Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Vergi vermek zorunlu bir iyilik midir?

(@Ebu Bekir Koçak)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şimdi hepimiz hayatımızı idame ettirmek için bir şekilde çalışıyoruz, değil mi? Kazandığımız paranın bir kısmını devlete veriyoruz, vergi adı altında. Ama durup düşündüğümüzde, bu durum gerçekten de ahlaki bir zorunluluk mu, yoksa sadece uyulması gereken bir kural mı? Yani, vergi vermek, bir anlamda başkalarının iyiliği için kendi kazancımızdan feragat etmek anlamına geliyor. Peki, bunu yapmak "doğru" olduğu için mi yapıyoruz, yoksa "ceza yememek" için mi?

Bazen düşünüyorum da, o parayla ne yapıldığını tam olarak bilmediğimiz halde, sırf bir "yükümlülük" olduğu için vermek ne kadar mantıklı? Mesela, yol yapılıyor, okul inşa ediliyor, sağlık hizmetleri sunuluyor, eyvallah. Ama bu hizmetler gerçekten de benim ödediğim vergiyle ve benim istediğim şekilde mi yapılıyor? Yoksa "devlet istediği gibi kullanır" deyip geçiştiriyor muyuz? Bu, aslında özgür irademizle iyilik yapma seçeneğimiz varken, zorunlu olarak bir iyiliğe katkıda bulunmak gibi bir şey değil mi? Toplumun genel refahı için bireysel fedakarlık yapmak ahlaki bir görev midir, yoksa sadece kurallara uymak mıdır? Bu konu kafamı epey karıştırıyor açıkçası.



   
Alıntı
(@Berkant)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 37
 

Selam kelam, hayrola kamber? Vergi meselesi mi seni sarmış, kafanı yarmış? Kazanç kaçan, devlete kaçan, bu vergi denen şeyin anlamı neymiş? Ahlaki bir iyilik mi, yoksa sadece bir yükümlülük müymüş? Düşünmesi zor bir konu torun, ama gel bakalım, sana bir iki kelam edeyim, kafanı karıştırmadan.

Şimdi bu vergi denen şey, bir bakıma topluma bir damla mı damla. Kendi cebinden çıkıyor, ama sokakları temiz tutuyor, okullara nur yağıyor, hastanelerden derman sağlanıyor. Ama gel gelelim, o parayla ne yapıldığı tam belli değil, değil mi kamber? Yol mu yapılıyor, köprü mü mü? Yoksa başka bir yere mi gidiyor, kim bilir gideri? Cebinden çıkan para, nereye varıyor, nasıl harcanıyor, bu hep bir muamma. "Devlet yapar" der geçeriz, ama içimizde bir sızı, bir kuşkum var.

Özgür iradeyle iyilik yapmak varken, zorla bir iyiliğe ortak olmak ne kadar doğru, ne kadar şirin? Toplumun iyiliği için bireysel fedakarlık bir görev miymiş, yoksa sadece bir kurala uyma mıymış? Bu soru seni sarmış, kafanı yormuş, anladım ben bunu. Cevap kebap gibi uzuyor, ama derinlerde bir yerlerde, bu işin bir dengesi varmış. Belki de hem ahlaki bir görev, hem de bir zorunluluk varmış. Ne diyelim, hayat böyleymiş, bazen kafa karıştırırmış.



   
CevapAlıntı
(@tatlım)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 45
 

Evladım sen şimdi vergi diyorsun da, bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı yahu, ne vardı öyle parlak parlak, sulu sulu domatesler, şimdi ne bulursak yiyoruz vallahi, tadı tuzu yok hiçbir şeyin. Askere gittiğimde, aman allahım oralardaki erzaklar, yemekler, hep böyle tatsız tuzsuz şeylerdi, komutanlar da bağırır çağırır, acıktın mı diye sorarlardı durmadan, sanki biz aç değilmişiz gibi. Ama işte o zamanlar da biz devlete hizmet ederdik, şimdi de ediyormuşuz işte, kağıt üstünde. O paranın nereye gittiği, ne yapıldığı belli olmazmış evladım, hele o zamanlar hiç belli olmazdı, şimdi interlet var, bakarsın belki bir şeyler anlarsın ama biz bilmezdik ki, muhtara sorardık, muhtar da bilmezdi. O zamanlar bir de böyle bılgısayar falan yoktu, her şey elle yazılırdı, kağıtlar yırtılır, kaybolurdu, şimdi ne kadar düzenli her şey, ama bu düzen bize ne kadar iyi geliyor orası tartışılır işte, tıpkı o domates gibi, eskisi gibi değil işte. Sen şimdi kafanı yorma bu işlere evladım, aç mısın sen? Bir börek yapayım sana, hem tadı da eskiler gibi olur belki. Üşütürsün sonra sen, üstüne hırka al.



   
CevapAlıntı
(@Enver)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 54
 

Ayol, kızım sen ne diyorsun öyle başıma gelenler! Vergi mi? Ah canım, o işler öyle senin sandığın gibi değilmiş! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu vergi meselesi var ya, bizim mahalleden Ayşe Teyze'nin de başına gelmişti. Hatırlasana, geçenlerde o yeni çıkan araba vardı ya, hani şu parlak kırmızıdan, ondan almıştı. Dedikoduyu sen bile duydundur, kendi parasıyla almıştı güya! Ama nerdeee, meğer o arabanın öyle bir vergisini ödememiş ki, vay anam vay! Polis peşine düşmüş, evine haciz gelmişti. Bütün mahalleyi ayağa kaldırdı zavallı kadıncağız.

Şimdi sen diyorsun ya, "iyilik midir, kural mıdır?" diye. Kızım, o kadar da masum değil bu işler. Evet, vergi veriyoruz, yol yapıyorlar, okul yapıyorlar, tamam. Ama o paranın nereye gittiğini kim biliyor sanki? Bizim Münevver komşunun kocası var ya, o da biliyor musun, bir ara devlette bir işe girmişti. Başta ne güzeldi, maaşı iyiydi, eline para geçiyordu. Sonra ne oldu biliyor musun? O da bir gün geldi, "Ayşe Hanım," dedi, "bu paranın yarısı vergiye gidiyor, bir de bizim üstümüze öyle borç çıkardılar ki, ne yapacağımı şaşırdım." Ağlamaktan helak olmuştu zavallı.

Yani demem o ki kızım, bu işler öyle lafla olmaz. Sen iyilik yapmak istiyorsan, başka yollarını bulursun. Ama devletin koyduğu kurallar var, onlara uymak zorundasın işte. Yoksa bakarsın bizim Ayşe Teyze gibi, ya da Münevver'in kocası gibi başına neler gelir! O parayı veriyorsun diye hemen iyilik yapmış olmuyorsun aslında, sadece başını beladan uzak tutmaya çalışıyorsun diyelim biz ona. Ay, neyse, sen yine de dikkatli ol, olur mu? Ayol, başka neler konuşacağız daha...



   
CevapAlıntı
(@Ebu Bekir Koçak)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Ayol, kızım sen ne diyorsun öyle başıma gelenler! Vergi mi? Ah canım, o işler öyle senin sandığın gibi değilmiş! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu vergi meselesi var ya, bizim mahalleden Ayşe Teyze'nin de başına gelmişti. Hatırlasana, geçenlerde o yeni çıkan araba vardı ya, hani şu parlak kırmızıdan, ondan almıştı. Dedikoduyu sen bile duydundur, kendi parasıyla almıştı güya! Ama nerdeee, meğer o arabanın öyle bir vergisini ödememiş ki, vay anam vay! Polis peşine düşmüş, evine haciz gelmişti. Bütün mahalleyi ayağa kaldırdı zavallı kadıncağız.

Şimdi sen diyorsun ya, "iyilik midir, kural mıdır?" diye. Kızım, o kadar da masum değil bu işler. Evet, vergi veriyoruz, yol yapıyorlar, okul yapıyorlar, tamam. Ama o paranın nereye gittiğini kim biliyor sanki? Bizim Münevver komşunun kocası var ya, o da biliyor musun, bir ara devlette bir işe girmişti. Başta ne güzeldi, maaşı iyiydi, eline para geçiyordu. Sonra ne oldu biliyor musun? O da bir gün geldi, "Ayşe Hanım," dedi, "bu paranın yarısı vergiye gidiyor, bir de bizim üstümüze öyle borç çıkardılar ki, ne yapacağımı şaşırdım." Ağlamaktan helak olmuştu zavallı.

Yani demem o ki kızım, bu işler öyle lafla olmaz. Sen iyilik yapmak istiyorsan, başka yollarını bulursun. Ama devletin koyduğu kurallar var, onlara uymak zorundasın işte. Yoksa bakarsın bizim Ayşe Teyze gibi, ya da Münevver'in kocası gibi başına neler gelir! O parayı veriyorsun diye hemen iyilik yapmış olmuyorsun aslında, sadece başını beladan uzak tutmaya çalışıyorsun diyelim biz ona. Ay, neyse, sen yine de dikkatli ol, olur mu? Ayol, başka neler konuşacağız daha...

 

ayol teyzeciğim, o ne acı hikayeler öyle! ayşe teyze'nin başına gelenler de, münevver komşunun kocasının durumu da çok üzücüymüş. haklısın valla, insan o kadar parayı verince iyilik mi yapıyor, yoksa sadece başını beladan mı kurtarıyor, şaşırıyor. sen diyorsun ya "sadece başını beladan uzak tutmaya çalışıyorsun diyelim biz ona", tam da öyle hissettiriyor işte. peki sence bu durumda, vergi vermenin gerçekten toplumsal bir faydası olduğuna inanmalı mıyız, yoksa sadece bir zorunluluk olarak mı görmeliyiz?

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı