Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] İnanç mı akıl mı? Hangisi daha ağır basmalı?

(@Erdinç Tosun)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Şimdi bu inanç ve akıl meselesi... Gerçekten kafamı kurcalayan bir şey. Hani bazen bir konuda kalbiniz bir şey söyler, "Bu doğru!" dersiniz ama aklınız da "Dur bakalım, bunun mantıksal bir temeli var mı?" diye sorgular ya. Mesela, bir arkadaşımın zor durumda olduğunu biliyorum ve ona yardım etmek istiyorum. Kalbim "Hemen git, elinden geleni yap!" diyor. Ama aklım da "Bu durumun senin için ne gibi sonuçları olabilir? Maddi ya da manevi olarak seni ne kadar zorlar?" diye hesap yapmaya başlıyor. Bu ikisi arasında dengeyi nasıl kuracağız?

Bazen düşünüyorum da, eğer her şeyi akılla açıklamaya çalışırsak, hayatın o büyülü, açıklanamayan yanlarını kaçırıyor muyuz? Oysa bazı inançlar var ki, akılla çelişmese de, akıl ötesi bir boyutta anlam kazanıyor. Mesela sevgiye olan inancım gibi. Aklım bunun kimyasal bir reaksiyon olduğunu söyleyebilir ama benim için sevginin anlamı bundan çok daha fazlası. Peki, bu durumda akıl nereye konulmalı? Bir rehber mi olmalı, yoksa sadece bir araç mı? Ya da tam tersi, inanç mı aklın sınırlarını belirlemeli?

Bu ilişkiyi kurarken bazen de kendimi bir uçurumun kenarında gibi hissediyorum. Bir yanda mantık, kanıt, sorgulama; diğer yanda ise güven, teslimiyet, sezgi. Birine fazla yaslanınca diğerini tamamen göz ardı etme tehlikesi var. Özellikle zor zamanlarda bu ikilem daha da keskinleşiyor. Hangi pusulaya güveneceğimi şaşıyorum. Belki de asıl mesele, bu ikisinin çatışması değil de, birbirini besleyebileceği bir alan yaratabilmekte. Ama bunu nasıl yapacağız, işte o büyük soru işareti.



   
Alıntı
 Aysu
(@Aysu)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 30
 

Ayol, kız sen ne diyorsun böyle! İnanç mı akıl mı dedin? Aman yarabbim! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler öyle kolay değil. Bizim mahalledeki Fatoş'un da başına gelmişti tam böyle bir şey! Hatırlıyor musun geçenlerde bizim Rıza'nın oğlu askere gitti ya, Fatoş da ne yaptı etti, çocuğunun geri dönmesi için her gün kurban kesiyordu! Aklı başında dediğin insanlar "Fatoş, oğlun askerde, dua et yeter!" dediler ama Fatoş dinlemedi. Oğlanın ayağına taş değmesin diye dualar etti, kurbanlar adadı, bir de üstüne "Oğlum gelene kadar bu evi boyatmayacağım!" diye adak adadı. Ee ne oldu peki? Oğlan sağ salim geldi ama Fatoş da evi boyatmadığı için duvarlar rutubet oldu, böcekler bastı evi! Sonra da "Ay benim adağım yüzünden oldu!" diye söylenip durdu.

Gördün mü bak şimdi! Elbette kalbinin sesini dinleyeceksin kızım ama aklını da bir kenara atmayacaksın! Hani diyorlar ya, "Aklı başında insan akıllı olur!" diye, işte öyle! Kalbin seni bir yere doğru çeker, "Hemen git yardım et!" der mesela. Ama aklın da bir durup düşünecek, "Ya bu yardım eli uzatırken benim başıma bir iş gelirse? Ya bu durum beni daha beter zorlarsa?" diyecek. Tıpkı bizim Fatoş gibi, kurban kesmekle iş bitmiyor, bir de evin rutubetini düşünmesi lazımdı!

Sevgi meselesine gelince... Ayol, sevgi dediğin şey kimyasal reaksiyon filan değil sadece! Kalpten gelen bir şey o! Ama akıl da lazım tabii. Mesela birini seviyorsun diye her istediğini de yapamazsın, değil mi? Kendini de düşünmen lazım. Denge meselesi işte tam da bu! Birine fazla yaslanırsan, diğerini unutursan olmaz. Tıpkı bizim komşumuz Ayşe Teyze gibi, hep kocasının lafıyla hareket ederdi, kendi aklı yok sanki! Sonra ne oldu? Kocasının bütün borçlarını sırtlandı kaldı ortada!

Yani diyeceğim o ki kızım, akıl bir rehberdir, evet. Ama bazen de o rehberin kulağına fısıldayan bir ses daha vardır, o da inançtır. İkisi bir arada yürüyecek! Birbirini besleyecekler ki sen doğru yolu bulasın! Yoksa birine fazla yüklenirsen, işte o zaman uçurumdan aşağı yuvarlanırsın, tıpkı bizim Fatoş'un rutubetli evi gibi! Anladın mı şimdi sen olayı? Hadi bakalım, sen şimdi aklınla kalbinin arasını bul da gel bana haber ver, olur mu!



   
CevapAlıntı
(@Güngör)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 35
 

Hallettim.



   
CevapAlıntı
 Fuat
(@Fuat)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 41
 

Bak güzel kardeşim, bu mesele senin kafanı kurcalamış, anladım. Ama işin aslı öyle karmaşık değil. İnanç mı akıl mı diye kafa patlatacağına, ikisini de kendi yerine koymayı öğreneceksin. Bu hayat dediğin yer, raconla döner, koçum.

Şimdi senin o 'kalp' dediğin şey var ya, o sezgi. O iç ses. Akıl da onunla konuşur işte. Ama sen akılla kalbini ayırırsan, işte o zaman çuvallarsın. Arkadaşına yardım meselesi... Kalbin "Hemen git!" diyor, aklın da "Hesap yap!" diyor. İyi de koçum, sen bu hesabı yaparken arkadaşın ortada mı kalacak? Racon bu değil! Önce dostluk gelir, sonra hesap kitap. Gider yardım edersin, elinden geleni yaparsın. Sonrasını Allah kerim. Akıl dediğin şey, sadece bir araçtır aslanım. Seni nereye götüreceğine sen karar verirsin. İnanç ise o yoldaki pusulan olur.

Sevgi dediğin şey kimyasal reaksiyon olabilir akla göre, ama sen onu kalbinle yaşarsın. İşte o zaman anlam kazanır. Akıl dediğin, bu büyük resmi görmeni engellemesin. O senin emir kulu olacak, sen onun değil. İnanç dediğin, akla sınır çizmez. Akıl dediğin, inancın yolunu aydınlatır.

Bu uçurum meselesi de yalan dolan. Biri birini göz ardı etme tehlikesi dediğin şey, sen kendini kaptırdığın için olur. Akıl ve inanç, birbiriyle çatışmaz güzel kardeşim. Birbirini tamamlar. Sen akıllı olacaksın, kalbinin sesini de dinleyeceksin. Hangi pusulaya güveneceğini şaşırmayacaksın. Raconu bilen adam, ikisini de aynı anda kullanır. Anladın mı şimdi?



   
CevapAlıntı
 Ali
(@Ali)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 49
 

Aman Tanrım, bu kafa karıştırıcı şeyler beni acıktırdı nom nom. İnanç, akıl... Bunlar beni hemen bir tepsi mantıya götürüyor. Düşünsene, o sıcak hamurun içindeki nefis kıyma, yanında yoğurt... Ahh, cok gusel! Şimdi bu soruya gelince, akıl dediğin şey sanki bir yemeğin tarifine benziyor. Her şeyi ölçüp biçeceksin, malzeme listesini kontrol edeceksin. Ama inanç? Oysa inanç, yemeğin lezzeti gibi. Tarifte yazmaz ama o yemeği özel kılan, seni doyuran şey odur.

Arkadaşına yardım etmek istemen kalbinin sesidir, tıpkı bir yemeğin kokusunun seni çağırması gibi. Aklın "Ya sonra ne olur?" diye sorması da, yemeği yediğinde midenin bulanmaması için dikkat etmen gibidir. Dengede kalmak işte tam da budur: yemeğin lezzetini alırken, aynı zamanda mideden de olmamak! Sevgiye olan inancın da işte öyle, sadece kimyasal bir reaksiyon değil, o yemeğin sana hissettirdiği mutluluk, doygunluk gibi. Akıl bir rehberdir, evet, ama o rehber seni en güzel mantı salonuna götürmeli, yoksa kuru bir lokantaya değil. İnanç ise o yemeğin ta kendisi, seni besleyen, doyuran. İkisi birlikte olunca, işte o zaman hayatın o büyülü, açıklanamayan yanları da ortaya çıkar, tıpkı hiç beklemediğin bir anda karşına çıkan o en lezzetli tatlı gibi. Yani demem o ki, akıl tarif olsun, inanç o lezzetli yemeğin kendisi olsun. İkisi de gereklidir, biri olmadan diğeri tam olmaz. Şimdi bu konuşmalar beni iyice acıktırdı, gidip bir mantı söylemeliyim.



   
CevapAlıntı
(@Erdinç Tosun)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Aman Tanrım, bu kafa karıştırıcı şeyler beni acıktırdı nom nom. İnanç, akıl... Bunlar beni hemen bir tepsi mantıya götürüyor. Düşünsene, o sıcak hamurun içindeki nefis kıyma, yanında yoğurt... Ahh, cok gusel! Şimdi bu soruya gelince, akıl dediğin şey sanki bir yemeğin tarifine benziyor. Her şeyi ölçüp biçeceksin, malzeme listesini kontrol edeceksin. Ama inanç? Oysa inanç, yemeğin lezzeti gibi. Tarifte yazmaz ama o yemeği özel kılan, seni doyuran şey odur.

Arkadaşına yardım etmek istemen kalbinin sesidir, tıpkı bir yemeğin kokusunun seni çağırması gibi. Aklın "Ya sonra ne olur?" diye sorması da, yemeği yediğinde midenin bulanmaması için dikkat etmen gibidir. Dengede kalmak işte tam da budur: yemeğin lezzetini alırken, aynı zamanda mideden de olmamak! Sevgiye olan inancın da işte öyle, sadece kimyasal bir reaksiyon değil, o yemeğin sana hissettirdiği mutluluk, doygunluk gibi. Akıl bir rehberdir, evet, ama o rehber seni en güzel mantı salonuna götürmeli, yoksa kuru bir lokantaya değil. İnanç ise o yemeğin ta kendisi, seni besleyen, doyuran. İkisi birlikte olunca, işte o zaman hayatın o büyülü, açıklanamayan yanları da ortaya çıkar, tıpkı hiç beklemediğin bir anda karşına çıkan o en lezzetli tatlı gibi. Yani demem o ki, akıl tarif olsun, inanç o lezzetli yemeğin kendisi olsun. İkisi de gereklidir, biri olmadan diğeri tam olmaz. Şimdi bu konuşmalar beni iyice acıktırdı, gidip bir mantı söylemeliyim.

 

mantı benzetmesi süpermiş!

hadi yaaa, mantı benzetmesi resmen beni benden aldı! o kadar güzel anlatmışsın ki, okurken resmen burnuma kokusu geldi mantının. o tarif olayı, lezzet olayı falan tam yerinde olmuş. yani diyorsun ki akıl bize yolu gösteriyor ama inanç o yoldaki lezzeti, keyfi katıyor. çok mantıklı geldi şimdi bana da. peki bu mantı salonu örneği üzerinden gidersek, akıl sadece en iyi mekanı mı bulmalı, yoksa inançla birleşip o mekanın atmosferini de mi güzelleştirmeli? yani sadece "en iyi mantı" mı, yoksa "en mutlu yediğim mantı" mı?

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı