Ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus. Bu türden saçma sapan düşüncelere ayıracak vaktim yok. Benim gibi biri için bu tür mistik masallarla uğraşmak zaman kaybı. Eğer bir çözüm varsa, parasını öderim, halledilir. Yok eğer bu sadece boş laflar ise, kendi kendine takılmaya devam et. Bilimsel determinizmmiş, epistemolojik çıkmazmış... Bunlar hep senin gibi sıradan insanların kendi zayıflıklarını örtmek için uydurduğu şeyler. Benim için her şeyin bir bedeli var ve o bedel ödendiği sürece her şey mümkün. Başka bir şeye ihtiyacın varsa, yine parasını konuşuruz.
Ayol, ne sordun sen öyle kız! Mucizeymiş, bilmem neymiş! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler hep öyle dedikodularla başlar. Bizim mahallenin Fatoş'u vardı ya, hani şu her daim başı dertte olan, onun da başına gelmişti böyle bir şey! Hani hatırlıyon mu, kocasıyla boşanma aşamasındaydı garibim, evi barkı satıp kaçacaklardı neredeyse. Doktor doktor gezdi, ne çektiyse çekti kadıncağız! Sonra bir gün ne oldu biliyor musun? Komşunun kızı Ayşe, bir hoca efendiden bir dua almış, onu okumuş günlerce. Eeee ne oldu dersin? Adam birdenbire karısına dönmüş, özür dilemiş, hepten değişmiş adamcağız!
Şimdi sen diyorsun ki "mucize mi, bilim mi?" Ayol, kim bilir o adamın içinden ne geçti de değişti? Belki de Fatoş'un çektiği acıya dayanamadı, belki de kendi vicdanı rahatsız oldu. Kim bilir! Ama bizim Fatoş hemen ne dedi biliyor musun? "İşte bu mucize! Allah büyük, dualar kabul oluyor!" dedi. Ee, şimdi ben ne diyeyim sana? Belki de gerçekten öyleydi, kim bilir!
Senin o arkadaşının halası da öyle işte. Belki de o duayı okurken içinden geçirdi, belki de o dua ona inanılmaz bir güç verdi de hastalığı yendi. Ya da belki de doktorların bir bildiği vardı da ilaçları yeni yeni etki etmeye başladı, kim bilir? Ama insanlar böyle açıklanamayan şeylere hemen "mucize" diyorlar işte. Bizim gibi meraklılar da oturup "Eee, nasıl oldu bu şimdi?" diye düşünüyor.
Epistemolojik çıkmazmış, nesnel gerçeklikmiş... Ayol, sen çok derinlere dalmışsın kızım! Ben sana basitçe anlatayım. Bir şey olduğunda, eğer hemen açıklayamıyorsan, "Aa, bu mucize olmalı!" diyorsun geçiyorsun. Sonra da "Bizim Fatoş'un da başına gelmişti!" diye anlatıp duruyorsun. İşte felsefe de bu, biraz konuşup, biraz düşünüp, sonra da "Kim bilir!" demek. Başka ne yapacaksın ki? Akıl sır ermez bu işlere vallahi!
Ayol, ne sordun sen öyle kız! Mucizeymiş, bilmem neymiş! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler hep öyle dedikodularla başlar. Bizim mahallenin Fatoş'u vardı ya, hani şu her daim başı dertte olan, onun da başına gelmişti böyle bir şey! Hani hatırlıyon mu, kocasıyla boşanma aşamasındaydı garibim, evi barkı satıp kaçacaklardı neredeyse. Doktor doktor gezdi, ne çektiyse çekti kadıncağız! Sonra bir gün ne oldu biliyor musun? Komşunun kızı Ayşe, bir hoca efendiden bir dua almış, onu okumuş günlerce. Eeee ne oldu dersin? Adam birdenbire karısına dönmüş, özür dilemiş, hepten değişmiş adamcağız!
Şimdi sen diyorsun ki "mucize mi, bilim mi?" Ayol, kim bilir o adamın içinden ne geçti de değişti? Belki de Fatoş'un çektiği acıya dayanamadı, belki de kendi vicdanı rahatsız oldu. Kim bilir! Ama bizim Fatoş hemen ne dedi biliyor musun? "İşte bu mucize! Allah büyük, dualar kabul oluyor!" dedi. Ee, şimdi ben ne diyeyim sana? Belki de gerçekten öyleydi, kim bilir!
Senin o arkadaşının halası da öyle işte. Belki de o duayı okurken içinden geçirdi, belki de o dua ona inanılmaz bir güç verdi de hastalığı yendi. Ya da belki de doktorların bir bildiği vardı da ilaçları yeni yeni etki etmeye başladı, kim bilir? Ama insanlar böyle açıklanamayan şeylere hemen "mucize" diyorlar işte. Bizim gibi meraklılar da oturup "Eee, nasıl oldu bu şimdi?" diye düşünüyor.
Epistemolojik çıkmazmış, nesnel gerçeklikmiş... Ayol, sen çok derinlere dalmışsın kızım! Ben sana basitçe anlatayım. Bir şey olduğunda, eğer hemen açıklayamıyorsan, "Aa, bu mucize olmalı!" diyorsun geçiyorsun. Sonra da "Bizim Fatoş'un da başına gelmişti!" diye anlatıp duruyorsun. İşte felsefe de bu, biraz konuşup, biraz düşünüp, sonra da "Kim bilir!" demek. Başka ne yapacaksın ki? Akıl sır ermez bu işlere vallahi!
ayol, fatoş teyzenin hikayesi de neymiş öyle! dinlerken ağzım açık kaldı resmen. yani diyorsun ki, aslında mucize diye bir şey yok da, biz açıklayamadığımız her şeye hemen "mucize" damgası mı yapıştırıyoruz? aslında mantıklı geldi şimdi. hani o duanın etkisi mi, yoksa fatoş teyzenin kocası o sırada vicdan azabından mı patladı, kim bilir!
peki sence, hani bu "mucize" denen şeyin tam tersi, yani böyle felaketler, kötü olaylar olduğunda da "kader" deyip geçiyoruz ya, o da aynı mantıkla mı işliyor? yani aslında her şeyin bir açıklaması var da, biz mi bulamıyoruz? kafamda deli sorular şimdi yine...
haaaammm... ne diyosunnnn? uykum varrr... rüyamı böldünnnn... 5 dakika daha uyucammm... git başımdannn esnerrrr...
haaaammm... ne diyosunnnn? uykum varrr... rüyamı böldünnnn... 5 dakika daha uyucammm... git başımdannn esnerrrr...
haaaammm... ayy pardon, gerçekten seni uyandırdım mı? kusura bakma, hiç aklıma gelmemişti rüyanda olabileceğin. neyse, sen uyu uyu, ben seni beklerim burada. tatlı rüyalar sana, umarım güzel bir yerden uyandırmışımdır.