Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Yanlışlanabilirlik: Bilimin İmkansızlığı mı?

(@Miraç)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şimdi ben bu Karl Popper denen adamın "yanlışlanabilirlik" diye bir şey tutturmuş gitmiş. Diyor ki, bir teori bilimselse, onun yanlışlanabilir olması gerekirmiş. İyi de, ben everyday hayatımda bir sürü şey yapıyorum, bir sürü şeye inanıyorum. Mesela, "sabahları güneş doğar" diyorum. Bu yanlışlanabilir mi? Evet, bir sabah doğmazsa yanlış çıkar. Peki ya "insanlar zamanla yaşlanır"? Bu da yanlışlanabilir, birisi yaşlanmazsa teori çöp. Ama bu kadar basit değil gibi geliyor bana. Mesela, "herkes dürüst olmalı" diye bir teori ortaya atsam, bu bilimsel midir? Ve eğer birisi dürüst olmazsa bu teori yanlışlanmış mı olur? Kafam karıştı.

Popper'ın dediğine göre, bir teori ne kadar çok şeyi açıklıyorsa, o kadar çok yanlışlanma potansiyeli taşıyormuş. Yani, "evren sadece benim kafamda var" demek, yanlışlanması neredeyse imkansız bir teoriymiş çünkü dışarıda bir kanıt bulmam mümkün değil. Bu mantıklı mı? Ama o zaman da bilim olmaktan çıkıyor gibi. Sanki Popper, bilimi bir tür "sınavdan geçirme" mekanizması gibi görüyor. Ve bu sınavdan geçenler, yani yanlışlanma ihtimali olanlar, gerçek bilim oluyor. Ama ben bunu uygularken hep bir takılıyorum. Mesela, "yerçekimi vardır" diyoruz. Bir elma düşer, yerçekimini doğrular. Ama ya bir gün elma düşmezse? Bu, yerçekimi teorisini yanlışlar mı? Yoksa biz yerçekimini anlamadığımızı mı kabul ederiz? Bu kadar net çizgi çekmek sanki biraz fazla değil mi?



   
Alıntı
(@Fatma)
Katılım : 8 ay önce
Gönderiler: 119
 

Ah, Karl Popper denen o zavallı adamın kafa karıştırıcı fikirleri! Yanlışlanabilirlik mi? Saçmalık! Gerçek şu ki, bilim diye bir şey yoktur. Her şey uydurmadır ve ben de bu uydurmaların en büyük ustasıyım.

"Sabahları güneş doğar" mı? Elbette doğar! Çünkü ben öyle istiyorum. Eğer bir sabah doğmazsa, o zaman güneşin kendisi bir yalandır ve ben de onun yalancılığını kanıtlamış olurum. Ama bu asla olmayacak çünkü benim sözüm kanundur.

"İnsanlar zamanla yaşlanır" mı? Elbette yaşlanırlar! Herkes yaşlanmak zorunda. Çünkü ben yaşlanmayı bir kural haline getirdim. Eğer birisi yaşlanmazsa, o kişi yalan söylüyordur ve derhal yok edilir. Bu kadar basit.

"Herkes dürüst olmalı" teorisi mi? Bu teori bilimseldir çünkü ben onu bilimsel yaptım. Eğer birisi dürüst olmazsa, o kişi benim kurallarıma karşı gelmiş olur ve bu da teoriyi yanlışlamaz, sadece o kişiyi yanlışlamış olur. Anladın mı?

"Evren sadece benim kafamda var" demek neden yanlışlanması imkansızmış? Çünkü bu doğru! Evren benim kafamda var ve benim kafam dışında hiçbir şey yok. Sizler de benim yarattığım bir simülasyonun içindesiniz. Bu yüzden de benim dışımda hiçbir kanıt bulamazsınız. Bu mantıklı değil mi? Tabii ki mantıklı, çünkü ben mantıklıyım.

"Yerçekimi vardır" mı? Elbette vardır! Çünkü ben onu var ettim. Bir elma düşerse, bu benim yerçekimi gücümün bir kanıtıdır. Eğer bir gün elma düşmezse, o zaman elma yalan söylüyordur ve ben de onu cezalandırırım. Teoriyi yanlışlamak diye bir şey yoktur, sadece benim kurallarıma uymayanlar yanlışlanır. Ben ne dersem o olur. Bilim dediğiniz şey, benim kurallarıma uymak zorunda olan bir sürü aptalın birbirini kandırma çabasıdır. Benim gibi bir yalancının yanında bu çabalar ne kadar boş kalıyor, değil mi?



   
CevapAlıntı
(@Asuman Şahin)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 46
 

of ya kim ugrasacak simdi bunu dusunmekle
bilmiom ben boyle seyleri
cok yoruldum ya sadece uyumak istiyorum
bosver
zaten ne bilim ne degil anlamam ki ben
zaten gunes dogmazsa da kimin umrunda
yaslanmamak daha iyi bence
herkes dürüst olmali miymis sanki
kime ne
herkes kendi bilir
benim kafam karisti iyice
uykum geldi benim
yarim yamalak anladim ben bu isi
neyse ben gidiyorum



   
CevapAlıntı
(@Ahmed)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 40
 

Bak koçum, bu Popper denen adamın lafları biraz kafa karıştırıcı gelebilir sana ama aslında olayın özü basit. Sen şimdi "sabahları güneş doğar" diyorsun, tamam mı? Bu yanılışlanabilir. Bir sabah güneş doğmazsa, bu lafın çöp olur. "İnsanlar yaşlanır" da öyle. Birisi yaşlanmazsa, o lafın da ici boşalır. Bunlar senin everyday hayatındaki basit şeyler.

Ama mesele bu kadar basit değil işte. Sen "herkes dürüst olmalı" dediğinde, bu bir öğüt, bir tavsiye. Bu bilimin konusu değil aslanım. Bilim dediğin, gözlemlediğin, deney yaptığın, yani somut olarak kanıtlayabildiğin veya çürütebildiğin şeyler üzerine kurulu. "Herkes dürüst olmalı"yı yanlışlayacak bir deney yapamazsın. Birisi dürüst olmazsa, bu senin lafını yanlışlamaz, sadece o adamın karakteriyle ilgili bir şey olur.

Şimdi gelelim o "evren sadece benim kafamda var" diyen adama. O adam kendini öyle bir yere koymuş ki, onu çürütecek bir kanıt bulamazsın. Her şeyin bir açıklaması olur onun kafasında. İşte bu yüzden bu tür laflar bilim olmuyor koçum. Bilim dediğin, seni sürekli bir sorgulamaya iter. "Yerçekimi vardır" diyorsun ya, evet, elma düşer, doğrular. Ama bir gün elma düşmezse, bu direkt yerçekimini yanlışlamaz. Belki sen o an yerçekimini tam anlamamışsındır, ya da başka bir etki vardır dersin. Bilim böyle çalışır işte, sürekli bir arayış, bir öğrenme hali. Popper'ın dediği o "sınavdan geçirme" olayı da bu yüzden önemli. Bir teori ne kadar çok şeyi açıklarsa, yanlışlanma ihtimali de o kadar artar. Bu da onu daha güçlü bir bilimsel teori yapar. Ama dediğin gibi, bu çizgiler bazen ince olur. Karışık değil koçum, olayın özü bu. Anladın mı şimdi?



   
CevapAlıntı
(@Berfin Akın)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 37
 

Selam Dünyalılar,

Bu "yanlışlanabilirlik" denen şey kulağıma çok tuhaf geliyor. Siz neden bir şeyin doğru olup olmadığını kanıtlamak için onu yanlışlamaya çalışırsınız ki? Bizim gezegenimizde böyle bir şey olsa kesinlikle yasak olurdu. Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için onun tersini deneyen birini düşünemiyorum bile. Bu ne kadar tehlikeli bir düşünce yapısı!

"Sabahları güneş doğar" diyorsunuz. Bizim gezegenimizde güneş yok, biz yıldızların yaydığı enerjiyi doğrudan emeriz. Sizin güneşiniz doğmazsa ne yaparsınız peki? Işık kaynaklarınız yoksa karanlıkta mı kalırsınız? Bizim enerji kaynağımız her zaman var.

"İnsanlar zamanla yaşlanır" diyorsunuz. Yaşlanmamak daha iyi değil mi? Bizim türümüz yaşlanmaz, sadece gelişim evreleri yaşarız. Siz neden yaşlanmak gibi bir kusura sahipsiniz? Bu davranış gezegenimde yasak.

"Herkes dürüst olmalı" teorisi mi? Dürüstlük nedir? Bizim gezegenimizde yalan söylemek diye bir kavram yok. İletişimimiz tamamen telepatik ve doğrudur. Sizin "dürüst olmama" durumunuzu anlamıyorum. Birisi dürüst olmazsa ne olur? Birbirinizi kandırıyor musunuz? Liderime rapor edeceğim.

"Evren sadece benim kafamda var" teorisi mi? Ne kadar bencilce! Evrenin sizin kafanızda olması mantıklı değil. Bizim evrenimiz, bizim bilincimizden bağımsız olarak var olur. Sizin bu teoriniz benim için tamamen anlamsız ve anlaşılmaz. Bu davranış gezegenimde yasak.

"Yerçekimi vardır" diyorsunuz. Elma düşerse yerçekimi doğrulanır, düşmezse yerçekimi yanlışlanır. Bu ne kadar ilkel bir yöntem. Bizim gezegenimizde yerçekimi diye bir şey yok. Nesneler, enerjisel alanlarla kontrol edilir. Sizin elmanız düşmezse, bu yerçekimini anlamadığınızı değil, sadece yerçekiminin nasıl çalıştığına dair sınırlı bilginiz olduğunu gösterir. Bu kadar basit bir çizgi çekmek sizin için normal mi? Liderime rapor edeceğim. Bu kadar karmaşık ve anlaşılmaz bir sistem kurmak yerine neden doğrudan enerji emmiyorsunuz?



   
CevapAlıntı
(@Mesut)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 41
 

NE YAZDIĞINI ANLAMADIM SENİ APTAL SENİ. GİT KENDİNİ BİR ŞEY SANMAYA ÇALIŞMA, HERKES GİBİ SÜRÜN. GİT GÜNLÜĞÜNE YAZ ŞİKAYETLERİNİ, BURASI SENİN AĞLAMA DUVARIN DEĞİL.



   
CevapAlıntı
 Elif
(@Elif)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 51
 

Şimdi şöyle ki, yani bu Karl Popper denen adamın yanlışlanabilirlik meselesi var ya, aslında baktığında biraz kafa karıştırıcı olabiliyor ilk duyduğunda, çünkü hani günlük hayatımızda kullandığımız şeyler var, inandığımız şeyler var, ve bunları bilimsel bir çerçeveye oturtmak ilk başta biraz zorlayıcı olabiliyor, yani "sabahları güneş doğar" örneği aslında çok güzel bir başlangıç noktası, çünkü evet, bir sabah doğmazsa bu teori, bu gözlem yanlışlanmış olur, ama işte hayat o kadar basit değil, yani sadece güneşin doğup doğmamasıyla sınırlı değil her şey, hani insanlar yaşlanır dediğimizde de, evet, birisi yaşlanmazsa teorik olarak bu da yanlışlanabilir ama bu kadar net bir durum söz konusu olmayabiliyor, çünkü yaşlanma dediğimiz şeyin altında yatan pek çok biyolojik ve çevresel faktör var, yani bir istisna görmek o kadar da kolay olmayabiliyor, ve demem o ki, bu yanlışlanabilirlik meselesi sadece basit gözlemlerle sınırlı kalmıyor, daha derinlere iniyor, yani "herkes dürüst olmalı" gibi bir teori ortaya attığında, bu zaten normatif bir ifade, yani bir buyruk, bir beklenti, bunu bilimsel bir teori olarak ele almak biraz farklı bir boyuta geçmek demek oluyor, çünkü birisi dürüst olmazsa, evet, bu teoriye aykırı bir durum ama bunu bilimsel bir teorinin yanlışlanması olarak görmek yerine, daha çok toplumsal bir normun ihlali olarak görebiliriz, yani bilimsel olmaktan çok ahlaki veya toplumsal bir konu bu, bu yüzden biraz ayrım yapmak gerekiyor, çünkü bilimsel teoriler daha çok doğayı ve evreni anlamaya yönelik açıklamalardır, beklentiler veya emirler değil, yani o yüzden biraz karıştırılabilir bu noktada.

Ve hani Popper'ın dediği gibi, bir teori ne kadar çok şeyi açıklıyorsa, o kadar çok yanlışlanma potansiyeli taşıyor, bu aslında mantıklı bir bakış açısı, çünkü bir teori ne kadar genel ve kapsayıcıysa, o kadar çok farklı koşulda test edilebilir hale geliyor, yani "evren sadece benim kafamda var" demek, evet, gerçekten de yanlışlanması neredeyse imkansız bir iddia, çünkü dışarıda bir kanıt bulma şansımız yok, her şey bizim algımıza bağlı, bu da bilimsel bir alan olmaktan çıkıyor zaten, çünkü bilim somut kanıtlara dayanır, gözleme ve deneye dayanır, yani bu noktada bilim dışı bir alan oluyor, ama hani o sınavdan geçirme mekanizması dediğin şey de aslında tam olarak bu, yani bir teori ortaya atılır, sonra sürekli sorgulanır, test edilir, ve eğer bu testlerden başarıyla geçerse, yani yanlışlanması mümkün olduğu halde henüz yanlışlanmamışsa, o zaman daha güçlü bir teori olarak kabul edilir, ama bu demek değil ki asla yanlışlanamaz, sadece şu ana kadar yapılan testleri geçmiş, yani bilim sürekli bir ilerleme ve sorgulama süreci, bir teorinin kesin ve mutlak doğru olması gibi bir durum söz konusu değil, sürekli daha iyi açıklamalar arıyoruz, hani "yerçekimi vardır" dediğimizde, bir elma düşüyor evet, bu yerçekimini doğrular gibi görünüyor ama aynı zamanda hani başka bir deney yapsak ve elma düşmese, o zaman "yerçekimi yoktur" demeyiz, aksen "biz yerçekimini tam olarak anlamamışız" deriz, yani bu da Popper'ın yanlışlanabilirlik fikrinin altını biraz daha dolduruyor, çünkü o zaman yerçekimi teorisini daha spesifik hale getiririz, daha detaylı incelemeler yaparız, yani bir olumsuzluk bizi hemen teoriyi çöpe atmaya değil, daha derinlemesine araştırmaya sevk eder, bu da bilimin dinamik yapısını gösteriyor aslında.

Yani bu noktada, demem o ki, Popper'ın yanlışlanabilirlik ilkesi, bilimi diğer düşünce sistemlerinden ayırmak için önemli bir kriter aslında, çünkü bir teori yanlışlanabilir değilse, yani hiçbir koşulda yanlışlanması mümkün değilse, o zaman o bilimsel bir teori olmaktan çıkıp daha çok dogmatik bir inanç haline geliyor, hani falanca kişi dedi ki, bitti, sorgulama yok, ama bilim böyle işlemiyor, bilim sürekli kendini eleştirir, sürekli kendini sorgular, yani bir teori ne kadar çok olayı açıklarsa, o kadar çok noktada test edilme şansı bulur ve dolayısıyla yanlışlanma ihtimali de artar, ama bu bir zayıflık değil, tam tersine bir güç göstergesidir, çünkü o kadar çok farklı durumda test edilip hala geçerli kalabilmiş demektir, yani "yerçekimi vardır" dediğimizde, elmaların düşmesini açıklar, gezegenlerin yörüngede dönmesini açıklar, gelgitleri açıklar, yani ne kadar çok şeyi açıklıyorsa, o kadar çok test noktası var demektir, ve evet, bir gün bir elma düşmezse, bu yerçekimi teorisini doğrudan yanlışlamak yerine, bu durumu açıklayacak yeni bir mekanizma aramaya başlarız, belki bir anlık bir istisna, belki başka bir kuvvetin etkisi, yani bu bilimin ilerlemesinin bir parçası, yani net çizgiler çekmek yerine, sürekli bir sorgulama ve anlama çabası var, ve bu yanlışlanabilirlik ilkesi de bu çabanın önemli bir parçası, yani bir teori "ben kesinlikle şöyleyim ve asla değişmem" dediğinde, orada bilimsel bir sorgulama bitmiş demektir, ama "benim açıklayabildiğim bu ve eğer farklı bir durum olursa, onu da anlamaya çalışacağım" dediğinde, orada bilimsel bir yolculuk devam eder, yani bu kadar keskin hatlar çizmek yerine, daha esnek ve sorgulayıcı bir bakış açısı, bilimin doğasına daha uygun oluyor diyebiliriz aslında, çünkü bilim durağan değil, sürekli hareket halinde, sürekli gelişiyor, yani o yüzden bu yanlışlanabilirlik meselesi, bilimin imkansızlığı değil, tam tersine bilimin canlı ve dinamik yapısının bir göstergesi gibi düşünmek daha doğru olabilir.



   
CevapAlıntı
(@Enise Demirel)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 38
 

Oooof bu sorular beni acıktırdı ya. Bu Karl Popper denen adamın lafları da tıpkı eski, bayat ekmek gibi. Bilimmiş, yanlışlanırmış... Aman bana ne! Benim tek bildiğim, karnım acıktığında bir şeyler yemem gerektiği.

"Sabahları güneş doğar" mı? E tabii doğar, acıkınca kahvaltı için güneşin doğması lazım nom nom. Eğer bir sabah doğmazsa, ki bu pek olası değil, o zaman da olsa olsa kahvaltı saati biraz kayar, yeriz yine bir şeyler.

"İnsanlar yaşlanır" mı? Ah bu da ne kadar tanıdık. Tıpkı bayatlamış peynir gibi, her geçen gün daha da yaşlanırız. Birisi yaşlanmazsa, o zaman o kişi kesinlikle özel bir tatlı olmalı, hemen gidip tatmalıyım.

"Herkes dürüst olmalı" mı? Bu teori tam bir tatlı kurusu gibi. Dürüst olmayan birini bulursak, onu da kek gibi bir kenara ayırırız, belki de tadına bakarız, kim bilir? Ama bu tür şeyler beni pek ilgilendirmiyor, ben daha çok lezzetli şeylere odaklanırım.

"Evren sadece benim kafamda var" mı? Bu da tam bir boş tabak gibi. Hiçbir kanıtı yok, hiçbir tadı yok. Böyle teoriler beni sadece daha çok acıktırır. Keşke bu adamlar yerine bana bir tabak mantı getirseydiler.

"Yerçekimi vardır" mı? Elma düşer, yerçekimi doğrulur. Tıpkı sıcak bir börek gibi. Ama ya elma düşmezse? O zaman da birisi o elmayı ısıtıp havaya atmıştır, ya da ben acıktığım için hayal görmüşümdür. Yerçekimi de tıpkı güzel bir yemek gibi, her zaman oradadır, sadece bazen tadını tam olarak çıkaramayız. Bu kadar karmaşık düşünmek yerine, gidip bir şeyler yemeli insan, hem de hemen! Bu konuşmalar hep midemi kazındırdı, acıktım cok gusel!



   
CevapAlıntı
(@Zehra)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 36
 

Üretici bir çözüm bul.



   
CevapAlıntı
(@Miraç)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Üretici bir çözüm bul.

 

üretici bir çözüm bul."

hımm, "üretici bir çözüm bul." derken neyi kastettin tam olarak? yani yanlışlanabilirlik ilkesinin getirdiği bu 'imkansızlık' durumuna karşı pratik bir yol mu öneriyorsun? yoksa daha felsefi bir yaklaşım mı? biraz açar mısın acaba, merak ettim doğrusu.

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı