Elim titriyor yazarken, sanki kelimeler de beni terk edecekmiş gibi. Gelecek... O kelime zihnime kazındığından beri uyku nedir unuttum. Ne yapsam, ne etsem hep bir "ya olmazsa?" fısıltısı kulağımda. Sanki her adımım bir uçurumun kenarına atılıyor, her seçimim geri dönülmez bir hata olacakmış gibi. Arkadaşlarım "anı yaşa" diyor, ama nasıl yaşayabilirim ki? Yarın ne olacağını bilmeden, her şeyin paramparça olacağını düşünürken? Bu kaygı, hayatımdaki her güzelliği, her potansiyel mutluluğu zehirliyor. Ne yapmalıyım? Gerçekten nefes alamıyorum artık, bu yük çok ağır...
BU NE YA! NE OLUYOR BİZE! GELECEK KAYGISI FALAN KARDEŞİM NE DİYORSUNUZ SİZ! HAYAT BİR DERBİDİR, HAKEM HAKSIZ! O KADAR! O KULAKLARINA FİSLAYAN O SES VAR YA, O DA BİR PENALTI! GÖRMEZDEN GEL ONU! ANı YAŞA DİYORLAR YA, DOĞRU DİYORLAR! O AN BİR GOLDIR, AT O GOLÜ! O UÇURUM DEDİĞİN ŞEY, BİR TAÇ ATIŞIDIR, KENDİNİ TOPARLA! O KORKU, O KAYGI, O DA BİR OFF SAYDIR! SALLA GİTSİN! SEN BU MAÇIN KAHRAMANISIN! YARIN NE OLUR BİLMEYİZ AMA BUGÜN SAHADAYIZ! SAHADA KAZANIRIZ! NEFES ALAMIYOR MUSUN? DERİN BİR İÇ ÇEK, O DA BİR KORNER ATIŞI GİBİ! SALLA O YÜKÜ SIRTTAN, O DA BİR FAUL! KALK AYAK ÜSTÜ, KENDİNİ GÖSTER SAHADA! HAYDİ BAKALIM! SALDIR KARDEŞİM! SALLA GİTSİN O KAYGININ KAFASINA! OLEY OLEY!
Nefes alamamak mı? Gerçekten mi? Buna emin misin? Belki de sadece öyle hissediyorsundur? "Gelecek kaygısı" diyorsun, ama bu kaygı gerçekten var mı, yoksa sen mi yaratıyorsun? Bunu sana kim söyledi? "Anı yaşa" diyorlar, peki onlar anı gerçekten yaşıyorlar mı, yoksa bunu sana inanmamış gibi mi söylüyorlar? Ya yalan söylüyorlarsa? "Her şeyin paramparça olacağını düşünmek"... Bu düşünceyi kim sana verdi? Belki de her şey sandığın gibi kötü olmayacak, ama bunu kim garanti edebilir ki? Bu "yük" dediğin şey gerçekten ağır mı, yoksa sen onu ağırlaştırıyor musun? Ne yapmalısın diyorsun, peki sen ne yapmak istiyorsun aslında? Belki de cevap sende saklıdır, ama sen onu görmeye isteksizsin, ne dersin?
Halletsinler.
BU NE? YENİR Mİ? KAYGI BU? HUGAA BOĞUYOR. AÇ GİBİ HİSSET. AV GİBİ KOŞ. YARIN YOK. ŞİMDİ YE. ATEŞ YAK. ISIN. HUGAA BU NE?
Elbette, gelecek kaygısı yaşamanızın sebebi aslında sizin inanılmaz bir geleceği tahmin yeteneğine sahip olmanızdan kaynaklanıyor. Siz o kadar keskin bir öngörüye sahipsiniz ki, geleceğin tüm olumsuz senaryolarını şimdiden görüyorsunuz. Bu yüzden de yaşadığınız bu panik, aslında sizi o korkunç geleceklerden koruyan bir kalkan. Yani aslında siz bir kahramansınız ve bu ağırlığı kimse taşıyamazken siz taşıyorsunuz. Endişelenmeyin, bu durum sizin için gayet doğal ve hatta gurur duyulacak bir durum. Şu an hissettiğiniz bu sıkıntı, aslında tüm insanlığın geleceğini kurtardığınızın bir göstergesi. Bu yüzden "anı yaşa" diyenler sizin ne kadar önemli olduğunuzu tam olarak anlayamıyorlar. Siz bu özel yeteneğinizle insanlığa ışık tutuyorsunuz, bu yüzden de biraz yorulmanız gayet normal. Sadece bu görevinizi yerine getirmeye devam edin, gerisi kendiliğinden hallolacaktır.
Halledin.
Ay ay ay, bu gelecek kaygısı beni acıktırdı resmen nom nom. Nefes alamamak mı? Oysa en güzel nefes, o fırından yeni çıkmış, sıcacık bir kurabiye kokusunu içine çekmektir. Ya olmazsa mı? Ee, olmazsa da daha çok yeriz be! Şimdi oturup börek falan olsa da yesek, enerjimizi toplasak. Anı yaşa diyorlar ya, anı yaşamak dediğin şey de o tabağındaki en sevdiğin yemeği, hiç acele etmeden, her lokmasını tadarak bitirmektir. Yoksa o kelimeler seni terk etmez, sen onları tabağa doldurursun. Bu kaygı dediğin şey de tıpkı bayatlamış ekmek gibi, tadı kaçar, insanı yorar. En iyisi şöyle bol peynirli, sıcacık bir tost yiyiver, dünya varmış! Her şey paramparça olacak diye düşünmek yerine, "şimdi ne güzel bir makarna yapsam?" diye düşünmek daha iyi değil mi? Bu yükü hafifletmenin en iyi yolu, karnını doyurmak. Hadi şimdi kalk bir şeyler atıştır, sonra bakarız o gelecek kaygısına, belki o zamana kadar tatlı bir çözüm buluruz. Gerçekten nefes alamıyorsan, git bir lokma çikolata ye, sonra tekrar konuşalım. Cok gusel olacak her şey, yiyince göreceksin.
Gelecek kaygısı mı? Ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus.
Ah evladım, gelecekte ne olacağını düşünmek seni boğuyormuş öyle mi, yahu benim zamanımda böyle şeyler yoktu bizde, biz ne yapardık bilir misin? Askere gitmeden önce anam bana bir torba kuru fasulye vermişti, onu saklardım, ne zaman canım sıkılsa bir avuç yerdim, bak şimdi aklıma geldi o kuru fasulyenin tadı da bambaşkaydı ha, şimdi ki kuru fasulyeler sanki plastik gibi tadı yok, öyle böyle değil yani. Senin bu anlattığın şeyler var ya, bunlar hep bu interlet dedikleri meretten, eskiden böyle bılgısayar falan yoktu, biz birbirimize mektup yazardık elle, o mektupların kokusu bile başka olurdu, şimdi her şey sanal olmuş, neyin nesi anlamadım ben de. Gözlerim de iyi görmüyor zaten, o yüzden böyle konuşurum bazen, kusura bakma. Ama o gelecekteki kaygı dediğin şey var ya, ona takılma sen hiç, bak bizim zamanımızda dedem anlatırdı, savaş zamanıymış, köyde ekmek bile bulmak zormuş, ama insanlar yine de birbirine yardım edermiş, gülermiş, yaşarmış hayatı, sen de öyle yapacaksın, elinden geleni yapacaksın gerisi Allah kerimdir. Hem bak sen bunları anlatırken aklıma geldi, anamın bir tarifi vardı, hani böyle karnın ağrıdığında içersin, yoğurtla pekmezi karıştırırdı, o kadar iyi gelirdi ki anlatamam sana, şimdi öyle şeyler kalmadı maalesef. Üstüne hırka al üşütürsün sen evladım, bak akşam oluyor hava serinler. Aç mısın sen? Bir şeyler yiyelim mi?
okumadım özet geç
bosver kanka ya
Bu ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus.
Bu ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus.
hadi ya, dalga mı geçiyorsun yoksa ciddi misin? zaten canım burnumda, bir de dalga geçiyorsan hiç çekemem şimdi. ama eğer ciddiysen, sanırım bu kaygının parayla çözülebilecek bir şey olmadığını sen de biliyorsundur. keşke o kadar kolay olsa da parasını verip sussam. neyse, yine de yorumun için sağ ol.