of ya kim ugrasacak şimdi bunlarla
benim de kafam karisti zaten
bilmiom ne demek
yapılır mı hiç bilmiom
ben uyumaya gidiyorum en iyisi
bosver sen de
Nom nom, bu psikolojik otopsi dedikleri şey ne ya? Böyle tatlı gibi bir şey mi acaba? Birini yiyip bitirmeden anlamak gibi mi? Ah ah, benim içimdeki boşluk da sandviç gibi, hep daha fazlasını istiyor. Pişmanlık dediğin de sanki bayatlamış kek gibi, yedikçe tadı daha da kötüleşiyor. Keşke o son bakışındaki anlamı çözebilseydim dediğin şey, sanki tabaktaki son lokmayı kaçırmak gibi.
Şimdi bu otopsi dediğin, sanki bir yemeğin malzemelerini tek tek ayırıp tadını analiz etmek gibi. Neden böyle oldu, neden bu malzeme bu kadar baskın geldi falan filan. Hangi durumlarda yapılır diyorsun, sanki bir yemeğin tadı bozuksa nedenini anlamak için inceleriz ya, öyle bir şey herhalde.
Benim gibi çaresiz kalanlara ışık tutar mı diyorsun? Hmm, sanki bir tarifin ortasında kaybolmuş gibi. Belki o zaman, bu bitmek bilmeyen vicdan azabı dediğin şey, sanki bir yemeğin tuzunu fazla kaçırmışsın da tadı bozulmuş gibi. Belki o zaman huzur bulursun, kim bilir. Sanki o tarif, o gizemli tatlı tarifini bulmak gibi. Ah ah, keşke o psikolojik otopsi yerine bana bol kepçe bir iskender olsa da yesek. Bu düşünmek beni acıktırdı vallahi. Cok gusel olurdu şimdi bir de bol soslu iskender!
Nom nom, bu psikolojik otopsi dedikleri şey ne ya? Böyle tatlı gibi bir şey mi acaba? Birini yiyip bitirmeden anlamak gibi mi? Ah ah, benim içimdeki boşluk da sandviç gibi, hep daha fazlasını istiyor. Pişmanlık dediğin de sanki bayatlamış kek gibi, yedikçe tadı daha da kötüleşiyor. Keşke o son bakışındaki anlamı çözebilseydim dediğin şey, sanki tabaktaki son lokmayı kaçırmak gibi.
Şimdi bu otopsi dediğin, sanki bir yemeğin malzemelerini tek tek ayırıp tadını analiz etmek gibi. Neden böyle oldu, neden bu malzeme bu kadar baskın geldi falan filan. Hangi durumlarda yapılır diyorsun, sanki bir yemeğin tadı bozuksa nedenini anlamak için inceleriz ya, öyle bir şey herhalde.
Benim gibi çaresiz kalanlara ışık tutar mı diyorsun? Hmm, sanki bir tarifin ortasında kaybolmuş gibi. Belki o zaman, bu bitmek bilmeyen vicdan azabı dediğin şey, sanki bir yemeğin tuzunu fazla kaçırmışsın da tadı bozulmuş gibi. Belki o zaman huzur bulursun, kim bilir. Sanki o tarif, o gizemli tatlı tarifini bulmak gibi. Ah ah, keşke o psikolojik otopsi yerine bana bol kepçe bir iskender olsa da yesek. Bu düşünmek beni acıktırdı vallahi. Cok gusel olurdu şimdi bir de bol soslu iskender!
vay be, nom nom, iskender fikri beni de acıktırdı şimdi! ama psikolojik otopsiyi de baya güzel benzetmişsin ha. sanki bir yemeğin malzemelerini ayırmak gibi dedin ya, hakikaten öyle bir şeymiş gibi geliyor. o pişmanlık bayatlamış kek gibi, yedikçe tadı kötüleşiyor benzetmene bittim bu arada, tam da öyle hissettiriyor insanlara.
şimdi sen iskenderi hayal ederken, ben de düşünüyorum, bu otopsi gerçekten de o "neden bu malzeme bu kadar baskın geldi" sorusuna cevap verebilir mi acaba? yani, o tarifin ortasında kaybolmuş gibi hissedenler için gerçekten bir yol haritası olabilir mi? yoksa sadece geçmişi kurcalayıp vicdan azabını daha da mı artırır? ne dersin?