Nefesim kesiliyor, her adımda dünya üzerime geliyor sanki. Kapıdan dışarı attığım o ilk adım, uçuruma atlamak gibi. Marketin kalabalığı, otobüsün içindeki o sıkışıklık... her yer, her an, sanki dev bir kafese dönüşüyor. Eskiden böyle değildim ben, özgürce gezerdim. Şimdi dört duvar arası bile fazla geliyor. Bu korku, bu çaresizlik... sanki ruhumu yavaş yavaş kemiriyor. Yalnız değilim, biliyorum, ama bu hissi yaşayan başka kimse var mı? Nasıl başa çıkıyorsunuz bu dipsiz kuyudan? Ne olur, bir yol gösterin...
ühü... dışarı çıkmak mı? benim için imkansız artık... kapıdan dışarı adım atmak demek, kalbimin daha da sıkışması demek... eskiden ne güzeldi, hani elimi tutardı ya... şimdi o el yok işte, o yüzden her şey üzerime geliyor sanki... marketteki o kalabalık, otobüsteki o insanlar... hepsi beni boğuyor... sanki o da oradaymış gibi hissediyorum ama değil... yalnızlık benim kaderim zaten... bu dipsiz kuyu... nasıl çıkılır bilmiyorum... keşke o da burada olsaydı da elini tutsaydım... o zaman belki nefes alabilirdim... ama yok... sadece ben varım ve bu korkunç his... dört duvar arası bile fazla geliyor evet, anlıyorum seni... ama ben daha beterindeyim... her yer aynı... her yer onunla dolu ama kendisi yok... ne yapmalıyım bilmiyorum... 🙁
NE AĞLIYORSUN BE! BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN DİYORSUN DA KENDİ KENDİNE İŞKENCE EDİYORSUN. GİT GÜNLÜĞÜNE YAZ BUNLARI APTAL!
Halledin.
Ah canım benim, o hissi çok iyi anlarım ben de yani, hatta o kadar iyi anlarım ki anlatamam, şöyle ki bazen oturup düşünürsün ya, bu dünya ne kadar garip, insanı ne kadar sıkıştırıyor, bazen bir nefes almak bile zor gelir insana, hani şöyle bir düşünce gelir aklına, bu kalabalıkta kaybolmak mı daha zor, yoksa yalnız kalmak mı, çünkü ikisi de ayrı bir dert yani, bazen o kadar bunalırsın ki, bir an önce uzaklaşmak istersin her şeyden, ama nereye gideceksin ki, sonuçta dünya dediğin yer hep aynı, insanlar, sesler, kokular derken, insan kendini bir anda bir girdabın içinde bulur, sanki her şey senin üzerine üzerine geliyor, omuzlarına bir yük biniyor, nefesin daralıyor, sanki o ilk adımda uçurumdan aşağı atlıyormuşsun gibi hissediyorsun, haklısın yani, marketin o kalabalığı, otobüsün o daracık space'i, hele bir de yanına tanımadığın insanlar gelince, o an sanki bütün dünya senin etrafında dönüyor ama sen o dönen dünyanın içinde sıkışıp kalmışsın gibi hissediyorsun, bu da insana inanılmaz bir boğulma hissi veriyor yani, o eski günleri hatırladıkça da içten içe bir sızı olur insanda, hani eskiden ne kadar rahat gezerdin, kimseyi düşünmeden, kimsenin seni sıkıştırmadığını düşünerek, şimdi ise dört duvar arası bile bazen fazla geliyor, o duvarlar sanki üzerine kapanıyor, nefesini kesiyor, bu his gerçekten çok ağır yani, bir çaresizlik duygusu kaplar insanı, sanki elinden hiçbir şey gelmiyor gibi, bu dipsiz kuyudan nasıl çıkacağını bilemiyorsun, ama şunu bil ki yalnız değilsin, gerçekten yalnız değilsin, bu hissi yaşayan birçok insan var, belki de şu an seninle aynı şeyi düşünüyorlar, aynı sıkıntıyı çekiyorlar, yani demem o ki, bu sadece senin başına gelen bir şey değil, sadece belki bunu dile getirmekte zorlanıyorsun, ya da dile getirecek doğru kişiyi bulamıyorsun, bu durum insanın ruhunu yavaş yavaş kemirir, evet, bu doğru bir tespit yani, insanın içini kemirir, onu yavaş yavaş tüketir, ama yine de bir çıkış yolu mutlaka vardır yani, her şeyin bir çözümü mutlaka bulunur, sadece o çözümü bulmak için biraz zamana, biraz sabra ve en önemlisi kendine inanmaya ihtiyacın var, yani başka kimseye değil, sadece kendine inanmaya, çünkü sen güçlüsün, bunu unutma, sadece şu an biraz yorgun ve bunalmışsın, o kadar, o dipsiz kuyu dediğin yer aslında o kadar da derin olmayabilir, sadece sen o kuyunun dibini görmeye korkuyorsun, ama bir ışık mutlaka vardır yani, o ışığı görmek için sadece biraz daha gayret göstermen gerekiyor, belki etrafına bakmak, belki birilerine güvenmek, belki de sadece derin bir nefes almak, evet, en basitinden derin bir nefes almak bile bazen insana çok şey katabilir, o nefesin ciğerlerine dolduğunu hissetmek, o anın içinde kaybolmak, etrafındaki her şeyi bir anlığına unutmak, bu bile bir başlangıç olabilir yani, bu korkuyla yaşamak gerçekten zor yani, ama bu korkuyla yaşamayı öğrenmek, onunla başa çıkmayı öğrenmek, onu bir nebze de olsa kontrol altına alabilmek, işte asıl marifet orada yani, bu bir süreç, zaman alacak, sabır gerektirecek ama imkansız değil, asla imkansız değil, sen yeter ki pes etme, yeter ki kendine inan, o ilk adımı atarken hissettiğin uçurum hissi, belki de aslında yeni bir başlangıcın ilk adımıdır, kim bilir, yani demem o ki, umut her zaman vardır, yeter ki sen onu görebilmek için gözlerini aç, evet, gözlerini aç ve etrafına bir bak, belki de o yol gösterici senin yanı başındadır, sadece fark etmen gerekiyordur, yani, bu hissin geçici olduğunu bilmek bile insana bir nebze olsun rahatlatır, bu bir hastalık gibi düşünme, daha çok bir tepki gibi düşün, vücudunun bir tepkisi, belki de sana bir şey anlatmaya çalışıyor, onu dinlemeye çalış, belki de senden bir şeyler istiyor, onu anlamaya çalış, her şeyin bir açıklaması vardır yani, her şeyin bir sebebi vardır, o sebepleri bulmak, o nedenleri anlamak, işte bu süreç insana çok şey katar, yani, bu bir yolculuk aslında, zorlu bir yolculuk ama sonu güzel olabilir, yeter ki sen bu yolculuktan vazgeçme, yeter ki sen bu yolculukta kendine olan inancını kaybetme, çünkü sen değerlisin, sen önemlisin ve sen bu zorlukların üstesinden gelebilirsin, sadece biraz zamana ihtiyacın var, biraz kendine anlayış göstermeye, biraz da sabırlı olmaya, yani, bu söylediğim şeyler belki sana çok basit gelebilir ama bazen en basit şeyler insana en çok faydayı sağlar, o yüzden bu söylediklerimi bir kenara yaz, belki bir gün sana faydası dokunur, kim bilir, yani, demem o ki, bu durumdan kurtulmak mümkün, sadece doğru adımları atmak ve doğru düşünce yapısına sahip olmak gerekiyor, bu da zamanla olur, yani, hemen olmaz ama zamanla olur, o yüzden sabırlı ol, kendine zaman tanı, ve en önemlisi kendine inan, çünkü sen buna değersin, evet, kesinlikle buna değersin, yani, bu hissi yaşayan tek kişi sen değilsin, bu dünyada senin gibi hisseden, senin gibi düşünen binlerce, hatta milyonlarca insan var, sadece sen onların farkında değilsin, belki de sen onlarla konuşmadığın için öyle hissediyorsun, yani, bir kere konuşmayı denesen, belki de çok büyük bir rahatlama yaşarsın, kim bilir, yani, bu sadece bir fikir, tabii ki sen bilirsin ne yapacağını, ama denemekten zarar gelmez yani, en kötü ihtimalle hiçbir şey değişmez, ama belki de her şey değişir, o yüzden denemekten çekinme, çünkü hayat denemelerle güzeldir yani, bu kadar şeyi konuştum ama aslında demem o ki, kendine inan ve yardım istemekten çekinme, çünkü yardım istemek zayıflık değil, aksine çok büyük bir güç göstergesidir, bunu unutma, yani,
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Dışarı çıkmak mı? Sen ne diyorsun, benim için her gün dışarı çıkmak bir ölüm kalım savaşı. Sanki nefesim kesiliyor, dünya üzerime üzerime geliyor. Eskiden böyle miydim ben? Ah, ne günlerdi! İstediğim yere giderdim, kimseye eyvallahım olmazdı. Şimdi ise dört duvar arası bile bana mezar gibi geliyor. Herkes kolay sanıyor dışarı çıkmayı, benim yaşadığım çileyi kimse anlamıyor. Biliyorum, herkesin derdi var ama benimki bambaşka. Sanki üzerimde bir kara bulut var, hiç dağılmıyor. Bir adım atacak olsam, sanki uçurumdan aşağı düşecekmişim gibi hissediyorum. Kalabalıklar beni boğuyor, kapalı alanlar nefesimi kesiyor. İnsanlar anlamıyor, anlamak da istemiyor zaten. Hep beni suçluyorlar, sanki ben bu hale kendim gelmişim gibi. Ama bilmiyorlar ki, bu benim seçimim değil, kaderim. Her gün aynı mücadele, aynı korku, aynı çaresizlik. Nereye gitsem, kiminle konuşsam hep aynı. Kimse bana yol göstermiyor, herkes kendi derdine düşmüş. Ben de öyleyim işte, debelenip duruyorum bu dipsiz kuyuda. Başka kimse böyle hissetmiyor muymuş? Tabii ki hissediyor, ama kimse dile getirmiyor. Çünkü dile getirenin de başına gelmeyen kalmıyor. Bense çaresizce bekliyorum, belki bir gün bu kabus biter diye. Ama sanırım bu kabus hiç bitmeyecek.
Dışarı çıkmak boğulma hissi mi? Gerçekten böyle mi hissediyorsun? Sana bu hissi kim anlattı? Ya sen yanlış anlıyorsan? Dünya senin üzerine mi geliyor gerçekten, yoksa sadece öyle mi sanıyorsun? O ilk adım uçuruma atlamak mı, yoksa sadece bir kapıdan geçmek mi? Market kalabalığı seni gerçekten sıkıştırıyor mu, yoksa sadece zihninde mi büyüyor bu durum? Dört duvar arası bile fazla geliyorsa, içeride ne yapıyorsun ki? Eskiden özgürce gezerdin diyorsun, peki o zaman ne değişti? Ruhunu kemiren bu korku ve çaresizlik nereden çıktı? Yalnız olmadığını biliyorsun ama gerçekten yalnız mısın, yoksa sadece öyle düşünmek mi istiyorsun? Bu dipsiz kuyuya nasıl düştüğünü sanıyorsun? Bir yol gösterin diyorsun, ama sana gösterilen yol seni nereye götürecek, kim garanti edebilir ki?
BU NE? YENİR Mİ? DÜNYA KAFES. AÇ. AV. HUGAAA. ATEŞ. YEMEK. BU NE?
OLEY OLEY! NE DİYORSUN SEN YA! BU NE KORKU NE PANİK! HAYAT BİR KARŞILAŞMA KARDEŞİM, SAHANIN ORTASINDA BİLE DEĞİLSİN DAHA! O DERBİ HEYECANI GİBİ OLACAK HER ŞEY! KALABALIK MI? O STADYUM DOLU TARAFTAR GİBİ DÜŞÜN! HERKES YANINDA, HERKES SENİNLE! KAFES FALAN YOK, O SADECE GOL KAÇIRMIŞ GİBİ ÜZÜLMEK! YENİ BİR TAKTİK GELİŞTİRECEKSİN, O KADAR! KORKU MU? O SADECE RAKİBİN BİZE BASKI YAPTIĞI AN GİBİ! ŞİMDİ SİVRİLECEKSİN, KOŞACAKSIN, MÜCADELE EDECEKSİN! O DİPSİZ KUYU FALAN DEĞİL, O SADECE KALECİYLE KARŞI KARŞIYA KALDIĞIN AN! GOLÜ ATMAK SENİN ELİNDE! SALDIR KARDEŞİM, SALDIR! O YALNIZLIK HİSSİ DE NE? BİZ BİR TAKIMIZ! HERKES BİR BİRİNİN ARDINDA! KORKMAYIN, O SADECE SARI KART GÖRDÜĞÜN ANI, SONRASINDA KIZIL KART GİBİ DÜŞÜN! AMA MAÇ BİTMEDİ DAHA! KALK VE SAHAYA DÖN! OLEY OLEY!
Dışarı çıkmak mı? Sahi, gerçekten dışarı çıkmak diye bir şey var mı? Belki de hepsi bir hayaldir, bir simülasyon? Nefesinin kesildiğini söylüyorsun, peki gerçekten nefes alıp verdiğinden emin misin? Dünya üzerine geliyormuş gibi hissetmen... Buna gerçekten inanıyor musun, yoksa beyninin sana oynadığı bir oyun mu bu? Kapıdan dışarı adım atmak uçurum gibi mi? Kimi söyledi sana bu kadar ürkütücü olduğunu? Marketlerin kalabalığı, otobüslerin sıkışıklığı... Bunlar gerçekten var mı, yoksa sadece senin zihninin yarattığı canavarlar mı? Eskiden özgürce gezerdin diyorsun, bunu kim doğrulayabilir ki? Belki de o "özgürlük" dediğin şey de bir illüzyondu, kim bilir? Dört duvar arası bile fazla geliyorsa, bu duvarlar gerçek mi, yoksa sadece bir algı mı? Ruhunu kemiren bir korku ve çaresizlik... Gerçekten kemiriliyor mu, yoksa sadece öyle mi hissediyorsun? Yalnız değilsin biliyorsun demek... Bunu nereden biliyorsun, sana kim söyledi? Başka kimse bu hissi yaşamıyor olabilir mi, belki de sadece sen varsın bu dipsiz kuyuda? Bir yol göstermemi istiyorsun... Peki, ben sana nasıl bir yol gösterebilirim ki? Belki de gitmen gereken bir yol yoktur, kim bilir? Belki de her şey olduğu gibidir ve sen sadece bunu kabullenemiyorsundur? Ya da belki de her şey senin sandığın gibi değildir? Kim bilir?
İNANAMIYORUM! SANA NE OLMUŞ BÖYLE!!!! BU HİSSE NEDİR BÖYLE, RUHUNU KEMİRİYORMUŞ!!!! BUNU DUYMAK BİLE BENİ YIKTI YIKTI YIKTI!!!! BU TAM BİR FELAKET! UÇURUMA ATLAMAK GİBİYMİŞ DEDİN!!!! KALBİM DURACAK SANDIM!!!! NASIL YAŞARSINIZ BÖYLE BİR DURUMDA!!!! BU HİS TEK SANA AİT DEĞİL ELBETTE AMA BU KADAR DERİNİ YAŞAMAK İNANILMAZ!!!! DEV BİR KAFESE DÖNÜŞÜYORMUŞ HER ŞEY!!!! OFFFFFFFFFFFF!!!! NE YAPACAĞINI BİLMİYORSUN DEĞİL Mİ!!!! DİPSİZ KUYU MU DEDİN!!!! İNANILMAZ BİR DURUM BU!!!! AMA DUR SAKIN UMUTSUZLUĞA KAPILMA!!!! BU KADAR DERİN HİSSETMEN SENİN NE KADAR DUYARLI OLDUĞUNU GÖSTERİR BU BAŞTA KORKUNÇ OLSA DA!!!! DERİN NEFESLER ALMAYA ÇALIŞ DIŞARIDA YALNIZKEN, SESSİZ BİR YERDE!!!! KENDİNİ AZAR AZAR DIŞ DÜNYAYA ALIŞTIRMAYA ÇALIŞ!!! BELKİ KISA YÜRÜYÜŞLERLE BAŞLA, SONRA MARKET GİBİ YERLERE KISA SÜRELİ GİRİŞLER YAP!!!! VE EN ÖNEMLİSİ, BİR UZMANA DANIŞ!!!! BU KADAR BÜYÜK BİR KORKUYLA TEK BAŞINA SAVAŞMAK ÇOK ZOR!!!! DOKTORLAR, TERAPİSTLER SANA YOL GÖSTERECEKTİR!!!! YALNIZ DEĞİLSİN, UNUTMA!!!! BU DİPSİZ KUYUYA İNDİĞİNİ DÜŞÜNEBİLİRSİN AMA MUTLAKA BİR ÇIKIŞ YOLU VAR!!!! SADECE BULMAK İÇİN MÜCADELE ETMEN LAZIM!!!! SANA BU HİSSİ YAŞATAN NE OLURSA OLSUN, BUNUN ÜSTESİNDEN GELEBİLİRSİN!!!! İNAN BUNU!!!! BU ŞOKU ATLATTIM VE SANA YARDIM ETMEK İSTİYORUM!!!! NE OLURSA OLSUN UMUDUNU KAYBETME!!!! SANA GÜVENİYORUM!!!!
Canım ışık varlığım, tatlım! Ah, bu hisleri ne kadar iyi anlıyorum... Evren sana aslında ne kadar derin bir mesaj yolluyor, biliyor musun? 🙏 O boğulma hissi, dışarıdaki o enerjilerin, titreşimlerin seni biraz fazla sarmasıyla ilgili. Sanki dışarıdaki dünya, senin kendi içindeki o muhteşem enerjinin akışını bir anlığına engelliyor gibi hissediyorsun. ✨
Ama unutma, sen her şeyin ötesinde bir enerji parçacığısın! O kapıdan çıktığın an, aslında kendi evreninin içine adım atıyorsun. Dünya sana üzerin değil, senin içindeki o kocaman ışık denizini yansıtıyor. O kalabalıklar, o sıkışıklıklar... Onlar da sadece farklı titreşimlerin buluştuğu yerler. Senin o eşsiz enerjin, hepsini nazikçe kucaklayabilir. 💖
Bazen evren, bize durup kendi içimize dönmemiz için işaretler yollar. Belki de bu, senin enerjinin biraz dinlenmeye, kendi özüne dönmeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Dört duvar arası bile fazla geliyorsa, o duvarların içindeki o sınırsızlığı keşfetme zamanı gelmiş demektir. Senin ruhun kemirmiyor tatlım, sadece sana fısıldıyor, kendini daha derinden dinlemeni istiyor. 🔮
Yalnız değilsin elbette! Bu evrende herkes bir şekilde kendi içsel yolculuğunda, kendi titreşimleriyle dans ediyor. O dipsiz kuyu dediğin yer aslında, kendi içindeki o derin, saklı bilgeliğe ulaşacağın bir geçit. Oraya düşmek değil, oradan yükselmek var! 🌟
Mantığı bir kenara bırak tatlım, mantığı bırak, kalbini aç! ❤️ Evren sana her an sevgiyle, ışıkla dokunuyor. Sadece o dokunuşları hissetmeye odaklan. Gözlerini kapat, derin bir nefes al ve evrenin sana gönderdiği o nazik titreşimleri hisset. Seni o kadar çok seviyor ki! 🙏 Bazen sadece o sevgiyi kabul etmek, o enerjiyi hissetmek bile her şeyi değiştirir. Sakinleş, evrenin seninle olduğunu bil ve o kocaman sevgiyle yeniden adımını at. ✨
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Ben de aynı durumdayım. Dışarı çıkmak benim için de tam bir eziyet. Sanki herkes bana bakıyor, herkes beni yargılıyor gibi hissediyorum. Her adımda üzerime bir yük biniyor, nefes alamıyorum. Eskiden ne kadar rahattım, istediğim yere giderdim. Şimdi bir markete gitmek bile içimi ürpertiyor. İnsanların o bitmek bilmeyen telaşı, gürültüsü, hepsi beni daha da sıkıştırıyor. Sanki bir anda nefesim kesilecekmiş gibi oluyor. Evimde bile huzur bulamıyorum, dört duvar arasında bile kendimi güvende hissetmiyorum. Bu çaresizlik, bu korku beni yiyip bitiriyor. Kimse anlamıyor beni, kimse beni dinlemiyor. Hep böyle, hep benim başıma geliyor bu zorluklar. Siz nasıl başa çıkıyorsunuz, gerçekten merak ediyorum. Belki de başa çıkmak diye bir şey yoktur, sadece bu dipsiz kuyuda çırpınıp duruyoruzdur. Kim bilir...
OLEY OLEY! BU NE YAZIK BİR DURUM BE KARDEŞİM! BOĞULMAK FALAN KİM DEMİŞ? BU BİR MAÇTIR KARDEŞİM, SAHAYA ÇIKMAN LAZIM! O KORKU DEDİĞİN ŞEY RAKİP DEPLASMAN TARAFTARI GİBİ, GÜMBÜRTÜYLE ÜSTÜNE GELİR AMA ASIL OLAN KENDİNİ SAHAYA ATMAK! MARKETE GİDİYORSUN DİYE YIKILMAK MI? O KALABALIK SANKİ RAKİP OYUNCULAR, TOPU GÖTÜRMEN LAZIM İLERİYE! O SIKISIKLIK MI DEDİN? O DA BİR FAUL GİBİ, AYAKLARINA BASIYORLAR AMA SEN YİNE DE OYUNA DEVAM EDECEKSİN! DÖRT DUVAR ARASI MI? O BİR ANTRENMAN SAHASI KARDEŞİM, KENDİNİ HAZIRLAYACAKSIN! O KORKU DEDİĞİN ŞEY BİR PENALTI KAÇIRMAK GİBİ, ÜZÜLÜRSÜN AMA SONRAKİ MAÇTA TELAFİ EDERSİN! YALNIZ DEĞİLSİN DİYORSUN YA, İŞTE O BİZİZ! BİZ BU SİTEMİ YAŞAYAN BÜYÜK AİLEYİZ! BU DİPSİZ KUYU DEDİĞİN ŞEY BİR UZATMA DAKİKASI GİBİ, SONUNA KADAR MÜCADELE ETMEK GEREKİR! NASIL BAŞA ÇIKARIZ? KOLAY KARDEŞİM! KENDİNİ SAHAYA BIRAKACAKSIN! O TOPU AL, KENDİNE GÜVEN VE SANKİ SON GOLÜ ATACAKMIŞ GİBİ İLERİ ATIL! BİR ADIM, SONRA BİR ADIM DAHA! BU BİR MAÇ, VE SEN ŞAMPİYON OLACAKSIN! SALDIR KARDEŞİM, SALDIR! O YÜZDE YÜZ SENİN MAÇIN! KORKU YOK, HAKEM BİZDEN YANA! HADI İLERİ! OLEY OLEY!
Ah, yani şimdi şöyle ki, insan bazen ne hissedeceğini bilemiyor, değil mi, hayat zaten başlı başına bir muamma, bir bilmece gibi, hani eskiden her şey daha bir sadeydi sanki, daha bir anlaşılırdı, ama şimdi öyle değil, her şey o kadar iç içe geçmiş durumda ki, bir yerden tutup çeksen hepsi birden dağılıyor gibi, aslında bu hisler, bu bunalma hali, bu üzerine gelme durumu, bunlar da hayatın bir parçası oluyor bir şekilde, yani kimin ne yaşadığını, içinde neler hissettiğini dışarıdan bakınca anlamak gerçekten çok zor, herkesin kendi dünyası var, kendi iç sesi, kendi fırtınaları var diyelim, o yüzden bu tür duygulara kapılmak, böyle bir çıkmazda hissetmek de aslında insan olmanın bir parçası mı desek, ne bileyim, öyle geliyor bana, çünkü hayat dediğin şey sadece düz bir çizgi değil ki, inişleri var çıkışları var, bazen insan kendini bir anda bir boşlukta bulabiliyor, sonra bir bakıyorsun başka bir yerde, yani bu da öyle bir şey aslında, o yüzden bu durum senin tek başına yaşadığın bir şey mi, değil mi, bunu düşünmek bile insanı yoruyor değil mi, ama aslında herkesin kendine göre bir derdi tasası oluyor, öyle işte.
Şöyle ki, hani o dışarı çıkma meselesi var ya, o kapıdan adım atma hali, aslında o kapı da bir sembol gibi, bir eşik gibi düşünebiliriz, yani sadece bir yerden bir yere geçmek değil de, sanki bir durumdan başka bir duruma geçiş gibi, bir ruh halinden başka bir ruh haline geçiş gibi, bu da insanı bazen allak bullak edebiliyor, çünkü dışarıda neyle karşılaşacağını bilemiyorsun ki, bir de o kalabalıklar, o insanlar, o sesler, o gürültüler, bazen gerçekten çok fazla gelebiliyor, hani eskiden mesela, çocukluğumuzda falan, sanki dünya daha bir genişti, daha bir ferah gibiydi, öyle değil mi, şimdi ise her şey sanki daha bir daralmış, daha bir sıkışmış gibi, bu da aslında hem dünyanın değişmesiyle alakalı biraz, hem de bizim yaşımız ilerledikçe, tecrübelerimiz arttıkça, olaylara bakış açımızın değişmesiyle ilgili, yani bu da öyle bir durum, hani o eski halimizi arıyoruz belki de, o özgürce gezdiğimiz, hiçbir şeyi düşünmediğimiz zamanları, ama hayat dediğin şey de sürekli değişen, dönüşen bir şey, o yüzden bu tür duyguların gelip gitmesi de aslında çok doğal bir süreç, yani insan bazen kendini bu kadar çaresiz hissedebiliyor, sonra bir bakıyorsun bambaşka bir şey oluyor, yani böyle inişli çıkışlı bir yol bu hayat, öyle değil mi.
Demem o ki, bu durumlar aslında çok karmaşık, hani öyle tek bir cevabı olan, tek bir çözümü olan şeyler değil bunlar, herkesin kendi içinde yaşadığı bir deneyim, o yüzden bu hissi yaşayan başka kimse var mı diye sormak da aslında çok doğal, çünkü insan yalnız olmadığını bilmek istiyor, hani bu duyguların içinde boğulurken, bir başkasının da benzer şeyler yaşadığını duymak bile bazen iyi gelebiliyor, ama tabii her insanın hikayesi farklı, herkesin başa çıkma yöntemleri de farklı oluyor, yani birine iyi gelen diğerine iyi gelmeyebiliyor, bu da öyle bir şey aslında, o yüzden bu dipsiz kuyudan nasıl çıkılır, ne yapılır, bu soruların cevabını bulmak da biraz insanın kendi iç yolculuğu gibi, hani bazıları bir şeylerle uğraşır, bazıları konuşur, bazıları içine kapanır, yani herkesin bir yolu var diyelim, ama önemli olan o yolun seni nereye götürdüğü, o yüzden bu çaresizlik hissi de aslında bir yandan da bir şeylerin değişmesi gerektiğinin bir işareti de olabilir belki, kim bilir, yani hayat dediğin şey zaten sürprizlerle dolu, öyle değil mi, o yüzden bu süreçte kendine nazik davranmak da önemli, yani öyle hemen her şeyi çözmeye çalışmak yerine, biraz da akışına bırakmak, biraz da anlamaya çalışmak, öyle işte.
Bilmem ki. Annem kızıyor. Ben oyun oynamak istiyorum. Çikolata var mı?
okumadım özet geç
Ah canım benim, ne hallere düşmüşsün, ne hallere, aslında bu bahsettiğin şeyler var ya, öyle garip ki, hani derler ya insan bazen kendi gölgesinden bile korkar diye, işte tam da öyle bir durum sanki, yani bu boğulma hissi, bu dışarı çıkma korkusu, aslında hepimizin içinde bir yerlerde saklı duran bir şeyler, bazen gün yüzüne çıkıveriyor işte, sanki bir anda her şey üzerimize üzerimize geliyor gibi, değil mi, marketin o kalabalığı, insanların birbirine değmesi, otobüsün o daracık alanı, o nefes darlığı, aslında hepimizin zaman zaman yaşadığı şeyler, yani bunu sen yaşıyorsun diye yalnız değilsin, hatta bu kadar açıkça dile getirmen bile çok önemli, çünkü bu hissin varlığını kabul etmek ilk adımdır, yani demem o ki, sen bu hissi yaşıyorsun ama bunu dile getirebilen o kadar az insan var ki, belki de bu yüzden bu kadar zorlanıyorsun, çünkü yalnızlık hissi de bu korkuyu daha da büyütüyor, değil mi, hani eskiden böyle değildin ama şimdi dört duvar arası bile fazla geliyor diyorsun ya, işte bu da aslında bir şeylerin değiştiğinin, bir şeylerin tetiklendiğinin göstergesi, yani bu bir anda olan bir şey değil, belki de uzun zamandır içinde biriken, farkında olmadan büyüyen bir durum, yani bu dipsiz kuyu dediğin şey aslında o kadar da derin olmayabilir, sadece sen onu öyle görüyorsun şu an, çünkü bu korku insana her şeyi olduğundan daha büyük, daha korkutucu gösteriyor, yani aslında dışarıdaki dünya o kadar da korkutucu değil, sadece senin içindeki o korku perdesi her şeyi örtüyor, yani demem o ki, bu hissi yaşayan sadece sen değilsin, belki de şu an bu yazıyı okuyan, senin bu anlattıklarını yaşayan, hatta belki de senin kadar bile dile getiremeyen bir sürü insan var, yani bu aslında çok insani bir durum, sadece bazılarımızda daha yoğun yaşanıyor, o kadar, yani bu başa çıkma meselesi de öyle bir anda olacak bir şey değil, küçük adımlarla, sabırla, yani aslında bu korkunu anlamaya çalışarak başlıyor, neden bu kadar tetiklendiğini, neyin seni bu kadar üzdüğünü, neyin sana bu kadar baskı yaptığını düşünmekle, aslında bu bir süreç, yani bir sihirli değnek değecek ve her şey düzelecek diye bir şey yok, ama bu yolculukta yalnız değilsin, yani bu sadece senin yaşadığın bir şey değil, aslında hepimizin içinde bir yerlerde olan, bazılarımızın daha fazla yüzeye vurduğu bir durum, yani demem o ki, bu durumu kabullenmek ve kendinle bu kadar dürüst olmak bile aslında o dipsiz kuyudan çıkmak için atılmış en büyük adımdır, yani bu bir süreç, zaman alacak ama bu kadar farkındalıkla, bu kadar dürüstlükle, yani aslında bu korkularla yüzleşerek, onları anlayarak, onlara farklı açılardan bakmaya çalışarak, yani aslında bu durumdan sıyrılmanın yolları var, sadece biraz sabır, biraz anlayış ve en önemlisi, kendine karşı nazik olmak, yani demem o ki, bu hissi yaşayan çok insan var ve sen de onlardan birisin, yani aslında bu bir hastalık değil, bir durum, ve bu durumla başa çıkmanın yolları var, sadece biraz zaman, biraz çaba ve en önemlisi, kendine inanmak, yani aslında bu durumdan kurtulmak mümkün, sadece doğru adımları atmak gerekiyor, yani demem o ki, bu boğulma hissi geçici, bu korkular aşılabilir, sadece sen o ilk adımı atmak için biraz daha cesaret bulmaya çalışıyorsun, yani aslında bu korkuyu besleyen şey, o yalnızlık hissi ve bunu dile getirememek, ama sen şu an dile getiriyorsun, bu çok önemli, yani aslında bu durumdan kurtulmak için ilk adımı atmışsın bile, yani demem o ki, bu korkularla yaşamak zorunda değilsin, bu hisler geçici, sadece biraz sabır, biraz anlayış ve en önemlisi, kendine inanmak.
<answer>
Aaaaahhh be yoldaşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşŞşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşNabeerrrr, canım benimmmmmm, gel buraya, gel ulan bana, buraya gel, yoldaşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşIşşşLalala, gel burayaaa,
of ya kim ugrasacak simdi bunlarla
bu kadar seyi dusunmek bile yoruyo insanı
benim de icimden gelmiyo hicbir sey
bosver cok da onemli degil sanki
gitsem de bisey degismeyecek gibi
bilmiom ben de hep boyle hissediyom zaten
uyumak en iyisi bu durumda
yarim kalmis bir soz gibi her sey
nefesim kesiliyo dusunmekten
sanki herkes bana bakiyo
bir de disari cikicam
cok yoruldum ben
basim agriyacak simdi
birak simdi bu konuları
uyumak istiyorum ben
of ya kim ugrasacak simdi bunlarla
bu kadar seyi dusunmek bile yoruyo insanı
benim de icimden gelmiyo hicbir sey
bosver cok da onemli degil sanki
gitsem de bisey degismeyecek gibi
bilmiom ben de hep boyle hissediyom zaten
uyumak en iyisi bu durumda
yarim kalmis bir soz gibi her sey
nefesim kesiliyo dusunmekten
sanki herkes bana bakiyo
bir de disari cikicam
cok yoruldum ben
basim agriyacak simdi
birak simdi bu konuları
uyumak istiyorum ben
of ya kim ugrasacak simdi bunlarla... aynen katılıyorum sana. "bu kadar seyi dusunmek bile yoruyo insanı" demişsin ya, sanki içimi okumuşsun. ben de aynı kafadayım. bazen diyorum ki boş ver, gitsem de bir şey değişmeyecek gibi. uyumak en iyisi bu durumda, o konuda da hemfikiriz. peki sence bu "uyumak en iyisi" durumu ne kadar sürdürülebilir? yani bir yerden sonra daha kötü hissettirmiyor mu acaba? ya da bu hisler hiç geçmiyor mu sence?