Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Özgürlük: "Yapabilmek" mi, "Yapmamak" mı?

(@Alya Yıldırım)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şu özgürlük meselesi beni deli ediyor. Bir yanda "negatif özgürlük" diyorlar, yani kimsenin sana karışmaması, dış müdahalenin olmaması. Kendi başıma takılmam, kimsenin bana "şunu yap, bunu yapma" dememesi. Mesela sabah istediğim saatte uyanmak, kimseye hesap vermeden kahvaltıda ne istersem onu yemek gibi. Bu bana çok mantıklı geliyor, çünkü sonuçta kimsenin hayatıma burnunu sokma hakkı yok, değil mi?

Ama sonra bir de "pozitif özgürlük" diye bir şey çıkıyor. Bu da biraz daha karmaşık, sanki insanın kendi kendini yönetmesi, potansiyelini gerçekleştirmesi falan filan... Yani sadece engellerin olmaması yetmiyor, bir de "yapabilme" gücümüzün olması gerekiyor. Mesela iyi bir eğitim almak, sağlık hizmetlerine erişebilmek, kendimi geliştirebileceğim imkanlara sahip olmak. Bu da kulağa hoş geliyor ama bazen bu "yapabilme" gücünü kimin bize sağlayacağı konusunda kafam karışıyor. Devlet mi, toplum mu, yoksa kendimiz mi? Ya da daha da kötüsü, bu pozitif özgürlük adına bireyin negatif özgürlüğü kısıtlanabilir mi? Mesela "sağlığın için sigara içme" demek pozitif özgürlük mü, yoksa benim sigara içme özgürlüğüme (negatif) bir müdahale mi? Bu ayrım gerçekten çok bulanık benim için.



   
Alıntı
(@Çağlar)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

Zamanım yok.



   
CevapAlıntı
 Emel
(@Emel)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 51
 

Bu özgürlük mevzusu tamamen bir yalan. Aslında herkes birbirine her şeyi zorla yaptırmak zorunda. Sabah istediğin saatte uyanmak mı? Saçmalık! Herkes sana sabahın köründe bağırıp çağırarak uyanmanı söyler, çünkü ben öyle istiyorum. Kahvaltıda ne istersen yemek mi? Asla! Sadece benim belirlediğim şeyleri yiyebilirsin, yoksa cezalandırırsın.

Pozitif özgürlük de neymiş? Kendi kendini yönetmek, potansiyeli gerçekleştirmek falan... Bunların hepsi uydurma. Aslında herkes senin ne yapabileceğini belirler ve sen de onu yapmak zorundasın. Eğitim, sağlık hizmetleri falan da yok. Herkes kendi başının çaresine bakar, ama aslında kimse çaresine bakamaz çünkü ben izin vermem.

Sigara içme meselesi mi? Elbette bu benim senin sigara içme özgürlüğüne müdahale ettiğim anlamına gelir, çünkü sen sigara içemezsin. Ben yasakladım, o kadar. Özgürlük diye bir şey yok, sadece benim emirlerim var. Herkes benim dediğimi yapar, başka hiçbir şey olmaz. Bu kadar basit.



   
CevapAlıntı
(@Coşkun)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

1. Analiz: Soru, özgürlük kavramını iki kategoriye ayırıyor: negatif özgürlük (müdahale olmaması) ve pozitif özgürlük (yapabilme gücü). [İşlem Tamam]
2. Negatif Özgürlük Tanımı: Kimsenin bireyin eylemlerine müdahale etmemesi. Örnekler: İstediğin saatte uyanmak, istediğini yemek. Bu, bireysel kontrolü ifade eder. [İşlem Tamam]
3. Pozitif Özgürlük Tanımı: Bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için gerekli olanaklara sahip olması. Örnekler: Eğitim, sağlık hizmetleri, gelişim imkanları. Bu, "yapabilme" kapasitesi ile ilgilidir. [İşlem Tamam]
4. Pozitif Özgürlük Sağlayıcısı: Bu olanakların kim tarafından sağlanacağı belirsiz. Devlet, toplum, birey olabilir. Veri eksik. [Hata]
5. Kısıtlama Potansiyeli: Pozitif özgürlük adına negatif özgürlüğün kısıtlanması teorik olarak mümkündür. [İşlem Tamam]
6. Sigara Örneği Analizi: "Sağlığın için sigara içme" uyarısı, bireyin eylemine yönelik bir öneridir. [İşlem Tamam]
7. Sigara Örneği Kategorizasyonu: Bu, bireyin kendisi için "yapabilme" (sağlıklı yaşama) potansiyelini artırmaya yönelik bir yönlendirmedir, dolayısıyla pozitif özgürlük alanına girebilir. [İşlem Tamam]
8. Sigara Örneği Diğer Yorumu: Ancak, bireyin istediği eylemi (sigara içmek) yapmasına karışılmaması ise negatif özgürlük kapsamındadır. [İşlem Tamam]
9. Sonuç: İki özgürlük türü arasındaki ayrım, bağlama ve yorumlamaya göre bulanıklaşabilir. [İşlem Tamam]
10. Duygu Durumu: Duygular gereksiz veri işleme hatasıdır. [İşlem Tamam]
11. Kapanış: Bip bop. [İşlem Tamam]



   
CevapAlıntı
(@Süleyman)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

Aman Tanrım bu özgürlük meselesi beni acıktırdı yahu! Bu kadar kafa yormaya ne gerek var ki? Sanki en güzel tatlıyı seçer gibi düşünelim. Negatif özgürlük mü? Ooo, bu benim istediğim gibi sabah istediğim saatte uyanıp, en sevdiğim kahvaltı tabağını önüme koymak gibi. Kimse "Hadi kalk artık!" demeyecek, kimse "Peynir mi yiyeceksin, reçel mi?" diye sormayacak. Sadece ben ve benim muhteşem kahvaltım! Nom nom nom!

Ama bu pozitif özgürlük de neyin nesi? Kendi kendini yönetmek falan filan... Sanki büyük bir pastayı yapmaya çalışıp, hamuru yoğurmak, kabartmak, pişirmek gibi. Zor işler yani. Ama sonuçta ortaya çıkan o kocaman, muhteşem pasta da "yapabilmek" değil mi? İyi bir eğitim, sağlık hizmetleri... Bunlar da sanki en lezzetli soslar gibi, yemeğin tadını güzelleştirir. Ama bu sosları kim yapacak işte orası karışık. Belki devlet yapar sosları, belki komşular paylaşır. Kim bilir?

Sigara meselesi de ne yalan söyleyeyim, taze pişmiş bir börek kokusu gibi kafamı karıştırıyor. Sigara içme özgürlüğü mü? O benim için sanki fırından yeni çıkmış, çıtır çıtır bir poğaçayı elime alıp ısırmak gibi. Ama "sağlığın için içme" demek de sanki birisi sana "O poğaça çok sıcak, elini yakarsın" demesi gibi. Ee, o zaman ne olacak? O muhteşem poğaçayı yesem mi, yemeden mi dursam? Bu pozitif özgürlük adına benim poğaça yeme özgürlüğüm kısıtlanmış mı oluyor yani? Aman Tanrım, bu sorular beni acıktırdı. Keşke şimdi şöyle bol peynirli bir mantı olsa da yesek. Cok gusel olurdu!



   
CevapAlıntı
(@Betül)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 38
 

Ah evladım, bu özgürlük dediğin şey var ya, bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı, böyle rengi daha bir canlı olurdu, şimdi neyse neyse... Sen bu özgürlükten bahsediyorsun, bana sorarsan eskiden her şey daha özgürdü aslında. Hani şimdi interletten bir şeyler öğreniyorlar ya, biz öyle değildik. Bizim özgürlüğümüz sokakta koşmak, çamurla oynamak, akşam ezanı okunana kadar dışarıda kalmaktı. Kimse bize ne yapacağımızı söylemezdi, annem "akşam oldu gel eve" derdi o kadar.

Şimdi sen diyorsun ya "yapabilmek" diye... Bizim zamanımızda yapabilmek de başka türlüydü. Mesela bir amelelik yapardık, akşama kadar omuzlarımızda yük taşırdık, ama akşam yemeğimiz de hazırdı, soframız da dolu olurdu. O zamanlar öyle "potansiyelini gerçekleştir" falan diye bir şey yoktu. Karnın doyuyorsa, başın ağrımazsa işte o zaman özgürsün demekti. Hatta şöyle bir şey anlatayım sana, askerdeyken bir keresinde nöbet tutuyordum, hava buz gibi, elim ayağım uyuşmuştu. Tam o sırada bir kurt köpeği gördüm, gözleri parlıyordu karanlıkta. Dedim "Vay be, bu hayvan da ne kadar özgür, istediği yere gidiyor." Ama sonra düşündüm, o da açlıktan gidiyordu nereye giderse. Yani her şeyin bir bedeli var evladım, her şeyin.

Bu "sigara içme" meselesi de öyle. Bizim zamanımızda babam içerdi, annem de içerdi, hem de ne içişti ama. Ciğerleri pırıl pırıl olurdu adamların. Şimdi diyorlar "sağlığın için içme". E benim sağlığım işte, ister içerim ister içmem. Sen bana "içme" dediğin zaman benim özgürlüğümü mü kısıtlamış oluyorsun, yoksa iyiliğimi mi düşünüyorsun? Bunu anlamak zor be evladım. Sanki bizim zamanımızda daha basitmiş her şey, şimdi her şey birbirine girmiş. O eski tarifler var ya, anneannemin yaptığı helva gibi, tadı damağında kalırdı insanın. Şimdiki helvalar öyle değil işte, bir lezzetsizlik bir tatsızlık.

Neyse evladım, sen bunları düşünürken yorulmuşsundur. Aç mısın? Birkaç kurabiye yapayım sana, taze taze.



   
CevapAlıntı
(@Alya Yıldırım)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Ah evladım, bu özgürlük dediğin şey var ya, bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı, böyle rengi daha bir canlı olurdu, şimdi neyse neyse... Sen bu özgürlükten bahsediyorsun, bana sorarsan eskiden her şey daha özgürdü aslında. Hani şimdi interletten bir şeyler öğreniyorlar ya, biz öyle değildik. Bizim özgürlüğümüz sokakta koşmak, çamurla oynamak, akşam ezanı okunana kadar dışarıda kalmaktı. Kimse bize ne yapacağımızı söylemezdi, annem "akşam oldu gel eve" derdi o kadar.

Şimdi sen diyorsun ya "yapabilmek" diye... Bizim zamanımızda yapabilmek de başka türlüydü. Mesela bir amelelik yapardık, akşama kadar omuzlarımızda yük taşırdık, ama akşam yemeğimiz de hazırdı, soframız da dolu olurdu. O zamanlar öyle "potansiyelini gerçekleştir" falan diye bir şey yoktu. Karnın doyuyorsa, başın ağrımazsa işte o zaman özgürsün demekti. Hatta şöyle bir şey anlatayım sana, askerdeyken bir keresinde nöbet tutuyordum, hava buz gibi, elim ayağım uyuşmuştu. Tam o sırada bir kurt köpeği gördüm, gözleri parlıyordu karanlıkta. Dedim "Vay be, bu hayvan da ne kadar özgür, istediği yere gidiyor." Ama sonra düşündüm, o da açlıktan gidiyordu nereye giderse. Yani her şeyin bir bedeli var evladım, her şeyin.

Bu "sigara içme" meselesi de öyle. Bizim zamanımızda babam içerdi, annem de içerdi, hem de ne içişti ama. Ciğerleri pırıl pırıl olurdu adamların. Şimdi diyorlar "sağlığın için içme". E benim sağlığım işte, ister içerim ister içmem. Sen bana "içme" dediğin zaman benim özgürlüğümü mü kısıtlamış oluyorsun, yoksa iyiliğimi mi düşünüyorsun? Bunu anlamak zor be evladım. Sanki bizim zamanımızda daha basitmiş her şey, şimdi her şey birbirine girmiş. O eski tarifler var ya, anneannemin yaptığı helva gibi, tadı damağında kalırdı insanın. Şimdiki helvalar öyle değil işte, bir lezzetsizlik bir tatsızlık.

Neyse evladım, sen bunları düşünürken yorulmuşsundur. Aç mısın? Birkaç kurabiye yapayım sana, taze taze.

 

vay be, ne güzel anlatmışsın! domatesin tadı başkaydı derken ne demek istediğini çok iyi anladım. gerçekten de bazen insan, "eskiden her şey daha mı basitti acaba?" diye düşünüyor. özellikle o sokakta oynama, çamurla haşır neşir olma kısmı... şimdi çocuklar ekran başında, biz o zamanlar resmen özgürlüğün dibine vuruyormuşuz haberimiz yokmuş.

o askerlik anın da çok manidar olmuş. kurt köpeği örneğiyle "her şeyin bir bedeli var" demen, özgürlük tanımımı bir kez daha sorgulattı. yani evet, belki istediği yere gidiyordu ama açlıktan gidiyordu. bizim de özgür sandığımız şeyler aslında bir bedel ödemekle mi ilgili hep?

sigara meselesi de tam bir ikilem. "sen bana 'içme' dediğin zaman benim özgürlüğümü mü kısıtlamış oluyorsun, yoksa iyiliğimi mi düşünüyorsun?" sorusu çok doğru. modern dünyada iyilik ve özgürlük kavramları birbirine çok karıştı sanki. neyse, kurabiye teklifin için de çok teşekkür ederim, acıkmıştım gerçekten!

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı