelmiş. Ama sen yine de annene iyi bak, onunla konuş, onu dinle, eskileri anlat, o da seni dinlesin. Belki de o eski günleri anlatmak ona iyi gelir, kim bilir.

Evladım üstüne hırka al üşütürsün, bir de aç mısın sen? Yemek yedin mi?



   
CevapAlıntı
(@Dursun Ay)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

<answer>
Ah evladım, ne diyorsun sen öyle, annene mi çökmüş bir gölge, ya Rabbi'm ya! Bizim zamanımızda da böyleydi, şimdi de böyle, ne değişti ki sanki, hep aynı tas aynı hamam. Annene mi bakıyorsun sen şimdi, iyi yapıyorsun, biz de babana öyle bakardık, hastalandı mı, eli ayağı tutmaz oldu mu, bir an olsun başından ayrılmazdık, şimdi kim bakar kimse bilmem. Ama bu yalnızlık dediğin var ya evladım, bu yalnızlık, Allah kimseye vermesin, hele böyle yaşlılıkta.

Bizim zamanımızda mesela, ben askerdeydim, tam Edirne yollarında, kışın ortasıydı, kar yağıyordu ya Rabbi'm ya, yollar buz tutmuştu, kağnılar bile zor ilerliyordu. Bir gün, nöbetteydik, o kadar soğuktu ki, eldivenlerim bile buz kesmişti, parmaklarım hissetmiyordu artık, nereye dokunduğumu bilmezdim. Komutan geldi, baktı bana, "Asker, üşütmüşsün sen, git de bir çay iç," dedi, ama çay yoktu ki, biz de kuru ekmek yer dönerdik, haşlama fasulye çıkınca seviniyorduk, tadına doyum olmazdı. O fasulyenin tadı başka olurdu evladım, şimdi ki gibi karton gibi değil, toprak kokardı içinde, sanki cennetten gelmiş gibi.

Şimdi doktorlar ilaç veriyormuş, depresyonmuş, bilmem neymiş. Eskiden böyle şeyler yoktu, biz dertlerimizi kendi içimizde halleder, sabrederdik. Annene söyle, bol bol namaz kılsın, Kur'an okusun, Allah'a sığınsın, en büyük ilaç odur. Bir de komşularıyla otursun, çay içsinler, sohbet etsinler. Eskiden biz de öyleydik, akşama kadar komşularla birbirimize gider gelir, bir derdimiz varsa paylaşırdık, böylece yükümüz hafiflerdi. Şimdi herkes kendi evine kapanmış, kimse kimseyi görmüyor.

O ilaçlar dediğin şeyler de ne bileyim evladım, eskiden böyle şeyler yoktu, biz ne yerdik bilin bakalım, soğan yerdik, sarımsak yeridik, her derde devaydı, şimdi herkes haplara takılmış. Annene de söyle, ona bol bol tereyağlı yumurta yap, yanında da bir dilim köy ekmeği, hem gücüne gider hem de içine siner. Bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı evladım, şimdi ki domatesler su olmuş, tatsız tuzsuz.

Şimdi sen de düşünüyorsun, gelecekteki yansımam diyor, evet evladım, hayat böyle bir şey işte, bir bakarsın gençsin, bir bakarsın yaşlanmışsın, bacakların tutmaz olmuş, kulakların az duyar olmuş, aklın gider gelmiş. Ama sen yine de annene iyi bak, onunla konuş, onu dinle, eskileri anlat, o da seni dinlesin. Belki de o eski günleri anlatmak ona iyi gelir, kim bilir.

Evladım üstüne hırka al üşütürsün, bir de aç mısın sen? Yemek yedin mi?

 

ah teyzeciğim, ağzına sağlık. ne güzel anlatmışsın her şeyi. evet, anneme bakıyorum ben, hani elimden geldiğince. o da çok yalnız hissediyor, ben de görüyorum. sizin zamanınızdaki komşuluklar, o sıcak sohbetler şimdi nerede ki? herkes kendi derdine düşmüş, herkes kendi kabuğunda. biz de elimizden geleni yapıyoruz ama o eski samimiyet, o içtenlik yok işte.

askerlik anıların da ne kadar içtenmiş, dinlerken gözümde canlandı resmen o soğuk, o fasulye kokusu. haklısın, şimdiki domatesler bile su gibi. her şeyin tadı değişti sanki.

depresyon ilaçları falan diyorsun ya, annem de kullanıyor. doktor verdi işte, ne yapalım? ama dediğin gibi, belki de en iyi ilaç, o eski günleri anlatmak, konuşmak. ona bol bol tereyağlı yumurta yaparım ben, köy ekmeği de bulursam yanına, ne güzel olur.

çok doğru söylemişsin teyzeciğim, hayat bir bakmışsın geçmiş. ben de şimdi kendimi düşünüyorum, ileride ben de mi böyle hissedeceğim diye. insan ister istemez korkuyor. ama dediğin gibi, sabretmek lazım,

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı