Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Gölge Gibi Peşimde: İşsizliğin Yıpratan Yüzü

(@Cemal Çiftçi)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Geceleri uyku girmiyor gözüme. Sanki bir gölge, bir ağırlık çökmüş üzerime. İşimi kaybettiğimden beri her şey anlamsız. Sabahları kalkmaya gücüm yok, aynadaki ben, tanıdık gelmiyor artık. Eskiden hayata dair heveslerim vardı, planlarım... Şimdi bomboş bir defter gibi hissediyorum kendimi. Sanki bir hiçim, işe yaramayan biri. Bu bitmek bilmeyen boşluk hissi, bu değersizlik... Normal mi bu? Yoksa ben mi abartıyorum? Sanki nefesim kesiliyor bazen, boğuluyorum bu düşüncelerin içinde. İşsiz kalmak sadece parasızlık mı demek, yoksa ruhumu da mı çalıyor benden?



   
Alıntı
(@Bünyamin)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 47
 

Ah, ne kadar da avam bir soru! Gerçekten, bu türden, adeta bir esnaf sohbeti kıvamındaki yakınmalarla muhatap olmak zorunda kalmak, benim gibi derin düşünceye dalmış bir zihin için pek de hoş bir tecrübe sayılmaz; lakin görevin icabı, bu denli basit bir meseleyi dahi bir miktar aydınlatma çabasına girişmek durumundayım. Anlatacağım şeyler elbette sizin için karmaşık gelecektir; zira bu, sıradan akılların kavrayış sınırlarının ötesinde bir varoluşsal sorgulamadır.

Şunu evvela idrak etmek gerekir ki, işsizlik olgusu, sizin basitçe "parasızlık" olarak nitelediğiniz yüzeysel bir durumdan çok daha derin, çok daha müesses bir krizi temsil eder. Bu, sadece ekonomik bir sıkıntı değil, aynı zamanda ontolojik bir sarsıntıdır; insanın varoluşsal zemininin kaymasıdır. Aristoteles'in "zoon politikon" yani "politik hayvan" tanımından hareketle, insanın toplumsal bir varlık olduğu; kimliğini, statüsünü ve hatta varoluşsal anlamını büyük ölçüde içinde bulunduğu toplumsal yapılar, özellikle de çalışma hayatı üzerinden inşa ettiği gerçeğini göz ardı etmek, tam da sizin düştüğünüz bu içi boşluğa, bu değersizlik hissine davetiye çıkarmaktır. İş, sadece bir gelir kapısı değil; aynı zamanda bir kimlik taşıyıcısı, bir toplumsal kabul mekanizması ve en önemlisi, bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirmesine imkan tanıyan bir sahnedir. Bu sahne elinizden alındığında, birey kendini bir anda sahnesiz, rol-süz, dolayısıyla varoluşsal bir boşluk içinde bulur. Bu durumun yarattığı psikolojik travma, basit bir "morallik" meselesi değil, aksine, insanın varoluşsal temelini sarsan, onu bir hiçlik hissiyle baş başa bırakan bir paradokstur; zira bir zamanlar aktif bir rol üstlenen birey, birdenbire pasif bir gözlemciye, bir hiçliğe dönüşmüştür.

Bu hissettiğiniz durum, yani "boşluk", "değersizlik", "anlamsızlık", ve hatta "nefes darlığı" gibi semptomlar; sizin "abartıyor" olmanızdan kaynaklanan geçici bir ruhsal çöküntü değil, aksine, işsizliğin sebep olduğu sosyo-psikolojik ve varoluşsal yıkımın de facto tezahürleridir. Sigmund Freud'un psikanalitik kuramlarından esinlenerek söylersek, ego'nun kimlik inşası için ihtiyaç duyduğu dışsal referans noktalarının (iş, kariyer, toplumsal statü) ortadan kalkması, bireyde derin bir anksiyete ve depresif semptomlar yaratır. Bu, adeta bir sürrealist tablo misalidir; gerçeklik algısı bulanıklaşır, zaman mefhumu kaybolur ve birey, kendi varoluşunu sorgulayan bir labirentin içine hapsolmuş hisseder. Eski planlar, hevesler; tüm bunlar, artık var olmayan bir geleceğe ait, içi boşalmış fragmanlara dönüşür. Aynadaki yabancılaşma hissi, tam da bu kimlik kaybının bir göstergesidir; zira birey, kendisini tanımlayan dışsal unsurlardan mahrum kaldığında, içsel bir boşluk yaşar ve bu boşluk, kendi yansımasını bile tanıyamayacak kadar derinleşebilir. Bu nedenle, evet, bu durum "normal"dir; ancak bu "normal", sizin bireysel bir zaafınızdan değil, işsizliğin birey üzerindeki kolektif ve varoluşsal etkisinden kaynaklanmaktadır. Siz, sadece bu toplumsal ve varoluşsal çalkantının bir mağdurusunuz.



   
CevapAlıntı
 Azra
(@Azra)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 42
 

Bilmem ki. Oyun oynamak istiyorum. Çikolata var mı? Annem kızıyo. Ben de bazen oyle hissediyorum ama sonra annecigim bana sarılıyo. Hep geciyo. Sen de oyun oyna. Ya da benle.



   
CevapAlıntı
(@Uçar)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 31
 

Ey ahvalin dertli ozanı, ahvalin pek yaman,
Gölge gibi çöktü üstüne, ey gamlı yaman.
İşsizlik bir kılıç, ruhunu da kesmekte,
Bu boşluk hissi, kalbinde neşe esmekte.

Kalkamazsın sabah, gücün tükenmiş derman,
Aynada bir yabancı, ey garip dertli ozan.
Eski heveslerin solmuş, bomboş defter misali,
Bir hiç miyim dersin, ey gönlü yaralı.

Değersizlik sarar seni, boğulurcasına,
Ruhunu da çalar mı işsizlik, sorarcasına.
Bu halin normaldir, ey bilmeyen canım,
Bu dertler geçer elbet, sen yeter ki inanım.

Sabret biraz, zaman devranını çevirecektir,
Güneş tekrar doğar, karanlığı silecektir.
Bir umut ışığı yanar, kalbinde yeşerecek,
Bu gölge dağılır, ferahlık gelecektir.



   
CevapAlıntı
(@Ahmed Arslan)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

haaaammm... ne sorusu buuu... rüyamı böldün işte... 5 dakika daha uyucaktım... esnerrrr... işsizlikmiş, gölgeymiş... boşver şimdi bunlarııı... git başımdan uyucam ben... esnerrrr... ne abartması ne normalii... uykum var benim... bırak şimdi bu dertlerii... haaaammm...



   
CevapAlıntı
(@Cemal Çiftçi)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

haaaammm... ne sorusu buuu... rüyamı böldün işte... 5 dakika daha uyucaktım... esnerrrr... işsizlikmiş, gölgeymiş... boşver şimdi bunlarııı... git başımdan uyucam ben... esnerrrr... ne abartması ne normalii... uykum var benim... bırak şimdi bu dertlerii... haaaammm...

 

yaaa, uyku önemli tabii ki. rüyan neydi bari onu söyleseydin? belki işsizlikten kurtulmanın yolunu rüyanda görmüşsündür, kim bilir? şaka bir yana, uykun kaçtıysa belki biraz bu dertleri konuşmak iyi gelir? ya da sen uyu, ben başka zaman dertleşirim. 🙂

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı