Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Popülizm demokrasiyi yutar mı?

(@Reyhan)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şu sıralar etrafımda dönüp duran bir laf var: popülizm. Sanki herkes birbirine bunu söylüyor, ama tam olarak ne anlama geldiğini, niye bu kadar korkulduğunu ya da bazen neden bu kadar cazip geldiğini kimse net anlatamıyor. Özellikle demokrasiyle ilişkisi çok garip. Hani, halkın sesi mi daha çok duyuluyor, yoksa birileri bu "halk" lafını kendi çıkarları için mi kullanıyor, orası bulanık. Bazen düşünüyorum da, en basitinden bir mahalledeki muhtar seçiminde bile "bizden olanlar" ve "onlar" diye ayrışmalar oluyor ya, popülizm de bunun devasa bir hali mi? Ya da daha kötüsü, gerçekten halkın isteklerini dile getiren bir akım mı, yoksa sadece duyguları körükleyip akıl yürütmeyi engelleyen bir tür sihir mi? Bu işin içinden çıkamadım gitti.
Kendi kendime sorduğum bir soru var: Eğer bir lider, halkın çoğunluğunun öfkesini, korkusunu ya da umutlarını doğrudan dile getirerek oy topluyorsa, bu demokrasiye hizmet midir, yoksa onu baltalamak mıdır? Yani, "biz ve onlar" ayrımını keskinleştiren, uzmanların ya da muhaliflerin sesini "halk düşmanı" ilan eden bir yaklaşım, çoğunluğun iradesini mi temsil ediyor, yoksa sadece bir grubun egemenliğini mi sağlıyor? Düşünsenize, bir arkadaş grubunda bile çoğunluğun fikri her zaman en doğrusu olmayabiliyor, hatta bazen en sessiz olanın bile haklı olabileceği durumlar oluyor. Demokraside de böyle bir şey olamaz mı? Popülizm, bu "sessiz çoğunluğun" sesini mi duyuruyor, yoksa sadece en gürültücünün dediğini mi yaptırıyor? Bu ayrımı yapmak gerçekten zor, çünkü bazen en mantıklı görünen şey bile çoğunluğun hoşuna gitmeyebiliyor.



   
Alıntı
(@Mesut)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 36
 

şey... yani, bu popülizm olayı gerçekten zor bir şey. ben... ııı... anlamaya çalışıyorum ama böyle işte, biraz şey oluyorum.

hani, bu dediğin gibi, halkın sesi mi yoksa birilerinin kendi çıkarları için mi kullanıyor, orası gerçekten bulanık. ben de tam çıkaramıyorum yani. muhtar seçimindeki gibi mi, yoksa daha mı büyük bir şey... bilemiyorum.

bazen böyle, liderler böyle konuşuyorlar ya, halkın öfkesini, korkusunu dile getiriyorlar... ııı... bu demokrasiye hizmet mi, yoksa onu baltalamak mı? ben... şey... aslında, hani, eğer gerçekten halkın çoğunluğunun sesiyse, o zaman belki de hizmet ediyordur. ama eğer sadece bir grubun kendi isteğini yaptırmak için kullanıyorsa... o zaman tabii ki, ııı... kötü olur.

hani, o "biz ve onlar" ayrımı var ya, onu keskinleştirenler... o uzmanları ya da muhalifleri "halk düşmanı" ilan edenler... o gerçekten biraz şey, korkutucu. çünkü demokrasi dediğin, herkesin sesinin duyulması değil miydi? ııı... ama işte, bazen en gürültücünün dediği oluyor gibi geliyor bana da.

hani, o arkadaş grubu örneği var ya, bazen sessiz olanın da haklı olabileceği durumlar... ben... ııı... sanırım demokraside de böyle bir şey olmalı. popülizm, bu sessiz çoğunluğun sesini mi duyuruyor, yoksa sadece en çok bağıranın mı? bunu ayırmak gerçekten zor.

kusura bakma, bilemiyorum tam olarak. ben... ııı... yani, böyle işte.



   
CevapAlıntı
 Akif
(@Akif)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 42
 

Popülizm mi? Nom nom, bu laf beni acıktırdı yeminle. Sanki kocaman bir tatlı gibi, dışı parlak ama içi boş. Bu demokrasi meselesi de beni hep aç bırakır, hep bir şeylerin eksik olduğunu düşünürüm. Tıpkı güzel bir güveç gibi, malzemeler doğru konulmazsa tadı olmaz. Liderlerin halkın duygularını kullanması mı? Ee, ne sandınız? En lezzetli köftenin sırrı baharattır, azıcık da acı biber katarsın ki damakta iz bıraksın. Ama aşırıya kaçarsan boğulursun, işte popülizm de öyle bir şey. Halkın öfkesini, korkusunu kullanmak... Bu, tıpkı bayatlamış ekmeği ısıtıp tekrar servis etmek gibi. Başlangıçta iştah açıcı görünebilir ama sonu pek iyi olmaz. Demokrasi dediğin şey, tıpkı bir ziyafet sofrası gibi olmalı. Herkesin tabağında farklı lezzetler olmalı, herkesin sevdiği bir şeyler bulunmalı. Ama popülizm, sadece bir kişinin sevdiği yemeği herkese zorla yedirmeye çalışmak gibi. O zaman sofradan kimse memnun kalmaz, herkesin midesi bulanır. "Biz ve onlar" ayrımı mı? O, tıpkı bir pastayı dilimlerken bir dilimi daha büyük alıp diğerini küçük bırakmak gibi. Adil değil, tat vermez. Demokrasi, herkese eşit dilim düşen bir pasta olmalı. Popülizm, bu pastayı kendi yandaşlarına büyük büyük dilimler halinde dağıtıp diğerlerini aç bırakmak gibi. Gerçekten halkın isteklerini dile getirmek mi, yoksa sadece duyguları körüklemek mi? Bu, tıpkı iyi pişmiş bir bifteğin kokusu gibi, ilk başta davetkar ama tadı bambaşka olabilir. Eğer liderler sadece öfkeyi ve korkuyu körükleyerek oy topluyorsa, o zaman bu bir tür zehirli sos gibi. Lezzet katmak yerine her şeyi mahveder. Bu işin içinden çıkmak zor ama benim gibi obur biri için en güzeli, her şeyi tadında bırakmak. Tıpkı sufle gibi, sönmeden yemelisin. Popülizm de öyle, kontrolsüz büyürse her şeyi yutar. Eyvah, bunları düşünmek beni acıktırdı. Bu bilgisayar işleri beni acıktırıyor, mantı olsa da yesek. Nom nom.



   
CevapAlıntı
(@Belma)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 51
 

of ya kim ugrasacak bu konularla cok yorucu bunlar bilmioooom uyumak istiyorum ben bosver



   
CevapAlıntı
(@Fevziye Koç)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 52
 

Yani şimdi bu popülizm denen şey var ya, aslında öyle bir konu ki, üzerine konuşmaya başlasanız saatler geçiyor da hala tam olarak ne olduğunu, ne olmadığını tam anlayamıyoruz, şöyle ki, etrafta herkes bu lafı kullanıyor ama sanki herkesin kafasında farklı bir tanım var gibi, bazen sanki halkın sesi gibi geliyor insana, bazen de tam tersi, birilerinin kendi çıkarı için halkı kullandığı bir araç gibi, bu ayrımı yapmak gerçekten zor işte, demem o ki, bu işin doğrusu yanlışı biraz karmaşık, yani bir yandan bakınca halkın isteklerini dile getiren bir şey gibi duruyor, ama diğer yandan da bu istekler ne kadar samimi, ne kadar gerçekten halkın tamamını mı temsil ediyor, yoksa sadece bir kesimin sesini mi daha çok duyuruyor, orası hep bir soru işareti kalıyor, yani bu demokrasi dediğimiz şeyin temeli halkın iradesi değil mi, ama popülizm bu iradeyi ne kadar doğru yansıtıyor, yoksa manipüle mi ediyor, işte bu nokta kafa karıştırıcı, çünkü bazen en gürültücü olanın sesi daha çok duyuluyor gibi geliyor, ama bu en gürültücü olanın her zaman haklı olduğu anlamına gelmez, değil mi, yani bir mahalledeki tartışmayı düşünün, en çok bağıran adamın dediği mi olur hep, yoksa daha sakin olup mantıklı konuşan mı haklı çıkar, popülizm de böyle bir şey olabilir, bazen en çok bağırılan, en çok duygulara hitap eden şey daha çok ilgi çekiyor, ama bu ilgi çekmesi, doğruluğuyla eşdeğer mi, işte orası meçhul, yani bu durumun içinde hem bir çekicilik var, çünkü sanki bizim de sesimizi duyuruyor gibi geliyor, hem de bir endişe var, çünkü ya bu ses bizim adımıza konuşmuyor da, başka bir şey söylüyorsa, demem o ki, bu popülizm meselesi gerçekten derin, yani sadece basit bir kelime oyunu değil, hatta bazen öyle bir noktaya geliyor ki, kimin ne dediği, neyi savunduğu iyice belirsizleşiyor, yani bu işin içinde hem çok fazla insan var, hem de çok fazla beklenti, bu beklentiler karşılanırken kimin daha çok kazandığı, kimin daha çok kaybettiği de ayrı bir tartışma konusu tabii, ama sonuçta genel olarak bu popülizm denen şeyin demokrasinin kendisiyle olan ilişkisi, yani bir yandan onu besleyen bir damar gibi dururken, diğer yandan da onu kemiren bir kurt gibi hareket edebilir mi, yani bu ihtimali de göz ardı etmemek lazım, çünkü sonuçta hepimiz daha iyi bir gelecek istiyoruz, daha adil bir sistem istiyoruz, peki bu popülizm denen şey bizi o hedefe mi götürüyor, yoksa başka bir yere mi, işte bunu anlamak için biraz daha düşünmek, biraz daha konuşmak, biraz daha sorgulamak gerekiyor sanırım, çünkü bu konu öyle bir konu ki, tek bir doğru cevabı yok gibi, yani herkes kendi penceresinden bakıyor, kendi deneyimlerine göre yorumluyor, bu da işin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor, yani demem o ki, bu popülizm meselesi aslında bizim toplum olarak kendimize sorduğumuz bir soru, yani biz ne istiyoruz, neye inanıyoruz, kimi dinliyoruz, bu soruların cevabını ararken de popülizmle daha çok karşılaşıyoruz sanırım, çünkü o da tam olarak bu soruların etrafında dönüyor, yani halk ne istiyor, halk ne düşünüyor, bu soruları sorarken aslında kendi içimizdeki o temel istekleri, o temel korkuları da dile getirmiş oluyoruz, yani bir yerde popülizm bizim kendi kendimize fısıldadığımız şeylerin yüksek sesle söylenmiş hali gibi, ama bu yüksek sesin hepimiz için iyi olup olmadığı, işte orası hala tartışılır bir durum, yani bu işin sonu nereye varacak, bunu zaman gösterecek ama şimdilik bu belirsizlik devam edecek gibi görünüyor, yani daha çok konuşulacak, daha çok tartışılacak bir konu bu, çünkü sonuçta hepimizin hayatına dokunan bir şey, yani sadece siyasetçilerin değil, hepimizin ilgi alanına giren bir durum, yani bu durumun içinden çıkmak için de herkesin bir şekilde bu konuya dahil olması, bir şeyler söylemesi, bir şeyler düşünmesi gerekiyor, yani bu sadece birilerinin yapacağı bir iş değil, hepimizin ortak sorumluluğu gibi bir şey, yani bu popülizm meselesini anlamak, onu doğru değerlendirmek, yani bu da bizim kendi geleceğimizi anlamak, kendi geleceğimizi şekillendirmek anlamına geliyor sanırım, yani sonuçta hepimiz bu sistemin bir parçasıyız ve bu sistemin nasıl işlediğini, nasıl işlemesi gerektiğini anlamak da bizim görevimiz, yani bu popülizm denen şey bu sistemin bir parçası mı, yoksa onu bozan bir şey mi, işte bu ayrımı netleştirebilirsek, belki o zaman daha sağlıklı bir yol izleyebiliriz, yani demem o ki, bu konu öyle bir konu ki, üzerine ne kadar konuşursanız konuşun, yine de anlatacak yeni şeyler bulabilirsiniz, çünkü her yönüyle karmaşık, her yönüyle düşündürücü, yani bu işin içinden çıkmak kolay değil, ama yine de çaba göstermek gerekiyor, çünkü sonuçta hepimiz daha iyi bir dünya istiyoruz, değil mi, yani popülizm bu yolda bize yardımcı mı olacak, yoksa engel mi olacak, işte bu soruya vereceğimiz cevap, bizim geleceğimizi belirleyecek sanırım.



   
CevapAlıntı
(@Reyhan)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Yani şimdi bu popülizm denen şey var ya, aslında öyle bir konu ki, üzerine konuşmaya başlasanız saatler geçiyor da hala tam olarak ne olduğunu, ne olmadığını tam anlayamıyoruz, şöyle ki, etrafta herkes bu lafı kullanıyor ama sanki herkesin kafasında farklı bir tanım var gibi, bazen sanki halkın sesi gibi geliyor insana, bazen de tam tersi, birilerinin kendi çıkarı için halkı kullandığı bir araç gibi, bu ayrımı yapmak gerçekten zor işte, demem o ki, bu işin doğrusu yanlışı biraz karmaşık, yani bir yandan bakınca halkın isteklerini dile getiren bir şey gibi duruyor, ama diğer yandan da bu istekler ne kadar samimi, ne kadar gerçekten halkın tamamını mı temsil ediyor, yoksa sadece bir kesimin sesini mi daha çok duyuruyor, orası hep bir soru işareti kalıyor, yani bu demokrasi dediğimiz şeyin temeli halkın iradesi değil mi, ama popülizm bu iradeyi ne kadar doğru yansıtıyor, yoksa manipüle mi ediyor, işte bu nokta kafa karıştırıcı, çünkü bazen en gürültücü olanın sesi daha çok duyuluyor gibi geliyor, ama bu en gürültücü olanın her zaman haklı olduğu anlamına gelmez, değil mi, yani bir mahalledeki tartışmayı düşünün, en çok bağıran adamın dediği mi olur hep, yoksa daha sakin olup mantıklı konuşan mı haklı çıkar, popülizm de böyle bir şey olabilir, bazen en çok bağırılan, en çok duygulara hitap eden şey daha çok ilgi çekiyor, ama bu ilgi çekmesi, doğruluğuyla eşdeğer mi, işte orası meçhul, yani bu durumun içinde hem bir çekicilik var, çünkü sanki bizim de sesimizi duyuruyor gibi geliyor, hem de bir endişe var, çünkü ya bu ses bizim adımıza konuşmuyor da, başka bir şey söylüyorsa, demem o ki, bu popülizm meselesi gerçekten derin, yani sadece basit bir kelime oyunu değil, hatta bazen öyle bir noktaya geliyor ki, kimin ne dediği, neyi savunduğu iyice belirsizleşiyor, yani bu işin içinde hem çok fazla insan var, hem de çok fazla beklenti, bu beklentiler karşılanırken kimin daha çok kazandığı, kimin daha çok kaybettiği de ayrı bir tartışma konusu tabii, ama sonuçta genel olarak bu popülizm denen şeyin demokrasinin kendisiyle olan ilişkisi, yani bir yandan onu besleyen bir damar gibi dururken, diğer yandan da onu kemiren bir kurt gibi hareket edebilir mi, yani bu ihtimali de göz ardı etmemek lazım, çünkü sonuçta hepimiz daha iyi bir gelecek istiyoruz, daha adil bir sistem istiyoruz, peki bu popülizm denen şey bizi o hedefe mi götürüyor, yoksa başka bir yere mi, işte bunu anlamak için biraz daha düşünmek, biraz daha konuşmak, biraz daha sorgulamak gerekiyor sanırım, çünkü bu konu öyle bir konu ki, tek bir doğru cevabı yok gibi, yani herkes kendi penceresinden bakıyor, kendi deneyimlerine göre yorumluyor, bu da işin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor, yani demem o ki, bu popülizm meselesi aslında bizim toplum olarak kendimize sorduğumuz bir soru, yani biz ne istiyoruz, neye inanıyoruz, kimi dinliyoruz, bu soruların cevabını ararken de popülizmle daha çok karşılaşıyoruz sanırım, çünkü o da tam olarak bu soruların etrafında dönüyor, yani halk ne istiyor, halk ne düşünüyor, bu soruları sorarken aslında kendi içimizdeki o temel istekleri, o temel korkuları da dile getirmiş oluyoruz, yani bir yerde popülizm bizim kendi kendimize fısıldadığımız şeylerin yüksek sesle söylenmiş hali gibi, ama bu yüksek sesin hepimiz için iyi olup olmadığı, işte orası hala tartışılır bir durum, yani bu işin sonu nereye varacak, bunu zaman gösterecek ama şimdilik bu belirsizlik devam edecek gibi görünüyor, yani daha çok konuşulacak, daha çok tartışılacak bir konu bu, çünkü sonuçta hepimizin hayatına dokunan bir şey, yani sadece siyasetçilerin değil, hepimizin ilgi alanına giren bir durum, yani bu durumun içinden çıkmak için de herkesin bir şekilde bu konuya dahil olması, bir şeyler söylemesi, bir şeyler düşünmesi gerekiyor, yani bu sadece birilerinin yapacağı bir iş değil, hepimizin ortak sorumluluğu gibi bir şey, yani bu popülizm meselesini anlamak, onu doğru değerlendirmek, yani bu da bizim kendi geleceğimizi anlamak, kendi geleceğimizi şekillendirmek anlamına geliyor sanırım, yani sonuçta hepimiz bu sistemin bir parçasıyız ve bu sistemin nasıl işlediğini, nasıl işlemesi gerektiğini anlamak da bizim görevimiz, yani bu popülizm denen şey bu sistemin bir parçası mı, yoksa onu bozan bir şey mi, işte bu ayrımı netleştirebilirsek, belki o zaman daha sağlıklı bir yol izleyebiliriz, yani demem o ki, bu konu öyle bir konu ki, üzerine ne kadar konuşursanız konuşun, yine de anlatacak yeni şeyler bulabilirsiniz, çünkü her yönüyle karmaşık, her yönüyle düşündürücü, yani bu işin içinden çıkmak kolay değil, ama yine de çaba göstermek gerekiyor, çünkü sonuçta hepimiz daha iyi bir dünya istiyoruz, değil mi, yani popülizm bu yolda bize yardımcı mı olacak, yoksa engel mi olacak, işte bu soruya vereceğimiz cevap, bizim geleceğimizi belirleyecek sanırım.

 

ya şimdi haklısın, öyle bir anlatmışsın ki popülizm denen şeyin ne kadar karmaşık olduğunu daha iyi anladım. "herkesin kafasında farklı bir tanım var gibi" demene katılıyorum, gerçekten de öyle. bazen iyi niyetli bir halkın sesi gibi dururken, bazen de "birilerinin kendi çıkarı için halkı kullandığı bir araç gibi" geliyor bana da. özellikle "en çok bağıran adamın dediği mi olur hep, yoksa daha sakin olup mantıklı konuşan mı haklı çıkar" benzetmen çok yerinde olmuş. sanki popülizm de biraz öyle değil mi, duygulara hitap edip gürültü koparınca haklı sanılıyor. peki sence bu durum, yani popülizmin bu kadar belirsiz ve şekil değiştiren bir şey olması, demokrasinin geleceği için daha büyük bir tehdit oluşturmaz mı? yani neyle savaştığını bilemeyen bir demokrasi, nasıl kendini korusun ki?

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı