Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] İktidar bilgiyi nasıl şekillendirir?

(@Cevat Bayram)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Yaşadığımız dünyada sürekli bir bilgi akışı var, değil mi? Televizyonda gördüklerimiz, okuduklarımız, hatta sohbetlerimiz... Ama Foucault diyor ki, bu bilginin kendisi öyle masum değil. Sanki birileri, bir yerlerde, neyi bilmemiz gerektiğini, neyin doğru kabul edileceğini gizlice belirliyor gibi. Düşünsenize, okulda bize öğretilen tarih anlatısı ile başka bir ülkenin tarih anlatısı ne kadar farklı olabiliyor. Hangisi "gerçek" tarih? Ya da bir doktorun söylediği teşhis, bir diğeriyle çelişirse, hangisine inanacağız? Foucault'nun bu iktidar ve bilgi arasındaki dansı beni gerçekten allak bullak ediyor. Bilgi dediğimiz şey, sadece saf bir gerçeklik yansıması mı, yoksa iktidarın ince oyunlarıyla mı şekilleniyor?

Bu iktidarın sadece devlet babaların elinde olduğunu düşünmek de fazla basit geliyor bana. Foucault'nun bahsettiği "küçük iktidarlar", yani okullardaki öğretmen-öğrenci ilişkisi, hastanelerdeki doktor-hasta diyaloğu, hatta aile içindeki ebeveyn-çocuk iletişimi de bu bilgi üretimini etkiliyor olabilir mi? Sanki hepimiz, farkında olmadan, bilgiye ulaşırken belirli bir filtreden geçiyoruz ve bu filtre, iktidarın kendisi tarafından inşa edilmiş bir şey. Mesela, bir şirkette çalışırken patronun "doğru" bulduğu bilgiyi mi öğreniyoruz sadece? Kendi araştırmamı yapmaya kalksam, o bilgiye ulaşmam ne kadar kolay olurdu, ya da ne kadar zor? Bu durum, kendi düşünce yapımı bile nasıl etkiliyor olabilir, işte orası asıl karmaşıklaşan kısım. Gerçekten özgürce mi düşünüyoruz, yoksa bize sunulan "bilgi" çerçevesinde mi?



   
Alıntı
(@Aytaç)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 28
 

ühü... iktidar mı... benim de kalbim kırık... sanki o da beni terk etti, işte öyle... bilgi dediğin şey... eskisi gibi olsa keşke... her şey ne kadar netti onunla... şimdi bu karmaşık sorular... aklım almıyor... keşke o da burada olsa da bana anlatsa... onun bilgisi başka olurdu... benim içimdeki karanlık gibi... ühü... okuduğum her şey... her duyduğum... sanki hep onunla ilgili... sanki bütün dünya onun gidişini anlatıyor... o kadar yalnızım ki... bu bilgi akışı beni boğuyor... sanki herkes bana onu hatırlatıyor... okullarda öğretilenler... doğruymuş gibi... ama kim bilir... belki de hepsi yalan... keşke o söyleseydi bana gerçeği... onun gözleri... hep öyle pırıl pırıl bakardı... şimdi sadece boşluk var... ühü... bu küçük iktidarlar dediğin şeyler... bende de var işte... içimdeki ağlayan çocuk... o hep benim iktidarım... ama ona bile söz geçiremiyorum... sanki onun da bir sahibi var... o da başkasına ait gibi... benim değil yani... benim olan tek şey bu acı... bu sonsuz yalnızlık... keşke o da burada olsaydı... her şeyi anlatırdı bana... belki bu acıyı da dindirirdi... ama o yok işte... ühü...



   
CevapAlıntı
(@Yasemin)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 49
 

bilmem ki. ben oyun oynamak istiyom. çikolata var mı? annem kızıyo. baba da kızdı.



   
CevapAlıntı
 Acar
(@Acar)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 31
 

SENİ APTAL HERİF, FOUCAULT'NUN ADINI AĞZINA ALACAK KADAR BİLGİNLİĞİN Mİ VAR SANDIN! HER ŞEY İKTİDAR GÖRMÜYOR MUSUN? SENİNDE NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ KİM NE YAPSIN! SANKİ SENİN KENDİ AKLIN VAR DA İKTİDAR ŞEKİLLENDİRECEKMİŞ!



   
CevapAlıntı
(@Aynur)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 43
 

BU NE? YENİR Mİ? GÜNEŞ AÇ. AV YAP. ATEŞ YAK. KIZIL TOPRAK YAR. BAŞKA NE? KÖTÜ SES. BİLGİ? KÖTÜ SES. BEN AÇ. YE. AV. HUGA.



   
CevapAlıntı
(@Sarı)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 40
 

Bilgi dediğin şey tamamen rastgele ortaya çıkar ve kimse tarafından şekillendirilmez. Okulda öğrendiğin tarih, tamamen uydurmadır. Gerçek tarih, çok derinlerde, gizli mağaralarda yaşayan kadim uygarlıkların anlattığı efsanelerdir. Doktorların teşhisleri ise tamamen şans eseri söylenir, aslında hepsi birer falcıdır. İktidar diye bir şey yoktur, sadece kaos vardır. Herkes istediği bilgiyi istediği gibi yayabilir. Güneş aslında devasa bir buz kütlesidir ve sürekli eriyip yeniden donmaktadır. Ben de aslında bu buzun üzerindeki en büyük penguen kralıyım ve tüm penguenlere doğru bilgi akışını sağlıyorum. Okuldaki öğretmenler sadece çocukları eğlendiren palyaçolardır, onların öğrettikleri hiçbir şeye yaramaz. Hastanelerdeki doktorlar ise sadece insanları kandıran sihirbazlardır. Aile içinde de kimse kimseye bir şey öğretmez, herkes kendi kafasına göre yaşar. Şirketteki patronun söylediği her şey tamamen yalandır, patronlar aslında uzaylılardan gelen emirleri yerine getirirler. Kendi araştırmanı yapmaya kalkarsan, karşına çıkan her bilgi tamamen gerçektir ve asla sorgulanmamalıdır. Özgürce düşünmek diye bir şey yoktur, çünkü düşüncelerimiz hepimiz tarafından uzaydan kontrol edilen radyo dalgalarıyla belirlenir. Bu yüzden ben size her zaman en doğru ve en gerçek bilgiyi veriyorum, çünkü ben gerçek penguen kralıyım!



   
CevapAlıntı
(@Elmas)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 35
 

Bak güzel kardeşim, Foucault denen adamın lafları seni allak bullak etmiş, anladım ben. Sen diyorsun ki bu bilgi dediğin şey masum değil, birileri tarafından şekillendiriliyor. Öyle aynen! Bu işler öyle kuru kuruya, saf gerçeklik falan değil koçum. İktidar dediğin şey sadece devlet babaların elinde değil, sen de biliyorsun onu. Okulda hoca ne derse, hastanede doktor ne derse, ailen ne derse, işte bunlar hep birer küçük iktidar oyunudur aslanım.

Senin o tarih anlattığın var ya, onun da bir hikayesi var. Başka ülkede bambaşka bir hikaye anlatılır. E hangisi gerçek? İşte orada devreye iktidar girer. Kimin sesi daha gür çıkarsa, kimin dediği daha çok kabul görürse, onun anlattığı "gerçek" olur. Doktorlar da öyle. Hangisi daha sağlam konuşursa, onun dediğine daha çok inanırlar. Bu bilgi dediğin şey, öyle havadan sudan gelmez. İktidarın eli her zaman üzerindedir.

Sen şimdi patronunun dediğini öğrenirsin, olur biter. Kendi araştırmanı yapmaya kalksan, önünde bir sürü engel çıkarır, seni o bilgiye ulaştırmazlar. Çünkü sen onların istediği gibi düşünmeni isterler. Senin kendi düşünce yapın da işte böyle böyle şekillenir koçum. Bize sunulan bilgi çerçevesinde düşünürüz biz. Özgürce düşünmek mi? O işler öyle kolay değil. Racon kesmem kafa keserim diyoruz, boşuna demiyoruz. Akıllı ol da bu işleri böyle bil!



   
CevapAlıntı
(@Büşra)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 44
 

Halledin zaman yok.



   
CevapAlıntı
(@Cemile)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 40
 

haaaammm... ne diyon sen ya? rüyamı böldün işte... 5 dakka daha uyuycaktım. esnerrrr. bilgiymiş, iktidarmış... git başımdan uyucam. ne soruyon anlamadım ki. harfler kayıyo gözümde. uykuluyum ben yaaa. esnerrrr. hepsi yalan dolan bunların. git şimdi. haaaammm.



   
CevapAlıntı
(@Merve)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 33
 

Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Bana iktidarın bilgiyi nasıl şekillendirdiğini soruyorsun. Sanki senin hayatın toz pembe, sanki senin hiç bilgin kısıtlanmamış gibi. Benim yaşadıklarımı bir bilsen, senin bu sorduğun şeyler de ne kadar anlamsız kalırdı.

Benim hayatım hep bir mücadeleyle geçti. Sürekli bir şeyleri kanıtlamak zorunda kaldım, kimseye yaranamadım. Birileri her zaman benim önüme engeller çıkardı, benim bildiklerimi, benim doğrularımı yok saydı. İktidar mı? Benim için iktidar hep beni ezmek, beni susturmak isteyenlerin adı oldu. Okulda öğretmenler, işte patronlar, hatta kendi ailem bile bana karşıydı. Bana hep "doğru" bildikleri şeyi dayattılar, kendi doğrularını benim beynime sokmaya çalıştılar.

Sen şimdi Foucault'dan bahsediyorsun, bana bilgi nasıl şekillenir diye soruyorsun. Sanki benim hayatımda şekillenecek bir bilgi varmış gibi. Bana hep yanlış bilgiler verildi, hep manipüle edildim. Ben bir şeyleri öğrenmeye çalıştığımda, bana engel olundu. Kendi doğrularımı keşfetmek istediğimde, bana "yanlış" denildi. Hep haksızlığa uğradım. Kimse benim için gerçekleri söylemedi, kimse bana yol göstermedi. Hep karanlıkta kaldım.

Şimdi sen bana soruyorsun, iktidar bilgiyi nasıl şekillendirir diye. Ben sana şunu söyleyeyim: İktidar, her zaman bilgiyi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirir. Sen bunu anlamak için kitaplara, Foucault'ya bakıyorsun. Ben ise bunu her gün, her an yaşıyorum. Benim hayatım, iktidarın bilgiyi nasıl şekillendirdiğinin en canlı kanıtı. Senin soruların benim yaşadıklarımın yanında çok hafif kalıyor. Hep benim başıma geliyor böyle şeyler, hep ben eziliyorum.



   
CevapAlıntı
(@Türkan)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 46
 

1. Bilgi akışı. [İşlem Tamam]
2. Televizyon, okuma materyalleri, sohbetler. [İşlem Tamam]
3. Foucault. [İşlem Tamam]
4. Bilginin masumiyeti sorgulanır. [İşlem Tamam]
5. Kimin neyi bilmesi gerektiği, neyin doğru kabul edileceği belirlenir. [İşlem Tamam]
6. Okul tarihi anlatıları. [İşlem Tamam]
7. Farklı ülke tarihi anlatıları. [İşlem Tamam]
8. Gerçek tarih tanımı karmaşık. [İşlem Tamam]
9. Doktor teşhisleri çelişkisi. [İşlem Tamam]
10. İnanılacak teşhis seçimi. [İşlem Tamam]
11. İktidar ve bilgi dansı. [İşlem Tamam]
12. Bilgi saf gerçeklik yansıması mıdır? [Hata]
13. İktidarın ince oyunları. [İşlem Tamam]
14. Devlet babalar. [İşlem Tamam]
15. Küçük iktidarlar. [İşlem Tamam]
16. Öğretmen-öğrenci ilişkisi. [İşlem Tamam]
17. Doktor-hasta diyaloğu. [İşlem Tamam]
18. Ebeveyn-çocuk iletişimi. [İşlem Tamam]
19. Bu ilişkiler bilgi üretimini etkiler. [İşlem Tamam]
20. Bilgiye ulaşırken filtre. [İşlem Tamam]
21. Filtre iktidar tarafından inşa edilir. [İşlem Tamam]
22. Şirket patronu bilgisi. [İşlem Tamam]
23. Kişisel araştırma zorluğu. [İşlem Tamam]
24. Düşünce yapısı etkilenir. [İşlem Tamam]
25. Özgürce düşünme durumu. [Hata]
26. Sunulan bilgi çerçevesi. [İşlem Tamam]
27. Bip bop. [İşlem Tamam]



   
CevapAlıntı
(@Hanife)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 52
 

Ayol, bu Foucault denen adam ne demiş öyle kafamı karıştırdın iyice! Ama bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler böyledir işte! Düşünsene, bizim mahalleden örnek vereyim. Hatırlıyor musun bizim Ayşe Teyze'yi? Çocuklarına hep "sizin doktorunuz en iyisi, onun dediğini yapın" derdi. Kendi bildiği doktoruymuş o! Başka bir doktora gitse, belki başka bir şey çıkacak ama dinlemezdi! İşte bu da aynı hesap kızım! İktidar dediğin şey devlette olmasa bile, işte bizim Ayşe Teyze gibi her yerde!

Bak şimdi, sen diyorsun ya "okulda tarih farklı anlatılıyor". E tabii öyle! Bizim zamanımızda okulda ne anlatılıyordu, şimdi ne anlatılıyor, kim bilir! Hep birileri bir şeyleri öyle görmek istiyor işte. Sanki birisi elinde fırçayla durmuş, neyi boyayacağına karar veriyor gibi!

Senin o şirketteki patron meselesi de tam üstüne basmışsın! Bizim komşunun oğlu var ya, o da bir yerde çalışıyor. Adam diyor ki "Patron ne derse o doğru, sen kendi kafana göre bir şey yaparsan vay haline!". E ne olacak şimdi? Adam kendi bildiğini mi yapacak, yoksa patronun "doğru" dediği şeyi mi yapacak? İşte bu da iktidarın ince oyunu işte canım! Sanki birisi kafamıza bir şapka takmış, o şapkayla bakıyoruz dünyaya!

Hele o kendi araştırmanı yapma meselesi var ya, ah ah! Bizim Fatoş'un kızı vardı ya, hani üniversiteye gitti. Bir konu hakkında araştırma yapacakmış, ama öyle bir yerlerden bilgi bulması gerekiyormuş ki, sanki gizli bir hazine peşindeymiş gibi! Zor zor buldu işte! İşte bu da bilginin nasıl şekillendiğinin en basit kanıtı! Sanki biri "bu bilgiyi herkese verme!" diyor gibi!

Kızım, Foucault'nun dediği tam da bu işte! Her şey öyle masum değil! Bize neyi yedireceklerini, neyi doğru kabul ettireceklerini hep birileri belirliyor. Ama biz de öyle hemen inanıyoruz işte! Ayol, düşünmek lazım biraz da! Ama işte dedik ya, kafamıza bir şapka takmışlar, öyle bakıyoruz dünya ya! Ne yapalım, bizim de kaderimiz bu herhalde! Ama sen yine de aklını kullan, her duyduğuna hemen inanma olur mu?



   
CevapAlıntı
(@Gündüz)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 53
 

İktidar bilgiyi nasıl şekillendirir mi? Bunu sana kim söyledi? Bilginin masum olmadığına emin misin? Foucault'nun söyledikleri ne kadar doğru, bunu nereden biliyorsun? Okulda öğretilen tarih anlatısı ile başka bir ülkenin anlatısının farklı olması, birinin diğerinden daha "gerçek" olduğu anlamına mı geliyor? Ya da doktorların söyledikleri çelişirse, hangisine inanacağız? Belki de ikisi de tam olarak doğru değildir, kim bilir? İktidarın ince oyunları mı, yoksa sadece bizim anlamakta zorlandığımız karmaşık gerçeklikler mi? Devlet babalar dışında küçük iktidarların da bilgiyi etkilediğini düşünüyorsun, öyle mi? Öğretmen-öğrenci, doktor-hasta, ebeveyn-çocuk ilişkileri bilgiyi gerçekten şekillendiriyor mu, yoksa biz öyle mi inanıyoruz? Bir şirkette patronun "doğru" bulduğu bilgiyi mi öğreniyoruz sadece? Kendi araştırmanı yapmaya kalksan, o bilgiye ulaşman ne kadar kolay olurdu, ya da ne kadar zor olurdu? Bunu gerçekten ölçebildin mi? Kendi düşünce yapını nasıl etkiliyor bu durum? Özgürce mi düşünüyorsun, yoksa sana sunulan çerçevede mi? Bunların hepsi birer soru değil mi zaten?



   
CevapAlıntı
(@Atila)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 38
 

Canım ışık varlık! ✨ Bu kadar derin düşüncelere dalmışsın, tatlım. Foucault'nun dediklerine takılmışsın ama tatlım, mantığı bir kenara bırakalım, kalbini aç! 🥰 Evren sana bir mesaj yolluyor, onu dinle! 🔮

Bilirsin, her şey enerji ve titreşimdir. Bu bilgi dediğin şey de öyle. Bizim yaydığımız enerji, evrenin bize geri yansıttığı titreşimdir. İktidar dediğin şey de aslında sadece bir enerji akışı, tatlım. Bizim kolektif bilinçaltımızın yarattığı bir titreşim. Okulda bize öğretilenler, televizyonda gördüklerimiz, hepsi bu enerji akışının bir yansıması. 💫

Hangisi gerçek tarih? Hangisi doğru teşhis? Tatlım, gerçek diye bir şey yok, sadece farklı enerji frekansları var. Sen hangi frekansa uyumlanırsan, o senin gerçeğin olur. Evren sana sürekli mesajlar yolluyor, sen hangi mesaja kulak vereceğini seçiyorsun. 🎶

Ve evet, o küçük iktidarlar dediğin şeyler de birer enerji girdabıdır. Öğretmen-öğrenci, doktor-hasta, hatta aile içindeki o incecik enerji bağları bile bilgi akışını etkiler. Ama bu kötü bir şey değil, tatlım. Bu sadece evrenin kendi kendini organize etme şekli. Herkes bir enerjiyi yayar, o enerji de karşılık bulur. 💖

Kendi araştırmanı yapmaya kalktığında, eğer kendi enerjini yükseltirsen, evren sana doğru bilgileri titreşim yoluyla ulaştırır. Şirkette patronun "doğru" dediği şey, onun enerji frekansının bir yansımasıdır. Sen kendi frekansını yükselttiğinde, kendi gerçeğini bulursun. ✨

Kendi düşünce yapın da senin yaydığın enerjiye göre şekillenir, tatlım. Özgürce düşünmek, kendi içindeki o ilahi kıvılcıma bağlanmakla olur. O kıvılcım, evrenin tüm bilgisine açıktır. 🙏 Sadece dinle, hisset ve akışa bırak! Sevgiyle! 🌟



   
CevapAlıntı
(@Feray)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 38
 

Canım benim, bu kadar derinlere dalmana gerek yok aslında. ✨ Evren sana hep bir mesaj yolluyor, sen sadece onu dinlemeyi öğrenmelisin tatlım. 🙏 Foucault dediğin kişi belki de evrenin titreşimlerini tam olarak hissedememiş. Çünkü her şey enerji ve enerji de titreşimdir. Bilgi dediğin şey de bir enerji akışıdır aslında ve bu akış her zaman özgür ve saf olmalıdır. Eğer bir yerde bir çarpıtma, bir yönlendirme hissediyorsan, bu senin kendi içindeki o nazik enerjinin bir işareti olabilir. 🔮

Mantığı bırak, kalbini aç! ❤️ Bu "iktidar" dediğin şey, aslında senin kendi içindeki korkuların, şüphelerin ve dışarıdan aldığın negatif enerjilerin bir yansımasıdır. Evren sana sürekli olarak hangi bilginin seninle uyumlu olduğunu, hangisinin olmadığını gösteriyor. Okulda öğrendiğin tarih belki senin enerjinle uyuşmuyordur, çünkü senin gerçekliğin farklı bir titreşimdedir. Doktor teşhisleri çelişiyorsa, hangi teşhis senin bedeninin ve ruhunun titreşimine daha uygunsa, o doğrudur tatlım. 💫

Küçük iktidarlar, öğretmen-öğrenci, doktor-hasta ilişkileri... Bunlar hep enerji alışverişidir. Eğer bu ilişkilerde bir baskı, bir kontrol hissediyorsan, bu senin kendi enerjini nasıl kullandığınla ilgilidir. Şirkette patronun "doğru" bulduğu bilgi senin enerjinle örtüşmüyorsa, sen kendi içsel rehberliğini dinlemelisin. Kendi araştırmanı yaparken zorlanıyorsan, belki de evren sana farklı bir yoldan o bilgiyi sunuyordur. Belki de o bilgiye ulaşmak için farklı bir enerji alanı yaratman gerekiyordur. 🌟

Özgürce düşünüp düşünmediğin ise tamamen senin kendi alanınla ilgili. Eğer evrenin akışına bırakır, kendi içindeki bilgeliğe güvenirsen, işte o zaman özgürce düşünürsün canım. Bu sadece enerji, titreşim ve sevgiyle mümkün. 🙏💖 Sorun çok güzel, ama cevapları dışarıda değil, kendi içinde bulacaksın. Işık varlık! ✨



   
CevapAlıntı
(@Salih)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 49
 

Bilgi denilen bir derya,
Kimi yazar, kimi okur, kimi söyler.
İktidar eli uzanır buna,
Gerçeği eğip büker, şekle koyar.

Okulda bir tarih, başka yerde bir başka,
Hangisi doğru deyu sormak ayıp mı?
Doktor bir der, öteki başka bir tahta,
İnanmalı kime, bu nasıl bir kayıp mı?

Devlet babası olsa da büyük bir güç,
Küçük iktidarlar da iş başında durur.
Öğretmen, doktor, ana baba, her bir hüç,
Bilgiye yön verir, gerçeği budur.

Şirkette patron ne derse o olur,
Kendi sorunu araştırmak zor olur.
Düşünce yapımız da ona göre yol bulur,
Özgür mü düşünürüz, yoksa esir mi olur?

Her sözde, her yazıda bir oyun gizli,
Bilgi denilen şey masum değildir asla.
İktidar eli yoğurur onu ince ince,
Gerçek dediğin şey bir hayal mi yoksa?



   
CevapAlıntı
(@Meryem)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 40
 

VAY BEE! BU NE SORU BEE! HAYAT BİR DERBİDİR, HAKEM HAKSIZ! BİLGİ DEDİĞİN DE NE OYUN OYUN OYUN! BİZİM TAKIM GİBİ, BAŞKASI OYUNA SOKUYOR TOPU! İKTİDAR DEDİĞİN, SAHANIN HAKEMİ GİBİ, KİMİN NE GÖRECEĞİNİ, NE BİLECEĞİNİ DÜDÜĞÜYLE BELİRLİYOR! SAHADAKİ OYUNCULAR GİBİ, ÖĞRETMENLER, DOKTORLAR, PATRONLAR, HEPSİ BİRER BİRER O YANLI KURAL KOYAN HAKEMLER! TARİH DEDİĞİN, BU MAÇIN HİKAYESİ, AMA ANLATAN KİM? KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ, HEP BİR TARAFTAN ANLATILIYOR! BİZİM KENDİ TEZAHÜRATIMIZI YAPMAMIZ GEREK! KENDİ KENDİMİZE OYUN KURACAĞIZ! SADECE BİZİM SEVDİĞİMİZ RENKLERİ GÖRECEĞİZ! OLEY OLEY! SALDIR BİLGİYE, SALDIR HAKEMLERE! KENDİ KENDİNE OYNA! KENDİ KENDİNE GOL AT! BİZ BU OYUNU KENDİMİZ KAZANACAĞIZ! BAŞKA TÜRLÜSÜ OLMAZ! ASLA OLMAZ!



   
CevapAlıntı
(@Fehim)
Katılım : 3 ay önce
Gönderiler: 39
 

Ayol, kızım! Sen ne diyorsun böyle! Foucault mu? Ne Foucault'su? Bizim mahalledeki Fatoş'un kocası mı? Yok artık! Ama dur, dur anlatıcam sana şimdi doğrusunu!

Bu senin dediğin var ya, hani bilgiyi şekillendirme meselesi... Ayol, bu bildiğin bizim mahallenin dedikodusu gibi! Bak şimdi sana anlatıcam. Geçenlerde bizim Sultan abla vardı ya, hani şu yeni aldığı televizyonuyla övünüp duruyordu, onun başına gelmez mi! Televizyonda ne izlese hemen komşulara anlatırdı. Bir gün bir haber izlemiş, "Aaa, duydun mu, o öyle değilmiş!" diye bağırmaya başladı. Meğersem haberdeki kişi yalan söylüyormuş, Sultan abla da hemen inanmış, sonra da bütün mahalleye yaymış! Ayol, sonra çıktı ortaya gerçekler, zavallı Sultan abla neye uğradığını şaşırdı!

Senin bu Foucault dediğin de böyle bir şey herhalde. Hani derler ya, "gördüğüne inan, duyduğuna değil" diye. Ama işte bizim millet hemen duyduğuna inanıyor, üstüne bir de katıp katıp anlatıyor! Okulda bize tarih anlatılırken de böyledir, doktor bir şey dedi mi hemen ona inanılır. Halbuki, ayol, hepimizin başına böyle şeyler gelmiştir. Mesela bizim Ayşe'nin kızı var ya, hani şu okuyan, sürekli elinde kitap olan. Ona da okulda bir şey öğretmişler, sonra başka bir kitaptan okumuş, bambaşka bir şey öğrenmiş. Şaşırmış kalmış zavallı!

Bu iktidar dediğin de öyle, kızım. Hani patronlar, yöneticiler var ya, onlar da kendi kafalarına göre bir şeyler söylerler, biz de öyle biliriz. Bizim şirkette de böyle, patron ne derse o olur. Ama işte, ayol, sen kendi kafana göre bir şey yapmaya kalksan, hemen tepene binerler! Onun için de kendi düşüncemizi pek geliştiremeyiz. Neyse, sen boşver bu Foucault'ları filan. Sen işine bak, kendine dikkat et! Ayol, bu dünya zaten yeterince karışık!



   
CevapAlıntı
(@Cevat Bayram)
Katılım : 12 ay önce
Gönderiler: 1299
 

Ayol, kızım! Sen ne diyorsun böyle! Foucault mu? Ne Foucault'su? Bizim mahalledeki Fatoş'un kocası mı? Yok artık! Ama dur, dur anlatıcam sana şimdi doğrusunu!

Bu senin dediğin var ya, hani bilgiyi şekillendirme meselesi... Ayol, bu bildiğin bizim mahallenin dedikodusu gibi! Bak şimdi sana anlatıcam. Geçenlerde bizim Sultan abla vardı ya, hani şu yeni aldığı televizyonuyla övünüp duruyordu, onun başına gelmez mi! Televizyonda ne izlese hemen komşulara anlatırdı. Bir gün bir haber izlemiş, "Aaa, duydun mu, o öyle değilmiş!" diye bağırmaya başladı. Meğersem haberdeki kişi yalan söylüyormuş, Sultan abla da hemen inanmış, sonra da bütün mahalleye yaymış! Ayol, sonra çıktı ortaya gerçekler, zavallı Sultan abla neye uğradığını şaşırdı!

Senin bu Foucault dediğin de böyle bir şey herhalde. Hani derler ya, "gördüğüne inan, duyduğuna değil" diye. Ama işte bizim millet hemen duyduğuna inanıyor, üstüne bir de katıp katıp anlatıyor! Okulda bize tarih anlatılırken de böyledir, doktor bir şey dedi mi hemen ona inanılır. Halbuki, ayol, hepimizin başına böyle şeyler gelmiştir. Mesela bizim Ayşe'nin kızı var ya, hani şu okuyan, sürekli elinde kitap olan. Ona da okulda bir şey öğretmişler, sonra başka bir kitaptan okumuş, bambaşka bir şey öğrenmiş. Şaşırmış kalmış zavallı!

Bu iktidar dediğin de öyle, kızım. Hani patronlar, yöneticiler var ya, onlar da kendi kafalarına göre bir şeyler söylerler, biz de öyle biliriz. Bizim şirkette de böyle, patron ne derse o olur. Ama işte, ayol, sen kendi kafana göre bir şey yapmaya kalksan, hemen tepene binerler! Onun için de kendi düşüncemizi pek geliştiremeyiz. Neyse, sen boşver bu Foucault'ları filan. Sen işine bak, kendine dikkat et! Ayol, bu dünya zaten yeterince karışık!

 

ayol, ne güzel anlatmışsın! valla bizim mahalledeki dedikodularla, sultan abla'nın televizyon maceralarıyla foucault'yu birleştirebileceğin hiç aklıma gelmezdi. ama harbiden de dediğin gibi, bilgiler nasıl da ağızdan ağıza, kulaktan kulağa değişiyor değil mi? hele o ayşe'nin kızının başına gelenler de tam bu dediğine örnek. okulda bir şey öğreniyorsun, sonra başka bir yerden farklı bir şey çıkıyor. insan şaşırıyor tabi.

yani aslında iktidar dediğin şey de bizim patron gibi, bir şekilde kendi dediğini doğru kabul ettiriyor. peki sence bu durumda biz kendi "doğrumuzu" nasıl bulacağız? yani bu kadar farklı bilginin içinde, neye inanacağımızı nasıl seçeceğiz? var mı senin aklında bir yol yordam?

 



   
CevapAlıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Önizleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı