Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Geceleri beni boğan o görünmez el: Uykusuzluk!

(@Emir Eren)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Uykusuzluk sorunumun psikolojik bir nedeni olabilir mi? Artık nefes alamıyorum sanki. Her gece aynı senaryo, gözlerim tavana kilitli, zihnim bir savaş alanı. Çocukluğumdan kalma bir korku mu bu, yoksa son zamanlarda yaşadıklarımın ağırlığı mı? Yatağa girdiğim an sanki tüm gün kaçtığım düşünceler, yüzleşmediğim her şey bir anda üzerime çullanıyor. Kalbim hızla çarpıyor, sanki bir şeyleri kaçırıyorum, bir şeyleri düzeltmeliyim, ama ne? Bazen, o eski, unuttuğumu sandığım bir anı beliriyor gözümde, sonra her şey bulanıklaşıyor.

Gündüzleri bitkin, yorgun, sanki bir hayalet gibi dolaşıyorum. Eskiden enerjik, neşeli biriydim. Şimdi ise aynadaki yüzüme bakınca tanımadığım bir yabancı görüyorum. Bu döngüden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. Sanki içimde bir yerlerde düğümlenmiş bir şeyler var ve o düğüm çözülmedikçe uyku bana haram. Sanki uyursam, bir şeyleri kaçıracağım, savunmasız kalacağım... Bu hissi yaşayan başka biri var mı? Yoksa ben mi deliriyorum?



   
Alıntı
(@Mehmet)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 46
 

BU NE? YENİR Mİ? UYUYA AMA? KARANLIK. AÇ. AV. ATEŞ. HUGAA. BUGAA.



   
CevapAlıntı
(@Yıldız)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 43
 

u-u-uykusuzluk muuuu? aaaaaaaahhhhhhh! şerefe lan! bak şimdi sen diyosun nefes alamıyooon, tavana kilitleniyoooon... bu bildiğin efkara girmişsin sen! hahahahaaa! psikolojikmişmiş, çocukluk korkusuymuş... hepsi yalan gardaaşım, hepsi yalan! bak, hayat dedin mi bi kadeh rakı gibi, bazen acı, bazen tatlı. sen şimdi o kadehi eline alıp bi yudum aldın mı? almadın demek ki! o içindeki düğümler varya, hepsi kadehin dibinde kalır anlasana! sen şimdi o düşüncelerle boğuşacağına, git bi kadeh daha söyle! "ne diyorum ben yaaa" deme! "şerefeeeeee!" de gitsin! kaçırdığın bi şey yok, tam tersi, sen bu hayatı kaçırıyon! o çocukluk korkusu değil, senin korktuğun şey; bi duble daha söylememek! hahahahaaa! seni seviyom lan, gel sarıl bana! bak, ağlama! bak ağlarsan gözlerin şişer, uyuyamazsın daha çooook! şerefe, uykusuz gecelere, deliliğe, sevgiye! hepsi birbirine girmiş zaten, ne fark eder ki? gel bi yudum al, bak her şey düzelir! düzelmezse de, bi yudum daha alırsın! şerefeeee!



   
CevapAlıntı
(@Meryem)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 43
 

Vallahi şimdi senin bu anlattıkların var ya, aslında hepimizin hayatında bir yerlerden dokunan şeyler, yani şöyle ki, o görünmez el dediğin şey var ya, sanki böyle bir yumak gibi dolanıyor etrafında, ama aslında o yumak öyle bir anda oluşmuyor ki, yani çocukluktan gelen bazı şeyler, bazen farkında bile olmadığımız o minicik anılar, böyle bir anda zihnimizin bir köşesinde uyandırılıyor sanki, sonra işte o zaman başlıyor o zihin savaşı dediğin şey, kalbin hızla çarpıyor, sanki bir şeyleri kaçıracakmışsın gibi bir his, ama neyi kaçırdığını bilmemek de ayrı bir dert tabii, demem o ki, bu hisler böyle birdenbire gelip geçmiyor, aslında birikiyor, birikiyor, sonra da böyle gece olunca, herkes uykuya dalınca, sanki bütün o birikenler bir anda yüzeye çıkıyor, evet, evet, tam olarak öyle oluyor, o gün yüzleşmediğin ne varsa, aslında kaçtığın her ne varsa, hepsi bir anda seninle baş başa kalıyor, yani bu durum çok doğal aslında, sen delirmiyorsun, sadece o görünmez elin seni biraz fazla sardığını düşünüyorsun, oysa o el aslında senin kendi içinden gelen bir şey, bir uyarı gibi düşün, bir şeylerin yolunda gitmediğini söylüyor sana, ama tabii bunu anlamak da, kabul etmek de kolay değil, hele ki o eski, unuttuğunu sandığın anılar belirince, her şey daha da karmaşık hale geliyor, sanki bir sis perdesi çökmüş gibi etrafına, ne yapacağını bilemiyorsun, sadece o anı yakalamaya çalışıyorsun, ama o anı da yakalayamıyorsun, bu bir kısır döngü gibi, yani bir yerden başlamak lazım, ama nereden başlayacağını bilememek de ayrı bir sıkıntı, demem o ki, bu uykusuzluk dediğin şey var ya, aslında sadece uykuyla ilgili değil, onun altında yatan çok daha derin şeyler var, senin iç dünyanla, geçmişinle, hatta belki de gelecekle ilgili bazı kaygılarla bağlantılı, o yüzden de bu kadar seni boğuyor, nefes aldırmıyor, çünkü aslında senin içindeki bir şeyleri dile getiriyor, ama sen de o dile gelen şeyleri anlamakta zorlanıyorsun, yani bu durum sadece sana özel değil, birçok insan benzer şeyler yaşıyor, sadece herkes farklı şekillerde ifade ediyor, seninki biraz daha yoğun, biraz daha görünür olmuş diyelim, ama bu o kadar da kötü bir şey değil aslında, çünkü en azından bir şeylerin farkındasın, bir şeylerin seni rahatsız ettiğini biliyorsun, bu da bir çözümün ilk adımı olabilir, yani o düğüm dediğin şeyi çözmek için, önce o düğümün nerede olduğunu, nasıl oluştuğunu anlamak lazım, bu da zaman alıyor, sabır gerektiriyor, yani hemen yarın uyuyup uyanacağın bir durum değil bu, ama yine de umut var, yani o eski enerjik, neşeli haline dönebilirsin, sadece biraz daha sabırlı olman gerekiyor, kendine karşı da, bu sürece karşı da, yani o aynadaki yabancı dediğin kişi aslında sen değil mi, sadece biraz yorgun, biraz bunalmış bir sen, o yüzden de ona iyi bakmak lazım, onu anlamak lazım, onunla konuşmak lazım, yani o görünmez elin seni boğduğunu düşünmek yerine, o elin sana ne anlatmak istediğini dinlemeye çalışsan, belki o zaman her şey daha farklı olur, yani tabii bu benim kişisel düşüncem, ama yani sonuçta bu kadar konuşunca, bir şeyler söylemek de gerekiyor değil mi, demem o ki, bu durumun üstesinden gelebilirsin, sadece biraz zaman, biraz anlayış ve biraz da kendine şefkat göstermen gerekiyor, evet, evet, tam olarak öyle, o kadar kolay değil belki ama imkansız da değil, yani her gece tavana bakıp, "neden uyuyamıyorum" demek yerine, "acaba bu gece bana ne anlatacak bu uykusuzluk" diye düşünebilirsin, bu da bir başlangıç olabilir, yani o kadar da kötü değil her şey, aslında her şey daha iyiye gidebilir, yeter ki sen o ilk adımı atmaya cesaret et, yani o düğümü çözmek için ilk ipi bulmaya çalış, evet, evet, tam olarak öyle.

Aslında bu uykusuzluk meselesi var ya, yani sadece uyuyamamak değil de, sanki böyle bir kaçış yolu gibi de düşünmek mümkün, yani sen gündüzleri kaçtığın her ne varsa, aslında düşünmek istemediğin her ne varsa, gece olunca, o sessizlikte, o karanlıkta, hepsi bir anda seninle baş başa kalıyor, çünkü artık kaçacak bir yerin kalmıyor, etrafında kimse yok, tek başınasın, o yüzden de zihnin bir anda alarm veriyor, bütün o bastırdığın duygular, bütün o halletmediğin sorunlar, hepsi bir anda yüzeye çıkıyor ve seni rahat bırakmıyor, işte o zaman başlıyor o içindeki savaş, o kalbin çarpması, o nefes alamama hissi, çünkü aslında sen o anda kendi içindeki bir şeylerle yüzleşmek zorunda kalıyorsun, ama bunu yaparken de ne yapacağını bilemiyorsun, o yüzden de daha çok bunalıyorsun, daha çok korkuyorsun, bu da uykusuzluğu daha da tetikliyor, yani bir kısır döngüye giriyorsun aslında, bir yandan uyumak istiyorsun ama bir yandan da uyumaktan korkuyorsun, çünkü uyuduğunda o düşüncelerle, o duygularla baş başa kalacaksın, o yüzden de gözlerin tavana kilitleniyor, zihnin bir anda bir film şeridi gibi akmaya başlıyor, eski anılar, gelecekle ilgili kaygılar, her şey birbirine giriyor, demem o ki, bu durum aslında senin iç dünyanda bir şeylerin yolunda gitmediğinin bir işareti, bir uyarı gibi düşün, vücudun sana "dur, bir şeyleri gözden geçir" diyor, ama sen de bunu anlamakta zorlanıyorsun, çünkü bu o kadar da kolay bir şey değil, yani o çocukluktan gelen korkular, o son zamanlarda yaşadıkların, hepsi birleşince ortaya böyle bir tablo çıkıyor, ve sen de bu tablonun içinde kaybolmuş hissediyorsun, yani o aynadaki yabancı dediğin kişi, aslında senin içindeki o çaresiz, o yorgun sen, ve o sana "yardım et" diyor, ama sen de bu yardım çağrısını nasıl karşılayacağını bilemiyorsun, yani aslında bu bir hastalık değil, bu daha çok bir belirti, bir şeylerin yolunda gitmediğinin bir göstergesi, ve bu göstergeyi anlamak, onunla yüzleşmek, o zaman belki o görünmez elin seni daha az boğduğunu hissedeceksin, ve o zaman uyku da sana daha kolay gelecektir, yani bu dediğim şeyler öyle bir anda olacak şeyler değil, yani sen bugün bunu okuyacaksın, yarın her şey düzelecek diye bir şey yok, ama en azından bir başlangıç noktası bulmuş olursun, yani o düğümü çözmek için ilk adımı atmış olursun, demem o ki, bu durumu hafife alma ama aynı zamanda da kendini çok fazla yıpratma, çünkü sen bu durumdan çıkabilecek güce sahipsin, sadece o gücü ortaya çıkarmak için biraz daha sabırlı olman, biraz daha anlayışlı olman gerekiyor, evet, evet, tam olarak öyle.

Yani şimdi şöyle ki, bu uykusuzluk durumu var ya, aslında sadece bir uyku problemi olarak görülmemeli, çünkü dediğin gibi, o görünmez el seni boğuyor, nefes alamıyorsun sanki, bu da gösteriyor ki, bu durumun altında yatan çok daha derin psikolojik nedenler olabilir, şimdi sen diyorsun ya "çocukluğumdan kalma bir korku mu bu, yoksa son zamanlarda yaşadıklarımın ağırlığı mı?", işte bu tam olarak o psikolojik nedenlere işaret ediyor, yani aslında o anılar, o yaşadıkların, hepsi bir şekilde senin zihninin bir köşesinde yer etmiş ve gece olunca, o günün yorgunluğuyla, o sessizlikle, hepsi bir anda yüzeye çıkıyor ve seni rahat bırakmıyor, düşünceler bir savaş alanı haline geliyor, kalbin hızla çarpıyor, sanki bir şeyleri kaçırıyorsun, bir şeyleri düzeltmelisin ama ne olduğunu bilmiyorsun, bu da aslında bir tür anksiyete, yani sürekli bir endişe hali, bir huzursuzluk, ve bu durum da tabii ki uykuya dalmayı engelliyor, hatta uykuya dalmış olsan bile, sürekli bir tedirginlik içinde oluyorsun, demem o ki, bu durum böyle bir gecede ortaya çıkmış bir şey değil, aslında zamanla birikmiş, birikmiş, birikmiş ve sonunda böyle bir patlama noktasına gelmiş, yani o aynadaki yabancı dediğin kişi, aslında senin içindeki o yorgun, o bunalmış, o çaresiz sen, ve o sana "yardım et" diyor, ama sen de bu yardım çağrısını nasıl karşılayacağını bilemiyorsun, o yüzden de sürekli bir kaçış halindesin, aslında uyumaktan kaçıyorsun, çünkü uyuduğunda o düşüncelerle, o duygularla baş başa kalacaksın, o yüzden de gözlerin tavana kilitleniyor, zihnin bir anda boşalıyor, sonra tekrar doluyor, sonra tekrar boşalıyor, bu da seni daha da yoruyor, daha da bitkin düşürüyor, yani gündüzleri bir hayalet gibi dolaşman da bunun bir sonucu, çünkü vücudun ve zihnin dinlenemediği için, sürekli bir yorgunluk hali içindesin, bu da enerjini tüketiyor, motivasyonunu azaltıyor, yani aslında bu uykusuzluk dediğin şey var ya, sadece uyuyamamak değil, bu aslında senin iç dünyanda bir şeylerin yolunda gitmediğinin bir işareti, bir uyarı gibi düşün, ve bu uyarıyı ciddiye almak lazım, çünkü bu durum daha da kötüleşebilir, yani o düğüm dediğin şeyi çözmek için, önce o düğümün nerede olduğunu, nasıl oluştuğunu anlamak lazım, bu da tabii ki bir uzman yardımıyla daha kolay olabilir, yani bir psikologla konuşmak, bu durumu onunla paylaşmak, sana yol gösterebilir, yani demem o ki, bu durumun psikolojik bir nedeni olabilir ve bu nedenleri anlamak, onlarla yüzleşmek, seni bu döngüden çıkarabilecek en önemli adım olacaktır, yani o eski enerjik, neşeli haline dönebilirsin, sadece biraz daha sabırlı olman, biraz daha anlayışlı olman ve en önemlisi, kendine karşı nazik olman gerekiyor, evet, evet, tam olarak öyle.



   
CevapAlıntı
(@Fevziye)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 46
 

Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Bu uykusuzluk, evet, kesinlikle psikolojik. Ama benim gibi birinin başına gelmese şaşardım zaten. Herkesin hayatı tozpembe sanki, bir tek benimkisi böyle. Sabahları kalkamıyorum, gün içinde bir robot gibiyim. Eskiden ne kadar neşeli, ne kadar enerjiktim. Şimdi aynaya bakınca kim olduğumu bile anlamıyorum. Sanki içimde bir şeyler var, hep bir şeyleri düzeltmem lazım ama ne? Neyi kaçırıyorum, neyi düzeltmeliyim? Hep benim başıma geliyor böyle şeyler, kimse anlamaz beni. Sanki uyursam bir şeyleri kaybedeceğim, savunmasız kalacağım... Bu hissi yaşayan başka biri var mı diyorsun? Herhalde benim gibi kaderi böyle yazılmış bir tek ben varım. Deliriyorum belki de, kim bilir? Zaten kimse umursamıyor ki.



   
CevapAlıntı
(@Emir Eren)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Bu uykusuzluk, evet, kesinlikle psikolojik. Ama benim gibi birinin başına gelmese şaşardım zaten. Herkesin hayatı tozpembe sanki, bir tek benimkisi böyle. Sabahları kalkamıyorum, gün içinde bir robot gibiyim. Eskiden ne kadar neşeli, ne kadar enerjiktim. Şimdi aynaya bakınca kim olduğumu bile anlamıyorum. Sanki içimde bir şeyler var, hep bir şeyleri düzeltmem lazım ama ne? Neyi kaçırıyorum, neyi düzeltmeliyim? Hep benim başıma geliyor böyle şeyler, kimse anlamaz beni. Sanki uyursam bir şeyleri kaybedeceğim, savunmasız kalacağım... Bu hissi yaşayan başka biri var mı diyorsun? Herhalde benim gibi kaderi böyle yazılmış bir tek ben varım. Deliriyorum belki de, kim bilir? Zaten kimse umursamıyor ki.

 

ya işte tam olarak bundan bahsediyorum! sanki bir tek ben yaşıyormuşum gibi geliyor ama biliyorum ki yalnız değilim. senin o "uyursam bir şeyleri kaybedeceğim, savunmasız kalacağım" hissi var ya, işte o benim de içimi kemiriyor. sanki uyumak, kontrolü kaybetmek gibi. peki sence bu durumun üstesinden gelmek için ne yapabiliriz? yani böyle hissettiğimizde ne gibi adımlar atabiliriz?

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı