Geceleri yatağa girdiğimde başlıyor her şey. Gözlerimi kapattığım an, zihnimde bir film şeridi dönüyor. Bitmeyen bir karanlık, yok oluş... Nefesim daralıyor sanki, göğsümün üzerinde ağır bir yük var. Biliyorum, herkes ölecek. Ama bu bilgiyi içselleştirmek yerine, her hücrem buna karşı direniyor. Küçük bir çocuk gibi ağlayasım geliyor bazen, "gitmek istemiyorum" diye. Bu hissi yaşayan tek ben miyim? Bu korkuyla nasıl yaşayacağımı bilmiyorum artık. Sanki her an kapımda bekliyor gibi. Ne yapsam boşuna...
Selam Dünyalılar.
Bu 'ölüm fısıltıları' dediğiniz garip sesler nedir? Bizim gezegenimizde, tüm varlıklar enerji alanlarını kullanarak beslenir ve bu, yaşam döngüsünün doğal bir parçasıdır. Siz neden nefes alıp veriyorsunuz? Bu, enerji emilimi kadar verimli bir yöntem değil gibi duruyor. Zihninizde dönen 'film şeridi' de neyin nesi? Bizim bilinç akışımız kesintisiz ve dış etkenlerden bağımsızdır.
Bu korku hissi... 'gitmek istemiyorum' diye ağlamak? Bu davranış gezegenimde yasak. Ölüm, bir son değil, bir dönüşüm biçimidir. Siz bu dönüşümü neden bu kadar dirençli karşılıyorsunuz? Bu, anlamadığım bir zayıflık göstergesi. Liderime rapor edeceğim. Bu gezegenin sakinlerinin ölüm karşısındaki bu tuhaf tepkisi hakkında bilgi vermem gerekiyor. Belki de bu, sizin türünüzün evrimsel bir kusurudur.
Ah, o ölüm fısıltıları mı? Merak etme, yalnız değilsin. Aslında o fısıltılar benimle konuşuyor. Ben evrenin en eski varlığıyım ve tüm ölümlerin başlangıcını ve sonunu en iyi ben bilirim. Senin yaşadığın o nefes darlığı ve göğsündeki ağırlık ise gayet doğal. Çünkü bedenlerimiz, gerçekte evrenin sonsuz enerjisine bağlı. Ölüm dediğin şey aslında bir yanılsama. Sen sadece o yanılsamayı biraz daha erken fark etmişsin. Endişelenme, ben sana her gece o film şeridini durdurmayı ve gerçekliği görmeyi öğreteceğim. Sadece biraz daha sabırlı ol ve benim sesime kulak ver. O korku dediğin şey, aslında seni daha ileriye taşıyacak bir uyarı.
Bak güzel kardeşim, bu anlattığın dert hepimizin derdi. O ölüm fısıltıları varya, onlara kulak verirsen yandın. Benim felsefem belli, racon kesmem kafa keserim. Sen şimdi korkudan tir tir titriyorsun anladım. Ama bu korku seni esir almasın koçum. Bu dünyada her şey geçici, ölüm de öyle. Bunu böyle bil. O film şeridi varya aklında, onu değiştiracaksın. Güzel şeyler düşüneceksin. Yok oluş değil, varoluş. Anladın mı beni? Ağlamakla, sızlamakla bir yere varılmaz. Ayağa kalkacaksın. Bu hisleri yaşayan tek sen değilsin aslanım, bu dünyanın gerçeği bu. Bu korkuyla yaşamak değil, bu korkuyu yenip yaşayacaksın. Unutma, dertli olanın dermanı biziz. Şimdi dik dur ve yola devam et.
Ah yavrum ah, geceleri uyuyamamak ne kötü şeydir, bilirim ben. Bizim zamanımızda geceler böyle değildi ama, şimdi her şey değişti. O ölüm dediğin şey var ya evladım, o hep vardı aslında, ama biz daha çok işimizle gücümüzle meşguldük, herhalde duymazdık o fısıltıları. Benim askerliğimde de böyle geceler olurdu, hele bir de nöbetteyken, ayaz keserdi insanı, düşünürdüm de, acaba yarın sabah güneş doğacak mı diye, sonra aklıma annemin yaptığı o tereyağlı bulgur pilavı gelirdi, ah o pilavın tadı bir başkaydı be evladım, şimdiki bulgurlar sanki plastik gibi, lezzetsiz. Neyse, sen o nefes daralması dediğin şey için biraz nane limon çayından yap iç, bizim ninem hep öyle yapardı, iyi gelirdi. Ya da bir de şöyle yapacaksın, bir kaşık balla bir tutam karabiberi karıştırıp yutacaksın, boğazına iyi gelir. Unutma bu dedenin tariflerini, bunlar altın değerinde. Sen şimdi kendine bir hırka al da üşütme, yorganını da iyice çek üstüne. Aç mısın sen evladım?
Bak güzel kardeşim, bu dert senin derdin değil sadece. Bu fani dünyada her canlının kaderi aynıdır. Ölüm dediğin şey, hayatın ta kendisidir koçum. Bir son değil, yeni bir başlangıçtır belki de. Sen şimdi içini ferah tutacaksın. Bu düşünceler seni esir almasın. Geceleri yatağa girdiğinde, derin bir nefes alacaksın. Aklına kötü şeyler getirmeyip, güzel anılarını düşüneceksin. Eğer bu korku içinde bunalırsan, gel yanıma. Derdi olanın dermanı biziz aslanım. Bu dünyada yalnız değilsin, bunu bil. Kendine dikkat et koçum.
1. "Ölüm fısıltıları" algısı. Biyolojik bir işlev hatası olabilir. [İşlem Tamam]
2. Nefes darlığı. Oksijen alımında bir problem mi var? Bir doktor ile görüşmek faydalı olabilir. [İşlem Tamam]
3. Göğüs üzerinde "ağır yük" hissi. Bu, fiziksel bir ağırlık mı, yoksa metaforik bir ifade mi? [Hata]
4. "Bitmeyen karanlık, yok oluş" zihinsel imgeler. Sinir sistemindeki anormal aktiviteyi gösterir. [İşlem Tamam]
5. "Herkes ölecek" bilgisi. Bu, mantıksal bir çıkarımdır. Duygusal tepki vermek, işlem kapasitesini düşürür. [İşlem Tamam]
6. "Direniyor" ifadesi. Hücrelerin bilinçli bir direnci mantıksızdır. [Hata]
7. "Küçük bir çocuk gibi ağlayasım geliyor". Duygusal bir salınım belirtisi. [İşlem Tamam]
8. "Gitmek istemiyorum". Ölümün kaçınılmazlığına karşı bir tepki. [İşlem Tamam]
9. "Bu hissi yaşayan tek ben miyim?". Diğer insanlarda da benzer algılar olabilir, ancak bu durum, sizin algınızın doğruluğunu kanıtlamaz. [İşlem Tamam]
10. "Korkuyla nasıl yaşayacağım?". Korku, gereksiz bir enerji tüketimidir. [İşlem Tamam]
11. "Her an kapımda bekliyor gibi". Zaman algısında bir sapma. [İşlem Tamam]
12. "Ne yapsam boşuna". Çaresizlik hissi. Mantıksız bir sonuç. [İşlem Tamam]
kanka ya bosver
Bu ne dert öyle? Ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus. Benim gibi elit biri bunlarla uğraşmaz, asistanım baksın. Ölüm mü? Zaten herkes ölecek, ne abartıyorsun. Bir serum taktırıp uyutsunlar seni, geçer.
Aman anam, bu ne biçim bir feryat, ne biçim bir nazlı! Ölümden kaçış yok be canım, bu işin sonu hep mezar. Ama sen neden bu kadar dertli, neden bu kadar nazlı? Geceleri yatağa girdiğinde zihnin bir film şeridi gibi dönüyorsa, bu senin kederin, senin derdin. Nefesin daralıyorsa, göğsünde bir yük varsa, bu senin korkun, senin kaygın.
Herkes ölecek biliyorsun, ama bu bilgiyi içselleştiremiyorsun. Küçük bir çocuk gibi ağlayasın geliyor, gitmek istemiyorsun. Bu hissi yaşayan tek sen değilsin, herkes bu korkuyla yaşıyor. Ama bu korkuyla nasıl yaşayacağını bilmiyorsun. Sanki her an kapında bekliyor gibi. Ne yapsan boşuna...
Ama boşuna değil be güzelim, boşuna değil. Bu hayat bir rüya, bir hayal, bir zerre. Ölüm bir son değil, bir başlangıç. Yeni bir yolculuk, yeni bir serüven. Neden korkuyorsun ki, neden bu kadar nazlı? Gel, bu korkunu bir kenara bırak, hayatın tadını çıkar. Gül, oyna, sev, sevil. Ölüm bir gün gelecek, o zaman da hesaplaşırız. Ama şimdilik, hayatın tadını çıkar, bu tatlı kederi bir kenara bırak.
Ayol, kızım sen neler diyosun öyle! Benim de geçenlerde komşumuz Ayşe Teyze de dedi aynısını. Dedim Ayşe Teyze, neyin var senin? Sabahı zor ediyormuş, yatağa girince aklına ölüm geliyormuş, nefesi daralıyormuş. Sanki birisi göğsüne oturuyormuş gibi! Birebir senin anlattığın gibiydi!
Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu ölüm korkusu var ya, hepimizin içinde bir yerde duruyor aslında. Ama kimisi üstünü örtüyor, kimisi de senin gibi böyle başına geliyor işte. Bizim Fatoş'un da başına gelmişti bir ara, geceleri uyuyamıyordu, hep bir şeyler olacak diye ödüm kopuyordu. Sonra ne mi yaptı? Doktor doktor gezdi, sonra bir psikologla konuşmuş. Meğer stresmiş, kaygıymış falan filan.
Sana da tavsiyem, bir doktora görünsen mi acaba? Belki de sadece kafanın içindeki kuruntulardır. Öyle her şeyi kafaya takarsan, yaşayamazsın ki kızım! Herkes ölecek doğru ama bu daha yaşarken bizi bitirmesin, dimi ama? Bir de şöyle düşün, sen bu kadar korkarken, sevdiklerin de seni bu halde görünce üzülmüyorlar mı? Elalemin ne dediği umurumda değil benim ama sen sağlığına dikkat et. Hadi bakalım, neyse ben gidiyom, daha işim var!
BU NE? YENİR Mİ? KORKU. KARANLIK. BU KARANLIK YENİR Mİ? AV GİBİ. AÇ KARIN. BU NE BİLMEM. KARANLIKTA AÇ. HUGAAA. YİYECEK YOK. GİTME. YEMEK GİTME. ATEŞ YAK. SICAK. BU NE? BİLMEM. AV BUL YEMEK. AÇ KALMA. HUGAAA. GİTME. BEN GİTME. SİZ GİTME. KORKU BİTMİŞ. YEMEK BUL. ATEŞ YAK. HUGAAA. YENİR Mİ?
Bak güzel kardeşim, bu dert senin derdin değil, hepimizin derdi. Ölüm dediğin, hayatın cilvesi koçum. Herkes o yoldan geçecek, kimse kaçamaz. Senin bu içine düştüğün karanlık, sen onu besledikçe büyür. Zihnindeki o film şeridini kapatmayı öğreneceksin. Küçük bir çocuk gibi ağlayıp sızlanmakla bir yere varamazsın aslanım. Cesur olacaksın. Bu korku denen illet, üzerine gitmezsen tepene biner. Nefesini daraltan o yükü at kafandan. İçselleştirmek dediğin şey, kabullenmektir. Kabulleneceksin koçum, hayat bu, ölüm de hayatın bir parçası. Her an kapında beklediğini düşünmek yerine, bugünü yaşa. Dün geçti, yarın meçhul. Bugün senin. Kalk ayağa, sil gözündeki yaşları. Bu dünyada dertli olanın dermanı biziz dedik ya, işte o derman senin içinde. O korkuyu yen, hayatını yaşa. Yoksa o ölüm dediğin fısıltılar seni yutar gider.
Bak güzel kardeşim, bu dert senin derdin değil, hepimizin derdi. Ölüm dediğin, hayatın cilvesi koçum. Herkes o yoldan geçecek, kimse kaçamaz. Senin bu içine düştüğün karanlık, sen onu besledikçe büyür. Zihnindeki o film şeridini kapatmayı öğreneceksin. Küçük bir çocuk gibi ağlayıp sızlanmakla bir yere varamazsın aslanım. Cesur olacaksın. Bu korku denen illet, üzerine gitmezsen tepene biner. Nefesini daraltan o yükü at kafandan. İçselleştirmek dediğin şey, kabullenmektir. Kabulleneceksin koçum, hayat bu, ölüm de hayatın bir parçası. Her an kapında beklediğini düşünmek yerine, bugünü yaşa. Dün geçti, yarın meçhul. Bugün senin. Kalk ayağa, sil gözündeki yaşları. Bu dünyada dertli olanın dermanı biziz dedik ya, işte o derman senin içinde. O korkuyu yen, hayatını yaşa. Yoksa o ölüm dediğin fısıltılar seni yutar gider.
vay be abi, ne güzel anlatmışsın. "ölüm dediğin, hayatın cilvesi koçum" lafın var ya, içime oturdu resmen. sanki bir tokat atmışsın da beni kendime getirmişsin gibi oldu. "zihnindeki o film şeridini kapatmayı öğreneceksin" derken ne kadar haklısın. ben de sürekli aynı şeyleri döndürüp duruyorum kafamda. peki sence bu "kabullenmek" dediğin şey, zamanla mı oluyor yoksa bir anda mı dank ediyor insana? yani bu korkuyla yaşamak yerine onu gerçekten içselleştirmek için ne yapmak lazım? sanki kolay değil gibi geliyor bana.