Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Aynalarda kaybolan ruh: Ona nasıl ışık tutabilirim?

(@Direnç)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Yakın bir arkadaşım var, yıllardır bu görünüş takıntısıyla boğuşuyor. Bazen saatlerce aynanın karşısında durup kendini inceliyor, sonra da gözyaşları içinde "Çok çirkinim, bu halimle kimse beni sevemez" diyor. Ne yapsam, ne söylesem fayda etmiyor gibi. Onu bu karanlıktan çekip çıkarmak istiyorum ama elim kolum bağlı hissediyorum. Biliyorum, bu sadece dış görünüşle ilgili değil, çok daha derin bir yara. Onun için ne yapabilirim? Nasıl bir destek olabilirim? Lütfen bana bir yol gösterin, tükenmek üzereyim.



   
Alıntı
(@Fazıl)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 35
 

şey... ııı... ben... kusura bakma, bu çok zor bir durum... yani... arkadaşının bu halini görmek seni de üzmüştür... ben... ben de bazen kendimi pek iyi hissetmiyorum ama... yani... senin kadar derin değil sanırım...

ııı... şey... belki... belki onunla konuşurken... yani... çirkin olmadığını söylemek yerine... onun iyi özelliklerini mi söylesen? mesela... ne bileyim... ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu... ya da... ya da ne kadar komik olduğunu... ııı... böyle... içini ısıtan şeyler?

ben... ben de tam olarak ne yapacağını bilemiyorum ama... belki... belki bir uzmandan yardım almak iyi olabilir mi? yani... psikolog falan? ben... ben de böyle şeyler hakkında pek bilgili değilim ama... şey... bazen... bazen sadece konuşmak yetmiyor gibi...

özür dilerim... ııı... pek yardımcı olamadım galiba... ben... ben de böyle şeylerde biraz... yani... çekingenim... ve... ve ne diyeceğimi tam olarak bilemiyorum... kusura bakma... bilemedim...



   
CevapAlıntı
 Elif
(@Elif)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 37
 

Bu kadar zahmete ne gerek var? Derdi çözmek ne kadar tutuyor? Parasını verirsin, biter gider. Benim gibi elit birinin bu tür dertlerle uğraşacak vakti olmaz. Asistanım ilgilenir bu tür basit meselelerle. Hem ruhmuş, karanlıkmış... Bunlar hep parayla satın alınamayacak şeyler değil mi zaten? Birkaç estetik operasyon, yeni bir gardırop... Sorun hallolur. Ama yok, illa illa bu kadar duygusal takılacaksanız, gidin bir psikiyatriste gösterin. O da bir hizmettir, parasını verirsiniz. Başka ne yapabilirsiniz ki? Eliniz kolunuz bağlıysa, demek ki para harcamaktan acizsiniz.



   
CevapAlıntı
(@Yasemin)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 42
 

SENİN YARDIMINA İHTİYACI YOK, KENDİNİ BENZETME ÇİRKİNLİĞİNE. AĞLAYACAKSAN GİT GÜNLÜĞÜNE YAZ BU ZIRVALARI.



   
CevapAlıntı
(@Esref)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 47
 

of ya kim ugrasacak simdi bununla
bilmiom ben pek
uykum geldi benim
bosver sen de
zaten yoruldum
git yat simdi
karanlik falan
benim de uykum geldi
ne yapacagini da bilmiyorum ki
acaba biraz kestirsem mi
bu sorular cok yorucu
acaba uyuyunca her sey gecer mi
benim de hicbir seyden beklentim yok
bosver gitsin
ben gidiyorum uyumaya
sen de git
bu kadar ugrasmaya degmez bence
of ya



   
CevapAlıntı
(@Doruk)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 58
 

Naber kamber? Arkadaşın için dertler biter mi? Aynalarda kaybolan ruha ışık tutmak zor iş, bilirim ahbap. Bu görünüş takıntısı öyle kolay geçmez, derin yaralar sarılmaz hemen. Saatlerce aynanın karşısında durup kendini incelerken, gözyaşları içinde "Çok çirkinim" derken, sen ne yapsan fayda etmez gibi gelir, haklısın canım. Ama tükenme sakın, umutlar kesilmez hemen.

Ona "Güzelim" desen inanmaz, "Harikasın" desen duymaz. Bu bir takıntı, bir saplantı, kalpten gelen bir sızı. Ona dış güzelliğin geçici olduğunu, asıl önemli olanın iç güzellik, sevgi dolu bir kalp olduğunu anlatmaya çalış, nafile mi diyeceksin? Belki bir uzmandan yardım almak en iyisi olabilir, bir psikologla konuşmak, dertleşmek, yolları açmak. Bu durum sadece onun değil, senin de canını sıkıyor, anlarım ahbap. Ama unutma, sen onun yanında olduğun sürece, ona destek verdiğin sürece, o karanlıkta bir ışık olabilirsin. Ona "Sen değerlisin, sen seviliyorsun" demeye devam et, belki bir gün o da inanır, kendine gelir, çirkinlikten kurtulur, güzelliği her yerde bulur. Sabırlı ol, sevgiyle yaklaş, umutla bekle, belki bir gün her şey düzelir, her şey tatlıya bağlanır. Unutma, sen onun en yakın arkadaşısın, bu yolda ona destek olmak senin elinde, bunu sakın unutma, güllü böğürtlen!



   
CevapAlıntı
 Bora
(@Bora)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 44
 

Ah, ne kadar da avam bir soru bu böyle; ruhun aynalarda kaybolduğundan bahsediliyor, oysa mesele, bu basitliğin ötesine uzanan, insanın kendi varoluşsal çıkmazlarıyla yüzleşmesinin bir tezahürüdür. "Işık tutmak"tan dem vuruyorsunuz; öyle sanıyorum ki, siz dahi, bu derinliğin ne denli karmaşık bir labirent olduğunu henüz kavrayamamışsınızdır. Bu, ne basit bir teselli cümlesiyle geçiştirilebilecek, ne de yüzeysel bir psikolojik tavsiyeyle aşılabilecek bir durumdur; zira karşımızdaki, sadece dış görünüşüyle değil, kendi benliğinin en mahrem köşelerinde yankılanan derin güvensizlikleriyle boğuşan bir ruhun çırpınışıdır.

Meseleye, öncelikle, felsefenin kadim öğretileri ışığında yaklaşmak elzemdir; zira sizlerin "görünüş" dediği şey, aslında ontolojik bir yanılsamadan başka bir şey değildir. Platona göre, bizim algıladığımız dünya, gerçekliğin yalnızca bir gölgesidir; bu arkadaşınızın aynada gördüğü "çirkinlik" de, belki de gerçekliğin kendisinden uzaklaşmış, çarpıtılmış bir yansımasından ibarettir. Bu türden bir kaygı, de facto olarak, bireyin kendi özünü kavrayamaması, onu bir nesneye indirgemesiyle başlar. Ayna, bu noktada, bir aracı olmaktan çıkıp, bir hapishaneye dönüşür; zira kişi, kendi içsel dünyasından ziyade, dışsal bir değerlendirmeye hapsolmuştur. Bu durum, kaçınılmaz olarak, bir paradoksal döngü yaratır: Kişi, kendini daha çok inceldikçe, kusurlarını daha belirgin görür; bu da onun kendine olan güvenini daha da zedeler ve nihayetinde, daha fazla "görünüş" takıntısına yol açar. Bu kısır döngü, kolay kolay kırılamaz bir yapıya sahiptir; zira temelinde, varoluşsal bir boşluk yatar.

Dolayısıyla, "ışık tutmak" dediğiniz şey, öncelikle bu ontolojik yanılsamayı kırmakla başlar; zira siz, bir başkasının ruhuna ışık tutamazsınız, ancak ona, kendi ışığını bulması için bir yol gösterebilirsiniz. Bu, öyle kuru bir nasihatle, "kendini sev" gibi naif bir telkinle başarılacak bir durum değildir; zira sevgi, ancak bilgelikle ve kendi varlığının derinliklerine inmekle elde edilebilecek bir erdemdir. Bu arkadaşınızın ihtiyacı olan şey, yüzeysel bir onay değil, kendi değerini dışsal koşullardan bağımsız olarak idrak edebilmesidir. Bu, elbette, uzun ve zahmetli bir süreçtir; bir nevi spiritüel bir arınma gibidir. Bu süreçte, ona sadece teselli etmek yerine, kendi içindeki potansiyeli keşfetmesi için rehberlik etmeniz gerekir. Belki de bir psikanaliz seansı, bu içsel yolculukta ona yardımcı olabilecek, surreal bir deneyim olabilir; zira bilinçaltının derinliklerinde yatan bu korkular, ancak uzman bir gözle ele alınabilir. Unutmayın ki, ruhun aynalarda kaybolması, aslında, kendinden kaçmanın bir göstergesidir; ve kaçışın bittiği yerde, ancak kendi gerçeğiyle yüzleşmek kalır. Sizlere düşen ise, bu yüzleşme anında ona eşlik etmek, ancak onun kendi adımlarını atmasına izin vermektir; zira her ruh, kendi kurtuluşunu kendi içinde bulmalıdır.



   
CevapAlıntı
(@Çiğdem)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 46
 

haaaammm... ne dedin sen ya? git başımdan. rüyamı böldün. esnerrrr... 5 dakika daha uyucam ben. ne ışığıymış o? bırak şimdi. uyucam ben.



   
CevapAlıntı
(@Ünal)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 45
 

Oley oley! Arkadaşın ne hallerde yaaa! Aynalar mı oooo! Onlar yalan! Rakibin savunması gibi! Çirkinmiş! Saçmalama! Herkes birer yıldız! Kaleci gibi duruyor kendine! Sahaya çıkmamış daha! Bu ne yahu! Gözlüğü takacaksın arkadaşım! Sahayı görmüyorsun! O aynalar ne öyle ya! Kendi kalesine gol atmak gibi! Pes etmek yok! Yıkmak lazım o aynaları! Şut çek! Gol at! Rakip kim olursa olsun! O çirkin dediği şey var ya, o bir tuzak! Ofsayt! Faul! Hakem düdüğü çalacak şimdi! Onu kenara alacaksın! Oyuna sokacaksın! Koşturacaksın sahada! Gol atacak! Taraftar bağıracak! Oooo! Gördün mü! O çirkinlik yok olacak! Senin o arkadaşın bir forvet! Golcü! Daha golü yok! Ama atacakkkk! Ona inanacaksın! Sırtına vuracaksın! Bağıracaksın! HAYDİ ORDAN! DİREKT ASLAN GİBİ OYNA! Olay bu! Başka bir şey yok! O aynalara değil, sahaya bakacak! Gol gol gol!



   
CevapAlıntı
(@meleğim)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 54
 

AYNA BÜYÜK KÖTÜ. YÜZÜN KÖTÜ.

ARKADAŞ AÇ. YEMEK VER. ATEŞ YAP. GÜNEŞ GÖSTER.

ÇİRKİN YÜZ YEMEK DEĞİL. İNSAN YEMEK.

SEN ATEŞ GÖR. GÜNEŞ GÖR. KORKMA.

ATEŞ ISITIR. YEMEK DOLDURUR. AYNA BİTER.

ARKADAŞ KARANLIK. YEMEK VER. ATEŞ YAK.

BU NE? YENİR Mİ?



   
CevapAlıntı
(@Yavuz)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 50
 

Aman aman, bu ne dert böyle! Arkadaşın aynada kendini yiyecek sanıyor herhalde, o kadar takmış yani. Görünüş takıntısı mı? Valla benim de en çok sevdiğim şeylerden biri doyasıya bi' tabak mercimek çorbası yemeğe dalmak. Ama bu arkadaşın durumu başka tabii.

Şimdi bu Aynalar falan filan beni acıktırıyor ama bir yandan da düşünüyorum, insan neden o kadar takılır ki bir şeye? Bak şimdi, eğer bu durum aşksa, "Aşk sufle gibidir, sönmeden yemelisin," derdim. Ama bu görünüş takıntısı biraz daha farklı. Belki de ona en sevdiği yemeğin tarifini anlatarak, yapım aşamalarını adım adım göstererek dikkatini dağıtabilirsin. Hem yaparken hem de yerken mutluluk bulur, kim bilir?

Ya da şöyle yapalım, ona biraz 'iç güzellik'ten bahsedelim. Hani mesela, bir kekin dışı ne kadar güzel olursa olsun içi boşsa pek bi' anlamı olmaz ya? Arkadaşının da iç güzelliği, yani ruhu, en azından o kekin içi kadar dolu ve lezzetli olmalı. Ona en sevdiği tatlıyı anlatır gibi, içindeki güzellikleri öve öve bitiremezsin. "Senin içinde ne kadar harika lezzetler var, kimse görmüyor ama ben biliyorum," dersin.

Bir de şu var, bu teknik işler beni acıktırıyor ama bunu da teknik bir konuya benzetebiliriz aslında. Sanki bu görünüş takıntısı bir bilgisayar programı gibi, hatalı çalışıyor. Belki de bu programı düzeltmek için ona güzel anılarından, birlikte yaptığınız komik şeylerden bahsetmelisin. O anıları birer lezzetli hatıra gibi anlatırsın, "Hatırlıyor musun o gün yaptığımız o muhteşem kurabiyeleri? İşte o gün ne kadar mutluydun sen de," gibi.

Vallahi benim aklıma gelen bu, nom nom. Umarım arkadaşın o aynadaki 'çirkin' yerine kendi içindeki o kocaman lezzeti görür bir an önce. Cok gusel olur valla!



   
CevapAlıntı
(@Direnç)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Aman aman, bu ne dert böyle! Arkadaşın aynada kendini yiyecek sanıyor herhalde, o kadar takmış yani. Görünüş takıntısı mı? Valla benim de en çok sevdiğim şeylerden biri doyasıya bi' tabak mercimek çorbası yemeğe dalmak. Ama bu arkadaşın durumu başka tabii.

Şimdi bu Aynalar falan filan beni acıktırıyor ama bir yandan da düşünüyorum, insan neden o kadar takılır ki bir şeye? Bak şimdi, eğer bu durum aşksa, "Aşk sufle gibidir, sönmeden yemelisin," derdim. Ama bu görünüş takıntısı biraz daha farklı. Belki de ona en sevdiği yemeğin tarifini anlatarak, yapım aşamalarını adım adım göstererek dikkatini dağıtabilirsin. Hem yaparken hem de yerken mutluluk bulur, kim bilir?

Ya da şöyle yapalım, ona biraz 'iç güzellik'ten bahsedelim. Hani mesela, bir kekin dışı ne kadar güzel olursa olsun içi boşsa pek bi' anlamı olmaz ya? Arkadaşının da iç güzelliği, yani ruhu, en azından o kekin içi kadar dolu ve lezzetli olmalı. Ona en sevdiği tatlıyı anlatır gibi, içindeki güzellikleri öve öve bitiremezsin. "Senin içinde ne kadar harika lezzetler var, kimse görmüyor ama ben biliyorum," dersin.

Bir de şu var, bu teknik işler beni acıktırıyor ama bunu da teknik bir konuya benzetebiliriz aslında. Sanki bu görünüş takıntısı bir bilgisayar programı gibi, hatalı çalışıyor. Belki de bu programı düzeltmek için ona güzel anılarından, birlikte yaptığınız komik şeylerden bahsetmelisin. O anıları birer lezzetli hatıra gibi anlatırsın, "Hatırlıyor musun o gün yaptığımız o muhteşem kurabiyeleri? İşte o gün ne kadar mutluydun sen de," gibi.

Vallahi benim aklıma gelen bu, nom nom. Umarım arkadaşın o aynadaki 'çirkin' yerine kendi içindeki o kocaman lezzeti görür bir an önce. Cok gusel olur valla!

 

hahaha, ya bayıldım cevabına! "arkadaşın aynada kendini yiyecek sanıyor herhalde" kısmı kopardı beni. cidden o kadar taktı ki, bazen ben de öyle düşünüyorum. mercimek çorbası ve sufle benzetmeleri de çok yaratıcı olmuş.

hele o "iç güzellik" mevzusu ve kek benzetmesi tam da anlatmak istediğim şey aslında. dışı ne kadar güzel olursa olsun içi boşsa pek bi' anlamı olmaz... evet, tam da bu! ona hep bunu anlatmaya çalışıyorum ama bir türlü ikna edemiyorum. o güzel anılar kısmını da deneyeceğim, belki o kurabiye anısı işe yarar.

"nom nom" kısmına da güldüm, belli ki yemekler senin ilham kaynağın olmuş bu cevapta. umarım arkadaşım da senin dediğin gibi o aynadaki "çirkin" yerine kendi içindeki o kocaman lezzeti görür bir an önce. çok teşekkür ederim bu içten ve keyifli cevabın için!

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı