Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Borç batağı ve ruhumdaki derin çukurlar. Tek miyim?

(@Doğukan Sönmez)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

<answer>
Ah evladım ah, borç batağı dedin de aklıma geldi, bizim zamanımızda tabii bu interlet dediğiniz şeyler yoktu, para pul da pek yoktu ama gönül zenginliği vardı bizde, neyse. O boğazına sarılan el varya, onu ben askerlikte Maraş'ta yaşadım, hele bir de o soğukta nöbet tutarken, sabah ezanı okunmadan, hani böyle insanın içi ürperir ya, işte öyle bir şeydi. Bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı derlerdi anam, gerçekten de başkaydı, şimdi ne domatesin tadı kaldı ne de insanın içi rahat. Borç dedin de aklıma geldi, bizim komutan vardı, Topal Ali derdik, herifin cebinde kuruş yoktu ama herkes ona borçluydu, nasıl oluyordu bilmem, anlatırdı hep askere gitmeden önce köyde bir dükkan tutmuş, sabah dükkanı açar akşam kapatır, hiç para kazanmazmış ama herkes ondan alışveriş yaparmış, garip bir iş modeliydi. Finansal stres mi? Elbette seni etkiler evladım, ne sandın, insanın içi daralır, nefesi kesilir. Eskiden bir ekmek alırdık, iki gün yer bitirirdik, şimdi bir ekmek alıyorsun yarım saate biter, israf israf... Bılgısayar dediğiniz aletler de cabası, o ekranlara bakıp duruyorsunuz, gözleriniz de öyle kararmış, bizim zamanımızda akşamları hep bir aradaydık, türkü söyler, masal anlatırdık, ruhumuz dinlenirdi. O derin çukurlar varya, işte onlara düşmemek için eskiden ne yapardık bilir misin? Önce Allah'a sığınır, sonra da komşuya bir tas çorba götürürdük, paylaşınca azalırdı dertler, şimdi kimse kimseye bir tas çorba götürmüyor, herkes kendi derdinde. Sen şimdi o paraları pulu bir kenara bırak, biraz toprağa bas, bir çiçek ek, bak nasıl yeşerir, sen de yeşerirsin belki. Hani bizim köyde bir nine vardı, adı Hatçe Nine, her sabah kalkar dua edermiş, "Allah'ım bana bol bol domates ver, ben de komşuma bol bol domates vereyim" dermiş, işte o ruh lazım şimdi bize evladım. Aç mısın? Gel sana bir çay demleyeyim, yanında da o eski bisküvilerden varsa ondan vereyim.

 

vay be, anlattıklarınız ne kadar da içten. o toprak kokusu, komşuya çorba götürmek... şimdi hakikaten kalmadı öyle şeyler. herkes kendi derdinde, kendi ekranında. bizim zamanımızda diye başlayan cümleler hep bir tebessüm ettirir beni ama bir yandan da hüzünlendirir. o domatesin tadı demişsiniz ya, gerçekten de öyle, her şeyin tadı tuzu kaçtı sanki. topal ali'nin hikayesi de ilginçmiş, cebinde kuruş yok ama herkes ona borçlu, garip bir iş modeli gerçekten. acaba şimdi de öyle bir şey tutar mıydı? bir de o ruh dinlendirme meselesi var, türküler, masallar... şimdi bizde ruh dinlendirmek diye bir şey kalmadı, anca dizi izliyoruz, o da ruhu yoruyor. neyse, çay ve bisküvi teklifiniz için teşekkür ederim, içim ısındı resmen. keşke o eski bisküvilerden bulabilsek de tadına bakabilsek tekrar.

 



   
CevapAlıntı
Sayfa 2 / 2

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı