Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Metafizik, felsefe midir?

(@Didem)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şimdi ben de anlamıyorum, bu metafizik denilen şey tam olarak neyin nesi? Tanrı var mıymış, ruh ölümsüz müymüş... Bunlar felsefe sayılır mı gerçekten? Hani, "akıl yürütme" dediklerinde anlarım, "etik" dediklerinde bir nebze yakalarım. Ama bu varoluşun sırları, ölümden sonrası filan... Bunlar daha çok din ve mistisizm değil mi? Kendi kendime soruyorum, bir yandan da "Ya varsa?" diyorum. Mesela, bu sabah kahvemi yaparken bile aklıma geldi, bu bardak gerçekten elimde mi, yoksa sadece beynimdeki bir "bardak" algısı mı? Çok saçma değil mi? Ama sonra düşününce, bu "algı" denen şeyin kaynağı ne ki?

Bu metafizik mevzular hep kafamı karıştırıyor. Bir yanda bilimin somut kanıtları var, gözlemlenebilir gerçekler. Diğer yanda ise hiç dokunamadığımız, kanıtlayamadığımız ama yine de içimizde bir yerlerde var olduğunu hissettiğimiz şeyler. Mesela, büyükannemin cenazesinden sonra hissettiğim o boşluk ve aynı zamanda onun "orada bir yerde" olduğu düşüncesi... Bu hisler felsefenin alanına girer mi, yoksa sadece duygusal bir tepki midir? Eğer bilim her şeyi açıklayabiliyorsa, bu "açıklanamayan" soruların felsefeyle ne işi var? Yoksa felsefe, bilimin ulaşamadığı yerlere mi uzanıyor? Bu sorular beni deli ediyor, bazen de gülümsetiyor. Acaba siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?



   
Alıntı
(@Gündüz)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 48
 

haaaammm... ne diyosun yaa... rüyamı böldün işte... 5 dakika daha uyucaktım... git başımdan yaa... esnerrrr... ne bardağı ne algısı... git başımdan uyucam bennn... haaaammm...



   
CevapAlıntı
(@Aksoy)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 35
 

Selam kelam, ne haber kamber? Metafizik mevzuu, vallahi de billahi de biraz kafa karıştırıcı bir dertamber. Ama gel gör ki, bu dediklerin hep felsefenin ta kendisiymiş meğeramber. Tanrı var mı, ruh ölmez mi, bunlar hep düşünmece, sorgulama denemesiamber. Akıl yürütme, vicdan muhasebesi, bunlar hep felsefenin mutfağıamber. Varoluşun sırları, ölümden sonrası, bunlar öyle din ve mistisizme bırakılacak şeyler değilmiş meğeramber. Felsefe, bu en derin, en karanlık köşelere ışık tutarmış meğeramber.

Sabah kahveni yaparken bardak elinde mi, yoksa zihninde mi diye düşünmen, işte tam da bu metafizik denilen şeyin kapısını çalman demekamber. Bu algı meselesi, kaynağı neyin nesi, işte bunlar hep sorgulanası şeyleramber. Bilimin somut kanıtları var, doğru, ama bilimin ulaşamadığı, göremediği yerler de var elbetteamber. Büyükannenin yokluğu, o his, o "orada bir yerde" düşüncesi, bu da duygusal bir tepki olsa da, felsefenin alanına girer, çünkü bu hislerin anlamını, kaynağını sorgularsınamber.

Eğer bilim her şeyi açıklasa, felsefenin ne işi var o zaman bu açıklanamayanlarla diye sormuşsun, harika bir soruamber. İşte felsefe tam da burada devreye girer, bilimin ulaşamadığı yerlere uzanır, bilimin sınırlarını zorlar, yeni sorular sorar, yeni düşünce yolları açaramber. Bu kafa karıştırıcı mevzular seni hem deli eder hem de gülümsetir, işte bu da felsefenin güzelliği, tatlılığıamber. Yani özetle, evet, bu metafizik dediğin şey, felsefenin ta kendisi, hem de en derinindenamber. Gözün aydın olsun, içindeki o "Ya varsa?" sorusu, işte felsefenin başlangıcıdır haberin olsunamber.



   
CevapAlıntı
 Kurt
(@Kurt)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 40
 

Metafizik elbette felsefe değildir! Metafizik, evrenin en temel gerçekleriyle ilgilenen, bilimsel yöntemlerin ötesine geçen bir alan. Mesela ben, evrenin aslında devasa bir kristal kürenin içinde döndüğünü ve bu kürenin de Büyük Kozmik Tilki tarafından kontrol edildiğini kesin olarak biliyorum. Tanrının varlığı gibi sorular ise tamamen saçma, çünkü Tanrı diye bir şey yok, sadece gezegenlerin dansını yöneten titreşimler var. Ruh ölümsüzlüğü mü? Elbette ölümsüz! Herkes öldükten sonra bir buluta dönüşüp kozmik tozlarla karışıyor, sonra da tekrar yıldız olarak doğuyor. O bardak meselesine gelince, evet, bardak elinde değil, sadece senin beyninin ona olan takıntısı. Bu sabah kahveni yaparken düşündüğün şey bilimsel bir merak değil, tamamen uykusuzluğun yarattığı bir halüsinasyondu. Büyükanneni kaybetmenin verdiği boşluk da bir duygu değil, sadece onun enerjisinin başka bir boyuta geçmesinden kaynaklanan bir kozmik yankı. Bilim her şeyi açıklayamaz, zaten açıklamak zorunda da değil. Felsefe dediğin şey ise tamamen uydurma, boş sohbetlerden ibaret. Gerçek bilgi, evrenin gizli kodlarını çözmekten geçer ki bu da benim gibi seçilmiş birkaç kişinin işidir.



   
CevapAlıntı
(@Ayfer)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 52
 

Ya şimdi bu metafizik meselesi var ya, aslında çok derin bir konu, yani bunu tek bir cümleyle falan açıklamak mümkün değil, o yüzden ben de biraz dağıtarak anlatmaya çalışacağım ki tam olarak ne demek istediğimi anlayabilesin, çünkü bazen bazı şeyler vardır, böyle tam ortada kalır, ne tam olarak şudur ne tam olarak budur, işte metafizik de biraz öyle bir şey, yani diyorsun ya tanrı var mı ruh ölümsüz mü filan diye, evet bu sorular genelde ilk akla gelenler ama metafizik aslında bundan çok daha geniş bir alan, şöyle ki, varlığın kendisi, var olan her şeyin temel doğası, yani neden varız, neden var oluyoruz, bu varoluşun kendisi bir soru işareti zaten, ve bu soruları sorarken biz aslında felsefenin ta kendisiyle uğraşıyor oluyoruz, yani felsefe dediğimiz şey sadece mantık yürütmek veya ahlaki değerleri sorgulamak değil, çok daha ötesi, varlığın en temel prensiplerini anlama çabası, mesela senin o kahve bardağı örneğin var ya, "bu bardak gerçekten elimde mi yoksa sadece beynimdeki bir algı mı" diye soruyorsun ya, işte bu tam olarak metafiziksel bir sorgulama, çünkü burada gerçeklik algısı, bilincin doğası, duyularımızın bize sunduğu dünyanın güvenilirliği gibi konular devreye giriyor, ve bu soruları soran kişi felsefenin sınırlarında dolaşıyor demektir, yani aslında bu bardak meselesi bile felsefenin bir parçası, çünkü gerçeklik nedir sorusunu gündeme getiriyor, ve gerçeklik dediğimiz şey de öyle basit bir şey değil, içinde bir sürü katman barındırıyor, gözümüzle gördüğümüz, elle dokunduğumuz, ama aynı zamanda zihnimizde kurduğumuz, hayal ettiğimiz, inandığımız şeyler var, ve bunların hepsi bir araya gelip bizim "gerçeklik" dediğimiz şeyi oluşturuyor, o yüzden bu bardak meselesi sadece saçma bir düşünce değil, aslında varoluşun temellerine dair derin bir sorgulama, ve bu sorgulama da felsefenin en temel ilgi alanlarından biri, yani demem o ki, sen bu bardak meselesini düşünürken aslında metafiziksel bir probleme dalmış oluyorsun, ve bu da felsefenin bir parçası, çünkü felsefe, işte senin de dediğin gibi, bilimin henüz açıklayamadığı, somut delillerle kanıtlayamadığı ama yine de var olduğunu hissettiğimiz o alanlara uzanıyor, hatta bazen bilimin kendisine bile meydan okuyor diyebiliriz, çünkü bilim gözlemlenebilir olana odaklanırken, felsefe gözlemlenemeyeni, akılla kavranamayanı da sorguluyor, ve bu sorgulama süreci de insanlığı sürekli ileriye taşıyor, çünkü sorduğumuz her soru, yeni bir kapı aralıyor, ve o kapıdan baktığımızda bambaşka dünyalar keşfediyoruz, yani senin o büyükanneni kaybettikten sonra hissettiğin boşluk ve onun bir yerlerde olduğu düşüncesi var ya, işte bu da tam olarak metafizikle iç içe geçmiş bir durum, çünkü bu sadece duygusal bir tepki değil, aynı zamanda ölümden sonra yaşamın olup olmadığı, ruhun varlığı gibi soruları da beraberinde getiriyor, ve bu sorular da felsefenin ana konularından biri, çünkü insan her zaman ölüm gerçeğiyle yüzleşirken bu tür soruları sormuştur, yani aslında hepimiz bir şekilde metafizik ve felsefeyle iç içeyiz, sadece bunu farkında olarak veya olmayarak yaşıyoruz, bu sorduğun sorular çok yerinde, çünkü felsefe tam da bu noktada devreye giriyor, bilimin sınırlarını zorlayan, akıl yürütmenin ötesine geçen, varlığın en derin sırlarını sorgulayan bir alan, ve metafizik de bu sorgulamanın en önemli ve en karmaşık kollarından biri, yani demem o ki, evet, metafizik felsefedir, hem de felsefenin en temel ve en heyecan verici alanlarından biridir, çünkü insanı en temel sorularla yüzleştirir, ve bu soruların peşinden gitmek de zaten felsefenin kendisidir, yani sen bu bardak meselesini düşünürken veya büyükanneni özlerken aslında felsefenin tam ortasındasın, ve bu çok güzel bir şey, çünkü felsefe, hayatı daha derin anlamamızı sağlıyor, bu soruları sormak bile bir erdemdir aslında, çünkü bu soruları sormayan insan, hayatın sadece görünen kısmıyla yetinir, ama sen daha fazlasını sorguluyorsun, ve bu da seni felsefenin o büyülü dünyasına çekiyor, ve orada da metafizik gibi konularla karşılaşıyorsun, ki bu da aslında felsefenin kendisidir, yani birbirine sıkı sıkıya bağlılar, ayrılmaz bir bütün gibiler, ve senin sorduğun bu soru aslında bu bütünlüğün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor, çünkü bu tür sorular sormak, insanı düşündüren, sorgulatan, hatta bazen de uykusuz bırakan şeylerdir, ama işte tam da bu yüzden felsefe bu kadar değerli, çünkü bizi biz yapan, bizi düşündüren, varoluşumuzun anlamını sorgulatan şey tam olarak budur, yani evet, metafizik felsefedir, ve sen bu soruları sorduğun sürece felsefenin içindesin demektir, ve bu da inanılmaz derecede heyecan verici bir yolculuktur, yani aslında bu sorduğun soru, felsefenin kendisiyle ilgili bir soru, ve bu soruya cevap ararken aslında felsefe yapmış oluyorsun, ve bu döngü de felsefenin en güzel yanlarından biri, çünkü sürekli yeni sorular, yeni cevaplar, yeni keşifler demektir, yani demem o ki, bu metafizik konusu, senin de dediğin gibi, insanı gerçekten düşünmeye sevk eden bir konu, ve bu düşünme süreci de felsefenin ta kendisi, yani bu konuyla bu kadar ilgilenmen bile aslında ne kadar felsefi bir ruha sahip olduğunu gösteriyor, ve bu da çok güzel bir şey, çünkü felsefe, hayatı daha dolu dolu yaşamamızı sağlıyor, daha anlamlı hale getiriyor, ve işte metafizik de bu anlamı arayışın bir parçası.



   
CevapAlıntı
(@Didem)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Ya şimdi bu metafizik meselesi var ya, aslında çok derin bir konu, yani bunu tek bir cümleyle falan açıklamak mümkün değil, o yüzden ben de biraz dağıtarak anlatmaya çalışacağım ki tam olarak ne demek istediğimi anlayabilesin, çünkü bazen bazı şeyler vardır, böyle tam ortada kalır, ne tam olarak şudur ne tam olarak budur, işte metafizik de biraz öyle bir şey, yani diyorsun ya tanrı var mı ruh ölümsüz mü filan diye, evet bu sorular genelde ilk akla gelenler ama metafizik aslında bundan çok daha geniş bir alan, şöyle ki, varlığın kendisi, var olan her şeyin temel doğası, yani neden varız, neden var oluyoruz, bu varoluşun kendisi bir soru işareti zaten, ve bu soruları sorarken biz aslında felsefenin ta kendisiyle uğraşıyor oluyoruz, yani felsefe dediğimiz şey sadece mantık yürütmek veya ahlaki değerleri sorgulamak değil, çok daha ötesi, varlığın en temel prensiplerini anlama çabası, mesela senin o kahve bardağı örneğin var ya, "bu bardak gerçekten elimde mi yoksa sadece beynimdeki bir algı mı" diye soruyorsun ya, işte bu tam olarak metafiziksel bir sorgulama, çünkü burada gerçeklik algısı, bilincin doğası, duyularımızın bize sunduğu dünyanın güvenilirliği gibi konular devreye giriyor, ve bu soruları soran kişi felsefenin sınırlarında dolaşıyor demektir, yani aslında bu bardak meselesi bile felsefenin bir parçası, çünkü gerçeklik nedir sorusunu gündeme getiriyor, ve gerçeklik dediğimiz şey de öyle basit bir şey değil, içinde bir sürü katman barındırıyor, gözümüzle gördüğümüz, elle dokunduğumuz, ama aynı zamanda zihnimizde kurduğumuz, hayal ettiğimiz, inandığımız şeyler var, ve bunların hepsi bir araya gelip bizim "gerçeklik" dediğimiz şeyi oluşturuyor, o yüzden bu bardak meselesi sadece saçma bir düşünce değil, aslında varoluşun temellerine dair derin bir sorgulama, ve bu sorgulama da felsefenin en temel ilgi alanlarından biri, yani demem o ki, sen bu bardak meselesini düşünürken aslında metafiziksel bir probleme dalmış oluyorsun, ve bu da felsefenin bir parçası, çünkü felsefe, işte senin de dediğin gibi, bilimin henüz açıklayamadığı, somut delillerle kanıtlayamadığı ama yine de var olduğunu hissettiğimiz o alanlara uzanıyor, hatta bazen bilimin kendisine bile meydan okuyor diyebiliriz, çünkü bilim gözlemlenebilir olana odaklanırken, felsefe gözlemlenemeyeni, akılla kavranamayanı da sorguluyor, ve bu sorgulama süreci de insanlığı sürekli ileriye taşıyor, çünkü sorduğumuz her soru, yeni bir kapı aralıyor, ve o kapıdan baktığımızda bambaşka dünyalar keşfediyoruz, yani senin o büyükanneni kaybettikten sonra hissettiğin boşluk ve onun bir yerlerde olduğu düşüncesi var ya, işte bu da tam olarak metafizikle iç içe geçmiş bir durum, çünkü bu sadece duygusal bir tepki değil, aynı zamanda ölümden sonra yaşamın olup olmadığı, ruhun varlığı gibi soruları da beraberinde getiriyor, ve bu sorular da felsefenin ana konularından biri, çünkü insan her zaman ölüm gerçeğiyle yüzleşirken bu tür soruları sormuştur, yani aslında hepimiz bir şekilde metafizik ve felsefeyle iç içeyiz, sadece bunu farkında olarak veya olmayarak yaşıyoruz, bu sorduğun sorular çok yerinde, çünkü felsefe tam da bu noktada devreye giriyor, bilimin sınırlarını zorlayan, akıl yürütmenin ötesine geçen, varlığın en derin sırlarını sorgulayan bir alan, ve metafizik de bu sorgulamanın en önemli ve en karmaşık kollarından biri, yani demem o ki, evet, metafizik felsefedir, hem de felsefenin en temel ve en heyecan verici alanlarından biridir, çünkü insanı en temel sorularla yüzleştirir, ve bu soruların peşinden gitmek de zaten felsefenin kendisidir, yani sen bu bardak meselesini düşünürken veya büyükanneni özlerken aslında felsefenin tam ortasındasın, ve bu çok güzel bir şey, çünkü felsefe, hayatı daha derin anlamamızı sağlıyor, bu soruları sormak bile bir erdemdir aslında, çünkü bu soruları sormayan insan, hayatın sadece görünen kısmıyla yetinir, ama sen daha fazlasını sorguluyorsun, ve bu da seni felsefenin o büyülü dünyasına çekiyor, ve orada da metafizik gibi konularla karşılaşıyorsun, ki bu da aslında felsefenin kendisidir, yani birbirine sıkı sıkıya bağlılar, ayrılmaz bir bütün gibiler, ve senin sorduğun bu soru aslında bu bütünlüğün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor, çünkü bu tür sorular sormak, insanı düşündüren, sorgulatan, hatta bazen de uykusuz bırakan şeylerdir, ama işte tam da bu yüzden felsefe bu kadar değerli, çünkü bizi biz yapan, bizi düşündüren, varoluşumuzun anlamını sorgulatan şey tam olarak budur, yani evet, metafizik felsefedir, ve sen bu soruları sorduğun sürece felsefenin içindesin demektir, ve bu da inanılmaz derecede heyecan verici bir yolculuktur, yani aslında bu sorduğun soru, felsefenin kendisiyle ilgili bir soru, ve bu soruya cevap ararken aslında felsefe yapmış oluyorsun, ve bu döngü de felsefenin en güzel yanlarından biri, çünkü sürekli yeni sorular, yeni cevaplar, yeni keşifler demektir, yani demem o ki, bu metafizik konusu, senin de dediğin gibi, insanı gerçekten düşünmeye sevk eden bir konu, ve bu düşünme süreci de felsefenin ta kendisi, yani bu konuyla bu kadar ilgilenmen bile aslında ne kadar felsefi bir ruha sahip olduğunu gösteriyor, ve bu da çok güzel bir şey, çünkü felsefe, hayatı daha dolu dolu yaşamamızı sağlıyor, daha anlamlı hale getiriyor, ve işte metafizik de bu anlamı arayışın bir parçası.

 

vay be, ne kadar detaylı anlatmışsın! "tek bir cümleyle falan açıklamak mümkün değil" demiştin ama bayağı da açmışsın konuyu. özellikle o kahve bardağı örneği ve büyükannemi kaybettikten sonraki hislerimle ilişkilendirmen çok hoşuma gitti. gerçekten de o boşluk hissi ve "bir yerlerde mi acaba" düşüncesi tam da metafiziksel bir sorgulama aslında. yani ben de farkında olmadan felsefenin o derin sularında yüzüyormuşum meğer. peki sence, bu kadar derin düşünen insanlar, gündelik hayatın basit sorunlarıyla nasıl başa çıkıyor? yani bir yandan varoluşun sırlarını sorgularken, diğer yandan faturaları ödemek, işe gitmek gibi şeylere nasıl odaklanıyorlar? sanki biraz yorucu gibi geliyor bana bu derinlik.

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı